Harun Yahya

Sohbetler (24 Temmuz 2017; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Hoş Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Başlayalım.

KARTAL GÖKTAN: Siirt’te Baykan İlçesi’nde seyir halinde olan bir sivil aracın içerisinde bulunan askerlere uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi. Teröristlerin saldırısı sonucu araçta bulunan askerlerimizden 1’i şehit olurken 1 uzman çavuşumuz ve 1 güvenlik korucumuz olmak üzere 2 kişi yaralandı. Şehidimiz Jandarma Astsubay Üstçavuş Yakup Akdağ.

ADNAN OKTAR: Allah gani gani rahmet etsin. Ne güzel cennet kuzusu olmuş. Allah bize de nasip etsin. Tebrik ediyoruz Allah mübarek etsin, Allah kabul etsin, Allah meşhur etsin, makbul etsin. Ümmeti Muhammed’in en çok istediği şehadettir.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan körfez ülkelerini kapsayan ziyaretleri kapsamında destek vermek için geldiği Katar’da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani tarafından karşılandı. İlk olarak Katar emirlik divanında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Katar Emiri baş başa görüşmede bir araya geldi. Sonra Sayın Erdoğan şerefine verilen yemeğe geçildi. Katar Emiri’yle Sayın Erdoğan’ın fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam İslam aleminin birlikte olması, birleşmesi için canı gönülden güzel bir gayret içinde. Allah gayretini makbul etsin.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mardin’de PKK’nın şehit ettiği Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk’ün babası Asım Safitürk’ün bir konuşması var.

VTR-ASIM SAFİTÜRK: “Vatan uğrunda şehit olan varsa vatandır, bunun inancındayım. Vatan uğrunda ben de hazırım gitmeye.”

ADNAN OKTAR: Tertemiz mümin işte, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dün hanım arkadaşlarınızın yemek daveti vardı Adnan Bey. Davetten birkaç resim göstermek istiyoruz.

ADNAN OKTAR: Göreyim. MaşaAllah maşaAllah. Hay mübarek hay insan bir an cezbeye kapılıyor gördüğünde. Şu yakışıklılığa bak, maşaAllah. Baştan sona karizma elhamdülillah. Ve yanında da güzel, akıllı, kaliteli hanımlar. Çoğu iş kadını, maşaAllah, mimarlar, mühendisler. İçlerinde doktor olanlar var, maşaAllah ne güzel. Ve yakışıklılar yakışıklısı Adnan Hocamız bizzat şahsı orada. Burası anladığım kadarıyla bir köşk öyle anlaşılıyor. Ben de oradayım olay yerindeyim. Ama bu yakışıklılık nedir? Çok acayip yakışıklı, maşaAllah. Olağanüstü kelimesiyle açıklanacak gibi, evet. Babuna ilesi de oradalar. Birbirinden hanım, birbirinden klas hanımlar. İthalat-ihracatla uğraşanlar var, doktor olanlar var, mühendis olanlar, maşaAllah. Diğer resimleri de göreyim. Bu masanın şekli. Allah Allah, çok güzeldi yemekler hakikaten, maşaAllah çok güzel.

Evet, buyurun.

KARTAL GÖKTAN: İzleyici sorularımız var.

VTR: Sahillerimizi temiz tutsunlar, başkanımız bize ne güzel yerler imkanlar verdi. Ama gelenler şişelerini atıyorlar, çöplerini atıyorlar, konteynırların içi-dışı doluyor taşıyor. Duşakabinler pislik oluyor. İstiyoruz ki biz halkımızı temiz olsun kirlenmesin. Bir de gemi geçerken atık atıyor buraya, bu yağlı pislik dolup geliyor.

ADNAN OKTAR: Annenin şekerliğini görüyor musun? Anne tam Osmanlı anne tertemiz. Her yerde temizlik istiyor, maşaAllah. İşte mümin böyle olur. Tam ahir zaman anneleri, ahir zaman güzelleri. Hep temizlik, düzen, güzellik, iyilik, arkadaşlık, selam verme, dostluk hep Mehdiyet ruhu.

KARTAL GÖKTAN: Davetten bir resim daha var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ehli tesettüre hanımefendiler, maşaAllah. MaşaAllah nur gibiler. Her şey çok güzel. Aman Allah’ım şu güzelliğe bak şu nura bak, maşaAllah. Delikanlı dediğin böyle olur. Evet, teşekkür ediyoruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba benim adım Dila. İnsanlar neden birbirine sevgisiz davranıyor?

ADNAN OKTAR: Kurban olurum ben seni Yaratan’a, güzelliğini Yaratan’a kurban olurum. Sen çok güzel bir dönemdesin, Mehdiyet dönemindesin. Sevginin, aşkın, tutkunun en güzel yaşanacağı dönemdesin. Sana Cenab-ı Allah bunları dua mahiyetinde söyletiyor. İşte bu Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alameti oluyor. İslam’ın hakimiyet alameti oluyor, sevginin başlama alameti oluyor, her yerin sevgiyle dolacağının alameti oluyor. Allah sana bu duayı boş yere ettirmez.

Müslümanlıkta her şey makul ve her şey akılcıdır. Her şey doğru gider. Bir de münafık ağıtçısı olmanın alemi yok. Münafık gelir mümin gelir, münafık gider mümin gelir. Bütün peygamberler dönemi böyle, İslam’ın her dönemi böyledir. Filler öleceği vakit yalnızlığı seçerler, vahşi filler öyledir, inşaAllah. Yani manen ölüm bu, kafa gittiğinde yalnızlığı seçer artık şeytanıyla baş başa kalır, şeytanı onu sürükler. Müslümanlar gayret eder, şevklenir, heyecan içinde mücadele ederler, riske de girerler gerekirse Allah için, zorluklara katlanırlar. Ama münafık tatil köyü kafasındadır yani dünya onun için bir tatil köyüdür. O tatil köyünde cehenneminin zeminini hazırlar. Her dinlendiğini zannettiği vakit cehenneminin hacim aldığı vakittir. Her keyif yaptığını zannettiği vakit cehenneminin derinleştiği vakittir. Her dakikası, her saniyesi cehenneminin hacim almasıyla gelişir. Müminde sürekli cenneti genişler, münafıkta cehennem sürekli açılır. İki tarafta da genişleme vardır, müminde cennet genişler, münafıkta cehennem genişler.

Münafık keyfinin peşindedir ama şeytani bir keyif, ızdıraplı bir keyiftir. Mesela bir sırtlan da kokuşmuş et yer ama ona sorsan o keyiflidir. Sürünür ama ona göre o keyiflidir. Onu göremez o, aklı kafası kapandığı için. Her münafık ölüdür. Ölü olduğunu bilmiyor diri zannediyor, canlı zannediyor onu. Halbuki her münafık ölüdür. Ölü gelir ölü gider. O diri gelip ölü gittiğini zannediyor. Halbuki ölü gelir ölü gider. İslam’a hizmet ettirir Allah onu, Kuran’a hizmet ettirir, bir makine gibidir, kötü kokular çıkaran bir makine gibidir. İslam’a hizmeti bittiğinde Allah münafığı alır kenara koyar. Müslümanların başına bela olmasın, pislik olmasın diye o kiri Müslümanlardan uzaklaştırır. Ölü hücre nasıl vücuttan atılıyor, değil mi? Çünkü vücuda bir ihtiyacı yok. Vücut onu atar, vücudun bir atık yönü vardır. Münafık da Müslümanların atığıdır. Müslümanlardaki bir temizliktir. Atık gittiğinde Müslüman dinçleşir, sağlık kazanır. Dolayısıyla öyle yüzeysel teşhisler olmaz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Toplumun neden bu kadar kadının üstünde etkisi çoktur?

ADNAN OKTAR: Yani kadınları toplum niye baskı altına alıyor diyor, değil mi? Bu her dönemde büyük bir bela olarak yaşanmış. İşte bu dönemde artık bu bela duracak. Adamlara nereden bu özgüven gelmiş, neden bu hakkı kazandıkları tamamen meçhul. Kadınlar mükemmel varlıklar dünyanın süsü ve çok çok muhterem varlıklar. Ama bu adamlar baskıyla onları hizaya getirme kafasıyla onları ikinci sınıf, üçüncü sınıf bir insan haline getirmeye çalışmışlar. Zaten diyor adam “yarım” diyor “insan değil” diyor “buçuk” diyor. Gelenekçi literatürde, gelenekçi İslam anlayışında hep buçuk diye konuşuyorlar birçoğu. Kardeşim, buçuk diyen adamın aklı ne vaziyettedir? Bir mümine buçuk diyen adam ne hale gelmiştir? Allah ıslah etsin. Kadınlar artık güzel olacak özgür olacak, istedikleri gibi dekolte de giyinecek, gülecek de, eğlenecek de sokağa da çıkacak. Bundan sonra kadınların üstündeki baskıya son Allah’ın izniyle. Bundan sonra dünya güzeli varlıklar dünyanın süsü olarak her yerde kendini gösterecek.

Evet, dinliyorum.

VTR: Adnan Bey merhaba size sormak istediğim soru şu; 320 adet kitabınız varmış ve bunu ücretsiz olarak dağıtıyormuşsunuz. Bu mali geliri nereden kazanıyorsunuz? Artı emeğinize yazık değil mi? Teşekkürler.

ADNAN OKTAR: Benim canım, benim güzelim çok yakışmış dekolten ve çok güzel kızsın. Kitaplar bedava nasıl dağıtılır? Geçenlerde de defalarca da anlattım, kitap şirketi televizyonlara ilan vermiyor, gazetelere ilan vermiyor ama bir reklam payı var. O reklam payını nasıl yapıyor? Kitap dağıtarak en mükemmel tanıtımı yapmış oluyor. Çünkü en mükemmel tanıtım kitap dağıtımıdır. Çünkü kitabı dağıttın mı adam diyor ki “ben böyle güzel kitap okudum” diyor arkadaşına tavsiye diyor. Gidip arkadaşı da alıyor. Dolayısıyla yöntem güzel. Ha yazık değil mi? Allah rızası için olan bir şey nasıl yazık olsun? Mesela sen zekat veriyorsun, malının onda dokuzunu veriyorsun, sen desen ki “yazık değil mi?” Amaç ne? Allah’ın rızası olduğuna göre tam karşılığı demektir. Allah’ın hoşnutluğu, Allah’ın rızası esastır. Dolayısıyla namaz kıldığında dese ki “bu vaktine yazık değil mi?” birisine iyilik yaptığında, mesela bir Müslüman kardeşine yiyecek veriyorsun, ziyafet veriyorsun “yazık değil mi?” Bu olmaz. Hep bunlar Allah’ın rızası için uygulanan Allah’a yönelik ibadetlerdir. İbadete yazık olmaz. İbadet yapmazsan sana yazık olur, sana çok yazık olur.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Allah Kuran’da Müslümanlar için “Onlar dünya hayatına karşılık ahireti satın almışlardır” diye buyuruyor.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Münafık ağıtçıları oluyor ara ara, münafık gitti mi başlıyor ağıta. Kardeşim, sen bir kere ferasetsiz, basiretsizsen zaten münafığı göremiyorsundur. Sen kabukçusun. Allah diyor ki ayette “Onlara bakarsın dış görünümü hoşuna gider, konuşmaları da hoşuna gider ama onlar münafıktır” diyor Allah. Adam anlamıyor. Dış görünümüne bakıyor, konuşmalarına bakıyor “tamam ne güzel” diyor. İman gözüyle bakamadığı için, Kuran gözüyle bakamadığı için teşhis edemiyor.

Hatta Nisa Suresi 88’de Cenab-ı Allah “Şu halde münafıklar konusunda ikiye bölünmeniz ne diye?” diyor Allah. “Oysa Allah, onları kazandıkları dolayısıyla tepe taklak etmiştir.” Belalarını vermiştir, bu pisliği kaldırıp-atmıştır diyor Allah. “Allah'ın saptırdığını hidayete erdirmek mi istiyorsunuz?” (Nisa Suresi /88) diyor Allah. Allah saptırmış sen hidayete mi erdireceksin diyor Allah. Onun için aklı zayıf insanlar bu tip olaylarda İslam’a, Kuran’a uygun olmayan kendi akıllarına göre cahiliye üslubuyla açıklamalar yapıyorlar. Doğrusu Kuran’a göre olandır. Kuran’daki akıl doğru olan akıldır. Cahiliye aklı boş olan akıldır.

Evet, dinliyorum.

VTR: 5 yıl sonra ülkemizi nerede görüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Sen nasıl güzelsin, sen nasıl güzelsin böyle. Allah senin nurunu artırsın. İşte Cenab-ı Allah ömür verirse 5 yıl sonra şahane olacak Türkiye bayağı güzel olacak. Ha bu stüdyoda mı oluruz, daha iyi bir yerde oluruz herhalde. Ama burası da tarihi yani hakkını verelim. Tarihimizi asla unutmayız. Ama 5 yıl sonra her şey çok güzel olacak. Evet.

VTR: Aileler çocuklarını ne olursa olsun yanından ayrılmamalı. Buna çok dikkat edilmeli. Özellikle sahillerde üstlerinden gözlerini ayırmamalı. Çocuklar alıp-başını gidebiliyor, derinlere gidebiliyorlar. Şile kalabalık bir yer, yazın özellikle. Bu konuya çok dikkat edilmesi gerekiyor.

ADNAN OKTAR: Canım benim ne güzel. Allah onu anne ruhuyla yarattığı için güzel bir, Allah anne içgüdüsü vermiş. Nasıl korumacı görüyor musun? Ne güzel, tam bir Müslüman tam bir nurani varlık. Ne kadar emek veriyor bak çocuğu yanından hiç ayırmıyor. Vicdanının yüksekliğine bak, merhametinin güzelliğine bak ve annelik emeğine bak. Allah senin ömrünü uzun etsin, çocuğunu sana bağışlasın. Cennette de beraber olmanızı nasip etsin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey ben Furkan. Bu espriler aklınıza nereden geliyor merak ettik. Teşekkürler iyi yayınlar.

ADNAN OKTAR: Espriler ani gelişen güzelliklerdir. Allah onu aniden ilham eder. Bizim çocuklarla konuşurken genellikle uğunma tarzında gülerler.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ekonominin düzelmesini istiyorum öncelikle, asgari ücretin, emeklilerin maaşlarının artması, kiraların fiyatlarının geri çekilmesini, kredilerin düşürülmesi yani geçimin kolaylaşmasını istiyorum. Eğitim düzeyinin güzel olması çocuklarımız için. Başka bir şikayetim yok güzel yani.

ADNAN OKTAR: Güzel annem, senin o dediğin Mehdiyet devrinde. Şu an dünya deccalın elinde. Mehdiyet’le muazzam bir çatışma halindeler. Ekonominin darda olması özel bir komite tarafından yapılıyor. Bütün dünyada ekonomik kriz yaşatıyor bu sistem ama bütün dünyada. Sistemli olarak yıllardan beri yapar. Hz. Mehdi (as) döneminde bu komitenin görevine son veriliyor ve akıl almaz bir zenginlik, bereket oluyor. Bunu görecekler. Ama şu an gerçekten yapacak pek bir şey yok. Hükümet tamam tedbir alır ama deccaliyeti tepelemek şart.

Dinliyorum.

VTR: Genellikle ülkemizin ekonomisinin sürekli geliştiğini görüyoruz ama benim için sosyokültürel açıdan daha önemli. Avrupa medeniyetlerini sosyokültürel açıdan yakalamamız ne kadar sürer?

ADNAN OKTAR: Bak benim aslanımı görüyor musun? Kalite, güzellik, nezih bir ortam, temizlik, sanat, estetik her yerde hakim olsun diyor özetle. Bu ekonomiden daha önemli diyor. Hakikaten adam karnı doyabilir yemek yiyebilir ama bu yoktur. Hiçbir anlamı yok. Yani doymak değil, hayvan da doyar insan da doyar ama insanca yaşamak sanat, kültür, kaliteyle sevgi içinde, dostlukla kavgasız gürültüsüz aşkın güzelliği içinde, Allah’a yakın, Allah’ı çok seven olarak yaşamak apayrı bir şeydir. Onun için bak bu güzel insanlar, bu yakışıklı delikanlılar hep bir güzelliğin iyiliğin duacısı. Hep o özlem içindeler. Bu çok güzel.

Evet, soruları alalım.

VTR: Her köşe başında aşağı yukarı 2-3 senedir çok artmakla beraber, uyuşturucudan yerlerde sürünen, oralarda yatan, insanlara rahatsızlık veren gençler var. Bu uyuşturucu bu seviyeye nasıl geldi? Türkiye’ye bu şekilde nasıl giriyor? Bu nasıl önlenebilir? Devlet büyükleri bunun için bir şey yapıyor mu çabası var mı çok merak ediyorum. Çünkü artık çığırından çıkmış vaziyette. Evimize giderken köşe başlarında parklarda bu artık bayağı göze batmaya başladı. Bunun için bir şeyler yapılmalı ya da ne yapılabilir size soruyorum.

ADNAN OKTAR: Benim vicdanlı delikanlım aslanım benim aferin sana. Bak merhamet ediyor egoistçe bencilce değil. İnsanların hayrı için gördüğü bir belayı, gördüğü deccaliyetin bir fitnesini ortadan kaldırmak için ne yapabiliriz diyor. Allah Mehdiyet’i bir an önce zahir etsin. Açık açık iman hakikatleri anlatılmadıktan sonra, açık açık Kuran mucizeleri anlatılmadıktan sonra, Darwinist propagandaya son verilmedikten sonra PKK da devam eder, uyuşturucu da devam eder, savaşlar da devam eder, felaketler de devam eder önü-sonu gelmez. Allah Hz. İmam (as)’ı zahir etsin. Hz. İmam Mehdi (as)’ı Sahib-i Zaman’ı zahir etsin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Şebnem. Neden cumhurbaşkanı veya başbakan geçtiğinde yolları kapatıyorlar ve trafik oluyor?

ADNAN OKTAR: Güzel Şebnem, şimdi PKK’sı var teröristi var iti var kopuğu var. Adamlar açıkça diyorlar ki işte “seni vuracağız” diyorlar gördün 15 Temmuz’da. Adamlar silahla pusatla gittiler oraları otomatik silahla taradılar. Adamlar Tayyip Hocam’ı vurmak için can atıyor kendi kafalarınca. Şimdi bu tedbir kolay bir mesele değil gayet makul. Geçerken on dakika, on beş dakika bir şey. Bir insanın can güvenliği mevzubahisse biz bunu seve seve isteriz. Sen de iyi kalpli bir kızsın. Yarın bir gün Allah esirgesin cumhurbaşkanına bir suikast girişimi olsa çok rahatsız olursun. Önlem ister misin? İstersin, işte bu da akılcı güzel bir önlem. Bunda bir şey yok. Yakışır Tayyip Hocam’ın şanına. Bir de mehter takımı olsa daha süper olur.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail’i şu sözleler eleştirdi: “Netanyahu’nun açıklamalarının kabul edilebilir yanı yok. Burada ibadetlerini yapmaya gidenlere gerek silahlı gerek sert muameleler ve bunların karşılığında da bir gün içinde şehit olanların olması ve yüzlerce kişinin yaralanması söz konusu. Daha önce de söyledim acaba bu tür bir muamele farklı ülkelerdeki Yahudilere karşı yapılmış olsa tavırları ne olur? Bakın biz ülkemizde bu tür olaylar olmasın diye her tülü tedbiri alıyoruz. Bu olaylara misilleme yapmak isteyenlere de onlara da müsaade etmiyoruz. İsrail attığı bu adımlarla yanlışa gidiyor ve açıkça net söylüyorum yalnızlığa gidiyor.”

ADNAN OKTAR: İşin doğrusu İslam alemi yalnızlığa gidiyor. İsrail hem İngiltere tarafından hem Amerika tarafından hem Rusya tarafından korunan bir ülke. Hiçbir zaman yalnızlığa gitmedi hiçbir dönemde. Daima hakim güç oldu hep Müslümanlar ezildi. Irak yalnızlığa gitti, Suriye yalnızlığa gitti, Libya yalnızlığa gitti, Afganistan yalnızlığa gitti. Bak Katar’ı da götüreceklerdi ucu ucuna engellendi ki durdurulmuş da değil şu an. Şu an şimdi sağına soluna bakıyorlar bir şekilde Katar’a girecekleri anlaşılıyor felaket kapıda. Dolayısıyla İsrail’le Filistin’i barıştırmanın dışında bir yol yok. En kısa sürede İsrail’le Filistin’i İsmailoğulları’yla Yakupoğulları’nı kardeş edip, Hz. İbrahim (as)’ın evlatlarını o bölgede mutluluk içinde, huzur içinde yaşamalarını sağlamak lazım. Bu mücadele ve nefret ruhu belayı çekmekten başka bir işe yaramaz. Ve kısa sürede Filistin’in eriyip yok olmasına neden olur. Filistin yok oluyor gittikçe. İsrail’e de yazık, Filistin’e de yazık. Her iki tarafı da barış, kardeşlik içinde yaşatmak mümkün. Bunu yapalım.

Yine diyoruz “Ya Mehdi, Ya İmam zahir ol artık” inşaAllah.

Evet, soruları alalım.

VTR: Merhaba ben Miray. Neden FETÖ’cüler askeriyeye bu kadar kolay sızdı?

ADNAN OKTAR: Bizim zamanımızda ben akademiye giderken 1986-87’de iftiharla anlatılıyordu. İşte namaz kılmıyorlar gizliyorlar falan maşaAllah. Biz de Müslümanlar ordu içinde görev alıyor iftihar ediyorduk. Poliste olmalarına iftihar ediyorduk. Hatta Yargıtay üyelerinin büyük bölümü dediler Fethullah Gülen ekibinden oldu falan, oo dedik ne güzel maşaAllah, herkes öyle diyordu. Hükümet de destekliyordu herkes destekliyordu. Ama bir şeyi hesap etmediler, bunlar İngiliz derin devletine sırtını kaptırmış bunu sonra anladılar. Sonra baktık ki bunlar İngiliz derin devletinin bak hiç abartmıyorum alenen uşağı olmuşlar. Yani tamamen yakayı kaptırmışlar. Dinsizlik, Darwinizm, Rumilik, homoseksüellik ve gizli sosyalist yapılanma ana inanç sistemi olmuş. Çok geç fark edildi. Darbeden sonra halk anladı, yine darbeye kadar bile anlamamışlardı. Darbeye kadar anlaşılmamıştı. Darbedeki sadistliklerinden, acımasızlıklarından, ahlaksızlıklarından halk o zaman uyandı yine anlaşılmamıştı. Deccalın pençesini Allah’a çok şükür biz çok daha önce İngiliz derin devletini anlattık da onun için darbede konuyu çok rahat anlatacak konumdaydık. İngiliz derin devletini deşifre ettiğimiz için kolay anlaşıldı olay. Yoksa darbenin mantığı falan hiçbir şey anlaşılmayacaktı. Bir güç diyorlardı bir güç destekliyor ama ne, üç vakte kadar üç harfli bir güç falan böyle anlaşılmıyordu. İngiliz derin devletini kapı gibi tapu gibi ortaya koyduk. Savunanlar da artık acizce savunuyorlar “İngiliz derin devleti yok” diyor. Sen niye panik oluyorsun yoksa? Yoksa rahat otur. Bu Mehdi yok diyenlere de ben şaşıyorum, Mehdi yoksa niye heyecanlanıyorsun? İngiliz derin devleti yoksa niye heyecanlanıyorsun ayrıca? Yoksa tamam ne güzel rahat ederiz. İngiliz derin devletinin elemanları, toplantı yerleri, aldıkları kararlar, beklesinler.

Evet, dinliyorum.

VTR: Türkmen Dağı’ndaki yaşananlara sessiz kalmayalım onlar da Türk bir de Türk’üz çünkü. Birbirimizi korumalıyız.

ADNAN OKTAR: Delikanlım kabadayım, sen Türkiye’ye güven, Türklere güven. Türkmen Dağı zaten bizim. Türkmen Dağı’nın kılına dokunanın kolunu kırarız. İngiliz derin devleti oraları da kan gölüne çevirmek istedi buna müsaade etmiyoruz ve etmeyeceğiz. Gönlün rahat olsun. Her yer kabadayı dolu gördüğün görmediğin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Gülşah. Sınıf öğretmeniyim. Köydeki çocuk ve şehirdeki çocuğun gerek toplumsal gerekse eğitsel açıdan farklı olduklarından dolayı eğitim müfredatının iki tarafa da aynı uygulanmasını doğru buluyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Canım güzelim haklısın doğru ama işte köy şartları aynı olmuyor. Şehir şartları tabii daha uygun oluyor. Türkiye yeni kalkınıyor, deccalın pençesinden biz daha yeni kurtuluyoruz. Daha yeni meydan muharebesi verdik, meydan muharebesi kazandık. Zigetvar Kuşatması gibi ünlü ve büyük meydan savaşlarından birini kazandık. Tabii. 15 Temmuz İngiliz derin devletini yerle bir ettiğimiz bir meydan savaşıdır. Ve silahsız, göğsüyle kabadayılarla bunu elde ettik.

Her şey düzelecek ama ne zaman? Tayyip Hocam hep başta olacak onu söyleyeyim. Tayyip Hocam’ın gitmesini unutsunlar. Mehdiyet devrinde de başta her zaman başta Tayyip Hocam. Onun siyasi dehası çok iyi. Onu değerlendirmemek çok büyük bir hata ve yanlışlık olur.

Fikret dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey, yaptığınız programları takip ediyorum. Yaptığınız programlar bana çok ilginç geliyor. Günümüzde bu tür programları bir tek siz yapıyorsunuz. Acaba bize ilerideki Müslümanlığın farklı bir açısını mı göstermeye çalışıyorsunuz? Niyetiniz bu mudur acaba, ne ima etmeye çalışıyorsunuz bize ne anlatmak istiyorsunuz, mesajınız nedir?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım ses tonunu bir değişsen kavga edeceğiz zannederiz. “Amacın ne? Gayen ne? Ne istiyorsun sen?” İslam’ı şeytan Peygamberimiz (sav)’in vefatından sonra, yüz yıl sonra değiştirdi ve şirk dinine çevirdi. Birçok yerde şirk dini olarak uygulandı. Şirk katlanarak gelişti gelişti gelişti en sonunda Müslüman alemi şirk denizinin içerisinde deccalın kucağına düştü. Deccalın işi o kadar kolay ki. Bak üç yüz kişiyle üç milyarlık İslam alemini mahvediyor, üç yüz kişiyle. İnim inim inletiyor, mahvediyor. Yedi kişiyle, altı kişiyle bir ülkeyi bitirebiliyorlar. Bu oyuna dur dedik yani İslam neşe, sevinç, müzik, güzellik, sanat, heykel, her türlü iyilik, basiret, feraset, nur, neşe, hayat ve bayram demektir. Gördüğünüz doğru İslam bu şekildedir. Kuran ayetleriyle ispat ediyorum, aksini hiç kimse ispat edemiyor. Bak gece gündüz ayetlerle açıklıyoruz. Yok arkadaş böyle değildir diye bir tanesi çıksın ya. Bak Hz. Mehdi (as) konusunda cedir cedir konuşuyorlar Mehdi gelmeyecek gelmeyecek diye. Onlara da diyorum bak Hz. Mehdi (as) gelmeyecekse niye telaş ediyorsun? Mesela Budistler diyor ki “Buda dönecek.” Bir milyarın üstünde Budist var, hiç telaşlanan birisini gördünüz mü siz? Hiç kimse telaşlanmıyor gayet sakiniz. Masonlar da “Adonay dönecek” diyor, dünyaya hakim güç. Hiç heyecanlanan gördünüz mü Adonay dönecek dendiğinde. Yok. Bütün Hristiyanlar “İsa Mesih dönecek” diyor. Yani kurtarırları yok. Mehdiyet’in ortasındayız, Mehdiyet için  bu olaylar oluyor. 15 Temmuz’da Mehdiyet’le bağlantılıdır. Bir deccal atağıdır Mehdiyet tarafından yenildi bunlar, olay bu.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Middle East Forum düşünce kuruluşunun kurucusu Daniel Pipes sizin Mescid-i Aksa’daki son olaylarla ilgili anlatımlarınızı paylaşmış. “Adnan Oktar Bey’in Müslüman dünyadaki ağırlıklı fikir birliğine bir kez daha karşı gelmiş olması beni çok fazla etkiledi” dedi. Şöyle yazıyor Twitter’da; “Adnan Oktar’la farklı düştüğüm başka konular oldu fakat Tapınak Tepesi kriziyle ilgili yorumlar mükemmel.

ADNAN OKTAR: Daniel Pipes. Bu Amerika’da bir Thing Tankçi ve kurucusu.

Evet dinliyorum

VTR: Hep sevdiğimiz şeyleri vermek mi gerekiyor?

ADNAN OKTAR: Tabii Kuran’a göre öyledir, hep sevdiğimiz şeylerden dağıtacağız. Müslümanlıkta velayet sistemi vardır yani bütün müminler, iman edenler, samimi iman edenler tek bir aile gibi oluyor. Yani baba oğul, anne, kız kardeş nasılsa aynı. Yani mesela bir Müslüman sokakta geziyor “selamun aleyküm” “aleykümselam” “Niye geziyorsun?” diyorsun “evim yok” diyor. Adamın iki odalı bir evi var bir odasını vermesi farz. Kiraya veremiyor bak Müslümanda kiraya vermek yok. Kiraya vermek yok, insan oğluna kiraya veriyor mu? Evini, oğluna kiraya veriyor mu bir insan? Gel oğlum otur diyor değil mi? Kendi evine alıyor. Kiraya vermek yok. Direkt vermesi lazım hibe tarzında. “Acıktım” diyor, yemeğini çıkartıp bölüşecek, farz. Velayet sistemi vardır. Diyor ki mesela “ben buradan şuraya kadar gitmem gerekiyor çünkü hastayım” diyor. Şimdi senin de araban var, arabanla onu götürmen farz. Veyahut iki araban var birisini on vermen farz. Yoksa Allah ahirette soruyor karşılığı cehennem. Çünkü Allah diyor “Ben size bunu emaneten verdim, mal Benim” diyor bak “sizin malınız yok” diyor Allah “mal Benim. Benim verdiğim malı dağıtacaksınız” diyor Allah. Bu kadar. Velayet sistemi vardır. Velayet sistemini komünizm devlet zoruyla almaya çevirmiştir ve şiddete çevirmiştir. İslam’da sosyal adalet görülmemiş bir güç ve kalitede ve güzelliktedir.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Barış. Neden insanlar insanları yediğinde yamyam oluyor da insanlar hayvanları ediğinde yamyam olmuyor benim sorum bu teşekkürler.

ADNAN OKTAR: “İnsanlar insanları yediğinde” yani öldürdüğünde demek istiyor herhalde. Yiyen yok insan var mı öyle bir şey? “Hayvanları yediğinde neden yamyam olmuyor?” Hayvanlar helal de onun için. İnsan zaten yenmez haram, iğrenç bir eylem olur zaten, manyakça bir şey olur o. Ama hayvanları Allah şuursuz yaratıyor, şuuru kapalı yaratıyor. Yani bilgisayar gibidir, makine gibidir hayvanlar şuuru kapalıdır dolayısıyla eti de helaldir. Sen o anlamda hiçbir şey yiyemezsin ki o zaman. Vejetaryen herhalde değil mi? Fasulyenin de canı var onu niye yiyorsun? Yazık değil mi ona? Canlı oluyor fasulye. Tabii bir tohum o canlı bir şey o. Havuç da canlıdır, toprağa eksen biter. Haşur huşur yiyorsun yazık değil mi o havuca? Değil mi? Yani ağzı var dili yok havucun bir şey dediği de yok garibim ama canlıdır o. Eğer canlılığı esas alıyorsan havucu yememen lazım, barbunyayı yememen lazım.

Dinliyorum evet.

VTR: Dünyada o kadar fakir varken ne bileyim mesela Atatürk öğretmenleri bu kadar yüceltirken neden milletvekilleri daha çok para alıyor öğretmenler değil de ya da bu fakirler Türkiye’de bu kadar fakirken neden milletvekili bu kadar para alıyor bunu sormak isterim ben, hep merak etmişimdir.

ADNAN OKTAR: Eskiden beri hep milletvekillerinin aldığı paraya millet kafayı takar. Ama çok eski mesela bizim çocukluğumuzdan beri gıcık olurlar, milletvekilleri maaş almasın derler işte niye maaş alıyor onların keyfi yerinde falan der. Kardeşim milleti temsil eden adam tabii ki üstü başı temiz olacak, yemesi içmesi düzgün olması lazım. Sen vekil olarak seçmişsin meclise göndermişsin, adam üstü başı dökülürse kendine bakamazsa, ailesine bakamazsa nasıl milletvekilliği yapsın? Veyahut onu istemiyorsan niye seçiyorsun adamı? Seçtiğine göre zaten o parayı vereceğini kabul ederek seçiyorsun. O zaman seçmemen lazım. Dolayısıyla onda bir şey yok. Profesöre de yüksek maaş veriliyor, doçentlere daha da yüksek maaş veriliyor. Liyakata göre maaş yükselebilir bunda şaşılacak bir şey yok ama tabii yine kardeşimiz fakirleri sevdiği için koruyup kollamak için bunları söylüyor.

Evet dinliyorum.

VTR: Zor olanı başarmak için risk almak doğru mudur?

ADNAN OKTAR: Tabii delikanlım başka türlü olmaz.

Evet dinliyorum.

VTR: Buraya geldiğimde şunu çok merak ettim. Buradaki kızlar neden İngilizce konuşmuyor? Bu arada ben Meksika’dan Mario.

ADNAN OKTAR: Tamam zaten Türkiye’de İngilizceye geniş ağırlık verilecek, herkes İngilizce öğrenecek, öğreniyorlar da. Mesele halloldu.

VTR: Protez dişle abdest alınır mı? Abdest alınırsa hangi mezhebe uyacağız, Şafi mezhebine mi Hanefi mezhebine mi?

 ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun insanları ne hale getirmiş Hüseyin Hilmi Işık? Onun tam ilmihali var. Orada diyor “Eğer dişe dolgu yapıldıysa o dişi sökmek lazım” diyor. “Abdesti geçersiz olur” diyor. “Gusül abdesti geçersiz olur” diyor. Bir kere ağzının içinin yıkanması diye bir şey yok. Allah sadece yıkanın diyor. Burnunuzun içini yıkayın, gözünüzün içini yıkayın, kulağınızın içini yıkayın demiyor Allah. Her zamanki gibi yıkanın diyor. Eğer cünüpseniz yıkanın diyor. Dolayısıyla ağzının içini yıkamak diye bir konu yok. Dişini söktürmeye de gerek yok. Normal kendi mezhebine göre ibadet edebilir. Mantığı da yok bunun. Diş sökülür mü kardeşim? Diş dolgusunu söktürüyor. Yani çok akıl almayacak bir şey ve korkunç bir uygulama.

Evet dinliyorum.

VTR: Dövme hakkında insanlar neden yanlış olduğunu ve günah olduğunu düşünüyor veya neden yapılmaması gerektiğini düşünüyor?

ADNAN OKTAR: Oturmuş sistemler hep böyledir. Mesela şimdi bu dekolteye karşı tavır gelenekçi sistemin uzun çalışmalarıyla elde edildi. Bizim gençlerimizin de bir kısmı bundan etkilenmişler. Ama biz mesela şu an karşı çalışma yapıyoruz. Geniş çapta söküldüler. Yani yüzde seksen, doksan söküldüler ve sökülmeye de devam ediyorlar. Zamanında zift gibi kaplamışlar bu düşüncelerle. Diş dolgusu falan, onlar da görüyorsunuz. Meydanı boş bulmuş gelenekçiler. Esip savurmuşlar. Şimdi doğrusunu anlattıkça geriliyor. Mesela kadınların özgür yaşayabileceğini bilmiyorlardı. “Kadın hep baskı altına alınır. Aşağılanır. Buçuk olarak görülür. Her yerde potansiyel tehlike olarak görülür. Devlet idaresine alınmaz. Adam yerine konulmaz. Yolda bile görsen, eğer şoförse araba kullanıyorsa zaten çok tehlikeli varlık tarafından kullanılıyordur onların kafasına göre. “Gülmesi bir beladır. Gezmesi bir beladır. Sokağa çıkarılmaz.” Say say bitmez sabaha kadar. Bütün bu karanlık düşünceleri yıktık attık. Ve gittikçe gençler özgür görüyorsunuz. Genç kızlar filinta gibi. Şortla da geziyorlar. Mini etekle de geziyorlar. Ve hepsi de Müslüman Allah’a çok şükür. İslam’ı, Kuran’ı gayet güzel savunuyorlar. Yaptıkları çalışmalar boşa gitti gelenekçilerin. Yani şeytanın şirk için yaptığı gayretleri ortadan kaldırdık. Gelenekçi kardeşlerimiz farkına varmadan şeytana hizmet etmişler. Şirk sistemine hizmet etmişler. Bunu gördüler. Vazgeçiyorlar.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhabalar. Ben öğretmenim. Velilerden şunu istiyorum. Öğretmenden ne istiyorlar, kendi çocuklarından ne istiyorlar? Önce buna karar vermeleri gerektiğini düşünüyorum.

ADNAN OKTAR: Evet, yani her şeyin düzenli düzgün olmasını istiyor annemiz. İnşaAllah daha güzel olacak. Evet.

VTR: Sinema televizyon okuyorum. Tavsiyeleriniz nelerdir?

ADNAN OKTAR: Bir kere müthiş yakışıklı delikanlısın. Geleceğin jönü olduğun belli. Bir de sinema televizyon da okumuşsun. Zaten kayıtsız şartsız bu konuda otorite oldun ve olacaksın inşaAllah. Yakın bir gelecekte, her yerde ismini cismini göreceğiz inşaAllah. Allah sana hidayet versin. Sağlık sıhhat uzun ömür versin, yakışıklılığını artırsın.

Evet dinliyorum.

VTR: Sizce havuz mu, deniz mi?

ADNAN OKTAR: Tabii ki havuz. Havuz, steril havuz daha güvenli olur. Ama deniz de bazen güzel oluyor. Böyle çok şeffaf. Her yerde değil de, bazı yerlerde görüyorum. Dibi çok berrak görünüyor ve elli santim, altmış santim yani yetmiş santim. Fazla derin de değil. Olur. Güzel olur yani. Ama en gıcık olduğum suyun genzime kaçması, tuzlu suyun. Çocukluğumdan beri en gıcık olduğum olaylardan biri. Bir de çok acı bir olay. Izdırap verici ve rahatsız edici bir olay. Bitmiyor da.

Kızılcahamam’a gitmiştik. Yüzme havuzu. Tramplenin üstüne çıktım. Ya dedik aslanlar gibi atlarız. Sonra baktım bayağı yüksek. Vaz mı geçsek acaba falan dedim. Vaz mı geçsek falan derken zaten kurtarırı kalmadı. Havada düşünmeye başladım. Çivileme mi yapayım? Balıklama mı girelim? Nasıl falan? Neyse Allah’a çok şükür bir dalış oldu. Ama çok tehlikeli yani. Havada karar kimse vermesin. Hiç tavsiye etmem.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Manisa’dan Engin Arslan. Size bir soru sormak istiyorum. Siz kadınları hiç çözebildiniz mi?

ADNAN OKTAR: Kadınlar çok güzel varlıklar ama tabii çok zeki akıllı olurlar. Kadınlar alıngandır yalnız. Tabii çok dikkatli olmak gerekir. Sevgi ve merhamet, şefkat kadının ilacıdır. En sevdiği güzelliktir. Akıllı bir erkekten kadın çok şiddetli hoşlanır. Akıllı derin düşünen bir erkekten çok hoşlanır. Anlayışlı ve merhametliyse daha da hoşlanır. Kaba, saldırgan, anlayışsız, küt, sevgisiz, egoist, bencil, kendini beğenen, akılsız, zevksiz, münasebetsiz erkeklerden de nefret eder kadınlar. Tipi boyu bosu falan kadınları hiç ilgilendirmez. Akıllı olan kadınları çözer özetle.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Son dakika haberi var Adnan Bey. İsrail Güvenlik Kurulu, Mescid-i Aksa girişindeki metal detektörleri kaldırma kararı almış.

ADNAN OKTAR: Evet ama işte bak orada münasebetsiz adamlar var. Onların konuşmalarıyla halk tahrik oluyor. Ben gördüm böyle tipleri. Hakikaten cahil, görgüsüz, tipik köylü. Ama Anadolu köylüsü anlamında değil. Aklı başında arif köylü anlamında değil. Kapalı yetişmiş görgüsüz adam konumunda.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, berrak deniz görüntüleri vardı.

ADNAN OKTAR: Bunlar bana yarar ama tek başına değil. Kalabalık olması lazım. Bütün kız arkadaşlarımın orada olması lazım. Onların mutluluğunu görmem şart. Ben egoist değilim. Tek başına havuza girecek kadar egoist değilim. Yapmam. Yani olmaz. Artı çok iyi yüzerim, onu da belirteyim. Her konuda olduğu gibi o konuda da başarılıyım maşaAllah.

Evet dinliyorum.

VTR: Sizi en çok etkileyen duygu veya davranış hangisidir?

ADNAN OKTAR: Severim ben senin güzelliğini, tatlılığını, hoşluğunu. İzmir değil mi burası?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ne güzel insanlar İzmirliler maşaAllah. Aşk, tutku ve sevgi gecem gündüzüm o. Sabah kalkarım sevgi, tutku, aşk. Akşam yatarım sevgi, tutku, aşk. Ve çılgınlar gibi ararım. Ve doymam sevgiye ben. Trilyonlarca sevgi olsa yine doymam.

Evet dinliyorum.

VTR: Adnan Bey ateistler ve deistler hakkındaki düşüncelerinizi çok merak ediyorum. Bununla ilgili bizleri aydınlatırsanız çok seviniriz.

ADNAN OKTAR: Kibar, saygılı, nezaketli bir delikanlısın. Allah sana uzun ömür versin. Benim ateist arkadaşlarım var. Hepsi çok yakışıklı güzel delikanlılar ve çok saygılı hürmetliler. Gayet de güzel konuşan, dengeli tutarlı delikanlılar. Deistler de öyle. Çok nezaketli çocuklar. Dolayısıyla o insanlar dürüst. Açıkça söylüyor “ben deistim. Ateistim” diyor. Ama münafık çok tehlikelidir. Münafık çok ahlaksızdır. Bir de müşrik.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Filistinli Mescid-i Aksa Vakfı’nın Başkanı’nın kamera kurulmasıyla ilgili yorumu var Adnan Bey. “Bu metal detektörlerden de kötü. Hiçbir denetlemeyi kabul etmiyoruz. El Aksa için canımızı veririz. Bu protestolar devam edecek. Denetlemeden geçmemiz için ısrar ediyorlar. Bu olmayacak. Kudüs 1.7 milyar insanı temsil ediyor. Hepimiz sessiz metal detektöre de işgalcilerin El Aksa bölgesine girmesine de hayır diyoruz.”

ADNAN OKTAR: Hazreti Yakup (as)’un evlatları, Hazreti İsmail (as)’in evlatlarıyla sarmaş dolaş olacaklar. Hepsi aynı soydan Hazreti İbrahim (as)’den geliyorlar. Acı bir olay. Bunu durduracağız inşaAllah.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Ben Manisa’dan Ayşe. Yeni yetişen neslin din ile pek alakası olmadığını düşünüyorum. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Nurlu Ayşe, Allah sana uzun ömür versin. Güzelliğini daha da artırsın. Çok güzel kızsın. Tam bir Kuran Müslümanı bak görüyorsunuz. Dinin, İslam’ın revaç bulmasını istiyor. Allah sana sana dua ettiriyor. Allah senin dualarını kabul edecek. İmam Mehdi (as)’nin öncülüğünde, İmam İsa Mesih’in öncülüğünde İslam dünyaya hakim olacak.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Size bir soru sormak istiyorum. Evrim bütün bilim camiaları, bütün bilim taraftarları tarafından kabul edilmesine rağmen, sizin reddetme sebebiniz ne? Bunu öğrenmek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Yakışıklım bak. Koçyiğidim, adam ne diyor biliyor musun? Baba diyoruz biz cahil adamız, tamam kabul ediyoruz. Bir protein nasıl oluştu diyoruz. Tesadüfen oluştu diyor. Buyur. Peki, bilimsel olarak mümkün mü? Yok, değil diyor. Peki, bir proteinin oluşması için ne gerekiyor? Diyoruz. Başka proteinlere ihtiyaç var diyor. Ya baba kilitlenmiş olmuyor mu? İmkansız diyorsun. Sıfır diyorsun. Sıfır ama uzaylılar yapmış olabilir diyor. Ya baba diyoruz, uzaylıları kim yaptı? Diyoruz. Başka bir uzaylı yapmış olabilir. Dalga mı geçiyorsun sen? Bunun bilimle ne alakası var? Sen bize tesadüfle bir şeyler anlatmaya çalışıyorsun. Koful, mitokondri, golgi cisimciği, hücre zarı, hücre çekirdeği her şey tesadüfen oldu diyorsun. Bilimle tesadüfün ne alakası var? Her şey tesadüf diyorsun baba. Hücre tesadüf. Koful tesadüf. Havuç, portakal, üzüm, insanlar, hayvanlar hepsi tesadüf sonucu oldu diyorsun. Evrim diye bir şey yok. Evrimin olduğuna dair tek bir delil getirsinler, Allah adına yemin ediyorum on trilyon vereceğim. Tek bir delil getirsinler, evrimin olduğuna dair. Niye getirmiyorsunuz? Bundan açık konu olur mu? Bilim varsa delil olması lazım. Bir tane delil. Delil yok diyor. Delil yoksa evrim de bitmiştir. Ben sana ne yapıyorum biliyor musun? Yedi yüz milyon fosili delil olarak tak diye getiriyorum karşına yaratılışı ispat eden. Sen bana evrimi gösteren bir tane delil getiremiyorsun. Yok öyle bir şey. Gençleri kendilerince kafalayacaklarını zannediyorlardı. Adnan ağabeyleri gelince toz duman oldular. Tesadüf hiçbir şeyi meydana getirmez.

Evet. Soruları alalım.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Güncel şehit olaylarımız ile ilgili ailelerden bilgi alıp kitap yazmayı hiç düşündünüz mü?

ADNAN OKTAR: Olağanüstü yakışıklısın. Senin Allah ömrünü uzun etsin, sağlık sıhhat versin. Kitabı iki-üç seneye kadar yazacağız Allah’ın izniyle. Öyle bir kitap yazacağız ki, ne PKK kalacak ne İngiliz derin devleti kalacak. Destan yazacağız. Türk milleti öyle bir imza atacak ki, PKK’ya Allah Allah dedirteceğiz. Sessiz gidiyor olmamız sakın onları aldatmasın. Biz gazilerin, şehitlerin hatırasını yazmayı destan şekline getireceğiz. Biraz beklerseler görecekler. İnşaAllah. Türkiye güçlüdür. Türk devleti de güçlüdür.

Evet dinliyorum.

VTR: İbadet yerleri protesto alanı olabilir mi?

ADNAN OKTAR: Olmaz. Çok yanlış. Bir de Mescid-i Aksa. Mesela Kabe-i Şerif’te adam “ben protesto yapıyorum” diye Kabe’nin içine dalsa, bu olur mu? Olmaz. Mescid-i Aksa için de hiç olmaz.

Evet dinliyorum.

VTR: Adım İbrahim. İlk sorum, orada neden o kadar çok kız var? İkinci sorum da neden oradalar? Bir bunları anlamadım ama onun dışında zaten mantıklı konuşuyor.

ADNAN OKTAR: Yakışıklı İbrahim, çok sevimlisin sen. Ağabeyinin aslanı. Bir daha göreyim İbrahim’i ben. Sen benim aslanımsın. Mühim olan benim konuşmam zaten. Hanımların çok olması da Allah’ın bir güzelliği. Allah öyle tecelli ediyor. Ben onları çok seviyorum, onlar beni çok seviyor. Çok olması da Allah’ın bereketi. Allah sayılarını daha da artırsın. Ne kadar çok olursa o kadar güzel. Karşılıklı derin bir muhabbet ve sevgi oluyor. Ben doyamam kadın güzelliğine. Doyulacak gibi değildir. Ama kadın her zaman sevgi, saygı, hürmet, nezaket, koruyup kollama. Sanat eseridir kadınlar, sanat. Sanat eserini korur gibi kollayacaksın. Onuruna, şerefine, namusuna dikkat edeceksin. Hayatın pahasına koruyup kollayacaksın.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba. Ben Baturay. İnsanlar neden alkol aldığında mutlu olur?

ADNAN OKTAR: Mutluluk taklidi yapıyorlar. Öyle bir şey yok. Zaten mutlu olacaksa, mutlu olur. Ne alakası var? Alkol mutlu etmiyor. Kendisi mutlu olma kararı aldığı için mutlu oluyor. Yoksa alkol alıp yerlere yatarak ağlıyorlar. Katıla katıla ağlıyor. Ağlama hissi verir. Neşe vermez alkol. Üzüntüyü tetikler. Karamsarlığa çeker insanı. Onun için ya cinayet işliyorlar, ya kendine bir şey ediyor, ya etrafındakilere bir şey yapıyor.

Daha önce de anlatmıştım ya. Çok yüksek düzeyli bir devlet memuru, bizim apartmanda oturuyordu. Ben okula gidiyordum. Karşılaştık. Hocam diye bana sarıldı. Katıla katıla ağlıyor “kurtar beni Hocam” diye. Bayağı da içlendim. Acıdım yani. Tamam dedim. Biz seninle konuşuruz. Sohbet ederiz. Tebliğ yaparım dedim. Kitap da veririm sana dedim. Yalvarırım beni Hocam diyor ama bir yumup on döküyor. Meğer zil zurna içmiş. Ben anlamadım. Ertesi gün karşılaştık “Merhaba Adnan Bey.” Bayağı ciddi. Şaştım kaldım. Arkasından bakıyorum böyle. Sanki akşamki adam o değil. İnanılır gibi değil yani.

Evet dinliyorum.

VTR: İsmim Celal Yazdemirtaş. Merak ettiğim bir konu var. Mülteciler hakkında Türk halkı gerçekten gelmesini istemiyor bunun. Sıkıntılı olduğunu düşünüyor rahatsızlık veriyor açıkçası bana da rahatsızlık veriyor. Bu durum nasıl düzelecek, geri ülkelerine dönecekler mi acaba? Merak ettiğim bu.

ADNAN OKTAR: Canım benim gelmiş insana korkudan, dehşetten yılmış insana böyle söylenmez. Zaten korku içinde yaşıyorlar çok küçük düşerler. Yani sen bir yere misafir gitsen seni kovsalar oradan çok ağırına gider değil mi? Çok korkunç bir şey. Yani bu aşağılamalar doğru değil çok çirkin oluyor. Onlar bize Allah'ın gönderdiği misafirler. Muhacir biz de Ensar’ız ve bunun bereketiyle biz zenginleşiyoruz.  Güzel ahlak gösteriyoruz yani Allah bizi deniyor, bizim milletimizi deniyor, bizim misafirperverliğimizi, merhametimizi dünyaya gösteriyor. Mehdiyet toplumu olduğumuzu gösteriyor Allah. Sen güzel bir delikanlısın, merhametli bir delikanlısın. Sen Suriye'de olsan, aynı şartlarda olsan Türkiye'ye gelmeyecek miydin? Gelecektin. Sen hadi git dön deseler ister misin? İşte empati diyorlar ya yani bunu uygulamış olsalar anlayacaklar. Kendilerinin aynı şartlarda ne yapacağını sorduğumda “Kesinlikle geri dönmek istemezdim” diyor. “Kesinlikle o belanın içine girmek istemezdim” diyor. Onlar da insan işte aynı senin gibiler.

Evet dinliyorum.

VTR: İnsanlar buraya yüzmeye geliyor eğlenmeye geliyorlar ama buraya gelen insanların yüzde sekseni yüzmeyi bilmiyor. Denize giren insanlara iyi bir eğitim verilebilir şu şekilde yüzülür diye. Biz dört-beş arkadaş geliyoruz buraya 3 kişiye falan ben yüzme öğretmeye çalışıyorum elimden geldiği kadar. Bugün mesela kadının biri battı orada kenarda 100-150 kişi var bir kişi gidip kadını çıkartamadı. Dışarıdan tekne geldi birisi atladı kadını çıkarttı. Giriyorlar denize evet ama çoğu insan yüzmeyi bilmiyor.

ADNAN OKTAR: Haklı benim delikanlım. Yüzme kursları verilebilir yani ona belediyeler de devreye girerek hızlandırabilirler. Çok iyi olur tabii yüzme hayat kurtarıcı, önemli hem spor olarak çok önemli hayat kurtarmak için de çok önemli.

Bayağı şeker insanlar Çingeneler Türkiye'nin güzelliği onlar sanatın üstadıdır. Çingene olmak şereftir, üstünlük ve güzelliktir. Onur duyuyoruz Çingene kardeşlerimizle, hepsine sevgiler hepsini saygılar.

Evet dinliyorum.

VTR: Şile merkezdeyiz şunu söylemek istiyorum yetkili kişilere. Plajı gördüğünüz gibi buralara voleybol alanları, su sporu alanları, insanların suda oynayacağı, çocukların sınırı, yüzme bilmeyen yetişkinlerin yüzebileceği bir alan bunların yapılmasını istiyoruz. Bu arada ben Antalya Akseki bilgisayar programcılığı bölüm ikincisiyim. Buradan tüm Türkiye halkına selam söylüyorum.

ADNAN OKTAR: Aslan aslan neşesi de yerinde maşaAllah. Mesela bak kız arkadaşıyla gelmiş bayağı saygılı, kız arkadaşının da görüşünü belli etmek istiyor. Bu bir hürmettir ve etrafının güzel olmasını istiyor, insanların güzel olmasını istiyor bayağı hoş, temiz, sevgi insanları her yerde maşaAllah. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Eski İsrail Dışişleri Bakanı Limni, İsrail'in Müslüman dünya ile dini bir savaşın kıyısında olduğunu söyledi. “Filistinlilerle olan çatışmamız ile Ürdün ve diğer Sünni uluslarla yaptığımız işbirliğini Müslümanları İsrail devletine karşı birleştirecek bir etkinliğe dönüştürmenin bir adım ötesindeyiz” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte bu çok büyük bir akılsızlık olur. bir hadis uydurmuşlar işte “Müslümanlarla Museviler savaş yapmadan kıyamet kopmaz” diye. Müslümanlarla Museviler ittifak edecekler. Bunu Mehdi (as) devrinde olaylarda baktığımızda görüyoruz, hadislerde bu var. Ve yine Kuran'ın işareti de bu yönde, hadislerin işareti de bu yöndedir. Kuran'da ne diyor Cenab-ı Allah Hz. İsa (as)  için; “Ehli kitaptan sana iman etmeyecek hiçbir fert bırakmayacağım, hepsi iman edecek” diyor hepsi Müslüman olacak. O zaman demek ki biz ehli kitapla iç içe olacağız. Musevilerle iç içe olacağız. Savaş değil bilakis birleşme olacak. Bu oyunu İngiliz derin devleti hazırlıyor yani İsrail ile Müslümanları çatıştırmak yani amaç hem peygamber neslini yok ettireceklerini zannediyorlar hem de Müslümanları yok ettireceklerini zannediyorlar. Yani Müslümanı Müslümana kırdırmak istiyorlar. Museviler de Müslümandır, Müslümanlar da Müslümandır. Birbirlerine kırdırıp yok ettirmek istiyor deccaliyet. Buna müsaade etmeyeceğiz. Bu oyun bitti.

Soruyu soran herkese aleykümselam.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba arkadaşlar ben Ceyhun Kuşadası'ndan katılıyorum. Galatasaray taraftarıyım bazı arkadaşlar holiganlik yapıyor Galatasaray taraftarı ile alakalı niye böyle?

ADNAN OKTAR: Yani sert davranıyorlar kavgacı oluyorlar. Doğru söylüyorsun. Spor neşeli olması lazım, sevgi dolu olması lazım, rahatlatıcı olması lazım, arkadaşlık ruhunu teşvik edici olması lazım. Benim canım mesela kendi takımının formasını giymiş geziyor gayet güzel ama holiganlık kavga kafası kötü tabii doğru söylüyorsun. Her yerde sevgi insanları görüyoruz bayağı güzel.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Uyuyan sevimli bir kedi var.

ADNAN OKTAR: Göbüşüne masaj yapılıyor. Ağzı da açık severim ben onu tatlılığını severim onun.

Evet dinliyorum.

VTR: Şimdi ben Hocamı çok seviyorum çok güzel konuşmalar yapıyor. Cumhurbaşkanı hakkında da konuşmalar yapıyor, gençler hakkında konuşmalar yapıyor ve kendisini çok beğeniyorum. Daha önce de bir içeriye girip çıkmıştı. Ben matbaacıyım kendisini çok izlerdim ve çok da severdim. Çok mükemmel hatta daha önceki ismi de Sosyete Hocası diye bir ismi vardı benim gençliğimde ve o isim yanlış bir takmaydı ama adamın gittiği yol çok güzel bir yol. Kendisini çok seviyorum buradan sevgi ve saygılarımı sunuyorum kendisine.

ADNAN OKTAR: Ne güzel insan maşaAllah sevgisi de güzel kendi de güzel. Ne hikmettir bütün arkadaşlarım ya hapishaneden ya tımarhaneden nerede yolda “Selam Hocam” diyor ben diyorum herhalde genel müdür falan olmuştur “Beni Bayrampaşa'dan hatırladınız mı Hocam?” diyor. Şu bilmem ne koğuşundan, ah diyorum tımarhaneden ahbaplarım nerede görsek.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Kuşadası'nda yaşıyorum Mehmet Kaan Uğureli. Toplumda gençleri nasıl daha faydalı bireyler yapabiliriz diye bir sorum var.

ADNAN OKTAR: Benim yakışıklım benim aslanım bak arkadaşı mesela modern bir genç kız, kendisi de modern bir delikanlı ama hiç egoistlik üzerine kurulu bir sistem yok bakın dikkat edin ederseniz. Hepsi Mehdiyet ruhunun içinde güzel bir İslam anlayışı içerisindeler ve hep hayrımıza “Vatan nasıl kurtulur, millet nasıl rahatlar, fakirlere kolaylık nasıl sağlanır, imkan nasıl sağlanır, gençler nasıl faydalı hale getirilebilir?” çok güzel hedefler, çok güzel anlatımlar. Sadece samimi olmanız, sevgiyi istemeniz yeterli Allah size yol gösterecektir. Bütün gençlere Allah yol gösterecek, hepsinin kalbine ilham edecek ve hepsi doğru yolda ilerleyecekler sadece samimi olsunlar gerisini Allah'a bıraksınlar.

VTR: Selamünaleyküm. Ben Kuşadası'ndan Özkan Koç. Adnan Bey’e bir sorum vardı. Müslüman aleminin içine düşmüş olduğu kargaşa ölen Müslüman öldüren Müslüman bunun sebebi nedir? Bundan kurtulmak için ne yapmak gerekiyor?

ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (sav) ahir zamanda şu bulunduğumuz devirde deccal denilen bir fikir sistemi çıkacak diyor deccaliyet. Bunu uygulayan sistem İngiliz derin devletidir. Bütün dünyayı yöneten, savaşları yöneten, ekonomik krizleri organize eden bir sistemdir. Masonik bir yapı yaklaşık 300 kişiden oluşuyor illimünati de diyorlar insanlar buna, çeşitli isimleri var. Üçler, yediler, kırklar diye de kendi içlerinde de bir sistem oluşturmuşlar ve dünyayı mahvediyorlar idi ama şu an metafizik olan Mehdiyet gücüyle karşı karşıyalar 15 Temmuz’un da sebebi yine bu. İslam alemini birbirine düşüren deccaliyettir İngiliz derin devletidir. Mesela 7 kişilik, 14 kişilik toplulukla bir haftalık bir planla bunu yapabiliyorlar. Mesela son İsrail'deki olayları da çıkaran yine İngiliz derin devletidir. Filistin'i yok etmek, İsrail ile kavgası çıkartmak ve İsrail'in üstüne Müslüman ülkeleri kışkırtıp büyük bir savaş çıkartmak istiyorlar konu bu. Bu savaşa müsaade etmeyeceğiz böyle bir savaş olmayacak.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba. Ben Ceren Nur. Neden kızlar erkekleri rahatsız etmiyor da erkekler kızları rahatsız ediyor?

ADNAN OKTAR: Şu güzelliğe şu nura şu temizliğe bak nasıl temiz insansın sen nasıl güzelsin. Allah nurunu artırsın, başörtü de çok yakışmış. Bayağı güzel olmuş. Çünkü genç kızlar tabii daha savunmasız oluyorlar erkekler daha aktif pozisyonda oluyor. Erkek kadına bir şey yaptığında o onur meselesi oluyor ama kadına bir şey olduğunda kadın için o küçük düşürücü bir şey olarak kabul ediliyor yani kadın aleyhine erkek lehine o kadar çok gelenek örf var ki. Sistem o kadar erkekleri koruyucu hale gelmiş ki kadınlar burada hep mağdur konumunda oldukları için ve tabii vicdanları da daha titiz olduğu için böyle bir şeye yanaşmazlar yani böyle bir şey için sebep de yok. Çünkü kadın aklı arar, derinliği arar, tutkuyu arar ama adam orada aklı, derinliği, tutkuyu aramıyor et arıyor o yani hayvan gibi yani onun için bir hayvanla bir insanın farkı yoktur. Yani bir kadın olması bir hayvan olması yahut bir homoseksüel onun için bir fark etmez. Onun aradığı belirli bir şey et yığını arıyor o yüzden kadınları rahatsız ediyorlar ama kadınların üstün yönü ahlakı, vicdanı, derinliği, tutkuyu, sadakati vefayı, temizliği ve yüksek imanı arar kadın. Bunu bulursa zaten yaklaşır ve bırakmaz ama tutkuyla yaklaşır ama bazı sırtlanlar tabii et kokusu almış vahşi mahluk gibi kadınları rahatsız ediyorlar. Buna karşı işte Türk milletinin gençliği delikanlılar kabadayılar tavır alacaklar, genç kızları koruyup kollayacaklar onların haysiyetine, şerefine, namusuna laf ettirmeyecekler.

Evet dinliyorum.

VTR: Ben Kuşadası'ndan Sacide. Herkes sevgiden bahsediyor ama hiç kimse birbirini sevmiyor neden?

ADNAN OKTAR: Güzel Sacide sevgiyi biz şu an teorik olarak kabul ettirdik, yeni topluma yayıldı sevgi. Sevgiden hiç bahsedilmiyordu. Sevgiyi kimse ağzını almıyordu. O şimdi teorikken o pratiğe geçecek bir süre sonra, bu bir aşaması önce ağızlarına bir alsınlar sevgiyi sonra o pratik uygulamaya geçecektir. Yüksek vicdanla, derin vicdanla, Allah korkusu, Allah sevgisi ile gerçek aşk olarak tezahür edecektir biraz beklemesi lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey, benim sorum şu olacak, üniversiteye girecek öğrencilerimiz çok sıkıntıya giriyorlar. Bence bunun için bir ek puan ya da iki yıllık geçişlerin geri gelmesi ya da kurslar yani öğrencilerimiz için fazla bir imkan yok, bu imkanların geliştirilmesi çok güzel olabilirdi. Bununla ilgili bir çalışma yapılabilir mi?

ADNAN OKTAR: Canımın içi sen ne temiz insansın, sen ne güzel insansın. Bak arkadaşlarını nasıl düşünüyor? Genel düşündüğü konular dikkat ederseniz iyilik olsun, güzellik olsun diye böyle güzel bir ifade de bulunmuş. Gençlerin genel kültür açısından zorlu imtihanlar iyi. Muazzam bir genel kültürü olsun, rekabet olsun bilgi seviyesi çok yükselsin. Gece gündüz gençler okusunlar çünkü bizim gençliğimiz dünyayı yönetecek. Kafalı, kültürlü, görgülü gençlere ihtiyacımız var. Dünya yöneticisi olacak bu büyük kitle en güzel şekilde yetişmesi gerekiyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey, öncelikle yazmış olduğunuz üç yüz tane kitap için teşekkür ederiz. Ve o üç yüz tane kitabın içerisinde insanlara bir dörtlük ya da iki tane mısrayla insanlara bir kitabınızı merak ediyorum. Sizlere çok teşekkür ediyorum, Allah razı olsun.

ADNAN OKTAR: Sen aslansın yani demek istiyor ki bu üç yüz yirmi kitabı su gibi ezberlemişsindir mübarek diyor elli bin sayfa. Bunları bana ezberden söyle diyor özetle. Benim öyle bir yeteneğim yok. Elli bin sayfayı ezberleme olmaz ama kitapların içeriğini, özetini, hükmünü gece gündüz anlatıyorum. Zaten bir kitabın ezberlenmesi olmaz, ben ezberlensin diye yazmıyorum o kitapları. Ben o kitapları anlaşılsın diye yazıyorum, onu kavrayacak, şahıs anlayacak, hayata geçirecek beyninde bir bilgi olarak genel anlamda muhafaza edecek. Mesela ben Kuran'ı ezbere bilmem ama bütün Kuran'ı bilirim bak ezbere bilmem ama bütün Kuran'ı bilirim. Kitaplarımda da aynı hüküm geçerlidir bütün kitaplarımı bilirim ama ezbere olmaz, ezberciliğe yanaşmamak lazım. Ben zaten ezber istemiyorum ama istense tabii dörtlük üçlük falan okursun ama bunun bir anlamı olmaz sadece bir gösteri olmuş olur, samimiyetsiz bir şey olur bu ve gereksiz olur.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Son günlerde çevre ülkelerde de İsraillilere saldırılar başladı Adnan Bey. Ürdün’deki İsrail Büyükelçiliği’nde çalışan bir diplomata Ürdünlü bir kişi tornavida ile saldırdı. İsrailli kendini korurken saldıran kişi öldü. İsrail Dışişleri Bakanlığı Ankara'daki İsrail Büyükelçiliği ve İstanbul'daki Başkonsolosluk çalışanlarının İstanbul’daki sinagog saldırılarından sonra evlerinden çalışmalarını, evlerinden çıkmamalarını söyledi.

ADNAN OKTAR: Bu kepazelik tabii ahlaksızlık, vicdansızlık, bir avuç Hz. Musa (as)’ın evlatlarını dünyada bu kadar rahatsız etmek, dünyaya onları sıkıştırmaya kalkmak, dünyayı dar etmek ahlaksızlık, vicdansızlık başka bir şey değil. Güç karşısında köpek gibi ezilenler, savunmasız gördükleri insanlara it gibi saldırıyorlar. Bu her yerde, her insan için, her topluluk için bir ahlaksızlıktır. Savunmasız insana saldırmak bir şeref değil şerefsizliktir mesela askere saldırıyorsa mesela gidersin asker olursun İsrail askerlerine dersin ki arkadaş ben size savaş ilan ediyorum dersin. Legal bir savaş olur o zaman ona kimse bir şey diyemez. Ben istemem savaş ayrı mesele ama adam sana savaş ilan etmemiş, seni dost biliyor sokakta yürüyor alçakça gidip adamı bıçaklıyorsun bunun adına kahpelik denir ve kalleşlik denir. Bunu Müslüman yapmaz bu adiliktir. Ehli kitabın Allah, “yemeklerini yiyin” diyor.” Onların kadınlarınla evlenebilirsiniz” diyor. “Onlarla ticaret yapın ve onların sinagoglarını, kiliselerini koruyun” diyor Allah. Sen ne yapıyorsun? O insanları katlederek cehennemin dibine gidiyorsun, sen en büyük haramı işlemiş oluyorsun, bir cana karşılık olmaksızın bir cana kıyıyorsun. Masum bir cana kıyıyorsun bunun karşılığı tek kelimeyle ahlaksızlık, şerefsizlik ve namussuzluktur başka bir şey değil, bu onur duyulacak bir şey değildir. Katilliktir ve çok ve iğrenç bir eylem. Dürüst bir Müslüman'ın yapacağı bu değildir. O sana saldırıyor mu? O da isterse yapar sana yapıyor mu? Yapmıyor. Sen ona niye yapıyorsun?

Dinliyorum.

VTR: İnsanlar sizi neden eleştiriyor?

ADNAN OKTAR: Benim güzelim sen çok çok güzelsin, gözleri, ağzı, burnu, her yeri çok güzel değil mi? Bir tanem eleştirinin nedeni kıskançlık başka bir şey değil. Mesela bütün ünlüler eleştirilir, bütün ünlü insanlar eleştirilir, bütün zenginler eleştirilir hatta halk arasında derler ki zenginin malı züğürdün çenesini yorar derler ünlüdür. Yani güç sahibi olan insanlar, güzel yaşayan insanlar, kaliteli yaşayan insanlar, hayatın güzelliklerine vakıf olan insanlar, bu güzellikleri elde edememiş insanlar tarafından hasetle karşılanır, kıskançlıkla karşılanır. Acılarını ancak işte eleştirerek veyahut yakışıksız sözler söyleyerek hafifletmeye çalışırlar. Onlar dediklerine de inanmazlar mesela diyor ki “Karşında niye dekolte kızlar var?” Sen olsan istemez misin dersen böyle dekolte kızlarla konuşsan binlerce kere ister ama mümkün mü? Değil çünkü kızlar onu gördüğünde rahatsız olacaklardır. Çünkü sevilecek bir karakter göstermiyor, kişilik göstermiyor o zaman ne yapacak? Mevcudun ortadan kalkmasını isteyecektir. Kıskançlıktaki gaye nedir? O nimetin, o güzelliğin yok olmasını ister şahıs ama gıpta ayrıdır, gıptada bende de olsa keşke anlamına gelir. Onlarda gıpta değil kıskançlık olmuş oluyor. Kıskanıldığında insan tabii hoşuna gidiyor. Ben de onları daha da kıskandıracak bir ortama doğru çekiyorum ve daha da çok onları eleştiriyorum veyahut haşlıyorum mu diyeyim artık yahut anlatıyorum zevkli bir ortam meydana geliyor hoş oluyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Richard Dawkins yeni kitabını Kaliforniya Radyosu’nda tanıtmak için hazırlanıyordu fakat radyo yönetiminin aldığı kararlarla bu program iptal edildi. İptal nedeni olarak Dawkins’in İslam'a karşı olan düşmanca sözleri ve tavrı gösterildi.

ADNAN OKTAR: Evet doğru sürekli İslam'a karşı üslubu ama İslam çığ gibi gelişiyor.

Ama tabii samimi soru soranları ben tenzih ediyorum. Aslında bütün soru soranların hepsini tenzih ediyorum ama mesela bir soru soruyor ama iyi niyetli değil ben hissediyorum onlara ayrı üslubum ama yüzde 99,99 konuşmacılar çok güzel insanlar zaten sevgimi de ifade ediyorum. Onların tavrından da hoşnudum fakat samimiyetsiz olanlar zaten izleyiciler de görüyor ben de görüyorum ona göre bir cevap veriyorum. Evet.

VTR: Merhaba Adnan Bey, ben Manisa'dan Mehmet Can. Bu Türkiye'nin gidişatını hiç beğenmiyorum, siz ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Gidişat deccaliyetin nedeniyle kötü gibi görünüyor. Kötüden iyiye doğru gidiyor şu an. Üç-beş yıl içerisinde hayret edeceğiniz değişmeler olacak zaten ben buradayım siz de göreceksiniz.

Evet, dinliyorum.

 

VTR: Suriyelilerin gitmesi ya da kalması konusunda bir referandum yapılmasını halkımız doğru buluyor mu? 

ADNAN OKTAR: Çok ayıp olur yaparsak zaten kalsın denir ama referandum mesela yüzde 5 bile çıkmış olsa gitsinler diye bu çok küçük düşürücü olur yani Türkiye için çok acı bir olay olur. Bir de böyle sanki bir tereddüdümüz varmış gibi görünüm olur karar veremiyormuşuz gibi olur. Biz halbuki karar verdik onları misafir olarak, kardeşimiz olarak ağırlayacağız. Evet.

VTR: Merhabalar ben Handan. Erkekler neden küçük yaşta evlenir?

ADNAN OKTAR: Handan yok bayağı ileri yaşlarda evleniyorlar benim gördüğüm. Ama varsa neden küçük yaşta evlenir? Belki ailesine daha geniş bir katılım olmasını istiyordur ailesi küçüktür, annesine yardımcı olacak, dost olacak birisine ihtiyaç vardır, küçük bir ailedir daha büyüsün istediği için olabilir veyahut heveslenebilir birçok nedeni olabilir. Evet.

VTR: Tıbbi cihazların bakımı gecikebiliyor, bunun sonucunda zararları hastaya yansıdığı için alınabilecek önlemler neler, bir de genelde özel hastanelerde oluşmasının sebebi ne?

ADNAN OKTAR: Benim canım, güzel huylum benim, Allah senden razı olsun çünkü hakikaten bu özensizlik sonucu birçok hasta kaybediliyor çok vahim gelişmeler olabiliyor. Kirlilik, tıkanmalar, bakımsızlık, aletin çalışmaması falan benim güzel yüzlüm böyle mühim bir konuya dikkat çekmekle güzel bir hizmete kapı açmış oluyor. Doğru söylüyorsun bunu dilekçeyle de ayrıca bakanlığa bildirmemiz gerekir, bildirelim. Evet.

VTR: Neden zirai ilaçlar bu kadar pahalı, onu sormak istiyorum.

ADNAN OKTAR: Biz tarım ziraat konusunda çok atak yapması gereken bir ülkeyiz, tarımda, ziraatta, hayvancılıkta ileri gitmek için de üreticiye, çiftçiye muazzam bir destek sağlanması gerekiyor.  Gerekirse başka yerlerden alınarak o tarafa kaydırma yapılarak ziraatın, tarımın, hayvancılığın en üst düzeye getirilmesi şart, Türkiye’nin zenginliği ileri gitmesi ve iş hacminin artması için. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Sakarya Valisi’nin makama geldiği gün bir grup cemaat mensubunun tekbirlerle karşıladığı söylenmişti. Konuyla ilgili açıklama yapan Vali o görüntülerde görülen kişilerin farklı partilere mensup 15 Temmuz gazileri olduğunu ve görüntülerin Valilik makamına geldiği gün değil 15 Temmuz’un yıldönümünde çekilmiş olduğunu söyledi. 15 Temmuz itibarıyla tekbir getirmişler ayrıca Ahmet Hakan'ın eleştirdiği valiyi yanındaki cübbeli kişilerle gösteren fotoğraf aslında şehit babasının ziyaretinde çekilmiş. Cami imamı olan şehit babası oğlunun şehadetinde kendisini ziyaret eden valiye iadeyi ziyaret yapmış ve yanında kendisi gibi hoca olan dostlarıyla birlikte bu ziyareti gerçekleştirmiş. Vali’nin kendisini ziyarete gelen kişilerin hiçbiri İsmailağa Cemaati'nden değilmiş.

ADNAN OKTAR: Görebiliyor muyuz bir daha?

BÜLENT SEZGİN: Valimizin resmi vardı.

ADNAN OKTAR: Valimiz bir kere çok efendi bir insan, çok dürüst değerli bir insan Valimiz beş vakit namazında, aklı başında tecrübeli bir insan. Velev ki İsmailağa Cemaati'nden gelenler bile olsa, tekbir bile getirseler kötü bir şey değil güzel ama yanlış anlaşılabilir kötüye yorabilirler o açıdan riskli.

BÜLENT SEZGİN: Videosu vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Gayet normal açıklandığı şekli ile son derece makul, Valimiz de gönlü çok rahat olsun, çok insancıl, çok anlamlı güzel bir ziyaret olmuş. İsmailağa cemaati de olsa diyorum yine fark etmez güzel. Sayın Vali’nin konumunu sarsacak, olumsuz hale getirecek bir şey bilakis konumunu çok olumlu hale getirecek, onun değerini daha da arttıracak güzel bir olay. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Hakan’ın eleştirdiği fotoğraf da vardı Adnan Bey. Şehit babasıymış İmam.

ADNAN OKTAR: Hayır canım ne fark eder? Müslüman insanlar da gelir, sosyal devletin gereğidir bu Müslüman ziyaretine gelmeyecek diye bir şey yok. İsmailağa Cemaati'nden gelir başka yerden de gelir her yerden gelir komünist de gelir, ateist de gelir Hristiyan da gelebilir, Musevi de gelir Vali yani.  İlin valisi bundan normal ne olabilir? Herkes gelir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Kuşadası'ndan Gülter. Herkes gerçek sevgiden bahsediyor ama ben bugüne kadar gerçek sevgiyi tatmamış biri olarak gerçekten gerçek sevgiyi çok merak ediyorum. Çok emek harcadığımız halde sevilmiyoruz. Sebebini gerçekten çok merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Benim canımın içi sen dünyalar güzelisin her yönden güzelsin, arkadaşın da çok güzel. Sen vicdanını temiz tutmaya devam et Allah seni sevdirecek, senin de seveceğin çok fazla insanla karşılaşacaksın, sevgiyi kat kat hak eden bir insansın biraz sabırlı olursan Allah sana her türlü iyiliği, güzelliği inşaAllah tattıracak.

VTR: İstanbul'un çoğu yerinde altyapı yok özellikle Üsküdar neden böyle hükümetin işi?

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca’ya kızıyorsun yani ama çok uyanık yaman bir delikanlı. Üsküdar eski bir semt özen gösteriliyordur zannediyorum ama Türkiye'nin her yerinde tamirata ihtiyaç var, her yerinde düzenlemeye ihtiyaç var. Üsküdar'ın payı kadar oluyordur tahmin ediyorum. Bir abanma bir il veyahut ilçe için mümkün olmuyor. Eşit düzeyde dağılmaktan kaynaklanan zorluklar oluyor ama biraz daha sabrederlerse muazzam bir medeniyet çağına gireceğiz, muazzam bir atılım çağına, Mehdiyet çağına gireceğiz çok hoşlarına gidecek. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf vardı. 1947’de İngiltere’nin Suudi Arabistan’ı kurduğu dönem. Churchill ve Suudi Kralı yan yana.

ADNAN OKTAR: Emir subayı orada. Suudi Arabistan’ın kuruluşu İngiliz derin devleti tarafından oluşturuluyor. Evet. Ama sordun mu “yok” diyorlar “bizim hiç alakamız yok.” Film sahnesi değil bunlar. Fotoğraf; belge yani. Evet.

VTR: Mahallemizde veya sokak aralarında bazen balkonlara saksı koyuluyor peki bu tehlikeli değil mi?

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor benim yakışıklım, özellikle eğreti yerlere onuyor mesela oynak bir ahşap tahta yağmur ve rüzgarla rahatça devrilecek gibi oluyor çok çok sağlama alınması lazım hele yüksekte olan yerler süper tehlikeli olur. Hatta vidayla tutturulmuş olsa bile vida zamanla çürüyüp sökebilir o menfezi öyle yerlerde çok ekstra önlemler alınması gerekiyor. Evet.

VTR: Aydın Kuşadası'ndan adım Gökhan. Turist sayısında neden azalma var onu öğrenmek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Turist sayısı neden azalıyor? Bağnazlar sokaklarda kol geziyor. “Niye dekolte var? Niye müzik var? Niye resim var?” görüyorsunuz mesela buradaki arkadaşlarımıza bile tahammül edemiyorlar. Adam turist mesela İsviçre’den geliyor, Norveç'ten geliyor, Hollanda'dan, Almanya'dan geliyor mini şortla gezmek istiyor, atletle gezmek istiyor, müzik dinlemek istiyor. Adam müzik dinliyor tüyleri diken diken oluyor. Mini şort görüyor hakaret ediyor, sarkıntılık yapmaya kalkıyor. Musevilere nefes aldırmıyorlar, Hristiyanlara nefes aldırmıyorlar, Musevileri yok edelim diyor. Hristiyanları yok edelim diyor. Gelenlerin hepsi Hristiyan zaten o zaman adamlar bizi madem kesecekler diyorlar madem dekolteden nefret ediyorlar, madem müzikten nefret ediyorlar, sanattan nefret ediyorlar biz de gitmeyelim bari diyor adamlar. Gelin size sarımsak, soğan heykeli gösterelim, sucuk heykeli gösterelim, köfte heykeli gösterelim diyorlar. Yani adamların insanların sanat gücüyle, sanat kalitesiyle alay eder gibi bir üslup kullanıyorlar. Onlar da gelmek istemiyorlar bunun sonucu olarak. Bu belayı, bu fitneyi Mehdiyet vesilesiyle ortadan kaldıracağız inşaAllah.

VTR: Selamün Aleyküm Adnan Hocam, sizi severek ve büyük bir tutku ile izliyoruz. Hatta evimde hala CD’leriniz bulunmakta. Şimdi yakın zamanda hayatımda gelişmiş bir olay ile alakalı soru soracağım. Sevgilimden ayrıldım da, ayrılık mı daha zor yoksa unutmak mı? Çünkü unutamıyorum bir türlü. Teşekkür ediyorum.

ADNAN OKTAR: Ah severim ben senin yakışıklılığını, güzelliğini. Çok güzel insansın sen. Ayrıldıysan Allah ayırmış bir hayır vardır, Allah sana daha iyilerini daha güzellerini nasip eder. Sen Allah'a sıkı sıkıya sarıl imanını güçlendir, takvanı güçlendir. O seni kaybetmiş oluyor aslında, sen değerli olansın. Arkadaşın da belki çok değerli bir kızdır yanlış anlaşılma olmuştur. Allah onun kalbini düzeltir senin de kalbini düzeltir belki sizi Allah imtihan ediyor da olabilir, daha iyi daha güzel olmanız Allah'a yaklaşmanın için size bir imkan tanımış olabilir. Eğer ikiniz de Allah’ı çok severseniz, Allah’tan çok korkarsanız Allah sizi birbirinize yaklaştırır. Ama hiç kafanı takacak bir şey yok gönlün rahat olsun, nihayet Allah'ın tecellisidir senden ayrılan. Sen de Allah'ın tecellisisin. Dua ederseniz Allah o güzelliği bir araya getirir ama tabii tecelliyi Allah olarak seveceksin yani senden ayrılanın Allah'ın görüntüsü olduğunu bileceksin o zaman o tecelli geri döner. Ama o tecelliyi Allah vermesin senden ummam ama putlaştırırsan, Allah'tan ayrı müstakil bir varlık olarak görürsen o zaman Allah o putu yok eder yani o putu senden uzaklaştırır çünkü şirk olmuş olur, günaha girmemen için Allah senden uzaklaştırır. Kadını putlaştırmak, kadının da erkeği putlaştırması çok büyük günah olur bundan şiddetle kaçınmak lazım. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Nazlı Ilıcak’ın oğlu Mehmet Ali Ilıcak annesinin AK Parti aleyhine yaptığı faaliyetleri yıllardır eleştiriyor ve “Artık annemi tanıyamaz hale geldim” diyordu. Mehmet Ali Ilıcak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bir randevu talep ederek görüşmeye gitti. Görüşmeden sonra sosyal medya hesabında şöyle bir paylaşımda bulundu. “Sayın Cumhurbaşkanımıza bir kere daha hayran kaldım. Niye mi? Annemin hapiste olmasına rağmen beni kabul etti, derdimi dinledi, vakit ayırdı. Annemin yaptıkları yüzünden beni cezalandırmadı,  ona olan öfkesini benden çıkarmadı, aksine bana her zamanki sıcaklığı ile yaklaştı. Hiçbir menfaatim olmadan kendisini hep sevdim daima sevmeye devam edeceğim” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam sevilecek bir insan, Mehmet Ali de vicdanlı bir delikanlıdır. Eskiden bize gidip gelirdi, annesi çok sinirleniyordu benimle görüşüyor diye. İşte kendince bir şeyler yapmaya çalışıyordu o zamanlar, her yerde aleyhte faaliyetler yapıyordu. Ama Mehmet Ali hep kendini dindar yetiştirdi maşaAllah, namazında niyazında bir delikanlıdır, vicdanlı bir delikanlıdır annesine hiç benzemez. Aferin, iyi güzel, hayırlı olmuş.

Evet dinliyorum.

VTR: Motor mu araba mı?

ADNAN OKTAR: Tabii ki araba yakışıklı, motor çok tehlikeli olur sakın çünkü her yerden açık. Bazen genç kızları da arkaya oturtturuyorlar ikisi birden çok riske giriyor. Motor süper tehlikeli. Ama çok açık geniş bir yer olur ova gibi açık, orada olabilir belki, orada üç yüzle falan gidilebilir trafikte eğer bir sorun yoksa ama Harley olması lazım yani değil mi, at gibi ağlayacak cayır cayır.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey, ben Manisa'dan Nazlı. Psikoloji üzerine kitabınız var mı, yoksa yazmayı düşünüyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Nazlı sen nasıl güzel kızsın böyle, nasıl yakışmış kıyafetin bir tanem. Çok güzel olmuşsun ama elin yüzün falan çok çok güzel, fizik olarak çok güzel kızsın ama nefis tarzın çok çok güzel olmuş kıyafetin. Psikoloji üzerine var ama tabii direkt psikoloji adına değil ama psikolojiden kaynaklanan analiz kitaplarım var.

Evet dinliyorum.

VTR: Türkiye’nin son dokuz-on yılı içinde neler olacak?

ADNAN OKTAR: Mehdi (as) çıkacak İmam Mehdi (as), İmam Muhammed Mehdi (as). Hz İsa Mesih’i göreceğiz. Bölgeye İslam hakim olacak, İslam kardeşliği olacak. İsrail'le dost olacağız, Mısır’la dost olacağız, Fas, Tunus, Cezayir’le dost olacağız. İran'la birleşeceğiz, Rusya'yla birleşeceğiz, bütün ülkeler dost olacak. İngiliz derin devleti yıkılacak.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Şafak’tan Bülent Orakoğlu, Müslümanların İslam Birliği'ni sağlaması gerektiğine dair şunları söyledi. Günümüze kadar batının ve küresel güçlerin çeşitli ayak oyunlarıyla bir araya gelemeyen İslam ülkeleri ve Müslümanları bekleyen en önemli görev Mescid-i Aksa için bir araya gelerek İslam birliğini sağlamak olmalıdır. Bu durumda en büyük görev Cumhurbaşkanımıza ve ümmete düşmektedir.”

ADNAN OKTAR: Ve İmam Mehdi (as)’ye ve İsa Mesih'e. İslam ümmetini Hz. Mehdi (as)'dan başka kimse bir araya getiremez, mümkün değil. Yani yüz elli yıldan beri uğraşıyorlar, imkansız. Sahibi kimse o yapar. İsa Mesih’in dışında da Hristiyan alemini Müslümanlıkta birleştirecek ve Müslüman olmalarına vesile olacak başka kimse yok. Herkes kendi görevini yapacak. Evet.

 VTR: Bu Kadıköy rıhtımda eskiden bu kadar kişisel müzik yapan gruplar yoktu. Şimdi dikkatimi çekti çok sokak müzikçisi var, bu neden arttı, bu konuda bilginiz var mı bilmiyorum. Bu merak ettiğim bir konu aydınlatırsanız sevinirim.

 ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm Adnan ağabeyleri onları desteklemeye başladı da ondan. Son zamanlarda biliyorsunuz acayip bastırıyorum. Sokak sanatçıları yani sokakta yapılan müzik bir ülkenin kalitesi ve güzelliği anlamına gelir, o ülkenin neşesi bayramı anlamına gelir. Her yerde tebrik ediyoruz her yerde teşvik ediyoruz. Sokaklar onların, herkes de onlara elinden geldiği kadar bahşiş versin, o güzel insanlar sokakları şenlendirsin. Şu an yıkılıyor olması lazım buraların. Müzik her yerde olacak.

VTR: Kendi hatamızı görmek için sihirli bir aynaya mı gerek var?

ADNAN OKTAR: Yakışıklı, ne yapacaksın? Sadece samimi olacaksın. Samimi olursan Allah hemen gösterir.

VTR: Anlatmaktan hoşlandınız şehir hangisi ve hangi yönleri sizi etkiliyor?

ADNAN OKTAR: İstanbul güzeldir, Tokat güzeldir. Tokat’ı çok severim ben, Tokat Turhal. Amasya üçü birbirine çok benzer Tokat-Turhal-Amasya. Ama tabii Tokat ağırlıklı. Tokat'ta bir bağ evi şarttır, onu bir şekilde yapalım. Yeşilırmak'ın kenarında olması lazım, Yeşilırmak'a yakın veyahut Küçükbey bağında, bağ evi hayatidir. Domatesi, biberi kendini yetiştireceksin. Tokat'ın şeftalileri kardeşim ta şöyle.

VTR: Sizce Üniversite okumak için en iyi şehir hangisidir?

ADNAN OKTAR: Bir kere delikanlımız bayağı yakışıklı. Onu bir kere vurgulayalım. En iyi şehir üniversite için tabii ki İstanbul’dur. Kayıtsız şartsız. Tartışmasız ve ezici olarak. Ankara’dan gece çıktık Ankara’nın puslu bir havası vardı sabah bir geldim vapur düdükleri falan şahane bir yer. Kıyası kabil değil. Hatta zaruri bile olsa Ankara’ya gitmiyordum. Ne olur ne olmaz hani birkaç gün kalırım falan gibisinden. Ankara da güzeldir ama İstanbul bir sanat eseridir İstanbul. Evet.

VTR: Merhaba ben Gülcan. Ben şehir dışında üniversite kazandım ama ailemin beni göndermemesinden dolayı gidemedim. Türkiye’de kadınlar güvenilir bir şekilde ne zaman şehir dışına çıkabilecek ailelerinin güvenini kazanabilecek?

ADNAN OKTAR: Canımın içi sen çok nurlusun, çok efendisin. Çok sevgi dolu bir insansın. Allah sana güç kuvvet versin. Allah sana yardımcı olsun. Mehdi devrindedir. Peygamberimiz (sav)’in müteaddit hadisleri var kadınların cennetidir Mehdiyet. Mehdi devrinde. Çok acı üniversite kazanıyor gidemiyor. Halbuki göğsünü gere gere gezmesi lazım. Rahatça da okuluna gitmesi lazım. Bundan doğal ne olabilir? Bir genç kız için hürriyet olmaması ne demek? Dehşet verici bir şey. Evet.

VTR: Manisa’dan Gizem ben. Yeni yazacağınız kitaplar ne tür üzerine olacak?

ADNAN OKTAR: Gizem bir kere en önemli konu sen bir kere çok güzel kızsın. Hem gençliğinin güzelliği ayrı fakat fizik olarak gerçekten çok çok güzelsin. Allah sana sağlıklı uzun ömür versin hidayetle. Yine İngiliz derin devleti ile ilgi kitap hazırlıyorum. Aslında dokuz kitap hazırlıyorum. Kuran tefsiri var. Onu hazırlıyorum. Yine münafıklarla ilgili bir kitap var o da bitmek üzere. Münafıklarla ilgili ikinci cildini hazırlıyorum. Çok güzel eserler peş peşe gelecek. Evet.

VTR: Merhaba ben Ensar. Futbolcu olmayı düşünüyorum bunun hakkında düşüncelerinizi alabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Ensar tipinde var yakışıklılık sende, boy pos sende bir de ünlü futbolcu olduğunu düşünüyorum Allah’ım senin ile görüşmek bir mesele olur. Çalışırsan olur. Herhalde çok gayret etmesi lazım. Vücut geliştirmesi lazım. Efor testine girsin bir kalbini muayene ettirsin. Vücudunda herhangi bir mani durum var mı? Eğer değilse tamamdır, devam etsin. Ama bazen Allah esirgesin kalpte üfürüm oluyor, bir rahatsızlık oluyor bilinmiyor. Üfürüm o kadar önemli değil ama yine de risk meydana getirebilir. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Büyükada’da suçüstü yakalanan on kişiden Alman vatandaşı Peter Steudtner’in fil anlamına gelen “Elephant” programı ile Berlin tarafından adım adım izlendiği ayrıca pek çok ülkede kaos planında rol aldığı belirlendi. Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Fil, İngiliz derin devletinin sembolüdür biliyorsunuz. İzleme efendim izleme hepsi var demek ki adamlarda. Olay açık, anlatım şeklinden de olay kendini gösteriyor.

Şu dünkü yemekli toplantı konusunda bir daha bir göreyim bakayım güzelleri.

KARTAL GÖKTAN: Önce sofrayı gösterelim isterseniz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Allah’ım Ya Rabbim şu köşkün güzelliğine bak sen. MaşaAllah, sofranın zenginliğine ve sanata bak sen. MaşaAllah. Heykeller efendim, bahçenin güzelliği de ayrı bir mesele ayrı bir konu. Nefis. Temizlik muhteşem.

KARTAL GÖKTAN: Ve siz.

ADNAN OKTAR: Vay koçum be. Olay bu ya olay bu. Şu karizmaya bak ya ben ne diyeyim bu delikanlıya. Yok böyle olay be ağabey. MaşaAllah. Evet. Muhteşem, muhteşem çok çok güzel. Hanımlar da birbirinden güzel maşaAllah. Hep iş kadını mühendisler, doktorlar, mimarlar, kimya mühendisleri, makine mühendisleri. Mesela o kardeşimiz Boğaziçi mevzunu kardeşimiz. Öbürü başka üniversitelerden mezun. Evet, başka var mı resim?

KARTAL GÖKTAN: Evet, sofradan yine bir detay. 

ADNAN OKTAR: Olaya bak kardeşim, insan nerden başlayacağını şaşırıyor sofralarda. Bu da mütesettire hanım kardeşlerimiz. Onların sayısı da çok fazla maşaAllah. Saygı duyuyorum. Biz böyle rahat ediyoruz diyorlar. Tamam böyle inanıyoruz diyorlar. Çarşaf olarak kabul edelim tamam. Hürmetle karşılarız. Ama böyle delikanlı bu nedir Fikret ne diyorsun bu delikanlıya?

KARTAL GÖKTAN: Efsanenin diğer adısınız.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, sözlükte efsane kelimesinin karşılığı bu olması lazım.

KARTAL GÖKTAN: Tam karşılığı evet.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

VTR: Sizce motorda tek teker yapmak sakıncalı mı?

ADNAN OKTAR: Aman aman yakışıklı aman. Allah vermesin. Bayağı tehlikeli. Ama öyle de kullanıyor ki motor kullananlar öyle yani avcunun içinde gibi. Ama her halükarda tehlikeli tabii. Hiç tavsiye etmem.

VTR: Selam Adnan Bey Ankara’dan Muhsin, benim size bir sorum olacak. Bazı gördüğümüz rüyalar zer alemiyle alakalı mıdır?

ADNAN OKTAR: Kaderi görüyorsunuz. Zer alemini gördüğünüzü zannetmiyorum. Zer alemi daha değişiktir. Ortamı daha değişiktir zer aleminin. Zer alemi beyazdır. Bembeyazdır. İnsanlar bu şekildedir ama her yer bembeyazdır zer aleminde. İlk yaratılış orada oldu. İnsanların, bak Adem (as), Havva dahil insanlığın en son ferdine kadar herkes bir anda zer aleminde herkes Allah tarafından yaratıldı.  Oradan buraya gönderiliyor ama nasıl gönderiliyor? Anne rahminden oluşuyor gibi göstererek Allah dünyaya sunuyor. Her doğan çocuk zer aleminden buraya gelir. Yani çocuk hazırdır, insan olarak hazırdır. Zer aleminden gelir burada anne karnında oluşur, gelişir, büyür zer alemindeki şeklini alır. Zer alemindeki şeklini aldıktan sonra bozulur yaşlanır ve ölür ve ahirete gider. Zer aleminden bak hiç bahsetmek istemiyorlar evrimci takım. Onlara büyük bir sürpriz oldu o. Hz. Adem (as)’den kurtulmaya çalıştılar bu sefer zer alemi ile karşılaştılar. Zer aleminden hiç kurtulamıyorlar. Gıkları da çıkmıyor bu aralar. Evet.

VTR: Ehliyet almak niye bu kadar pahalı?

ADNAN OKTAR: Ya bir kere sen sıradan bir olay varmış gibi. Sen bir kere çok yakışıklısın. Dur sana bir bakalım bakayım. 1940’ların artistlerine benziyor. Çok yakışıklı. Ehliyet almak pahalı mı doğru mu? Ne kadar bin lira, iki bin lira falan mı? Yani hazır gelmişken diyorlardır. Bu kadar da heyecanlandığına göre ehliyet için kesenin ağzını açsın falan diyorlardır. Her şeyin ucuz olması lazım tabii. Ama devletin de hükümetin paraya ihtiyacı var tabii.

VTR: Türkiye’de muhasebeci olmak zor mu?

ADNAN OKTAR: Niye bir tanem olursun, olmayacaksın diye düşünüyorsunuz? Nerden acaba öyle düşündü? Tecrübe gerektirir ama muhasebecilik tabii. İyi gelişmiş bir bilgiye sahip olmak lazım. Ama olur. Niye olmasın?

VTR: Ben öğretmenlik okuyorum, beden eğitimi öğretmenliği, beden eğitimi öğretmenliği ataması çok az biliyorsunuz, neden ataması bu kadar az?

ADNAN OKTAR: Spora aslında devlet teşvik edip, beden eğitimi öğretmelerini her yere yayabilir. Yani sokakta da spor yaptırabilir devlet. Beden eğitimi öğretmenlerinin de mahalleleri spora teşvikte görevlendirebilir. Onlara da bir iş çıkmış olur. Çok hayati bir konu.

VTR: İnsan ne için yaşar, yaşaması gereken şeyler nedir?

ADNAN OKTAR: Hay benim palam maşaAllah. Osmanlı delikanlı. İnsan Allah’a kul olmak için yaşar. Aşk için yaşar. Aşkı yaşamak için yaşatır Allah. Tek hedefi de Allah aşkıdır. Allah aşkından kaynaklanan yaygın aşktır.  Allah kulunu sever kul da Allah’ı sever sonsuza kadar. Tek amacı budur Allah’ın.  Evet.

VTR: Adım Ramazan İnce. Adnan Hocam size sorum, Türkiye’de yapılan eserler acaba sizce neden estetik değil?

ADNAN OKTAR: Bak ne güzel insanlar. Hepsi aynı anormalliği görmüş. Kardeşim sokağa çıkıyorsun, sucuk heykeli, sarımsak heykeli, leblebi heykeli. Allah’tan korkun. Köfte heykeli yani bizi bu kadar mahcup edecek ne var? Niye bizi dünyaya karşı mahcup ediyorsunuz? Bu ilkelliğin sebebi ne yani? Sanattaki ilkelliği kastediyorum. Birçok yerde çok ilkel bir yapılaşma var. Sanat anlayışı var. Nasrettin Hoca heykeli yapmışlar. İçler acısı, var mı resmi sende? Türkiye’yi neden böyle gösteriyorlar? Kasten mi yapıyorlar bunu anlamış değilim ben. Bütün gençler karşı. Bu korkunçluğu biz niye hak ediyoruz ben anlamadım. Şuraya bak ya bunu kim yapar? Türkiye buna niye layık oluyor? Buna neden müsaade ediliyor? Otuz kere söyledim dedim ki sanat ve kalite bakanlığı kurulsun. Kalite izni alınmayan hiçbir şeye müsaade edilmesin. Israrla devam ediyorlar.

Evet dinliyorum.

VTR: Ben okumak istiyorum okuyamıyorum, imkanım olmadığı için ne yapmam gerekiyor?

ADNAN OKTAR: Benim güzel yüzlüm. Sen birçok kuruma başvurabilirsin bir tanem. Değil mi? Bize yazsın biz yol gösterelim. Birçok kurum, vakıf, birçok devlet kurumu yardımcı olur. Hakikaten bilmiyor olabilir. İmkanlarını eğer gösterirsek benim güzel kuzum istediği gibi okuluna devam edebilir. Evet.

VTR: Merhaba Adnan Bey, ben eşimin çıkmasını çok istiyorum, eşim cezaevinde. Cezaevlerine af çıkacak mı acaba?

ADNAN OKTAR: Güzel kalplim, güzel yüzlüm. Şimdi suçun neviine bağlı. Mesela garibandır bazen gidiyor bir sandviç çalıyor. Bilmem ne, gidiyor içerde hapis yatıyor. Onlara akıl alabilir. Onlara bir kolaylık sağlanabilir. Ama adam öldürmüş, vatan hainliği yapmış, çocuğun ırzına geçmiş. Bilmem, genç kızı bıçaklamış. Genç kızın yüzüne kezzap atmış. Bunları bırakmak değil de cezasını daha da ağırlaştırmak gerekir. Böyle şey olmaz. Acınmaz da böyle tiplere. Ama bilmiyorum belki beyin öyle o tarz bir suçtan içeri alındıysa, sen de mağdur olmuşsundur. Bakanın yoktur. O zaman şartlı bırakılabilir belki. Onu hukuk belirler. Ama onun dışında sakın böyle bir şey isteme. En yakının dahi olsa isteme. Cinayet ve yaralama çok büyük bir ahlaksızlıktır, zulümdür. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Kendi mamasını taşıyan bir köpek vardı.

ADNAN OKTAR: Bunlar acayip ısırılır bu herifler ama. Evet dinliyorum.

VTR: Asgari ücrete zam geliyor ama ihtiyaca yönelik her şeye de zam geliyor, bunun çözümü ne? Her şeye zam geliyor yediğimiz ekmeğe bile zam geliyor. Biz nasıl geçinelim, nasıl yapalım şimdi?

ADNAN OKTAR: Benim güzel yüzlüm, benim nurlum. Evlenirse acayip güzel evi idare eder benim balım öyle görünüyor. Allah sana bereket huzur versin. İyilik güzellik versin. İnşaAllah güzel bir geleceğin olur. Sabırlı olursan inşaAllah güzel gelişmeler de olur. Ama bazen mesela fakirlik kötü gibi görünüyor ama fakirlere bakın daha uzun ömürlü olurlar. Zenginler daha kısa ömürlü oluyorlar. Mesela bol et yiyen, yumurta yiyen, tereyağı yiyen insanlar çok çabuk ölüyorlar. Mesela ıspanak, lahana ile yaşayan mesela az bir şey ekmek yiyor biraz işte ne bileyim çeşitli sebze yemekleri ile idare ediyor. Çok az kıyma yiyor. Ama bakıyoruz zayıf ama çok sağlıklı. Bayağı da uzun ömürlü oluyor. Bir amca var dilenci şu aralarda yaşıyor. Çok şeker yıllardan beri ben onu görürüm. Sordurdum çocuklara kaç yaşında? Hem harçlık verdirdim hem sordurdum doksan yaşındayım diyor. Yani bütün akranları ölmüştür Allahualem. Benim kanaatim. O yürüyor, akranları olsa bile yürüyen arabayla falan gidebiliyorlar. Elektrikli arabayla yahut işte engelli arabası ile gidebiliyor en fazla. O bayağı zinde maşaAllah. Ama nasıl çok çok zayıf.

Dinliyorum.

VTR: Yağışlı havada neden İstanbul’da daha çok trafik oluyor?

ADNAN OKTAR: Yollar küçük, dar, çok fazla insan var. Yağmurda tabii ağırlaşıyor akış. Veyahut bazı yerler tıkanıyor. Yeraltı her zaman söylüyorum yeraltına inmek lazım. Yeraltından yol yapmak gerekiyor. Bol bol, iki katlı, üç katlı, dört katlı. Yabancı şirketlere versinler seve seve yaparlar. Paralı yol. Tabii, hiçbir şeye de karışmaya gerek yok. Adam diyeceksin gel arkadaş yap parası da senin olsun diyeceksin o kadar. Adam gelip yapıyor. Japon firmalara falan versinler. Süratle yaparlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Oyuncu bir köpek var.

ADNAN OKTAR: Bu herifte enerji patlaması var benim gördüğüm. Yiyip içip kuduruyor olacağı o. O aldığı enerji boğuyor onu Allahualem.

Evet dinliyorum.

VTR: İstanbul’daki en büyük şikâyetim kaldırımlardaki esnafların, simitçilerin işgali ve insanların bu kaldırımlarda yürüyememesi, bunlara bir önlem alınması istiyoruz ilgililerden.

ADNAN OKTAR: Evet makul bir düzeydeyse olabilir ama çok dolu olması hakikaten rahatsız edici. Aralarından insanlar geçemiyorlar. O derece olmaz. Bir de steril olmaları temiz olmaları çok hayati. Bunlar önemli.

Evet dinliyorum.

VTR: Ben Gürcü’yüm ve kimseyle memleket muhabbetine giremiyorum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Ay benim canımın içi sen nasıl güzelsin sen nasıl güzelsin maşaAllah. Dişler, burun, kaş, göz tam Gürcü güzelisin. Dünyalar tatlısısın. Niye giremiyorsun bir tanem? Gürcü, bizim Cumhurbaşkanımız da Gürcü’dür. Gürcüleri biz çok seviyoruz Türkiye’de. Gürcistan’la zaten sınır kapılarını açtık biliyorsunuz. Pasaport, vize yok. Kimlik kartı gösterdin mi geçiliyor. Dolayısıyla Gürcülük ile ilgili Gürcüler ile ilgili konuşabilirsin. Bir daha ben görebilir miyim güzeli mi?

VTR: Ben Gürcü’yüm ve kimseyle memleket muhabbetine giremiyorum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Ama hayret edecek şekilde güzel maşaAllah. Allah sana uzun ömür versin. Güzellik, sağlık, sıhhat versin. Sevgini artırsın. Nur gibisin nur. Bayağı güzelsin maşaAllah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bazı sanat eserleri göstermek istiyorum. Bilecik Kelaynaklar, Kübik Karpuz heykeli, baston heykeli Zonguldak.

ADNAN OKTAR: Hak ediyoruz demek ki yani. Başka bir anlamı yok. Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey, iyi akşamlar, benim sorum şöyle olacak. Milyonlarca üniversite mezunu işsiz sokakta dolaşırken, Türkiye’de sokak başı özel üniversite açılıp, yeteneksiz üniversite mezunlarını arttırıp, işsiz üniversite mezunlarının sayısının giderek artmasını nasıl yorumluyorsunuz, bunu merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Benim yakışıklım Türkiye bütün Türki cumhuriyetlerin ve İslam aleminin lideri olacak. Devlet kadro hazırlıyor. Büyük bir hazırlık var. Türkiye’de muazzam bir Mehdiyet hareketi olacak. Bütün dünyada görev alacaksınız onun için hazırlanıyorsunuz inşaAllah. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Nevşehir üzüm heykeli.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

VTR: Adım Murat. Türk futbol takımları Avrupa’da neden başarısız bu kadar?

ADNAN OKTAR: Bir kere çok iyi bilimsel beslenmesi gerekiyor futbolcuların. Normal yiyip içiyorlar mesela gidiyor tavuk yiyor yahut kokoreç alıp yiyor. Bir kısmı öyle. Gece kulüplerinde eğleniyorlar akşam olduğunda. Bir kere uykularına çok dikkat etmeleri lazım. Beslenmeye çok dikkat etmeleri lazım. Kondisyon çok hayati. Tamamen bilimsel yetiştirilmeleri gerekiyor. Zannediyorum buralarda biraz sorun var gibi geliyor bana. Güreşçilerimizde de öyle. Güreşçi çocuk kampa alınıyor üç ay, iki ay. Ondan sonra memleketine gidiyor. Bakkallık yapıyor. Veyahut devlet memuru, tarhana çorbası ile efendim taze ekmek ile falan idare ediyor. Onun ile pehlivan nasıl olsun? Pehlivan özel beslenmesi lazım. Özel bakım görmesi lazım.

Evet dinliyorum.

VTR: Adnan Ağabey hangi takımı tutuyorsun, bu sene şampiyon kim olur?

ADNAN OKTAR: Vay benim yakışıklım, aslanım benim. Şimdi tabii biz konum gereği bütün takımları destekliyoruz. Şimdi Beşiktaşlıyız desek Galatasaraylılar alınır. Galatasaraylı desek Fenerbahçe alınır. Hepsini seviyoruz. Bu sene kim? Geçen sene kim oldu?

KARTAL GÖKTAN: Beşiktaş.

ADNAN OKTAR: Ama çok sadistçe gülüyorsun.

KARTAL GÖKTAN: Ondan önceki sene de Beşiktaş olmuştu çünkü.

ADNAN OKTAR: Yani herhalde iyi çalışan takım kazanır diyeceğim.

VTR: Bu yıl Trabzonspor’un 50. Yılı sizce şampiyon olur mu?

ADNAN OKTAR: Gençlerin hepsi sporcu ama saç stilleri hepsi çok iyi olmuş maşaAllah. Trabzonspor eskiden beri güçlüdür. Bizim zamanımızda çok güçlüydü Trabzonspor bayağı ünlüydü. Sonra herhalde biraz geriledi. Yani alenen şampiyon Trabzonspor dedin mi ezer geçerdi. Televizyonda seyrederdik maçlarını falan çok başarılı güzel maçlar çıkarırlardı. Eski günlere dönecek demektir. İnşaAllah.

VTR: Mesela biz Kanada’da yaşıyoruz, buraya tatile geldik. Kanada’da mesela taksi 5 dakikada gelirken, burada 25-30 dakikada geliyor, trafikten dolayı. O yüzden yaşam zor burada, zaten her taraf insan dolu, trafik çok kötü, trafik canavarları her yerde, o yüzden sıkıntı yani böyle şeyler burada.

ADNAN OKTAR: Ne kadar güzel hayret, gençler çok çok güzel burada ben şaşırıyorum maşaAllah. Allah senin güzelliğini sağlığını sıhhatini artırsın. Bunların hepsi geçici. Türkiye süper devlet olacak inşaAllah. İngiliz derin devletinin kudurmasının nedeni de o. Esaslı bir atılım yapacağız. Mehdiyet çağını, altın çağı göreceksiniz inşaAllah. Evet.

VTR: Kadıköy’de Haydarpaşa tren istasyonu, Kurbağalıdere gibi projeler uzadı, çözümü de bir türlü olmadı. Bir çalışmalar yapılıyor görüyoruz ama uzun sürüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Bak benim canım o da yine bir sosyal problemi kendi meselesi yapmış çok güzel. Bence genel bir hantallık var. Yani ben her türlü tamiratta her türlü çalışmada bunu görüyorum. Bir kere insanın içi içine sığmaz süratle bitirmesi gerekir. Mesela kaldırım yapıyorlardı bizim orada üç-dört kişi var inanılır gibi değil koskoca yol. Yavaş yavaş bir amele kardeşimiz şapkasını düzeltiyor, elinde kova ile ilerliyor. Yarım bir harç var daha yapılmış mı yapılmamış mı belli değil. Kovalar duruyor. Birisini oradan çağırıyor. Rüya gibi. Ben böyle olay görmedim. Bir kere muazzam bir telaş müthiş bir heyecan olması lazım tamiratlarda. Yani arı kovanı gibi işlemesi lazım. Arı kovanındaki heyecan olması lazım. Böyle olmaz. Böyle tamirat da olmaz böyle hız da olmaz. Müthiş heyecanlı bir hız olması gerekiyor.

VTR: Özbekistan’a gelmek ister misiniz?

ADNAN OKTAR: Vay benim yakışıklım. Özbek herhalde maşaAllah. Tabii ki Allah’ın izniyle oraları zaten pasaportsuz vizesiz gezeceğiz. Turan gerçek yurdumuzdur. “Türklere” diyor “ne Türkiye’dir vatan ne Türkistan, ulu ve müebbet bir ülke Turan” diyor. Ziya Gökalp rahmetli. Aslında bizim Turan’da yaşamız gerekiyor. Buradan bastın mı biz Tacikistan’a gideceğiz, Türkmenistan’a gideceğiz. Oradan Özbekistan’a geçeceğiz. Hiçbir yerde bize pasaport falan sorulmayacak. Belki yolda ara ara polis güvenlik nedeni ile kimlik sorabilir. Ama pasaport soruluyorsa bu çok acı. Bunu ortadan kaldıracağız inşaAllah.  

VTR: Bir öğrenci üniversite tercihlerini neye göre belirlemeli, kararsız olduğu konularda ne yapmalı?

ADNAN OKTAR: Ne yapabilir? Bu güzel yüzlü aslana ne diyelim? Allah’a tevekkül edip Ya Rabbi diyecek, bana en hayırlısını nasip et deyip bir şeye karar verecek. Ondan gerisinde artık sıkmaması lazım kendini. Samimi olacak, Ya Rabbi bana hayırlısını nasip et diyecek. Çünkü kaderin dışında bir şey olmaz. Ben mesela güzel sanatlar imtihanına girmiştim. 1978’de hiç dereceye dahi giremedim. Yani hiçbir şey olmadı. Bir daha imtihana girdik. Okulu üçüncü kazandım. Yirmi bin kişinin içinde. 1979-80 döneminde. Çünkü kaderde o yıl kazanmam var. Daha önce kazandırmıyor Allah. 78’de kazandırtmıyor. Asla müsaade etmedi. Çizemedim yani resim yapamadım. Allah müsaade etmedi. Ama 1979’da nefis tablolar yaptım. Oradaki hocaların nefesi kesildi. Adam, hoca resmin karşısına geçti resim bu dedi adam yani. Hocanın biri gidiyor biri geliyordu ben resim yaparken. Yani akıllar dimağlar durdu adeta. Okulun üçüncüsü olmuştum. Ki benim dindar olduğumu bildikleri halde. Solcuların hakim olduğu bir okul. Komünistler, sosyalistler hakimdi. Buna rağmen okulun üçüncüsü olmuştum. Bütün dalları kazanmıştım girdiğim, hepsini. Her dalı kazandım. Kadere teslim olmak lazım. İslam felsefesi bölümü tebliğ yapmak için oraya da gitmek istedim. İmtihana gittim geç kaldım. Kapıda polisler karşıladı geç kaldınız dediler. Bir şey olmaz dedim. Tamam buyurun o zaman geçin dediler. Normalde almazlar. Oturmuş öğrenciler bitmiş. Herkes sırada, kağıtları getirmişler soru kağıtlarını falan. Gayet sakin elim cebimde girdim yani. Kaderde gireceğim ya girdik yani. Hiç çalışmadım. Ben sırf genel kültür ile imtihana girdim. Otuz puan fazla kazanmıştım birinci tercihimdi felsefe bölümü. Otuz puan fazla. O zaman posta ile geliyordu. Şeffaf postada orada görünüyor zaten kazandığım. Şahane olmuştu. Okula önce gitmedim. Bruce Lee gibi gayet rahattılar. Ben bir gittim of of akıl almaz bir gerginlik bu kovboy filmlerinde var ya herkes parmaklarını çıtırdatıyor böyle. Komünist dergilerini önlerine koymuşlar bana da bakmamaya çalışıyorlar. Ben Van Dame gibi diyeyim yahut içeriye girdim. Ama nefes alınmıyor çok gergin bir ortam var. Felsefe hocası dedi ki, felsefe ana bilim dalı hocası; çocuklar şimdi size bir şey söyleyeceğim dedi bir; dedi benim dersimde bu saatten itibaren İslam Felsefesi dersi yasak dedi. Kaldırıyoruz dedi. İki; benim dersimde tartışma hiçbir şekilde olmayacak dedi. Üç; tartışmak isteyenler gelsin benim odama tek başıma dedi benim ile konuşabilir. Onun dışında tartışma istemiyorum dedi. Teşekkür ederim dedi. Kardeşim ne olaymışız? Kasırga yani kasırga. Buna rağmen orada da fırtına gibi esmiştim. Hocam dediler sen gelmeden namın geldi dediler okula. O zaman akademide iyi biliniyordum. Namım gelmişti önce. Efendim ama hızımızı hiç kimse durduramadı maşaAllah.

VTR: Merhaba ben Ceren. İstanbul’da yapılan sel çalışmalarını yeterli buldunuz mu?

ADNAN OKTAR: Ceren sanki çok normal bir durum varmış gibi konuşuyorsun. Sanki böyle normal birisiyle konuşuyormuşuz gibi. Bir kere olağanüstü güzelsin. 1940’ların aktiristlerine benziyorsun. Nefis güzel bir kızsın, bakışların da çok güzel. Kıyafetin de çok güzel olmuş. Canımın içi tabii ki yeterli değil. Çünkü yeraltından büyük tüneller açılması lazım. Yağmur tünelleri. Yani sel gelecek kapak otomatik açılacak, Avrupa’nın birçok yerinde var. Büyük mesela dört metrelik, beş metrelik kapak açılacak sel olduğu gibi oraya akacak yeraltına. Üstte hiçbir şey. Her yerde böyle bir sistem alınması lazım. O da doğrudan denize verilecek. Sel akışı doğrudan denize verilecek. Gayet kolay bir teknik. Japonya’da falan kullanılıyor. Yeraltı koskocaman şehir gibi böyle şehir galerileri gibi. Yeraltı suyunun akması için sistemler yapmışlar. Yağmur yağıyor caddeler tık yok. Delicesine yağmur yağıyor yine tık yok. Gayet açık. Hiçbir şey olmuyor. Sel basması falan hiçbir olay olmuyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sevimli bir köpek vardı.

ADNAN OKTAR: Bunu tutacaksın böyle göbüşünden öpeceksin sonra geri bırakacaksın. Tam sevmelik. Genç kızlara böyle köpek hediye edildiğinde cinnet geçiriyorlar. Ağlayanlar böyle krize girenler oluyor. Aklı gidiyor yani acayip hoşlarına gidiyor. Çocuklara en güzel hediye oluyor köpek ve kedi. Bilmiyorum gördünüz mü filmleri falan var aklını atıyor böyle sevinçten.

Evet dinliyorum.

VTR: Almanya ile Türkiye arasında bir kriz yaşanıyor bu nasıl çözülür acaba?

ADNAN OKTAR: Türkiye de tabii kabadayı bir ülke, Almanya’nın posta koymasına evet diyecek hali yok. Gücünü gösteriyor. Almanya’ya rest çekiyor. Densizlik istemiyoruz. Türkiye’ye üst perdeden gidilmesini istemiyoruz. Saygılı olacaklar nezaketli olacaklar. Eski dönem bitti. O kafa tutmalar, basın ile hizaya getirmeler, Chatham House ile hizaya getirmeler bunlar bitti. Artık Tayyip Hocam var. Kasımpaşalı yiğit bir kabadayı. Ona destek olursak efendim, milletçe korur kollarsak bayağı onurlu bir dış politika anlayışını çok güzel yürütüyor. Bak gördünüz gitti Arap devletlerini şimdi gezmeye başladı falan. Herkesi barışa, kardeşliğe davet ediyor. İslam birliğine davet ediyor. Böyle bir olay hiç görülmemiş. Cumhuriyet tarihinde yok. Tayyip Hoca gibi dış siyaset Cumhuriyet tarihinde yok. Rahmetli Atatürk’te vardı bir de Tayyip Hoca’da var.

Evet dinliyorum.

VTR: Giresun Üniversitesi sinema televizyon 2. Sınıf öğrencisiyim ve okulumuzdaki bazı şeylerden şikayetçiyiz. Öncelikle okulumuzda yeterli olarak yeşil perde, jimmyjip veya edius, after effects gibi montaj programları gösterilmiyor. Elimizdeki malzeme yetersiz. Kısa film çekmek istediğimiz zaman en azından 4K çeken veya 1080p çeken bir kameramız yok, hala kasetli cihazlarla film çekip yarışmalara katılmaya çalışıyoruz. Bu konuda gerekli olan yerlere buradan ulaşmaya çalışıyoruz. Rektörümüzün bu konuyla ilgilenmesini istiyoruz, okulumuzdaki her branşa ilgi gösterip sinema televizyon bir kenara itmesi biraz abes kaçıyor. Her üniversitenin her bölüme ayrılmış bir bütçesi olduğunu biliyorum. Bu konu ile ilgili Hakan Hocam sevgiler, şimdilik bu kadar.

ADNAN OKTAR: Yeni gençler çok kibar, çok saygılı ve bayağı güzeller hepsi maşaAllah. Boylu poslu çok klas delikanlılar. Genel kültürü de çok güzel sanat genel kültürü. Böyle teknik alt yapı eksikliği varsa vahim. Bu çok pahalı bir şey de değil bu. Bu delikanlımızın üslubu, anlatımı haklı. Bu konuyu biz dilekçe ile de bildirelim. Ayrıca görüşerek de konuşabiliriz. Böyle bir bölüm varsa bu kadar kolay ulaşılabilecek cihaz ve imkanların oluşmaması inanılır gibi değil. En kolay sistemler bunlar. En kolay elde edilmesi gereken şeyler. Bunlar yoksa zaten o çocuk nasıl yetişecek? Nasıl kendini geliştirecek? Buna rağmen bak kendini çok güzel yetiştirmiş. Aferin delikanlıma.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Seli önlemek için Japonya’da yapılan sistemlerden bazı fotoğraflar var.

ADNAN OKTAR: Sel önlemek için açılan tünellerden biri. Sel ne yapsın böyle tünele? En hasosu bile olsa alır içinde kaybeder. Ve denize veriyor çok güzel. Hatta baraja verilse çok daha mükemmel olur.  Yani denize vermek değil de baraja vermek çok mükemmel olur. Baraj ağlar sevinçten.

Evet dinliyorum.

VTR: İsmim Nesrin. Muğla’da deprem oldu, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Nesrin ne güzel insansın sen ne temiz yüzün. Muğla’da deprem olduysa Allah insanlara Kendini hatırlatıyor. Her seferinde insanlar Allah’a daha yakın olurlar. Allah’ın gücünü daha çok takdir ederler. Aczini görür. Kıyameti düşünür. Hayır olur inşaAllah. Ama depremde ölen olursa o şehit hükmündedir. Yaralanan olursa gazi hükmündedir. Malı gidenin de sadaka hükmündedir. Bu da Allah’ın bir lütfu tabii.

Evet dinliyorum.

VTR: Bu sene Marmara Boğazı turkuazdı, bir bakteri türü algden olduğu söylendi, bu boğazdaki balık türünü arttıracak mı bu sene?

ADNAN OKTAR: Canımın içi ben o kadar teknik bir bilgiye sahip değilim ama alglerden beslenen balıklar var. Küçük balıklar, küçük canlılar var. Ama hamsiler falan pek anlamaz algden. İstavrit de pek anlamaz onlar daha böyle dişine gelecek şeyler isterler. Algleri sadece ilginç buluyordur balıklar. Hoş bir renk olarak değerlendiriyorlardır. Ama o iyice mini miniler falan oradan bayağı istifade ediyorlardır. Umarım faydası olur inşaAllah.

VTR: Normal insanlar engellilerin yerine park ediyorlar sizce bu doğru mu?

ADNAN OKTAR: Benim güzel yüzlüm, benim vicdanlım tabii ki çok yanlış. Engelli kardeşlerimize her zaman en önceliği vermememiz lazım. Çok iyi koruyup kollamamız lazım. Bu ahlakın, vicdanın bir gereği. Aksi çok özür dilerim ahlaksızlık olur, vicdansızlık olur başka bir şey olmaz. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Kedi hediye edilince sevinçten ağlayan bir kız vardı.

ADNAN OKTAR: Şekerliğe bak yerim ben seni yerim. Tatlılığını yerim ben senin şekerliğini yerim ben senin. Hale bak. Burnunu ısıracağım bunun. Hale bak. Kedi gitti yatağa. Yerim ben seni yerim tadını güzelliğini. Nasıl şeker şey bu böyle. Akılları gidiyor kedi hediye edilince. Ama çok güzel yetiştiriyorlar çocukları. Sevgisi çok güzel. Burnu tam ısırmalık.

Evet dinliyorum.

VTR: Selam Hocam, ben Trabzon’dan Murat Bayram. Kuran-ı Kerim’de geçen Yusuf (as) ve zindandaki ölen iki kişinin şimdiki zamana dönük olaylarını anlatabilir misiniz?

ADNAN OKTAR: Birisi şarap satışında görev alıyor. Birinin de beyni dağılıyor. Yani kuşlar beynini yiyor. Ben bir şeyler biliyorum ama şu an anlatmam. Çok ileri ki bir dönemde anlatabilirim. Bir şeyi anlatıyor görülüyor.

Evet dinliyorum.

VTR: Soyut sanat hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: O gözdeki o temiz bakış ney? O yüzündeki o güzellik ney öyle maşaAllah. Soyut sanat güzel oluyor. Hoş oluyor. Modern evler için soyut tablolar iç açıcı oluyor. Ama böyle şizofren tablolar olmaması lazım. O çok rahatsız edici yani şizoid tablolar. Ama genelde hoş iç açıcı. Çünkü soyut ben de çalışıyorum. Yine yaptığım dört tablo daha var. Güzel hanımları anlatıyor ama tam da çıkaramazsın yani baktın mı ama o baktığında o imajı görürsün ama dikkatlice baktığında görüyorsun. Öyle hazırladım.

BÜLENT SEZGİN: Birkaç resim vardı soyut sanat.

ADNAN OKTAR: Yani olabilir gibi diyelim. Ama yine de ürkütücü figürler falan olmaması lazım. İç açıcı figürler olması lazım.

Bülent senin şu filmlerden birkaç tane seyretsek, asıl sanat orada yani.

BÜLENT SEZGİN: İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, Fikret Efendi, soruları alalım.

VTR: İstanbul’da bütün engelli grupların erişilebilirlik anlamında yeterliliği ne kadar?

ADNAN OKTAR: Bu genel bir seferberlik şeklinde millete genel bir ahlak olarak, genel bir vicdan olarak öğretilmesi gerekiyor. Yani bunlar teknik tedbirlerle olmaz, bunlar hep kafa işi. Sevgiyle, merhametle, şefkatle olur. Tabii ki alt yapısı da olacaktır ama asıl kafa işi, ahlak işidir. Evet.

VTR: Merhaba Adnan Bey, ben Manisa’dan Hamza Keskin. Yurt dışında ücretsiz kitap dağıtıyormuşsunuz, bunu nasıl sağlıyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Ya bu sevimlilik nedir bu? Hamza bu şekerlik nedir bu? Bir de enerji patlaması var böyle. Yurt dışında bazen sevenlerimiz, kardeşlerimiz toptan kitap alıyor, dağıtıyor hayır yapıyor. Allah razı olsun. Bazen de kitap şirketi dağıtıyor. Olur mesela ben de akademideyken yapıyordum. Alıyordum mesela üç bin-beş bin kitap dağıtıyordum. Yani hayır olarak en güzel hayırdır, en güzel hizmettir.

BÜLENT SEZGİN: Doksan beş yaşında sebze satan bir teyze vardı.

ADNAN OKTAR: Doksan beş.

KARTAL GÖKTAN: Bahriye Bilgenar annemizin ismi, doksan beş yaşında.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak, o hareketlilik falan ona yaramış, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Yedi yaşından beri çalışıyormuş. “Sabah yedide bahçeye gidip çiçekleri kendi ellerimle topluyorum, sonra gelip satıyorum. Alıştım artık yorulmuyorum” diyor.

ADNAN OKTAR: Canım benim çok iyi olmuş. Allah sağlık, sıhhat, uzun ömür versin. O ona çok yarıyordur. Güneş alması, hareket etmesi. Hareketsizlik çok büyük bir tehlike. Bir de herhalde sebze meyve de tüketiyor anladığım kadarıyla. Ama çok tatlı bir insan.

Evet, dinliyorum.

VTR: Eserlerinizde en çok dikkat ettiğiniz şeyler nelerdir ve ilham kaynaklarınız nelerdir? Cevaplarsanız çok sevinirim.

ADNAN OKTAR: Canımın için şimdi şu güzellik yani nasıl tarif edilebilir? Olağanüstü üstü olağanüstü güzelsin. Kaş, göz, boy, pos her şeyin çok güzel ve güzel de bir sesin var. Allah sana sağlıklı, uzun, güzel hayat nasip etsin. Kalbine ferahlık, esenlik versin. Canımın için tabii ben en çok sevgiye, aşka önem veriyorum ve akılcılık, samimiyet, candanlık, düz ve anlaşılır olmak ve insan ruhunu açan, insan ruhuna ferahlık veren resimlerle bunu bezeyerek en iyi şekilde İslam’ı anlatmaya gayret ediyorum.

VTR: Merhaba ismim Nilgün, Antalya’dan geliyorum. Sorum, dışarıda okuyan öğrenciler bir sürü problemler yaşıyorlar kalma, barınma falan gibi. Bunları nasıl çözümleyebiliriz?

ADNAN OKTAR: Güzel Nilgün, sen insanların iyiliğini, güzelliğini istemen senin güzelliğini daha da artırıyor. Bu tabii sırf devlet meselesi değildir. Vakıflar, dernekler de bu işin içine girmesi lazım, halkın da işin içine girmesi lazım. Öğrenciyi kollama bir kere örf ve gelenek haline getirilmesi lazım. Öğrenciye harçlık, öğrenciyi korumak, yani harçlık derken öğrenciye bir elli lira versen bile çok büyük bir paradır öğrenci için elli lira. Yani veremez mi bir insan para kazanan bir insan? Mesela yeğenin yahut arkadaşın, yeğeninin arkadaşı öğrenci çocuk gelmiş farz edelim Kastamonu’da okuyor. Nereden gelmiş? Mesela Yozgat’tan gelmiş. Yazık günah değil mi o çocuğa? Nereden bulsun, ne yapsın? Beslenmesi gerekiyor, banyo yapması gerekiyor, vücut ihtiyaçlarını gidermesi gerekiyor. Bir de kitaplar alacak, okul masrafları falan var. Ne yapması gerekir? Tamamen kilitlenmiş durumda oluyor. Ona verilecek harçlık çok güzel bir sadaka sevabı olur. Güzel bir zekat sevabı olur. Büyük bir ceht olur. Büyük bir güzellik olur, güzel bir sevgi gösterisi olur. Onun kalbini hiç kırmadan, rencide etmeden, bir örf gelenek ruhu içerisinde ona harçlığı her zaman, herkesin sunması lazım gençlere. Evet.

VTR: Neden insanlar birbirlerine karşı rahat değil? Teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: Ne güzel insanlar yabancılar bayağı güzel. Genç kız da çok güzel ve hedefi üslubu da çok güzel. Hakikaten rahat değiller. İnsan çok sevilecek bir varlık, selam ver, arkadaş ol, dost ol. Ne olur ya? O ondan korkuyor, o ondan korkuyor. O ondan çekiniyor, o ondan çekiniyor. Genç kızlara itlik yapanlar, kabadayılık yapanlar. Mesela bir genç kıza kabadayılık yapmak en büyük ahlaksızlık, en büyük haysiyetsizliktir. Kadına diklik yapmak, yani kuvvet gösterisinde bulunmak haysiyetsizliktir. Normal bir insanın yapacağı bir şey değil. Ama rahatlık tabii ki bütün dünyanın istediği bir şey. Zamanla bu Mehdiyet çağında doruk noktasına ulaşacak. Herkes çok rahat olacak. Herkes dost olacak. Herkes herkesle arkadaş olacak. Bayram havası bizim hakkımız ama gereksiz yere bir matem havasındayız. Bayram yerine matem yaşatıyorlar. Matemin yerini bayram havası alacak inşaAllah, bunu göreceğiz. Evet.

VTR: En sevdiğiniz yemek nedir?

ADNAN OKTAR: Severim ben seni. Nasıl yakışmış dekolten. Şimdi Almanca Tokat kebabı nasıl diyebiliriz?

TUĞBA BOZKURT: Aynısı söylenmesi gerekir aslında. Kebap biliniyor orada çünkü.

ADNAN OKTAR: O zaman Tokat kebabı diyelim.

Dinliyorum.

VTR: Benim bir sorum var o da şöyle; yazdığınız kitaplardan en sevdiğiniz konu hangisi?

 ADNAN OKTAR: Severim tatlılığını senin, güzelliğini severim ben senin. Hristiyan düşmanlığına ben hayret ediyorum. Mesela bu kardeşlerimiz Hristiyan, dünya tatlısı, hayat dolu insanlar. Ne istiyorsunuz bunlardan ya bu güzel insanlardan? Kıskançlık, hasetlik, sevgisizlik, merhametsizlik, kalplerini böyle nasırlaştırmış, kütükleştirmiş kafalarını. Hayret edecek bir sevgisizlik içindeler. Nur gibi insanlar niye sevmiyorsun?

Bir daha bu güzeli dinleyeyim.

VTR: Benim bir sorum var o da şöyle; yazdığınız kitaplardan en sevdiğiniz konu hangisi.

ADNAN OKTAR: Tatlılığa bak sen. Tabii ki Allah sevgisi en önemlisi odur. Aşktır, tutku, sevgi.

VTR: İki sorum olacaktı; ilhamınızı nerden alıyorsunuz? Bilgilerinizi nerden alıyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Benim güzel yüzlüm nereden? Tabii ki Allah’tan, yani Müslüman daima ilhamını Allah’tan, Allah sevgisinden alır.

VTR: Neden 300’den fazla kitap yazıyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Bak, bak bir yandan da utanıyor. Çok şeker. Konular bitmiyor. Mesela şimdi dokuz kitap daha hazırlıyorum. Yani bu ön planda, aslında yirmi bir kitap var sırada da, bu ön planda basılacak gibi olanlar. Bitecek gibi görünmüyor, yani sürekli yazmamız gerekiyor. Evet.

VTR: Al-i İmran Suresi 82. ayetin açıklamasını mealini istiyorum kendisinden.

ADNAN OKTAR: Hay benim aslanım, benim yakışıklım. Al-i İmran Suresi 82. ayet. Kuran getirsene bana.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Sergen. Nerede namaz kılınmaz?

ADNAN OKTAR: Kirli pis yerlerde kılınmaz. Onun dışında bütün dünya mescittir. Ama pis yerlerde olmaz tabii, temiz yer olması yeterli.

Evet, dinliyorum.

VTR: Benim sorum barınaklara gerekli destek veriliyor mu devlet tarafından bu sağlanıyor mu? Bunu merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Barınak dediği hayvanlar için. Oy benim güzelim, benim güzel kalplim. Doğru tabii barınaklar çok sefalet içerisinde, çok kirli ve bakımsız. Usulen varmışlar gibi yani hayvanın rahatı, konforu düşünülüyor gibi görünmüyor. Aslında güzel projeler üretilebilir ve hayvanların rahatı sağlanabilir.

Bir daha o genci dinleyeyim.

VTR: Al-i İmran Suresi 82. Ayetin açıklamasını mealini istiyorum kendisinden.

ADNAN OKTAR: Yani aslında yaklaşık söyleyeyim. Kuran’da Allah bizim Peygamberimiz (sav)’den, Hz. İbrahim (as), Hz. Musa (as), Resulullah (sav)’den ve Hz. İsa (as)’dan ve Hz Muhammed (sav)’dan özellikle de söz alıyor. Diyor ki “size bir tebliğci gelecek. Ama kitaplı peygamber değil. O geldiğinde ona yardım edecek misiniz?” diyor. Bütün peygamberler “Ya Rabbi bu ağır ahdi aldık. Sözünü yerine getireceğiz” diyorlar. Bu tabii özellikle ve ağırlıklı olarak Mehdi (as)’a bakıyor. Çünkü İsa Mesih, Mehdi (as)’a yardım edecek. Hz. Resulullah (sav)’in de hadislerle Mehdi (as)’a yardımı mevzubahis. Ona işaret ediyor olarak görülüyor. Ama tabii peygamberlere gelen arkadaş peygamberler oluyor. Onlara da işaret ettiğini söyleyebiliriz. Ama Resulullah (sav)’in peygamber olan arkadaşı yoktu. O zaman Peygamber (sav) kime yardım edecek? İmam Mehdi (as)’ın dışında yardım edecek kimse yok. Bir de Hz. İsa Mesih’e hadisleriyle yardım etmiş oluyor.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Evet, videolarla devam ediyoruz programımıza. 

Masaüstü Görünümü