Harun Yahya

Sohbetler (9 Ağustos 2017; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Başlamışsınız ve devam ediyoruz, güzel.

Tamam, dinliyorum buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan partiye ihanete bulaşmış kimseyi kabul etmeyeceklerine dair yeni bir konuşma daha yaptı. “Son zamanlarda gerileme başladıysa bunun sebebi maalesef yaptığımız yanlışlardır. Kendi çıkarını partisinin ve ülkesinin çıkarlarının önünde tutan hiç kimse AK Parti’de yöneticiliğe talip olamaz kesinlikle. Davası ve ülkesi için çalışacak, milletimizle kucaklaşacak, proje üretecek herkese yüreğimiz ve kollarımız açık. İhanete bulaşmamış olması şartıyla partimize ve ülkesine hizmet vermiş herkesin başımızın üstünde yeri var. AK Parti’nin belirli kişilerin grupların tasallutuna girmemesi için bu değişimi en sağlıklı şekilde yürütmemiz gerekiyor.”

ADNAN OKTAR: Evet, ne gerekiyorsa millet yapar, ne gerekiyorsa hükümet titiz davranarak yerine getirecektir. Nihayet kaderin dışında hiçbir şey olmuyor. İnsanların gayretiyle kader değişmez. Kader hayırlı yolda ilerliyor.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı tevazu konusunda yeni bir hatırlatma daha yaptı. “Gurur, kibir bize yakışmaz. Büyüklük Allah’a aittir. Biz mütevazi olacağız, bizim bakanımız mütevazi olacak, belediye başkanımız, milletvekillerimiz mütevazi olacak. Makamı güçlü kılmaktır asıl olan, makamdan güç almak değil. Makamla güç alarak yolda yürümeyi düşünüyorsan geldiği gibi bu millet seni göndermesini bilir” dedi.

ADNAN OKTAR: Çok güzel söylemiş. Bizim sayemizde bir yerlere geliyor. Bakıyorsun homoseksüel adamlarla beraber, bakıyorsun şehri homoseksüel renklerle süslüyor, böyle olmaz. İngiliz derin devletinin ajanlarının fink attığını söyledik. İngiliz derin devletinin desteklediği adamlarla bağlantı kurmanın riskli olduğunu da söyledik. İsimlerini de verdik buna rağmen adamlarla iç içe olursan bu olmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhuriyet Gazetesi kendisini Türkiye’nin en özgür, en demokrat, en tarafsız sol yayın organı olarak tanıtıyor. Ama Nuray Mert “Evrim teorisinin müfredattan çıkarılmasına gerek yok” ve “Müftülerin nikah kıymasına destek veriyorum” şeklinde iki yazı yazınca uzun zamandır yazarlık yaptığı Cumhuriyet Gazetesi’ndeki işine anında son verildi.

ADNAN OKTAR: Çok acayip böyle tahammülsüz olmaları hayret. Bir de demokrat takılıyorlar. En hassas oldukları konu Darwinizm zaten. Başka ne söylerlerse söylesinler bir şey demezler. Eğer Darwinizm’i kabul etmiyorsa adam, bir ayağı Mekke’de olsa sabahtan akşama kadar namaz kılsa hiç sorun çıkmıyor Darwinizm’i kabul etmiyorsa reddediyorsa. Ama kabul ediyorsa bitti. Adam ağzıyla kuş tutsun isterse komünist olduğunu söylesin hiç kurtulamaz. Çok yanlış.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Karar Yazarı Elif Çakır dünkü yazısında Diyanet’in cemaatleri, tarikatları ve bunların öğrettiği merdiven altı bilgileri daha net eleştirebilmesi için bağımsız bir kurum olması gerektiğini yazmıştı. “Diyanet siyasete bağımlı olduğu için hiçbir cemaate gözünün üzerinde kaşın var diyemiyor ve net bir tavır alamıyor” demişti. Elif Çakır yazısıyla ilgili Mustafa Akyol’un fikrini almış. Akyol şunları söylemiş: “Diyanet’in bundan sonra dini gruplara karşı daha eleştirel yaklaşması, bilhassa merdiven altı bilgilere karşı toplumu aydınlatması gerektiği konusunda tamamen haklısın. Ancak bu yaklaşımın eleştiri düzeyinde kalması bir yasaklama düzenine dönüşmemesi gerekir. Çünkü ana akım din anlayışına göre yanlış tuhaf bulunan dini gruplar da suç işlemedikçe var olma hakkına sahiptir” demiş.

ADNAN OKTAR: En başta Diyanet’te zaten yanlışlık var. Kadının taşlanarak öldürülmesini savunan kitapları savunuyorlar. Orada olay bitiyor zaten. Gelenekçi kaynakları savunuyor Diyanet, zaten orada yapacak bir şey yok. Onlar neyi eleştirecekler neyi anlatacaklar?

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İzleyici sorusu.

VTR: Geçmişte neden bu kadar çok savaş yaşandı?

ADNAN OKTAR: Çünkü insanlar Allah’ı hiç düşünmedi. Allah’ı sevmek akıllarına gelmedi, samimi olmak akıllarına gelmedi. Allah onlara Kendini düşündürtmek istedi. Ama buna rağmen yine Allah’ı düşünmediler. Allah bela verdi yine düşünmediler, yine bela verdi yine düşünmediler. Ama son zamanlarda insanlık olgunlaştı. Savaşların çoğunun sebebi Allah’tan bela olarak gelmesi başka bir şey değildir, çoğunun.

Dinliyorum.

VTR: Selam Hocam. Sizleri çok seviyorum. İçinde bulunduğumuz dönemde ekonomik sistemlerde deccaliyetin etkisi çok büyük görülüyor. İlerleyen zamanlarda Mehdiyet döneminde ekonomik sistemler ne yönde bir seyir izleyecek?

ADNAN OKTAR: Bir insan psikolojik bir varlıktır. Sen onu dinsizlikle, imansızlıkla, Darwinizm’le mahvedersen aklı, beyni, ruhu dağılır. Adam bedenine de hakim olamaz, adalesine de hakim olamaz, ufku da açık olmaz, bir şeyi yaratacak kabiliyeti de olmaz. Deccaliyet insanların beynini tahrip ediyor. Bu tahribatı ortadan kaldıracak Mehdiyet. Maneviyatla, sevgiyle, şefkatle, merhametle, samimiyetle, sanatla, güzellikle, iyilikle, pozitif güçlerle deccaliyetin negatif olumsuz etkisini ortadan kaldıracak, konu bu.

Tayyip Hocam doğru yolda. Tayyip Hocam’ı sevsin millet, yanlışlığı yok sağlam ve dürüst delikanlı. Böyle insan bir daha bulamazlar bak Allah’tan kimse bela aramasın, kimse fitne aramasın. Böyle lider yok şu an Türkiye’de ben göremiyorum. Var Allah razı olsun ama böyle imkanları olan, böyle işte çalışkan, böyle hayırlı işler yapan en iyi o yani şu an. Diğerlerini de tabii seviyoruz sayıyoruz, Allah onlara da hayır güzellik versin. Ama konuyu uzatmaya gerek yok, milli lider olarak Tayyip Hocam tamam. 2023’lerde de başımızda olacak, 2033’lerde de olacak her zaman yanımızda olacak, inşaAllah. Bu milletin başına Allah nimet olarak getirdi. Nimet, güzellik, hayır. Dünyevi bir hırsı yok, Kuran Müslümanı “Kuran yeter” diyor, şahane insan. Bak “kadınların sayısını artıralım” dedi, bazı AK Partililerin suratı kezzap dökülmüş gibi birden kasıldı. Ne kasılıyorsun? Ne güzel söylüyor işte alkışla, iftihar et. Kadın çoğalırsa bereket gelir güzellik gelir ne kasılıyorsun? Bak komünisti, dinsizi, imansızı, Müslümanı, Nakşibendi’si, Kadiri’si hepsi Tayyip Hocam’ı desteklesin. Böyle bir insanı bir daha bulamazlar bak söyleyeyim. Büyük nimet, laf olsun diye söylemiyorum bildiğim için söylüyorum, düşünerek söylüyorum, incelediğim için söylüyorum hayırlı insan. Peşinden gitsinler doğru yoldalar yanlış bir şey yapmıyorlar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Esra. Atatürk’ün Türkiye’de doğru anlatıldığını, doğru ifade edildiğini düşünüyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Güzeller güzeli Esra aferin, hassasiyetin için seni tebrik ediyorum. Atatürk bu milletin özüdür. Anlamayan, çirkin söz eden ağzını bozan bazı dangalaklar var, ahmaklar var. Onlar anasına da küfrediyor, babasına da küfrediyor herkese küfrediyor o. Ahlaksız adam yani kafayı çizmiş, vicdanı gitmiş, aklı çökmüş, sevdiği hiç kimse yok nefret insanı onlar. Dolayısıyla Atatürk’ü takdir edecek akla sahip değil. Ayrıca o takdir etse ne olur takdir etmese ne olur öyle bir ahmak? Akıllı insanın takdiri önemlidir. Türk milleti akıllıdır, bütün millet Atatürk’ü her zaman seviyor her zaman da hayırla yad edecektir kıyamete kadar. Nur gibi Müslüman tertemiz delikanlı, yiğit bir insan, aklı başında. Görmüş fitneyi, belayı Kuran Müslümanlığını Müslümanlara sevdirmiş, yobazlığı bağnazlığı çirkin göstermiş çok doğru yapmış.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Burak. Bazı insanlar neden her şeye sahip oldukları halde intihar ediyorlar?

ADNAN OKTAR: İşte dinsizlik, imansızlık, Darwinistlik. Bak o intihar eden benim canım baktım sitesine Darwinist. Darwinistlerle ilgili yazıları indirmiş onları okumuş. Haberim olsa ben onunla konuşurdum ikna ederdim. Darwinist gençleri mahvediyor o inanç. Darwinizm gençleri umutsuzluğa ümitsizliğe itiyor, sevgisizliğe itiyor ve dünyayı bomboş görüyor. Sen “atan mikrop” dersen adam ne hale gelir? “Sen maymundan üredin” dersen “türedin” dersen ne hale gelir? Hayatın bir anlamı olmuyor onun için.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Onur. İnsanlar neden yaptıkları iyilikleri söylerler?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, iyi söylesinler ki örnek olsun işte, diğer insanlara örnek olsun. Söylesinler, yani “şu fakire fukaraya şu kadar yardım ettim makbuzu bu” falan söylesinler. Bu insanları teşvik eder, o insanları daha çok sevmemize neden olur bir şey olmaz ondan. Ama mahcup olacaksa yapmayalım tabii. Mesela bir fakirin evine yiyecek götürdün mü bu söylenmez. “Herhangi bir fakirin evine götürdüm” dersen olur. Şahsı mahcup etmek olmaz.

Evet.

VTR: Bazı insanlar neden Müslümanlardan çok korkuyor?

ADNAN OKTAR: Canım benim, İngiliz derin devleti gelenekçi Ortodoks Müslümanlığı öne sürdü. Zaten korkacakları çok konu var onun içinde. Asma, kesme, doğrama, dövme, nefret, kadınları aşağılama. Normal anlattın mı zaten halk ödü kopuyor kaçıyorlar. Yani Kuran Müslümanlığının dışında adam korkar, korkmakta da haklı. Ne diyorsun? “Namaz kılmayanı keseceğim, şunu yapmayanı keseceğim, sakalını keseni keseceğim” her şeye keseceğim diyorsun. “Öldürüp çöplüğe atacağız” diyor anlatıyor görüyorsunuz.

Evet, dinliyorum.

VTR: İsmim Nevdar, bir soru sormak istiyorum. Türkiye’de medyadan ulaştığımız bilginin doğruluğu ne derece yüksektir, ya da ne ölçüde güveniyoruz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklı Nevdar, belli ki bilimle uğraşıyorsun bilime karşı sevgin var. Sağlamasını yapmak mümkün. Her konuşmanın her şeyin sağlamasını yapmak mümkün. Açıp internetten bakabilirler şüpheleniyorsa. Diyor ki “dünya yuvarlak” diyor öbürü “düz” diyor istediğin gibi inceleyebilirsin. Fikirler özgür olsun herkes fikrini söylesin. İnternette bakılabilir değerlendirilebilir. Yani sağlama yapma imkanı var internetten. Dünyanın en büyük üniversitesi internet.

Evet.

VTR: Merhaba, ben Emir. Bazı insanlar neden olgun davranamıyorlar?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, senin vicdanın gibi olmuyor herkesin vicdanı. Adamı sen dinsiz imansız Darwinist, materyalist yetiştirirsen hasta oluyor. Olgun olacak durum ortadan kalkıyor bazen vahşileşiyor hatta hayvanlaşabiliyor bazıları.

Kuzey Kore, Allah her yeri dengeliyor. “Bazı insanların bazılarını def etmesi olmasaydı yeryüzü fitneyle dolardı” diyor Allah. İşte bir yerde bir bela varsa Allah başka bir belayla onu dengeliyor.

Evet, sorular devam etsin.

VTR: Benim adım Baran. Bence hayvanat bahçeleri kapatılmalı. Çünkü orada hayvanlar eziyet çekiyor.

ADNAN OKTAR: Ay benim canım, ay benim güzelim güzel yüzlüm nurum yakışıklım aslanım benim. Senin ne güzelmiş merhametin sevgin, ne güzelmiş şefkatin aferin benim bir taneme. O zaman nasıl olması gerek? O zaman geniş bahçeli hayvanat bahçeleri yapalım. Küçük, onu demek istiyor benim canım. Hektar hesabıyla arazi üstünde olsun doğru söylüyorsun. O küçük kafeslerde eziyet çekerler, çok çok büyük olması lazım.

Evet.

VTR: Merhaba, ben Yaren. Bilim adamları sizce doğadan mı örnek alıyor?

ADNAN OKTAR: Evet güzel Yaren. Baktığımızda her türlü teknolojik aletin kaynağını doğadan aldıklarını görüyoruz. Doğadan yani Allah’ın sanatından aldıklarını görüyoruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Engin. İç ve dış mimarideki sanat anlayışınızı nasıl geliştirdiniz?

ADNAN OKTAR: Engin, o insanın ruhunda olur, içinde olur. İnsan Allah’ı çok seviyorsa, güzelliği seviyorsa her yeri her şeyi güzel görür, güzelleştirmeyi bilir. Güzel olmayan bir şey onu rahatsız eder. Sanatçı ruhluysa bir insan güzel olmayan, temiz olmayan, düzgün olmayan her şey onu rahatsız eder. Dolayısıyla bir an önce güzelliğe sanata estetiğe kavuşmak ister. Onu Allah öyle motive eder, o da cenneti ister, cennet gibi dünyayı ister ve bunun için çok gayret eder.

Evet, dinliyorum.

VTR: Zinde görünmenin sırrı nedir?

ADNAN OKTAR: Genel anlamda? Beni diyor. Nedir? Spor, iman ve spor.

Evet.

VTR: Ülkemizde tiyatro alanında yaratıcı fikirler oluşmuyor, bu sizce neden?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, müzikte oluşmuyor, tiyatroda oluşmuyor, sinemada oluşmuyor, heykelde oluşmuyor, resimde oluşmuyor, müzikte hiçbir şeyde oluşmuyor. Niye? Çünkü Darwinist felsefeyle ve gelenekçi Ortodoks sistemle insanlar boğuldu. Bu beladan kurtulmak gerekiyor. Gelenekçi Ortodoks sistemin yanlış inançlarından ve Darwinist yanlış felsefeden kurtulmak gerekiyor. Bunun için de Mehdiyet gerekiyor. Biz de Mehdiyet öncüsü olarak bu belayı savuşturmaya gayret ediyoruz. Geniş çapta da temizledik inşaAllah, Hz. Mehdi (as) öncüsü olarak.

Dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Armutlu’dan Yılmaz. Futbol fanatizminin bitmesini istiyorum. Bu yüzden her camiayı sağduyuya davet ediyorum.

ADNAN OKTAR: Futbol fanatizmi evet o çok münasebetsiz bir hareket. Coşku güzel, heyecan güzel ama fanatizmle saldırganlık falan vahşet çok çirkin.

Evet.

VTR: Merhaba, ben Hakan Sarı. Ülkemizde neden barış olmuyor?

ADNAN OKTAR: Barış neden olmuyor? Çünkü deccal sürekli hareket halinde. Deccaliyet yani İngiliz derin devleti sürekli kışkırtıyor kavgayı.

Evet.

VTR: En son ne zaman tatile çıktınız?

ADNAN OKTAR: En son 40 yıl önce tatile çıktık daha hala tatildeyiz, elhamdülillah. Mümine her gün tatildir her gün. Allah’a, İslam’a hizmet tatildir. Eğer yapmıyorsan yoruluyorsun demektir. Ruhen, bedenen mahvoluyorsun demektir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Manisa’dan Mehtap. Türkiye’nin gidişatı iyiye mi gidiyor diye Adnan Bey’e bir sorum olacaktı.

ADNAN OKTAR: Mehtap ve arkadaşın ikiniz de çok güzelsiniz. Modern kaliteli kızlarsınız. Allah sizi daha da güzelleştirsin, sağlık sıhhat içinde yaşatsın, imanla yaşatsın. Türkiye mecburen iyiye gidecek, çünkü kaderi öyle. İslam alemi mecburen iyiye gidecek kaderi öyle. Daha önce 1800’ler, 1900’lere kadar dünyanın kaderi dalaletti. Şimdiki kaderi hidayet, El-Hadi ismiyle Allah tecelli ediyor artık. Bundan sonra hidayet. Bak Darwinistleri görüyor musun, Einstein nasıl ağlıyor? Çocukça izahlara bak, “laboratuvarı var mı?” diyor “nerede onun jaguar arabası onu bir göreyim” diyor. “Bir de siyah Mercedes’i olması lazım” diyor. Var ya Kuran’da “bahçesi olması lazım, gökten ona kitap inmesi gerekiyor” birçok şart sayıyorlar onun gibi, olmaz.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İspanya’nın Kuzey Afrika’daki iki özerk bölgesinden birinde bir mülteci akını yaşandı. Sınır kapısına dayanan yaklaşık 200 kişilik mülteci grubu polislere rağmen sınırdan koşarak içeriye girdi. Bu sırada içeriye giren mültecilere çelme takarak onları düşürmeye çalışan bir polisin ayağı kırıldı ve dizinin aşağısından itibaren ayağı tamamen vücudunun ters yönüne döndü. Videosu vardı.

ADNAN OKTAR: Hayır zoruna ne oldu ayağını oraya uzatıyorsun adamlara koşuyor, hızla koşuyorlar. Çok akılsız hayret. İnsan o şekilde ayağını uzatır mı? Ayrıca eline ne geçecek onu düşürünce ne yapacaksın, bir kişiyi düşürdüğünde ne geçecek eline? Bu kadar insan düşüncesiz olur mu?

Evet, sorular devam etsin.

VTR: Evrim teorisinin olmadığına dair bana kesin bir kanıt gösterebilir misiniz?

ADNAN OKTAR: Evrim teorisinin olmadığına dair kanıt bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi bilimsel olarak sıfır ihtimal. Yani Yaratıcı dışında sıfır ihtimal. “Zaten uzaylılar yaptılar” diyorlar o yüzden. Evrimi şu an kabul etmiyorlar zaten. Proteinin kendiliğinden oluşması sıfır ihtimal olduğu için bir Yaratıcı güç olduğunu kabul ediyorlar, bunun ancak Allah tarafından değil de uzaylılar tarafından olduğunu iddia etmeye başladılar. Ve hiçbir ara fosil yok, tek bir tane ara fosil yok. 700 milyonun üstünde yaratılışı ispat eden fosil var 700 milyonun üstünde. Bütün fosiller yaratılışı ispat ediyor. Ama bir tane evrim teorisini ispat eden tek bir fosil yok. Buradan anlayabiliriz.

VTR: İsmim Hatice. Adnan Bey, büyü yapıldığı zaman gerçekten tutuyor mu?

ADNAN OKTAR: Canımın içi hiçbir şey olmaz, hiçbir etkisi de olmaz. Bana kıyamet gibi büyü yaptılar geçenlerde de gösterdim oraya koymuşlar. Üstüne yıldırım düştü. O zaman bir anormallik olduğunu anladım. Bitişik bahçeye koymuşlar büyü yapıp toprağın altından çıktı yıldırım yakmış. Hiçbir etkisi olmaz bilakis daha dinçleşiyoruz, daha gençleşiyoruz, daha zindeleşiyoruz.

Evet.

VTR: Hükümetin gidişatını olumlu buluyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Hükümeti bilmiyorum da Tayyip Hoca doğru yolda. Hükümet de hataları olabilir ama Tayyip Hoca şahıs olarak mükemmel. Bayağı iyi delikanlı, samimi, dürüst.

Evet.

VTR: Fotoğrafçılığa merakınız var mı?

ADNAN OKTAR: Fotoğrafçılık hoşuma gider tabii. Fotoğraf çekmek çok zevkli.

Evet.

VTR: Merhabalar ismim Ali Yavuz. Bir doktor olarak beyaz ekmeğin Türkiye’de çok tüketilmesine karşıyım. Bu yüzden bunun denetlenmesini ve azaltılmasını istiyorum. Bu konuda inşaAllah gerekli yerler, gerekli çalışmaları yapar.

ADNAN OKTAR: Aferin benim aslanıma, aferin benim yiğidime çok akılcı ve samimi yaklaşıyorsun, doğru söylüyorsun. Beyaz ekmek süper tehlikeli. Şekeri aniden yükselten ve vücuda iç organlara da zarar veren bir yiyecek. Ama köy ekmeği tarzında olursa çok çok faydalı. Biz köydeyken köy ekmeği yerdik simsiyahtı. Böyle ekşiydi tadı ve simsiyahtı ve müthiş lezzetliydi, mis gibi de kokuyordu. Son derece faydalı o, bayağı güzel.

Evet.

VTR: Merhaba ben Funda. Türkiye Millet Meclisi’nde neden kadın milletvekili sayısı az, bunu çoğaltabilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Çok önemli, çok önemli sözün. Canımın içi Tayyip Hocam da bugün onu söyledi, dün de söyledi. Adamlar bir kısım böyle bakıyor gözünü açarak. Doğru, meclisin en az yarısı kadın olması lazım. Kadının çok olması durumunda bereket gelir, güzellik gelir. Allah’ın kullarının yarısı kadındır ve bunlar dünyanın en güzel varlıklarıdır. Onlara zulüm edildiğinde, adam yerine konmadığında, saygı gösterilmediğinde bela kol gibi akar Allah esirgesin. Zulüm olur bu, günah olur. Kadının her yerde varlığına saygı, sevgi gösterilmesi lazım, hürmet edilmesi lazım, her yerde korunup kollanmaları lazım. Mecliste de en az yarısı kadın olması gerekir. Doğru söylüyor benim güzel yüzlüm.

VTR: Ben Ramazan. İnsanlar neden bu kadar kaba?

ADNAN OKTAR: Ramazan, Darwinist, materyalist eğitim ve gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı milletin ruhunu mahvetti. Yeni yeni düzeltiyoruz, yeni yeni vesile oluyoruz, yeni yeni tamir ediyoruz. Darwinizm ile ve gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı ile bu tahribat yapıldı. Şu an bu süratle düzeltiliyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Cansu Bulgaristan’da tıp öğrencisiyim. Türkiye’ye gelirken denklik sınavına tabii tutuluyoruz bunun için gerekenin yapılmasını istiyoruz yardımcı olursanız seviniriz.

ADNAN OKTAR: Canımın içi, güzel yüzlüm demek istediğin yani “Bu denklik sınavı yapılmasın” diyor bunu mu diyor?

EBRU ALTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Bir şey olmaz ne olacak zaten bilgilisin. Sınavı daha kolaylaştırabilirler belki ama ne var yapılmasında zaten orada çok yüksek bilgiye sahip oluyorsunuz, iyi eğitiliyorsunuz. Dolayısıyla bir sorun çıkmaz. Ama bence iyi daha iyi işte daha bilgili olursun. Çünkü doktorun bol bilgiye ihtiyacı var. Ne olur? Hiçbir şey olmaz.

Evet.

VTR: Selam Adnan Bey ben Ankara’dan Semih. Masonluktaki zambak sırrını açıklayabilir misiniz?

ADNAN OKTAR: Nedir o zambak var mı resmi?

KARTAL GÖKTAN: Var evet.

ADNAN OKTAR: Zambak, gelecek yeni neslin işaretidir yani ahir zamanın gençliğinin, yeni neslin. Bediüzzaman diyor ya hani “Çiçekler açacak ahir zamanda” kasten o işte zambak, zambakla vurgulanmış. Son zamanda yani Moşiyah Mehdi (as) devrinde gençliğin açılışı ve o temizliğin vurgulanması için yani her yerin temiz, güzel, açılmış çiçeklerle dolacağını anlatan bir masonik sembol. Mehdi (as) devrini anlatıyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bizim Kuran meallerinde bazen kafamızda soru işareti kalıyor. Siz hiç meal yazmayı düşündünüz mü?

ADNAN OKTAR: Bir tanem, bir kere ikiniz çok çok güzelsiniz iki arkadaş ama bayağı güzelsiniz kıyafetleriniz de çok yakışmış, şapkan çok güzel olmuş arkadaşının şapkası. Gözlükler bir kere mükemmel olmuş, dekolteniz çok güzel, fizik olarak da çok çok güzel kızlarsınız. Canımın içi öyle bir Kuran çalışması yaptım kelime kelime. Ama hata olması ihtimali de var eğer Allah günahlarımı affetsin hata yaptıysam o haliyle basmayı düşünüyorum şu an hazır. Ama tabii yine de sağlamasını yapsınlar bakarak, düşünerek hareket etsinler, diğer meallerle de karşılaştırsınlar. Ama mümkün mertebe düzgün, güzel yapmaya gayret ettim üç cilt kadar. Herhalde bu ay elimize geçer.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Bodrum’da bugün gündüz iki saatte 490 deprem olmuş. Akşam da az önce Manisa’da 4 şiddetinde deprem olmuş Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Her yer kaynıyor. Bir şey anlatıyor yer bize. Canlıdır yer.

“Türkiye Cumhuriyeti işkence yaptığı 90’lı yıllara dönüyor” demek çok büyük bir vicdan çöküntüsü, çok büyük bir günah. İngilizlerin sempatisini kazanmak, onların şirinliğini kazanmak için bunları yapıyorlarsa çok çok ayıp ediyorlar, çok çok yazık ediyorlar kendilerine.

Evet, dinliyorum sorular devam etsin.

VTR: Ben Serra. Dua kaderi değiştirir mi?

ADNAN OKTAR: Serra dua zaten kaderinde oluyor. Ondan sonraki olay da zaten kaderinde oluyor. Allah sana önce dua ettirir sonra o olayı meydana getirir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Rabia Kayseri’de yaşıyorum. Kayseri’nin sevmediğim şeyi insanlar çok farklı bir kıyafet giydiğimizde veya çok makyaj yaptığımızda değişik değişik bakıyorlar bundan rahatsız oluyorum.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bu nasıl bir beladır, bu nasıl bir münasebetsizlik, nasıl bir densizliktir? 2017’de şu kepazeliğe bak şu rezilliğe bak. Bir daha dinleyeyim.

VTR: Merhaba ben Rabia Kayseri’de yaşıyorum. Kayseri’nin sevmediğim şeyi insanlar çok farklı bir kıyafet giydiğimizde veya çok makyaj yaptığımızda değişik değişik bakıyorlar bundan rahatsız oluyorum.

ADNAN OKTAR: Nur gibi genç kız sana ne istediği gibi giyinir Rabia bu adamları hiç kaale alma. Bir avuç densiz ve dangalak, münasebetsiz, saygısız adam hiçbirini kaale alma. Eğer bunlara önem verirsen bunlar kendini bir şey zanneder. İstediğiniz gibi giyinin, istediğiniz gibi gezin. Makyajla güzel olur kadın. Zaten size ters bakanın çoğu homoseksüel bunların, birbirleriyle ilişkiye giren adamlar. Kadınlara böyle ters ters bakan, kadın dekoltesine karşı homurdananlar kendi aralarında anadan doğma geziyor zaten anadan doğma birbirleriyle ilişkiye giren adamlar. Çoğu haysiyetsiz, şerefsiz, namussuz adamlar büyük bölümü homoseksüel gizli homoseksüel, açık homoseksüel. Mesela bir kısım homoseksüeller makyaj falan yapıp çıkıyor bunlar makyajsız homoseksüel bildiğin ahlaksız adamlar bunları kaale almayın. Kadın güzelliğini kıskanıyorlar, sizin güzelliğinizi kıskanıyorlar. Sizin güzelliğiniz onlara dokunuyor. Çünkü homoseksüelliği öldürecek bir şey olarak görüyorlar onlar. Siz son derece güzel, bakımlı efendim çekici, cazibeli olarak sokaklarda gezin. Allah’ın size bir nimeti, Allah’ın verdiği bir güzelliksiniz siz. Siz birer çiçeksiniz. Bu ahlaksızlar Lut kavmi zamanındaki gibi adamlar. Lut kavmi zamanında da kadınlara homurdanıyordu o ahlaksızlar, kadın dekoltesine karşıydılar, kadın güzelliğine karşıydılar. Bir tek homoseksüellere hayat hakkı tanıyorlardı. Aynı ahlaksızlığı bu adamlar da yapıyorlar hiç kaale almayın. Dünyalar güzelisin, çok güzel kızsın, esmer güzelisin. Bak başörtülü olduğun halde sana ahlaksızlık yapıyor adam. Haysiyetsizliği görüyor musun? Her yeri sarmış bu homoseksüel herifler bunları hiç kaale almayacaksınız. Göğsünüzü gere gere istediğiniz gibi gezin. Türkiye de sizin, kanunlar da sizden yana, hükümet de sizden yana, devlet de sizden yana, bizler de sizden yanayız. Gençler de sizi koruyup kollasınlar evvelAllah düze çıkacağız.

Evet, dinliyorum.

VTR: Adım Miray. Türkiye’de niye kadınlar rahat giyinemiyor?

ADNAN OKTAR: Görüyor musun bak her yerde bu bela, her yerde bu bela. İstediğiniz gibi giyinin karışamazlar size. Ve çoğunluksunuz dünya güzellerim çoğunluksunuz milyonlarcasınız. Bu homoseksüel çakallar bir avuç, bu Allahsız, Kitapsız, ahlaksız herifler, bu yobaz takımı bir avuç bunları hiç kaale almayacaksınız. Çok cesur ve rahat olun ama bir arada gezin yalnız gezmeyin.

Evet, dinliyorum sorular gelsin.

VTR: Selamun aleyküm biz Suriyeliyiz. Türkiye’yi seviyorum. Burada Türkiye’de rahatız. Türk halkına minnettarız.

ADNAN OKTAR: Türkiye sizin vatanınız gönlünüz çok rahat olsun, başımızın tacısınız, her zaman sizleri koruyup kollarız, her zaman da yanınızda oluruz. Bazı vicdanı, ahlakı bozukların da sözlerine hiç ehemmiyet vermeyin. Bir avuç çirkin adam Türkiye’yi rahatsız ediyor bunlara müsaade etmeyeceğiz.

Evet dinliyorum.

VTR: Ben Çağatay. Sizce 18 yaş seçme ve seçilme için uygun bir yaş mıdır?

ADNAN OKTAR: Çağatay uygun da bazen mesela adam zengindir oğlunu ortaya çıkartır muazzam imkanlarla adam seçilebilir. Zengin çocukları daha rahat seçilebilirler. Mesela fakir çocuk çok yeteneklidir, çok akıllı, vicdanlıdır, güzel ahlaklıdır ama ne yaparsa yapsın seçilemez. Şimdi bu yönden sorun çıkıyor, buradan sorun çıkabilir. Babası yahut itibar sahibidir, adam güç sahibidir, her yerde imkanı vardır efendim ne bileyim tesisleri vardır onları kullanır şak diye kazanabilir. Onun dezavantajını ve avantajını düşünerek hareket etmek lazım.

Evet.

VTR: Merhaba ben Pelin. Sizce zamanın bir tanımı var mıdır?

ADNAN OKTAR: Pelin çok çok güzel kızsın, görünüşün hayret verecek derecede çok güzel, çok ihtişamlı heybetli bir güzelliğin var. Allah sana hayır, bereket, uğur versin. Zamanın bir tarifi yok. Ama birbirine kıyaslamaktır o kadar başka bir şey yok. Akılda meydana gelen bir inanç. Kafada meydana gelen bir inanç.

Şeyh Nazım Hocamız “Ahir zamanda yağmurlar adeta milletin başına taş yağar gibi gelecek. Şiddetli gelecek, dolu şeklinde gelecek” diyor. Sadece o kısmı gösterebiliriz, sadece o cümleyi. Evet. İstanbul’a dikkat çekiyor. “İstanbul’da da olacak” diyor. Çok acayip yıllar öncesinden söylüyor “İstanbul’da olacak” diyor. “Yumruk büyüklüğünde dolu yağacak” diyor. “Yumruk büyüklüğünde dolu yağacak” diyor “İstanbul’a.” Hayret edilecek şey. Yıllar öncesinde söylüyor. “Öyle normal dolu değil” diyor. “Çok iri” diyor. “Büyük taş gibi dolu yağacak” diyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Fatih Burhaniye’den, benim sorum şu olacak. Ülkemizdeki obeziteyle mücadele anlamında kamu kurum ve kuruluşlarının ne gibi çalışmalar yaptığı ve bununla ilgili neler yapabiliriz?

ADNAN OKTAR: Özetle şeker yemeyecekler. Çok fazla şeker üretimi var. Şeker üretimini düşürsünler. Şekere hiç gerek yok aslında. Çay şekeri falan. Kayısı yesin efendim hurma yesin, pekmez falan bunlar. Bir de beyaz ekmek kesinlikle yasaklanması lazım beyaz ekmeğin. Simsiyah ekmek yemek lazım simsiyah. Kara ekmek. O meseleyi kökünden halledebilir. Bir de çok hareket, geniş alan meydana getirmek lazım. Bir de buna devlet müdahalesi gerekiyor. İşyerlerinde mecburen her gün sabah, öğlen ve akşam yarım saat en az hareket mecburiyeti konabilir. Çok hızlı hareket mecburiyeti konabilir.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsanlar neden birbirine selam vermiyor. Sosyal sorumluluk ortadan mı kalktı?

ADNAN OKTAR: Ensar, can Ensar, nurlu Ensar. Allah seni cennet ile ödüllendirsin. Çok güzel konuşuyorsun. Mehdiyet ruhu ile konuşuyorsun. Kuran ruhu ile konuşuyorsun. Doğru söylüyorsun herkesin birbirine selam verdiği devir Mehdiyet devrindedir. Şu an selamı sabahı hiç arama. Şu an bulamazsın ama Mehdiyet devrinde herkes birbiriyle selamlaşacak. Cennet çarşısı gibi olacak ortalık. Her gören birbirine selam verecek, merhabalaşacak, hal hatır soracak. Güzel, sevgi dolu, coşku dolu, kardeşlikle bezenmiş muhteşem bir dünya olacak. İmam Mehdi (as)'nin zuhuru Seyyidina İsa Mesih İbni Meryem'in nüzulü ile inşaAllah. Bence nüzul etti zahir olmasını bekliyoruz. Allah her ikisini de zahir etsin. Her ikisini de bizlere mürşit kılsın.

Evet.

VTR: Ben Cansu. Türkiye'de sağlık personeline kaldırabileceğinden daha fazla hasta sayısı verilmektedir. Bu konu hakkında yapabilecekler nelerdir acaba?

ADNAN OKTAR: Cansu canımın içi daha çok okul. Hemşire okulu, sağlık okulu açılması gerekiyor yani diğer okullar kapatılıp bu okullar daha çok artırılabilir. Doğru dediğin tespitin de doğru hakikaten çok yoruluyorlar. Doğru söylüyorsun.

Fikret Bey dinliyorum.

VTR: Bir gün mutlaka yapmak istediğiniz bir şey var mı?

ADNAN OKTAR: Yani bayağı var. Daha dur bakalım Kudüs’e gideceğiz. Mekke’ye Medine’ye gideceğiz. Roma’ya gideceğiz. İspanya’ya gideceğiz. Fas, Tunus, Cezayir, Kazablanka hepsine gitmemiz şart. Yapacağımız çok şey var. Bunlar şehirler babı. Olayın daha büyük çapı var, daha geniş çapı var onlar ayrı mesele.

Evet, dinliyorum.

VTR: Yüksek sesle arabayla yolda giderken müzik dinleyen insanlar çevreyi rahatsız etmiyor mu?

ADNAN OKTAR: Bence iyi ortalığı canlandırıyorlar.  Çistaklı falan bence mükemmel. Müzik her yerde. Seyyar sanatçı onlar. Bir sokak sanatçıları vardır bir de seyyar sanatçılar vardır. Onlar seyyar sanatçı çistaklı süper. Yalnız ne kulak varmış onlarda da maşaAllah yani.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Manisa'dan Emirhan. Ben insanların çevreyi kirletmemesini ve hayvanların vurulmamasını istiyorum ve onları beslemelerini istiyorum.

ADNAN OKTAR: Emirhan sen melek misin sen? Sen nasıl güzelsin sen böyle, nasıl nurlusun. Allah seni korusun. Allah annene babana sana uzun ömür versin. Hidayet ile seni yaşatsın. Seni ne güzel yetiştirmişler ne vicdanlısın sen, ne kadar merhametlisin. Aferin benim kuzuma, benim bir taneme. Hayvan vurmak tamamen yasaklanması lazım. Hiçbir şekilde izin verilmemesi lazım. Çok vahşi bir görünüm veriyor ve çok korkunç. Mesela dağ keçisi oluyor adam onu vuruyor. Hırıltılar çıkartıyor acayip heyecanlanıyor çok korkunç bir şey. Hayvan kan revan içinde kalıyor bunda eğlenecek ne var? Bırak gezsin hayvan ne kadar güzel. Öldürünce eline ne geçecek? Bunun eğlendirici ne yönü olabilir. Kesin yasaklanması lazım. Doğru söylüyor benim güzel kuzum.

Evet, dinliyorum.

VTR: İyi akşamlar Manisa'dan Eda ben. Sorum şu olacak. Zorluklarla nasıl başa çıkıyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Güzel Eda her şeyi Allah yaratır. Ben kadere gemi yolcusu gibi bağlanmış ona göre hareket eden kendinden hareket etmeyen bir insanım. Allah beni nereye götürürse oraya gidiyorum. Gemideki bir yolcuyu düşün onun gibiyim. Gemi nereye gidiyorsa ben oraya gidiyorum. Burada yorucu olan hiçbir şey olmaz. Bütün mesele Allah'a tam kendini bırakmakta, Allah'a tam teslim olmakta. O zaman gemi seni alır götürür ve hep hayırlı limanlara götürür. Güzel yerlere götürür manzaraları seyrederek gidersin. Biz de manzaraları seyrederek gidiyoruz. Bak seni görüyorum, insanları görüyorum, seslerinizi duyuyorum gemi habire gidiyor. Benim hiçbir şey yapmama gerek yok. Ben sadece kaderin izleyicisi ve duyucusuyum. Tam teslim olmak lazım Allah'a. Ama unutmamak lazım. Yani unutmamak için de herkesin birbirini uyarması ve hatırlatması gerekiyor. Allah unutulabilir yani insanlar unutabilir. Yüksek konsantrasyonla Allah'la bağlantı gerekir. Normal bir konsantrasyon değil yüksek konsantrasyonla. Çok tehlikelidir Allah'ı bırakmak. Adam kendinden konuştuğunu düşündüğünde gitti çok riskli bu. Hiç yapılmaması lazım şirk olur öbür türlü. Sürekli Allah'la derin bir gönül bağı ile devam edilmesi gerekiyor. Bir an bile kaderin gemisinden inmemek lazım. İnse de inemez ayrı mesele de indiğini zannederse çok büyük hata yapar.

CHP bak Allah razı olsun “Hayvanları kasten öldürene 6 yıl hapis önerisi” diyor. Çok iyi olur. Kedi köpek öldürene.

Bu Yeni Şafak’a doluşmuşlar İngiliz yanlıları. Zamanında işte Karar Gazetesi’ne de doluşmuşlar. Hem gelenekçi Ortodoks takılıyorlar. Hep Abdülhamit döneminden kalma adamlar bunlar. Abdülhamit Devri ekolü İngiliz yanlısı bir ekol. Asla ve asla amaçlarına ulaşamayacaklar bunu unutsunlar.

Bu tatlı varlıkları Türkiye'den gönderenlere Allah hidayet versin. Çok büyük bir akılsızlık yaptılar Türkiye'nin süsü, güzelliği daha hala bizi rahatsız ediyor. Yunanistan'la sınırlar açılsın. Yunanistan'la sınırları açalım. Pasaport vize kalksın bizim evlatlarımız aynı Türklerdir. Irk özelliği olarak da acayip benzerler gelenekleri görenekleri. Yazık bizim evlatlarımız bizden alındı. Yunanistan’la mutlaka birleşmemiz lazım. Pasaport vize kalksın. Ekonomik kriz içindeler de yazık yani o çocukları Avrupa Birliği mahvediyor. Yunanlı o güzelim gençler, güzelim genç kızlar mahvediliyorlar hepsini kurtaralım hiç beklemek için bir neden yok.

Ne güzel eskiden Rum mahalleleri vardı evleri de çok güzel onların. Mesela Ermeniler çok güzel insanlardır. Çok kibar, çok dindar, çok yetenekli hep sanatçıdır Ermeniler. Doktorlar, mühendisler sanatçılar nur gibi insanlar.  O insanları da tedirgin ettiler onlar da gittiler. Yahudiler hep profesör, doktor hep sanatçı, çok kafalı insan var onları da gönderttiler bir avuç zonta, bir avuç maganda bu pis ve ahlaksız eylemlerle bu neticeyi elde ettiler. Şimdi de pislik, pislik ortada geziyorlar. Bu sefer de kadınlara kafayı sardılar. Bu sefer de kadın düşmanlığı yapıyorlar homoseksüel ahlaksız herifler.

Evet dinliyorum.

VTR: Resim sergisi açmayı düşünüyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Bir kere sen çok çok güzel bir kızsın ama bayağı güzelsin. Resim sergisi daha önce açmıştım. Atatürk resimleri yapmıştım kara kalem. Çok fazla, hep dostlarımıza dağıttım. Bir gün kadar sergide kalmıştı. Yağlı boya tablolarım hep dağıtılıyor. Şimdi mesela dört tablo yaptım onlar da gidecek yarın hepsi dağılır. Şimdi yine dört tablo daha yapacağım. Bugün başlayacağım. Tahmin ediyorum onlar da üç-dört gün sonra, bir hafta sonra falan sevdiklerimize dağılır.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kara kalem çalışmanızı gösterebiliriz. 

ADNAN OKTAR: Evet bu benim kara kalem çalışmalarımdan bir tanesi, ama büyük boy tabii, çok büyük boy. Yaklaşık 70, 80 santim.

Evet dinliyorum.

VTR: Hatırladığınız kötü bir anınız var mı?

ADNAN OKTAR: Gözlük çok yakışmış güzel yüzüne, çok güzel olmuşsun bir daha göreyim.

VTR: Hatırladığınız kötü bir anınız var mı?

ADNAN OKTAR: Canımın içi kötü bir anı olmaz. Allah’ın bizleri uyardığı anılar olur. Bizi imtihan ettiği, bizi açmaya, bizi daha iyiye götürmeye yönelik, bizi hayretler içinde bırakan olaylar olur. Bizim iyiliğimiz içindir. Hastalıklar, ölümler, acılar hep bizi olgunlaştırmak, yüceltmek, iyi hale getirmek içindir.

VTR: Toplu taşıma aracı kullanıyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Pasom var. Akbil mi deniyor ona?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Evet, öğrenci olduğum için bedava otobüse binebiliyorum. Bedava mı ne oluyor? İndirimli oluyor evet.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hiç dalış yaptınız mı?

ADNAN OKTAR: Dalış, nereye dalmak? Denize. Dalış, mecburi bir dalış yapmıştım. Kızılcahamam’da yüzme havuzuna gittik. Tramplen var kocaman ahşap ucuna kadar geldim, baktım bayağı yüksek. “Ya” dedim “ben vazgeçeyim bundan” dedim “kenardan gideyim” tramplen hareketlenmeye başladı dengem bozuldu mecburen denize, suya atlamam gerektiğini inandım. Fakat havada karar vermem gerekti. Ya balıklama atlayacaktım ya çivileme. Havada tereddüt ederken neyse Allah’a şükür çivilemeye yakın bir şekilde dalışı yaptık suyun dibine kadar bayağı bir girdik suyun içine. O tarz bir dalışım var. Köyde, gölde suyun altından giderdik çok zevkli oluyordu temiz su zaten göl suyuydu. Göle girdiğimizde dipten nefesimizi tutup bir süre yüzerdik. Onlar var dalış olarak. Yaban ördeği suyun içinde şeffaf suda çok güzel oluyordu içlerini görmek. Bizi gördü mü ürküyorlardı. Suya dalıyorlar böyle vak vak diyerek acayip tatlı suyun dibinde böyle denizaltı gibi gidiyorlardı onları görüyordum. Biz de sık sık yapıyorduk suyun altında yüzme eylemini. Tabii kulağımız suyla doluyordu, genzimize su doluyordu falan artık o kadarını da göze alacaksın.

Evet.

VTR: Merhaba ben Çağrı. Kulaklıkla müzik dinliyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Çağrı, kulaklıkla değil de ben şöyle disko ortamı olacak bana yıkılacak ortalık. Kulaklıkta o zevki alamam ben. İllaki o olması lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Eda Tekin. Bir şey sormak istiyorum: Acaba sonsuzluk gerçekten var mı?

ADNAN OKTAR: Eda, saçın çok çok güzel olmuş güzelim. Yüzün de çok güzel maşaAllah, bakışların çok güzel anlamlı, çok güzel kızsın, kıyafetin de hoş olmuş. Ama bir tanem sen zaten biliyorsundur sonsuzluk olduğunu zaten ikinci bir ihtimal yok. Çünkü sonu olan bir yerin başlangıcı olmuş oluyor. Sona geldiğinde bir şey yeni başlamış oluyor. Başka bir şey yeni başlamış oluyor. O zaman nasıl sonu olsun?

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey ben Tugay. İngilizce derslerinde okullarımızda sadece temel kelimeleri öğreniyoruz. Yabancı ülkeye gittiğim zaman bir şey konuşamayacağımızı biz de biliyoruz, bunun için ne yapılması gerekiyor?

ADNAN OKTAR: İngilizce’yi öğretme şekilleri çok kötü yöntem olarak çok çok kötü. Bize küçük bir mavi kitap okuturlardı olabilecek çok ilkel yöntem. 50-60 yıl öncesi kitapları çok sıkıcı ve zorlayıcı bir yöntem. Pratik, kolay, akıcı bir öğretim yerine zorlayıcı bir öğretimle, sıkıcı bir öğretimle öğretmeye çalışırlardı. Yeni dönemde bunlar da değişecek inşaAllah.

Yalnız tabii tuz tansiyonu çıkan adam gidip tuz alırsa komaya girebilir, çok tehlikeli olur. Bilinmez o, doktor kontrolünde olması lazım doktora sormadan tuz alınmaz. Doktor tavsiyesine göre hareket etmek lazım. Yüksek tuz bazen çok tehlikeli olabilir onu söyleyeyim. Az tuz da tehlikeli olabilir onu işte doktorundan sorarak ona göre bir ayar herkes kendine göre düşünecek.

Evet.

VTR: Bedenimizi besleyebiliyoruz ama ruhumuzu nasıl besleyeceğiz ya da nasıl temizleyeceğiz?

ADNAN OKTAR: Benim canım sen o kadar güzelsin ki anlatamam güzelliğini. Şapkan da çok yakışmış, bütün hatların çok çok güzel, gözlüğün de çok güzel olmuş. Arkadaşın da çok şirin, çok şeker ikiniz de güzel insanlarsınız. Canımın içi işte bizi Yaratan güç bedenimizi ve dünyayı nasıl kullanacağımızı da yanında yazılı olarak gönderiyor. Yoksa mahvoluruz zaten hiçbir şey bilmeyiz ama Yaratan güç her şeyi güzel yarattığı için dünyanın nasıl kullanılacağını da birlikte yaratıyor. Kuran’a baktığımızda bedenimizi, ruhumuzu, aklımızı, dünyayı nasıl kullanacağımızı görürüz. Bu formülü uyguladığımızda, bu sistemi uyguladığımızda en mükemmel çizgiye geliriz. En rahat, en güzel, en kaliteli yolu bulmuş oluruz.

Evet.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Kuran’da “Allah’ın eli” kelimesi geçmekte, bu ne demektir?

ADNAN OKTAR: Canımın içi bir kere tesettürün, çarşafın için seni tebrik ediyorum. Bu havada, bu sıcak havada böyle tesettüre girmişsin çok zor bir ibadet Allah sana kolaylaştırmış, Allah sana cennet nasip etsin. İçtihadın ne ise ona göre hareket ediyorsun içtihadına göre doğru. Çünkü Azhab Suresi’nde açık hüküm var. “Allah’ın eli” iki anlamda oluyor. Bir; Allah insan gibi tecelli eder, tutar yani hakikaten eliyle tutar. İkincisi de Allah’ın gücü anlamına gelir. Allah’ın sağ eli demek Allah’ın gücü anlamına gelir. Ama mesela insan gibi tecelli edip tutabilir de Allah herhangi bir şeyi bu da olan bir şey. Çünkü ahirette böyle tecelli ediyor, insan şeklinde tecelli ediyor. Eli olur, kolu olur, yüzü olur. Yakışıklı bir delikanlı, güzel bir delikanlı olarak tezahür ediyor Allah. O anlamda da alabiliriz. Ama genel anlamda kuvvet ve güç, Allah’ın gücü anlamındadır.

VTR: İyi akşamlar, ben Talat Demirkaya Burhaniyeliyim. Buralardaki zeytinlik alanları, tarım alanları yok ediliyor, daha fazla ilginin, daha fazla potansiyelin yaratılmasını istiyoruz.

ADNAN OKTAR: Talat, hükümet her yere yetişmeye çalışıyor inşaAllah size de çok faydalı olur. Size de güzellikler sunar. Ama tabii hükümetin gücü, devletin gücü belirli, maddi gücümüz belirli.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Ahmet ben. İşyerinde özel zamanda verilen ikramiye hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Gayet güzel, bereket getirir, bereket bolluk getirir, iyilik güzellik getirir.

Kızlara kızdıklarında, kıskanç kızlarda işte “o silikon onlar” efendim “burunları ameliyatlı” artık ne varsa. Kardeşim bak ben kız arkadaşlarımın hepsini çok yakından tanıyorum hiçbiri estetik bir operasyon geçirmedi gayet iyi biliyorum. Bak bunu birisi ispat etsin 1 trilyon vereceğim, 2 trilyon yahut 5 trilyon ne kadar isterse vereceğim. Hastane kayıtları ortada oluyor devlet gizleyecek bir şey olmaz. Bir kişi ispat etsin herhangi bir operasyon geçirdiklerini 5 trilyon vereceğim. Yok öyle bir şey hepsi doğal güzel kıskanmaya gerek yok. Çünkü kıskananların kendileri de çok güzeller zaten. Onların bir garip kafası var diyorlar “Bu kızlar çok çok güzel” işte “biblo gibiler, her yönden mükemmeller beni beğenmez” öyle bir şey yok. Mesela sen çok güzel kızsın niye beğenmeyeyim? Muhteşem güzelliğin bayağı hoşsun. Görür görmez çok sevdim seni öyle bir şey yok at onu kalbinden bu kardeşlerini de sev artık, kıskanmayı bırak öyle bir şey yok. İşte çocukluk resimlerini gösteriyorum aynısı. Bu kadar öfkelenecek ne var? Desem ki ben başka bir hanımı sevmiyorum, seni sevmiyorum desem belki içerleyebilir öyle bir şey yok.

Evet, dinliyorum.

VTR: Denizden çıkan her şey yenir mi?

ADNAN OKTAR: Denizden çıkan her şey, ama bazıları zehirli. Zehirli olanlar yenmez de ama zehirsiz olanların hepsi yenir. Karides, yengeç hepsi çok şahane olur. Sabah yaptıralım aklıma iyi geldi. Şahane oluyor. Karides özellikle şahane, yengeç de şahane bayağı lezzetli.

Evet, dinliyorum.

VTR: Pet şişe mi daha sağlıklı cam şişe mi?

ADNAN OKTAR: Tabii ki cam, daima camı kullanmak lazım.

VTR: En beğendiğiniz ve en beğenmediğiniz yönünüz ne?

ADNAN OKTAR: En beğendiğim yönüm, samimiyim. En beğenmediğim yönüm, her insanın birçok hatası olur, eksiği olur kusursuz olmaz insan. Onun için Allah’a istiğfar ediyoruz. En beğenmediğim yön diye bir şey olmaz. İnsanın çok çok dolu yanlışları olur, hataları olur. Bunların hepsini düşünmek gerekir. Mesela ufacık bir şeyi fark edememek. Mesela bir insana daha iyi bir şey sunabilecekken daha bir altını sunmuş olmak bunların hepsi hatadır. Mesela güzel bir sofra hazırlamışsın üstüne mesela daha iyi bir şey getirebilirken bunu yapmadıysan bu bir eksiklik hata olur. Veyahut güzel bir sözü daha iyi vurgulamamışsan daha hata olur. Mesela bir insana gönül alıcı bir söz söylerken birkaç kelimeyi eksik tutarsan bu da bir eksikliktir, hatadır. Dolayısıyla en beğenmediğim yön diye bir insanın bir şeyi kilitlemesi doğru olmaz. İnsanlarda çok hata olur, eksiklikler olur yayılır o gün içerisine. Onların hepsinin tamamına ben beğenmediğim yönüm diyebilirim.

Evet.

VTR: Ben Bursa’dan Serap. Kuran’da cin çağırmak ile ilgili ayetler var mı?

ADNAN OKTAR: Güzel Serap Kuran’da Cin Suresi var biliyorsun. Cin çağırmak isteyenler önce o sureyi okuyorlar sonra Allah’tan bir cin göndermesini istiyorlar. Ama genellikle hep yalancı cinler gelir insanları çok uğraştırır. Samimi olmak lazım cin çağırırken.

Evet, dinliyorum.

VTR: Öncelikle Adnan Bey iyi yayınlar diliyorum. İsmim Mehmet sadece kısa bir soru soracağım. Kedicikleriniz kaç tane hiç bitmeyecek mi?

ADNAN OKTAR: Sen ne sevimli şeysin sen Mehmet, yakışıklı Mehmet. Kedicikler biterse bende biterim Allah esirgesin. Daima kedicikler olacak, sonsuza kadar olacak, cennette de olacaklar, her yerde olacaklar. Onlar Allah’ın tecellisi, Allah’ın tecellisi asla eksilmez, hiçbir zaman için yok olmaz.

Dinliyorum.

VTR: Suriyeliler ne zaman gidecek acaba?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım sen nur gibi elin, yüzün çok vicdanlı bir delikanlıya benziyorsun. Onlar savaştan kaçmış buraya gelmişler bir dehşet ortamı var. Orada şehir kalmadı, ülke de kalmadı ve tamamen işgal edildi. Artık bundan sonra orada yaşamak mümkün değil. Mehdi (as) çıkıncaya kadar orada insanların yaşaması imkansız. Dolayısıyla gereksiz bir söz olmuş. Neden bunu yaptın, neden bunu söyledin onu anlayamadım. Ama iyi niyetle düşünüyorum şöyle “Onların ülkesi ne zaman tamir edilecek, ne zaman mutluluğa kavuşacaklar, vatanlarına nasıl kavuşacaklar?” bu anlamda dediğini düşünüyorum. İkinci ihtimali düşünmek dahi istemiyorum o Mehdi (as) devrindedir. Ülkeleri yeniden imar edilecek, huzur ve güven içinde ülkelerine geri dönecekler inşaAllah.

Şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza. 

Masaüstü Görünümü