Harun Yahya

Sohbetler (29 Temmuz 2017; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Hoş Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk teşekkür ederim.

Hadi bakalım başlayalım buyurun, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, geçtiğimiz hafta İngiltere’nin Londra Birmingham, Oxford ve Cambridge şehirlerinde sizin 100 bin adet “fosiller evrimi reddediyor” isimli eseriniz ve 5 bin 100 adet farklı imani kitaplar toplam 105 bin100 adet olmak üzere İngiliz halkına ücretsiz olarak dağıtıldı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah 105 bin top mermisi gibi. Katyuşa roketi gibi, maşaAllah. Dağıtıma İngiltere, Fransa, Belçika, Almanya, İsviçre, Hollanda, Danimarka, Finlandiya ve Türkiye’den 30’a yakın kardeşimiz katıldı.

ADNAN OKTAR: Çok güzel aferin. Hepsi Allah yolunda Allah için gayret ettikleri için adımları nefesleri sevap.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Devlet Bahçeli, gökten inen afetlerin toparlanmamız için manevi ikaz anlamına geldiğini belirten şöyle bir açıklama yaptı. İnsanların hastalandığında tedavi edilince düzeldiği, toplum ve devlet hastalandığında da tedavisi yapılmazsa dengenin bozulacağını söyleyen Bahçeli “Dikkat ediyor musunuz kavga sıradanlaştı, kutuplaşma sertleşti birbirimizden kopuyoruz, birbirimizi boğazlıyoruz, ne kadar da yanlış. Üzerimize çığ gibi düşen doğal afetler bir yönüyle manevi ikaz sayılmayacak mıdır? Dünyadan silinip giden toplumları asla unutmayın.”

ADNAN OKTAR: Çok güzel, tam bir maneviyat ehli olarak konuşmuş. Derin imanlı, ferasetli, basiretli bir insan. Ne anlama geldiğini çok iyi anlamış. 27/7/2017, oradaki 2’lerin, 7’lerin tekrarının ne anlama geldiğini, Kuran’da tekrar eden 7’lerin ne anlama geldiğini bilen basiret, feraset ehli bir insan. MaşaAllah, çok güzel konuşmuş.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Devlet Bahçeli açıklamasına şöyle devam etti Adnan Bey: “Trafiğe bakın dehşeti görürsünüz. İşyerlerini inceleyin sorunları fark edersiniz, diziler öfke saçıyor. Herkes adeta felakete hizmet ediyor. Türkiye’nin toparlanmaya, normalleşmeye, dengeli bir kalkışa ihtiyacı vardır. Bu acildir. Ertelenmesi mahsurlu ve maliyeti çok yüksektir. Dayanışmamızı canlı tutarsak aramıza nifak giremeyecektir. Anlaşmak, konuşmak, kucaklaşmak milli ve yerli duruş sergilemek herkes için mecburiyettir. Çünkü tehdit bıçak gibi keskin, ayaz gibi sesizdir. Vatanı kaybedemeyiz, milleti heder edemeyiz. Bir olmalıyız birlik içinde kalmalıyız.”

ADNAN OKTAR: Nefis bir konuşma ama nefis üstü nefis şahane. Allah ilham ediyor, Allah’ın ilhamıyla konuşuyor Sayın Bahçeli. Çok çok çok güzel konuşmalar. Bunların hepsini bir araya getirip bir kitap haline getirmek lazım, çok güzel.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir izleyici sorusu var.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Türkiye’de ve dünyada doğal afetler arttı. Daha da artacak mı, bunların sebebi nedir?

ADNAN OKTAR: Bu Tevrat’ta da, İncil’de de hadislerde de geçen olaylar. Peygamberimiz (sav) bu olayı da belirtmiş. Gökyüzündeki bu fevkalade olaylar Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alametidir. Hz. İsa Mesih (as)’ın da nüzul etme işaretidir. Ahir zaman alametidir. Artacak tabii katlamalı olarak artarak devam edecek. Evet.

“Kuran güzelliktir” diyelim etiket yapalım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yabancı basında en son yayınlanan makaleleriniz şunlar Adnan Bey: Endonezya’nın en büyük 40 bin tiraja sahip olan İngilizce günlük gazetesi The Jakarta Post’ta “Ortadoğu’nun adı anılmayan mültecileri Museviler” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, Musevi toplumundan örnekler vererek uğradıkları zulüm ve haksızlıklara değiniyorsunuz. Kuran’ı rehber edinen tüm inananların hangi din, dil ve ırktan olursa olsun tüm mazlumların ezilmesini engelleyecek, Kuran’la yürütülecek ilmi mücadelede yerlerini almalarının öneminden bahsediyorsunuz.

Güney Afrika Durban’dan 139 yıldır yayın hayatını sürdüren yüksek tirajlı günlük İngilizce gazete Daily News’te “Siber saldırı ne kadar büyük bir tehdit?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, geçtiğimiz aylar içinde dünyayı etkileyen iki büyük siber saldırı üzerinde duruyorsunuz. Nefret ideolojisine karşı ciddi bir çalışma yapılmadığı, insanların sevginin hakim olduğu bir düşünce sistemine yöneltilmediği sürece bu tehlikenin tüm dünyayı saracak bir belaya dönüşebileceğini anlatıyorsunuz.

Bu yazınız ayrıca Londra’dan yayın yapan en tanınmış liberal haber sitelerinden Huffington Post’un Arapça yayınında da yayınlandı.

Daily News’te ayrıca “Neden Afrika’yı yeni bir Avrupa yapmıyoruz?” başlıklı makaleniz de yayınlandı.

ADNAN OKTAR: “Kuran nimettir” diyelim “Kuran nimettir.” O daha etkili olabilir. “Kuran nimettir” öyle bir etiket yapalım. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Amerika’da Hristiyanlara yönelik yayın yapan Christian Media Magazin’de “Okul müfredatlarında evrim teorisine karşı güçlü direnç” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, evrimin bilim değil bir pagan inancı olduğunu, bu sebeple fen, bilim derslerinde değil, farklı derslerde genel kültür olarak anlatıldığı müddetçe okullarda okutulmasının mahsuru olmadığını anlatıyorsunuz. Ayrıca evrimin neden bilim olmadığını delillerle açıklıyorsunuz.

Merkezi Bağdat’ta bulunan bağımsız ve sol çizgiye sahip Arapça günlük gazete Almada’da ise “Siber dünyanın gerçek yüzü” başlıklı yazınız yayınlandı. Yazınızda, sanal terör eylemleri üzerinde duruyorsunuz. Derin devletler veya radikal görüşleri savunan örgütlerin interneti propaganda aracı olarak kullanarak verdikleri zararı anlatıyorsunuz. Bugüne kadar çözümü hep savaşta arayan zihinlerin en başından belli olan felaketin içine hiç sürüklenmeden barış, uzlaşma ve refahın yollarını aramaya odaklanmaları gerektiğini belirtiyorsunuz, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, bunlar damlaya damlaya göl oluyor. Çok etkileyici oluyor, maşaAllah. Devam edeceğiz sevgiyle, akılla, şefkatle, ikna ederek.

FETÖ’cülerin ahmaklığı gittiler İngiliz derin devletinin kucağına oturdular rezil-rüsva oldular. Dinini, imanını da kaybetti. Allah’sız, Kitapsız, homoseksüel, Darwinist bir yapılanmaya çevirdiler. Çok büyük bir akılsızlık, çok çok büyük bir akılsızlık.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Türkiye’nin manevi değerlerle kuşatılmış gençlere ihtiyacı olduğunu söyledi. “Bunun örneklerini 15 Temmuz’da gördük. Şair ne güzel söylemiş; ‘Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.’ Kuran’ı okuyup anlamak ne güzel. Bizim rehberimiz Kuran-ı Kerim’i okuyup anlamak ne güzel. Kuran’ı ezberleyen hafızlar artık manalarını anlayarak anlatmaları gerekir” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte Müslüman evladı, Kuran Müslümanı, ferasetli basiretli insan. Allah yolunu açık etsin çok güzel.

“Kuran masaldır” dediler. Allah onları öyle bir ikaz etti ki Kuran masaldır diyecek halleri kalmadı. O etiketi yaptıkları günün ertesi günü.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir izleyici sorusu.

VTR: Balıkesir’den katılıyorum ismim Umut. Türkiye’deki bağnazlığı engellemek için neler yapılabilir?

ADNAN OKTAR: Umut, bağnazlık demek şirk demektir yani putperestlik. Allah’ın hükmünün dışında mutsuz bir dünya demektir. Sevinçsiz, gülünmeyen, eğlenilmeyen, sevincin olmadığı, güzelliğin, estetiğin, kalitenin olmadığı kapkaranlık bir dünya demektir. Bunu Kuran aydınlatır. Kuran insanlara alabildiğine özgürlük verir. Bağnazlığın o lağım gibi kirli zincirlerini kırar parçalar Kuran. Hayret edilecek bir özgürlük. Yani dünyada hiç kimsenin tahayyül edemeyeceği özgürlüğü Kuran verir. Bak dünyanın hiçbir yerinde insanların tahayyül edemeyeceği özgürlüğü Kuran insanlara verir.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kamuflaj kıyafetli odun parçası görünümlü güveler var Adnan Bey. Hiçbir bilince ve akla sahip değiller ama Allah onları bu şekilde kamuflaj yeteneğiyle yaratmış.

ADNAN OKTAR: Alenen odun parçasına benziyor. Yani hiç ayırt edilemez. Öbür güveler de yaşıyor ama bu da yaşıyor eşit sayıdalar. Bunu hayvanın akıl etmesi mümkün değil. Mesela süslü güveler var onlar da aynı sayıdalar. Evet.

BÜLENT SEZGİN: ODA TV’den Türker Ertürk, Şeyh Nazım Kıbrısi Hocamız’la ilgili olumsuz bir yazı yazdı Adnan Bey. Merve Kavakçı’nın Şeyh Nazım Kıbrısi’nin dizinin dibine oturmuş bağlılık bildiren ve şefaat dileyen fotoğrafları var. Belli ki Nazım Kıbrısi, Merve Kavakçı’nın Şeyhi ve ona intisap etmiş. Ama Şeyhi de İngilizlere intisap etmiş. Evet, Şeyh Nazım Kıbrısi bir İngiliz ajanıdır. Kökeni Kıbrıs’ta olup -haşa- görev alanı Kıbrıs, Türkiye, İngiltere’de yaşayan Türk toplumu ve İngiliz milletler topluluğunun Müslümanlarıdır” dedi.

ADNAN OKTAR: İngiltere’de İslam’ı yayan tek aslan Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’dir. ODA TV’nin bayağı ağrına gitmiş. İngiliz derin devletine balyoz gibi inmiştir. Dindar gençleriyle, dindar arkadaşlarıyla, dindar dostlarıyla büyük hizmet vermiştir. İngilizlere İslam’ın güzel yönünü göstermiştir. İslam’ı bağnazlık gibi göstermek isteyen İngiliz derin devletine karşı İslam’ın sevecenlik, merhamet, kalite, neşe ve sevinç olduğunu göstermiştir, özgürlük olduğunu göstermiştir. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri gerçek bir Kuran Müslümanıydı. Ama ODA TV ona ters bir gözle baktığına göre bir kere daha teyit olmuş ki çok üstün bir insan. Velayetini tasdik etmişler. Velayetini kim tasdik eder? Böyle tipler tasdik eder. Hz. Musa (as)’nın velayetini kim tasdik etmişti, malum. Hz. İbrahim (as)’ın velayetini kim tasdik etmişti, malum. Şimdi de Şeyhimiz’in o mübareğin velayetini tasdik eden ODA TV oldu teşekkür ediyoruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Kuran’da nasıl derinleşebiliriz?

ADNAN OKTAR: Eğer samimi olarak Kuran okursak Allah’tan şüphe etmeden, Allah’ı severek Kuran buram buram bize açılır, mucize bir kitaptır. Ama Kuran’da nerede hata var, nerde yanlış var, Allah nerede hata yaptı, Kuran gerçek mi sahte mi -haşa- düşünürse Kuran onun üstünü bulut gibi kaplar ve dalalete düşürür. Kuran’ın insanı dalalete düşürme özelliği de vardır hidayete erdirme özelliği de vardır. Allah’ı severek samimi bakana Kuran hidayettir ve sırlarını açar, bin bir rengiyle kendini gösterir. Ama Allah’a düşman olarak Kuran’a bakanı Kuran boğar. İmansızlığın karanlık derelerinin içerisine atar. Evet.

VTR: Ben hukuk okuyorum. Şu an Türkiye bir referandum geçirdi ve evet çıktı bu referandumdan. Başkanlık sistemi üzerine bir referandumdu. Bu başkanlık sistemi belki Türkiye için uygundur ama Türk toplumuna uyarlanacak şekilde bir sistem olacağı söylendi. Ben fazlaca bunun topluma tanıtıldığını düşünmüyorum. Dolayısıyla bu başkanlık sistemi Türk toplumu için ne kadar uygundur? Biraz muamma kalıyor bence. Bunun halka indirilmesi gerekiyor, sadece siyaset adamlarının konuştuğu veya Türk televizyonlarında tartışılan bir durum olması değil, halkın teyzelerin, amcaların bunu içlerine sindirebilmeleri, bunu uygulayabilmeleri, seçimlerde insanların neye niçin oy bastığını bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Genel olarak bu başkanlık sistemi doğru bir şekilde Türkiye’ye uygulanabilir mi?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, sen çok zeki, akıllı ve çok çok güzel bir kızsın. Çok efendi, hanım olduğun da anlaşılıyor. Çok değerli bir insan olduğun anlaşılıyor. Başkanlık sistemi Türkiye’nin birliğini bütünlüğünü korumak için tasarlanmış bir siyasi taktik ve tekniktir. Türkiye’yi bölmeye çalışan İngiliz derin devletine karşı yekvücut ve tek noktadan hareket etmeyi sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Şimdi devletin başında bir baş oluyor, devlet başta olmuş oluyor. Bak devletin başında bir baş olduğunda devlet başta olur. Onun için Tayyip Erdoğan Tayyip Hoca başkan oldudan ziyade devlet başkanı oldu demek daha doğru olur. Yani şu an Türkiye’de devlet başkanı olmuştur. Devleti de temsil eden o olduğu için Tayyip Hoca olduğu için, o da vicdanlı bir insan olduğu için, temiz bizden bir insan olduğu için rahatsız olunacak bir yön yok. Olursa bize söyleyin gereğini yapalım konuşalım. Tayyip Hocam çok insancıl, aklı başında, iknaya telkine açık doğru gördüğünü yapan bir insan. Devlet böyle şeyleri kaldırmaz, yanlışlığı kaldırmaz devlet. Gereği yapılıyor ve yapılacaktır. Millet bütün, devlet de bütün. Biz milleti ezdirmeyiz, devleti yıktırmayız. Bunu yapmaya kalkan kıyametle karşılaşır. Bak numunelerini görüyorlar aman sakın. Her oyun oynamaya kalkanın gök kubbe başına göçer. Yani daha Türkçesi göçertiriz kanunla hukukla, ilimle irfanla, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Selam Adnan Bey. Ben Oğuzhan Balıkesir’den katılıyorum. Samimi olmanın sırları nedir?

ADNAN OKTAR: Dünyada en kolay şey samimi olmaktır. Kendine baskı yapmazsa bir insan, tam dürüst vicdanının sesini dinlerse samimi olur. Samimi oldu mu da kurtuluyor. Cennet, sonu cennettir.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz 9 numara Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: “Kuran nimettir” evet güzel. Deccala cevap. Deccal kudurdu. Deccal Kuran’dan bayağı rahatsız oldu, biz de deccala cevap veriyoruz. İngiliz derin devleti akıl almaz bir kudurma içerisinde. Bir yandan kendini masum göstermeye çalışıyor ama el altından da bin bir türlü ahlaksızlık yapıyor. Darwinizm’in de kuyruğu koptuğu için dehşet içinde onu bir yandan kurtarmaya çalışıyor. Yani paniği tarif edemem.

Akrebi yakaladığında bilirler bardağın içine koydun mu akrep canhıraş böyle vahşice çırpınır. Ben de İngiliz derin devletini kafesin içine koyunca akrep gibi vahşice çırpınmaya başladı. Bak günlerden beri televizyonları seyredin, internete bir bakın. Böyle kazığın üstüne yumurtlamış güvercin gibi diyelim ne yapacaklarını şaşırdılar. Akıl almaz bir panik halindeler. Tek kelimeyle söylüyorum bak ezeceğim ezeceğim ezeceğim sürekli ezeceğim. İlimle irfanla Kuran’la ve kanunla hukukla. Evet.

BÜLENT SEZGİN: ODA TV’den Türker Ertürk geçmişte İngiltere’de ve Londra’da görev yaptığını bu nedenle ajanlık işlerinden biraz anladığını söyledi. Merve Kavakçı’nın İngiliz milletler topluluğuna bağlı Malezya’ya atanmasında özel bir arka plan olduğunu iddia etti. Ayrıca Şeyh Nazım Hocamız’ın ajan olması ihtimalinin sadece kendi fikri olmadığını, MİT ve Genelkurmay Başkanlığı kayıtlarında da Hocamız’ın ajan olarak kayıtlı olduğunu öne sürdü. “Yani iktidar devletin kayıtlarına ve aklına rağmen bir İngiliz ajanına intisap etmiş birisini büyükelçi yapıyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Bak sen bunu söylüyorsan Şeyh Nazım Hocam gerçek bir velidir. Hz. Musa (as)’ı biz sorduk birine, onun yüceliğini anlamıştık Mısır’da. Hz. İbrahim (as)’ı da sormuştuk birine ters cevap vermişti, o ters cevaptan Hz. İbrahim (as)’ın büyüklüğünü anlamıştık. Hz. Musa (as)’ı da birine sorduk biz Mısır’da çok ters cevap verdi. Hz. Musa (as) ile ilgili çok kötü şeyler söyledi. Hz. Musa (as)’ın çok büyük olduğunu anlamıştık. Şimdi de size sorduk mübareği, bize çok kötü şeyler söylediniz. Anladık ki o çok yüceymiş, çok büyükmüş. Atalarınızın görevini yapıyorsunuz. Ve bu yüceliği daha da çok görmüş oluyoruz. Şeyh Nazım Kıbrısi, Sayın Tayyip Erdoğan’ın çok sevdiği bir mürşittir kalben, kalben intisap ettiği bir insandır kalben. Sayın Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın kalben intisap ettiği bir Şeyh Efendidir. Ürdün Kralı’nın Şeyhidir, Malezya Cumhurbaşkanı’nın Şeyhidir. Şimdi Ortadoğu’daki devletlerin birçoğunun başındaki kişilerin şeyhidir. Biraz daha detay verirsem fenalık geçireceksiniz onun için söylemeyeyim bu kadarını söyleyeyim.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanımız’ın Şeyh Nazım Hazretleri’yle bir resmi vardı.

ADNAN OKTAR: Bereketi yeter ona bereketi. Şeyh Nazım Hocamız aslında birçok siyasinin de Türkiye’deki mürşididir. Ama şimdi onlardan izin almadan söyleyemem. Birçok siyasi liderin de Şeyhidir. İzin verirlerse söyleyeyim.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Hocam, ben Baran Balıkesir’den. Türk halkının neden batıya bu kadar çok özendiğini merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Batının kalitesine sanatına, estetiğine, özgürlüğüne, temizlik anlayışına, merhamet anlayışına. Tabii hayvanlara kendi adamlarına, mimarisine, heykellerine, resimlerine, müziğine buna hayran oluyorlar. Haklılar. Hayran olmayacak gibi değil hakikaten üstün bir medeniyet. Ama ahlakı tabii çöktü. Darwinist, materyalist felsefeyle çökerttiler. Merhametini çökerttiler o ayrı mesele. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Etiket 5 numara oldu Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Ey deccal titre. Ey deccal titre. Boş yere bastırıyorsun Türkiye’ye ey deccal. Senin o kör gözünü yerlere sürteceğiz ey deccal. Bu pisliği senin kotardığını biliyoruz, oyunları. Kuran’a hiçbir şey yapamazsın bre ahmak. Kuran seni yerden yere çalar. Boş yere uğraşıyorsun.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: ODA TV’den Türker Ertürk’ün bir diğer iddiası da Şeyh Nazım Hocamız’ın Prens Charles’ın gizli Müslüman olduğuna dair haberi İslam dünyasına kasıtlı olarak yaydığı iddiası.” Bu emperyalizmin İslam ülkelerini ve Müslümanları kullanabilmek ve sömürebilmek için başvurduğu eski bir taktiktir. Müslümanmış gibi davranmak. Hitler için de zamanında aynı şey söylenmişti. Mussolini için de hatta Obama için bile söylendi.”

ADNAN OKTAR: Charles Müslüman oldu da ne oldu yani kime ne zararı oldu? Hayır ne zarar verdi? İngiliz derin devleti ahlaksızlık yapıyor doğru. Prens Charles ile bağlantısını kurup bana söyle. Prens Charles’ın gizli Müslüman olduğu doğru. Putin’in de gizli Müslüman olduğu doğru. Ben ikinci bir haber daha vereyim de iyice ciğerine otursun. Bir tane daha söylerim hiç yerinden kalkamaz. Evet.

VTR: Selam Adnan Bey. Benim ismim Ali Karataş Balıkesir Burhaniye’den. Dünyadaki zenginlikleri kazanmak için harcadığımız zamanı, ahiretteki zenginlikleri kazanmak için neden harcamıyoruz?

ADNAN OKTAR: Canım benim aferin sana. Sen cennet kuzusu gibisin sen aferin, maşaAllah. Doğru söylüyorsun. Ama bak bütün arkadaşların bunu söylüyor. Türkiye’ye Mehdiyet damgasını vurmuş. Bak deccal nasıl çırpınıyor son günlerde. Kuran’a saldırdılar Allah ikaz etti ödleri koptu bugün yine şımardılar. Yine aranıyorlar. Kuran’a saldırmak size hiçbir şey kazandırmaz. Kuran’ı daha da güçlendirir o katlamalı güçlendirir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Hocam. Ben Faruk Balıkesir’den katılıyorum. Benim sorum şu olacak.  Hz. Mehdi (as) yeryüzüne ne zaman inecek?

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (as) yeryüzünde, Hz. İsa Mesih (as) da yeryüzünde. Hz. Mehdi (as)’a pek şaşırmazlar bence de Hz. İsa Mesih (as)’a çok şaşıracaklar. Çünkü onlar hiç ummuyorlar. O çok daha zor geliyor onlara. Çünkü 2000 yıl sonra başka bir boyuttan bir insan gelmesi tarif edilecek gibi değil. Hz. İsa Mesih (as) yakışıklı bir delikanlı olarak yaşı ileri olmasına rağmen bak göreceksiniz çakı gibi çok atletik ve çok çevik Hz. İsa Mesih (as). Bayağı şaşıracaklar. Ama bak bunca sıhhatine rağmen çok fazla yaşamıyor. Hadislere göre 70 küsur yaşında falan vefat ediyor. İşte kader. Evet.

VTR: Merhabalar, ben Balıkesir’den katılıyorum. Türkiye’de sanat anlayışı hakkında neler düşünüyorsunuz? Eğer kötü olduğuna inanıyorsanız nasıl geliştirilebilir sanat anlayışı?

ADNAN OKTAR: Sanat anlayışı Allah’ı severek olur, sevgi olmadan sanat olmaz. Bediüzzaman “Hz. Mehdi (as) için sanatın gerçek üstadı” diyor. “Sanat, marifet ve ittifakla galip gelecek Hz. Mehdi (as)” diyor. “Sanat, marifet; çok marifetli bir insan olacak” diyor “ve ittifak; Müslümanları ittifak ettirerek hakim olacak” diyor. Ama birinci olarak sanatı söylüyor. Sanatın hakim olduğu bir dünyayı göreceğiz. Her yer güzel olacak. Her yer sanatla tezyin olacak, her yer sanatla güzelleşecek.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bir hedefimiz olmadığı sürece farklı yerlere kaymaya başlıyoruz. Bu sefer hayatımızı mahvediyoruz. Gençlere en önemli söyleyebileceğim şey hedefler koysunlar önlerine, ilerlesinler. En azından kendileri için bir şeyler başarmaya çalışsınlar. Mesela siz çok güzel bir şey yapıyorsunuz şu an. En azından belki yapmak istediğiniz işi yapıyorsunuz bundan zevk alıyorsunuz. Dışarıda saatlerce geziyorsunuz, güneşin altında kalıyorsunuz. Bu belki çoğu insanın yapamayacağı bir şey, belki çoğu insanın cesaret edemeyeceği bir şey. Çok düzgün iki arkadaş şu anda karşımda. Ben de Türkiye şampiyonluğuna hazırlanan bir insanım. Kendi hedeflerim var. Vücut geliştirmede yarışacağım. Dediğim gibi umarım bütün gençler hedef koyarlar kendi önlerine ve öyle ilerlerler.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canıma bak bayağı lafını sözünü bilen, nezaketli, akıllı, vicdanlı bir delikanlı. Tam bir Mehdi aşığı Mehdi talebesi. Yani tam bir Kuran talebesi. Yani mükemmel bir insan, maşaAllah. Gençlik hep böyle. Bak bir tane yayını çıkartmıyoruz. Kim ne konuşursa yayınlanıyor ve ezbere rastgele seçiliyor düşününün. Bak bütün gençlerimiz mükemmel ve hepsi üstün bir ahlaka sahip.

Şeyh Nazım Hocam İngilizlerin içine girdi doğru. Toplantılarına da katıldı doğru. Ama onları helak edecek bilgiye sahip oldu ve o bilgiyle de onların helakının kapısını açtı. İngiltere onun manevi gücüyle deccaliyeti istediği tarzda yayamadı. İngiliz derin devleti yani İngiltere derken İngiliz derin devleti.

“1371’den 40 sene sonra” diyor Bediüzzaman. Kaç ediyor? 1381-91, “30-40 sene sonra” diyor 1381-91. “Fen” fen bilimleri konusunda üstad olacak diyor, “feni kullanacak” diyor. Ezerken deccaliyeti feni kullanacak. “Ve hakiki marifete sahip olacak” diyor. Hünerli olacak. “Ve son derece modern olacak” diyor “medeniyetin mehasini” medeniyetin modernliğin en güzel yönlerini kendinde toplayacak diyor. “Ve o üç kuvveti tam teçhiz edip” bir araya getirip “o üç kuvvetle donanıp cihazatını da verip” işte internet, televizyon her türlü alet-edevat “verip o dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için” deccaliyetin dokuz ayrı noktası “taharri-i hakikat meyalanını” gerçekleri araştırma isteğinde olanı, insaflı insanı, muhabbetli insanı, insan sevgisiyle dolu insanı o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş. “İnşaAllah yarım asır sonra” 2020 “onları darmadağın edecek” diyor. Şu an deccaliyetin paniği o işte.

27/7/2017 saat 6-7 arası. Hicr Suresi 87 yine 7: “Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kuran'ı verdik.” Tekrarlayan yedilerde bir şey var.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar, ben Mehmet Ali. Bencilliğin toplumun üzerinde etkileri nelerdir?

ADNAN OKTAR: Bencillik, toplumu toplum olmaktan çıkarır. İnsanlar tek tek yaşarlar toplum ölür. Çünkü toplum olması için insanların birbirini sevmesi, birbiriyle bağlantıda, birbirine güvenen, birbirini destekleyen bir yapıda olması lazım. Bencil olunca bunların hepsi kalkar. Toplum hücrelere ayrılır. Yani bedenken tek tek hücrelere ayrılır ve ölür toplum. Egoist toplum ölür. O hücreler bileştiğinde insan haline geliyor toplum yani canlı hale gelir. Onun için egoizmden şiddetle kaçınmak lazım. İslam’ın, Kuran’ın asla kabul etmediği bir yapı.

Evet, dinliyorum.

VTR: İstanbul’da büyük deprem bekleniyor. Ne kadar hazırız?

ADNAN OKTAR: Kim söyledi onu? Var mı açıklama yapan birisi?

KARTAL GÖKTAN: Yakın zamanda yoktu.

ADNAN OKTAR: Bakan açıklama yaptı herhalde geçen gün. “2030 yılına kadar büyük bir deprem bekliyoruz” diye. Hicri 1506, 5-6, 56. Hicri 1506, 5-6, 56. İşte deprem neymiş o zaman görür insanlar şu an değil.

Küfre dalalete karşı buğz etmek müminin en belirgin en keskin iman alametidir. Müminin kalbinde zalimlere, küfre, münafıklara karşı şiddetli buğz olması lazım. Mümin koruyan kollayan olamaz, Allah onun için ayette de uyarıyor. “Niye münafıklar konusunda bölünüyorsunuz, neden destekleyenleriniz var?” diyor Kuran’da. Demek ki Müslümanlarda böyle bir hastalık olacak ki Kuran bunu belirtiyor. Onun için müminin en belirgin vasfı buğz-i fillâh, buğdu fillah, Allah için sevmek Allah için buğz etmektir. En keskin iman alametidir. Sakın sakın müminde tersi olduğunda bu çok ciddi bir hastalık demektir. Müminin elinde olmadan içgüdüsel olarak müthiş bir buğz vardır kötüye karşı. İyiye karşı da müthiş bir sevgi vardır. Kötüye karşı daima buğz olacak müminde, iyiye karşı da sürekli bir sevgi olacak. Bunu bir kitap olarak hazırlayayım hayati bir konu çünkü.

Buyurun dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kuşu seven bir kedi vardı.

ADNAN OKTAR: Kedi çok şahane bir varlık. Kuşlar da ayrı bir ekip onlar da çok tatlılar. Özellikle şu papağan takımı.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye'nin zor zamanlarında Katar'a yardımda bulunması Katar vatandaşlarının Sayın Erdoğan ve Türkiye'ye karşı büyük sevgi beslemesine yol açtı Adnan Bey. Katar'da bir alışveriş merkezinin duvarındaki Türkiye bayrağı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyah beyaz portresinin altına çocuklar dahil Katarlılar yazıyla sevgi ve saygılarını ifade ettiler.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam tam tipik bir Müslüman, vicdanlı bir Müslüman, dürüst bir Osmanlı delikanlısı, dürüst bir cumhuriyet delikanlısı. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğraflar vardı çocukların yazdığı “We Love Turkey” Türkiye'yi seviyoruz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kardeşim resim yapıyorlarsa adam gibi resim yapsınlar. Ben böyle şeylere gıcık olurum. Atatürk’te de bunu yapıyorlar. Acayip acayip resimler düzgün normal resim varken ne gerek var kardeşim? Tarz yapıyorum diye garip şeyler yapıyorlar. Fotoğrafla oynamak çok tehlikelidir. Onu sanatkarane çıkarmak kolay. Veriyorlar tabelacıya tabelacı adam kafasına nasıl esiyor nasıl istiyorsa yapıyor. Olmaz öyle şey.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir video vardı Katarlıların Sayın Erdoğan'a sevgisi.

ADNAN OKTAR: Tabii ki severler. Sevmemeleri için bir neden yok.

BÜLENT SEZGİN: Etiketimiz dört numara Adnan Bey. “Kuran nimettir” maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah işte bu kadar. Bak daha hala gelenekçiler seyrediyorlar görüyor musun? “Kuran oku ateist ol” diyor hiçbir tanesi müdahale etmiyor. Ancak biz müdahale ediyoruz. Hiçbiri müdahale etmiyor. Çünkü kendilerine laf yok. Ama şeyhine söylense yeri göğü yıkarlar. Bak Kuran'a laf söyleniyor adamlar ilgilenmiyor. Hocasına söylense yeri göğü birbirine katarlar. Böyle bir acayiplik var. Ve bütün olaylarda gazetelerde orada burada olsun İslam, Kuran, Allah aleyhinde her sözde dava açan benim arkadaşlarım oluyor. Şu ana kadar bizim dışımızda dava açan bir kişi olmadı. Hep biz arkadaşlarımız müdahale ediyor. Mesela Darwinizm’e de hiç müdahale etmediler. Hatta bilakis kabul ettiler Darwinizm’i. Homoseksüelliği de çıtlarını çıkartmadılar. Hatta ya olur niye olmasınkiye getirdiler birçoğu.

O Londra’da kitap dağıtımını görelim.

KARTAL GÖKTAN: Geçtiğimiz hafta İngiltere’nin Londra Birmingham, Oxford ve Cambridge şehirlerinde sizin 100 bin adet “fosiller evrimi reddediyor” isimli eseriniz…

ADNAN OKTAR: 100 bin adet maşaAllah atom bombası gibi.

KARTAL GÖKTAN:  Ve 5 bin 100 adet farklı imani kitaplarınızdan oluşan eserleriniz toplam 105 bin 100 adet olmak üzere İngiliz halkına ücretsiz olarak dağıtıldı, maşaAllah. Dağıtıma İngiltere, Fransa, Belçika, Almanya, İsviçre, Hollanda, Danimarka, Finlandiya ve Türkiye'den otuza yakın kardeşimiz katıldı maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Aferin benim aslanlarıma her adımları sevap.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca arkadaşlarımız Şeyh Nazım Hazretleri'nin Londra’da bulunan dergahını da ziyaret ettiler.

ADNAN OKTAR:  Çok güzel olmuş. Çok Hayırlı olmuş.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İzleyici sorusu.

VTR: Neden ehlisünnete inanılıyor da ehli Kuran'a inanılmıyor?

ADNAN OKTAR: Aslanım benim aslanım. Boyunu posunu Yaratan’a kurban olayım ben. Helal olsun sana. Ehlisünnet tutturmuş ehlisünnet diye. Ya kardeşim sen ehli Kuran’sın. Resulullah (sav) zamanında ehlisünnet diye bir ifade var mıydı? Kuran'da ehlisünnet diye bir ifade var mı? Ehlisünnet aşağıya ehlisünnet yukarıya. Kuran vardır Kuran. Ahirette biz sadece Kuran'dan sorulacağız. Allah'ın kitabı Kuran'dır.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kardeşlerimiz ayrıca İngiltere'de Chatham House ziyaret etti Adnan Bey. Yetkililere sizin İngilizce, İngiliz derin devletinin iç yüzü ve Hz. İsa ve Hz. Mehdi bu yüzyılda gelecek kitaplarını verdiler.

ADNAN OKTAR: Güzel, güzel gittikçe açılacaklar. Kitaplarımızı okudukça açılıyorlar. Bilgileri artıyor.

Evet dinliyorum.

VTR: Türk halkında neden bu kadar eğitime önem verilmiyor?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım önem verilmesi için eğitimin vereceği güzelliği iyi tarif etmek lazım. Eğitim sonucunda nasıl kaliteli güzel olacaklarını bilirseler yani hayat kalitesini ne kadar yükseleceğini bilirseler severler. Ama bela gibi öğretiliyor öğrencilere. “İmtihan olacağım” diyor eli ayağı boşalıyor. “Okul” diyor eli ayağı boşalıyor. Sonuçta sen güzelleşeceksin bu çok önemli. Güzel konuşacaksın. İtibar göreceksin. Kelime hazinen genişleyecek. Genel kültürün meydana getirdiği bütün güzelliği yaşayacaksın. Bu verilmiyor öğrencilere. Direkt “okuyacaksın” diyor o kadar. Sanki işkence gibi olmaz öyle.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sizce dinler uygun mudur? Bu konuyla ilgili görüşlerinizi merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Dinler derken bir tek din İslam dini vardır. Diğer dinlerde eksik olan yönler var. Mesela namaz kılmaları gerekiyor, onu düzeltmeleri lazım. Zekat vermeleri gerekiyor, onu düzeltmeleri lazım. Zekat pek vermiyorlar ve namaz kılmıyorlar. Halbuki Tevrat ve İncil’de namaz var açıkça, onu terk etmişler onu düzeltmeleri lazım. Eğer namaz kılar, zekat verirlerse, Allah'ın birliğine inanırlarsa “Hz. Muhammed yalan söylemedi” derlerse onlar da Müslüman. Dolayısıyla dinler derken İslam. Hristiyanlık da İslam dinidir. Musevilik de İslam dinidir. Fakat namaz ve zekat şart. Allah'ın birliğini savunmak şart ve bütün Peygamberleri kabul etmek şart. Ayırt etmeyecek. Mesela Museviler de Müslüman birisine diyor ki “sen yalan söylemezsin.” Öyle dediğinde dolaylı yoldan onun dinini de kabul etmiş oluyor. Onun dinini kabul ettiğinde o Müslüman olmuş oluyor. Mesela Musevi dostlarım var konuşuyorum hahamlarla benim şahitliğimi kabul ediyorlar. “Sen yalan söylemezsin” diyorlar. “Ne diyorsan inanırız” diyorlar. O zaman “ben Müslümanım” diyorum “Müslümanlık doğru bir din” diyorum “Sen ne diyorsan biz inanırız” diyorlar. O zaman Müslüman olmuş oluyorlar işte.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhuriyet Gazetesi davasında savcı yedi sanığın tahliyesine karar verdi. Ancak Ahmet Şık, Kadri Gürsel gibi haklarında ciddi deliller bulunan sanıkların tutukluluğu devam ediyor.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

VTR: Kızlar çok romantik oluyor. Onları anlamak çok zor. Onları anlamak için ne yapmalıyız?

ADNAN OKTAR: Onları anlamak için, onlara çok şefkat, saygı göstermek, değer vermek, koruyup kollamak, namusuna, şerefine, iffetine, onuruna, aklına, dinine, imanına zarar gelmemesi için çiçeği korur gibi koruyup kollamak lazım. O zaman karşında çok akıllı, çok nezih, derin düşünen bir insanla karşılaşırsın. O zaman o hanım seni sever, sen de o hanımı seversin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Metrobüste erkeklerimizin daha saygılı oturmalarını rica ediyorum. Yayılarak oturmasınlar lütfen.

ADNAN OKTAR: Canlarım benim hep aynı dert, hep aynı konular. Bak ne kadar bizar olmuşlar ki ne kadar zor. Yayılarak oturmak ne kadar büyük saygısızlık ne kadar büyük münasebetsizlik. Mesela kadın kenara kenara çekiliyor adam daha hala yayılıyor. Çok büyük saygısızlık, vicdansızlık ve merhametsizlik. Evet.

VTR: Neden Türk halkı aşırı sigara kullanıyor?

ADNAN OKTAR: Ay severim ben senin tatlılığını. İşte Tayyip Hocam bütün gücüyle uğraşıyor sigara içilmesin diye. Devlet uğraşıyor. Bizler uğraşıyoruz. Hiçbir faydası yok. Kokusu pis, tadı kötü, insanın üstüne siniyor kokusu, eve siniyor, tansiyonu yükseltir, rengi benzi insanın solar sapsarı olur. İnsanı sinirli yapar bayağı zararlı. Ama pozu var. Sırf pozu için içiyorlar. Çömelmek yerde falan tutuş şekilleri falan o kül silkeleme yöntemleri çok gereksiz, zararlı bir madde. Ne diyelim? Bir nevi uyuşturucu. Evet.

VTR: Havalar bu yaz çok sıcak bu sıcak için ne yapabiliriz?

 ADNAN OKTAR: Benim canımın içi, benim güzeller güzelim. Ne yaparsın? Havuza girebilirsin. Soğutma sistemi olan yerlerde durabilirsin. Birçok yerde var. Evlerinde de vardır tahmin ediyorum. O şekilde olabilir ve bol su içmek ve mineral, tuz, kalsiyum, magnezyum, fosfor bunun için de ayran, ayran iyi gelir. Bol bol ayran içmek lazım ve güneşe çıkmamak lazım. Başı açık özellikle çok tehlikeli olur. Evet.

VTR: Bayanlara oturdukları yerde erkekler niye sarkıntılık eder ben onu merak ediyorum?

ADNAN OKTAR: Ay canlarım ya ne kötü bu durum ne kadar berbat bir durum. Benim dünyalar güzellerimi bu kadar rahatsız etmeleri. Dünyayı dar ediyorlar, sokağa çıkamıyor, bahçeye çıkamıyor, eve çıkamıyor, caddeye çıkamıyor, başını kaldıramıyor. Başını kaldırdığında laf atıyorlar, kaldırmasa da laf atıyor. Bir ceza sistemi olması lazım ama halkın da gençlerin de yardımcı olması lazım. Laf atılmasında gözaltına alınsalar bir daha yapamazlar. Ama gençler, delikanlılar laf attı mı direkt koluna girip karakola götürmesi lazım. Çok kızdırıcı, bir de çok çirkin kötü hakaret tarzı ifadeler. Evet.

VTR: Cennet neşesi nasıl yaşanır?

ADNAN OKTAR: Cennet neşesi imanla, Allah'a çok severek, Allah'a çok güvenerek, Allah'a teslim olarak, Allah'a teslim olmanın huzurunu yaşayarak. Evet.

VTR: Merhaba ben Yağmur. Hafta sonlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yağmur sen ne kadar şıksın, ne güzel olmuş dekolten. Genç kızlara en çok yakışan şey dekolte. Gözlüğü de çok güzel olmuş. Yağmur hafta sonu en iyi arkadaşlarımla beraber olarak, tebliğ yaparak, İslam’ı anlatarak, insanlara faydalı olduğumu bilerek, insanların mutluluğu için gayret ederek, insanların huzuru, neşesi, sevinci, imanı, her türlü hayır için gayret etmek en güzel vakit geçirmek bu şekilde olur.

VTR: Türk İslam Birliği kurulduğunda kimler görev alacak?

ADNAN OKTAR: Devlet olduğu gibi görevde olur. Hükümet olduğu gibi görevde olur. Bu manevi bir sevgi patlaması, bir güneş gibi sevginin dünyayı sarması. Bu hükümetleri, devletleri değiştiren bir sistem değil. Eksik olan sevginin yerine oturması, saygının yerine oturması. Allah korkusunun, Allah sevgisinin her yere hakim olması. O coşkunun, kardeşlik sevgisinin içten gelerek ve candan yardımlaşma ruhunun tam hakim olması. Bu, buna Mehdiyet diyoruz. Evet.

VTR: Emekli olup da vakit geçiremiyorum diyen insanlara öneriniz ne olabilir?

ADNAN OKTAR: İslam'a, Kuran'a hizmet en mükemmel hizmettir. İnsanların mutluluğu, hayrı için çalışmak. Onların saadeti için çalışmak. Onları rahatsız eden şeylerden onları beri etmek için yardımcı olmak en güzel mutluluk sebebidir. Yani Allah'ın rızası için yaşamak. Evet.

VTR: IQ ortalamamızın düşük olduğu düşünülüyor, bunun sebebi ne olabilir?

ADNAN OKTAR: Yo, Türk gençleri bayağı zekiler nereden çıkartmışlar. Yapılan testlerde üniversite imtihanlarında falan da bu görülüyor. Bayağı yüksek zeka oranı gençlerin. Türk gençleri çok zeki, ırk olarak çok zeki bir ırk.

Selam verenlerin hepsini Aleykümselam.

“Canım Hocamız arkadaşlarımızla sizi çok seviyoruz. Yayınlarınızı tüm içtenliğimizle takip ediyoruz.” Zeytinburnu'ndan Saliha, eşim Ömer ve oğlum Yunus. Görebiliyor muyum ben bu yakışıklıları? Yunus da bayağı yakışıklıymış annesinin iftihar ettiği kadar var maşaAllah. Allah hepinize uzun ömür versin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Abdullah Gül'ün tutuksuz yargılanması için çağrıda bulunduğu Ahmet Şık 2015 yılında Savcı Mehmet Kiraz’ı odasında şehit eden DHKP-C’li teröristleri haklı göstermeye çalışan bir haber de yapmış. Savcımızı görebiliriz şehit olan. Savcıyı rehin alan kişilere telefonla arayarak öldürmelerinden yarım saat önce onlarla bir röportaj yapmış ve röportajı “bu eylem mecbur bırakıldığımız bir yöntem” başlığıyla haberleştirilmiş. Haberinde şehit olan savcının fotoğrafı yerine öldürülen teröristlerin resmini yayınlayarak bu teröristlerin polisi ve devleti suçlayan kendilerini masum gibi göstermeye çalışan bütün ifadelerini tek bir eleştiri getirmeden yorumsuz olarak yayınlamış.

ADNAN OKTAR: İşte kafa ortada. Burada bu adamın ne olduğu açık, aşikar görülüyor.

Evet dinliyorum.

VTR: Kitapların neden ücretsiz? Tarikatın hakkında birazcık daha bilgi almak istiyorum.

ADNAN OKTAR: Bunlar ne şeker sevimli şeyler. Kitabı ücretsiz yayınevi reklam parasını bu şekilde kullanıyor. Yani gazetelere, televizyonlara reklam vermiyor. Onun parasının karşılığını her yere kitap dağıtıyor. Daha iyi kendi tanıtımını yapmış oluyor. Kitapların tanıtımını yapıyor. Ayrıca ben kitaplarımdan telif ücreti almıyorum. Benim almadığım telif ücretinin karşılığı olarak o da çok büyük bir yekün tutuyor. Onun karşılığı olarak da bedava kitap dağıtıyor. Dolayısıyla bol bol bedava kitap dağıtılmış oluyor. Ama bedava dağıtılan ve satılanların toplamı sekiz milyon falan yani yılda sekiz milyon, artık düşünün. Tarikatım hakkında bilgi istiyorsun. Benim tarikatım, tarik-yol anlamında diyorsun, doğru yol, sırat-ı müstakim, Allah'ın doğru yolu yani Kuran. Benim tarikatım Kuran'dır. Tarik yol anlamına geldiği için ama klasik tarikat anlamında tabii ki benim tarikatla alakam yok. Ananeli bir tarikat yapılanması öyle bir düşünce içinde değilim, küçük bir arkadaş grubum var o kadar.

VTR: Selamün aleyküm Adnan Hoca. Bu Müslümanların ne zaman aklı başına gelecek, ne zaman bir olacaklar? Mehdi (as) yakında çıkacak ben de onun askeri olacağım inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne şeker insanlar maşaAllah. Aleykümselam. Biz de onun inşaAllah talebesi olacağız. Askeri demek talebesi anlamında. Ben de sen de hepimiz Hz. Mehdi (as)’a talebe olacağız inşaAllah doğru. İslam’ın hakimiyeti an meselesi. Artık tekli sayılar kaldı, eskiden onlu sayılar gerekiyordu şimdi tekli sayılar.

Evet dinliyorum.

VTR: Adnan Bey, neden hep sarışın?

ADNAN OKTAR: Güzeller güzeli sana da kızıl çok yakışmış, çok güzel olmuşsun, dekolten de güzel gözlüğün de çok güzel. Yani evet benim ruhumda bir sarışına eğilim var bu doğru eskiden beri bilinir. Ama esmer de çok çok güzeldir, kızıl da çok güzeldir ama hakikaten biraz sarışınlar daha fazla gibi görünüyor ama çok küçük bir farkla. Ama esmerler de bayağı var, kumrallar çok. Görmediğiniz bak şu an yanda seyreden kız arkadaşlarım var. İnanılmaz güzeller, inanılmaz. Henüz onları çıkartmadım, henüz. Türkiye değil dünya ayağa kalkar o kadar güzeller.

Evet dinliyorum.

VTR: Adnan Ağabey merhaba. Bu kadar yakışıklı olmayı nasıl beceriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım yani sen bilmiyorum aynaya baktın herhalde kendini gördün. Süper yakışıklısın maşaAllah. Teşekkür ederim. İman gözüyle nurla bakıyorsun. Allah sana güzellik gösteriyor.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Sevginin kaynağı nedir, kediciklerinizi ne kadar seviyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi bir kere çok çok güzelsin Allah’a şükür. Alnın, kaşın gözün. Göreyim yine. Elmacık kemikler, dudak çene her yerin çok çok güzel. Bir de sevgi dolu. Çok kaliteli klas kızsın. Allah ömrünü uzun etsin. Sana sağlık sıhhat afiyet versin. Neşe içinde Allah seni yaşatsın. Canım benim. Bir kere ben seni en başta çok sevdim. Onu söyleyeyim. Kız arkadaşlarımı tabii Allah aşkıyla çok derin coşkuyla seviyorum. Onlar benim dünyadaki en büyük nimetlerim.

EBRU ALTAN: Siz de bizim için dünyadaki en büyük nimetsiniz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah'ın çok sevdiğinde insan Allah insana işte bu şekilde görünüyor. Tecelli ediyor. Allah’ı sen çok seversen “Ya Rabbi seni çok seviyorum” diyorum. “Ama çok coşkuyla seviyorum. Sen daha çok sevdir Ya Rabbi” diyorum. “En çok sevdir” diyorum. “En derin aşkla sevdir” diyorum. Sevdir dedikçe daha çok tecelli ediyor Allah. Daha çok insan şeklinde görünüyor. Genç kızlar şeklinde tecelli ediyor. Güzel kediler, tavşanlar şeklinde tecelli ediyor. Çiçek şeklinde tecelli ediyor. Tecellisi bitmez Allah’ın.

Evet dinliyorum.

VTR: Selamünaleyküm Adnan Hocam. Sizinle çok tanışmak istiyorum. Ben ve kuzenim Yunus. Bir de şu arkadaşlar nasıl tanışabiliriz? Onun cevabını tez zamanda öğrenmek istiyoruz. İnşaAllah öğreniriz. İnşaAllah bir araya geliriz.

ADNAN OKTAR: Sen aslansın. Koçyiğitsin. Canımın içisin. Ne zaman istersen arkadaşlarınla ​​gel. Şeref duyarım. Onur duyarım. Benim için bir güzellik olur. Senin bir an karar vermen yeterli. Hemen seni arkadaşlarımız getirir veyahut atlayın bir arabaya gelin. Burada yemek yeriz. Sohbet ederiz. Konuşuruz. Tanışırız.

Evet dinliyorum.

VTR: İsmim Yusuf Burak. Kızlar neden bu kadar havalı?

ADNAN OKTAR: Havalı derken gururlu falan anlamında diyor herhalde. Çocukların üzerinde çok baskı var yani. Dehşet ortamında yaşıyorlar. Sokağa çıkıyor laf atıyorlar. Eve giriyor babası baskı yapıyor. Ağabeyi baskı yapıyor. Dayısı, amcası baskı yapıyor. Kapıdan dışarı çıktığı zaman, laf atanlar söz atanlar. Hatta esnaftan da bazen hiç ummadığın adamlardan da çirkin sözler işitiyor çocuklar. Dekolte giyemiyor. Makyaj yapamıyor. Neşelenip güldüğünde bir suç oluyor. Göğsüne gere gere yürümek bir suç oluyor. O kadar baskı altına alınınca, onlar da kendini kasıyor. İçe dönüyorlar. Kimseyle konuşmuyor tabii. Kimseye yakın olmuyor. Selam vermiyor. Gülümsemiyor. Uzak duruyor özetle kendini korumak için. Önce kadınlara güven vereceğimiz bir ortamın sağlanması lazım. Güvenlik içinde yaşamalarını sağlayalım. Huzur içinde yaşamalarını sağlayalım. Haysiyet, şeref ve namuslarının garantisi biz olalım. Her yerde koruyup kollayalım. Destek olalım. Maddi manevi onları himaye edelim. Kimseye ezdirmeyelim. Onlara bir kötülük yapmak isteyen olduğunda, hemen beraber olup tavır koyalım. O zaman hiçbir şey kalmaz.

Evet dinliyorum.

VTR: Ev hanımları için tavsiyeleriniz nelerdir?

ADNAN OKTAR: Canımın içi çok güzel olmuş tesettürün. Hazreti Meryem gibi olmuşsun. Eğer çarşaf olarak düşündüyse canım kardeşim, çok doğru yapmış. Çok güzel olmuş. Çok yakışmış tesettürü de. Bir daha alayım.

VTR: Ev hanımları için tavsiyeniz nelerdir?

ADNAN OKTAR: Ev hanımları en güzel kendilerini yetiştirebilirler. Genel kültürlerini artırabilirler evde. Özellikle Kuran'ı önce çok iyi öğrenmeleri lazım. Sonra Kuran'ı hayata nasıl geçirebilir onu düşünmesi gerekir. Sabırlı olmaları gerekiyor. Şefkatli olmaları gerekir. Allah'tan çok korkup, Allah'ı çok sevmeleri lazım. Her şeyde hayır görmeleri lazım. Her karşılaştıkları olayın hayırlarının olduğunu bilip, üzülmemeleri gerekir. Çok temiz olmaları lazım, Kuran'ın emri olarak. Müminlerle bağlantıda olmaları gerekiyor. Müslüman kız arkadaşlarıyla ev toplantıları yapabilirler. Yalnız hiç kalmasınlar bence. Tek başına Müslüman bir kadın evde sakın oturmasın. Mutlaka Müslüman hanım kardeşlerini de çağırıp birlikte Allah'ı ansınlar. Sohbet etsinler. Yine evlerinin temizliğini yaparlar ayrı mesele de fakat boş vakitlerini bir arada geçirmeleri çok iyi olur. Ama spora da çok önem versinler. Hatta bir aradayken spor da yapabilirler. Bu müzik ile de olabilir. Müzikle birlikte de spor yapabilirler. Ama mutlaka hareketli olsunlar. Bir de ev hanımlığı bahçe hanımlığına da dönüşsün. Bahçeye de çıksınlar. Eğer görünmekten çekiniyorlarsa paravan falan yaparlar. Bir şeyler yaparlar. Mutlaka güneş görsünler. Güneşlensinler kendi aralarında. Özellikle yaz aylarında. Çok fazla olmamak şartıyla on-on beş dakika kadar güneşlenseler çok iyi olur. Tabii bahçe de eve dahil olmuş oluyor. Yine ev hanımı olmuş oluyorlar. Çocuklarına karşı çok şefkatli, sevgi dolu, onları çok ciddiye alan, onların dindar olması için gayret eden bir tavır içinde olursalar çok güzel olur. Ama Kuran Müslümanlığına çok dikkat etmeleri lazım. Kuran’ın dışına çıkmasınlar. Evet.

VTR: Ben Adem. Bir evlilikte kadının yaşı mı daha fazla olmalıdır, erkeğin yaşı mı?

ADNAN OKTAR: Yaş diye bir şey olmaz. O çok yanlış biliyor. Çok kötü bir kural. Genellikle işte erkek daha ileri yaşta olsun diyor. Mesela kız otuzsa, erkek kırk olsun diyorlar. Kız yirmiyse, erkek otuz olsun. Yani ona benzer bir inançları var. Veyahut beş yaş falan. Yaş limiti koymak bir kere çok büyük bir hata. Ruh hiçbir şekilde yaşlanmaz. Yani sonsuza kadar yaşıyor hiç yaşlanmıyor. On trilyon sene geçse, ruh aynı ruhtur. Bedende değişiklik olur. Dolayısıyla bedeninde ciddi bir çökme olursa, gençse bile o yaşlı hükmünde olur. Yirmi yaşındadır ama Allah vermesin bir hastalığa bağlı olarak çökmüştür. Yahut bakımsızlığa bağlı olarak yahut içki sigaraya bağlı olarak veyahut herhangi bir nedenle çökmüş olabilir. Yirmi yaşındadır ama altmış ,yetmiş yaşında gibi olabilir. Ama bir insan, mesela ben görüyorum. Dedeler var Diyarbakır Mardin’de gösteriyor. Seksen yaşında. Hamallık yapıyor. İki yüz kiloyu kaldırırım diyor. Kaldırıyorum diyor. İki yüz kiloyu. Yüz elli kiloyu kaldırıyorum diyor. Yanında da gösteriyor. Kancalar falan da var. Hakikaten koyuyorlar sırtına. Koskoca dev buzdolabını falan bir şeyler koyuyorlar. Çok rahat taşıyor. Sen onu bir gence versen taşıyamaz. Dolayısıyla yaşla alakası yok. Mesela yaşı ileri bir kadın vardır. Kırk yaşındadır ama nefis güzeldir. Mesela kırk beş yaşındadır ama çok çok güzeldir. Çok akıllı, çok kalitelidir. Yirmi yaşındaki bir genç onunla evlenebilir. Yani hiçbir mahsuru yok. Aynı şekilde kadın için de tam tersine olarak. Kadın mesela yirmi yaşındadır, erkek kırk-kırk beş yaşında olur. Hiç fark etmez. Elli yaşında olur, hiç fark etmez. Mühim olan o ruhi uyumdur. Yani ruh uyumu çok önemli. Ama bazı insanlar mesela bakıyorum, ruhu da yaşlanıyor. Ruhu da yaşlı üslubu oluyor. Gülmesi sesi her şeyi yaşlanmış. Yani nasıl yapıyorlar ben hayret ediyorum. Mesela Caner el kadar çocuktu benim yanımda. Dede gibi konuşması gülmesi falan. Dede olmuş yani. Bir garip yani. Nasıl elde etti onu anlayabilmiş değilim. Birçok akranım, bir tek onun için demiyorum. Hepsi dede olmuşlar. Bu dede sesini nasıl çıkarıyorlar? Dede gülmesini nasıl elde ediyorlar? Ben onu anlayamıyorum. Bir de dede sakinliği var. El kol hareketleri de dede tarzında. Yani o ağırlığı nasıl elde ediyorlar. Taklidini bile yapamıyorum.

Evet dinliyorum.

VTR: En son ne zaman yatla tur attınız?

ADNAN OKTAR: Geçen hafta. Ama nereden biliyor ona şaşırdım. Evet.

VTR: Kızlar en çok erkeklerde ne arar?

ADNAN OKTAR: Yakışıklı delikanlım, zannediyor ki gençler yok göbeği pide gibi olmuş, yok bilmem sırtı bilmem oklava gibi olmuş. Bununla alakası yok. Kadınlar derinlik, akıl, tutku ve güven ararlar. Bunu da imana dayalı olursa güvenirler. Yoksa imana dayalı değilse hiçbir şekilde güvenemez. Yani Allah korkusuna, Allah sevgisine dayandırılıyorsa güvenirler. Yoksa niye güvensinler? Boş bir inanca dayandıysa güvenemez. Çünkü bir anayasası olması lazım bir insanın. Müminin anayasası da Kuran oluyor. Ruhundaki anayasa. Dolayısıyla diğergamsa, fedakarsa, egoist bencil değilse bir erkek ama tabii kadın aslında erkeğin ruhunda o deli heyecanı arar. O deli sevgi heyecanını arar. O heyecanını, o gözlerinde gördüğünde kadın ona dayanamaz. Hiçbir kadın dayanamaz. Kadın sevgiye çok hassastır. Yani o delice tutkuyu, deli sevgiye gördüğünde imana dayalıysa bu, güvene dayalıysa, nezih ve aklı başındaysa ve kendini koruyacağından eminse kadın sevgisinden asla tereddüt etmez.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba. Benim adım Fatmanur. Ben buraya Ankara'dan geliyorum. Burada misafirim. Sorum da, neden bu İzmir bu kadar bakımsız? Sevmiyorum burayı.

ADNAN OKTAR: Severim ben senin güzelliğini, temizliğini, tatlılığını. Kıyafetin de çok güzel olmuş. Temizliği sevmen senin imanlı olduğunu gösteriyor. İzmir’imiz çok güzel bir ilimiz ama orayı temizlemeyenler tabii ondan sorumlular. İzmir avuç içi gibi tertemiz olması lazım. Ayna gibi olması lazım. İzmir'e yakışan odur. Belediye başkanını uyaralım. Benim canıma güzel bir İzmir hediye etsin. Evet.

VTR: Kadına şiddet ne zaman son bulacak, eşitsizlikler ne zaman giderilecek?

ADNAN OKTAR: Canımın içi çok güzel bir insansın, onu söyleyeyim ve çok aklı başında bir kız olduğun anlaşılıyor. Bütün hanımlar bir kere dünyanın yarısını oluşturuyor. Yani milyarlarca hanım var ve hepsi de aydın aklı başındalar, bu devrin bir özelliği olarak. Bundan sonra size zulme asla müsaade etmeyeceğiz. Mehdiyet devrindeyiz. İsa Mesih çağındayız. Dünyanın en güzel varlıklarısınız. Dünyanın süsüsünüz. Size şiddet uygulayan bütün elleri kıracağız, kanunla hukukla. Ta omuzunun dibinden kıracağız. Buna karşı hükümet de tedbir alıyor. İnsanlar da kendi aralarında bilinçleniyorlar. Bu rezilliğe, bu kepazeliğe son vereceğiz inşaAllah. Hukukla kanunla, ilimle irfanla.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Bir bayanın görevi sadece ev işleri midir?

ADNAN OKTAR: Canımın içi değil. Niye öyle olsun? Niye ev işi olsun? Ev işi erkek de yapabilir ayrıca. Hiçbir şey mecburiyeti yok hanımın. O bir geleneğin ortaya çıkarttığı kanun. Bütün ev işleri kadına. Nereden icap ediyor ki? Ev işi kuvvet isteyen bir şey. Erkek rahatça yapabilir. Erkek kadın eşittir. Öyle bir şey olmaz. Ev işini tam anlamıyla eşit yapmaları gerekir. Ama sanatkarane görevler tabii kadına düşer. Çünkü sanat yönü kadının çok güçlüdür. Kadının yapmasında fayda var. Ama sanat gerektirmeyen şeyler erkek tarafından çok rahat yapabilir. Erkeğin hakkı olan her şey kadının da hakkıdır.

Münafıklarda vücut erken çöker. Münafıkların özelliğidir. Allah bela verir. Küfür bir mucizedir. Yani içten çürürler. Allah sevgisizliklerine karşı vücutlarını kanserleştirir. Kanser illa kanser hastalığı anlamında değildir bu. Vücudunda bir kalınlaşma olur. Yani ruhsuzluk hissedilir. Bu ayrı bir şeydir. Yani yaşlanma gibi tarif edilebilecek gibi bir şey değildir bu. Garip bir çökme şekli oluşur münafıklarda.

Evet.

VTR: Benim sormak istediğim soru, beslenmeyle ilgili. Neden eskiden anneannelerimizin, dedelerimizin beslendiği gibi yiyecekleri hormonsuz, taze günlük tüketip bulamıyoruz?

ADNAN OKTAR: Benim güzel canım benim. Son zamanlarda bu konuda insanlar bayağı bilinçlendi. Çok atak ve kararlı tavırları oluyor. Bence toplum titizlik açısından bu yönde bayağı ileri. Yani gayret de ediyorlar. Daha da iyi olacak inşaAllah. Zaten bir tarım toplumu olacağız. Ziraat toplumu olacağız. Hayvancılık ve ziraata da çok önem vereceğiz. Güzel günler gelecek.

VTR: Merhaba adım Mahmut. Tekvando sporu hakkında ne düşünüyorsunuz? Dövüş sporları hakkında daha doğrusu. Tehlikeli olduğunu düşünüyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Mahmut tabii. Şöyle olabilir. Tekvandoda eğer müsabaka yapmıyorsa olur. İstediği gibi öğrensin. Müsabaka çok tehlikeli. Çünkü açılıp açılıp karaciğerine, kafasına eliyle ve ayağıyla vuruyor. Yani bu son derece tehlikeli bir şey. En hayati organlara vuruyor bütün gücüyle. Bunun vücudu geliştirici bir yönü yok. Vücuda zarar verici yönü var. O yüzden olmaz. Ama müsabakasız tekvando çok iyi. Karate müsabakasız olursa çok güzel. Buşido falan hepsi çok iyi. Tek şart müsabaka olmaması.

Evet.

VTR: Bismillahirrahmanirrahim. İsmim Murat Türkmen. Afganistan'dan buraya geldim çalışmaya. Türkiye'den yana çok memnunuz. Recep Tayyip Erdoğan'dan da çok memnunuz. Okulu bırakıp da geldik buraya. Çalışmaya para kazanmaya geldik. Türk Türkmen fark etmez kardeştir. Beraberlik ve birlik olmasını istiyorum.

ADNAN OKTAR: Canım benim. Ta Afganistan'dan bak. Afganistan’ı perişan ettiler. Benim canlarım ta oralardan buraya geliyorlar. Allah onlara güç kuvvet versin. Eski huzurlarının çok üstünde Mehdiyet huzuru, Mehdiyet güvenliği nasip etsin inşaAllah.

VTR: Ben Büşra. Programınızda hiç işaret dili tercümesi kullanmayı düşündünüz mü? Düşünürseniz bu konuda yardımcı olabilirim.

ADNAN OKTAR: Severim ben senin güzelliğini efendiliğini. Çok yakışmış tesettürün de sana. Çok efendi kızsın sen. Canımın içi olabilir. Bazı programlar için olabilir. Onu da senden rica ederiz, bize yardımcı olursun.

VTR: İstanbul'da paten sürülecek alan çok az olduğu için, biz de yollarda sürmek zorunda kalıyoruz. Bisiklet yolu gibi bir paten yolu açılmasını istiyoruz.

ADNAN OKTAR: Gençlere bu sağlansın. Şu gecekondular falan yıkılıp, gençlere paten yolu açılırsa süper olur. Hem o yolda yürürler de, paten de yaparlar. Ama özellikle genç kızların paten yapabilmesi çok önemli. Amerika'da çok çok güzel genç kızlar mini şortla paten yapıyorlar. Çok yakışıyor. Aslan gibiler, boylu poslu. Görünüşleri de çok muhteşem oluyor. Ama çok saygı görüyorlar değer görüyorlar. Burada da bu şekilde olması lazım.

VTR: Bu kadar öğretmen atanamazken hala neden öğretmen yetiştiriliyor?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım siz geleceğin dünya yöneticileri olacaksınız. Siz o güzel günlerin güzel elemanları olarak çok faydalı hizmetler yapacaksınız bütün insanlığa. Sürekli üniversite mezunları çoğalsın. Sen hiç dert etme. Yetişemeyeceksiniz bile o kadar çok size iş düşecek inşaAllah.

VTR: Amasya Merzifonluyum. Gelmeyi düşünür müsünüz, misafirim olmak ister misiniz?

ADNAN OKTAR: Aslanım benim çok teşekkür ederim. Nezaketin için sana çok sevgi duydum, teşekkür ediyorum. Merzifon biz Tokat’a giderken uğrardık. Anneannem “Merzifundayız” derdi. “Merzifuna geldük” derdi. İnerdik Merzifon’da ayran içerdik. Çok keskin güzel ayranlar oluyordu. Ama o zaman otobüsleri zaten dehşet makineleriydi. İnsana verdiği ızdırabı tarif edemem. Sıcaklık, bunaltı, mazot kokusu, sarsıntı tam bir rezaletti. Dehşet kapsülü şeklindeydi. Böyle bir imtihan çok zordur. En muhannet insan bile konuşur seninle o otobüse koysan. Felaket bir işkence Allah vermesin. Şu an Merzifon’a ulaşım tabii daha kolay, daha güzel. İnşaAllah canım kardeşim.

Evrimcilerin tesadüf yerine kullandıkları yeni terimler var. Evrimciler tesadüf kelimesinden utanç duyuyorlar. “Ya biz” diyor “bu kadar aklımızı mı yitirdik, tesadüf der miyiz?” diyor. “O kadar mantıksızlığı bizden nerden bekliyorsunuz? Ayıp yapıyorsunuz. Tesadüf diye bir şey yok.” “Bak” diyor “biz ne diyoruz” diyor. Nedensellikli rastlantısal buluşma. İki; evrilmiş rastlantısal izdüşüm. Üç; ontik rastlantının belirlenemezlik etkisi. Dört; vital karmaşıklığın rastlantısal oluşumu. Beş; rastgele kalıtımsal sürüklenme. Altı; epistemik nedensel rastlantı. Yedi; skolastik rastlantısal olayların etkisi ile yeni özelliklerin ortaya çıkması. Sekiz; Random process. Dokuz; olasılıklardan doğan tesadüfler doğanın kendine olan rastlaşmalarının bir yansımasıdır. Ereksel rastlantıların art arda yığılması. Şimdi ben bu adamlara bir şey diyeceğim ama. Bu nedir bu? Dalga mı geçiyor bunlar? Allah aşkına akıllarını başlarına alsınlar. Koskoca adam bunlar ya. Sakallı, bıyıklı herifler, ben anlamıyorum. Allah aşkına akıllarını başlarına alsınlar, şuraya bak. Kendiliğindenlik, rastsal süreçler, deterministtik rastsal gelişmeler, koşulların toplamıyla oluşan olasılıklar evreni. Izgara pişiriyor herhalde bunlar. Allah aşkına akıllarını başlarına alsınlar. Artık ben bu adamlarla uğraşmak istemiyorum. Uçuyorlar, Allah akıl fikir versin ne diyeyim.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Müşrik ne demektir?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım şirk koşan demektir yani Allah’ın dışında güçlerin Allah gibi güce sahip olduğuna inanmak. Herhangi bir cismin, herhangi bir varlığın, herhangi bir nedenin Allah gibi güçlü olduğuna inanmak. İşte bu evrimcilerde oluyor o. Tesadüfü Allah haline getiriyorlar. Biliyorsunuz eski putperest müşrik dinlerde, pagan dinlerinde, Hititlerde, Asurlarda, Sümerlerde bir ilah inancı vardır, tesadüfler sonucu meydana gelmiş ilahlar. Bu ilahlar da tesadüfler sonucu canlıları meydana getiriyorlar. Lhamo ve Lahaul tesadüf ilahları. Bunlar da yeni işte Darwinizm şeklinde kendilerini ortaya çıkardılar. Adamlar rastlantısal rastlantı falan diyerekten rastlantıyı ilah haline getiriyorlar, put haline getiriyorlar. Onun yaratıcı olduğuna inanıyorlar.

Evet.

VTR: Ben bütün annelere ve babalara tavsiyede bulunuyorum. Benim 19 yaşındaki çocuğum yanarak vefat etti, çocuklarınıza sahip çıkın. Burası ufak bir dünya. Bugün varız, yarın yokuz. Yarın ne olacağımız meçhul, kimin ne olacağı belli değil. Yalvarıyorum size çocuklarınıza sahip çıkın.

ADNAN OKTAR: Canım benim nasıl Allah kalbinde güzel etki meydana getirmiş. Tam bir Müslüman üslubuna dönmüş, Allah’a teslim olmuş. Bak Allah cennetine vesile olmuş. Oğlunu şehit etmiş Allah ama seni de cennet Müslümanı haline getirmiş. Ne mutlu sana sabrettiğin için. Ne güzel Müslümansın maşaAllah sana. Evet.

VTR: Çocuklar için en eğlenceli oyuncaklar nedir?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım sen bir kere çok güzelsin, çok nurlusun. Kıyafetin de çok güzel olmuş. Çocuklar için oyuncak, şu teknik gelişmiş arabalar bence çocukların aklını atıyor, şu yerde özellikle uzaktan kumandalar çocuk için muhteşem şeyler bunlar. Çocuklara oyuncak bence ne yapıp edip almak lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Son zamanlarda çıkan doğal afetlerin sebebi nedir?

ADNAN OKTAR: Canımın içi bir kere çok güzel bir insansın, dekolten de yakışmış onu söyleyeyim. Son zamanlardaki doğal afetlerin nedeni ahir zamanda olmamızdır. Peygamberimiz (sav) hadislerde belirtmiş, aynısıyla oluyor. Ne dediyse tek tek tamamı ortaya çıkıyor. Zaten zaman zaman kapalı bir üslupla yahut açık bir üslupla anlatıyorum.

Evet, dinliyorum.

VTR: Biz ülke olarak kitap okumayı ne zaman seveceğiz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi senin gibi güzel insanlar, akıllı insanlar, modern Müslümanlar çok çok fazla, her yerdesiniz. Kitap artık önümüzdeki yıllarda sizin için çok önemli güzel bir nimet haline gelecek. Bunu her yönüyle göreceksiniz ama biraz sabredeceksiniz.

VTR: Boşnak böreğini ne kadar seversiniz?

ADNAN OKTAR: Benim yakışıklım Boşnak. Biz Eskişehir’e gitmiştik, benim bir işim vardı, resmi bir iş. Oraya gitmiştik. Bir kardeşimiz de Eskişehirliydi. Dediler falancanın yanına giderseniz sizi orada güzel ağırlar, her türlü imkanı var, çevresi iyidir dediler. Gittik bizi karşıladı. Bizim o zaman yeni aldığımız BMW vardı bu en gelişmiş BMW’nin en büyük kasasıydı. Kapısını açtık, acayip hoşuna gitti. Arabanın arkasına kuruldu böyle öyle tabir edeyim. Ben de arabadaydım, beraber yol almaya başladık. Bizi lüks bir otele götürdü. Kendi tanıdığı bir otelmiş. Orada indik. Otelin en üst kısmını bize ayırdılar yani teras kısmı. Nefis bir yer, çok güzel yani Eskişehir’in iyi bir yerinde. Orada Boşnak böreği geldi bize tepsiyle. Oburluk demeyeyim de artık bu kadar olmaz, bitti tepsi bir daha geldi çayla beraber. Dayanılacak gibi değil. Şahane bir şey Boşnak böreği. Güzel bir anımdır. Küçük bir bölüm olarak aktardım.

Evet.

VTR: Merhabalar ben Uşak’tan Muazzez. Uşak’ta niye metro yok? Çok merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Muazzez sen ne nurlu insansın, tesettürün de sana çok yakışmış. Her yer güzel olacak benim güzelim, benim güzel yüzlüm. Her yer güzel olacak. Türkiye yeni deccalin zincirini koparttı. Zincirle sarmıştı deccal bizi, zincirini koparttık. Devlet bunun farkında. İngiliz derin devletinin oyununu Türkiye bozdu. Bundan sonra yolumuz açık.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnternetimiz neden bu kadar yavaş, neden sürekli bağlanma zorluğu çekiyoruz?

ADNAN OKTAR: Yıl 2017 düşün, bunu ileride çocuklarımıza anlatacağız böyle olaylar oluyordu diye. Daha ilkel teknoloji var. 2027’lerde bambaşka olacağız.

Evet.

VTR: Sigara sağlığa ne kadar zararlıdır?

ADNAN OKTAR: Canımın içi çok tehlikeli bir şey. Cildi bozar, saçı bozar, dişi bozar. Sapsarı oluyor dişleri, elleri sapsarı oluyor. Bir de akciğer kanseri çok yüksek oranda oluyor sigara içenlerde. Süper tehlikeli bir şey. Mesela kan sedimi yükseliyor, o CRP falan hepsinde yüksek çıkıyor sigara içenlerde. Bayağı tehlikeli.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Hocam, ben Cengizhan İzmir’den. Sizi çok seviyorum, ailecek takip ediyoruz. Merak ettiğim şey, nerede yaşadığınız ve nerede programınızı sunduğunuz.

ADNAN OKTAR: İstanbul’dayız yakışıklım biliyorsun. Sen İzmir’desin bizde İstanbul’dayız. Aynı yer yani bu semtteyiz İstanbul’dayız. Zaten bilinen bir semt.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Amerika ara vermeksizin PYD’ye silah gönderiyor. Son olarak PKK, PYD’li teröristlere 180 tır daha gönderen Amerika’nın teröristlere gönderdiği silah dolu tırların sayısı 809’a çıktı.

ADNAN OKTAR: Amerika’nın bir özelliğidir kitle katliamı yapmadan önce, önce bir adamları silahlandırıyor. Komünistlerde de böyle oldu, diğer gruplarda da öyle oldu. Önce silahlandırıyor sonra da boğuyor.

Evet dinleyici sorularını alalım.   

VTR: Merhaba ben Mert, bir şey rica edecektim, bir fotoğraf çekilebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Aslansın sen aslan. Evet, dinliyorum.

VTR: İnsanlar yolda birbirlerine neden selam vermiyorlar?

ADNAN OKTAR: Canımın içi o ahir zamanın büyük belası inşaAllah bu devirde, bu zamanda bu tamamen ortadan kalkacak. Sevgi istiyorsunuz, sevmek, sevilmek istiyorsunuz Allah size çok coşkun çok güzel sevgi verecek. Seveceksiniz, sevileceksiniz, güven içinde yaşayacaksınız. Bu belanın sizi nasıl rahatsız ettiğini biliyorum. Sevmek isterken sevememenin, sevilememenin sizi çok zor duruma soktuğunu biliyorum. Bu bela, deccaliyetin meydana getirdiği bu bela önümüzdeki yıllardan itibaren tamamen kalkacak. Selam da vereceksiniz, sevgi de göstereceksiniz, dost da olacaksınız, arkadaş olacaksınız güzel yaşayacaksınız inşaAllah.

VTR: Gece İstanbul’un aydınlatmasını nasıl görüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım şimdi aydınlatmadan ziyade gece yatılmaz. Geceleri darbuka, def sesleri inlemesi lazım. Klarnet sesi. Her semt öyle olması lazım. Kardeşim erkenden uyunur mu? Geceler, darbuka seslerinden İstanbul’un yıkılması lazım. Zilli tef sesleriyle değil mi? Ona göre de ışıklandırma olur. Zaten gençler yanlarında ışıklarını getirirler o sorun değil. Değil mi? Her yerde mum ışığı da olur elektrikle seyyar aydınlatma cihazları da olur. Biz aydınlatırız İstanbul’u yeter ki bu muhabbet oluşsun. Herkes yanında da kendi yiyeceğini getirecek, genç kızlar, genç delikanlılar olacak ama herkes herkesi koruyup kollayacak. Herkes nezaket ,sevgi saygı yarışına girecek. Hürmetli olacak. Kimse kimseye zarar vermeyecek. Onuruna, şerefine, namusuna kimse kimsenin kastetmeyecek. Delikanlıca, mertçe, Müslümanca güzel bir ortam olacak inşaAllah.

Evet.  

VTR: Benim adım Işıl Yöntem. Heybeliada’daki çöplerden çok rahatsızım ve buradaki çöpleri atan insanların ya da yollarda sigara içip izmaritlerini atanlar ya da Türkiye’deki herhangi yerlerde çöp atan, ülkemizi kirleten insanların ceza almasını istiyorum, bu nasıl düzeltilebiliriz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi sen bir kere çok şekersin ve çok sevimlisin. Dekolten de sana çok yakışmış. Temizlik anlayışın da çok güzel tam bir Müslümansın. Müslümanın ilk alameti temizlik.  Temizlik ve düzen o da senin kalbinde var çünkü cennet sevgisidir o. Allah sana öyle güzel bir duygu verdiyse, sana bunu dua olarak söyletiyorsa bu olacak demektir. Her yer güzellik ve temizlikte ihya olacak. Mehdiyet çağındayız biraz daha bekleyeceksin.

Evet.

VTR: Günlük hayatta yere tüküren insanların önüne nasıl geçebiliriz?

ADNAN OKTAR: Canım benim işte adam pis olunca, sevgisiz merhametsiz olunca zaten her yerde pislik çıkartıyor. Bakışı pis, konuşması pis, hayatı pis, üstü başı pis. İslam temizlik işte. İslam ahlakını, Kuran ahlakını aldığında üstünde başında, aklında fikrinde pislik kalmaz. Münafığın her yeri pis olur. Tam bir lağımdır münafık. Tam bir cesettir. Kokuşmuş bir cesettir münafık. Küfür de öyledir, küfür ahlakı olduğunda, İslam ahlakı yaşanmadığında her yerde kir her yerde sevgisizlik olur genelinde.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar Adnan Bey, benim bir sorum olacaktı. Zariyat Suresi 49. ayette “her şeyin ikişer çift yaratıldığı” bildiriliyor bunu açıklayabilir misiniz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi o paralel evreni ifade eden bir açıklama ayeti. Her şeyin bir paraleli olduğunu söylüyor Kuran. Yani “sizin bir benzeriniz başka bir yerde de var” diyor Allah. Biz hem zer aleminde varız şu an, zer aleminde şu an varız hem inşaAllah cennette varız hem dünyadayız. Dolayısıyla insan çift yaratılmış oluyor. Her şey çift yaratılmış oluyor.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: CHP’li Gürsel Tekin, Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü dolayısıyla Nobel’e bazı sivil toplum kuruluşları tarafından aday gösterildiğini söyledi.

ADNAN OKTAR: İyi güzel bir tane Nobel’imiz olsun. Bak kaç yönden istifademiz oldu hem spor oldu, hem gezme oldu, hem değişiklik oldu. Güzel.

Evet, dinliyorum.

VTR: Yollarda tümsekler daha az olsaydı daha iyi olurdu.

ADNAN OKTAR: Canım benim doğru söylüyorsun. Yollarda uyarıcı sistemler oluşturmuşlar güya milletin içi dışı beyni birbirine karışıyor. Tangır tungur yolar zaten yollar doğru düzgün değil bir de ilave o tip uyarıcı sistemler olduğunda insanlar çok zorlu bir hayat yaşıyorlar. İnsanları böyle zorlu bir hayatın içine sokmak doğru değil. Hayat kolay olsun. Avrupa’da caddeler dümdüz. Jilet gibi arabayla basıp gittin mi artık milim hesabıyla titreme oluyor. Hiçbir titreme olmuyor. Ama burada tarlada at araba gidiyor gibi. Bir aşağı bir yukarı, bir aşağı bir yukarı insanların içi dışına çıkıyor bu yanlış. Buna mutlaka bir çözüm bulunması lazım. Bunun hükümetin öncelikli uygulamalarından bir olması gerektiğini düşünüyorum.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Talha. Balıkesir’den. Türkiye’mizde neden tarihi eserlere ve tarihimize o kadar çok değer verilmiyor? Önlem olarak neler alabiliriz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım geçenlerde de onu sordular. Tarihi eserleri onarmak normal bina yapmaktan daha da pahalıya mal oluyor. Allah’a şükür duruyorlar. Mehdiyet devrini bekliyorlar. Yoksa tarihi eserler nefis güzelliklerdir. İnsanın ruhunda çok olumlu etki yapan insanı çok heyecanlandıran nimetlerdir. Ama bakımı çok pahalı. Yani onları tesis haline getirmek çok zordur.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Avusturya Başbakanı Christian Kern, Almanya’da yayın yapan Allgemeine Zeitung Gazetesi’ne röportaj verdi. Türkiye’ye “Siz üyeliğe aday değilsiniz bu kadar basit” denilmesi gerektiğini savunan Avusturya Başbakanı ekonomik yaptırımların da devreye sokulmasını istedi.

ADNAN OKTAR: Herhalde yürek yemiş, coşmuş. Bunların konuşmaları önemli değil. Yani önemli insanların konuşması önemlidir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar Adnan Bey. Can yakan sıkıntılardan kurtulmak için ne yapmamız gerekir? Cevaplarsanız sevinirim.

ADNAN OKTAR: Canımın içi tevekküllü ol yani Allah’ın her şeyi hayırla yarattığını düşün. Hayat kısa yani öyle her şeyi kafana takma. Her şeye üzülme insanların laflarından etkilenme. Çünkü insanların birçoğu kıskanç, hasut olur. Seni üzmek için kasten bir şeyler söylerler. Sen de onlardan hassas bir kız olduğun için etkileniyorsundur. Hiç kaale almazsan, hiç önem vermezsen her şeyin hayırla yaratıldığını bilirsen, Allah’ın senin yanında olduğunu bilirsen gönlün çok rahat olur. Çözüm budur. Tevekkül edeceksin.

Evet.

VTR: Merhabalar, ben Gökhan Kazancıoğlu. Akçay’dan. Bu insanlar nasıl böyle nankör olabiliyor? Ben anlamıyorum. Bir de zabıtalar biraz daha seyyarlara uygun davranırlarsa daha iyi olur, Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Canım benim bu haksızlıklardan mazlumların ezilmesinden hep canları yanıyor tabii. Moralleri bozuluyor, sıkılıyorlar. Seyyar satıcılara zabıta müdahale ettiğinde halk tabii çok üzülüyor. Mesela yiyecekler yerlere dökülüyor. Arabaları kırılıyor, dağılıyor. Onlar bazen yere düşüyorlar bu çok vahim bir vahşet bir görüntü veriyor. Buna bu şekilde çözüm olmaz. Yani çok korkunç görüntüsü. Halk da bundan çok mutazarrır oluyor. Çok vicdanen sarsılıyorlar. Acı çekiyorlar. Yani kaş yapayım derken göz çıkarılmış oluyor. Manevi tahribat çok büyük oluyor. Daha kolay tedbirler olabilir. Bu insanları kursa tabi tutabilirler. Daha steril daha temiz satış yapabilmeleri için. Bir de uygun satış yerleri gösterebilirler. Fakir insanlar bunlar başka türlü bir geçim bulamıyorlar. Bunları en güzel yardım nasılsa onu sağlamak lazım. Yani bu tip kafasını ezerek bir yol olmaz. Bu bütün vicdanları tahrip ediyor acı çektiriyor. Ben çocukluğumdan falan da hatırlarım. Çok acırdım ben. Herkes acıyor, olmaz.

İnsanların nankör olması Allah ayette diyor “Zalim ve cahil, nankördür.” diyor. Var zaten Allah’a karşı nankör oluyor. Sana da nankör olur. Hiç umursama aslan gibisin. Allah sağlık sıhhat vermiş. Sen hayır yolda, hikmet yolunda, Allah yolunun güzellikleri içerisinde ilerlemeye devam et. Sana hiçbir şey olmaz. Sen iyi olursan kötüler sana zarar veremez. Allah bunu söylüyor ayette. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Siz iyi olursanız kötülerin size zararı olmaz” diyor Allah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Benim adım Ayberk. Basketbol oynamanın boy uzattığı söyleniyor bu doğru mu?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım zaten boylu poslusun. Bir de fazla yakışıklısın, bilmiyorum. Değil mi? Böyle yani Avrupa’da falan ünlü artistler var. Onları bile geçer. Çok çok yakışıklı delikanlısın. Tabii spor boyu uzatır. Yani sündüğün için değil de vücut hareket ettiği için kaslar, kemikler güçlendiği için uzarsın. Yoksa sündürmeyle insan uzamaz. Öyle zannediyorlar yazık bazen mesela asılıyor çekiştiriyor falan uzarım diye. Lastik gibi falan düşünüyorlar insanı. Öyle bir şey olmaz. Ama hareket kemikleri geliştirir. Vücut metabolizmasını hızlandırdığı için boy uzamasına faydası olur tabii.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bazı insanlar motorun zararlı olduğunu düşünüyorlar ama ben öyle düşünmüyorum.

ADNAN OKTAR: Aslanım benim. Tabii ki zararlı değil zevkli, güzel bir şey de ama yollar müsait değil. Arabaların içinden geçiyorsunuz. 10 santim farkla kurtuluyor çocuklar. 10 santim. Yani ben arabadayken hep yüreğim atakta oluyor. Aman bir şey olacak diye çocuklara. Bir de bazen çok süratli gidiyorlar. Böyle sağlayarak, sollayarak falan ilerliyorlar. Çok riskli görüyorum. Ama yollar açık olursa yani Harley de altındaysa bitmiş yani.

Evet.

VTR: Bir çocuğun yüzmeye başlamasının ideal yaşı kaç?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım bilmiyorum ki ben. Bilim adamları bilir. Ama bence 6-7 yaşında başlaması lazım. Değil mi? Bayağı da iyi vücut yapıyor. Göğüs kafesleri acayip genişliyor omuzları falan. Pehlivan gibi oluyorlar. Yani profesyonel yüzücü olabilir bir insan.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, benim adım Deniz. Akçay’dan katılıyorum. Türkiye’de kadınlara neden gerektiğince değer verilmiyor? Onların hakları neden korunmuyor?

ADNAN OKTAR: Deniz çok güzelsin çok nurlusun canımın içi. Allah sana uzun ömür versin. Bu, deccaliyetin dünyaya bir pis pençesidir. Kadınları mahvetmek ve kadınları ezmek. Gelenekçi Ortodoks sistem bunu alttan altta destekliyor. Rumilik destekliyor. İngiliz derin devleti destekliyor ve Darwinizm destekliyor. Ama bu rezilliğe, bu acımasızlığa Mehdiyet ile Allah son veriyor. İnşaAllah. Görüyorsunuz kadınların hepsi ittifak halindeler. Her yerde bir huruç var. Her yerde bilimsel akılcı bir tavır alma var. Sevgiyle, şefkatle, ilimle, irfanla bu belayı bu acımasızlığı bu gaddarlığı yok edeceğiz. İnşaAllah.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Suriye’de Halep Hayvanat Bahçesi'ndeki bazı yaban hayvanları ihmal edilmiş bir haldeydi Adnan Bey ve hayatta kalmaya çalışıyorlardı. Hastalanmışlardı. Ancak çok uzun süren bir yolculuk sonrası kafesler içinde Türkiye’ye getirilerek bakım altına alındılar.

ADNAN OKTAR: Yazık onlar da buraya gelip sığınmaları çok komik.

BÜLENT SEZGİN: 3 aslan, 2 kaplan, 2ayı, 2 sırtlan getirilmiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Canlarım benim. Ben bir tanesinin resmini gördüm. Acayip sevimli. Yavrum bilmiyor da yazık nereye geldiğinden de haberi de yok. Kızıyor. Orada IŞİD belası, hükümetin belası bin bir türlü belanın içinde kaldı hayvanlar yazık.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Recai. Elektronik eşyaları garantiye bıraktığımız zaman neden bu kadar uzun sürüyor?

ADNAN OKTAR: Elektronik eşyası bozuluyor herhalde. Garanti kapsamında tamire götürüyorlar. Ama tamir uzuyor bekletiyorlar. Çok ayıp. Çok çok ayıp. Yani satış yapan firmanın ayıbı. Öyle şey olur mu? Adamın en fazla 1 gün-2 gün tutabilirsin. En fazla. Haftalarca tutuyorsa çok büyük ayıp yapıyor. Yani o zaman satma. Garanti verme. Dersin arkadaş garantimiz yok dersin. Garantin varsa o sözünü yerine getireceksin. Sözünü yerine getirmiyorsan dürüst olmazsın.

Evet, dinliyorum.

VTR: Yıllardır Karşıyaka’ya stat yapılmıyor. 10 yıldır stat yapılmasını istiyoruz. 110 senelik kulübüz, 1 tane stadımız yok. Lütfen destek çıkın. Bu stadımız olsun. Karşıyaka çok iyi yerler gelsin.

ADNAN OKTAR: Yakışıklım benim hiç haberim yok. Karşıyaka hakikaten ünlü bir kulüptür. Stadı olmaması da acı. Orada gecekonduları falan hepsini yıksın açsınlar şöyle. Geniş ferah bir alan elde edilsin. Stat da yapılsın. Ama işte yıkım yapılırken halkın gönlünün alınması ancak Mehdiyet ruhuyla olur. İbadet ruhuyla olur. Yoksa “evinizi yıkacağız” dersen adam bayılıyor, yerlere yatıyor. Ama “evini yıkacağız ama sana cennet gibi bir yer vereceğiz” dersen o zaman içi açılır. Deniz kenarında püfür püfür güzel yayla gibi yer verirsin. Evini de oraya taşırsın. O insanların evlerini de dümdüz eder açarsın. Güzel bağlık, bahçelik yerler. Stat da yaparsın. Gençler için pist de yaparsın. Her şey olur.

Evet.

VTR: Merhaba, Adnan Bey. Zenginlikle fakirlik arası nasıl bir eşitlik sağlanacak? Nasıl giderilecek? Fakirler çok fakir, zengin çok zengin olunca insan üzülüyor. En azından biraz eşitlik sağlansın ki fakirler zorlukları atlatsınlar.

ADNAN OKTAR: Annem sen güzel annesin sen böyle. Ne şeker şeysin sen. Allah sana uzun ömür versin. Nasıl vicdanlı görüyor musun? Fakirleri düşünüyor. Dünyalar tatlısı tam cennet kuzusu. O annem onu Mehdiyet sağlar. Mehdiyet’in dışında olmaz. Yani Peygamberimiz (sav) öyle söylüyor. Hz. Mehdi (as) devrinde, “sahah üzere mal dağıtılacak ve herkes zengin olacak” diyor, herkes. Bu rahatça mümkün önce deccaliyetin pahalılık, ekonomik kriz lobisinin durdurulması gerekiyor. Pahalılık ve ekonomik kriz lobisi İngiliz derin devleti tarafından organize ediliyor. Bunun durdurulması lazım. Silahlanmanın durdurulması lazım. Silaha harcanan paraların da fakire fukaraya verilmesi lazım. Konuyu kökünden bitirir bu.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Şafak’ tan Tamer Korkmaz, Mustafa Akyol, Taha Akyol, Soros bağlantısı hakkında şunları yazdı Adnan Bey; “Aydın Doğan’ın kanatları altındaki Taha Akyol, Lozan’ın gizli maddelerinden bahsedilmesini “zırva” olarak niteliyor. Soli Özel de aynı şeyi söylüyor. Soli Özel’in kurucusu olduğu vakıf George Soros’un sahibi olduğu Açık Toplum Enstitüsü ile bağlantılı. Mustafa Akyol da vakfın mütevelli heyetinde yer aldı. Derin Bilderberg’in toplantısında Türkiye’den katılan isimler arasında Mustafa Akyol da vardır” dedi.

ADNAN OKTAR: Mustafa Akyol, derinden pek anlamaz da o. O yüzeylerde yüzer genellikle derine onu pek almazlar. Babasını da almazlar onu da almazlar. Derine inse boğulur onlar beceremezler.

Evet, dinliyorum.

VTR: Selam Adnan Hocam. Ben Balıkesir Burhaniye’den katılıyorum. İsmim Menekşe. Size sorum şu; sizi bu arada çok seviyorum. Kalbimle çok seviyorum inşaAllah. Cahil insan kimdir Hocam? Çok teşekkür ederim. Allah razı olsun.

ADNAN OKTAR: Sen ne güzel insansın sen. Nasıl güzel senin huyun böyle. Sen cennet kuzusuna benziyorsun sen.

Cahil, ama bak işin doğrusu insanların hepsi cahildir. “Ya Rabbi ilmimi artır” diyor mümin. “İlmimi artır” diyorsa cahil demektir. Herkes cahildir. Sürekli ilmi Allah’tan talep eder mümin. Yani bilgisini sürekli arttırır. Ama ne yaparsa yapsın cahil olarak vefat eder. Allah, “insan zalim ve cahildir” diyor. “Cehula, zaluma ve cehula” diyor Allah. Cahildir ama cahilliği bir suç olarak görmüyor Allah. Cahilliği artıracak tavırlardan kaçınmak lazım. Bilgimizi sürekli arttıracağız, görgümüzü arttıracağız. Elimizden gelen gayreti yapacağız. İbadet olarak bunu geliştireceğiz. Onu geliştirirken Allah bizden razı oluyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey, ben İzmir’den Fatma. Kediye nankör ve köpeklere sadık diyorlar. Bunu neye göre nitelendiriyorlar? Merak ediyorum, sormak istedim.

ADNAN OKTAR: Canımın içi güzel Fatma. Kedi de nankör olmaz. Köpek de sadakati bilmez. Yani köpek sadece yemek geleceğini bildiği için, bakım yapılacağını bildiği için akılcı davranır. Oradan ayrılmaz. Yani o evdeyse yemek kaynağı, bakımı o evdeyse akılcı olan oradan vazgeçmez. Kedi de bırakmaz ona kalırsa evini. Yani mesela bizim Sarman orda burada geziniyor ama asla hiçbir şekilde bırakmıyor burayı. Mesela hanımı da öyle. Hanımı mesela çocukları olduktan sonra alıp getiriyor kapıya buraya koyuyor devlet baksın diye. Yani kedi de köpek de çok tatlı hayvanlardır. Nankörlük diye bir şey olmaz kedide. Köpek de çok zorda kalırsa sahibine saldırabilir. Kedi de çok zorda kalırsa sahibine saldırabilir. Allah esirgesin. Hatta derler ki değil mi? “Kediyi köşeye sıkıştırırsan insanın yüzüne atlar” derler. Bu tavukta da vardır. Hayvanı çok sıkıştırırsan mesela çocuklarıyla beraber gezerken tavuk insanın suratına atlar. Bu bütün hayvanlarda var. Yani bütün hayvanların özelliğidir. Dolayısıyla nankör demek çok ayıp. Yani kediye, köpeğe nankör demek. Hayvan o bilmez onu zaten. İçgüdüsel Allah’ın verdiği sevk-i tabiiyle hareket ediyor. Öyle üslup hayvan sevgisine yakışmaz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Adnan Bey, sizin TV’nizi çok seyrediyorum. Ben Balıkesir-Akçay işletme sahibiyim. İskele balıkçısı olarak. Bizim burada sorunlarımız balıkçılıkla. Yazın balık yok, sıkıntı çekiyoruz. Yunanistan’dan bize sardalya geliyor. Biz o sardalyaları almak zorunda kalıyoruz. Neden bize yasaklar oluyor Temmuz ayında? Neden Yunanistan’da yok? Bunun giderilmesini rica ediyorum.

ADNAN OKTAR: Canım benim güzel yerin güzel insanı. Aslında görevin, işin çok güzel deniz kenarında çok zevkli güzel bir nimet vermiş Allah sana. Herhalde balık nüfusunun artmasını istiyorlar anladığım kadarıyla hükümet. Sardalya, balık akımı zayıf. Bir ihtimal Yunanistan’da falan orada daha mı çok ki veyahut Yunanistan fakir olduğu için gerek duymuyor olabilirler. Yunanistan zaten ekonomik kriz içerisinde böyle bir yasaklamaya gidemiyor olabilir orası. Ama bizim balıklarımız yine burada gelişmiş büyümüş oluyorlar. Yani hükümetin aldığı tedbirde yanlış olan bir şey olmamış oluyor. Yunanistan’dan gelsin hiçbir şey olmaz. Nasıl olsa yaklaşık fiyattadır. Mühim olan burada balığın çok olması. Ama size tabii sırf balık değil de diğer yiyeceklerin de kolay satışı sağlanabilir. Yani devlet size öyle bir destek sağlayabilir. Mesela orada koyun eti, kuzu eti falan da olabilir. Sebze size ucuz gelebilir ve böylece daha güzel ürünlerle daha güzel yiyecekler hazırlayabilirsiniz. Bunu teşvik etmeleri için belki hükümete ricada bulunabiliriz.

Evet.

VTR: Türkiye’deki insanlar daha cana yakın. Şehir olağanüstü güzel. Almanya niye böyle değil?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm benim demek ki sevgi ruhunu sarmış. Almanya hakikaten biraz mekaniktir. Yani çelik bir alete benzer Almanya. O kadar sevgi yoktur Almanya’da. Daha çok teknik bir ruh hakimdir. Şehirler de daha çok teknik şehirlerdir. Yani işlevsel şehirlerdir. Onun için ruhlarında hep sevgiye, güzelliğe, estetiğe eğilimi olan insanlar bu durumdan ızdırap çekiyorlar. Mutazarrır oluyorlar. Mehdiyet devrinde onlar da rahatlayacaklar onu söyleyeyim.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Ankara Valisi Ercan Topaç’a şehirde mültecilere yönelik kışkırtmaları bazı yabancı ajan provokatörlerin çıkardığını açıkladı, Adnan Bey. “Son dönemde Yeni Mahalle, Mamak ve Altındağ ilçelerimizde yaşanan sorunların arkasında mahallelerimizin içine kadar gelip dolaşarak halkımızın arasına fitne sokmaya çalışan yabancı ajanlar ve misyonerler var. Geçen hafta içerisinde Suriyelilerin yoğun olduğu Altındağ tarafında yakaladığımız 8 kişiyi sınır dışı ettik” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Ankara Valisi Ercan Topaç’a şehirde mültecilere yönelik kışkırtmaları bazı yabancı ajan provokatörlerin çıkardığını açıkladı. “Son dönemde Yeni Mahalle, Mamak ve Altındağ ilçelerimizde yaşanan sorunların arkasında mahallelerimizin içine kadar gelip dolaşarak halkımızın arasına fitne sokmaya çalışan yabancı ajanlar ve misyonerler var.”

ADNAN OKTAR: Gereğini yapsınlar. Hukukla savcılığa bildirsinler. Polis gereğini yapsın.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Ürdün’den geliyorum. İstanbul’a bu ilk gelişim. Merak ettiğim İstanbul’un Avrupa yakası mı Anadolu yakası mı daha güzel?

ADNAN OKTAR: Canımın içi her tarafı güzel İstanbul’un. Sen de çok çok güzelsin. Ama yer yer yani karşı tarafta da burada da iyi olan yerler de var. Güzel olmayan yerler de var.

Evet, bir-iki konuşma daha alalım sonra bitirelim.

VTR: Merhabalar ben Sadık. Balıkesir-Akçay’dan katılıyorum. Adnan Bey’e sorum şu; neden çocuklar hep bilgisayarın başında yemek, abur cubur yiyorlar?

ADNAN OKTAR: Severim ben seni, ağabeyinin güzel kuzusu. Ağabeyinin canı. Tabii aferin banim canıma doğru söylüyor. Abur cubur değil de normal sağlıklı yiyecekler yemeleri lazım ve çok hareketli olmaları lazım. Spor yapmaları lazım öbür türlü gelişemezler. Çok riskli olur.

Evet, bir soru daha alalım bitirelim.

VTR: Okullar tatil olduğunda tatilimizin daha uzun olmasını isterim.

ADNAN OKTAR: Şimdi yakışıklı doğru da eğitiminiz nasıl olacak? Ne kadar çok eğitilirseniz o kadar iyi? Bence iyi size verilen süre, değil mi? 3 ay. Bayağı iyi 3 ay. Bir de 15 günlük tatil var arada.

Bizim eskiden 15 tatil acayip hoşumuza giderdi bayağı. Yani ilaç gibi gelirdi böyle.

Tamam, peki şimdi bitirelim.

BÜLENT SEZGİN: Yarın görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü