Harun Yahya

Sohbetler (4 Ağustos 2017; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Hoş Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

Dinliyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Anadolu Ajansı’nın haberine göre Adalet Bakanlığı tek tip kıyafet konusunda bir çalışma başlattı. Gömlek ve pantolonlu takım ile önü fermuarlı tulum olmak üzere iki tip örneğin üzerinde durulduğu çalışmalarda, tutuklu FETÖ sanıklarına gömlek ve pantolonlu tek tip kıyafetin giydirilmesinin uygun olacağı görüşü ağırlık kazandı. Kıyafetlerin dikimine başlandı. Badem kurusu renginde karar kılındı. Badem kurusu turuncuya bakan bir renk. Resmini görebiliriz rengin.

ADNAN OKTAR: Benim dediğim çok daha iyi olur o çizgili çok daha net olur. Bu ten rengi bu anormal durur bu olmaz. Ten rengi olduğu için anormal durur. Bir garip görünür yani. Yanlış mı görüyorum? Bir daha bakalım. Klasik ten rengi. Bence o çizgili süper olur çok çok iyi olur. Televizyon, rengi normal veriyor mu? Adamlar çıplak gibi görünür bir garip olur yani. Böyle olmaz bence.

KARTAL GÖKTAN: Ekrandan biraz daha koyu, biraz daha sarımtırak.

ADNAN OKTAR: Bilgisayarda gösterebiliyor musun sen bana? Yok, bu cilt rengi bu olmaz. Bu renk olmaz. Tulum da olacağı için çıplak gibi olur bir garip görünür bu. Bu olmaz. O çizgili benim dediğim çok net onu yapsınlar. Gayet net yani. Numara falan takmışlar ama numaraya gerek yok. Bayağı iyi olur bu.

VTR: Merhaba. Kedere iman nasıl olmalı?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, sen nur yüzlüsün, aferin sana tesettür içindesin. Çünkü güzel bir insan olduğun için muhtemelen rahatsız edenler oluyordur. Başörtünü çarşaf niyetine yani cilbab niyetine Ahzap Suresi’nin hükmü olarak Allah rızası için uygulamışsın sevaba girmişsin. Doğru yapmışsın tebrik ediyoruz seni. Kadere iman. Kader ne kadar zamanda olup-bitti? Salisenin milyonda biri değil, milyarda biri değil, trilyonda biri değil yani sonsuzda bir kısalıktaki bir zamanda bütün sonsuz zaman olup-bitti, buna kader diyoruz. Zaman algısı bizim beynimizde meydana gelen birini diğerine kıyaslamadan kaynaklanan bir durum. Mesela bak şimdi, daha önce de anlatmıştım. Şimdi bakın bir ses duyduk. Şimdi bir daha bir ses daha duyacağız. İkisini beynimiz kıyasladı. Kıyaslayınca ne oldu? Bir inanç meydana geldi kafamızda. Bu inancın adına, beynin ruh vesilesiyle ürettiği bu inancın adına zaman diyoruz. Dışarıda böyle bir olay yok. İnsanın algısına deniyor zaman diye. Dolayısıyla zamanın olmadığı yerde mecburen kader olur. Bilimsel olarak kader olur. Bir anda her şey olup-bittiği için biz her şeyi yapıp-bitirdik. Allah zamanın tamamını görüyor ama biz zamana tabi olduğumuz için bölüm bölüm bölüm görebiliyoruz. O akış içinde devam ediyoruz. Mesela şimdi Yakup Hocam bana kola getirdi. Bu zaman içinde oluyor gibi görünüyor. İşin doğrusu aynı cennetteki teknik uygulanıyor burada, aynısıdır cennetteki teknikle. Fakat Yakup getirdi şeklinde olunca aklımızın ihtiyarı kalkmıyor. İşte markete fabrikadan getiriyorlar yahut ana bayiden falan, bir sebep silsilesi olduğu için bu kolanın bana gelişi çok makul oluyor. Halbuki cennetteki sistemin aynısıyla geldi. Şu an burada yaratıldı, her an da yaratılış halinde. Mesela bir anda kardeş orada yaratıldı Allah tarafından elinde kolayla, cennetteki sistemin aynısıdır ama aklımızın ihtiyarı alınmıyor. Çünkü biz diyoruz “içeride oturuyor zaten o” diyoruz. İnanç olduğu için, halbuki an an yaratılır. Birini de diğerine kıyasladığımızda kafamızda zaman algısı meydana gelir, bu kıyaslamanın olmadığı bir duruma biz ne diyoruz? Kader diyoruz. Yani tek bir ana kader denir.

Evet.

VTR: Sağlığa zarar veren her şey haram mı?

ADNAN OKTAR: Evet yakışıklı, sağlığa zarar veren her şey haram olur. Mesela karabiber de olsa adam bir avuç karabiber alıp yiyorsa harama girer. Ama çok az bir şey alıyorsa o helal olur. Mesela bir ilacı avuçla alıyorsa haram olur. Tuzu bir avuç alıp yutuyorsa haram olur bu. Ama yeteri kadar alıyorsa helal olur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kuran’ı Türkçe okuduğumuzda anlayabilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Allah ikinize de uzun ömür versin. Evet anlayabilirsiniz. Anlayamadığınız yer de olursa “bilenlerden sorunuz” diyor Allah. İnsanlık hali insan anlayamayabilir “bilenlerden sorunuz” bir bilene sorarsın.

Evet.

VTR: Merhabalar Adnan Bey. Şevk ve heyecanımızı artırmak için Kuran’ın bize verdiği tavsiyeler nelerdir?

ADNAN OKTAR: Şevk ve heyecanımızı artırmak için bir tane yol vardır, Allah’la sürekli dost olmak ve sürekli sevmek. Allah’a sürekli güvenmek. Hayatının en büyük konusu olarak Allah’ı sürekli kafasında tutmak ve samimi bir derinlikle Allah’ı hiç bırakmamak aşkla sevmek.

Evet.

VTR: Merhaba, ben İzmir’den Sueda. Size bir sorum olacaktı, cennetteki sonsuz yaşam nasıl olacaktır?

ADNAN OKTAR: Sueda, çok güzel insansın Allah sana uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin, hidayet versin. Bak benim canım da tesettüre girmiş, çarşaf olarak doğru yapıyor. Çünkü çok güzel bir kız, rahatsız eden olabilir, dışarıda adamların kem tavırlarından rahatsızsa bu farz olur, ibadet olur çok doğru yapmışsın Allah razı olsun senden. Sueda, biz şu an sonsuz yaşamın içindeyiz. Ben kapalı olarak da söylüyorum da insanlar artık nasıl anlarsa anlasınlar. Bakın sonsuz öncede Allah bizi biliyordu yani bu halimizi biliyordu. Cennetteki halimizi de biliyordu eğer cennete gideceksek. Sonsuz sonraki halimizi de bilir ve görür. Artık buradan düşünen çıkartsın. Sonsuz yaşam mümin için Allah’ın ruhunu taşıdığı için mecburi bir durumdur. Allah’ın ruhunu taşıyan her şey mecburen sonsuzluğun içine girmiştir. Sonsuzluğun dışına çıkamaz. Allah’ın ruhunu taşıyan her şey mecburen sonsuzdur.

Evet.

VTR: Merhaba. Erkekler artık bizim sadece kadın değil insan olduğumuzu anlamak zorunda. Kız çocuklarımızı, hatta artık öyle bir noktaya geldi ki erkek çocuklarımızı korumak zorunda kalıyoruz. Bize bu konuda yardımcı olsunlar. Sadece erkek olarak değil birbirimize insan olarak bakabildiğimiz sürece hiçbir problem kalmayacak.

ADNAN OKTAR: Canımın içi, bak bütün kardeşlerin hepsi bu konudan yangın. Bundan yangın olmayan tek bir hanıma rastlamadık. Hatta hakikaten erkek çocukları bile risk altında. Mesela çok güzel gençler, insanlar oluyor onlar bile risk altında oluyor. Bir avuç maganda, bir avuç akılsız ahmağın yüzünden koskoca millet tedirgin yaşıyor ve rahatsız yaşıyor. Bunun çözümü samimi söylüyorum sadece Mehdiyet’tir. İmkansız, yoksa sürekli kötüye gider onun dışında ve mahvolur dünya.  Ne Amerika Rusya’yla barışır, ne savaşlar durur, ne İslami terör durur. İslami dedikleri için ben öyle diyorum yahut işte güya İslami olan terör tırmanır da tırmanır, ne PKK durur hiçbir şey durmaz. Sevginin üstadı bizi sevgiye davet edecek, bizi gözleyecek, bizi duyacak Allah’ın bir ruhu olarak, Allah’ın ruhudur Hz. Mehdi (as). Hz. İsa Mesih (as) da Allah’ın ruhudur ve bütün Müslümanlar Allah’ın ruhudur. Ama Allah o ruhtan tecelli edecek ve bütün müminleri sevgiye barışa kardeşliğe güzelliğe davet edecek Cenab-ı Allah Hz. Mehdi (as) vesilesiyle. 

VTR: Sizce Türkiye’nin hak ve özgürlüklerle ilgili sorunu nasıl hallolacak?

ADNAN OKTAR: Dünyada var böyle bir sorun bütün dünyada var. Sırf Türkiye’de yok. Hak ve özgürlüklerin tam oturduğu bir ülke söylesinler kabul edeyim. Her yerde bu var. Hak ve özgürlüklerin tam oturduğu sistem Mehdiyet devrindedir, Hz. İsa Mesih (as) devrindedir. Bunun dışında her yerde bir gerilim, eksiklik, sıkıntılar zorluklar olacaktır.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye’nin parçalanacağını söyleyen Celal Şengör, “Ben Türkiye’nin yaşayabileceğini sanmıyorum” dedi. “Türkiye’yi parçalayacaklar, batıyı Avrupa’ya verecekler, doğuyu Kürdistan’a katacaklar “ şeklinde konuştu. Videosu vardı.

ADNAN OKTAR: O biraz sıkar. Öyle söyleyeyim de. Denemesi bedava derler ya, bir denesinler. Nasıl karşılık alacaklarını bir görsünler.

VTR: Sayın Hocam, öncelikle iyi günler diliyorum. Yaptığınız programları rahatlıkla seyrediyoruz. Ve bir de o oyun havalarınız yok mu el hareketleriniz harika. Şöyle şu şekilde yapıyorsunuz ya mükemmelsiniz. İyi günler diliyorum.

ADNAN OKTAR: Çok şeker. Karikatürde şahane yapmışlar. Elim 6-7 kere üst üste geliyor böyle.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kitap okuma alışkanlığı edinebilmek için nasıl farklı yollar kullanabiliriz?

ADNAN OKTAR: Kitap okuma tabii ki sıkıcıdır gezmektense kitap okuyayım demez bir insan kolay kolay. Kitap okumak için bir kere kültürlü olmanın, kaliteli olmanın zevkine bir insanın kavuşmuş olması gerekir. Çünkü kültürlü bir insan herkes tarafından sevilir. Güzel konuşur, güzel hitabet eder, kelime hazinesi geniştir, her konuda bilgi sahibidir, dolayısıyla hayat kalitesi olağanüstü yükselir. Faydalarını düşünerek Allah’ın rızasına nail olabileceğini en başta bilerek ve dünya ve ahiret hayatının çok güzel olacağını bilerek zevkle yapabilmesi için bu gerçekleri bilmesi lazım.

Evet.

VTR: Uzayda canlılar var mı?

ADNAN OKTAR: Aman Allah’ım nasıl güzel bunlar nasıl güzeller. Uzayın her tarafı canlıdır. Bütün gezegenlerin hepsinde Allah’ın ruhu vardır. Cin çoktur uzayda cin, melek çoktur. Ama bildiğimiz anlamda bizim gibi bir varlık olmuş olsa onlar radyo dalgalarını, televizyon dalgalarını yahut ona benzer dalgaları kullanmaları gerekir. Buna ait hiçbir algı şu ana kadar tespit edemedik yani edilemedi. Ama olsa insanların hoşuna gider mi? Gider tabii. Fakat uzaylılara da pek tekin gözle bakmıyorlar. Ya saldırırlarsa diye. Dost da olabilirler gıcıklık da yapabilirler diye düşünüyorlar. Ama başıboş zannediyorlar şimdi bu çok tehlikeli inanç. Yani Allah’ın onları kontrol edemeyeceğine inanıyorlar. Yani şirk koşuyorlar onları putlaştırmışlar uzaylıları. Allah’tan ayrı müstakil bir güç, yani Allah’ın güç yetiremeyeceği varlıklar gibi görüyorlar. Haşa Allah’tan daha büyük bir güç gibi görüyorlar bu çok riskli. Bu alenen şirk olur. Bütün güç-kuvvet Allah’a aittir. Uzayda eğer bir canlı varlık olursa onu da Allah yaratmıştır, Allah’ın kuludur, Allah’ın dilemesinin dışında hiçbir şey yapamaz. Bunu iyi bilmek lazım.

Evet.

VTR: Biz arkadaşımla Metin ve Verda İzmir’den. Yeni evlenen çiftlere devlet desteği neden az? Bu konuda yeni bir yasa ya da yeni bir yardımlar gelecek mi?

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam “üç çocuk isterim” diyor. O zaman tabii ki gençlere en azından ucuz kirayla ev verilebilir, evlenen gençlere çok cüzi bir parayla. Ayrıca çocuk yardımı olabilir. İlk evlenme yardımı olabilir de, ilk evlenmede tabii düğün falan bunlarda bir harcama yapacaklar eşya falan var, onda bir toplu yardım olabilir bu doğru. Ama asıl çocuk yardımı güzel olur. Çocuk 18 yaşına gelinceye kadar ona bir devlet desteği olsa. Ama bunun için de tabii çok zengin bir devlet, çok zengin bir millet olmamız gerekiyor. Yine olay dönüp dolaşıp Mehdiyet’e dayanıyor. Çünkü çok fazla paraya ihtiyaç var böyle bir şey için. Devletin buna nasıl gücü yetsin? Biraz zor olur. Ama Mehdiyet devrinde savaşlar ortadan kalkacağı için, silaha, tanka, topa, uçağa, mermiye para verilmeyeceği için, terör belası olmayacağı için, teröre harcamalar yapılmayacağı için ne olacaktır? Müthiş bir zenginlik ama akıl almaz bir zenginlik olacaktır. İşte biz bu zenginliği kullanacağız.

VTR: İsmim Fahri. Sizce kurallara uymalı mıyız?

ADNAN OKTAR: Kurallara evet uymalıyız. Ama kurallara uymamak diye zaten bir konu olmaz. Bir kanun devletinde, hukuk devletinde kurallara uyulduğunda sağlıklı yaşanabilir, güzel yaşanabilir.

VTR: Ben Özge. Ne sıklıkla internete giriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Sıklığı duruma göre değişiyor. Ani bir konu aklıma geliyor hemen internete giriyoruz. Bir şey öğrenmek istiyorum hemen internete giriyorum. Yani belirli bir disiplini olmaz onun, olmuyor bende. Ama bazı insanların iş icabı tabii muntazam bir disiplini oluyor. Bende böyle bir disiplin olmaz.

Evet.

VTR: Belediyelerin sokak hayvanlarına yardım etmelerini istiyorum. Ve turistik alanlara barınak açmalarına izin vermelerini diliyorum.

ADNAN OKTAR: Severim ben senin merhametini vicdanını. Çok güzel kızsın sen. Allah kalbini çok güzel yaratmış. Bu genç kızlar özellikle ne kadar merhametli şefkatli oluyorlar. Hayvanlara karşı sevgileri çok hoşuma gidiyor. Canlarım benim, onları zor durumda görünce vicdanen herhalde çok rahatsız oluyorlar.

Evet, dinliyorum.

VTR: İzmir’in neden her kısmında böyle tarihi eserler yok?

ADNAN OKTAR: Tarihi eser olmayınca zaten olmaz. Tarihi eser sonradan yapılamayacağı için. Bu şeker kız herhalde şöyle demek istedi; tarihi eserleri niye restore etmiyorlar, onarıp kullanıma açmıyorlar böyle demek istedi herhalde. Ben böyle anlıyorum.

KARTAL GÖKTAN: Uluslararası basındaki makaleleriniz şu şekilde Adnan Bey. Uluslararası basında yakından takip edilen ve geniş bir okuyucu kitlesine sahip Rusya’nın en köklü internet gazetelerinden Pravda’da “Katar krizi daha verimli ittifaklar için bir fırsat mı?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, Rusya, İran, Türkiye üçlüsünün önemli dostu ve müttefikleri olan Katar’a sahip çıkılması ve resmi bir birlik içinde bu ittifakın adının konulmasından bahsediyorsunuz. Bunun yalnızca Ortadoğu’da değil tüm dünyanın gidişatı için tarihi bir dönüm noktası olabileceğini belirtiyorsunuz.

Adnan Bey, Pravda’da yayınlanan makaleleriniz sitenin ana sayfasından tanıtılıyor ve her seferinde en çok okunanlar listesinde oluyor, maşaAllah.

Uluslararası ilişkiler güvenlik ve terörle mücadele konularında uzman yazarlara yer veren Rusya’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından biri olan, beş dilde yayın yapan Geopolitika’nın Rusça yayınında, “Türkiye: Müfredat ve Evrim” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, eğer gençlere yönlendirilmeden aldatılmadan sadece bilimsel delillere dayanılarak analiz yapabilecekleri imkan sunulursa daha sağlıklı ve bilimsel düşünen bir Türkiye ortaya çıkacağını belirtiyorsunuz. Evrimin bir genel kültür olarak okutulmaya devam edilmesi fakat bunun yanında öğrencilere bilimsel delillerin de gösterildiği yeni derslerin ilave edilmesi gerektiğini belirtiyorsunuz.

Hindistan’ın Cemmu ve Keşmir Eyaleti’nde bulunan bölgenin yazlık başkenti olarak bilinen Srinagar’dan yayın yapan tanınmış köşe yazarlarına yer veren günlük gazete Kashmir Reader’de “Irak yeni bir kriz tehlikesiyle karşı karşıya” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, Irak’ın karmaşık sorunlarının Kürt olsun Arap, Sünni, Şii olsun aynı Allah’a inanan, aynı kıbleye dönen tüm Müslümanların birlik ve beraberlik içinde hareket etmeleriyle çözülebileceğini anlatıyorsunuz.

Merkezi Londra’da bulunan Irak’ın günlük Arapça gazetesi olan Azzaman’ın hem basılı yayınında hem internet sitesinde “Daha kaliteli bir siyaset için daha çok kadın” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, sayıca daha çok kadının bulunduğu siyaset hayatının çok daha nezih ve zengin olacağını anlatıyorsunuz.

Katar’ın en büyük Arapça gazetelerinden Al Rayah’da, “Erdoğan Türkiye’de yeni bir dönem başlatıyor” başlıklı makaleniz yayınlandı. Al Rayah’da ayrıca “İslam coğrafyası ve kalite” başlıklı makaleniz de yayınlandı. İslam’ın sunduğu kaliteyi bütün dünyaya göstermek, kaliteler üstü kaliteli olmanın Müslümanların sorumluluğunda olduğunu anlatıyorsunuz.

Nairobi Kenya’dan yayın yapan haftalık gazete The East African’ın web sitesindeyse “Tüketim kültürü, israf ve savurganlık” başlıklı makaleniz yayınlandı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hepsi birbirinden güzel.

Dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Ben İzmir’den Utku. Biliyorsunuz ki dinimizde 4 tane kutsal kitap var. Fakat bunların 3 tanesinin değiştiğini, Kuran-ı Kerim’in değişmediğini söylüyorlar. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: İncil’in zaten dört kitap olması değişmenin net ispatı değil mi? Bilimsel ispat yani. Dört ayrı kitap, öyle olsa bir tane kitap olurdu. Ama şöyle diyebilirler; ana konular ana temalar değişmedi o doğru. Ama Allah’ın birliği konusunda bir yanlış anlaşılma meydana getirdi Hristiyanlar. Ne yaptılar? Dediler ki “Babamız, Oğul ve Ruh-ül Kudüs.”  Tevrat’ta ne diyor? “Bütün insanlar Allah’ın oğlu” diyor. O bir sevgi ifadesi, yani biyolojik anlamda oğlu anlamında değil. Eğer manevi anlamda oğlu diyorsan insanlara onda bir şey yok. Allah’a da manevi anlamda baba diyorsan onda bir şey yok. Kuran’ın reddettiği biyolojik anlamda denmesi. Dolayısıyla Hristiyanlığın Müslümanlıkla uyumu an meselesidir. Çok gereksiz detaylardan dolayı bir bozulma meydana gelmiştir. Ama ana hususlar İncil’de bozulmamıştır tabii. İtikadi Allah’ın varlığı birliği, sevgi, merhamet, şefkat bunlar bozulmamıştır. Tevrat’ta da bozulmamıştır. Yani ana hususlar bozulmamıştır. Ama garip, anormal mesela Hz. Süleyman (as)’a “putperest” diyor. Bozmuş belli. O zamanın hahamları kızmış gıcık olmuşlar hanımlarına, bin hanımı var, adamda bir tane bile hanım yok ağrına gidince bozmuş ağzını konu bu. Kuran’ın bozulmaması, zaten 19’la da kodludur Kuran. Hz. Osman (ra) devrindeki orijinal Kuran duruyor zaten. Ve hafızlarla geldiği için, ezber yoluyla geldiği için, ezberde zaten bozulma mümkün değildir. Sürekli ezberle gelen bir kitap bozulmaz. Mesela Tevrat ezberle gelmiyor. İncil ezberle gelmemiş ama Kuran ezberle gelmiş, sadece Kuran’a mahsustur bu. Hafızlarla gelmiştir. Tevrat hafızı yoktur, Tevrat’ın o devirde hafızı yoktu. Tevrat’ın hiç hafızı olmadı. İncil’in de hiç hafızı olmadı. Peygamberlerin dışında hafızları yoktu. Ama Resulullah (sav) zamanında binlerce hafız vardı. Hafızdan hafıza, hafızdan hafıza Kuran geldi. Dolayısıyla buradan da bozulmadığını anlıyoruz.

Dört tablo yaptım bayan tabloları ama modern resim tarzında şahane bir şey. Dün bitirdim resimleri çekildi gösterebiliriz. Bir, iki, üç ve dört. Nasıl? Büyük boy tablolar bunlar öyle küçük değil.

Evet.

VTR: Adnan Bey merhabalar. Size ufak bir sorum olacak. Günlük yaşantınızı merak ediyoruz bizler gibi midir? Yaşam tarzınızı, hayat içerisinde nasıl yaşadığınızı merak ediyoruz. Teşekkürler.

ADNAN OKTAR: Nasıl cevap vereyim? Sizler gibi değil. Çünkü ben sizlere dikkat ediyorum, plajda vakit kaybediyorsunuz, diskoda dansla vakit kaybediyorsunuz, kafede oturuyorsunuz konuşuyorsunuz boşa vakit kaybediyorsunuz. Halbuki hayatınız çok dolu olması lazım. Sevgiye, coşkuya, tutkuya, sanata, her türlü güzelliğe bol vakit ayırmanız lazım. Dans güzel ama diskoda dansta, orada konuşma olması lazım. Sürekli danstan bir şey çıkmaz. Senin için demiyorum ama ben genel mantık olarak söylüyorum. Senin belki hayatın çok renkli ve çok güzeldir, ben ortalama olarak söylüyorum. Dostluğu, kardeşliği, sevgiyi, barışı elde etmek için akşama kadar mücadele etmeniz lazım. Her yerde bunu savunmanız lazım. Bak genç kızları her yerde rahatsız ediyorlar baskı altındalar. Onları koruma konusunda bütün arkadaşlarınızı teşvik etmeniz lazım. Her yerde onların namusuna, şerefine, haysiyetine, dinine imanına, huzuruna neşesine, güzelliğine katkıda bulunmak için gayret etmemiz lazım. Bunlarda teşvik etmeniz gerekiyor. Onun dışında ama ben senin demek istediğini anladım. Şimdi senin dediğin anlamda söyleyeyim; ben de alemcilik var, burada tam ittifak halindeyiz, müzik var, eğlence var, neşe var, hanımların özgürlüğünü savunma konusunda ittifak halindeyiz. Kadınların güzelliğini destekleme konusunda ittifak halindeyiz. Laiklik ve aydın kafa konusunda ittifak halindeyiz. Dünyanın barışa, kardeşliğe, huzura, güvene gitmesi konusunda ittifak halindeyiz. Mesela İzmir’de geniş bir alanda otururuz beraber eğleniriz müzik dinleriz, kalkar oynarız, beraber bir şeyler pişirir yeriz, ızgara yaparız her konuda ittifak halindeyiz. Ama bak bu konularda da ittifak halinde olalım. Değerli vakitlerinizi değerli konulara aktarma konusunda da ittifak halinde olalım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bizim Türkiye’deki sanatçılarımız niye dünya çapında açılamıyorlar, dünya çapında olamıyorlar?

ADNAN OKTAR: Sanat Türkiye’de haram, gelenekçi Ortodoks sistemde. Müzik haram, kadınların dekolte giyinmesi haram, makyaj yapmaları haram, gülmeleri haram, herhangi bir sanatsal etkinlik içinde yer almaları haram gelenekçi Ortodoks inanca göre. Ve bunu da savunan geniş bir zemin olduğu için sanatçı nasıl hareket etsin? Daha sokağa çıkar-çıkmaz başlıyorlar adamlar muhalefete. Dolayısıyla kadınlara baskının kalktığı, sanata baskının kalktığı ortamda yani Mehdiyet devrinde sanat kendini bulacaktır.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Finlandiya’daki kardeşlerimiz Pori Kilisesi Papazı’yla sohbet edip kitaplarınızı tanıttılar. Burası kiliseden resimler. Pori Belediye Başkanı’nı makamında ziyaret ettiler. “İslam Terörü Lanetler, Mültecilere Yardım Ve Atom Mucizesi” kitaplarınızı hediye ettiler. Pori Emniyet Müdürü’ne iletilmek üzere sekreterine İslam Terörü Lanetler ve Mültecilere Yardım” kitaplarınızı hediye ettiler. Ayrıca kardeşlerimiz üniversite ve şehir kütüphanelerine de değişik konulardaki kitaplarınızı hediye ettiler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel olmuş. Yaptıkları hizmetin büyüklüğünü şu an fark edemiyorlardır. O kadar büyük hizmet ediyorlar ki anlatamam yani.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Rakka’daki PYD’li teröristlerin Stockholm Homoseksüel Haftası’na selam yolladıkları bir fotoğraf vardı. Ayrıca YPG geçtiğimiz günlerde de Kuzey Suriye’de ‘Eşcinsel Diriliş ve Kurtuluş Ordusu’nu kurmuştu.

ADNAN OKTAR: İşte her yerde aynı kafa. İngiliz derin devletinin damgasıdır, o homoseksüel renklerini gördüğünüzde bilin ki İngiliz derin devleti oradadır.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Ayşegül, Kayseri’de yaşıyorum. Kayseri’de yaşadığım şöyle bir sıkıntı var; insanlar burada pek açık görüşlü değiller. Akşam dışarıya çıktığımız zaman bir bayan olarak sıkıntı yaşıyoruz. Gidecek pek bir yer yok ve oraya giden insanların bize karşı bakış açısı çok rahatsız edici oluyor. Bu durumdan rahatsızım.

ADNAN OKTAR: Evde oturuyor güneş battı yemeğini yedi, açık havaya çıkmak istemez mi? Deniz orada, çıkamıyor. Nerede maganda uyuz adam varsa, nerede kıro varsa orasını burasını ovuşturarak ahlaksızca ve alçakça bu güzel varlıkları bu nadide varlıkları rahatsız ediyorlar. Türkiye’yi onlara cehenneme çevirmeye kalkıyorlar. Onun için, hükümet görüyor bunu, anlatıyoruz dilekçeyle de bildirelim kadınlara baskıyı her yerde kaldıracak yoğun tedbirler alalım. Gece de rahatça çıkabilsinler, gündüz de rahat çıkabilsinler. İstedikleri gibi gülsünler, istedikleri gibi giyinsinler. Dünyanın süsü onlar. Eğer onlar huzurlu olmazsa bizim huzurumuz diye bir konu olmaz söyleyeyim. Kadınlar neşeli olmazsa bizler neşeli olamayız. Onların huzuru, güveni, neşesi bizim huzurumuz, güvenimiz, neşemiz demektir. Onlar mutlu olmadan biz mutlu olamayız.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Güldeniz, Kanada’dan geliyorum. Neden Türkiye’de kadınlara yeterince özgürlük verilmiyor?

ADNAN OKTAR: Güldeniz bir kere çok güzelsin bir tanem çok çok güzelsin. Allah güzelliğini artırsın. Bu nedir kabus gibi çöktü. Bir de adamlara yürek yemiş gibi de cesaret gelmiş it-kopuk, her yerde ite kopuğa rastlıyoruz. Bunlar hep ezik, kompleksli, dengesiz adamlar. Ama bir tanesi bir mikrop bile yetiyor, mesela bir plajı boydan boya bir mikrop kirletmeye yetiyor. Mesela bütün oradaki bayanları rahatsız ediyor, itlik yapıyor. Halbuki ezik. Aslında kadınların orada olmasını ister ama kadınların ona yüz vermemesi, tiksinmesi böyle kompleksli aşağılık adamları saldırganlaştırıyor. Ve kızlara, hanımlara rahatlık vermiyor bunlar. El birlik edelim bütün Türkiye’de aydınlar, gençler, delikanlılar hanımları çok iyi koruyup-kollayalım. Bu belaya bir son verelim. Bak her yerde bunu duyuyoruz başka bir söz duymuyoruz.

Kafayı nasıl kopartırım; kanunla hukukla, ilimle irfanla, akılla fikirle. Sopayla değnekle kafa koparılmaz. O hayvanların özelliği, vahşi adamların özelliği, maganda özelliğidir. Mümin aklıyla, sevgisiyle, imanıyla kafayı kopartır. O şeytani kafayı kopartır, insan kafası değildir o.

Türkiye’de 33 milyon askere hazır delikanlımız var, kabadayımız var her an asker olur. Dünyanın en büyük ordusunu oluşturabiliriz. En az 33 milyon askerimiz hazır. Bugün dense seferberlikle 33 milyon asker hazır.

Evet.

VTR: Ben İzmir’den Havva. Fallara inanan insanlar var, sizce fallarda hiç mi gerçeklik payı yok?

ADNAN OKTAR: Güzel Havva, esmer güzeli Havva. Fallarda, anneanneme de eskiden misafirler gelirdi kahveler içilirdi. Kardeşim nasıl kapatıyorlarsa beton gibi de donuyor hakikaten, ben yapıyorum olmuyor. Anneanneme getiriyorlardı üstadlar üstadı gibi bakıyordu “çok fena çok fena” diyerek kapatıyordu falan. “Aman aman aman” ellerini göğüslerine götürüyorlardı böyle. Direkt atıyor yani, öyle bir şey yok. “Bak üç kişi geliyor” diyor. Kardeşim, üç tane çıkıntı olmaz mı kahvenin telvesinde? “Hakikaten ya” diyor elini dizine vurarak “doğru hakikaten geliyorlar bak” diyor. Gelen melen yok bir şey yok. Her insana üç kişi gelir, iki kişi gelir, bir kişi gelir. Bazen tutuyor “aynısıyla bildi mübarek” diyor. “Üç zamana kadar bir para geliyor” diyor “avucum kaşınıyor” diyor. Alerjik kaşıntı oluyor avucunda “para geliyor” diyor. Para her yerden gelir insana, az veya çok gelir.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanı Şeref Malkoç, 15 Temmuz’da ülke genelinde tüm camilerde selaların okunması fikrini kendisinin verdiğini söyledi. O gece darbe olduğunu öğrenince telefon görüşmelerine başlamış Numan Kurtulmuş’u aramış ve sela okunmasını söylemiş. Ancak aradan yarım saat geçmesine rağmen selalar başlamamış. Numan Kurtulmuş’u tekrar aramış “ne oldu okunmuyor” deyince, Kurtulmuş “Mehmet Görmez’i aldılar herhalde ulaşamıyorum” demiş. Bunun üzerine Şeref Malkoç Diyanet’in sendikasını aramış. Bütün müezzin ve hocalar o sendikaya bağlı. Böylece selalar okunmaya başlamış.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Son dönemde hükümetimizin savunma alanındaki yaptığı atılımlar Amik Ovası’nda söz edilen büyük savaşla orantılı olabilir mi?

ADNAN OKTAR: Yani Amik Ovası’nda zaten orada bir çatışma oldu, büyük bir savaş oldu. Amik Ovası değil, bütün Suriye çöktü, bütün Irak çöktü. Yani eğer savaştan gaye milyonlarca insanın ölümü ve binaların, şehirlerin yerle bir olmasıysa orada şehir diye bir şey kalmadı. Hayalet şehirler var ve üç milyon insan Suriye’de öldü. Şehit oldu. Üç milyon insan da Irak’ta şehit oldu. Bu Armageddon ama yavaşlatılmış bir Armageddon’dur, yani Amik Ovası’nda da çatışma oldu. Başka çatışma olmayacak mı? Olabilir de.

VTR: Merhaba ben Esra. Neden bu kadar çok Amerika’ya özeniyoruz?

ADNAN OKTAR: Esra bir tek Amerika değil, Avrupa’ya da özeniyoruz. Ama güzel yani özenmemiz iyi bir şey. Kime özenelim? Afganistan’a özenecek halimiz yok, Çin’e özenecek halimiz yok. Sanat, güzellik neredeyse oraya özeniriz biz. İtalyanlara özeniriz. Almanlara özenmiyoruz. Bak, özenme söylüyorum. İspanyollara özeniyoruz, Amerika’ya da özeniriz. Yani sanat, kalite, güzellik neredeyse biz onu buluruz ve ona da özeniriz, takdir ederiz, teşvik ederiz. Onda bir şey yok güzeller güzeli. Onu niye yanlış görüyorsun? Bir kere sen de Avrupai’sin yani sen de özenmişsin Amerika’ya, sen de özenmişsin Avrupa’ya ve bu sana çok yakışmış, çok güzel olmuşsun. Çok beğenilecek hale gelmişsin. Zaten güzelsin, çok çok daha iyi olmuşsun.

Evet, bir daha göreyim benim güzelimi.

VTR: Merhaba ben Esra. Neden bu kadar çok Amerika’ya özeniyoruz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi bak, onda hiç yanlış olan bir şey yok. Üstündeki gömleğin, gözlüğün, saç tarzın bunların hepsi kadına yakışacak tarzda, klas olmuş. Bu seni rencide etmesin, yanlış olan bir şey yok. Yani teknolojisine özeniriz, uzaya gitmesine özeniriz. Bilimine, sanatına, neşesine, heyecanına özeniriz. Bir şey yok bunda.

Evet, soru alalım.

VTR: Masum yalan var mıdır?

ADNAN OKTAR: Tabii ki olur masum yalan, gerekir de. Adam mesela farz edelim, çocuk kanser olmuş. “Oğlum sen kanser oldun, öleceksin” denmez. Değil mi? “Oğlum” dersin mesela “beyninde küçük böyle fasulye gibi bir şey var. Onu doktor amcaların çıkaracaklar kafandan” dersin. Çocuğu niye telaşlandırıyorsun? Niye söylüyorsun? Ne mecburiyetin var söylemeye? Onu tatlı bir üslupla söylersin ve çocuk da rahat eder.

Altmış bir bin görüntüleme kısa süre içinde. Yüz doksan sekiz bin erişim, bin sekiz yüz yorum, altı yüz seksen dört paylaşım. Sırf bir kolda bu dikkat edin. Uydudan değil, diğerleri Scorp’dan falan da değil, radyodan da değil, öbür sistemlerden de değil, sırf bir yerde.

Sorular devam etsin.

VTR: Merhaba Adnan Bey. İki sorum olacak size. Birincisi siyaset düşünüyor musunuz? İkincisi bu çizmiş olduğunuz profilin arkasındaki ana konunuz nedir? Türkiye’ye hangi mesajı vermek istiyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Siyasilerimiz bayağı yetenekli. Siyaset bir mühendisliktir yani bir bilim dalıdır öyle diyeyim ama bayağı uzman siyasetçilerimiz var. Benim siyasete hiç ihtiyacım yok. Türkiye’nin de siyasetçiye ihtiyacı yok. Var siyasetçi. Siyasetçinin akla, projeye, teşvike ve himayeye ihtiyacı vardır. Bunu sağlarsak siyasetçilerimiz mükemmel. Amaç ne? Sevgisizliğin dünyadan kalkması, Allah sevgisinin, Allah’ın yarattığı insanlara olan sevginin dünyaya hakim olması, amaç bu. Başka da bir şey yok. Allah’ı coşkuyla sevmek, Allah’ın yarattıklarını coşkuyla sevmek, bu kadar. Tek amaç bu.

Evet, dinliyorum.

VTR: Furkan Balcı. Niye bu kadar çok çalışıyoruz?

ADNAN OKTAR: Furkan, öbür türlü bunalıma girersin. Allah sana kolaylık sağlıyor. Yani çünkü insanların hepsi imanlı değil. Çalışmak insanların dikkatini dağıtıyor. Öbür türlü kendini dinler ve bunalıma girebilir ama çalıştığında kendini dinleyecek hali olmuyor. Bir ideali oluyor, dikkati dağılıyor. Ama imanı çok güçlü olursa kendini dinlemesinin hiçbir mahsuru yok. O yüceltir, büyütür, güçlendirir, derinleştirir. Çok büyük faydası olur. Ama tabii Allah insanları şu an çok çalıştırarak onlara nimet vermiş oluyor aslında. Çünkü insan tek başına kaldığında düşündüğünde psikolojik olarak çok rahat hastalanabilir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Kayseri’den Oğuz. Selam Hocam. Deccal günümüzde insanları nasıl etkiliyor? Bunun çözümü nedir?

ADNAN OKTAR: Deccalın en büyük silahı gelenekçi Ortodoks İslam anlayışıdır. Allah’tan, dinden koparmak için gelenekçi Ortodoks din adamlarını kullanıyor. Geri planında da Darwinizm’i, homoseksüelliği ve Rumiliği kullanıyor. Çok açık, sarih bir atak yapıyor. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışıyla sanatı öldürüyor, estetiği öldürüyor, kaliteyi öldürüyor. Sevginin, muhabbetin, tutkunun derinliğini öldürüyor. Kadının güzelliğini öldürüyor. Kadını öldürüyor adeta, manen tabii bu söylediklerim ve böylece alan açıyor gelenekçi Ortodoks sistemle. Alan açtıktan sonra da o alanın üzerine Darwinizm, homoseksüellik ve Rumilik ile çöküyor ve hakikaten muazzam bir güç olarak dünyayı ele geçirmişti ama şu an yaban hindisi gibi tüylerini yolduk ve yolmaya devam ediyoruz. Ciyak ciyak da bağırıyor. Bağırmalarına dair konuşmalarını görüyorsunuz, duyuyorsunuz ve devam edeceğiz.

EBRU ALTAN: Selam vermişti.

ADNAN OKTAR: Aleyküm Selam.

Evet, dinliyorum.

VTR: Benim adım Batu. Aklıma bir soru geldi, niye insanlar hırsızlık yapıyor?

ADNAN OKTAR: Batu sen biraz fazla şekersin ve çok tatlısın sen ve çok akıllısın. Sen kocaman böyle dev bir kedisin onu da bil, tam kuzu ya, acayip şeker. Benim canımın kim bilir bisküvisini mi çaldılar, çikolatasını mı çaldılar? Allahualem bisikletini de çalmış olabilirler yahut topunu çalmış olabilirler. Bir şeyini çalmışlar. Acayip öfkelenmiş benim canım. Derhal telafi edilsin. O çalan da kimse kulağından tutup Batu’nun yanına getirilsin ve çaldığı neyse iade etsin. Batu’yu bu kadar kızdırması çok kötü, çok çok kötü.

Evet, devam edelim sorulara.

VTR: Matrix gerçek mi?

ADNAN OKTAR: Canımın içi tabii ki gerçek değil ama Matrix’in felsefesi gerçek. Çünkü Matrix filmini yapan ekibe ben maddenin gerçeği ile ilgili kitap göndermiştim. O kitabı gönderdikten üç yıl sonra filmi yaptılar, aynı benim dediklerime uygun olarak hazırladılar ve bu dünyada büyük sansasyon meydana getirdi.

Evet, dinliyorum.

VTR: Selamün Aleyküm, ben Ahmet. Suriye’den üç sene önce Türkiye’ye geldim. Türkiye’de maşaAllah hayat güzel, her şey güzel. Allah Türkiye’yi korusun. Allah Recep Tayyip Erdoğan’ı korusun. Allah Türk askerini korusun. Müslümanlar, camiler var, her şey var maşaAllah. Türk milleti iyi insanlar. Allah Türkiye’yi korusun.

ADNAN OKTAR: Yazık ya bu çocuklara. Yani ne onlardan alıp veremediğiniz? Ne yapsın bu insanlar yani? “Git, savaş” diyor. Ya kardeşim, kendi devletine karşı mı savaşsın? Amerika’ya karşı mı savaşsın, Rusya’ya karşı mı? Oradaki çetelere karşı mı savaşsın? Kime karşı savaşacak? Habire “gitsin” diyor. Ya kardeşim şehirler kalmamış, hiçbir şey kalmamış. Elinizi vicdanınıza koyun. Allah’tan korkun, zulüm bu.

Evet sorularla devam edelim.

VTR: İsmim Bilge. Kayseri’de öyle bir giyiniş tarzı var ki sıfır kollu giymek bile bir tuhaf oluyor, hele köşe mahallelerde zorlanıyor insan, köşe mahalle bile olmasa, Alparslan’da bile görüyorsunuz normal giyinebiliyoruz ancak.

ADNAN OKTAR: Facia bu, çok sıkıcı, çok rahatsız edici. İşte bu bir avuç çakalın, bir avuç münasebetsizin, bir avuç yobazın insanları yıldırması sonucu oluyor. 83 milyonu etki altına almaya kalkan bir avuç ahlaksız vardır. Bunlar toplam yüz bin kişi bile değildir ama yıldırabiliyorlar, onun için genç kızların kendi aralarında ittifak edip birbirini koruması lazım. Genç delikanlıların da genç kızları koruması lazım. Yoksa bu münasebetsizler Türkiye’yi,  İngiliz derin devletinin eline teslim etmek, Türkiye’yi bağnazlaştırmak, sevgisiz, merhametsiz, içine kapalı, donuklaşmış, sanattan uzaklaşmış, gelenekçi Ortodoks sistemin belası içine düşmüş -belası derken onun acımasız bazı eylemlerinin içine düşmüş- bilimin estetiğin güzelliğin hiç olmadığı, rahatça avlanıp ezilebilecek bir topluluk haline getirmek istiyor bizi İngiliz derin devleti. Bunu da gelenekçi Ortodoks sistemi kullanarak yapmaya kalkıyorlar, buna müsaade etmeyelim. Aklı başında, aydın, pırıl pırıl, neşeli gürbüz gençliğimiz var, bütün gençlik aynı kafada fakat bir avuç çakaldan çekiniyorlar buna çok dikkat etmek lazım.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan, sence her insanın mutlaka okuması gereken kitaplar nelerdir? Selamlar Fırat.

ADNAN OKTAR: Kuran, Tevrat ve İncil. Önce onları mutlaka okumaları lazım. Benim kitaplarımı da okursalar üstüne tabii çok iyi olur.

Evet.

VTR: Adnan Bey selam ismim Yunus. Daha önce kalitenin tanımı olarak, yapılan bir işin daha iyisi varsa, ona kalite denir demiştiniz. Buna vicdanımız nasıl kanaat getirir?

ADNAN OKTAR: Gördün mü beğenirsin. Mesela Avrupa’ya gitmek istiyor adamlar akın akın herkes niye? Çünkü kalite olduğu için. Mesela bazı şehirlerde insanlar oturmak istemiyor niye? Kalite olmadığı için. Mesela lüks bir otele gidiyor yahut bir eve gidiyor bir yere gidiyor “Aa” diyor. Bütün insanlar kaliteyi bilir. Mesela kaliteli bir kıyafet giyinenle kalitesiz bir kıyafet giyinen yan yana geldiğinde kime sorarsanız sorun hemen bilirler. Yani Allah onu bize içgüdü olarak bilgi verir, vicdanımıza bilgi verir.

Bütün selam verenlere aleykümselam diyorum. 

Evet, sorular devam etsin.

VTR: Adnan Bey merhaba. Filistin ile Katar konusu hakkında ne düşünüyorsunuz, bunu sorabilir miyim acaba?

ADNAN OKTAR: Filistin’i İngiliz derin devleti uygun bir planla kendi istediği şekle doğru götürüyor. Onlar da ona uyuyorlar yani onlar nasıl planladıysa onlar da ona uyuyor. Katar’ı da kendilerince yutacaklardı ama Türkiye’den kabadayılar gitti, şu an it gibi korkuyorlar. Türk birliği var orada hepsi de aslan gibi, filinta gibi kabadayılar delikanlılar. İtlik yaparlarsa başlarına ne geleceğini bildikleri için yanaşmıyorlar ama Filistin’de de aslında Türk etkisi olsa, Türkiye’nin yönetimine verilse Filistin hiçbir sorun kalmaz, her şey çok güzel, çok düzgün, çok hoş hale gelir. Tayyip Hocam hangi birine yetişeyim mantığında her yere yetişiyor maşaAllah. Versinler yetkiyi Tayyip Hocam’a bir baksınlar ne oluyor. Gayet güzel olur.

Evet.

VTR: Dini kullanarak insanların aldatıldığını düşünüyor musunuz, buna nasıl engel olabilirsiniz?

ADNAN OKTAR: Dini kullanarak, komünizmi kullanarak, felsefeyi kullanarak, merhameti kullanarak, ne bileyim hemşeriliği kullanarak, mezhebi kullanarak, tarikatı kullanarak her yolda insanlar birbirini kandırabiliyorlar. Yani Nazi oluyor adam, kendisinin Nazi olduğunu söylüyor, Nazilerden para topluyor. Bunun önü sonu olmaz, akıllı insan densiz adamın münasebetsizliğine kanmaz bu kadar açık. Dini kullanıyorsa çok açık belli oluyor, niye kanıyorsun?

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Nilüfer. Size sorum dünyadaki sorunları nasıl çözeceğiz?

ADNAN OKTAR: Güzel Nilüfer, çok güzel kızsın sen, çok şekersin ve çok nurlusun. Allah sana uzun ömür versin. Dünyadaki sorunlar; Peygamberimiz (sav) bir tane yol göstermiş “Mehdiyet, onun dışında çözüm yok” diyor. İsteği kadar dirensinler eninde sonunda Mehdiyet’e girecekler. Bak sevgisizlik dünyada iki, dört, sekiz, on altı tarzında yayılmaya başladı, çok korkunç boyutlara varıyor ve bütün insanlar bağırıyor sevgisizlikten, dehşet verici oldu ve bu büyük bir bela Allah’tan büyük bir bela geldi. Sevgisizlik dünyadaki en büyük beladır. Bu en büyük belayı kaldıracak da İmam Mehdi (as)’dir.

Evet.

VTR: Zamanı daha iyi nasıl kullanabiliriz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklı ne yapacağız? Kafamızı kullanacağız, her an irade kullanacağız, her saniye, her dakika kafamızı kullanıp acaba vakti iyi kullanıyor muyuz, kullanmıyor muyuz düşünmemiz lazım. Mesela bir dizi, film dizisi televizyon dizisi oturup ona bakıp, yan gelip uzun uzun onu izliyorsa ya diyecek ben ne yapıyorum deyip kendini toparlaması lazım, irade ve akıl gerekiyor.

VTR: İddialaşmayı doğru buluyor musunuz?

ADNAN OKTAR: İddialaşmak, cedel insanların cedele yatkın olduğunu Allah Kuran’da belirtiyor. Cedel kötü örnek, kötü ahlak olarak belirtiliyor Kuran’da. Müslümana yakışmayan bir tavır olarak belirtiliyor.

Evet.

VTR: Ambulanslara araçlar neden yol vermiyor, bu konuda kimin bilgilendirmesi gerekiyor?

ADNAN OKTAR: Ambulanslara araçlar yol vermediğinde diğer arabalar yeri, göğü birbirine katsınlar, bayağı şamata yapsınlar. Hepsi ışıklarını yakıp söndürsünler, korna çalsınlar, elleriyle işaret etsinler aç kapıyı, aç yolu desinler dolayısıyla densizlik yapana hükümet ne yapsın, ne desin? Hayır cezalandırılsın ayrı mesele de sırf cezayla kalmasın herkes desteklesin.

Evet.

VTR: Merhaba ben Emel. En son hangi parka gittiniz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi bende park, evin parkı var, araba parkı var o tip bir park oluyor. Herhalde klasik parkı kastediyor değil mi? Evet onlara vakit ayıramıyorum şu aralar ama gitmek isterim. Bir daha göreyim.

VTR: Merhaba ben Emel. En son hangi parka gittiniz?

ADNAN OKTAR: Emel çok güzel kızsın bir de çillisin, çil de sana müthiş yakışmış, kızlara çok yakışıyor çil ama bayağı hakikaten çok güzel kızsın. Allah sana sağlık, sıhhat, hidayet versin. Parkları da sizlere güvenli hale getirsin huzurlu yaşayacağınız, güvenle gezeceğiniz, eğleneceğiniz yerler haline getirsin. Hükümetin inşaAllah bu yönde güzel atakları olur.

Evet.

VTR: Ben Nagehan. Selfie çekilmeyi sever misiniz?

ADNAN OKTAR: Nagehan bir kere çok güzelsin onu bir vurgulayalım. Saçların, kaş, göz, burun her şey çok güzel ve yüzündeki ifade de çok güzel. Allah sana da uzun ömür, hidayet, sağlık, sıhhat nasip etsin. Selfie balıkgözü çekmiyor mu o biraz? Kıl bir çekme şekli bana göre yani estetik bir görüntü vermiyor. Balıkgözünle çekilmiş bir resim güzel olmaz dolayısıyla kaliteli bir kamerayla çekilmesi lazım resmin. Benim resimlerim yayınlanıyor zaten görüyorsunuz balıkgözüyle hiç istemem ama normal fotoğraf çekilmesi olabilir. Ben dışarı çıktığımda beni sevenler birlikte resim çektirmek istiyorlar çok çok fazla oluyor. Hepsini de seviyorum, hepsine saygım var, her inançtan, her görüşten insan beraber resim çektirmek için can atıyorlar, o aynı zamanda bir sevgi gösterisidir, ben de onları çok seviyorum. Güvenle, huzurla yaşamaları için de dua ediyorum ama çeken kameralar normal kamera olmuş oluyor balıkgözü değil.        

Evet.

VTR: Kendinize ne kadar güveniyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Kendime güvenmem olmaz. Allah’a güvenirim, Allah’a güvenerek hareket ederim, kendine güvenen helak olur Allah esirgesin. Allah’a güveneceğiz çünkü her an bizi canlı tutan o.

VTR: Merhaba Adnan Bey, ben İzmir’den Kezban Delener. Kitap yazmaya başlangıç serüveniniz hakkında bilgi verebilir misiniz bize?

ADNAN OKTAR: Güzel Kezban, güzel yüzlüm Allah sana her türlü hayrı, bereketi versin, güzellik nasip etsin. Kitap yazmam işte 1986’lar ilk Yahudilik Masonluk kitabını yazmıştım 1986’da ama ondan evvel de 1985’te de Darwinizm’le ilgili broşür çıkartmıştım, kendim hazırlamıştım ondan sonra zaten hızla devam etti, şu anda da çok fazla kitap baskıya hazır olarak bekliyor, hazırlıyorum.

Evet.

VTR: Eşcinselleri hiçbir şekilde kabul etmiyorsunuz, bu ne kadar doğru?

ADNAN OKTAR: Allah aşkına bu sana estetik geliyor mu? Hadi helal, haramı kabul etmediğini düşünelim bak helali, haramı kabul etmediğini düşünelim çünkü zaten haram ve iğrenç bir fiil olarak Kuran’da belirtiliyor. Allah’ın helak ettiği toplumlardaki korkunç eylem olarak belirtiliyor. Hadi diyelim o yönden değerlendirmiyorsun ama olayda nerde bir estetik var? Her yönüyle korkunç ve iğrenç, bunu nasıl güzel görüyorsunuz? Nasıl hoş görüyorsunuz? Burada makullük nerde? Mantık nerde? Yok adamın östrojeni bilmem ya kardeşim bırak münasebetsizliği, kadındaki östrojen yüz misli yüksek hangi kadın ahlaksızlık yapar? Hangi kadın kendini çirkin bir davanın, çirkin bir tavrın içine sokar? Gayet güzel namuslu yaşıyor, istediği kadar östrojen yüksek olsun, böyle mantıksız açıklama olur mu? Ben hanım kardeşim için söylemiyorum bunu, genel mantık için söylüyorum. Dolayısıyla bu adamların korunup, kollanacak, destekleyecek bir yönü yok ama dövmek, sövmek, öldürmek bunlar korkunç, bu olmaz. Dövmek, sövmek bunlar ama eylem dehşet verici ve iğrenç ve çok pis ve hakikaten mide bulandırıcı ve çok ürkütücü. Kuran’ın lanetlediği, aşağılık gördüğü, pis, iğrenç bir eylem.

Evet.

VTR: Sayın Adnan Oktar, kedicikleri bırakıp neden aslanlara geçti?

ADNAN OKTAR: Şimdi bir yanlışlık oldu herhalde.

KARTAL GÖKTAN: Uydu yayınını kastediyor herhalde.

ADNAN OKTAR: O yüzden, çok sevimli. Bir daha bakayım yakışıklıya.

VTR: Sayın Adnan Oktar, kedicikleri bırakıp neden aslanlara geçti?

ADNAN OKTAR: Bir kere karizma mükemmel onu söyleyeyim. Öyle bir şey yok bilakis kediciklere tam kavuşmuş oldum, aslanları da aşağıya gönderdik.

Evet.

VTR: Merhaba ben Gurbet. Kıskanç mısınız?

ADNAN OKTAR: Tabii kıskancım. Yani nasıl kıskancım? Sevdiğimi dinsiz olacağı bir ortama sokmam korurum. Haysiyetine, şerefine, namusuna zarar gelecek bir ortam varsa hayatımı ortaya koyarım müsaade etmem. Aklına, beden sağlığına zarar verecek bir yer olursa, bir şey olursa buna da müsaade etmem kıskancım. En iyi yiyecekleri yemesi lazım benim sevdiklerimin, en güzel vitaminler, mineraller, en güzel protein türlerini alması, en güzel kıyafetleri giymesi lazım, en güzel kıyafetleri giymezse bunda da kıskancım ben rahatsız olurum bu tarzda kıskançlık. Onların namusuna, haysiyetine, şerefine tam güvenirim. Ne yaptın, ne ettin, telefonla takip falan bence bu bir kadına hakarettir ben bunu yapmam.

Evet.

VTR: Adnan Hoca’nın programına çıkan gençler hangi süreçlerden geçiyor, neye göre programa seçiliyorlar orada oturan arkadaşlarımız, genç ve yakışıklı arkadaşlarımızın hepsi manken mi olması gerekiyor, nasıl bir şart gerekiyor?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım bak sen manken değilsin ama süper yakışıklısın. Eğer samimiysen bitti başka hiçbir şart yok, samimi olmak yeterli. Samimiyse zaten güzeldir, zaten akıllıdır, zaten dindardır.

Evet.

VTR: Merhaba Adnan Hocam. Size üye nasıl olunuyor onu hiç bilmiyoruz, kanalı seyrediyoruz ama? Ben Bursa’dan Emre Bey.

ADNAN OKTAR: Emre bir kere şu yakışıklılık fazla fazla yeter, çoktan üye oldun çoktan, hem samimisin, hem yakışıklısın konu bitmiş.

Evet.

VTR: Çikolatayı seviyorum.

ADNAN OKTAR: Benim canıma bundan sonra muntazam çikolata göndereceğiz. O benim bir tanem, o benim dünyalar tatlım, sevimlilik çok hat safhada. Benim kuzuma ne yapıp, yapıp sürekli her ay çikolata gönderin.   

Evet.

VTR: Teneffüsler on beş dakika, dersler kırk dakika ama neden bu tam tersi değil?

ADNAN OKTAR: Sen ne güzel insansın, sen ne güzel kızsın böyle, gözlüğün de çok yakışmış, kendin de çok çok güzelsin. Canımın içi biliyorum derslerde sıkılıyorsunuz aslında havalar da sıcak, bilmiyorum oralarda da soğutma sistemi var mı okullarda? Korkunç korkunç yoksa felaket, felaket. Çocuğun kursa gittiğini düşün bayağı helak olurlar. Bir kere dersler rahat arkadaşlık ortamında olması lazım. Kızlar, erkekler falan birbirini çok koruyan, öğretmene de çok saygı, sevgi olması lazım. Genel kültürü, kaliteyi, güzelliği esas alan, güzellikte yarışan, kalitede yarışan, birbirini koruyup, kollayan bir aile ruhuyla olaylara bakan sınıf anlayışı olması lazım ve öğrendiklerinden zevk almalarını sağlamak lazım. Burada bazı okulda bazı düşünceler bela gibi. Basarım sıfırı bilmem ne falan ya kardeşim adamın genel kültürlü olması önemli bu kadar, amaç bu eğitilmesi. O zaman sevdirerek yapmak lazım. 

Evet.

VTR: Çok sinirlenen insanlara ne önerirsiniz?  

ADNAN OKTAR: Bir kere sinirlendiği şeyi bir süre düşünmemesi lazım, gidip bir elini, yüzünü yıkaması lazım, sakinleşmesi lazım ve o konuyu hafife alması lazım yani kafasında büyütmemesi lazım çok tehlikeli olur. O olay yerinden uzaklaşmak iyi olur, sinirlenen kişiyi hemen olay yerinden uzaklaştırmak lazım, elini, yüzünü yıkayıp başka bir konuya geçirtmek lazım. O konuyu çok sonra değerlendirmesini sağlamak lazım mesela birkaç gün sonra olabilir ve suhuletle çünkü Allah yaratıyor, o anda şirk koştuğu için heyecanlanıyorlar halbuki Allah onu imtihan ediyor, imtihanda olduğunu unutup onu müstakil bir varlık zannediyor heyecanlanıyor, heyecanlanınca da kırıcı yanlış hareketler meydana geliyor.

Evet.

VTR: Ben Kayseri’den Emre. Köpekleri sever misiniz?

ADNAN OKTAR: Emre köpekleri kim sevmez? Çok şekerler, her şeyleri tatlı, Allah sevelim diye yaratıyor zaten köpekleri. Köpeği, kediyi sevmeyen zaten kabul edilecek bir insan değildir.

Evet.

VTR: Cemal Ertüre, Balıkesir Erdek’te oturuyorum. Pamuk helva satıyorum. Az ile yetinmeyi seviyorum. Yaptığım işi de severek yaptığım için çok mutluyum, huzurluyuz, burada pamuk helva satarak hayatımızı geçindiriyoruz, rahatız, torunuma bakıyorum, aileme bakıyorum, kiramı veriyorum, pamuk helvayla hayatımı geçindiriyorum. Teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: Allah sana uzun ömür versin, bereket versin, ne mutlu sana bak Allah sana sağlık, sıhhatle, güzellikle karşılık vermiş, hastane parası yapmıyorsun kazandığını torunlarına, kendine harcıyorsun. Allah sana lütfediyor, sana merhamet ediyor, sana sevgisini sunuyor, sen de Allah’a sevgini sunuyorsun ne güzel ne mutlu sana.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Bu akşam Haber Türk Akılda Kalan programında Metin Şentürk’e gözleri görmediği halde nasıl bu kadar neşeli ve hayat dolu olduğu soruldu. Şöyle konuştu: “İnsanlar gözleriyle gördüğünü sanırlar oysa gören göz değildir beyindir. Ben gözleri sağlam olan birçok kişinin görmediği hayatı beynimin içinde görüyorum” dedi. Bu bakış açısını elde etmesinin sebebinin çok fazla belgesel dinlemesi olduğunu söyledi.

ADNAN OKTAR: Aslanım benim, ağabeyinin filmlerini seyrediyor demek ki, o can, o can. Allah ona cennet nasip etsin hakikaten sürekli neşeli, sevinçli, hiçbir an böyle karamsar değil halbuki amalık çok zor bir şeydir ama sürekli Allah’a şükreden veli tıynetli bir kul, gerçek bir Müslüman, gerçek bir muttaki. Allah ömrünü uzun etsin, sağlık, sıhhatle yaşatsın kim bilir belki gün gelir gözüne bir el değer ve yeniden görür hale gelir. Allah ona iyilik, huzur, bereket nasip etsin.

Evet.

VTR: İsmim Abdürrezzak. Okullarda neden telefon yasak?

ADNAN OKTAR: Abdürrezak bir kere çok yakışıklısın sen, ne oluyor bu anlayalım gözlük de çok yakışmış. Okullarda telefon yasak mı? Ne yapıyor arama mı yapıyorlar? Hayır kapıda arama mı yapılıyor ne yapılıyor? Cebinde varsa?

NİHAN TOKLU: Aranıyor öğretmenler tarafından bulunduysa ceza veriliyor.

ADNAN OKTAR: Hayırdır inşaAllah bir de bu mu çıkmış?

Evet, dinliyorum.

VTR: Adım Hamza Oğuzhan Seyfeli. Adnan Hocam’a buradan soru sormak istiyorum. Hocam bir konu konuşurken, siyaset konuşurken dine ya da kültür, sanat, spora birden geçiş yapabiliyorsunuz, bunun nedeni nedir?

ADNAN OKTAR: Canımın içi din zaten her şeyi kapsar. Yemeyi, içmeyi, siyaseti, bilimi, ölümü, dirimi, sporu her şeyi kapsar her şeyle iç içedir. Dinin olmadığı bir yer olmaz. Allah’ın olmadığı bir yer olmayacağına göre. Allah’ın olmadığı bir yer var mı? Yok. O zaman Allah’ın olmadığı bir yer olmadığına göre dinin olmadığı hiçbir yer olmaz.

Evet.

VTR: Zıt karakterler birbirini çeker mi?

ADNAN OKTAR: Zıt karakterler birbirine illet olur, inme iner. Ancak işte imanla onu bağdaştırabilirler, Allah sevgisiyle bağdaştırabilirler yoksa zıt karakterlerin anlaşması mümkün değil çok zor ama iman bağı olursa olur anlaşabilirler.

VTR: Çocuk kaybolmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Kardeşim ben Mehdiyet çağı olarak düşünüyorum, bir çocuk kaybolsa seksen üç milyon Türkiye’de sabaha kadar uyuyamaz herkes onu bulmakla mükelleftir. İğne deliği kadar bir yer olsa oraya kadar da bakılır. Bir çocuk bulanmadan uyunamaz kardeşim. Ya kesiyorsalar çocuğu, ya işkence ediyorsa, ya ayağı takıldı bir yerde aç kaldıysa, ya bir kuyuya düştüyse sen horlayarak nasıl uyursun? Nasıl kafanı yastığa korsun? Nasıl vicdanın rahat eder? Bulunmadıktan sonra o çocuk ya ölü, ya diri illaki bulunacak. Ya şehit olmuştur, ya diri ama illaki bulunması lazım. Bulunamıyor ne yapayım üç gün aradık bulamadık, yok kardeşim üç ay da olsa, üç sene de olsa arayacaksın. Evin mazgallarından tut döşemelerine kadar gerekirse sökersin bakarsın. Mağaralar, dehlizler, köhne evler her yer didik didik edilir bulamadım yok. Ve şüpheli herkes gözaltına alınır, şüpheli herkes alakalı, alakasız hepsinin gözaltına alınması lazım, sorgulanması lazım, paralel sorguya alınıp mutlaka bulunması lazım. Bir çocuğun tek başına bir dehlizde, bir kuyuda yaşaması ne kadar korkunç, o çocuk açlıktan orada ölecek dehşet verici bir şey asla kabul etmeyiz.

Evet.

VTR: İnsanlar neden ağlar sizce?

ADNAN OKTAR: Aşktan, sevgiden, Allah sevgisinden. Sevinç dışında olmaz, iman dışında olmaz. Allah’ın haşyetinden ağlanır, Allah’ın heybetinden bunun dışında olmaz. Üzüntüden ağlamak haramdır.

Evet.

VTR: Ben Burak Bursa’dan katılıyorum. Sağlam sevginin temelleri neye dayanır?

ADNAN OKTAR: Burak bir kere tebrik ediyorum, hanımın olağanüstü güzel, sen de olağanüstü yakışıklısın. Allah cennette de birlikte olmanızı nasip etsin. Bir kere güzelliğinizi şöyle bir uzun uzun görelim, kıyafetler falan çok şık olmuş, gelin hanım da nefis giyinmiş çok çok hoş olmuş. Senin kıyafet zaten söylenecek gibi değil çok şık bayağı güzel ve her ikiniz de çok güzel insansınız maşaAllah. Yakışıklım seni böyle güzel yakışıklı yaratan Allah, eşini böyle güzel yakışıklı yaratan Allah, sizi birbirinize yakınlaştıran, sevdiren de Allah, Allah’ı coşkuyla severseniz, O’ndan hakkıyla korkarsanız, Allah’a saygılı olursanız, samimi olursanız sevgi en sağlam temele oturmuş demektir.

Evet.

VTR: İki soru soracağım. İmam hatiplerin sayısının neden bu kadar artırıldığına dair yorumlarınız, ikincisi evrim konusunun biyoloji müfredatından ve ilköğretim müfredatından neden çıkarıldığı? Teşekkürler.

ADNAN OKTAR: Çok nezaketli, kibar, hürmetli bir insansın. Samimi olarak belki endişelerin var. Bir kere imam hatiplerin çok açıldığı konusu doğru mu var mı öyle bir şey? Halk talep ediyor herhalde mi yoksa öyle hükümet kendinden mi yapıyor?

EBRU ALTAN: FETÖ okullarını.

ADNAN OKTAR: FETÖ okullarını imam hatiplere çevriliyor süper yapıyorlar bayağı iyi olmuş. O kızdırmak için FETÖ’yü çok iyi yapılmış bir yöntem. O oyunu bozmak için çok iyi bir yöntem. Bütün FETÖ okullarını imam hatibe çevirsinler ciğerlerine oturur. İngiliz derin devletinin de ciğerine oturur. Burada maksat deccali kızdırmak çok çok iyi, mükemmel. Ama imam hatiplerin eğitim kalitesini yükseltelim. Entelektüel kaliteyi çok yükseltelim, bilimsel kalitesini çok yükseltelim olay doğru bir şey yok. İkincisi evrim. Evrim; pagan dinlerini gençlik hiç bilmiyor. Ne Sümer pagan dinleri, ne eski Mısır’ın, ne Hititlerin, ne eski Yunan’ın pagan dinleri bilinmiyor. Bütün pagan dinlerinde yaratıcının tesadüfler sonucu evreni yarattığı inancı vardır ve bütün canlıları tesadüfler sonucu yarattığı inancı vardır. Darwin’in evrim teorisinin tıpa tıp aynısıdır. İbni Miskeveyh de aynı kafadadır. Dolayısıyla bu pagan dinlerini topluca pagan felsefeleri put inançlar bölümünde genişçe gençlere öğretmek lazım. Mesela Hitit pagan dinini kimse bilmiyor. Sümer pagan dinlerini, eski Mısır pagan dinlerini kimse bilmiyor. Tarih derslerinde bunlar genişçe öğretilmeli. 18.yüzyılın pagan dini Darwinizm de bu dinler içerisinde öğretilmesi gerekir. Bilim olarak öğretmeye kalkarsan o zaman çok büyük hata yaparsın. Çünkü Darwinizm bilim değil bir felsefe. Bütün kainatın tesadüfen yaratıldığına inanan bir felsefe. Bilimsel delili hiç yok. Dedik bir tane delil varsa getirsinler 10 trilyon vereceğim dedim, delili hiç yoktur sadece bir inançtır.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Farklı ötüşlü bir kuş var.

ADNAN OKTAR: Bu mesela evrimle olmuş, tesadüfler sonucu olmuş. Mükemmel bir simetri var. Bütün hücrelerinde milyonlarca bilgi kodlu milyonlarca bunlar tesadüfen olmuş diyor Darwinizm. En kötü pagan dini, en kıl pagan dini.

Evet, dinliyorum.

VTR: İyi günler ben İbrahim Erdek’ten, öncelikle geldiğiniz için teşekkür ediyoruz. Şu anda Filistin’de yapılan zulme biz İslam Alemi olarak, Müslümanlar olarak karşıyız. Bunların bir an önce bitmesi açısından ve Müslümanların birbirlerine destek olması ve birleşmesi açısından, bunları inşaAllah gündeme getiriyoruz. Ne zaman olur bunlar, Müslüman Alemi ne zaman birleşir, ne zaman kendilerine çeki düzen verir diye, bu konuda da endişelerimiz var. İnşaAllah bu endişelerimize en kısa zamanda Adnan Hoca’dan bilgi almak istiyoruz.

ADNAN OKTAR: Yiğit kabadayım, kurtuluşu Peygamber (sav) bize açıklamış, Kuran bize açıklıyor. Kuran’da “Sıkıştığınızda, ülkeler size saldırdığında, Müslümanlar ezildiğinde, insanlar ülkelerinden kaçmaya kalktığında Allah’tan bir kurtarıcı, bir veli ve sahip isteyin” diyor Allah ayette. Biz de Allah’tan kurtarıcı, sahip istiyoruz. Yani İmam Mehdi (as)’yi istiyoruz. Onun gelmesi durumunda bu belalar kökünden kalkar. Bunun dışında dünya iki, dört, sekiz, on altı tarzında felakete doğru gidiyor. Mehdiyet’in dışında hiçbir yol ve kurtuluş yok.

Evet.

VTR: Özellikle şort giydiğimiz zamanlarda erkeklerin bakışları, genelde bizden yaşça büyük erkeklerin bakışları daha kötü oluyor.

ADNAN OKTAR: Benim güzel yüzlüm sen gönlün istediği gibi yaşa. Çok çok güzelsin, senin gençliğini kıskanıyorlar, güzelliğini kıskanıyorlar. Sana ulaşamayacağını bildiği için terslik yapıyor, münasebetsizlik yapıyor, ahlaksızlık yapıyor. Sakın etkisi altında kalma. Neşeni, özgürlüğünü, güzelliğini en yüksek noktaya taşı. Türkiye bizim, Türkiye sizin, Türkiye hepimizin gönlünüz çok rahat olsun. En ufak bir densizlik yaptıklarında mutlaka adli yoldan hakkınızı da savunun. Bak genç kız geçen günler diyor “Ben” diyor “gereğini yaptım inşaAllah bir daha da olmaz” diyor “ibret almıştır adam” diyor. Böyle delikanlı da olun hiç tereddüt etmeyin. Çünkü adam seni diri diri gömmek istiyor bak putperestler devrindeki gibi. Eskiden ne yapıyorlardı? Kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyorlardı. Sizi de adamlar diri diri toprağa gömmek istiyorlar. Buna karşı akılcı, kararlı direnmeniz gerekiyor. Mini şort da giy, mini etek de giy, dekolte de giy, neşeli ol, müzik dinle, eğlence her şey olsun. Allah’ı kalbinden çıkartma, Allah’ı çok sev, Allah’tan çok kork, samimi ol istediğini yap. Bir daha göreyim ben bu güzel kızı.

VTR: Özellikle şort giydiğimiz zamanlarda erkeklerin bakışları, genelde bizden yaşça büyük erkeklerin bakışları daha kötü oluyor.

ADNAN OKTAR: Canım benim tekrar söylüyorum sadece kıskançlık, hasetlik başka bir şey yok. Gençliğinizi, güzelliğinizi çekemiyorlar başka bir konu yok. Ulaşamıyor çünkü o zaman yıkmaya çalışıyor bu kadar.

VTR: Sevil Ateş-Manken. Yurtdışına çıkıyorum zaman zaman Fransa’ya çeşitli Avrupa ülkelerine gidiyorum. Orada diğer kadınların Türkiye hakkında görüşlerini duyduğumda çok üzülüyorum. Çünkü Türkiye böyle bir yer değil ama ben bunu nasıl gösterebilirim orada? Artık Adnan Bey’in videolarını izletmeyi düşünüyorum bu algıyı kırmak için. Çünkü Türkiye Arap ülkesi diyorlar, Türkiye’de siz kadınlar burkayla mı geziyorsunuz diye bile sordular. Şimdi buna ne cevap verilir? Adnan Bey’i bu konuda kesinlikle destekliyorum çünkü bu algıyı kırıyor.

ADNAN OKTAR: Sevil, bir avuç bağnaz dünyaya Türkiye’yi hem çirkin gösteriyor, hem kalitesiz gösteriyor, hem sevgisiz, hem zayıf, hem akılsız, hem aciz, hem yıkılmaya hazır bir ülke gibi gösteriyor. Bunlar farkına varmadan büyük vatan hainliği yapıyor ve çok büyük alçaklık yapıyorlar farkına varmadan. Bu zalimlere, bu cahillere, bu akılsızlara dur demenin yolu 83 milyon Türk gençliğinin tavır alması. Gençliğimizin tamamı bu adamlara karşı. Bak bunlar yüzde bir bile değiller bu it kopuk takımı. Türkiye’yi kirletmelerine müsaade etmeyelim, neşemizi kırmalarına müsaade etmeyelim, sevincimizi kırmalarına müsaade etmeyelim. Bak bana da yazıyor it, çakal takımı bazen ağızlarının payını veriyorum, kanunla hukukla gereğini yapıyoruz. Siz de öyle son derece müsterih olun, aydın çehrenizle, kalitenizle, güzelliğinizle şık giyinerek çıkın sokağa hiç çekinmeyin. Güzel giyinin, makyajlı da olun, bakımlı da olun. Çoğunluksunuz hiçbir şey yapamazlar size. Ama yılarsanız adamlar sizi toprağın içine gömer Allah esirgesin. Hükümet aydın hükümet ama bu bağnaz takımıyla hükümetin tek başına baş etmesi zor olur. Sizler de hükümete destek olursanız özellikle Tayyip Hoca’ya, şahsına destek olursanız gayet güzel netice alırız. Partiyi destekleyin demiyorum ama Tayyip Hoca aydın bir insan onu desteklemeniz de fayda var.

Evet.

VTR: Merhaba ben Seda, 30 yaşındayım evliyim, bir oğlum var, 3 buçuk aylık da hamileyim. Allah’ın izniyle inşaAllah doğumum gerçekleştiği zaman ilk çocuğumda yaşadığım bazı tecrübesizlikleri bu çocuğumda yaşamak istemiyorum. Bazı şeyleri anlamaya başladığı zaman sorduğu sorular Allah ile ilgili sorular, namaz kılma ile ilgili sorular, anneanne ve babaanneyi gördüğü zaman “Anne biz yapıyor muyuz?” diye bu tarz sorular sorduğunda kendimde eksiklik hissettim. Bunu çocuğuma anlayacağı şekilde nasıl anlatabilirim? Bu sevgiyi ona nasıl ulaştırabilirim?

ADNAN OKTAR: Nur yüzlüm, güzeller güzelim Allah sana ne güzel şeref vermiş bak bir anne olmuşsun, bir daha anne olacaksın ve tertemiz bir Kuran Müslümanısın, nur gibi bir Kuran Müslümanısın. Canımın içi sen beni zaten takip ediyorsun gördüğüm kadarıyla kitaplarımı da okuyorsun duydukların, okudukların sana bol bol yeter. Zaten din çok sadedir. Samimiyet üstüne kurulu bir dinimiz var biliyorsun. Sevgi üzerine kurulu bir dinimiz var. Senin o samimiyetinle, sevginle, benden okudukların, duydukların ve en başta Kuran'dan kendinin bizzat okuyup anladıkların sana bol bol yeter. Allah sana uzun ömür versin, çocuğuna da sağlık sıhhat versin. İki çocuğunu da sağlıkla sıhhatle yetiştir. Onları da inşaAllah güzel insanlar olarak ileride göreceğiz. Onlar güzel bir zamandalar.

Sevil Ateş’i ben bir daha görebilir miyim ben bir tanemi?

VTR: Sevil Ateş-Manken. Yurtdışına çıkıyorum zaman zaman Fransa’ya çeşitli Avrupa ülkelerine gidiyorum. Orada diğer kadınların Türkiye hakkında görüşlerini duyduğumda çok üzülüyorum. Çünkü Türkiye böyle bir yer değil ama ben bunu nasıl gösterebilirim orada? Artık Adnan Bey’in videolarını izletmeyi düşünüyorum bu algıyı kırmak için. Çünkü Türkiye Arap ülkesi diyorlar, Türkiye’de siz kadınlar burkayla mı geziyorsunuz diye bile sordular. Şimdi buna ne cevap verilir? Adnan Bey’i bu konuda kesinlikle destekliyorum çünkü bu algıyı kırıyor.

ADNAN OKTAR: Güzeller güzeli Sevil sen çok tanınan bir mankenmişsin. Seni tebrik ediyorum. Yurtdışında çok beğenilen, takdir edilen çok hanım bir kızsın, kaliteli bir kızsın. Seninle ilgili bana bilgi geldi bak herkes seni çok seviyor, çok saygın bir insansın. Allah sana uzun ömür versin hidayet ile. Güzellik seni kaplamış. Allah seni bedenen de güzel yaratmış, ruh olarak da güzel yaratmış. Ömrün de inşaAllah uzun, hayırlı, bereketli olur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ülkemizin değeri yeteri kadar biliniyor mu?

ADNAN OKTAR: Ülkemizin değerinin bilinmesi için Allah'ın değerinin bilinmesi gerekiyor önce. Birçok insan Allah'ın değerini bilmiyor. Önce Allah'ın değerini bilecek. Allah'ın değerini bilince Allah'ın sanatla, güzellikle yarattığı bu ülkenin cennet gibi olduğunu, cennet bir ülke olduğunu anlayacaktır. Allah'a sürekli hamd edip, şükür edecektir.

Ahmet Mehmet Öner, “Keşke evrime karşı olduğunuz kadar kapitalizme de karşı olsanız. Ama gücünüz yetmez. Çünkü ezilen değilsiniz” diyor Ahmet Mehmet Öner. “Çünkü ezilen değilsiniz” canım olur mu? Kapitalizm dediğin yani İngiliz derin devleti. Bütün dünyayı eziyor. Eziliyor muyuz? Biz onları eziyoruz o ayrı mesele o doğru. Daha anasından doğmadı bizi ezecek adam o ayrı mesele. Fakat “Evrime karşı olduğunuz kadar kapitalizme de karşı olsanız” diyor. Kapitalizmin dini, felsefesi, çıkış yeri zaten Darwinizm’dir. Çünkü Darwinizm ne diyor? “Güçlü olan haklıdır, güçlü olan kazanır, zayıf olan ezilir, yok olur” diyor. Kapitalizmin ana felsefesi bu. Darwinizm'in ana felsefesi ne? Bu. Darwinizm neyi çıkartmış? Kapitalizmi çıkartmış. Kapitalizmin ana inancı Darwinizm’e dayandığına göre ben de onu patlattığıma göre boş balon gibi. Neyi patlatmış oluyorum? Kapitalizmi patlatmış oluyorum. O zaman Mehmet insaf insaf. Kapitalizmi boş balon gibi patlatma Darwinizm’i patlatmakla oldu. Bundan sonra kapitalizm artık ayakta duramayacak. Mehdiyet kapitalizmi dümdüz eden sistemdir. Darwinizm’in olmadığı yerde kapitalizm olmaz. Dolayısıyla Darwinizm’i ezmemizde sen bizi teşci et, yardımcı ol kapitalizmi hep beraber yeryüzünden kaldıralım. Çünkü ben onların dinini, dayandığı ana temeli yok ettim. Şu an kapitalizm boşlukta, havada kaldı temelinin üstüne düşecek, düşecek derken düştü. Dolayısıyla teşhisin yanlış. 

EBRU ALTAN: Siz Kuran’daki velayet konusunu anlatmıştınız. Kuran ahlakına göre yaşanırsa nasıl olması gerektiğini.

ADNAN OKTAR: Tabii Mehdiyet devrinde “bütün herkes” diyor Peygamberimiz (sav) “sahah üzerine mal eşitlenecek” diyor. Sahah düzlenmek yani dümdüz anlama geliyor “tesviye olacak” diyor müsavi yani her yere mal dağılacak eşit. “Ve herkes zengin olacak” diyor. “Fakir kalmayacak” diyor Peygamberimiz (sav). Silahlar kalkacak, silah fabrikaları kapanacak. Bu ne? Kapitalizmin sonu demektir. Mehdiyet eşittir kapitalizmin sonu konu bu. Komünizmin, kapitalizmin, faşizmin sonu Mehdiyet’le perçinlenmiş oluyor.

Öcalan bile söylüyor Karl Marks’ı İngiltere'nin desteklediğini söylüyor. Demesine gerek yok hepsi aynı kahvede toplanıyorlar Mussolini ve Karl Marks, Lenin aynı yerdeler. Yani aynı kahvedeler, toplantı yeri aynı. Mussolini tam bir Darwinist’tir, Hitler tam bir Darwinist’tir. Marks tam bir Darwinist’tir. Kapitalizmin bütün babaları Darwinist’tir dolayısıyla felaketin kökeni Darwinizm’dir. Mussolini daha önce Marksist sonra faşist oluyor. Okul neresi? Londra İngiltere hepsinde olduğu gibi. Buna müsaade etmeyeceğiz. Vahşi Kapitalizmin Yanılgısı diye kitabım var. Mehmet bu kitabı okursa benim kapitalizme bakış açımı görecektir. Kapitalizmi eleştiren makalelerim dünyanın her yerinde çıkıyor. Amerika'da, Rusya'da, Arap ülkelerinde oradan da bakabilir. Kitabımdan da kapitalizmi nasıl eleştirdiğimi görebilir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey, yayınlarınızı severek takip ediyorum. Kadınların özgür olması ile ilgili sözlerinizi çok değerli buluyorum. Ben iş hayatında aktif olarak çalışıyorum. Dolayısıyla karşı cinsle çok sık görüşmek durumunda kalıyorum. Dolayısı ile bazı modern olmayan kişilerle de karşılaşmak durumunda kalıyoruz. Sizce toplumda kadınlara saygı bilinci tam olarak ne zaman oluşur?

ADNAN OKTAR: Canımın içi bak hepiniz aynı fikirdesiniz. Yani biz hani diyorlar ya Türkiye’yiz, biz Türkiye’yiz en kalabalık biziz. Bunlar binde bir bile değil on binde bir falanlar. Onun için bundan sonra kadınlarımız Türkiye'de cennet ortamında yaşayacaklar söyleyeyim. Alabildiğine özgür olacaklar istediğiniz gibi dekolte giyinin, istediğiniz gibi eğlenin, göğsünüzü gere gere çıkın. Çok kalabalık olursanız gıklarını çıkaramazlar. Size ulaşamadıkları için haset ediyorlar. Gençliğinizi, güzelliğinizi kıskanıyorlar konu bu. İnadına inadına gençliğinizi, güzelliğinizi, kalitenizi gösterin. İstedikleri kadar haset etsinler. Hasetlerinden çökeceklerdir bir süre sonra.

Sosyal Silah Darwinizm kitabında detaylı olarak vahşi kapitalizmi anlatıyorum ben detaylı olarak. Oradan kardeşlerimiz öğrenebilirler. Bütün yazılarımda var vahşi kapitalizmin yanılgısı diye çok fazla var. Ama en kapsamlı Sosyal Silah Darwinizm kitabımda bu bilgilere ulaşabilir kardeşlerimiz. Çünkü vahşi kapitalizmin kurucularının Darwinist olduğunu belgelerle orada anlatıyorum. İngiltere'den çıkıp dünyaya yayıldığını anlatıyorum. Bu konuda yine yeni çalışmalarım da var. Bu makalelerimden oluşan bir kitap da hazırladım. Daha önce çıkan yazılardan da meydana gelen kitabım var. Dolayısıyla bu konuda bir eksiklik yok. Ama gittikçe bir gelişme var daha iyiye, daha güçlüye doğru giden bir gelişme var.

Bu akşam bu kadar olsun.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyor yayınımız. Yarın görüşmek üzere. 

Masaüstü Görünümü