Harun Yahya

Sohbetler (10 Ağustos 2017; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ADNAN OKTAR: Evet, arkadaşların soruları başlasın.

VTR: Bir insanın Allah’a olan bağlılığını nasıl anlayabiliriz?

ADNAN OKTAR: Allah’a olan bağlılığını hiç Allah’ı unutmamasından anlarız. Konuşmalarında Kuran’a uygun konuşuyordur hatta Kuran ayetleriyle konuşuyordur. Hiç duygusal zayıf akıl görüntüsü vermiyordur. Hep aklın, imanın gerektirdiği şekilde dengeli, tutarlı, düzgün makul konuşuyordur, oradan Allah’la bağını anlarız. Normal bir insanın normal bir hayat yaşaması için Allah bunu insanlara emrediyor. Ama insanların birçoğu bunu yapamaz. Kimi zırvalar, kimi duygusal davranır, kimi öfkelenir, kimi ümitsizliğe kapılır, bunların hepsi Allah’la bağın olmamasından kaynaklanır ve bunların hepsinde insan zararla kalkar. Sinirlendiğinde de, duygusallığa kapıldığında da, üzüldüğünde de veyahut ümitsizliğe kapıldığında da zararla kalkar. Ama imanla hareket eden hep daima on ikiden isabetli teşhisler yapar, isabetli eylemler yapar, hem kendine hem çevresine sürekli faydalı olur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hiç inanmayan birine tebliğ yapmaya devam edilmeli mi?

ADNAN OKTAR: Yok, Allah ayette diyor “Eğer anlıyorlarsa, dinliyorlarsa onlara öğüt ver, yoksa yüz çevir” diyor yani uğraşılmaz. Aslında insanların ümit kesmemesinin nedeni o insanı cismani olarak beğenmesinden kaynaklanıyor. Yoksa o kadar uzatılacak bir şey yok. Anlamıyorsa, ısrarla anlamıyorsa demek ki ruh sahibi değildir ısrar edilmez. Peygamberimiz (sav)’e de diyor Cenab-ı Allah “sana kör âma bir insan geldi” diyor “ona yaklaşmadın, ama bir başka insan var maddi durumu yerinde ona anlatıyorsun. Ama ondan da bir yankı bir cevap bulamadığın halde ısrar ediyorsun” diyor “bu yanlış” diyor Peygamberimiz (sav)’e. Öyle olduğu anlaşılıyor ayetin hitap şeklinden o şekilde anlaşılıyor. Veyahut oradaki başka bir şahıstan da bahsediliyor olabilir ama ayetin akışından siyak-sibakından Peygamberimiz (sav)’e hitap olduğu daha ağırlıklı hissediliyor. Ama orada tabii bizim asıl anlayacağımız; bir insan anlamazlıktan geliyorsa ona ısrar etmeye gerek yok. Ama kör âma, topal da olabilir, insanların dış görünümüne bakmadan eğer imana talipse eğer samimiyse ona İslam’ı anlatmak, İslam’ı sevdirmek gerekir.

KARTAL GÖKTAN: Yabancı basında en son yayınlanan makaleleriniz şu şekilde Adnan Bey: 1957 yılından beri yayınlanan, günlük tirajı 110 bin olan Malezya’nın en büyük gazetelerinden biri olan Berita Harian’da Malezyaca “Malezya-Türkiye birliğinden kuvvet doğar” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda, Malaylar ve Türklerin hem bölgesel hem de uluslararası düzeyde Ortadoğu, Asya, Afrika’nın kökleşmiş sorunlarına çözüm üretmek, küresel barışa, refaha, sosyal adalete, istikrara katkıda bulunmak için tam bir birlik içinde çalışmalarının öneminden bahsediyorsunuz. Bu yazınız ayrıca Malezya’nın ulusal haber ajansı Bernama’da da yine Malezyaca olarak yayınlandı.

Merkezi Londra’da bulunan Irak’ın günlük Arapça gazetesi Azzaman’ın hem basılı yayınında hem de internet sitesinde “Dünyanın en yoksul insanlarını barındıran en zengin kıtası Afrika” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yüzlerce yıldır başka ülkeleri zengin edip kendisi hep yoksulluk ve perişanlık içinde yaşamış bu koca kıtanın sahip olduğu değerler ve zenginliklerin gerçek sahipleri olan Afrikalılara teslim edilmesi gerektiğini anlatıyorsunuz.

Kanada Ontario’da İngilizce ve Arapça olarak basımı yapılan Al-Bilad Gazetesi’nin Arapça yayınında “İslam ve radikalizm, bütünüyle zıt kavramlar” başlıklı makaleniz yayınlandı.

Hindistan’ın Cemmu ve Kashmir Eyaleti’nde bulunan ve bölgenin yazlık başkenti olarak bilinen Srinagar’dan yayın yapan tanınmış köşe yazarlarına yer veren günlük gazete Kashmir Reader’de “Rock yıldızları ve intiharlar” başlıklı yazınız yayınlandı.

Pakistan’ın İngilizce haber sitesi Daily Mail’de “Türkiye, müfredat ve evrim” başlıklı makaleniz yayınlandı.

“Dünyayı değiştirmek isteyenler” başlıklı makaleniz ise Azerbaycan’ın çok okunan haber sitelerinde yayınlandı. Bunlar; Milli Haber, Bunaz Haber, Tezatlar, News Time, Haber TV, Dünya Haber ve Auromedia, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Gayet güzel.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Kubilay. Her sorulan soruya neden orta yani biraz daha ılımlı bir cevap veriyorsunuz, neden hiç uçlara gitmiyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Benim cevaplarımın bir kısmı uç bir kısmı da orta. Uç, mesela ne diyor? “Dekolte yanlıştır” diyor, ben de diyorum “dekolte doğrudur.” Bu, gelenekçi Ortodoks İslam anlayışına göre çok uç bir izah. “Kuran yeterlidir” diyorum, bu çok uç bir izah. Mesela dünya genelinde homoseksüellik ılımlı karşılanıyor, ben kesin bir dille homoseksüelliğin ahlaksızlık olduğunu Kuran’a göre çirkin iğrenç bir fiil olduğunu söylüyorum, bu çok uçtur. İngiliz derin devletini insanlar ağzına dahi almak istemiyor korkudan birçok kişi ifade dahi edemiyorlar eli-ayağı boşalıyor, ben İngiliz derin devletine akıl almaz şekilde bindiriyorum ve akıl almaz bodoslamadan vuruyorum ve darmadağın ediyorum. Bunu kimse yapamıyor dünyada, bu çok uç bir harekettir. Darwinizm bütün dünya çapında destekleniyor, dünyada Darwinizm’e karşı en kapsamlı, en net vuruşu yapan, en uç hareket olarak ben varım. Bütün dünya gazetelerinde de bu, bu şekilde vurgulanıyor açıklanıyor. Rumiliğe karşı kimse sesini çıkartmayıp desteklenirken, desteklerlerken, ben Rumiliğin homoseksüelliğe ılımlı baktığını, hatta homoseksüel ifadeler kullanıldığını yani homoseksüellerle ilgili konulardan bahsedildiğini, Darwinizm’in savunulduğunu, Darwinist düşünceye sahip olduğunu Rumiliğin ve Müslümanlığı kabul etmediğini çünkü “bizim yolumuzda Müslümanlık yoktur” diyor Rumilikte. Bunlar çok uç izahlardır. Hiç kimsenin cesaret edemeyeceği açık izahlardır. Komünizm hakkında Türkiye’de kimse konuşmazken komünizmin büyük bir tehlike olduğunu ve PKK tehlikesinin Türkiye için büyük bir konu olduğunu ve büyük bir bela olduğunu bilimsel metotlarla vurgulayan tek kişiyim. PKK tehlikesine daha Güneydoğu’ya bunlar yerleşmeden, Türkiye’nin sınırlarına yerleşmeden dikkat çeken, bunların orada devlet kuracağı söyleyen de benim. PKK’yı aşağılayan, PKK’ya muazzam destek sağlandığı dönemde Abdullah Öcalan’ı ve PKK’yı yerden yere vuran da benim. Dolayısıyla bu yönlerde uçum. Yani saysam daha da devam eder. Ama mesela CHP’yle mücadelede ılımlı bu doğru. Çünkü CHP’liler de bizim vatandaşımız, büyük bir kitle, yüzde 30’luk bir kitle, tabii ki onları da kazanmaya çalışan, onları da İslam’ın güzel ikliminde eritmeye çalışan ki zaten hepsi Müslüman mümin insanlar, ben onlarla tabii ki ılımlı bir politikayla dostluk içinde olmak isterim. Başka nedir? Ateistlere karşı çok ılımlı ve sevecen yaklaşıyorum, şefkatle yaklaşıyorum. Çünkü onlar İslam’a cephe almış insanlar değil. Hakikaten iman edemiyorlar. Onlara İslam’ı öğretiyorum. Yani bu yönde değerlendirebilirsin verdiğim örneklerden bakabilirsin. Gülen örgütünü hiç kimse eleştirmezken “Allah sizi helak eder, uğursuzluk getirir bu” diyen de yine benim. “Bediüzzaman’ın ismini ağzınıza almıyorsunuz, entel görüntü altında halka üstten bakan enaniyetli, gururlu ve kibirli bir görüntü veriyorsunuz bu çok büyük bir hata, büyük bölümünüz bu hatanın içerisine girmiş, İslam’dan uzaklaşmış durumdasınız” diye eleştiri yapan da benim.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Memleketi Rize’de şehit evini ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan evde şehidimizin ailesine Kuran-ı Kerim okuyup dua etti. Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam aslan, nur gibi Müslüman. Cumhuriyet tarihinde hiç olmayan bir şeyi yaptı ve yapıyor. Dolayısıyla Allahsız, Kitapsızlar, ateistler demeyelim de aslında İngiliz derin devletinin ajanları münafıklar cinnet geçiriyorlar. Sonuna kadar yanındayız, sonuna kadar destekliyoruz. Büyük bir aydın kitlesi rahatça güvenebileceği, ideolojik yönden de rahatça zemin bulacağı bir aydın kitlesi onu destekliyor. Gönlü çok rahat olsun.

Evet.

VTR: İslam dini dışındaki dinlerden en çok hangisinde bilgi sahibisiniz?

ADNAN OKTAR: Zaten başka bir din yok. Bir Hristiyanlık var bir de Musevilik var her iki din konusunda da kısmen bilgi sahibiyim. Çok bilgili değilim ama biliyorum.

Evet.

VTR: Merhaba, ben Muhammed Yöndem. Acaba Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin mevcudiyeti üniversite öğrencilerinin iş bulma imkanını kısıtlıyor mu?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, hiç alakası yok. Üniversite öğrencilerinin çok olması, üniversite mezunlarının çok olması Türkiye’nin liderliğe hazırlanmasından dolayı. Türkiye liderliğe hazırlanıyor ve sonuç da çok çok güzel olacak. Liderlik yaparken aydın aklı başında, sevecen, sevgi dolu kadrolara ihtiyaç var. Bu kadroları sizler yapacaksınız, sizler oluşturacaksınız. Üç-beş yıla kadar size çok büyük ihtiyaç olacak.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, siz Uzungöl’deki doğal görüntünün bozulmasının çok yanlış olduğunu ve eski hale getirilmesi gerektiğini söylemiştiniz. Bu konuyla ilgili videomuz var, gösterebiliriz. Konuşmanızdan bir süre sonra Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan da Rize’de yaptığı konuşmada bu konuya dikkat çekti ve “Ayder Yaylası ve Uzungöl’ü şanına yakışır hale getireceğiz” dedi. Onun da videosu vardı.

ADNAN OKTAR: Helal olsun Tayyip Hocam’a. Tayyip Hocam’ın yüzüne bir nuraniyet geldi son zamanlarda, daha bir açıldı değil mi aydınlandı. Manevi telakkiden kaynaklanıyor o. Maneviyat yolunda daha yükseldiği için oldu o. İyiye hayra gidiyor, güzelliğe gidiyor, devam etsin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar, ismim Ertan Balıkesir’den. Ekranlarda bazen, bazen değil genellikle açık giyimli bayanlarla programlarınız oluyor. Dinin neresinde var böyle bir uygulama? O şekilde giyinmiş kadınlarla dini bir alt yapısı olan bir hocanın o şekilde oturması normal mi? Onlarla o dansları oyunları yapması normal mi? Biz Anadolu’dan gelmiş insanlar olarak bunun böyle doğru olmadığını net bir şekilde biliyoruz. Kendisi bunu ne ile izah ediyor öğrenmek istiyoruz.

ADNAN OKTAR: Şimdi yakışıklım, ben sana bu konuyu anlatayım. Birincisi plajdasın sen şu an. Ne diyeyim ben sana? Sen plaja gitme ben de bu işten vazgeçeyim. Ama sen gidersin o plaja ben de tebliğe devam ederim. İşin doğrusu bu. Bak güzel olmak için de uğraşmışsın kolye takmışsın bayağı da büyük böyle yaklaşık 200 metreden falan görülür 100-200 metreden. Ayrıca normal fıtratta kadınlar, zaten Peygamber Efendimiz (sav) zamanında bütün kadınlar dekolteydi. Dışarı çıktıklarında laf atıyorlardı, insanlar onlara sarkıntılık ediyordu. Ama hepsi dekolteydi. O yüzden Ahzap Suresi’nde belirtilen çarşaf, “dışarıya giderken genişçe bir örtüyle örtünün, dekoltenizi örtün sizi görmesinler ve dolayısıyla size sarkıntılık etmesinler” diye ayet indi. O dönemde kadınların hepsinin dekolte olduğunu zaten Kuran ayetinde açıkça görüyoruz. Kadınların dekoltesini yasaklayan da bir ayet yok. Ama bir örf-gelenek var doğru ama ayet yok. Yani İslam’a göre böyle bir yasak yok. Ama İslam dışı gelenekçi Ortodoks İslam anlayışında sakalını kesen zaten öldürülüyor şu bu falan çok fazla cezalar var. Bunlar geçerli olmaz, o şirk dini olmuş oluyor yani şirk. Kuran dininde, Kuran’da anlatılan dinde kadınların dekolte giyinmesinin yasaklandığına dair bir ifade yok. O yüzden yasaklamayı teşvik ettikleri için, hanımlara da sokakta baskı yaptıkları için, kadın güzelliği dışarıda görülemediği için, halbuki kadınlar bir ideal olması lazım. İnsanların kadınları beğenmesi, onları istemesi, evlenmek istemesi, onları hoş bulması, nimet olarak görmesi gerekirken kadın güzelliğini ortadan kaldırdılar. Kadınlar tamamen bakımsız oluyor birçok yerde, dekolte de zaten giyinemiyorlar. Erkeksi bir görünümle, saçları erkeksi, kıyafetleri erkeksi o şekilde geziyorlar. Zaten bakamıyor da bakmıyor da. O zaman kime bakabiliyor? Erkeğe bakabiliyor, sadece erkeğe bakabiliyor. Kadının bacağına bakmayan erkeğin bacağına bakıyor bu sefer. Kadının omzuna bakmayan erkeğin omzuna bakıyor. Bu sefer transseksüeller, homoseksüeller ve homoseksüellik oğlancılık alıp başını gidiyor gizlice. Ben kardeşimizi tenzih ediyorum ama genellikle dekolteye karşı olan insanlara bakıyoruz, kadınlara ulaşamayan insanlar bunlar. Yani kadınları beğenen isteyen ama kadınlara ulaşamayan, kadınların yüz vermediği insanlar. Öfkelendikleri için kadınlar o zaman başkasının da olmasın düşüncesinde oluyor. Yani ‘bana yar olmayanı başkasına da yar etmem’ mantığı vardır ya onun gibi. Yani başkası da ulaşamasın, başkası da kadınların o nimet yönünü göremesin diye bunu engellemek istiyor. Mesela bu çok kişide vardır, kendisi bir yere gidemediğinde oraya başkalarının da gitmesini istemez, değil mi? Kendisi bir şey başaramadığında başkalarının da başarmasını istemez, o mantıktan kaynaklanıyor. Çoğu ezik, toplum tarafından, kadınlar tarafından dışlanmış, kadınlar tarafından ezilmiş, kadınların beğenmediği kişiler oluyor genellikle. Yani kadınların beğendiği bir kişi bunu söylemez zaten genelinde. Ben arkadaşı tenzih ediyorum o samimi bir Müslüman, samimi bir insan hepsini tenzih ediyorum şu ana kadar konuşanların. Fakat kadınların beğeneceği bir kişinin bunu söylediğini ben hiç görmedim. Genellikle kadınların itici buldukları uzak durduğu riskli bulduğu kişiler oluyor. Onlar da saldırganlık şeklinde kadınlara karşı tavır alıyorlar. Ama bu kişileri incelediğimizde bunların transseksüellerle ilişkiye girdiğini, homoseksüellerle ilişkiye girdiğini, oğlan çocuklarına sarkıntılık ettiklerini görüyoruz. Yani büyük bir bölümünün homoseksüel olduğunu ve bundan haz aldıklarını görüyoruz. Bütün dünyada bu yayılıyor. Bu Allah’ın verdiği ayrı bir felakettir. Kadın dekoltesi, kadın çekiciliğinin ortadan kaldırılması sonucunda, erkekler kadınları bırakıp erkeklere yöneldiler. Çünkü erkekle bakışabiliyor, erkekle konuşabiliyor, erkeğin bacaklarına da bakıyor, omzuna da bakıyor, kollarına da bakıyor ve onlarla rahat kontağa da giriyor hatta aynı yerde çırılçıplak yıkanabiliyor da. Dolayısıyla homoseksüelliğin kapısı sonuna kadar açılmış durumda. Çünkü bir insanın kafasında güzel kadın imajını kaldırıyorlar. Bir erkeğin kadını arzulama düşüncesini ortadan kaldırıyorlar. Kadınla evlenme helali olma düşüncesini ortadan kaldırıyor. Çünkü güzel kadın kavramını ortadan kaldırmışlar. Bir kere bakımlı kadın zaten göremiyor adamlar, güzel kadın göremiyor. Çekici cazibeli bir kadın göremiyor. Bunu göremeyince o kadınları kafasında da hayal edemediğine göre kadın kavramı da ortadan kalkmış oluyor. Çünkü kadını düşünmesinin de haram olduğunu iddia ediyorlar, kadına bakmasının da haram olduğunu iddia ediyorlar. Bakmak haram, düşünmek haram, kadının süslenmesi haram, kadının dekoltesi haram, kadının çekici olması haram yani kadına ait bütün çekici unsurlar, kadını kafasında tasarlayacağı gibi bir imaj kökten yok olmuş oluyor. Yani güzel kadın imajı kalkmış oluyor. Geriye bu adamlar için güzel erkek imajı kalmış oluyor yani sakalsız erkek. Çünkü ona kolay ulaşabiliyor her yerde. Hamamda, plajda, sokakta nerede olursa olsun yahut işte duş yapılan yerlerde, spor salonlarında yahut evlerde herhangi bir yerde rahatça ulaşabiliyor. O zaman kadına ulaşamayan erkeği esas alıyor. Ve o yüzden homoseksüellik akıl almaz bir hızla, akıl almaz bir çapta hem Türkiye’de hem dünyada yayıldı. Çünkü bir delikanlıda kadını beğenme imajı o kadar engelli ki, o kadar bloke edilmiş ki, bir gencin onu aşıp kadını istemesi diye bir konu yok. Çünkü kadınla konuşması zaten suç, kadına bakması suç, kadının erkeğe yaklaşması suç, kadının erkeğe bakması suç, kadının çekici olması suç, süslü olması suç, kadının sokağa çıkması suç, kadınla telefonda görüşmesi suç, resmine bakması suç yani kadın yok olmuş durumda. Tamamen bloke edilmiş durumda. Nasıl olabilir? Görücü usulüyle olabilir diyor. Kardeşim, kafasında tasarlayamayacak hale getirmişsin sen. Bilmediği bir şeyi adam niye istesin? Senin dediğin sistemde kadın yok zaten hiç yok. Görüntüsünü göremiyor, güzelliğini göremiyor, çekiciliğini göremiyor. Bilmediği bir şeyi adam neden istesin? Ortada hiç öyle birisi yok, her yönden her şey kapatılmış. Yani kadının erkeği görmesi mümkün değil, erkeğin kadını görmesi mümkün değil. Cinsellik tabu haline getirilmiş, kadını arzulamak tabu halinde getirilmiş dolayısıyla da evlenme arzusu da ortadan kalkmış oluyor. Gençler de o yüzden yeni gelişme olarak testosteron seviyesinde ciddi bir düşme olmuş. Bütün Türkiye’de yapılan anketlerde bu görülüyor. Ve sperm sayısında da ciddi şekilde düşme olmuş. Yani erkekler kadınlaşmaya başladılar. Adamların istediği bu, işte şeytan “emredeceğim insanlar fıtratı bozacaklar” diyor. Şu an İngiliz derin devleti kanalıyla şeytan insanların fıtratını bozuyor. Kadını beğenme ruhunu ortadan kaldırıyor. Kadına karşı erkeği beğenme erkeği arzulama ruhunu geliştirtiyor. Ve geniş çapta homoseksüel propagandayla da bu destekleniyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, Adnan Hocamız’ı çok seviyoruz. Amerika ile Kuzey Kore arasındaki gerilim hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Dünyadaki İngiliz derin devletine karşı mücadeleyi frenlemek için İngiliz derin devletinin yaptığı yeni bir atak, yeni bir gerilim politikası, yeni bir oyun. Ve Amerika’daki hükümeti yıkmak için yeni bir atak. Trump’ı kaç koldan birden İngiliz derin devleti sarmala aldı. Hem hukuki sarmala aldı hem de ekonomik sarmala aldı hem de savaş tehdidiyle de sarmala aldı. Psikolojik bir baskıyla hükümeti çökertme atağına geçtiler. Trump çok fazla taviz verdiği halde, homoseksüellerin kendisini küçük düşürmesini kabul etmesine rağmen, kızının homoseksüelleri desteklemesi için talimat vermesine rağmen, İngiliz derin devletinin sembolü olan heykeli getirip burnunun dibine koymasına rağmen adam yakasını kurtaramıyor. Ne diyorlarsa yapıyor ama yakasını kurtaramıyor. Çünkü İngiliz derin devleti adamdan huylandı ve istemiyorlar. Şimdi İngiliz derin devleti gövde gösterisi yapıyor kendi kafasınca, bunu daha detaylı sonra açıklayacağım.

Evet.

VTR: Adnan Bey, bu dini programınızın konsepti neden böyle?

ADNAN OKTAR: Dini program derken, din her yerdedir. Ben dikkat ederseniz sorulan sorular içerisinde dini her konuda değerlendiriyorum. Adam mesela makyaj söylüyor, ben dinle onu değerlendiriyorum, sevgiden bahsediyor dinle, siyaset söylüyor dinle, dinin olmadığı hiçbir yer yoktur. O yüzden dini program zannediyorsunuz. Normalde bu normal bir program. Benim Müslüman olmamdan kaynaklandığı için dini program diye değerlendiriyorsunuz. Ben çünkü her şeyi İslam’a göre değerlendirdiğim için, yemek yemeyi, gülmeyi, eğlenmeyi her şeyi İslam’a, Kuran’a göre değerlendiriyorum. Siz de o zaman dini program diyorsunuz. Dini olmayan hiçbir şey yoktur. Dini olmayan hayatta hiçbir şey yoktur. Dolayısıyla yapılanlar Kuran’a göre doğru olduğu için, şirk dinine göre de yanlış olduğu için bir hayret mekanizması işliyor. Yani diyorlar “Bizim alıştığımız şirk dininde, bu şirkin bize aktarıldığı kadarıyla bunları görmedik.” Kuran dinini yeni tanıdıkları için hayretler içinde kalıyorlar ‘bu nasıl bir din, nasıl bir anlayış?’ Hatta Peygamberimiz (sav) diyor ki, beni de inşaAllah Allah talebesi etsin Hz. Mehdi (as)’a, sizleri de Hz. Mehdi (as)’a talebe etsin, “Mehdi çıktığı vakit halk onu sapkın olarak değerlendirecek, mülhit olarak değerlendirecek” yani ilhat etmiş “ve neden bu dinimizi bozmaya çalışıyor, bize yeni bir din mi getirmeye çalışıyor diye ona karşı mücadele edecekler” diyor. Peygamberimiz (sav)’in 20’nin üstünde hadisi var bu konuda, 20’nin üstünde sahih hadis. “Mehdi’yi mürtetlikle suçlayacaklar” diyor Peygamberimiz (sav). Hatta “ulema da alimler de onun mürtet olduğunu iddia edecekler” diyor. Hatta diyor “İstanbul’da bulunan alim çıkacak diyecek ki” diyor “bu adam bizim dinimizi ortadan kaldırdı, bu sapkındır buna uymayın diyecek” diyor “fakat Mehdi onu fikirle ve düşüncesiyle yenecek” diyor hadislerde.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Alman Focus Dergisi’nde Sayın Kılıçdaroğlu kaynak göstererek yayınlanan “CHP lideri Alman turistleri uyardı” başlıklı haber için CHP tekzip gönderdi. Başlığın gerçeği yansıtmadığı söylendi. Ancak Alman Focus Dergisi resmi bir açıklama yaparak “Yayın ilkeleri gereği röportajı CHP Genel Merkezi’ne yolladıklarını ve CHP Genel Merkezi’nden onay geldikten sonra yayınladıklarını açıkladılar.

ADNAN OKTAR: Bir hata olmuş evet.

VTR: Merhaba, ben Behram. İçinde bulunduğumuz Türkiye’ni durumu göz önünde bulundurursak, her konuda tek çözüm sosyalizm.

ADNAN OKTAR: Tabii iyi niyetli bir insan. Ne yapalım diyor, işte adaletsizlikler var diyor bütün dünyada. Devlet zenginlerin malına el koysun fakire-fukaraya dağıtsın. Komünal sistem olsun kurtulalım diyor. Yeni bir felaket, yeni bir felaket. Bak Rusya bunu yaptı mahvoldu Rusya. Çin yaptı insanların mutluluğu sevinci hiçbir şeyi kalmadı. Dolayısıyla bunun da bir çözüm olmadığı açık aşikar görülüyor. Rusya’da gümbür gümbür sosyalizmin yıkılmasının sebebi bu. İnsanlara acı, ızdırap, sıkıntı verdi başka bir şey vermedi. Sosyalizm demeyelim de velayet sistemi diyelim. Yani İslam’ın getireceği sosyal adalet sistemi bütün dünyayı kurtarır. Sosyalizmden çok daha ileri sosyal adalet getirir çok çok daha ileri kıyaslanmayacak derecede. Çünkü orada herkes birbirinin babası, anası, oğlu, çoluğu-çocuğu oluyor, herkes aile oluyor. Milletin tamamı aile oluyor, herkes herkesi korumakla mükellef. Herkesin malını herkes kullanabiliyor Allah rızası için. Dolayısıyla sosyalizme hiç ihtiyaç yok Mehdiyet’e ihtiyaç var. Zaten sosyalizm Mehdiyet’in Allahsız modelinin zorla yapılanıdır, yani sosyal adaletin zorla yapılanıdır. Ama Mehdiyet Allah inancına dayalı sevgiyle sosyal adaletin oluşturulduğu bir sistemdir. Dolayısıyla Mehdiyet’i iste sosyalizmi isteme. Yıkılmış bir sistemi isteme.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Eserleriniz vesilesiyle kardeşlerimizin gerçekleştirdiği faaliyetler. 30 Temmuz günü Balıkesir’den kardeşlerimiz beraber yemek yiyip Mehdiyet ve ahir zaman üzerine sohbet etmişler. 27 Temmuz’da iki kardeşimiz Erzurum’da 60 kitabınızı ve 45 belgesel CD’sini dağıtmış. Samsun Atakum’da belediyenin düzenlediği etkinlikte yer alan esnafa sizin kitaplarınızdan hediye edilmiş. İzmir’den kardeşlerimiz Konak Sahili, Kordon, Manisa ve Karşıyaka Sahili’nde özellikle gençlere eserlerinizden armağan edip sohbet etmişler. Karabük’ten bir kardeşimiz ağabeyiyle birlikte broşür dağıtımı yapmış. Silifke’de kitaplarınızı halkımıza dağıtmış kardeşlerimiz. Bursalı kardeşlerimiz 17 ve 25 Temmuz’da ev sohbetinde bir araya gelip kitaplarınızdan bölümler okumuşlar. Ayrıca 22-23 Temmuz’da Dikkaldırım Mahallesi ve Adliye Sarayı çevresinde 100 adet kitabınızı ve 1500 adet broşürün dağıtımını yapmışlar. Eskişehir’den Nursel ve Sibel kardeşlerimiz 11 Temmuz’da Akarbaşı ve Vişnelik Mahallelerinde 1500 broşür, 23 Temmuz’da da Tabakhane esnafına 600 broşür dağıtmışlar, sonrasında da sohbet etmişler. 24 Temmuz günü Avcılar, Beylikdüzü ve Aksaray’da 30 kitap ve 1000 kadar da A9 TV broşürü dağıtmışlar kardeşlerimiz. Geçtiğimiz hafta içinde Devrek İlçe Kütüphanesi’ne Yaratılış Atlası bırakmış bir kardeşimiz. 25 Temmuz ile 10 Ağustos tarihleri arasında toplam 340 eseriniz ile 1900 broşür dağıtımını yapmış kardeşlerimiz Ankara’da. İlgili mahalleler de şöyle; Keçiören, Bağlarbaşı, Çankaya Mesa, Gaziosmanpaşa, Sıhhiye Cinnah Caddesi, Aktepe, Dikimevi, Hoşdere Caddesi ve Yukarıayrancı. Mülteci kardeşlerimize kitaplarınızdan hediye edip sohbet etmiş kardeşlerimiz Bayburt’ta. 7 Ağustos’ta Yenibosna’da 15 adet kitabınız dağıtılmış. Geçtiğimiz Pazar günü Kayserili kardeşlerimiz 100 kadar kitabınızı halkımıza hediye etmişler ve sonrasında sohbet etmişler. Çorum Buharevler Mahallesi’nde eserlerinizin dağıtımı yapılmış. Almanya’dan kardeşimiz Freiburg’da Pakistanlı iş arkadaşıyla birlikte yaklaşık 4000 kadar broşür dağıtmış. Sakarya’nın Serdivan İlçesi’yle Adapazarı’nda A9 TV broşürü dağıtmış bir kardeşimiz, 29 Temmuz ve 5 Ağustos günlerinde. Yine 29 Temmuz ve 30 Temmuz tarihlerinde de Bursa’daki bir alışveriş merkezinde fosil sergisi düzenlemiş kardeşlerimiz. Halkın ve özellikle de çocukların yoğun ilgisi olduğunu iletmişler kardeşlerimiz, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, süper olmuş. En etkili yöntem, en etkili yöntem. Bunun birikip birikip birikip muazzam bir güce dönüşeceği belli. İlimle irfanla, sevgiyle şefkatle.

Fethullah Gülen hareketi yani FETÖ başlangıçta “Biz Nurcuyuz” dediler. Dedik “Nurculuktan zaten dönülmez sağlam bayağı iyi, bunlar hep yere bakarak yürüyen insanlar mazlumlar destekleyelim” dedik. Adamlar gitti İngiliz derin devletinin kucağına oturdu. Fethullah Gülen bunda hiçbir mahsur görmedi. Bak bunun sonucunda hem kendi mahvoldu, hem koskoca cemaatini mahvetti. Otuz kere uyardım, bak enaniyet, gurur, kibir yapmayın diye. Enaniyet, gurur, kibrin kaynağının İngiliz derin devleti olduğu da anlaşıldı. Şimdi apar-topar kurtarmaya çalışıyorlar. Açıklama yapmış İngiltere işte FETÖ’yle ilgili falan. O açıklama yapılırken raporun hazırlanmasında FETÖ elemanları da görev aldılar. Bunu da açıklayacağım onu söyleyeyim. Çünkü bak, “tamamen reddederseniz olumsuz etki yapar güvenleri kalmaz ortalı bir açıklama yapın” diye talimatı veren FETÖ’dür. Yani ona göre ortalı bir açıklama yapıldı. Bunu da yiyenler oldu tabii bizden bazı vatandaşlar, Türkiye’den bazı yazarlar da bunu yediler. Bu oyunu ortaya çıkaracağım. Ama beklediğim yer var. Biraz daha konuşsunlar ondan sonra.

Evet.

VTR: Hiçbir kızın arkasından baktınız mı?

ADNAN OKTAR: Arkasından da baktım önünden de baktım. Neden öyle sordu acaba? Eğer Allah sevdirecekse kaderde varsa onun ikinci bir yolu olmaz. Mutlaka Allah nasip eder. Öyle bir şey olmaz. Mutlaka tutku olur, aşk olur, sevgi olur. Hayırsızsa Allah görüştürmez. Hayırlıysa dünyanın neresinde olursa olsun getirir ve görüştürür. Uğursuzsa ayırır, lanetliyse ayırır, hayırlıysa mutlaka birleştirir dost yapar kardeş yapar. Müminler için kanun budur, Allah’ın kanunu budur.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Hakan yazısında, “Kılıçdaroğlu her ne kadar ‘Alman turistlere gelmeyin uyarısı yapmadım’ dese de sözleri oraya çıkıyor. Halbuki Kılıçdaroğlu daha farklı cevap verebilirdi” dedi ve şöyle devam ediyor: “Kılıçdaroğlu, ‘Evet bizim ülkemizde adalet ve demokrasi sorunları var. Biz bu sorunları ortadan kaldırmak amacıyla siyasi mücadele veriyoruz. Ancak bu sorunların ülkemize gelen turistlere yansıyan bir tarafı yok. Almanlar ülkemize gönül rahatlığıyla gelebilir’ diyebilirdi. Ama işte Kılıçdaroğlu böyle bir cevap vermeyi becerebildiği gün CHP’nin AK Parti açısından çok büyük bir tehlike haline geldiği gün olacaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Heyecanlanmış boş bulunmuşsa bile yeniden düzeltebilir, kaybettiği bir şey yok yeniden başka bir dergiye demeç versin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Türk kızları neden nazlı? Bunu çok merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Yakışıklım sen bir hayli yakışıklısın ve çok güzel yüzün. Kızlar seni niye reddetsin? Öyle bir şey olmaz. Senin dikkat edeceğin şey onlara sevgiyle, saygıyla değer verdiğini hissettirerek yaklaşman. Onların namusuna, şerefine, onuruna kefil olduğunu belirtmen, hayatın pahasına onları koruyacağını onlara söylemen, dinine, imanına, mukaddesatına çok titiz olman, sağlığına, sıhhatine özen göstermen durumunda niye arkadaş olmasınlar? Seninle kızlar rahatça arkadaş olur, çok güzel delikanlısın, akıllı bir delikanlısın dolayısıyla o yanlış anlaşılan yönleri düzeltirsen konu biter öyle bir şey olmaz.

Evet.

VTR: Merhaba ben Melis. Dünya bu kadar kalabalık ve kötü bir yerken ve hiçbir şey iyiye gitmiyorken insanlar hala neden bu dünyaya çocuk getirmeyi tercih ediyorlar? Onu merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Ah benim bir tanem, benim güzelim. Akıllıca bir açıklama, akıllıca bir konuşma hakikaten deccaliyet dünyayı akıl almaz bir şekilde boğdu ve insanlardan sevgiyi, hürmeti, şefkati, güzelliği, estetiği ve sanatı kaldırdı. Onları bir nevi cehenneme doğru çekmeye çalışıyor, homoseksüellikle, ateistlikle, Darwinistlikle mahvetmeye gayret ediyor böyle bir ortamda çocuk olduğunda tabii o belanın içine çocuk da girmiş olacak, çocuk da acı çekecek. O yüzden bu güzel kız, bu hanım kız, bu nurlu insan tedirgin olmuş “O çocuklara niye acı çektirelim?” diyor ama şöyle olabilir. Kendini çok iyi yetiştirip etrafına tebliğ yapacak güçte olursa, çocuğunu da koruyacak güçteyse bunu yapabilir yani çocuğu da eğiterek, çocuğun da güçlü olmasını sağlayarak ve onu güçlü şekilde savunarak yoluna devam edebilir böyle bir güzellik elde edebilir. Çocukları böyle bir ortamda sokağa bıraktığımızda Allah esirgesin mahvolurlar. Darwinistlerin, materyalistlerin fikri müdahalelerine maruz kalabilirler. Rumilerin yahut İngiliz derin devletinin uşaklarının müdahalelerine maruz kalabilirler. Çocuğu olan çocuğuna çok güçlü sahip çıkıp onu çok akılcı, doğru, Kuran ahlakıyla yetiştirmesi lazım. Gelenekçi Ortodoks çizgide yetiştirirse ya IŞİD, ya Taliban, ya El-Kaide’ye gidebilir, öbür türlü ateist, komünist veyahut PKK’lı olabilir ama Kuran üslubuyla, Kuran’ın yeterliliğiyle anlatırsa çok mükemmel olur çocuklar.

Evet.

VTR: Can. Bir insanı unutmak neden bu kadar kolay?

ADNAN OKTAR: Can, sen de çok yakışıklı delikanlısın, yeni nesil bayağı yakışıklı maşaAllah. Herhalde bir kız arkadaşı Can’ı terk etmiş anladığım kadarıyla o da ona içerlemiş. Can, sen o kız arkadaşına yeniden sevgiyle, şefkatle, merhametle, koruma hisleriyle onuruna, şerefine ve namusuna kefil olarak yaklaşırsan, dinini, imanını esas alarak dindar yetişmesi için gayret edeceğini ona gösterirsen ve egoist asla olmayacağını, başka insanlar için yaşayacağını ona hissettirirsen her şey yeniden düzelir. Allah’ı çok sev, Allah’ın tecellisi olarak gör karşındaki insanı Allah sana o tecelliyi yeniden döndürür, o tecelliyi senden kaldıran Allah. Sen zannediyorsun o karar verdi halbuki o karar vermedi Allah karar verdi. Allah senden aldı, Allah sana geri döndürür, Allah’ın dilemesiyle olur, kaderinde olması gerekir.

Evet.

VTR: Merhaba, ben Zekeriya. Aslında en büyük sorum enflasyonun önüne nasıl geçebileceğimiz. Bunun için bireysel olarak tabii ki bir şey yapamayız. Devletin bu konuda nasıl adım atabileceği vesaire en büyük sorun bu diye düşünüyorum.

ADNAN OKTAR: Yakışıklım en güzel çözüm velayet sistemidir, İslam’daki velayet sistemi. Bütün müminlerin birbirini koruyup kollaması, zenginlerin mallarını Allah için müminlere harcaması, sahah üzerine dengeyi sağlaması, mümin kardeşine karşılıksız yardım etmesi. Velayet sistemiyle mesele kökten hallolur ve akıl almaz bir zenginlik meydana gelir. Mesela Peygamberimiz (sav) zamanında müthiş bir zenginlik oldu, enflasyon sıfırdı. Bak Peygamberimiz (sav)’in zamanında enflasyon sıfır. Hz. Yusuf (as) zamanında enflasyon sıfıra gitti, enflasyonu kaldırdı. Enflasyondan batmış mahvolmuştu Mısır, Hz. Yusuf (as) geldi bitti. Hz. Süleyman (as)’ın zamanında enflasyon sıfırdı, muazzam bir zenginlik vardı, velayet sistemi vardı çünkü. Herkes müminler birbirine yardım ediyordu, herkes birbirini koruyup kolluyordu. Bu konuda tek çözüm velayet sistemidir, Kuran’da emredilen velayet sistemi.  

Evet.

VTR: Hayatınız bir kitap olsa, ilk cümleniz ne olurdu?

ADNAN OKTAR: Tabii ki, Allah adıyla başlamak lazım, Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, ilk cümle o olması lazım, benim kitaplarımda hep öyledir zaten. Niye Rahman ve Rahim? Allah’ın koruyucu, şefkatli isimleri, onunla başlayacak.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un ve Partili Ayhan Oğan’ın, yeni bir devlet kurulduğu yönündeki açıklamalarını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bizzat cevap vermesi gerektiğini söylemişti. Bunun üzerine Yeni Şafak Yazarı Faruk Aksoy, “MHP durup dururken niye atarlanıyor?” Başlıklı bir yazı yazdı. MHP’nin daha vakur, daha mütevazi, daha sakin olması gerekir. AK Parti her olayda cumhuriyetin muhafazası konusunda MHP’ye hesap vermek, MHP’nin şüphelerini gidermek zorunda değil ki. Hiçbir partinin hiçbir partiye ayar verme yetkisi de yoktur, hakkı da yoktur. Unutmayın MHP-AK Parti işbirliğinde yumurta küfesini sırtında AK Parti taşıyor.              

ADNAN OKTAR: MHP’nin tavrı orada çok doğru, çok isabetli çünkü büyük bir fitne çıkmış, büyük bir fitne sözü ortaya atılmış, eğer bunun cevabı üst düzeyden verilmezse bu fitne dalgalanarak AK Parti’nin aleyhine ve hükümetin aleyhine olabilirdi. Bu fitneyi temizlemek için MHP bir uyarıda bulundu, Tayyip Hocam da çok güzel bir açıklamada bulundu dolayısıyla bu fitneyi bu şekilde temizlemiş olduk. Vakarlığa zıt olan bir yönü yok bilakis vakarın gerektirdiği nezaketle vakarlı bir duruşla, vakarlı bir açıklama yapılmıştır. Cumhurbaşkanı da vakarlı bir cevapla meseleyi vuzuhata kavuşturmuştur, büyük bir fitne böylece yatıştırılmış oldu.

Evet.

VTR: Ben Bursa’dan Muhammed. Bir doktorun söylediğini diğer doktor neden farklı söyler?

ADNAN OKTAR: Muhammed o zaman işte üçüncü bir doktora gitmek gerekiyor. Zıt şeyler söylendiğinde üçüncü bir doktorla denge sağlanabilir.

Evet.

 VTR: Mehdi (as)’ı nasıl tanıyacağız?

ADNAN OKTAR: Canımın içi Mehdi (as)’ı tanıma sorunu diye bir konu yoktur. Mehdi (as)’ın kendini tanıtması sorunu yok, halkın da Mehdi (as)’ı tanıması sorunu yoktur bunun için özel bir gayrete gerek yoktur, Allah kalplere ilham eder, kalplere vahyeder vicdanımızla hissederiz zamanı gelince. Onun için bir telaşa, Mehdi (as)’ın özel bir gayret göstermesine gerek var gibi düşünüyor insanlar yahut halkın özel bir gayret göstermesine gerek var gibi öyle bir şey değil. O kendi doğrultusunda yavaş yavaş gelişmelerle, sadmelerle, çeşitli olaylarla neşv-ü nema bulup gelişerek kendini açıkça ve alenen hissettirir, kalplere Allah vahyeder.

Evet.

VTR: Selam Adnan Bey, ben Hilal. Mehdi (as)’ın zuhurundan sonra neler olacak?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, Mehdi (as)’ın zuhurundan sonra bak günlerden beri şikayetler ediyorsunuz ya anlatıyorsunuz ve bitip tükenecek gibi görünmeyen bu şikayetler bunların tamamı kökünden bitmiş olacak ve böyle bir şikayeti hiç duymayacağız ondan sonra. Sadece mutluluğunuzu, sevincinizi, hayretinizi, takdirinizi, sadece güzellikleri, mutluluğu, iyiliği, sanatı, estetiği göreceğiz. Hatta soruluyor halka “ihtiyacı olan var mı?” Diyor. Adam ihtiyacından fazla olanı vermek istiyor, o kadar rahatlık oluyor. “Mezardakiler bile imrenir” diyor Peygamberimiz (sav). Bak “mezardaki ölüler bile imrenirler” diyor Müslümanların rahatlığına.

Evet.

VTR: Dostunuz mu çok, düşmanınız mı?

ADNAN OKTAR: Canımın içi sen ne kadar güzelsin maşaAllah, çok çok güzel kaşın, gözün, burnun, elmacık kemiklerin çıkıklığı, dişler, dudaklar, çene her yerin çok güzel, Allah seni çok güzel yaratmış, saçların da çok güzel. Allah sana sağlık sıhhat, uzun ömür versin, güzellik versin, hidayet versin. Muhalif denebilir yani muhalifleriniz mi çok, dostunuz mu çok? Eğer Türkiye geneline bakarsak, dünya geneline bakarsak dostumun çok olduğunu görüyorum çünkü İran’da Müslüman Sünni hiçbir yazarın yazısı yayınlanmaz. İran’da en çok sevilen yazarım. Rusya’da en çok sevilen yazarım, en çok yazısı okunan benim. Pakistan’da öyle. İsrail’de öyle ve Amerika’da da öyle. En çok kitapları okunan yazarım, en çok beğenilen yazarım. Türkiye’de de her kesimin yani tabii gelenekçi kesim muhalif olmakla beraber bilinçaltında ciddi bir hayranlık duyduklarını özel görüşmelerimde görüyorum. Ateistlerin bile kabul ettiği, ateistlerin bile takdir ettiği, beğendiği bir kişiyim dolayısıyla genele göre kıyasladığımızda dostum daha çok çünkü mesela bazı yazarlar var komünist sadece komünistler destekliyor. Bir kısmı gelenekçi sadece gelenekçi kendi grubu destekliyor. Bir kısmı Nakşi sadece Nakşiler destekliyor ama beni bütün gruplar destekliyor, hepsi destekliyorlar.

Evet.

AYŞE KOÇ: Hristiyan ve Musevi camiaların yayın organlarında da makaleleriniz yayınlanıyor.    

ADNAN OKTAR: Mesela Hristiyanlar hiçbir Müslüman cemaatle bağlantıları yok benle bağlantılılar. Museviler hiçbir Müslüman cemaatle bağlantıları yok sadece benle bağlantılılar. Masonların hiçbir Müslüman cemaatle bağlantıları yok sadece benle bağlantıları var. Tapınak şövalyeleri de öyle mesela bütün tarikatlardan hepsi dostumdur. Nakşibendiler, Kadiriler, Şaziriler, Aleviler, Alevilere en çok dost olan, yakın olan benim. Alevi derneklerinden de en çok teveccüh ettikleri Müslüman benim. Sünni Müslüman olarak en çok sevdikleri kişi benim.

AYLİN KOCAMAN: Normalde birbirine karşıt ülkelerin hepsinde yazınız yayınlanıyor Suudi Arabistan, İsrail, İran hepsi yayınlıyor yazınızı.

ADNAN OKTAR: Değil mi? Mesela Balkanlardaki Alevi dernekleri topluca beni çok severler. Türkiye’deki Alevi derneklerinin büyük bir bölümü ezici şekilde beni çok severler ve güvenirler.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Akit Yazarı Ali Karahasanoğlu, “Evrim teorisi maskeleri bir defa daha indirdi” başlıklı bir yazı yazdı. Nuray Mert, evrim teorisini desteklemeyen bir yazı yazınca özgür tartışma diyenler, sansüre karşıyız diyenler bilim her şeyden şüphe etmeyi gerektirir diyenler her şeyi tartışmamamız gerekir diyenler Nuray Mert’i anında işten çıkardılar. Özgürlükçü Cumhuriyetçileri hafakanlar bastı, bu nasıl olur? Bunu kabul edemeyiz diye ayaklandılar” dedi. 

ADNAN OKTAR: İşte Darwinizm konusunda çok hassaslar mesela Caner Taslaman, “Ben Müslümanım” diyor hiç rahatsız olmazlar her yerde yazısı çıkar. Ne şartla? Darwinist olması şartıyla ama bir Müslüman Darwinizm’e karşıysa isterse komünist olsun hiçbir yerde sol yazısını çıkarttırmaz. Darwinizm onların en hassas noktasıdır.

Soru soran herkese aleykümselam diyorum.

Mesela bizim iftarlarımıza her görüşten insan geliyor, her görüşten. Sağcı, solcu, CHP’li, MHP’li, AK Partili, Saadet Partisi’nden çok fazla kardeşimiz gelmişti, Nakşibendilerden, Kadirilerden, Ülkücülerden, MHP’lilerden. Benim vasfım odur herkese kucak açarım, herkesi severim.

Evet.

VTR: Ben Umut. Bir insan şerefini ne zaman kaybeder? Teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: Bir insan ne zaman şerefini kaybeder? Vatanını satarsa, milletini satmaya kalkarsa, devletini satmaya kalkarsa yani ihanet ederse, hainlik yaparsa şerefi gider.

Evet.

VTR: Merhaba Adnan Bey, ben Seçkin. Trafik kazalarının önüne nasıl geçilebilir?

ADNAN OKTAR: Seçkin, bir; dikkati çok arttırmak gerekiyor, ikisi; yolları çok geniş ve bol yapmak gerekiyor. On iki şeritli, büyük yollar yapılması gerekiyor, bir de keskin bir dikkat.

Bir insanın şerefini kaybetmesi dinin savunduğu şeylere ihanet etmesi yani vatan, millet, bayrak bunları alçakça, kahpece gözden çıkartıyorsa o zaman şerefsiz olur ama hepsinin üstünde din vardır tabii hepsinin üstünde İslam vardır çünkü bunlar hep İslam’ın savunduğu değerler.

Evet, dinliyorum. 

VTR: Belediye otobüslerine bindiğimiz zaman biz yaşlılar ayakta gidiyoruz, gençler hiçbir zaman kalkıp yer vermiyorlar, uyuyorlar.

ADNAN OKTAR: Canım benim uyuduklarından değil de orada sizi görmezden gelme için yapıyorlar. İnsanlar tabii onların o gaddarlığına bazı kişiler için söylüyorum gaddarlığına hayret nazarlarıyla bakıyorlar onlar da o hayret nazarlarından korunmak için gözlerini kapatıp haberim yoktu, haberim olsa yer verirdim gibi bir kurnazlığa giriyorlar çok ayıp yapıyorlar, çok ürkütücü bir şey bu. Hepsi için demiyorum ama genelinde bu böyle. Yakışan bir şey değil, dürüst bir insana, mert bir delikanlıya, gerçek bir Müslümana yakışacak bir tavır değil çok çirkin.

Evet.

VTR: Merhaba ben Eren. Evlenmek neden bu kadar masraflı?

ADNAN OKTAR: Eren, sen çok yakışıklı bir delikanlısın. Olsun masraf ne olacak, daha mütevazi bir hayat da olabilir mühim olan evlenmek, Allah arkasını getirir. Allah fazlıyla seni zengin eder. Gereksiz masraf çıkarıyor olabilirler. Evlen kızı al babanın evine götür ne var? Yine odanda yaşarsın bir şey olmaz veyahut kızın evine de gidebilirsiniz değil mi? Hazır eşyalar var hiçbir şey olmaz sen yeter ki evlen.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben İdil. İnsanlar neden aldatır?

ADNAN OKTAR: Canımın içi sen çok güzelsin. Seni bir insan aldatıyorsa çok büyük bir zalimlik içindedir ve gaddardır. Dünyalar güzelisin sana nasıl kıyılır? Bir daha göreyim ben senin güzelliğini.  

 VTR: Ben İdil. İnsanlar neden aldatır?

ADNAN OKTAR: Canımın içi bak insan diyorsun, aldatıyor diyorsun. Sakın insan kılığında bir hayvan olmasın o? Sen insan zannetmişsindir görünüşü insandır ama ruhsuzdur o, bir hayvandır, bir cisimdir o, bir makinedir sen onu ruh sahibi zannettiğin için hayretler içinde kalmış olabilirsin. Şefkatli, merhametli, Allah’tan korkan bir insan zulüm yapmaz, üzmez, karşısındakini tedirgin etmez, ona acı çektirmez dolayısıyla orada bir yanlışlık var yani teşhis yanlışlığı olabilir ona insan demeyelim de bazı varlıklar de. Neden aldatıyor? Çünkü ruh sahibi değil çünkü Allah’tan korkmuyor, bazıları için diyorum. 

Evet.

VTR: Ben Mustafa Kemal Irmak. Hükümetimizin siyasi duruşunu doğru buluyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Mustafa Kemal, ne yapsın hükümet? Bir tek Tayyip Hoca var işte başta, diğer kişileri de zaman zaman değiştirerek hükümeti devam ettiriyorlar. Tayyip Hoca’nın bir samimi çizgisi var, dürüst bir çizgisi var asıl yüzde 99’luk kısmı o oluşturuyor benim gördüğüm. Ondan başka şahıslar gidiyorlar, geliyorlar, milletin ruhu iktidarda şu an yani demokrat ruh iktidarda onun için hükümete değil de Tayyip Hoca’ya destek verirseniz moral yönden, manevi yönden desteklerseniz ki desteklemeseniz de zaten başarılı olur Allah’ın izniyle ama sen vicdanlı bir delikanlısın desteklemeye devam et güzel olacak inşaAllah. Çünkü Mehdiyet’e doğru gidiyor Türkiye. Mehdiyet’te bereket bulacak.

Evet dinliyorum.

VTR: Çetin Soysal. CHP önceki dönem milletvekili CHP Parti Meclis Üyesi. Sanatçılara gereken değerleri veriyor muyuz?

ADNAN OKTAR: Evet o çok vahim, çok büyük bir eksiklik. Sanatçıların ne adı duyuluyor ne sanı duyuluyor. Kimse Türkiye'de sanatçı var mı yok mu bilmiyor. Çok acı bir durum bu. Buna karşı Tayyip Hoca zaman zaman sanatçıları çağırıyor. Yemek yediriyor. Gönderiyor. Konuşuyor. Sohbet ediyor ama bu hiç yeterli değil. Sanatçılar çok güçlü şekilde desteklenmeli. Ön plana çıkarılmalı. Cesaretlendirilmeli. Teşvik edilmeli ve takdir edilmeli. Devlet övünç madalyası verilebilir. Teşvik edilebilir. Maaş bağlanabilir. Halka tanıtılabilir. TRT’de sürekli onlar halkın gözü önünde tutulabilir. Takdir edilmeleri kastıyla güzel görüntüleri yayınlanabilir. Sanatlarını icra etmeleri sağlanabilir. Yerden göğe kadar haklı. Ressamlar, heykeltıraşlar, şarkı, türkü, müzik aletleri hepsi yani hepsi bunu icra eden sanatçılar hepsi sanat peşinde olan, sanatı savunan güzel insanlar. Her yönüyle bütün sanatçılar desteklenmeli. Sanat teşvik edilmeli. Sanat demek, güzellik demektir. Güzellik demek, sevgi demektir. Sevgi demek, hayatın gayesi demektir.

Evet

BÜLENT SEZGİN: California’da sahilin üzerini kaplayan dev bir bulut vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bu nasıl bir bulutmuş böyle, çok güzel. Halbuki böyle şeyler pek tekin şeyler değil. Böyle şeyde eve çekilmeleri lazım. Bir mahsur görmüyorlar. Böyle şeylerde genellikle ya dolu veyahut hortum ona benzer şeyler olur. Gökyüzü aşırı koyulaştığında bu normal bir durum değildir. Mesela geçenlerde de öyle olduğunda, simsiyah oldu gökyüzü. Pencere gibi açıldı bir yer. Belli ki gökyüzünde garip bir olay var. Böyle şeylerde uygun yerlere geçip dikkatli olmak gerekiyor. Büyük bir ihtimalle ya güçlü bir fırtına çıkacak demektir. Veyahut ona benzer göksel bir olay olacak demektir.

Evet dinliyorum.

VTR: Ben Profesör Doktor Bingür Sönmez. Kalp cerrahıyım. Çok merak ediyorum, sanatçılara vefa gösteriliyor mu? Camiada sanatçı dostu olarak bilinen bir doktorum. Hastaneme çok sanatçı gelir yatar. Bu sanatçıları arayan iki kişi vardır. Biri Selçuk Ural, biri Sezen Aksu. Onun dışında hiç kimse aramaz ve ziyaret etmez. Onlar hep Cemal Reşit Rey'i beklerler. Çünkü Cemal Reşit Rey'de televizyonlar var, kameralar var. Hepsi Cemal Reşit Rey’e gelirler. Orada hüzünlü hüzünlü ifadelerde bulunurlar. Levent Camii'ne gelirler, çok hüzünlü beyanatlarda bulunurlar. Doğrusu bu değil. O sanatçı arkadaşları zamanında zirvelerde dolaşan insanlar hastalıkları zaman, yaşlandıkları zaman lütfen sanatçı arkadaşları ziyarete gelsinler. Çok mutlu oluyorlar.

ADNAN OKTAR: Ne kadar güzel bir konuşma. Ne kadar vicdanlı bir konuşma. Doktorumuz çok değerli bir insan. Allah ömrünü uzun etsin. Hakikaten Türkiye'nin medarıiftiharı. Onurumuz. Şeref duyuyoruz varlığından. Doktorumuzun bu sözünü, güzel sözünü sabit bir anlatım olarak her yerde gençlerimiz kullansın. Çok anlamı güçlü ve büyük bir faciayı anlatan nefis bir anlatım. Her yerde duyuralım. Her yerde duyurulsun.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: İngiliz menşeili Daily Express Gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Avrupa Birliği ile yaşanan krizin ardından gizlice atom bombası sahibi olabilmek için harekete geçebileceğini iddia etti. İngiliz gazete iddiasını, FETÖ'nün medya yapılanmasının içinde olup firari konuda bulunan Abdullah Bozkurt’tan aldığı belirtildi. Bozkurt, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumun sebebi ile cephaneliğinde ve mühimmatında büyük bir artışa gitme yolunda olduğunu, atom bombasının da her an Türkiye tarafından alınabileceğini söylemiş.

ADNAN OKTAR: Atom bombası zaten var Türkiye'de. Çok münasebetsiz. İncirlik'te, birçok üste çok fazla atom bombası var. Türk subaylarının da kontrolünde. Eskiden beri bu bilinir ve çok eskidir. Ta Demokrat Parti döneminden beri var bizde atom bombası. Bunlar uçuyor mu, kaçıyor mu, pişiyor mu tam anlayamadım. Türkiye'nin atom bombasına ihtiyacı yok. Zaten atom bombasına sahip Türkiye.

Evet.

VTR: Arkadaşlık ilişkilerine nasıl yansır, aile ilişkilerine nasıl yansır siyasi farklılıklar bunu sormak istiyorum.

ADNAN OKTAR: Siyasi farklılıklar. Yok, hiçbir şey olmaz. Mesela benim CHP'li arkadaşlarım oluyor, Marksist, ateist arkadaşlarım oluyor. Gayet rahat konuşuyoruz, sohbet ediyoruz. Budist olan arkadaşlarım da oluyor. Hiç aklımızın ucundan bile geçmez. Yani görüşünün farklı olması, inancının farklı olması yani biz ortak değerlerde birleşiriz. Dolayısıyla ben onun inancına saygı duyarım. İnanmıyor olabilir. Nezaketli olduktan sonra, hürmetli olduktan sonra, dengeli tutarlı bir insan herkes ile anlaşıp konuşabilir.

Evet dinliyorum.

VTR: İnsanca huzur içinde yaşamak varken, neden tüm dünyada kan akıyor?

ADNAN OKTAR: Dünyanın şu an deccaliyetin kontrolünde olduğunu insanlar bu yıllarda anlamaya başladılar. Deccal her yere kolunu sarmış vaziyette. İnsanların mutlu olmaması için, acı çekmesi için ve kıyametin çabuk kopması için azgınca ve delice ve manyakça işler yapmaya başladılar. Homoseksüelliği yaydı. Ateizmi yaydı. Darwinizm’i yaydı. Kavgayı yaydı. Savaşları yaydı. Dolayısıyla her türlü ahlaksızlığı yapan bir yapı içerisinde deccaliyet. Buna karşı Mehdiyet’in nurlu, akılcı atağı bütün gücüyle Türkiye'de devam ediyor. Gençlerimize bakıyoruz hepsinde Mehdiyet’in ruhu, Kuran Müslümanlığı ruhu hakim. En şiddetli karşı olanlara bile bakıyoruz. O kafada, o ruhta olduklarını görüyoruz. Yani onun dışında bir düşünceyle karşılaşmıyoruz.

Evet.

VTR: Adım Asife. Kozmetik ürünleri neden bu kadar pahalı?

ADNAN OKTAR: Asife canımın içi, sen çok güzel ve doğal güzel bir kızsın. Bence senin hiç kozmetik ürünlerine ihtiyacın olmaz. Senin doğal güzelliğin yeter sana. Ama tabii kalitesine göre pahalılık oluyor. Senin de herhalde ekonomik durumun onu dengeleyecek gibi değil anladığım kadarıyla ama inşaAllah yakın bir gelecekte refaha, mutluluğa eriştirsin.

VTR: Operasyonlarda yakalanan uyuşturuculara sonradan neler oluyor?

ADNAN OKTAR: Genellikle imha ediyorlar. Fakat ben imha edilmesindense ilaç sanayisinde kullanılmasını daha uygun bulurum. Yani mesela morfin yakalanıyor. Hastanelerde kullanılabilir onlar. Yani ona benzer maddeler. Ama hiçbir işe yaramayacaksa tabii ki imha edilir. Yani yakarak imha elde ediliyor.

Evet.

VTR: Merhaba ben Buse. Acaba ülkemizde kadınların giyimine müdahale edilmediği zamanlar gelecek mi?

ADNAN OKTAR: Buse canımın içi bak milyonlarca kadın aynı sözü söylüyor. Biz sizlerle rastgele konuşuyoruz. Ama bütün kadınlar aynı dertte. Bu bağnaz, gelenekçi, tutucu insanların içinden böyle ahmaklar çıkıyor ve kadınlara çok rahatsızlık veriyorlar. Türkiye'nin her tarafında baş belası olmuş durumdalar. Sayıları az ama ağızlarından lağım akıyor. Kadınlar da tedirgin oldukları için bunların pisliğine, ahlaksızlığına karşı, o tedirginliklerini ifade etmenin dışında bir şey yapamıyorlar. Biz de bunları uyarıyoruz. Hatırlatıyoruz. Kardeşlerimiz çok cesur ve rahat olsunlar.

VTR: Kadir Oruç. Beyin kontrolü mümkün müdür?

ADNAN OKTAR: Beyin kontrolü hipnozla mümkün olabilir. Onun dışında olmaz. Şahıs derin uyku halindeyse yani inançlarının zıttı bir şey yaptıramazsınız ama birçok şey yaptırmak mümkün derin hipnoz halindeyken.

Evet.

VTR: İnsanlar kendini neden kötü hisseder bazen?

ADNAN OKTAR: İradesiz davranırsa, Allah’ı unutursa, tevekkülsüz olursa, kaderi unutursa, Allah'ın gücünü unutursa, kendini putlaştırırsa o zaman gücünü kaybeder.

VTR: Adım Ahmet. Merak ettiğim şu var. Biz neden yalnızız, ben neden yalnızım?

ADNAN OKTAR: Ahmet sen temiz iyi bir delikanlıya benziyorsun. Allah'ı anarsan, Allah'ı çok seversen yalnız kalmazsın. Allah'ı dost edin. Sen Allah'ı yalnız bırakırsan, Allah da seni yalnız bırakır. Sen Allah'ı sevmezsen, Allah da seni sevmez ve seni sevdirmez. Sen Allah'ı yalnız bırakma. Allah'tan yana ol. Allah'ı çok sev. O’na kulluk et. Allah'a dost ol. O zaman yalnız kalmazsın. Allah dünyanın her tarafından yanına Müslümanları getirir. Sevenleri getirir. Şu an bir uzlet içindesin zannediyorum. Ama tabii sen Allah'a yaklaşmıyorsun demiyorum. Belki yaklaşmak üzeresin şu an. Yani son aşama da olabilir. Allah bunu da vesile etmiş olabilir. Sen Allah'ı çok sev. Çok yakın ol. Bak seni ne kadar çok seven olacak ve ne kadar çok arkadaşın olacak.

Evet.

VTR: Adım Kaan. Bir insanın dini reklam etmek yerine kendi içinde yaşaması daha uygun değil mi?

ADNAN OKTAR: Dini reklam etmek; peygamberler dini anlattılar dini reklam etmediler. Hazreti İbrahim (as) dini anlattı, reklam etmedi. Hazreti Musa (as), Hazreti Muhammed (sav) dini anlattı reklam etmedi. Din anlatılmasını Allah emrediyor. Emri bil maruf nehyi anil münker farzdır. Allah'ın emridir. Din alimleri İmamı Rabbani, Abdulkadir Geylani, Bediüzzaman Said Nursi dini reklamı etmediler. Dini anlattılar. Din anlatılmazsa, din sana ulaşmaz. Yani dini hiç kimse konuşmazsa, hiç kimse sana aktarmazsa, dini sen nasıl öğreneceksin? Dini aktarmak Allah'ın emridir. O reklam etme değildir. Emri bil maruf nehyi anil münkerdir.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Saddam öldükten sonra altınları bulundu ve ülke dışına çıkarıldı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet işte sonucu bu oluyor. Gelenekçi Ortodokslar aval aval baktılar birçoğu. Bak altından makinalı tüfekleri falan vardı Saddam'ın. Hepsine el konuldu. Amerika işgal ettiğinde Irak ordusu anında araziye kayboldu. Araziye karıştılar. Normalde kendi halkına aşırı zulmeden despot bir orduydu. Böyle halka karşı çok üst perdeden enaniyetli ve kibirliydiler. Çokbilmiştiler. Gelenekçi hocaları da çokbilmişti. İşte cihattan, İslam’ı savunmaktan bahsediyorlardı. Amerika işgal ettiğinde bütün o gelenekçi hocalar ortadan kayboldu. Anında araziye geçtiler. O kahraman Irak ordusu anında ortadan kayboldu, gelenekçi ordu. Gelenekçi Ortodoks inançtaki ordu. İşte gelenekçi Ortodoks inanç hep böyledir. Suriye'de de aynısıyla karşılaştık. Irak’ta da aynısıyla karşılaştık. Afganistan'da da her yerde. Yani Libya'da da aynısı oldu. Aynı korkaklık, aynı çekingenlik, aynı ürkeklik. Orada da önce kahraman takılıyorlardı. Kahraman havasındaydılar. Bir anda korkak, aşağılık, dönek hale geldi birçoğu.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Ben Alperen. Terörle mücadele hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Terörle en güzel fikirle mücadele edilir. Ama silahla tabii ki, devlet kendini tabii ki savunacak. Ama terörle en mükemmel mücadelenin fikirle olacağı belli. Çünkü terörist fikirle terörist olduğuna göre, fikirle de terörist olmaktan çıkar. Fikirle terörist olmuyor mu? Fikirlere de terörist olmaktan çıkarırsın. Ama böyle bir politikası yok hükümetin, devletin yok. Devletin hiçbir zaman için böyle bir politikası olmadı. Bu çok büyük bir hata. Çok büyük bir yanlışlık. Yıllardan beri bunu söylüyorum. PKK'ya karşı en güzel mücadele ilmi mücadeledir. Buna hiçbir şekilde yanaşmıyorlar. Komünizmin yanlışlığını anlatmak, Darwinizm'in yanlışlığını anlatmak, PKK'yı çökertir ve yok eder. PKK buhar olur böyle bir durumda. Bunu yapmıyorlar.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: HDP 2019 seçimlerinde, Erdoğan'a karşı CHP’ye işbirliği çağrısı yaptı Adnan Bey. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı zafer kazanmanın yolunun birlikten geçtiğini ifade eden Sırrı Süreyya Önder” ittifak şart” dedi. CHP'yle.

ADNAN OKTAR: Ne olur? Hiçbir şey olmaz. Daha da azalır sayı. Yani CHP ile HDP birleşirse yani sayı akıl almaz azalır. Hem HDP kaybeder, hem CHP kaybeder. HDP’nin sayısı yarıya düşer. CHP de yarıya düşer.

Evet dinliyorum.

VTR: Ben Ayhan Yıldız. Türkiye'de ne kadar çok sorun var. Bu sorunların çözülmesi mümkün mü?

ADNAN OKTAR: Sorunu meydana getiren Allah. Kaldıracağını söyleyen de Allah. Sorunların ana sebebi deccaliyettir. İngiliz derin devletidir. Biz bir türlü kalkınamadık İngiliz derin devletinin yüzünden. Gelenekçi Ortodoks sistemi teşvik etti ve Darwinizm'i teşvik etti. Manayla maneviyatla bizi vurdu İngiliz derin devleti. Buna karşı Mehdiyet’le bir karşı çıkış şu an yapılıyor. Bir süre sonra İngiliz derin devletinin bütün oyunu bozulmuş olacak.

Evet dinliyorum.

VTR: Sizce görücü usulü ile evlenmek mi daha mantıklı, yoksa sevgili olarak mı?

ADNAN OKTAR: Tabii ki sevgili olarak. Görücü usulü olarak tanımadığı bilmediği bir insanla, insan nasıl evlenir? Gelin hanımı sana gösterelim diyor. Bir tane siyah örtü. Bununla evleneceksin diyorlar. Geline de diyorlar “kabul ediyor musun?” başını sallıyor. Örtü sallanıyor. Böyle evlenme olmaz. Peygamberimiz (sav) görüyordu, beğeniyordu öyle evleniyordu. Yeni usul çok anormal. Kuran'a uygun bir şey değil.

Evet dinliyorum.

VTR: Alışverişe ne sıklıkla çıkarsınız?

ADNAN OKTAR: Durum vaziyetine göre. Haftada bir iki kere çıkıyoruz. Bazen her gün çıktığım da oluyor. Bazen bir-iki kere. Bazen bir kere.

VTR: Türkiye'de en iyi yemekler hangi yörede olur?

ADNAN OKTAR: Bence Tokat. Kebabın kalesi Tokat’tır. Ama tabii eski ustalar kaldıysa. Yani Tokat kebabı yapıyor yanına patates kızartması, ketçap. İçler acısı yani. Izgara pişirir gibi. Çok çok acı. Ankara dönerinin yanına turşu koyuyor. İnanılır gibi değil. Bari hoşaf dök üstüne. Olacak iş mi şu? Çok çok acı.

Evet sorular devam etsin.

VTR: İsmim Rıfat Örnek Beşiktaş Belediyesi Meclis Üyesi ve Başkan Yardımcısıyım. Her alandaki sanatçıları burada ağırlıyoruz. Ancak hayatta olmayıp anılarını yaşatmamız gereken sanatçılar için de bu programları yapıyoruz. Ya da bazı sanatçılarımız için 40. sanat yılı 50. sanat yılı  gibi etkinlikleri de yaptık. Şunu sormak isterim bu tür etkinlikleri nasıl karşılıyorlar, acaba görüşleri nedir? 

ADNAN OKTAR: Fevkalade üstü fevkalade, en  hayati noktadır. Hayatta en güzel şey sevgidir, sevginin kaynağı güzelliktir, güzelliğin kaynağı da sanattır. Allah, en büyük sanatçıdır. Allah'ın sanatçıları, Allah'ın yarattığı sanatçılar da kutsaldır, çok değerlidir, çok mühimdir, çok önemlidir. Sanatçıları baş tacı etmeyen bir millet kaybeder, Allah esirgesin. O yüzden kardeşimizi ve orda bu güzel faaliyetlere katılan herkesi tebrik ediyorum, takdir ediyorum, teşci ediyorum, tekrarını diliyorum. Çok hayırlı ve mübarek bir çalışma olmuş. Fevkalade isabet etmişler, doğru yoldalar. Sanatçı bizim her şeyimizdir. Türkiye’nin en büyük kıymeti sanattır sanatçılardır.

Evet.

VTR: Gider mi insan çok seviyorken?

ADNAN OKTAR: Sen bir tanem o kadar güzelsin ki tarif edemiyorum kaş, göz, ağız, burun. Allah seni çok güzel yaratmış, Allah'ın çok güzel bir tecellisisin. Seni seven seni asla bırakamaz, ben sana söyleyeyim. Sen çünkü çok temiz bir insansın belli. Allah seni hidayetiyle, nuruyla sarsın  seni cennette kardeş etsin. Gidiyorsa layık değildir sana, yani çok iyi olmuş demektir. Allah sana layık olan senin güzelliğini takdir edecek olan, senin iyiliğini, ruh derinliğini, gönlündeki o güzel duyguları takdir edecek olan yeni bir tecelliyi, yeni bir insanı senin karşına getirir o da seni yerlere göklere sığdırmaz. Çok sever, çok saygı duyar, çok değer verir, haysiyetine, şerefine, namusuna özen gösterir. Allah seni belki bir beladan kurtardı, sen sakın onda hayıflanma. Allah senin için en hayırlısını yapar her şeyde bir hayır vardır.

Evet.

VTR: Hocam size bir sorum var, ismim Sina. Rüyalara inanır mısınız,  rüyalar gerçek olur mu sizce? 

ADNAN OKTAR: Sina bir kere çok yakışıklı bir delikanlısın. Allah yakışıklılığını daha da arttırsın, ömrünü uzun etsin, hidayet versin. Rüyada bazen işaretler olur ama rüyaya hiç kanmamak lazım özellikle düz anlamına hiç kanmamak lazım. Bazen mesela sevdiğini gider dövdüğünü görür yahut ne bileyim, bilmem başka bir yeri yıktığını görür falan ve onun etkisinde kalır, çok olumsuz etkilenir. Veyahut çok sevdiği birinin ona hainlik yaptığını görür, şeytani bir rüya olabilir, şeytan o şekilde ona bir görüntü gösteriyor olabilir. Hatta çok çirkin göreceği şeyler de görebilir korkunç şeyler de görebilir. Hiç itibar etmemek lazım şeytandan olabilir. Şeytanın öyle bir etki etme gücü vardır. Müslüman ona ne üzülecek ne hayıflanacak ne de kafasına takacak ama bazen de işari rüyalar olabilir, bir işaret verebilir Cenab-ı Allah. Sadece bir işaret olarak değerlendirmek lazım. Suizandan, kötü zandan kaçınmak lazım.

Evet.

VTR: En büyük hatanız nedir bu hayatta?

ADNAN OKTAR: En büyük hatam nedir? Daha çok gayret edip İslam’ın hâkimiyetini sağlamak için daha fazla atak yapabilirdim yani vaktimi çok daha iyi kullanabilirdim. Ben bunu bir hata olarak kabul ediyorum. Mesela 4’te bitiriyorum niye 4’te bitiriyorum 6’da bitirebilirim programı. Mesela daha erken başlayabilirim mesela bu bir hatadır. 9’da başlayabilirim hatadır, mesela 8 saat yayın yapabilirim bir hatadır ama tabii bu hatalar bizi daha da teşvik eder daha da gayretli hale getirir.

Evet. 

VTR: Semih. Sizce vefalı mısınız?

ADNAN OKTAR: Semih çok yakışıklısın sen, canımın içi çok güzel insansın sen, bayağı güzel maşaAllah. Vefa benim diğer adım, evet benim diğer adım. Vefa delikanlının, Müslüman’ın en güzel vasfıdır. 25-30 yıllık kız arkadaşlarım var, vefadan asla vazgeçmem. Tek bir kere vefasızlığım görülmedi, Allah vermesin. Allah o hale getirmesin beni asla istemem. Canımı vermeyi isterim ama vefasızlığı asla istemem.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Kuzey Kore-Amerika gerginliği doruğa çıkarken Japonya olası bir savaşa karşı önlemini aldı. Füze savunma sistemlerini şehrin göbeğine getirildi.

ADNAN OKTAR: Hoppala, hayırdır inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafı gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Görelim. Bunlar mıymış? Japonya’yı kurtaracak bunlar. Ya kardeşim bunları fasulye niyetine yerler. Öyle bir şey olmaz. Yani savaş olursa roketlerin hepsi yerini bulur. Füze savunma sistemi diye bir şey de yok ayrıca kimse kendini kandırmasın. Çok nadir roket vurulabilir çok nadir. Yani ses hızının iki misli gidiyor neredeyse onu yakalayacak bir sistem yok. Yağmur gibi yağan bir rokette hangi roketle neyle engelleyeceksin öyle bir şey olmaz. Mühim olan savaşı engellemektir, sevgisizliği engellemektir.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Bursa’dan Cafer. Dini anlatarak para kazanan hocaları neden hala halkımız destekliyor?

ADNAN OKTAR: Cafer, şimdi yaptıkları kötü, Kuran’a aykırı ama Allah’ı anan da başka adam yok. Şimdi bunlara para vermezsen hiç Allah’ı anan çıkmaz. Yine ona razı olalım, tek para alsınlar da dini anlatsınlar. Yani hiç bulamayız ben söyleyeyim, Allah’ı anan, anlatan adam hiç bulamayız. Tamamı neredeyse parayla çıkıyor tamamı. Çok korkunç bir çağdayız, ahir zaman böyle şiddetli. Mesela bu çok büyük bir günahtır, büyük bir yasaktır. Kuran’da ısrarla vurgulanan bir şeydir. Allah, “Dini anlatırken sizden ücret istemeyenlere uyun” diyor. Dini anlatmak için ücret istenir mi? Ücret verilir. Adam seni dinliyor diye para verirsin. Adamdan para alınmaz, insandan para alınmaz, bu çok korkunç bir şey dehşet verici. Ama şimdi dese ki; “Para vermiyoruz size arkadaş Allah rızası için anlatın”  dersen, bak söyleyeyim bir kişi gelmez neredeyse, çok nadir gelen olur, çok çok nadir gelen olur, gelmezler. İşte gelenekçi Ortodoks İslam anlayışının Müslümanları getirdiği feci durum da bu, feci durumlardan biri, bir tanesi.

VTR: Merhaba Adnan Bey, Atatürk'ün kurduğu ülkede Atatürk’ü neden sevmiyorlar, sonuna kadar Atatürkçüyüz.

ADNAN OKTAR: Aslan aslan, aferin benim aslanlarıma. Sizin gibi aslanlar Türkiye'de en az, en az, en az 82 milyondur, en az 82 milyondur. Türkiye 83 milyon gönlünüz çok rahat olsun.  Atatürk kıyamete kadar kalbimizde olacak. Aydın yol, İslam'ın aydınlık yolu, modern İslam anlayışı, sahabe İslam’ı, Kuran İslam’ı kıyamete kadar geçerli. Bağnazların, yobazların Atatürk karşıtlığı, onların hastalıklarından sadece bir tanesi. Onlarda sevgisizlik var, merhametsizlik var, akılsızlık var, vatanı satma var, milleti satmaya kalkmak var birçok anormallik var. Biz onları eğiterek insan haline getirelim, eğiterek yanlışlarını giderelim, onları ezerek değil onları kazanarak yolumuza devam edelim zor da olsa bunu yapmak durumundayız.

Evet.

VTR: Esprilerinizi gerçekten komik buluyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Sen çok çok yakışıklı ve güzel bir delikanlısın. Saçların da çok yakışmış. Esprilerimi komik bulanların sayısı çok yüksek. Yani şu ana kadar yapılan röportajlar biliyorsunuz bağımsız röportajlar, rastgele soruluyor. Bütün karşılaştığımız kişilerin en çok sordukları sorular da bu oluyor zaten. Esprilerimin hoş olduğu ve buna şaşırmaları, ani nasıl espri yaptığım. Biz de böyle espri yapmak istiyoruz diyorlar. Ama şimdi espriden tabii donup kalanlar da olabilir. Onun akıl düzeyine göre değişir. Çünkü kavrayamayabilir. Yahut içinde neşe yoktur. Adam zaten ağlayacak konu arıyordur. Şimdi sen ona espri yaparsan etkilenmez. Şimdi adamın içinde hastalık varsa şeker versen bile ona acı gelir. Ne yaparsan yap acı gelir. Onun gülecek dermanı kalmamıştır. Ama Allah aşkıyla, kalbi Allah coşkusuyla dolu bir insan, zeki-akıllı bir insan, espriyi anlayan bir insan, nüktedan olan bir insan, nükteden zevk alan bir insan espriden zevk alır ve eğlenir, heyecanlanır ve buna gülerek karşılık verir yahut neşelenir. Ama aklı zayıf olan bir kere espriyi kavrayamaz. Esprinin anlamını çıkaramaz. Haftalarca düşünür. Anladıktan sonra, bir hafta sonra güler. Yani angut olup olmamak, kafanın çalışıp çalışmamasıyla yahut içinin ferah olup olmamasıyla yahut içinin neşe dolup dolmamasıyla ilgili bir durum oluyor. Dolayısıyla bazı kişilerde kasılma da meydana getirebilir, donuklaşabilir, derin derin düşünür, araştırır. Ama bir hafta yahut on beş gün sonra gülebiliyor. Anladım diyor, şimdi güleyim diyor. Bu zeka ve akılla bağlantılı bir şey. Espride zaten mantık olmaz. Espri zaten garip olduğu için gülünür. İlginç olması oradandır. Ama orada altında bir nükte vardır bir işaret vardır.

Evet.

VTR: Gün içinde benim kafam çok karışık, ama ben bunun bir türlü çözümünü bulamıyorum. Bunun çözümü sizce ne?

ADNAN OKTAR: Güzel insan sen Kuran’ı seven bir insansın, Allah’ı seven bir insansın. Ben öyle hissediyorum. Kuran’a sıkı sıkıya sarıl. Hiçbir karışıklık olmaz. Bütün karışıklık Kuran’ı bırakmaktan, Allah’ı bırakmaktan olur. Allah’a hemen sarıldığında karışıklık hemen gider. Allah’ı bıraktığında hemen karışıklık başlar. Yani bu büyük mucizedir, Allah’ın mucizesidir.

Evet.

VTR: Geçmişe dönmek isteseydiniz acaba neyi değiştirmek isterdiniz?

ADNAN OKTAR: Hz. Osman (ra)’ı şehit etmek isteyenler var ya, onlara bir karşılık vermek isterdim. Hz. Ali (ra)’ı şehit etmek isteyeni bir uygun şekilde etkisiz hale getirmeyi düşünürdüm. Hz. Hasan (kv) ve Hüseyin (kv)’e oyun oynayanlara iyi bir karşılık vermeyi düşünürdüm. Hz. Ömer (ra)’ı şehit edenlere güzel bir karşılık vermeyi düşünürdüm. Onun için hayıflanıyorum o devirde olmadığım için. Yani bir hayır vardır. Ama olsaydı tam hakkını verirdim diye düşünüyorum. Yani hiçbirini o anda yanlarına bırakmazdım. Yani yapamazdılar. Bunu düşünüyorum. Müsaade etmezdim, inşaAllah.

Evet.

VTR: Sizce doğal afetlerden en kötüsü hangisidir?

ADNAN OKTAR: Doğal afetin kötüsü olmaz. Hepsinde hayır vardır. Hepsi hayırla yaratılır. Orada vefat eden gibi görünen kişiler şehit olurlar. Yaralanan insanlar gazi olurlar. Evi yıkılanlar sadaka hükmünde olur. Allah onu Kendini düşündürmek, Kendini sevdirmek için yapar. Bana kötü bir afet söyle, cevabını vereyim. Daha önce olan depremlerde binlerce şehidimiz oldu. Dünya çok mu güzel yer yani? Gittikleri yer kötü mü? Gittikleri yer çok güzel. Gittikleri yer güzel olduğuna göre, güzel olmayan bir yerden güzel olan bir yere gittiklerine göre bir afat değil bir sevinç duymak lazım şehit olan için. Ne mutlu şehitlere. Kalan mutlu mu oluyor? Sonunda yatakta ölüyor, hastanede ölüyor. O şehit olarak Allah’ın Katına gitmiş oluyor. Öbürü yatakta. Arada bir fark yok. Kısa bir süre sonra hemen peşinden onlar da şehit oluyorlar yahut vefat ediyor. Fark etmez yani. Sadece kısa bir aralık var. Onun için felaket diye bir şey olmaz dünyada. Hayrın dışında bir şey olmaz dünyada.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: YPG’ye binden fazla silah tırı gönderen Amerika şu anda istihbarat konusunda da teröristlere destek veriyor. Örgüte anlık bilgi sağlayarak çatışmaları istedikleri gibi yönlendiriyorlar. Uydudan anlık görüntülerle hareket eden teröristler, Amerika’dan gönderilen özel danışmanlardan da bilgi alıyor. Fotoğraflar vardı.

ADNAN OKTAR: Onu bunu bilmiyorum da Amerika’sını yahut özel bilgi almalarını, eğer Türkiye sınırına yönelik herhangi bir hareketleri olursa o bölgede YPG-PYD hiç kimse kalmaz, onu söyleyeyim. Yani hiç kimse kalmaz, tek bir kişi kalmaz. Sakın densizlik etmeye kalkmasınlar. Hiç, hiç, hiç.

Evet.

VTR: Şimdiki gençler neden çocuk yapmıyorlar?

ADNAN OKTAR: Benim güzel annem, herhalde onlar kıyametin yakın olduğunu anladılar. Ondan yapmıyorlar. Yine de her hâlükârda çocuk yapsınlar. Ama kıyamet çok yakın. Yani ikinci nesil görür. Bundan sonra ikinci nesil görür. Çok yakın kıyamet. Ama her halükarda çocuk yapmalarında fayda var.

Evet.

VTR: Bu tür röportajları neden yapıyorsunuz, bu soruyu sormak istiyorum? Adnan Hocam sıkı bir takipçiniziz, programlarınızı çok beğeniyoruz. Umarım en kısa zamanda karşılıklı bir çay içebiliriz. 

ADNAN OKTAR: Yakışıklım bekliyorum. Aslan gibi delikanlısın, şeref duyarım, onur duyarım. Röportajlardan kasıt sorular diyor, değil mi? Sizin sorularınızı alıyorum, ben cevaplandırıyorum. Sizlerle bağlantı kurmuş oluyorum, sizi ziyarete gelmiş oluyorum. Sizlerle görüşmüş, tanışmış oluyorum. Merak ettiğiniz konuları cevaplandırmak da güzel oluyor. Genel görüşünüzü, genel düşüncelerinizi, genel felsefeyi, genel psikolojiyi, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu geniş çapta analiz etmiş oluyoruz. Bu muazzam bir anket aynı zamanda.

Evet.

VTR: Adnan Bey, size bir sorum olacak. İnsanlar neden bu kadar birbirinden uzaklaştı?

ADNAN OKTAR: Canımın içi hiç, hiç, hiç üzülmeyin. Üç-beş yıla kadar bak ben de buradayım göreceksiniz her şey düzelecek. İmam Mehdi (as)’ı göreceksiniz, İsa Mesih’i göreceksiniz yakışıklı bir delikanlı olarak. Ve sizle çok güzel uyum halinde olacak İsa Mesih de. Arkadaş da olacak, hoşunuza gidecek. Sahah üzerine mal dağıtılacak. Sosyal adalet de olacak. Silahlar da kalkacak, terör de kalkacak. Bunu göreceksiniz. Gönlünüz Allah aşkıyla dolsun, Allah sevgisiyle dolsun, Allah korkusuyla dolsun. Siz gerisine karışmayın. Seyredin şimdi bundan sonra.

Evet.

VTR: Uzaya çıkmak ister miydiniz?

ADNAN OKTAR: İsterim, çok güzel de yalnız pek tekin değil oralar benim gördüğüm. Teknoloji biraz daha gelişsin, sağlama alalım, öyle çıkalım. Havaya çıkıyor bir şey oluyor, karaya iniyor bir şey oluyor. Bir çılgın vardı kendini kaldırıp attı. Kimdi o? Kardeşim seyretmeye dayanamadım bu nedir böyle? İnanılır gibi değil. Yaklaşıyor yaklaşıyor, birden kendini boşluğa atıyor. Helal olsun tabii tebrik ediyorum onu.

Ateist arkadaşlar hiç çekinmesinler. Hepsini çok seviyorum, çok şefkat duyuyorum. Benim çok ateist arkadaşım var. Komünist olanlar da öyle. Terörist olmadıktan sonra hepsiyle ahbap olurum, arkadaş olurum. Rahatça dışarıda benim yanıma da gelebilirler, tanışabilirler. Hiç çekinmesinler. Benim yüzüm biraz serttir. Yani böyle saldırgan bir yüzüm var. O bir sertlik var yüzümde. Ama öyle bir insan değilim ben saldırgan bir insan değilim. Çok şefkatli, merhametli, makul, mantıklı, tutarlı bir insanım. Yani yüzümdeki ciddiyete bakıp böyle kızgın hani öfkeli gibi olduğumu düşünüp, tanışma konusunda tedirgin sakın olmasınlar. Güvenerek ve rahatça gelebilirler yanıma, rahatça konuşabilirler. Rahatça soru da sorabilirler. Dost, ahbap ve arkadaş olarak görüyorum herkesi ben. Bir terslik olmaz yani özetle. Hani bazı tipler vardır. Tanışmak falan istersin. Ne alaka falan der. Terbiyesizlik yapar falan. Bende öyle bir şey olmaz. Sakın sakın öyle düşünmesinler. Çok hürmetli, saygılı bir insanım. Makul, mantıklı, tutarlı bir insanım. Yani mahcup edecek bir tavır mümkün değil, imkansız öyle bir şey olmaz.

Evet.

VTR: Merhaba ben Nesra. Neden kanalınızın adı A9?

ADNAN OKTAR: Nesra çok karizmatik, çok güzel bir kızsın sen. Sesin de çok güzel. Canımın içi, “Kanala ne isim verelim?” dedik. Bütün isimler alınmış. En sonunda A9 boş kaldı. Biz de A9 dedik. 8 dolu, 7 dolu, 6-5-4-3-2-1-0 hepsi dolu yani mecburen. Hatta 9 da dolu. A9 deyince oldu. Ama tabii hayırlı oldu A9 da. Çok anlamlı oldu. Yani çok şifreli, çok isabetli bir isim oldu.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Cumhuriyet’ten Ergin Yıldızoğlu evrimi savunan bir yazı yazdı. “Evrim varlığın çokluktan geldiğini iddia eder ve bu bilimin konusudur. Ancak varlığın teklikten yani Allah’ın yaratmasıyla oluştuğu fikri sadece bir inanç konusudur. Bunun bilimsel kanıtı yoktur. Bir ara Allah’ın evrimle yarattığı fikri de ortaya atıldı. Ancak bu da; “Allah neden her şeyi baştan, en mükemmel biçimde yaratmayıp da canlıları evrim gibi son derece acımasız bir sürecin eline terk etti?” sorusunu gündeme getirdi. Bu durum -haşa- Allah’ın mükemmelliğinin, seven, koruyan olduğunun sorgulanmasına yol açtı” diyor.

ADNAN OKTAR: Dedem bir kere evrim diye bir şey yok. Delili yok. Nereden çıkartıyorsun sen? Bak 700 milyon fosil var. Bir tanesinde onun dediği tarzda delil yok. Hepsi yaratılışı ispat eden deliller. Bir tane delil getirsin 10 trilyon vereceğim diyorum. Geçerli bu. Al, getir bir tane. Hiçbir bilimsel kanıtı yok. Bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi bilimsel olarak sıfır ihtimaldir. Çünkü bir proteinin olması için başka proteine ihtiyaç var. Dolayısıyla yaratılışın dışında imkansız. Boş yere kendilerini yoruyorlar. Zaten evrimi biz yerle bir ettik, hükümet de anladı, devlet de anladı. Bütün Ortadoğu da anladı. Bu konuda artık ricat halindeler Darwinistler. Ve çok perişan durumdalar.

Yaptığımız bütün röportajlarda tek çözümün Mehdiyet olduğu ortaya çıkıyor. Yoğun olarak sevgisizlik, yoğun olarak tek kalmak, yoğun olarak dost bulamamak, yoğun olarak selam verememek, yoğun olarak da sosyal adaletin oturmasını, gelişmesini beklemek. Bunun tek cevabı Mehdiyet’tir. Mesela otobüslerde adam ayağa kalkmıyor, nezaketsiz, kabalık, kirlilik, temizlik olmaması, sanatın olmaması, estetiğin olmaması; bunların hepsinin tek çözümü hadislerde açıkça belirtildiği gibi Mehdiyet’tir. Bak buram buram insanlar Mehdiyet’i bekliyorlar. Herkes, kadınlar, erkekler, hepsi. Buram buram. Binlerce kişiyle röportaj yapıldı. Herkes aynı konuyu istiyor ve aynı konudan mustarip. Ve herkes çözümün bir tane olduğunu ama ne zaman olacağını soruyor. Bir çözüm olacak ama ne zaman diyorlar.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla programımız devam ediyor.

Masaüstü Görünümü