Harun Yahya

Sohbetler (11 Ağustos 2017; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz Adnan Bey. Hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Trabzon’un Maçka İlçesi’nde çıkan çatışmada Jandarma Başçavuş Ferhat Gedik ve 15 yaşındaki kardeşimiz Eren Bülbül şehit oldu. Çatışmada şehit olan Eren Bülbül’ün jandarmaya yer göstermek için orada olduğu bildirildi.

ADNAN OKTAR: Bunların Trabzon’da bulunması çok garip. Trabzon’dan Akdeniz’e kadar yani tam ortadan bölmek istiyorlar. Onun için Trabzon’da tamamen PKK’nın faaliyetine son vermek lazım. Dağ-taş her yer aranıp hiçbir yerde bırakılmamaları lazım. Tutunma noktasını imkansız hale getirmek gerekiyor. Trabzon, inanılır gibi değil, buna hiç müsaade etmemek lazım. Trabzon halkı da bu konuda yardımcı olabilir. Bu gibi şeylerde yerel seferberlikler yapılabilir. Trabzon halkı gönüllü olarak dağlarda bunları arayabilirler. Polisle, askerle birlikte yerel halk köylüler arayabilirler. Hiçbir yerde bunları bırakmayalım.

KARTAL GÖKTAN: Bingöl’de de bir şehidimiz var. Bingöl’ün Genç İlçesi kırsalında dün akşam saatlerinde PKK’lı teröristlerle çıkan çatışmada Hüseyin Gencer isimli askerimiz şehit oldu. Gösterebiliriz şehidimizi.

ADNAN OKTAR: Şimdi kabadayıları bana tek tek sıradan bir göster yüzlerini yaklaştır.

BÜLENT SEZGİN: Bingöl şehidimiz Hüseyin Gencer.

ADNAN OKTAR: Hüseyin seni tebrik ediyoruz. Seni Resulullah (sav)’in yanında görmek, peygamberlerin yanında görmek büyük bir sevinç. Allah mübarek etsin, Allah bize de nasip etsin. Tekrar tekrar tebrik ediyoruz. Böyle bir şerefe seni Allah kavuşturduğu için sana hayranlık duyduk. Annene babana uzun ömür versin Cenab-ı Allah. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Trabzon Maçka şehitlerimizi tekrar gösterebiliriz. Jandarma Başçavuş Ferhat Gedik.

ADNAN OKTAR: Yakışıklı Ferhat seni de tebrik ediyoruz. Allah gazanı mübarek etsin. Aldığın sevap büyük, mekanın güzel, sen cennet kuzusu olmuşsun biz de sana imrendik. Annene babana sevdiklerine Allah uzun ömür versin.

KARTAL GÖKTAN: 15 yaşındaki kardeşimiz şehit Eren Bülbül.

ADNAN OKTAR: Eren, sen de 15 yaşında bak maşaAllah şehit olmuşsun. Sana da şehadetin mübarek olsun. Allah annene babana uzun ömür versin, senin de şehadetini tebrik ediyoruz. Ne mutlu sizlere, inşaAllah bizlere de nasip olur. Mümin için, delikanlı için kabadayı için en güzel sonuç şehadettir.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Kore geçen yıl iki nükleer füze denemesi yapmıştı. Bu yıl da menzili New York ve Washington’a kadar uzanacak füzelerle iki deneme daha yaptı. Amerikan halkı Kuzey Kore’nin füze atma ihtimaline karşı büyük panik yaşıyor. Böyle bir durumda alınacak önlemler halka anlatılmaya başlandı. Amerika füze savunma sisteminin işlerliğini kontrol için beş adet test yapmış füze engelleme testi. Bunların üçü başarısız, ikisi başarılı olmuş. O nedenle eğer böyle bir savaş çıkarsa milyonlarca insanın hayatını kaybedeceği bir felaket yaşanabilir diye yorumlar yapılıyor.

ADNAN OKTAR: Şamataya gerek yok, savaş mavaş olmaz. Sadece İngiliz derin devletinin cıvıklığı. Kamuoyunu şaşırtmaya çalışıyor, Amerikan halkına gözdağı veriyor. Amerikan halkını kendince hizaya getirmeye ve hükümeti hizaya getirmeye çalışıyor. Trump’ı devirmek için ve kendi çizgilerine çekmek için delicesine ataklar yapıyorlar konu bu.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İnternet Haber’den Osman Diyadin, Sayın Erdoğan’ın 2019 için parti teşkilatında önemli değişikliklere gittiğini ve yeni milli bir kadro oluşturma çabasında olduğunu yazdı.

ADNAN OKTAR: Milli. İşte o hayati olan. Milli demek, İngiliz derin devletine karşı olan demek. İngiliz derin devletine yalakalık yapmayan demektir milli, anlamı budur. Evet.

KARTAL GÖKTAN: 2019 yılında Tansu Çiller’in de yeni kadroya katılacağı söyleniyormuş. Sayın Erdoğan ve Çiller yakın dostluklarını devam ettiriyorlarmış. Ve Çiller de bu süreci Sayın Erdoğan gibi milli mücadele süreci olarak görüyormuş.

ADNAN OKTAR: Çiller kabadayıdır, kabadayı bir hanımdır. Eskiden beri biliriz yiğittir.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: İzleyici sorusu.

VTR: Özgürlüğün sınırı sizce nedir?

ADNAN OKTAR: Özgürlüğün sınırı, bir başkasının huzurunu kaçırmamak, neşesini kaçırmamak, sağlığına zarar vermemek, haysiyetine, onuruna, şerefine zarar vermemek. Canımın içi bir de çok güzelsin sen onu söyleyeyim. Bayağı temiz yüzlü güzel hoş bir kızsın. Dekolten de çok yakışmış.

Evet.

VTR: Merhaba iyi günler, ben Orhan. Şu soruyu soruyorum, Türkiye’de mutlu yaşanılabilir mi?

ADNAN OKTAR: İmanla olabilir olur ama demek istediğini anladım, hakikaten zorlu bir dönemeçten geçiyoruz. Zorlu bir dönemdeyiz. İnsanların çoğunun mutsuz olduğunu görüyoruz. Herkes sevgiyi arıyor, şefkati arıyor, dostluğu arkadaşlığı arıyor, selamlaşmayı arıyor, güveni arıyor. Gergin bir ortam, çocuğunu öldürenler, karısını öldürenler, itlik yapanlar, dekolte hanımlara çirkeflik yapan, ahlaksız ve alçakça çirkin sözler edenler yahut onları rahatsız edenler. Böyle bir ortamın zor olduğunu tabii biz de görüyoruz. Ama bu ortam Mehdiyet’in müjdesi olduğu çok açık ve aşikar oluyor. Eğer bunlar olmasa ne Hz. Mehdi (as) çıkar, ne Hz. İsa Mesih (as) nüzul eder. O yüzden biraz sabrederse benim canlarım bu güzel insanlar üç-beş yıla kadar düzlüğe çıkacağız, inşaAllah.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Faruk Beşer, Hayrettin Karaman’ın kadınlarla ilgili sözlerini destekleyen bir yazı yazdı. Kendisi de başörtüsünü cafcaflı şekilde bağlayıp göğsünü başını tepesine takan tesettürlü hanımlara “Bu gidişat nereye?” diye soruyormuş. Onlara “Aslında modern hayattan hoşlanıyorsunuz hatta onlara özenip kendinizi ezik hissediyorsunuz. Bu halinizle onlara ‘benim kapalı olduğuma bakmayın, gördüğünüz gibi ben başörtümü farklı bağlıyorum. Yani benim gönlüm sizden yana. Lütfen beni de modern kabul edin’ mesajı veriyorsunuz” diyormuş.

ADNAN OKTAR: Güzel. İşte lafı düzeltmiş o. Yani Kuran Müslümanı “aklı başında adamım” demek istiyor. Doğru güzel.

VTR: Merhaba adım Mustafa. Bu kadar büyük bir kitleye sahipken neden kendi partinizi kurmuyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklı Mustafa particilik Kuran’da haramdır. Allah açıkça “parti” diyor zaten parti diye geçiyor. Fırkalara ayırmak Müslümanları yasaktır haramdır. Ama şimdi laik sistem olduğu için, özgür demokratik sistem olduğu için particilik mahsurlarıyla beraber yine de faydalı yönleri de oluyor. Ama particilik Türkiye’yi böldüğü açık. Bizim birleşmeye ihtiyacımız var. Özellikle İngiliz derin devletine karşı birleşmeye ihtiyacımız var. Sağda ittifak doğru olan budur. Onun için bir parti kurarsan sağdaki ittifaka zarar verirsin. Başka faydası olmaz. Türkiye’de siyasetçi sorunu yok, siyasetin akla, tekniğe, yönteme ihtiyacı var, tavsiyeye ihtiyacı var, yol göstermeye ihtiyacı var ve tabanda felsefeye ihtiyacı var. Bunu karşıladıktan sonra siyasetçi olmaya hiç gerek yok. Bunu da sağlıyoruz Allah’a şükür.

VTR: Neden herkes Suriyelilerin gitmesini istiyor?

ADNAN OKTAR: Herkes derken yani vicdanında, merhametinde sorun olan bazı kişiler. Tam vicdanda tam merhamette insan nasıl kıyar o insanlara? “Gidin” demek ne demek? Gidin ölün demektir Allah esirgesin anlamı bu. Yahut sürünün yahut sizi düşünmek dahi istemiyorum anlamına gelir hepsi çok korkunç, hepsi dehşet verici. Şefkatli merhametli bir Müslüman böyle bir şey düşünmez ve yapmaz.

VTR: Biz Suriye’den geldik sığınmacı olarak. Allah’a bin şükür Türkiye’ye geldik. Bize kucak açtılar iş verdiler. Türk halkına çok teşekkür ederiz. Türkiye devletine de çok teşekkür ederiz. Recep Tayyip Erdoğan’a da çok teşekkür ederiz.

ADNAN OKTAR: Canlarım benim, gönlünüz çok rahat olsun, başımızın üstünde yeriniz var. Siz bereketinizle geldiniz bizim misafirimizsiniz, kardeşimizsiniz, dostumuzsunuz Türkiye sizin, hepimizin. Dolayısıyla gönlünüz çok rahat olsun. Söylenen sözlere de aldırış etmeyin. Onlar adına, size saygısızlık yapanlar adına, terbiyesizlik yapanlar adına özür diliyorum hepinizden. Hiç kaale almayın hiçbirini.

Evet.

VTR: Ben ülkemizin gidişatı hakkında bir soru sormak istiyorum. 15 Temmuz politikası, yürütülen politika doğru mu?

ADNAN OKTAR: Darbe olup olmaması önemli değil. İngiliz derin devletinin saldırısı var Abdülhamit döneminden beri. Sorun bu başka bir sorun yok. Adam darbe yapar, ekonomik kriz çıkarır, PKK’yı üstüne salar, IŞİD’i üstüne salar fark etmez onlar için, FETÖ’yü üstüne salar. Yani hepsi onların emrinde olan kıtalar. Dolayısıyla daha güzel fikri olan daha faydalı şekilde olmasını istiyorsa her şeyin mutlaka hükümete, bizlere bildirsin. Biz de halka ve hükümete bildirelim. Hükümet söz dinleyen bir hükümet, ben burnumun doğrusuna giderim dediğim dedik kafasında değiller. Öyle bir yapı yok aklı başında insanlar makul insanlar. Ama öyle bir gariplik görüyorsanız da söyleyin madde madde buradan gürül gürül söyleyelim.

Evet.

VTR: İnsanların herhangi bir konuyla alakalı tam yetkin olmadan konuyla ilgili çok fazla bilgileri varmış gibi konuşmaları sizce hangi kişisel özelliklerinin eksikliğinden kaynaklanır?

ADNAN OKTAR: Bütün kahvehanelere gidin, Türkiye kahvehanelerden yönetilir. Hatta bilinir, her kahvehane bir hükümettir adeta. Dışişleri bakanı vardır, içişleri bakanı vardır, emniyet müdürü olur, istihbarat hepsi, hükümet kurulmuştur hemen hemen her kahvehanede diyebilirim büyük bölümünde. Orada başbakanlar vardır, cumhurbaşkanları vardır yönetirler akıl verirler. Bilmediği yoktur her konuyu bilir, bazı tipler için söylüyorum tabii bunu. Mesela kahvede 100 kişi varsa bunlar belki 3 kişidir ama var. Böyle tiplere alışmak lazım. Vardı bizde de bizim tanıdığımızın oğlu vardı bol bol atardı ünlüydü. Babası da atardı, biz güler-geçerdik, yapacak bir şey olmaz. Toplumda bu tip insanlar hep olur. Bilir bilmez bilmese de geçer bilse de geçer. Dolayısıyla şaşıracağımız bir şey değil. Çok fazla karşılaşıldığı için alışmak lazım.

Evet.

VTR: Kadın-erkek ilişkilerinde burçların önemi var mı?

ADNAN OKTAR: Sen nasıl tatlı nasıl güzel bir varlıksın, nasıl hoş bir insansın sen, ne kadar şıksın çok güzel olmuşsun sen. Canımın içi, tabii ki hiç alakası yok. Mesela farz edelim adam koç burcundan öbürü de yengeç burcundan oluyor. “Eyvah her şey tuttu burçlar tutmadı mahvolduk” diyor “en önemli şey burcun tutması” diyor “burcu yakalasaydık iş bitecekti” diyor “burç tutmuyorsa hiçbir şey tutmaz” diyor. Sakın, müşrik bir inanç, put inancı bu. Çok eski dönemlerden gelen putperest bir inançtır. Ta Akatlardan, Hititlerden gelen geleneksel putperest bir inançtır. Bu putperest inanç işte Darwinizm şeklinde de kendini göstermiştir, burçlara inanma şeklinde de vardır. Türbelere bez bağlama tarzında da var, bunların hiçbiri doğru değil. İşte, evde tuz kayası bulunursa cinler kaçar, negatif elektrik tuzun içine hapsedilir, pozitif elektrik etrafa yayılır falan. Böyle televizyona çıkıp ahkam kesenler var. Yahut işte krom-dioksit yahut herhangi bir metal oluyor yahut ametal bir şey oluyor. İşte bu evdeki ışığı alır, işte karbonu hapseder, magnezyumu tutar bilmem ne atıp-tutma yani akıl alacak gibi değil. Manyetik alan meydana getirir, sizdeki manyetik alanın bozukluklarını giderir, dalganızı düzeltir. Bunlar laf değil bunların hiçbirine inanmamak lazım, mantığı da yok, gerekçesi de yok, akla bilime dine hiçbir şeye uymuyor.

Evet.

VTR: Neden savaş var?

ADNAN OKTAR: Deccaliyet olduğu müddetçe savaş olur, şeytan olduğu müddetçe savaş olur. Şeytanın kafası ezildiğinde savaş olmaz. “Kan dökeceksin” diyor kan dökeceksin. İşte kan döktürme şeytanın özelliği, vahşileştirme şeytanın özelliğidir. İnsanlar da ona uyuyorlar, halbuki savaş tam anlamıyla bir vahşet. Sevgi varken, dostluk kardeşlik varken, Allah’ı düşünmek, Allah’ı sevmek, Allah’tan korkmak varken vahşileşmek dehşet verici.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Berkan. Size bir sorum olacak; delikanlılığın tanımını yapabilir misiniz?

ADNAN OKTAR: Aslanım benim ağabeyinin kuzusu. Delikanlı demek kabadayı demektir. Tek cümleyle açıklayacak olursak egoist olmaması kişinin. Yani kendi için yaşamamasıdır. Sevdikleri için yaşayan adama kabadayı denir, delikanlı denir, sevdikleri için yaşayan kendi için değil. Kendini hiç önemli görmeyip sadece sevdikleri için yaşıyorsa bir insan delikanlı ve kabadayıdır.

Evet.

VTR: Merhaba, ben Furkan. Merak ettiğim bir soruyu soruyorum, kadınlar neden aldatır?

ADNAN OKTAR: Yakışıklı Furkan, neden aldatır; imani eğitim olmazsa, Allah korkusu olmazsa, Allah sevgisi olmazsa erkekte de kadında da bozukluklar meydana gelir. Aldatma sadece bunun bir çeşididir. Hırsızlık da yapar, gasp da yapar, adam da öldürür yaralar da, tehdit de eder, iftira atar, insanları üzer, dedikodu yapar. Senin söylediğin sadece bir tanesi. Bütün mesele Allah’tan korkmaktadır. Allah’ı seviyorsa bir insan Allah’tan korkuyorsa aşk insanı demektir o, tutkunun insanı demektir, sevdiğine kıyamaz merhametli olur. Onu üzmekten, tedirgin etmekten, korkutmaktan, moralini bozmaktan şiddetle kaçınır ve onu büyük bir suç, büyük bir kötülük olarak addeder.

Evet.

VTR: Sayın Harun Yahya, evrim neden yanlış?

ADNAN OKTAR: Yakışıklı, neden yanlış, çünkü bilimsel delili yok. 700 milyonun üstünde fosil var hepsi yaratılışı gösteriyor. Bir tane tek bir tane evrimi gösteren delil bulamamışlar bir tane. Orada burada yayınladıkları fosil resimlerinin tamamı yaratılışı ispat eden fosiller. Kendilerine sorduğumuzda zaten kabul ediyorlar. Ayrıca bir proteinin bile tesadüfen meydana gelmesi bilimsel olarak mümkün değil imkansız. Sıfır ihtimal yani hiç olamayacak bir şey. O zaman yaratılışın dışında hiçbir yol kalmıyor. Evrim her şeyi, binlerce tesadüfün üst üste gelmesiyle açıklıyor. Bu nasıl oluyor diyoruz “tesadüf” bu “bu da tesadüf” bu “bu da tesadüf.” “Yüzlerce milyonlarca tesadüfün sonucunda insanlar oldu” diyor. Bu tabii ki hurafe, bir putperest pagan inancı, tesadüfün hiçbir şey yapamayacağı bellidir.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hayrettin Karaman sigara yazısından sonra birçok kişinin sözlü saldırısına uğradığını belirterek yazısının çarpıtıldığını söyledi. “Ben bu yazıda iffet veya ahlak kelimesini hiç kullanmadım. Ayrıca ben kimseyi kendi inancıma zorlamıyorum. Benim değerlerimden kopmuş kimselerin ahlak ve edepleri de kendilerini ilgilendirir. Benim muhataplarım bir ölçüde bizden olanlardır ve inancımıza göre onlara nasihat hakkım vardır. Ben sadece onlara dedim ki ‘bizim edebimize uymayan davranışlar kötü sonuçlar veriyor. İçimiz-dışımız bir olsun, altı kaval üstü şişhane olmasın.’”

ADNAN OKTAR: Adam sendense zaten senin aklına ihtiyaç duymaz baba, bir türlü anlamıyor. Sendense senden daha iyi bilir zaten sana ihtiyaç duymaz. Senin hitap ettiğin adamlar bizden olan adamlar. Dolayısıyla senin konuşmaların boş. Ben bizden olanlara söylüyor muyum dekolte giyinin falan, dememe gerek yok zaten dekolte giyerler. Modern olun diyor muyum zaten modernler. Dürüst olun diyor muyum, samimi olun diyor muyum zaten dürüst ve samimiler. Hep aşktan, sevgiden, dostluktan bahsediyorlar dikkat ederseniz, selamlaşmadan bahsediyorlar bütün gençler hepsi. Hepsi bizden. Sizden dediğin kendi kafana göre sizden. Aslında onlar da bizden de sen öyle dediğin için ha hı diyorum, o da senden çekindiği için sizden, ailesinden çekindiği için, mahalleden köyden çekindiği için sizden, onlar da bizdenler. Herkes Kuran Müslümanı, senin hurafene hiç kimse inanmaz. Yani yüzlerce binlerce hurafe ve hepsi insanları ezen, üzen, korkutan, acı veren hurafeler. İnsanları huzursuz eden hurafeler. İnsanların mutluluğunu yok eden hurafeler.

Evet, dinliyorum.

VTR: Benim sorum; arkadaşlarınızı nasıl bu kadar iyi tanıyabiliyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, anlaşılır insan. Mesela bak, benim güzel bir kız arkadaşım vardı, ilk bakışta ben onun çok dürüst biri olduğunu hemen anlamıştım yüzünden, her şeyinden elinden, ayağından, yüzünden, bakımından, temizliğinden, ses tonundan, gözlerindeki anlamdan hemen anlaşılır. Psikopat da hemen anlaşılır, dengesiz insan da anlaşılır. Dolayısıyla Allah insanlara kolaylık yaratmıştır. İnsanlar birbirini aslında hemen tanıyorlar. Ama bazı insanlar tabii tanıyamıyor çünkü paraya mesleğe aklı gidiyor orada kilitleniyor. Mesela adam manyak oluyor şizofren, ama zengin bir ailenin çocuğu oluyor, gidiyor adamın direkt evine kalmak üzere, adam da onu gidip doğruyor. Yani olacağı bu. Zengin diye güveniyor, yoksa normal fakir bir insan olsa asla güvenmez. Ama manyak olduğunu gördüğü halde gözü görmez hale giriyor zenginliği gördüğü için, parayı gördüğü için, arabayı gördüğü için aklı gidiyor. Bu sefer onun karaktersizliğini, akılsızlığını, dengesiz olduğunu hiç önemli görmüyor o an parayı önemli gördüğü için.

Evet, dinliyorum.

VTR: Dünya neden bu kadar çok pahalı? Eski Alman markı zamanı gibi ucuz olması gerek. Gelecek için her şeyin daha ucuz olması iyi olur. Şu an her şey fazlasıyla pahalı.

ADNAN OKTAR: Sen ne şeker şeysin sen bayağı tatlı, acayip sevimli. Zenci hanımlar çok çok güzel oluyorlar bayağı şeker oluyorlar. Canımın içi, ben nasıl diyeyim, bütün dünyada pahalılık var, olmayan bir yer yok. Pahalılığı organize eden bir ekip var şu an dünyada. Onların organizasyonları kesintisiz devam ettiği için yapacak bir şey yok. Bak petrol fiyatlarını üçte bire düşürdüler mesela. Niye düşürdüler hiçbir mantık yok açıklaması yok “öyle” diyorlar. Mesela ekonomik kriz meydana getiriyorlar, niye oluyor “işte öyle” diyorlar ne yaparsan yap. Özel hazırlanan, özel tekniklerle elde edilen bir durum bu.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Mehmet Şevket Eygi Hocamız Hz. Mehdi (as)’ın çıkışıyla ilgili şunları söyledi Adnan Bey: “Mehdi çıktıktan sonra işler düzelecek midir? Büyük korkunç savaşlar, dehşetli yıkımlar ve kıyımlar olacak. Nükleer, kimyasal, biyolojik silahlar. Ondan sonra düzelme olacak. 7 veya 9 yıllık altın çağ başlayacaktır. Mehdi zuhur etmeyecek, Hz. İsa (as) nüzul etmeyecek diyenler var, onlar ehlisünnet dışıdır. Dediklerinin kıymeti yoktur.”

ADNAN OKTAR: Hay mübarek hay, hay mübarek Allah senin ömrünü uzun etsin. Mesela benim Hocam ehlisünnettir Mehmet Şevket Eygi Hocam, çok titiz ehlisünnettir ama tam bir Kuran Müslümanıdır bana göre. Tam bir Müslüman, gerçek bir Müslüman. Yani gelenekçi Ortodoks yobaz ayrıdır, mesela Hocamız da gelenekçi Ortodoks inançtadır ama tam bir Kuran Müslümanıdır. Son derece modern, son derece akıllı, anlayışlı, merhametli, sevgi dolu, şefkatli, kibar, nezih bir insandır. Tam Osmanlı beyefendisidir. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin de talebesidir, Nakşi’dir, maşaAllah. Aynı zamanda da tasavvuf ehli ama hal ehlidir. Sırf tasavvuf ehli olmakla kalmayan hal ehli bir insandır. Mürşittir, mesela o yönü bilinmez mürşittir, çok mübarek bir insan. Ama etrafında çok az insan var hiç önemi yok. Allah’ın onu sevmesi yeterli, sevenlerin onu seviyor olması yeterli. Allah sağlık sıhhat, uzun ömür versin Hocamız’a. Çok mübarek, muhterem, tertemiz müberra bir insandır.

Evet.

VTR: Merhaba Adnan Bey, ben Mislina. Manisa’da misafirim. Size bir sorum olacaktı. İnsanlar nasıl daha sabırlı, neşeli, enerjik olur ve aklımız nasıl daha fazla açılır?

ADNAN OKTAR: Canımın içi nasıl güzel senin ismin. Canımın içi senin Kuran talebesi olduğun belli, Allah’a teslim olduğun belli. Tabii ki açıkça Allah’a kalbini tam bağlayacak bir insan için bunlar hiç sorun olmaz. Allah’a kalp tam bağlıysa, aşkla Allah’ı seviyorsa, beyin bağını tam Allah’a bağlamışsa konu bitmiştir. Ama Allah’tan bağını koparır da kendi kendini idare etmeye kalkarsa felaketler başlar. Başıbozuk gemi gibi çalkantıdaki denizde oraya buraya savrulan gemi gibi sürekli savrulur ve kendiyle bir türlü baş edemez. Beyni başına bela olur. Beyin çok hassas bir cihazdır, insanı sürekli savurur oradan oraya, oradan oraya. Çok gereksiz vesveseler kuruntularla adeta onu boğar. Ama Allah’a bağlanan bir kalp, Allah’a bağlanan bir beyin hiç sarsılmadan dümdüz yoluna devam eder.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sokakta müzik yapanlara zabıtalar neden engel oluyor?

ADNAN OKTAR: Kıyafetin çok güzel, kendin çok güzelsin, gözlüğün de çok yakışmış. Sanatçı ruhlu olduğun belli, vicdanlı bir kızsın. Çok yanlış. Bütün belediyelere İçişleri Bakanlığı tamim göndersin, sokak sanatçılarına hiçbir şekilde dokunulmasın. Sokak sanatçıları sokağın süsüdür. Her yerde olmaları lazım. İnanılır gibi değil, teşvik edilecek yerlerde böyle şeyler olması çok acı. Bilakis teşvik etmesi lazım belediyenin, koyup-kollaması lazım, onlara yer açması lazım, zorluk varsa kaldırması lazım her yönden. Halkın da onlara destek olması lazım. Sokakların sanatçısı sokakları güzelleştiren insan demektir. Güzelliği isteyen insan sevgiyi istiyor demektir. O sevgi insanlarına hepimiz sahip çıkalım.

Evet.

VTR: Merhaba, ben Ömer Faruk Duran. Stillerinizi kendiniz mi yapıyorsunuz yoksa herhangi bir yere danışıyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Ömer Faruk, benim gördüğüm çok yakışıklı delikanlısın, saçlarına da şahane bir stil yapmışsın yakışmış sana. Bunu sen kendin düşünmüşsündür. Ben de tabii sanatçı olduğum için kendi stilimi kendim düşünüyorum ve kendi istediğim doğrultuda kendimi yönlendiriyorum.

Evet.

VTR: Ben İngiltere’denim. Neden İngiltere’ye gelmiyorsunuz?

ADNAN OKTAR: İnşaAllah geleceğimiz vakit olacak. Sarayı gezeceğiz, sarayın alt katına ineceğiz. Altı üstünden daha genişmiş sarayın, daha büyüktür alt kısmı. Yeraltındaki kısmı daha büyüktür. Asıl saray kısmından çok daha ihtişamlı süslüdür alt kısmı. Oralara da geleceğiz. Ama tabii şu an müsaade edeceklerini zannetmiyorum. Ama müsaade edecekleri durum da olacak, ortam da olacak her yere gireceğiz. İngiltere halkıyla da kucaklaşacağız, dostuz zaten kardeşiz hepsini çok seviyoruz. Ama İngiliz derin devletini hallaç pamuğu gibi atacağız. Neyle? Kanunla hukukla, ilimle irfanla.

Bana bu, İngiliz parlamentosunda 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili raporu hazırlayan komisyon ve tavsiye alınan kişilerle ilgili bir liste vardı o bana gelsin. Elimdeki belgeler inanılacak gibi değil, aklınız hayaliniz durur.

Evet.

VTR: İsmim Erdi. Adnan Oktar’ın dini bilgisinin iyi olduğunu düşünüyorum ama insanlara gösteriş şeklinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Kendisinin suçu değil ama toplumun vermiş olduğu düşünceden dolayı yanlış algılanıyor. Bu konu hakkındaki fikirlerini almak istiyorum.

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, adamlarla tabii ki bir fikri çatışma içindeyiz. Yani ben müşriklerle anlaşamam. Şirk içinde olan insanlarla anlaşamam. Tabii ki müşrik bana karşı olacaktır. Müşrik olduğundan da haberi yok, şirk içinde olduğundan haberi yok. Allah ayette diyor “ahirette onlar Bize geldiklerinde şirk içinde oldukları söylendiğinde haberleri olmadığını söylerler” diyor Allah ve “inkar ederler” diyor. Dolayısıyla bize karşı gelenler bakıyorum yüzde 99’u şirk içinde yani müşrik bir sistemi savunuyorlar. Kuran’ı kabul etmiyor, Kuran’ın dışında bir hayattan hurafelerden bahsediyor. Dolayısıyla tabii ki Peygamber (sav)’e nasıl karşıysa o zamanın müşrikleri, bu devrin müşrikleri de bize karşı olması gerekir. Aksinde biz şüpheli duruma düşeriz. Müşrik bizi destekliyorsa bu bizde bir hastalık vardır demektir. Müşrik bize karşı geliyorsa, şirk içinde olan bize karşı geliyorsa biz doğru yoldayız demektir. Hz. İbrahim (as) devrinde de müşrikler vardı. Hz. Musa (as) devrinde de vardı müşrikler, bu devirde de var. Her devirde müşrik olmuştur. Müşrikîn ve müşrikât diye geçer Kuran’da, yani kadın müşriklere müşrikât, münafikun ve münafikat, münafık erkekler ve münafık kadınlar. Münafikun erkek olanlar, münafikat da kadın olanlar. Müşrikîn erkekler, müşrikât kadınlar. Dolayısıyla çok büyük bir yekündür, büyük sayıdadırlar çok küçük bir topluluk değildir müşrikler. İslam alemini mahveden bu iki topluluktur, münafıklar ve müşrikler. İkisi birlikte İslam alemini mahvediyor, bunları da İngiliz derin devleti yönlendiriyor konu bu. Dolayısıyla onların atakları, atarları, üslupları Müslümanın ibadetine vesile olur. Eğer onlar olmasa biz sevap kazanamayız. Dolayısıyla benim yakışıklımın sözleri doğru. Biz doğru yoldayız ama bunu anlatmamız gerekiyor nezaketle ve sabırla.

Evet.

VTR: Merhaba, benim sorum şöyle; sınav döneminde öğrencileri neden bu kadar çok yoruyorlar ve sıkıyorlar, bunu gerçekten merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Canımın içi sen çok nurlusun çok güzelsin. Seni üzdükleri, gerdikleri de yüzünden anlaşılıyor. Bu kızdırıcı bir şey tabii. Sizin en mutlu olmanız gereken çağlarda, en neşeli olmanız gereken çağlarda sizi stres içinde yaşatmak çok büyük bir günah, çok yazık hiç istenecek bir şey değil. Bunu şu an engellemek mümkün görünmüyor ama Mehdiyet devrinde inşaAllah huzura kavuşacaksınız. İnşaAllah bu stresiniz neşeye ve sevince dönüşecek. Şu an zor, çünkü sevgi en başta olması gerekiyor. Hükümet sevgiyi nasıl elde etsin? Laik sistem içerisinde kalmaya mecbur ve klasik siyaset yapmaya mecbur göründüğü için sevgiyi Türkiye’ye hakim etmek hükümetin yapabileceği bir şey değil çok zor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Benim anlayamadığım şu; bütün dünyadaki ülkeler Türkiye’ye saldırıyor da Almanların saldırmasına ben anlam veremiyorum. Ticaret desen ticaret yapıyoruz, turizm desen ortak çıkarlarımız var. Durmadan Türkiye’ye saldırıyorlar, ajanları cirit atıyorlar Türkiye’de. Ben bu sorunun cevabını alabilirsem çok memnun olurum.

ADNAN OKTAR: Almanya savaştan çıkmış bir ülke ve mağlup olarak savaştan çıkmış bir ülke, esir alınmış bir ülke. Anlaşma yapıp bu adamları serbest bıraktılar Almanları. Almanya’nın özgür bir ülke olmadığını bilmiyorlar. Ve İngiliz derin devletinin kontrolünde olduğunu da bilmiyorlar. İngiliz derin devletinin hiçbir şekilde kontrolünden çıkamaz. 2. Dünya Savaşı’nı da İngiliz derin devleti organize etti. Hitler’i iktidara getiren de İngiliz derin devletiydi. İngiliz derin devletinin elemanları Hitler selamı veriyorlardı o dönemde. Onun için kardeşimiz şaşırıyor hayret ediyor, hakikaten şaşırıp hayret edeceği gibi, ama yönetim İngiliz derin devletinin elinde olduğu için öyle oluyor bunlar.

Evet.

VTR: Devrimciler hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: “Hey devrimci hey devrimci devrim vakti yaklaştı. Hey devrimci hey devrimci devrim vakti yaklaştı. Devrimciler ölür ama devrimler durmaz sürer. Devrimciler ölür ama devrimler durmaz sürer. Ho ho hoşimi iki üç, daha fazla Vietnam. Ernesto’ya bin selam.” “Nereye payidar nereye, nereye payidar nereye. İşçilerle işçilerle işçilerle el ele. İşçilerle işçilerle işçilerle el ele. Nereye payidar nereye, nereye payidar nereye.” “1 Mayıs 1 Mayıs işçinin köylünün bayramı, devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı. 1 Mayıs 1 Mayıs işçinin işçinin bayramı.” Bak, işçinin emekçinin bayramı diyorsa onlar Marksist-Leninist oluyor, işçinin köylünün bayramı diyorsa Maocular oluyor. Ona göre. Devrimciler kökeninde tabii temiz ruha sahip çocuklar. Yani yiğit delikanlı çocuklar maya olarak. Ama inanç olarak Darwinist felsefeyle mahvedilmiş, beyni altüst edilmiş insanlar. Darwinist olmazsalar devrimciler Türkiye’nin en seçkin, en yaman delikanlıları. Yani çok halis delikanlılar ama Darwinist, materyalist olduğu için Allah’ı, dini, Kitap’ı reddedip mahvediyorlar bu güzelim aslanları, bu yiğitleri mahvediyorlar. İşte o beladan kurtarmak için onları uğraşıyoruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Berk. Türkiye’de neden kalite bilimkurgu filmi ya da dizisi çekilmiyor?

ADNAN OKTAR: Yakışıklı Berk, bunlar biraz sermaye isteyen şeyler. Bizim televizyon film şirketlerimizin o kadar parası-pulu yok, imkanları dar. İşte “uzayı kurtaran adamın çocuğu” falan tarzı filmler, yani ucuza mal olan filmler yapabiliyorlar. Onlar çok pahalı çekimler. Ona sermaye yetmez gibi geliyor bana ondan.

Evet.

VTR: Zamanda yolculuk olsaydı geleceğe mi gitmek isterdiniz, geçmişe mi?

ADNAN OKTAR: Tabii ki Resulullah (sav) devri, çünkü hesaplaşacağım konular var. Onları görmek isterdim. Hz. Ömer (ra) ona yapılacak suikast anında onun orada olsam çok iyi olurdu. Yani görseydim. Hz. Osman (ra)’a yapılacak suikast öncesi orada olsam gereğini yapardım ve öyle bir olay olmazdı. Hz. Hasan (ra)’a, Hz. Hüseyin (ra)’e aslanlarıma, Hz. Ali (kv)’ye yapılan suikastlar anında orada olsam o suikastçıların iflahını keserdim. Yani yandım Allah dedirtirdim. Ve hiçbir şekilde onu yapamazlardı onu söyleyeyim. O yüzden o döneme dönmek isterim. Onun dışında bir şey değil. Resullulah (sav)’ı görmek isterdim tabii en başta.

VTR: İnşaat işçisiyim, neden Türkiye’de işçiler için hiçbir şey yapılmıyor inşaatlarda kafalarına buyruk takılıyor. İşçiler ölüyor bunun için yetkililer hiçbir şey yapmıyor.

ADNAN OKTAR: Yakışıklım güzel yüzlüm Allah seni korusun. Ama hükümet ne yapsın? Hangi bir yere yetişsin? Çok zor. Hep bunlar eleman isteyen, para isteyen, zaman isteyen işler. Halk da işin içinde olması lazım. Bunlar gönül işidir, sevgi işidir, merhamet işidir. Mesela senin patronun sana merhamet ederse yani evladını çalıştırdığını düşünürse konu biter. Kendi oğlunu çalıştırdığını düşünürse biter. Kendi kızı kendi oğlu çalışıyor diye düşünürse, kendi babası çalışıyor diye düşünürse mesele biter. Bu gözle bakmaları lazım.

Evet.

VTR: Merhaba benim adım Diyar. Gazete ve dergilerde hangi bölümleri okuyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Diyar sen ne yakışıklı delikanlısın böyle. Türkiye için en hayırlı olduğunu gördüğüm, en önemli gördüğüm, tehlikeli gördüğüm şeyler neyse onlar. PKK’nın saldırıları, FETÖ olayları, bilimsel konular. Vatanın birliği ve bütünlüğü ile ilgili zarar verecek şeylere karşı tedbir alıyoruz. Her şey yani. Evet.

VTR: Merhaba ben Emrullah, bilgisayar oyunu oynuyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Emrullah bilgisayar oyunu değil, bilgisayarda çok güzel şeyler var niye oyun? Bilgisayarda bir kere oyun havaları var onları seçiyorum. Yani oyun değil de oyun havaları var. Onları dinliyorum onlar daha iyi. Boş ver öyle şeylere hiç vakit ayırmak doğru değil. Vakit kıymetli çok çok kıymetli altın gibidir. Hatta elmas gibi çok önemlidir. Böyle gıdım gıdım harcayacaksın zamanı. Çok özenli olmak lazım.

Evet dinliyorum.

VTR: Denize neden bu kadar plastik atılıyor?

ADNAN OKTAR: Sen çok çok güzel bir kızsın bayağı güzelsin. İçin de temiz kendin de temizsin. Bak nasıl canı yanıyor, denizin kirlenmesi, denizi nasıl seviyor ki güzelliği, temizliği nasıl seviyor ki plastik hakikaten yok olmayan bir madde. En kirletici maddelerden birisi. Çok büyük bir vicdansızlık denize plastik atmak. Çok büyük bir zulümdür. Cam şişe atmak, karpuz kabuğu atmak müthiş bir acımasızlık. Yani sevgiyi merhameti bilen, estetiği bilen, sanatı bilen biri bunu yapmaz.

Evet.

VTR: Sık sık müzeye gider misiniz?

ADNAN OKTAR: Sık sık, yakışıklım insan kafayı çizer. Sürekli müzeye gitmek, haftada iki kere, üç kere öyle yapmalım da yani yılda bir falan iki yılda bir gidelim müzeye. Ne yapacağız sık gidip? Yakışıklım neyi kastetti acaba sık niye gitmemizi istiyor? Herhalde lafın gelişi olarak söyledi. Tabii müze çok önemlidir. Yani pratik bilgi edinmek için çok önemlidir.

VTR: Neden Türkiye’de fosilleri görebileceğimiz bir müze açılmıyor?

ADNAN OKTAR: Aslan aslan. Hiçbir ülkede açılmıyor. Bak Türkiye’de değil, yedi yüz milyon fosil var dünyada hiçbir ülkede fosilleri insanların göreceği şekilde müze açılmıyor. Hep devletin depolarında duruyor. Her yerde Türkiye’de de depoda duruyor. Müze açılmıyor sıkıysa aç. Darwinist müze serbest ama yaratılışı anlatan müze yasak. Bütün dünyada. Bütün dünyada büyük bir felakettir bu.

VTR: Ben Ozan Konar. Oyuncak fiyatları neden bu kadar pahalı?

ADNAN OKTAR: Ozan sen ne kadar güzelsin sen ne kadar yakışıklısın canımın içi. Sen iste ben sana istediğin her oyuncağı alacağım söz. Ben canıma ne istiyorsa alacağım. Konuşun Ozan ile oyuncağı bitti. Alındı konu kapandı.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba benim adım Lilya ve benim sorum şu, Türkiye’deki neden tüm sorunları din süzgecinden geçirerek cevaplamaya çalışıyor?

ADNAN OKTAR: Canımın içi şimdi Müslüman bir ülke insanlar Allah için yaşıyor. Halk dindar. Ruh ve manaya göre yaşıyor insanlar. Ruh ve mana olmasa hiçbir insan yaşamak istemez zaten. Hayatının sebebi olduğu için tabii ki din hayata hakim inanç oluyor. Her şeyine insanın hakim olur din. Çünkü din olmayınca hayatın bir anlamı yoktur insanlar için. Orada anlayış ile karşılaman gerekir. Yani hiçbir amacı ilkesi yoksa insanın ilkesiz, ülküsüz nasıl bir insan yaşar?  Din, bu amaç ve ilkeyi ve ülküyü sağlıyor. Yani ruh zenginliğini ruh hedeflerini sağlıyor. Sen bunu ortadan kaldırırsan ruhu yok etmiş oluyorsun. Beden kalıyor geriye. Beden nedir? Ölüdür. Onun için Lilya’nın ben ne demek istediğini tam anlamadım ama belki gelenekçi Ortodoks İslam anlayışından rahatsız olmuştur çocuk. Onu anlatmak istiyordur. Yani hani kadınlara dekolte giydirtmiyorlar. Müzik dinlettirmiyorlar, eğlendirmiyorlar falan biz ona zaten karşıyız. Din değil o şirktir o onun din ile alakası yok. Senin karşı olduğun şeye biz de karşıyız. O şirk, o din değil. Ama din süzgecinden geçmesi demek sevgi, merhamet, şefkat, sanat, güzellik, estetik, iyilik, güzellik, hayır berekettir. Din budur. Ve o süzgeçten geçmesini sen zaten güzel karşılarsın.

Evet.

VTR: Dinden uzak yaşamak, özgür yaşamak mıdır?

ADNAN OKTAR: Dinden uzak yaşamak özgürlüğün yok olması demektir. En güzel özgürlük din ile olur. Çünkü sokak baskısından çıkarsın, mahalle baskısından çıkarsın. Efendim, bölge baskısından çıkarsın, arkadaş baskısından çıkarsın. Toplumun bütün kurallarından çıkarsın. Alabildiğine özgür olursun. Din en büyük özgürlüktür. Yani toplumu mahvediyor toplumun kuralları. Aile kuralı var, mahalle kuralı var, sokak kuralı var. Var oğlu var. Saysak şimdi sabaha kadar sayarız. O kurallar içinde insanlar adeta sıkıntıdan deliriyor. Hasta oluyorlar. Din, bu bütün ağırlık zincirlerini kaldırır. Ayette de diyor “Sen onların üzerindeki ağır teklif zincirlerini kaldırdın” diyor. O üstümüzde bizi bağlayan zincirlerin kırılmasıdır din. Alabildiğine kuşlar gibi özgür oluruz.

Evet.

VTR: Merhaba ben Seda, benim sorum şu, neden düşüncelerimi özgürce söyleyemiyorum?

ADNAN OKTAR: Seda canımın içi işte çekindiğiniz için çekinmeyen adamlar ortada dolaşmaya başladı. Bir avuç it kopuk mesela sizin dekolte ortaya çıkmanızı sokakta gezmenizi engelliyor. Yani siz yüz bin kişisiniz üç tane çakal, üç çakal yüz bin kişiyi engelliyor. Cesur olun hiçbir şey olmaz istediğiniz gibi konuşun. Bir şey olursa bana gel sen. Hiçbir şey olmaz. Ama tabii kabadayılar delikanlılar da genç kızları koruyup kollasınlar, destek olsunlar.

Evet dinliyorum.

VTR: Hiçbir kesim kendi tarafından bakınca ülkenin gidişatını ya da olayları beğenmiyor, kötü karşılıyor peki sizce bunun orta bir yolu bulunabilir mi?

ADNAN OKTAR: Nur yüzlüm, yakışıklım orta yol Mehdiyettir. Başka hiçbir yol yoktur. Sevginin, aşkın, tutkunun, güzelliğin, estetiğin, sanatın hakim olduğu bir Türkiye’de herkes huzurlu ve güzel olur. Bunun dışında bir yol olmaz. Ve her insanın da bir haklı yönü olur.

Evet dinliyorum.

VTR: Dünyadaki en acil çözüme kavuşması gereken şey nedir?

ADNAN OKTAR: Sen her şeyin ile çok güzel bir kızsın onu söyleyeyim. Bütün hatların çok güzel. Allah güzelliğini kat kat artırsın. Dünyada bir tane sorun vardır; sevgisizlik. Başka bir şey yok. Bir tek o. Sevgi olduğunda zaten Allah’a da inanır insan. Dini de sever Müslümanı da sever. Ateiste de şefkat duyar. Onunla da ahbap olur. Sevgi bütün mesele sevgidedir. Başka bir şey yok.

VTR: Ben Kemal Atakul. Türkiye’de yayalara, trafikte neden özen gösterilmiyor?

ADNAN OKTAR: Kemal Hocam Allah sana uzun ömür versin. Birçok şeyde bozukluk var. Sen de buna dikkat çekmişsin. Doğru söylüyorsun. İnşaAllah gençler insanlar, duyanlar senin bu sözüne itibar ederler. Trafik kurallarına uyulmadığında felaketler geliyor.  Uyulduğunda da felaketler engellenmiş oluyor. Kemal Hocam doğru söylüyor.

VTR: Sanata teşvik en doğru nasıl olur?

ADNAN OKTAR: Bir tanem bir kere sanat sevgidir. Yani sevgiye teşvik ettin mi sanata teşvik etmiş oluruz. Sanat güzellik demektir. Güzellik, sanat ve aşk, sevgi hepsi iç içedir. Yani bir bütündür. Bir bütünün çeşitli görüntüleri, çeşitli anlatım şekilleridir.

Evet.

VTR: Şehrin ortasında dikenlerle çevrili bir yerin olması, görüntü açısından doğru mu?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım tabii ki çok rahatsız edici. Her yerde var. Bu yalılarda falan çok ürkütücü görüntüsü. Sanki esir kampında koridorlarda yol alıyormuşuz gibi oluyor. Çok ürküntü verici. Jiletli teller üstelik böyle. Kameralar, yüksek duvarlar, sivri demirler dehşet verici. Her yerde kaldırılması lazım hiçbir yerde bırakılmaması lazım. Ama işte o Mehdiyet çağında. Sevgi çağında, altın çağda olabilecek şeyler.

Evet dinliyorum.

VTR: İnsanlar neden birbirinden nefret ederek yaşıyor, bunu nasıl engelleyebiliriz?

ADNAN OKTAR: Sen bir kere çok güzel bir insansın. Allah seni güzel yaratmış. Bembeyaz ve çok güzel çok oranlı bir güzelliğin var. Gözlüğün de yakışmış. Nefretin sebebi sevgisizlik. Sevgisizliğin nedeni de Mehdiyet’in henüz zahir olamamasıdır. Sevginin öğretmeni geldiğinde nefrette gidecektir. Sevgi hakim olacaktır.

Bikini ile namaz kılan hanımın videosuna ne kadar homoseksüel varsa hakaret dolu yazılar yazmış. Ne kadar böyle FETÖ’cü varsa it kopuk takımı PKK’lı, gelenekçi Ortodoks müşrikler, satılmış, kahpeler, akılsız ahmaklar varsa hepsi çirkin sözler etmişler. Bir kısmı da onlara uyuyor. Yani ne yaptığını bilmeden uymuşlar, çirkin sözler etmişler. Yakışıksız bunlar. Kötü söz sahibinindir derler. O hanımefendi doğru yaptı. Hiç çekinmesin. Türkiye seksen üç milyon. Bin tane it çıkar. Efendim beş yüz tane de homoseksüel çıkar. İki yüz tane de hırsız it kopuk çıkar. Bunların sözüne itibar etmeye gerek yok. Eli atmış tanede yanlış anlayan, bilgisiz insan çıkabilir. İtibar edilecek bir şey değil. Yola devam.

Evet.   

VTR: Tarihi yerler restore edilirken bozuluyor, bunların orijinalliğini nasıl koruyabiliriz?

ADNAN OKTAR: En iyisi hiç dokunmamak. Bence hiç dokunulmaması lazım. Çünkü Molla Cami vardı bizim okulun bitişiğinde güzel sanatların bitişiğinde ben oraya namaz kılmaya giderdim. Taşları koyu kahverengiydi, gittiler caminin taşlarını yonttular. El demiri ile tık tık taşlar bembeyaz çıktı. Gıcır gıcır binayı mahvetmiş oldular. Şu akıl mı? O hali ile kalsın. Yıkılma tehlikesi varsa sadece çelikle falan destek verilsin o kadar. Orijinal hali ellenilmez. Boyasını berbat yapıyor. Bir kere orijinal boyaya hiç dokunulmaz. Silinmiş diyor boya, Allah Allah gıcır gıcır kırmızı ile yeniden boyuyor. Yaldız boya ile yeniden boyuyor. Altını kalmamış güzelce boyayalım diyor. Berbat bir şekilde yağlı boya ile boyuyor. Şimdi çok güzel oldu diyor. Orijinal haliyle kalsın istediği kadar silik olsun, en silik de olabilir en güzel orijinal hali. Orada çok büyük hata yapılıyor. Restore ettik gıcır gıcır oldu diyor. Sen boyamışsın artık tarihi olmaktan çıkmış. Yani orijinal boyanın üstüne sen boya sürdüğünde onu mahvedersin. Orijinal boya istediği kadar silik olsun. O silik hali ile zaten değerli, makbul. Onun üstüne gidip başka bir şey sürdüğünde onu tahrip edip yok etmiş oluyorsun. Sanat karşıtlığı olur yani olmaz.

Evet.

VTR: Hayattaki her şey güzel mi?

ADNAN OKTAR: Hayattaki her şey hayırlı olur, her şey güzel olmaz. Çirkin ama hayırlıdır. Yanlıştır ama hayırlıdır. Her şey nasıl güzel olsun?

Evet dinliyorum.

VTR: Adnan Hoca neden bu kadar güzel kızları tavlayabiliyorken biz tavlayamıyoruz?

ADNAN OKTAR: Vay yakışıklım vay. Yakışıklım bir kere onları Allah’ın tecellisi olarak göreceksin. Yani o sözde zaten olayın sırrı yatıyor. Mesela tavlama tabir ettiğinde o kızlara karşı sevginin dünyevi olduğu anlaşılıyor. Yani boş ve çok sınırlı bir amaç olduğu anlaşılıyor. Halbuki sen onu eğer Allah’ın tecelli olarak görürsen kadınları, Allah’ın Cemal isminin tecellisi olarak görürsen onların haysiyetini, şerefini, namusunu, iffetini, güzelliğini, sağlığını, sıhhatini, dinini, imanını korumaya azmedersen Allah senin karşına o güzellikleri oluşturur ve gösterir. Ama aksinde tabii ki Allah seni yalnız bırakır. Olmaz. Onun için neden bu güzel kızları Cenab-ı Allah sana tecellisi olarak sunuyor da bize sunmuyor desen hikmeti nedir desen olurdu sorun. Ama o tarz bir bakış açısında mecburen bir kopukluk ve hanımların senden uzak olması mevzubahis olur. Sen dediklerimi yaparsan hanımlar hep seni severler. Genç kızlarla arkadaş olursun. İbadet olarak yaklaşacaksın onlara. Allah’ın tecellisi olarak çok seveceksin.

Evet.

VTR: Ben Bursa’da Kültür Park’ta 47 yıldan beri karikatür çiziyorum. Zaman zaman A9 televizyonunu bazen dinliyorum. Bazen de dinlediğimde genç ve güzel bayanlar program yapıyorlar canlı yayında tek başlarına. Adnan Hoca’ya şunu soruyorum, bu güzel bayanları nasıl yetiştiriyorsunuz, nasıl buluyorsunuz, nasıl program yaptırıyorsunuz, bunlar çok kültürlü. Ama biraz Türk toplumuna aykırı giyinen bayanlar, güzel olmaları tabii ki göz zevkimize hitap ediyor ama toplum genelinde bu tarz giyimlerle ekranın karşısına çıkmak biraz toplumumuza ters geliyor gibi diye düşünüyorum. Bu konuda neler söylemek ister, bu programları nasıl hazırlatıyor bu bayanlara, nereden buluyor, nasıl eğitiyor ki bunlar çok düzgün konuşuyorlar.

ADNAN OKTAR: Nutku veren Allah’tır. Güzelliği yaratan Allah’tır. Kaderi yaratan Allah’tır. Sen kaderdeki görüntüleri görüyorsun. Yoksa kaderde olmasa o görüntüler bir araya gelmez. O filmi de izleyemezsin. Allah’ın yaratıklarını Allah kaderde daha hiçbirimiz doğmadan yaratıp bitirmiş oluyor. Kadın güzelliği, dekolte bütün dünyada hakimdir. Bir tek Ortadoğu ülkelerinde bu yasak. Biz ülkeye bereket getiriyoruz, güzellik getiriyoruz. Türkiye’yi yıkmak isteyenlerin oyunlarını bozuyoruz. Kadınlar özgür değil diyenlere kadınların özgür olduğunu gösterip o oyunları başlarına geçiriyoruz. Kadın haklarını bütün gücümüz ile savunuyoruz. Böylece Türkiye’ye oynanan oyunu ta ortasından yıkmış oluyoruz. Sen zamanı gelince bu gerçekleri bu derin gerçekleri daha çok göreceksin.

Dinliyorum.

VTR: İnsanlar neden altını bu kadar çok seviyor?

ADNAN OKTAR: Altın cennetteki içgüdüdür. Cennette altın ana metallerdendir. Ağaçlar falan her şeyde altın kullanılır cennette. Gövdelerinde altın çoktur, altın ve taşlar. Oradan gelen bir fıtrat.

Evet.

VTR: Gerçekten sizin için aşkın tanımı nedir ve bunun hakkında ne düşünürsünüz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım aşk demek Allah sevgisinin en yüksek halidir. Allah’ın sevdiklerini sevmek, Allah’ın yarattıklarını sevmek. Allah’ın tecellisini onlarda görmek ve onları tutku ile sevmeye de aşk denir.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Akit’ten Mahmut Sami, kadınların kıyafetlerine karışanların önce kendilerine bakmaları gerektiğine dair şunları söyledi. “İnsanların ‘böyle kapanacaksa hiç kapanmasın daha iyi’ demelerine anlam veremiyorum. Beyzadem sizler nasıl buyurursanız hanımlar o şekilde giyinsin ve örtünsünler. Ama tabii sizler ortamlarınızdan mahrum kalmayın. Tenkit edin ama kendinize bakmayın. Bugün İslam değerleri ile kadınları eleştirenler önce oturup kendini sorgulasın ve değiştirsin. Onlar kendilerini hayra ve güzele doğru değiştirsin ki toplum ve çevre kendiliğinden düzelsin” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii ki. Bir de çok büyük saygısızlık. Yani milyonlarca kadına ki Türkiye’nin yarısı kadın yani seksen üç milyonun yarısının üstünde olduklarına inanıyorlar ve onlara akıl veriyorlar. Şöyle yapacaksınız, böyle yapacaksınız. Yani her şeyin üstünde görüyorlar kendilerini. Burada müthiş bir enaniyet ve kibir var. Bu çok yanlış.

Evet, dinliyorum.

VTR: Çok zeki insanların harcandığını düşünüyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Tabii ki daha iyi değerlendirilebilirler. Çok zeki hakikaten süper zeki gençlerimiz var. Ama orada burada kalmışlar. Yetenekli insanların da çok iyi değerlendirilmesi lazım.

Bazı kardeşlerimiz münafıkları deli kızdırır gibi kızdırıyorlar. Öyle olmaz. Münafığı teknik olarak Kuran ayetleriyle ve deliller, belgelerle insanlığa pislik yapmamaları için çünkü bunlar zehir saçan akrepler ve yılanlar bunlar. Ahlaksız, alçak insanlar. Bunlarla böyle deliyle uğraşır gibi kızdırmak değil de bunları zararsız hale getirmek bu mikropları; mesela yılansa yılanlığını engellemek, zehrini akıtmasını engellemek. Akrepse insanları sokmasını engellemek gerekir. Bu da bilgiyle, eğitimle olur. Kuran ayetleriyle, akılcı anlatımla olur. Adamın karşısına geçiyorsun. Zıt Erenköy tarzında adamı kızdırıyorsun, adam da bağırıyor. Bunun bir anlamı olmaz. Yani o şekilde münafıkla mücadele olmaz. Vardı bizim mahallede zıt Erenköy diyen bir kadın. Bütün mahalle gelip, kızdırırdı. Münafığı zararsız hale getirmenin yolu, onun bütün pislik yollarını kapatmaktır. Yapacağı bütün eylemleri durduracak önlem alırsın. Ahlaksızlığını deşifre edersin. Silahlarını ortaya koyarsın. Kahpelik yaptığı adamları deşifre edersin. Yapacağı oyunları bildirirsin, anlatırsın. Onu adeta bağlarsın, kıpırdayamayacak hale getirirsin. Böylece insanlığa karşı mikrop gibi bela olmasını, ahlaksızlık, alçaklık yapmasını, Türk devletini yıkmak için, Türk milletini yıkmak için yaptığı pislikleri yahut İslam alemini yıkmak için yaptığı bütün pislikleri durdurursun. Akılcı olan budur. Ama karşısına geçip böyle adamı kızdırmaya kalkmak hiçbir fayda sağlamaz. Bunlar boş işler.

Komünist arkadaşların da hoşuna gidecek bir parça çalayım da onların da gönlünü alalım.

Rahmetli şahane delikanlıydı Cem Karaca. Mümin, muttaki bir delikanlıydı. Allah gani gani rahmet etsin.

Evet, sorulara devam edelim.

VTR: İsmim Mustafa. Kaykayların trafikte neden araç niyetine sayılmadığını sormak istiyorum.

ADNAN OKTAR: Mustafa, zaten ufacık bir yol, şimdi kaykaylar tamam araç kabul edilsin de çok tehlikeli olur. Yani çok tehlikeli trafik kazalarına sebep olabilir. Yollar bir geniş olsun, kaykaylar için ayrı bir yol yapalım. Şu kirli binaları yıkalım, güzel görünmeyen binaları yıkalım. Geniş yollar yapalım. O zaman olur. Ama orada senin hayatın tehlikeye girer. Onu biz istemeyiz, olmaz.

Eskiden marşlarla solcular yürürlerdi. Ülkücüler de ‘komünistler Moskova’ya’ diye slogan atarlardı. Bir de ‘Bozkurtlar geliyor’ diye slogan atarlardı. Ama çok gür sesleri çıkardı. Ülkücülerden komünistler çok çekiniyorlardı o devirde. Ben biliyorum. Benim teyzemin oğlu orada öğrenciydi, siyasalda. Ülkücüler geliyor, bozkurtlar geliyor dendiğinde solcuların bembeyaz oluyormuş elleri, yüzleri. Yani böyle “çok müthiş korkuyorlardı” diyor. Polisten çekinmiyorlardı pek o kadar. Ama ülkücüden çok çekiniyorlardı. Fakat tabii o devirler hiç iyi olan devirler değildir. Demokratik toplum esastır. Fikirlerin, düşüncelerin barış içinde, kardeşçe, arkadaşça konuşulması esastır. Ama o zamanlar dehşet devriydi ve şiddet devriydi. Ülkücüler tabii kendilerini koruyorlardı o zamanlar. Onlara -haşa- faşist diyorlardı. Faşo tabir ediliyordu hatta. Faşolar geliyor, faşolar gidiyor. Halbuki herkes biliyordu faşist olmadıklarını, açıkça biliniyor. Çünkü ırk temeline dayalı değil. Yani insanın milletini sevmesinin ırkçılıkla ne alakası var? Türk’üz diyen herkese Türk dediğine göre ırkçılıkla bir alakası yoktu. O devirde benim aslanlarımı çok şehit ettiler. Günde 10-15 Ülkücü şehit olurdu. Şimdiki gençler hiç hatırlamazlar. Onların kanıyla bu memleket kurtuldu. Allah onların şehadetinin üstüne Türkiye’nin güvenliğini bina etti. Allah hepsine rahmet nasip etsin. Hepsinin mekanı cennet olsun inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLET SEZGİN: Yavrusuna ağaca çıkmayı öğretmeye çalışan bir rakun vardı.

ADNAN OKTAR: Destekliyor onu. Ama çok büyük bir mucize bu. Hayret, bu Allah’ın varlığının apaçık delili işte çok büyük mucize.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsanlar yeteneklerini nasıl keşfederler?

 ADNAN OKTAR: Yakışıklım, sen bir hayli yakışıklısın. Sen kendinin farkında mısın? MaşaAllah, Allah nurunu arttırsın. Yeteneğini bir uygulamada hissedebilir. Yani herhangi bir aktivitede hissedebilir. Ama tabii çok güçlü olarak o hissedilmez. Gittikçe fark eder, gittikçe artan bir tempoda fark edilir.

Evet.

VTR: Bir erkeğin bir kızı sevmesi için neler yapılabilir?

ADNAN OKTAR: Bir kız Allah’tan korkuyorsa, Allah’ı seviyorsa, dürüstse, samimiyse, kendisiyse, vicdanlıysa o kadına Allah insanın kalbine müthiş bir güç olarak hissettirir. Yani bu insanın elinde olan bir şey değildir. İnsan garip şekilde onun elektriğinin, gücünün etkisinde kalır. Kadınlar da erkeklerde aynı şeyleri elde ederler. Yani farkına varamadığı bir şekilde garip bir güç onu bağlar. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır. Allah mucize olarak bağlar. Yani güzel ahlak, yüksek ahlak olduğunda. Yoksa etle, kemikle olacak bir şey değil.

Evet, dinliyorum.

VTR: Adım Eren Köse, 2005’ten beri Rammstein dinliyorum. Heavy metal ve endüstriyel metal dalları olarak geçiyor. Siz hangi tür müzikleri dinlersiniz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım ben her tür müziğin güzel olanlarını beğenirim. Sana da bir güzellik olarak…

Dinliyorum.

VTR: Sorum şu; Bu düğün, evlilik, nişan, kına sektörünün önlenemez yükselişi. Niye bu kadar pahalı evleniyoruz? Yazık değil mi bu kadar insana, yazık değil mi bu kadar paraya?

ADNAN OKTAR: Ama güzelim şamata da güzel oluyor. Böyle düğün, ortalık yıkılıyor. Vur Erzurum havasını diyorsun, sinsinler falan, çekirge. Değer yani bence. Dolarları saydıracaksın böyle oynayanların üstüne. Çok güzel olaylar.

Tam Mehdiyet’i anlatıyor işte bak baştan sona kadar mükemmel bir Mehdiyet marşı. 1 Mayıs Marşı alenen Mehdiyet’i anlatıyor. İttihad-ı İslam’ın, Türk-İslam birliğinin oluşacağı o mutlu, güzel günleri anlatıyor. Yoksa Allahsız, dinsiz komünizm, dehşet, vahşet dini komünizm değil. Tabii ki sevginin, merhametin, şefkatin, aklın, estetiğin, güzelliğin, aşkın hakim olduğu İttihad-ı İslam, Kuran Müslümanlığı.

Evet, dinliyorum.

BÜLET SEZGİN: PKK tarafından şehit edilen 15 yaşındaki Eren Bülbül, yaklaşık bir ay önce sosyal medya hesabından ‘Biri de çıkıp demiyor ki Eren iyi ki varsın’ şeklinde bir paylaşımda bulunmuş Adnan Bey. Bugün Twitter’da vatandaşlar #ErenİyikiVarsın başlığıyla bir etiket başlattılar. Kısa sürede bir numaraya yükseldi.

ADNAN OKTAR: Hay benim kabadayım hay, hay benim yakışıklım hay. İyi ki varsın. Sana Allah dedi bu güzel sözü. Seni cennetle mükafatlandırdı. İyi ki varsın. Elhamdülillah. Cennet kuzususun. Kabadayı olduğun her yerinden belli oluyor. Tipinden, güzelliğinden anlaşılıyor. Kabadayının şanına yakışan şehadettir. Tebrik ediyoruz seni.

Evet, buyurun dinliyorum

VTR: Sizinle aynı görüşte olmayan insanlara saygı duyar mısınız?

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Aksi vahşiliktir, ahlak çöküntüsüdür, anormalliktir. Gayet normal, her yerde her zaman insanların fikirleri ayrı olur. Saygı duyarsın, hürmet edersin, kardeşin olarak görürsün, konuşursun. Yani vahşileşmek, hayvan gibi tepki göstermek hayvanlara mahsustur. Zıt görüşler her zaman olur. İnsanca, arkadaşça, dostça konuşursun.

Evet, dinliyorum.

BÜLET SEZGİN: Yemek yiyen bir kunduz var.

ADNAN OKTAR: Ayakların komikliğine bak, oturuşun tatlılığına bak.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar, Bilge ben. Kedicikler ne anlama geliyor veya açılımı nedir, neden kedicikler? Teşekkür ederim. Bunun yanıtını merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Bilge çok güzel kızsın. Allah güzelliğini arttırsın. Yüzün çok çok güzel. Bir daha bakayım o güzel yüzüne.

VTR: Merhabalar, Bilge ben. Kedicikler ne anlama geliyor veya açılımı nedir, neden kedicikler? Teşekkür ederim. Bunun yanıtını merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Canımın içi biliyorsun ben kedileri çok seviyorum. Yani çok çok seviyorum. Kedi, köpek, kunduz, tavşan… Hepsine bayılıyorum. Yani ısırma hissi geliyor onları gördüğümde ve öpme hissi geliyor. Ben de kız arkadaşlarımı çok sevdiğim için ben onları böyle süslü, tatlı kediler olarak görüyordum. Yani böyle baktığımda gözüme öyle gibi geliyordu. Kediler nasıl tatlı, temiz, şekerse onları da öyle cana yakın görüyordum. Bir ara ‘kedi canını senin’ diye iltifat etmiştim. O, aman Allah’ım bütün Türkiye’ye yayıldı. Herkes birbirine kendi canını senin falan diye… Oradan kaldı yani kedicik ve kedi canını kelimesi birbirleriyle bağlantılı oldu. Açılımı bu.

Evet, dinliyorum.

VTR: Müslüman olarak doğup büyüyen çocuklar, diğer çocuklara göre daha mı şanslı?

ADNAN OKTAR: Yok canımın içi aynıdır hepsi. Hristiyan çocuklar da İncil’le mükelleftir. Hristiyanlık da Müslümanlıktır. Eğer İncil’i dikkatlice incelerse Allah’ın bir olduğu görülüyor. Orada namaz olduğu da görülüyor. Zekat vermesi gerektiği de görülüyor. Zekatı verirse, Allah’ın birliğini kabul ederse, ki İncil’de açık görülüyor, zaten Müslümandır. Yani Peygamberimiz (sav)’e de yalancı demiyorsa. Yalan söyleyen bir insana hiç benzemiyor Peygamber (sav). Çünkü yalan söylemesi için bir delil olması lazım. Delil olmadan bir insanın deli olması lazım bir insana yalancı demesi için. Dürüst olduğu belli.  “Yalan söylüyor” demiyorsa Peygamber (sav)’e, e bitti. Evet, Müslümandır.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hocam merhabalar Manisa’dan Hilmi, sevgiler. Bu enerjiyi ve bu hanımları nereden buluyorsunuz, çok merak ediyorum?

ADNAN OKTAR: Hilmi, yakışıklı Hilmi, güzel yüzlü Hilmi. Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. Sen kaderindeki filmi seyrediyorsun şu an. Sen bir ekran var önünde elips. O ekranı seyrediyorsun. Allah o ekranda seni, karşısına getirdiği görüntüleri yaratıyor. Yani Hilmi denen varlığı yaratan Allah’tır, karşısındaki görüntüleri de yaratan da Allah’tır.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Karar Yazarı Hakan Albayrak tek tip kıyafet uygulamasına gerek olmadığını söyledi. “Dikkat buyurun FETÖ tek tip elbise projesine sesini yükseltmekten geri duruyor. Diğer terör örgütlerinden mesela PKK’dan da kayda değer bir ses yükselmiyor. Tek tip elbiseyi getirsinler de bize sansasyonel protesto ve propaganda fırsatı doğsun diye ellerini ovuşturarak bekliyorlar sanki.” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok yok. Yani adamlar züppelik yapıyorlar. Züppe adama en iyi çözüm o. Hakan’ın gönlü rahat olsun hiçbir sorun çıkmaz. Kim züppelik yapıyorsa züppelik yapamayacak hale getirirsin. Devlet kendisiyle alay ettirmez, devlet milletle alay ettirmez gereğini yapar. Yani bize züppelik kim yapmaya kalkarsa kafasını hukukla kanunla ezeriz. Züppelik istemiyoruz. Türk milletine birisi kafa tutmaya kalkarsa, çakallık yapmaya kalkarsa yaptığına yapacağına pişman ederiz. Ne ile? Hukukla kanunla. Meşru bir hareket bu meşru bir davranış. Adam itlik yapıyorsa itlik yapan kafasını eğersin öne bu kadar. Yani elbise de son derece makul, mantıksız bir şey yok. Onun sebebi açık. Adam 43 kişiyi şehit etmiş, daha hala gaziler var koma halinde yatıyor, adam da göğsünü gere gere “Ben kahramanım.” diyor.  Adam grand tuvalet giyinmiş, sakalına tarz yapmış, saçına tarz yapmış, sırıtarak züppelik yaparak halkın içinden geçiyor. Bu olmaz. Halkın içinden derken orada sadece şikayetçilerin içinden geçiyor. Öyle olmaz. Halkın içinden geçirilmeleri lazım, bir. İkincisi öyle süslenmelerine müsaade edilmez. Yani Türk halkını rencide edecek tavırlar istemiyoruz.

Evet.

VTR: Merhabalar ben Manisa’dan Ceyda. Adnan Bey’e bir sorum olacaktı. Cinler insanlara neden musallat olur?

ADNAN OKTAR: Ceyda sen çok güzel kızsın sen çok tatlısın. Cinler senin yanına gelmez. Hiç gönlünü sıkma çok rahat ol. Kimseye de musallat oldukları yok aslında da, yani bir halüsinasyon oluşuyor konu bu. Özel olarak uğraşmadıktan sonra cin kimseyle uğraşmaz. Ama gelirsen, çağırırsan, ısrar edersen gelir.

Özgül senin hesap gerçek değil onun için olmaz. Bak gariban bir kadın resmini koymuşsun. Özgül diye kadın ismi de koymuşsun. Yani bunlar hep genellikle ya transseksüel çıkıyor ya homoseksüel çıkıyor ya FETÖ’cü çıkıyor. Yani pek normal adam çıkmadı şu ana kadar, onun için cevap vermem.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ismim Büşranur Yıldız. Secde sadece Allah’a yapılan bir ibadettir. Peki neden Allah meleklerin Hz. Adem (as)’e secde etmesini istedi?

ADNAN OKTAR: Secde ibadet olarak edin demiyor orada saygı olarak edin diyor. İbadet etmek ayrıdır, saygı ayrıdır. Mesela eskiden padişahların huzurunda da adamlar secdeye kapanıyorlar, ibadet kastıyla değil, tevazu ve saygı kastıyla yapılıyor. Mesela bir sevdiğin yaşlı bir insanın önünde sen eğilirsin değil mi? Rükûa eğilmiş oluyorsun. Ne için yapıyorsun? Saygı için yapıyorsun. Elini öpüyorsun, iki büklüm olup elini öpüyorsun. Annelerin babaların eli dimdik öpülmez, eğilip öpülür. Bu bir rükûdur. Ne için yapılır? İbadet olarak değil. Saygı olarak. Orada da saygı olarak istedi. Ama şeytanın ağırına gitti. Homoseksüel karakterlidir şeytan ve enaniyetlidir yani böyle münafık karakterlidir. Enaniyet ve kibrinden bunu yapmak istemedi konu bu. Yani saygıya direndi. Sadece saygıya direnme orada dikkat çekiyor. Mesela Kuran’da Yusuf (as)’un ailesi geliyorlar Kuran’da önünde secdeye kapanıyorlar, ayet. Yusuf (as)’un ailesi geldiğinde Hz. Yusuf (as) Peygamber, onun huzurunda secdeye kapanıyorlar. Ne secdesi bu? Saygı. İbadet secdesi değil. Yoksa ayakta kıyamda da duruyorsun. O zaman ayakta da duramazsın. Ayakta durmaman lazım. Kıyam etmiş oluyorsun. İbadet olarak yapmıyorsun ki sen onu.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Cihan. Gezmek amaçlı kiliseye gidilir mi?

ADNAN OKTAR: Gezmek amaçlı gidersin tabii? Niye gitmeyesin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Gelecekte daha az savaş, daha çok barış olacak mı?

ADNAN OKTAR: Bak herkes Mehdi (as)’yi, İsa Mesih’i bekliyor. Barış ve savaşların bitmesi, sevgi, herkesin birbirine selam vermesi ve sosyal adalet. Bu özetle Mehdiyet’tir. Bak Allah bize bunu gösteriyor. Şu ana kadar 2 bin kişiye yakın kişi yayınladık hepsi Mehdiyet’in özleminin dışında hiçbir şey söylemiyor. Herkes Mehdiyet özlemi içinde. Bak “Müziğe karşıyım.” Diyor. Müzik dinliyor ama. Onlar da yanlış yoldan gidip aynı görüş içinde olanlar. Görüş olarak aynı görüşteler.

Evet, dinliyorum

VTR SORU: En çok aklıma takılan sorulardan bir tanesi, acaba gençler niçin ateizm dediğimiz, aslında bu bir inanç değil, bu bir din de değil ama gençler tutturmuş ateizm diye bir inanca inanmakta, bunun sebebini çok merak ediyorum, acaba nedir?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, yakışıklım. Onun tek sebebi Darwinizm. Darwinist, materyalist eğitim. Türkiye’de bak bunu söyleye söyleye zor bela engelleyebildik. Zor bela. Demokratik yöntemlerle uğraştık. Zor bela “Adnan Hoca durdurdu.” dediler. Bütün yabancı gazetelerde yüzlerce yerde çıktı. “Türkiye’de Darwinist propagandayı durdurdu.” Ama durmuş da değil şu an “2019’dan itibaren duracak.” Deniyor. O da üniversitelerde serbest liselerde durdurulacak. Darwinist propaganda ateizmin ana sebebidir eskiden beri. Eski Yunan’da da vardı bu, Hititler’de de vardı. Efendim bütün batıl dinlerin hepsinde vardır.

Evet.

VTR: Kimse kimseyi ayırmasın yani o kapalı bu açık, biz insanız sonuçta herkes hür iradesine sahip, o öyle giyiniyor bu böyle giyiniyor bu onu takıyor bunu yapıyor falan hiç ona gerek yok, bu vatan toprağı bizimse biz birsek bu vatan toprağı güzel olacak yoksa ekmek gibi paramparça olacak. Benim sorunum bu kimse kimseyi ayırmasın hep birlikte kardeşçe yaşayalım.

ADNAN OKTAR: Aslanım benim aslanım. Tam bir Mehdi (as) talebesi, tam bir İsa Mesih talebesi. Bak bunun dışında hiç kimseyi görmüyoruz. Herkes Mehdiyet’ten bahsediyor. Herkes Mehdiyet’in hedefinden bahsediyor başka bir şey duymuyoruz.

Evet.

VTR: Özbekistan’ın Türkiye ile daha fazla arkadaş olmasını istiyorum.

ADNAN OKTAR: Aslanım benim yani Turan’ı istiyorsun. O olacak inşaAllah. Türkler, Müslümanlar hepsi birleşecekler ve kocaman bir Türk-İslam Birliği oluşacak inşaAllah.

Şimdi ne yapalım? Kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza. 

Masaüstü Görünümü