Harun Yahya

Sohbetler (21 Ağustos 2017; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet doğru. Devam edelim. Buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan parti teşkilatına yeniden tevazulu olmayı hatırlattı. “Bize kibir gurur yakışır mı? Gurur Allah’a yakışır bize değil. Bize ne oluyor ki afra tafra yapıp koltuklardan güç alma gayretine giriyoruz?” dedi.

ADNAN OKTAR: Çok iyi. İngiliz derin devletinin en gıcık olduğumuz yönü bu, insanlara tepeden bakmaları. Dolayısıyla Tayyip Hocam’ın bunu vurgulaması çok hayati, çok iyi olmuş.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Sizin PKK’ya karşı İran’la Türkiye’nin ittifak etmesi gerektiğini ısrarla söylemenizin ardından İran’dan, Türkiye ve İran’ın Kandil’e ortak operasyon düzenlemesi teklifi geldi Adnan Bey. İran Genelkurmay Başkanı Bakıri, Türkiye gibi ülkesinin de PKK’ya verilen silahlardan rahatsız olduğunu söyledi. Örgütün güç ve karar mekanizmaları “Kandil’le Sincar yok edilmedikçe kalıcı çözüm eksik kalır” görüşünü dile getiriyor. Ankara cevaben 7 maddelik uzlaşı planı istedi. İki ülke anlaşırsa Ekim, Kasım, Aralık’ta örgütün merkezlerine 9 noktadan ortak operasyon düzenlenecek.

ADNAN OKTAR: Kolaylaştırmak lazım. İran nihayetinde Müslüman, dost, sevdiğimiz insanlar. Hep konuyu bitirecek pratik kolay çözümcü yollar aramakta fayda var.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye temaslarını İran medyasına değerlendiren İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri “İki ülke askeri ve güvenlik yetkilileri arasında yakın işbirliği ve koordinasyon sağlanırsa bölgedeki birçok sorun hallolur. Süper güçlerin bölgedeki varlığının olumsuz etkileri ve bazı terör gruplarının emperyalist güçlere bağlılığı konusunda Türk askeri makamlarla aynı düşünceyi taşıyoruz” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Hiç sorun çıkartmamak lazım. İran-Türkiye tek vücut, tek kalp, tek beyin, tek inanç. Hiç bir ayrılık yok aramızda, “La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah” diyoruz, hepimiz mümin Müslümanız. Bir de çok aklı başında değerli insanlar. Türkiye de çok seçkin, aklı başında Müslümanların yaşadığı bir ülke. Detaya girip boğulmak çok büyük hata olur. Detaylara hiç girmemek lazım. Genelde güzelliğe bakıp, samimiyete bakıp meseleyi bitirmek lazım. Bunlar güzel gelişmeler, hoş gelişmeler, pekiştirmek, ilerletmek, en mükemmele ulaşmak lazım.

KARTAL GÖKTAN: İzleyicilerimiz bize sorularını Whatsapp üzerinden gönderebilirler. Telefon numaramız 0530 255 92 39.

ADNAN OKTAR: Yazılı soru değil mi bu?

KARTAL GÖKTAN: Görüntülü, yazılı.

ADNAN OKTAR: Görüntülü gönderseler çok daha iyi olur. Görüntülü evet, kimin söylediği, nasıl olduğu belli değil öbür türlü. Görüntülü olursa ona özellikle itibar ederiz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Şafak’tan Ergün Yıldırım, kadının doğurmakla erkeğin de çalışıp evine bakmakla yükümlü olduğunu, ancak modern dünyanın kadını evinden, namusundan koparmak ve aileyi mahvetmek için kadın özgürlüğü adı altında bir isyan başlattığını yazdı. Şöyle yazısı: “Bunlar ne diyor kadına; evlenme, çocuk sahibi olma özgür kadın ol. Kariyer sahibi ol, hayatını yaşa, ocak tüttürme. Nereden geliyor bu fikirler? Hatta bu kadın büyüleme ideolojileri nereden memleketimize musallat oldular? Bu topraklardan olmadığı kesin. Modernizmin, nihilizmin, Marksizm’in ideolojileri bunlar. Hepsi de kadınlara yeryüzü cenneti vaat ediyor. Dinsizliğe dayalı yeni bir kadın dini üretiyorlar” dedi.

ADNAN OKTAR: İstiyorsa da çalışsın o kadar katı olmaya gerek yok ki. İlla sen çocuk yapacaksın falan. Çocuk da yapar yapmaz da, çalışır da çalışmaz da onu kadınlara bıraksınlar. Kadınların aklına, fikrine, hür düşüncesine saygı duyması lazım. Nihilizmle ilmi mücadele etsin. Darwinizm’le, komünizmle, faşizmle ilmi mücadele etsin ama kararı hanımlara bıraksın.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ergün Yıldırım, kadın özgürlüğünü savunanların PKK’lılardan bir farkı olmadığını ima ederek yazısına şöyle devam etti: “Bütün solcular kadın meselesinde aynı safta yer alıyorlar. Hatta dağdaki teröristler bile. Onlar da kadını özgürleştirmek için dağa çıktıklarını söylüyorlar. Onlar da namusla dalga geçip namussuzlukla övünüyorlar. Kürt kadınlarını namus konseptinden çıkararak özgürleştirdiklerini ilan ediyorlar. Onlar da katletmeyi ve terörist olmayı kadına cennet diye vaat ediyorlar. Onlar da feodalizmden, kurtuluş ve bedenini özgürleştirmekten bahsediyorlar.”

ADNAN OKTAR: Şimdi adamlar bunu söylüyor ama gelenekçi Ortodoks sistemi görmezden geliyor adam. Bunlara onu söyleten sistem ne? Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı. Adamları durduk yere birçok konuda haklı konuma getiriyorlar. Adamlar da haklı olarak bunu söylüyor gibi görünüyorlar, malzeme veriyorlar adamlara. Bir kere ne diyor; “kadın yarım varlıktır” diyor, bitti. Hayvan yerine koyuyor haşa. Darwinizm’le bu konuda ittifak halinde gelenekçi Ortodoks sistem. Şahitliğini bile kabul emiyor. “Ne derse tersini yapın” diyor. “Sopa atarsanız deşarj olursunuz” diyor. Bin bir türlü anormal akıl. Sokağa çıkartmayacaksın, gülmeyecek, kafasını öretecek, makyaj yapmayacak, saçını boyamayacak, kaşını almayacak. Neşesine sevincine, hür hayatına hür düşüncesine üst perdeden bir toplum baskısı getirtiyor gelenekçi Ortodoks sistem. O zaman da komünistler diyor ki; “bunların biz hepsine karşıyız.” Adam o zaman komünisti haklı görüyor. İslam’da olmadığı halde bu sefer İslam oymuş gibi, bunların anlattığıymış gibi kabul edip İslam’a karşı tavır alıyorlar. İşte bu belayı, bu oyunu İngiliz derin devletinin de organize ettiği gelenekçi Ortodoks İslam anlayışıyla kadınları ezme projesini biz ortadan kaldırıyoruz ve yıkıyoruz.

VTR: Haram olan kumar oyunları neden oynatılıyor?

ADNAN OKTAR: Allah’ın hikmeti, ona bir açıklama yapamıyoruz. O da bir deccaliyetin Müslümanlara dayatması. Abdülhamit döneminde bu dayatma başladı, cumhuriyet döneminde de devam etti halen de devam ediyor. Spor totolar, iddialar, milli piyangolar havalarda uçuşuyor. Hepsi haram olan fiiller, hepsi kumar hükmündedir, aleni haramdır. Ne kerhane tarzı yerler kalması gerekir, ne kumarhane kalması lazım, ne de bu tip kitlevi kumar. Ne şarap üretimi, ne rakı üretimi bunların hiçbirinin olmaması lazım. Hatta sigara üretimi de olmaması lazım. Aslan gibi gençlerimiz ne hale düşüyorlar, ne hallere geliyorlar. Ben çok acıyorum, çömelmiş elinde sigara bir elinde telefon, bu kadar perişan etmenin bir alemi yok insanları. Bunların hepsi düzelecek, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bir fosil sergisi haberimiz var. Kardeşlerimiz Köln’ün Butzweiler şehrinde fosil sergisi düzenlemişler.

ADNAN OKTAR: Çok çok güzel olmuş. Köln’de böyle bir çalışma son derece faydalı, medeni modern insanların bulunduğu bir semt olduğu anlaşılıyor. Ve fikir hürriyetinin özgürlüğün geniş çapta yaşandığı da anlaşılıyor. Biz burada bazen sergi yapıyoruz, bazı vahşiler gelip fosilleri ısırmaya kalkıyorlar, bölmeye parçalamaya kalkıyorlar. Sanki baş edeceklermiş gibi. Bak sonunda kuzu kuzu Darwinizm’in olmadığını kabul etmek zorunda kaldılar ve diz çöktüler. Boş yere çırpındılar, ben onlara dedim “boş yere çırpınıyorsunuz” dedim.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Beşer Esad 6,5 yıldır devam etmekte olan savaşı kazanması yönünde işaretler olsa da savaşın devam ettiğini söyledi. Konuşmasında Rusya-İran, Hizbullah ve Çin’in desteğine de değinen Esad, bu desteğin savaş alanında kazanımlar sağladığını ve savaşın yükünü hafiflettiğini söyledi. Batılı ülkeleri eleştiren Esad, bu ülkelerin muhalif gruplarla ilişkilerini kesmeden herhangi bir güvenlik işbirliğinin ya da Şam’da büyükelçiliklerinin yeniden açılmasının söz konusu olamayacağını belirtti. Ayrıca güvenli bölgeler oluşturulması fikrine de “sadece teröristlere gizleme sağlar” gerekçesiyle karşı çıktı.

ADNAN OKTAR: Suriye’nin hiç kurtuluşu yok. Suriye hiçbir zaman sakinleşmez sürekli çatışma olur. Kurtardık dedikleri yerlere bakın yine savaş olacak orada. Kurtarılan her yerde yeniden çatışma olacak Irak’ta da, Suriye’de de. Bu hiçbir zaman için değişmez. Bir onlar bir onlar, bir onlar bir onlar Hz. Mehdi (as) çıkıncaya kadar bu devam eder.

Evet, dinliyorum.

VTR: Müslüman olanları melekler mi korur?

ADNAN OKTAR: Müslüman olanları evet melek var ama meleği Allah vesile eder. Melek Allah’ın ruhudur aslında, Allah’ın ruhunun bir tecellisidir. Allah’tan bağımsız bir varlık değildir. Hiçbir şey Allah’tan bağımsız olmaz hiçbir şey. Şu an konuşuyoruz Allah konuşturuyor, Allah duyuruyor yoksa duyamayız. Duymamız için de bir sebep yok. Yani ne böyle bir ses meydana getirebiliriz, konuşma meydana getirebiliriz ne de duyabiliriz, ne onu yorumlayabiliriz, ne de böyle düzgün akıcı bir sistem meydana getirebiliriz. Ne renkler meydana getirebiliriz, ne böyle görüntü meydana getirebiliriz hiçbir şey de yapamayız. Şu an tamamen Allah’ın kontrolündeyiz. O soruyu sordurana da Allah sordurdu şu an.

Evet.

VTR: Hz. İsa (as) şu ana kadar geldi mi, geldiyse neler yaptı?

ADNAN OKTAR: Hz. İsa Mesih (as)’ın en önemli vasfı kendini gizlemesi şu an, bir şey yapamaz o. Bediüzzaman Said Nursi de söylüyor, İmam Mehdi (as) ona zemin hazırlayacak olan. Yani rahatça yaşamasını sağlayacak, onun özgürce kendini göstermesini sağlayacak olan, Hristiyan aleminin de rahatça kendini ifade etmesini sağlayacak olan yine İmam Mehdi (as)’dır. Hz. Mehdi (as) daha kainat yaratılmadan Tevrat’ta önce onun ismi açıklanıyor, Moşiyah’ın ismi. Ve Adn cenneti yaratılıyor Tevrat’ın ifadesine göre Adn Cenneti ve Moşiyah’ın ismi ilk yaratılanlar bunlar. Şu an dünyada çok çok büyük bir olay oluyor, insanlar bunun farkında değiller. Olayların tamamı Mehdiyet’e göre ayarlanıyor ve planlanıyor. Bu 15 Temmuz da tamamen deccalın bir atağıdır ve Mehdiyet’le bağlantılıdır. Hepsi, Tayyip Erdoğan’ın başkan olması Mehdiyet’le bağlantılıdır. AK Parti’nin iktidara gelmesi Mehdiyet’le bağlantılıdır. Verilen tarihlerin tamamı Mehdiyet’in tarihleridir. 2019’dan tut 2071’e kadar olan bütün tarihler Mehdiyet’in tarihleridir. Ve Türkiye de Mehdiyet’in merkezidir. Onun için bütün bu olaylar bu noktada yoğunlaşıyor. Irak’ta ve Suriye’de yeniden çok büyük olaylar olacak bir daha. Kurtardıklarını zannettikleri anda yeniden felaket başlayacak onu söyleyeyim. Hiçbir şekilde durulmaz İmam Mehdi (as)’ın zuhuruna kadar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Peygamberlerin metafizik özellikleri var mıydı?

ADNAN OKTAR: Metafizik özellikleri vardı ama aklın ihtiyarını alacak yani insanı iman etmeye mecbur edecek derecede olmaz. Hiçbir peygamberin mucizesi insanı iman etmeye mecbur edecek şekilde olmaz. Hepsi makul bir görüntüde olur. Kuran’da anlatımı çarpıcıdır, Kuran’daki anlatımın çarpıcılığına bakıp aklında insanlar çok garip bir şekilde düşünüyor, öyle değil. Hadisle anlatımı da çarpıcıdır öyle değil. Tahmin ettikleri gibi değil. Mesela Hz. Musa (as) asasını denize bir vurur deniz birden ani bir sesle ayrılır, mesela 500 metre yüksekliğinde bir çelik duvar gibi deniz donar zannediyorlar, öyle bir şey yok. Makul olur deniz çekilir, sonra da ani bir tsunami dalgası gibi çok güçlü olarak gelir. Mesela Hz. Musa (as)’ın asasını denize vurması, denize vurunca birden deniz attı zannediliyor öyle bir şey yok. Denize asasını sokuyor dua ediyor o kadar. Bir süre sonra çekiliyor. Mesela Hz. İsa Mesih (as) kuş biçiminde çamurdan bir şey yapıyor balçıktan. O işte insanlar itiraz etmemesi için, bu Caner Taslaman türü adamlar itiraz edeceğini bildiği için Allah önceden insanın yaratılış modelinin aynısını gösteriyor ki itiraz etmesinler diye. Çamurdan yapmayı gösteriyor “çamurdan kuş biçiminde bir şey yap” diyor. Allah’ın yaptığında aynı ifade var “Ben de çamurdan insan biçiminde bir heykel yaptım” diyor. Hz. İsa Mesih (as)’a da “kuş biçiminde bir heykel yap” diyor, aynısı ve “al onu üfür ve koy” diyor, sonra birden o oradan uçup-gidiyor. Ama Hz. İsa Mesih (as) oraya gittiğinde mesela o çamur orada kaybolmuş olarak göreceği şekilde olmaz. Aklın ihtiyarı kalkacak şekilde olmaz. Oradan herhangi bir kuş da uçmuş olabilir. Yani ona iman edecek o, iman etmiş oluyor. Gidip o çamuru orada tespit etmez Hz. İsa Mesih (as) duruyor mu durmuyor mu diye Allah’ı denemez. Yani peygambere yakışmaz o. Çamuru oraya koyuyor kuş biçiminde bir şey, geri çekildiğinde oradan kuş birden uçup-gidiyor, kalkıp-gidiyor. Bu şekilde olur. Peygamberlerin de aklının ihtiyarı kalkmaz. Mesela ölü oluyor, ölüyü diriltiyor ama mesela ölü üç gün önce ölmüş mezar taşıyla kapatılmış. “La mart; Allah’ın izniyle kalk” diyor, üstündekileri yırtıp kalkıyor ama bayılmış da olabilir insanlara göre. Aslında hakikaten ölmüş oluyor, gerçekten ölmüş oluyor. Ama insanlar onu bayılmış da kalkmış diye de düşünecek gibi oluyor. Onun için talebeleri ona bir türlü iman etmediler. Hz. İsa (as)’ın “talebelerindeki o iman eksikliğini sezdi” diyor Hz. İsa Mesih (as), söylüyor Cenab-ı Allah. Gökten sofra indirilmesini istiyor, içeri girdiklerinde odada sofranın hazır olduğunu görüyorlar normal bir sofra. Ama Allah indiriyor tabii Allah yapıyor. Ama kapıdan biri girip, pencereden biri girip o da hazırlamış da olabilir. Daha önce talebeleri yapmış da olabilir öyle de düşünebilir adam. Aklın ihtiyarını kaldıracak şekilde hiçbir şekilde olmaz. Hiçbir zaman böyle bir şey olmadı ve olmayacak da. Mesela Hz. Mehdi (as) devrinde de hiç aklın ihtiyarını kaldıracak bir şey olmaz. Hz. İsa Mesih (as) da şimdi gelecek, baras hastalığı olur mesela cildinde bozukluk olur, şöyle cildini mesh eder hemen geçmez, bir süre sonra geçer. Sürer sürmez geçmez yüzünden. Mesela birkaç gün içinde geçer öyle. Aklın ihtiyarını kaldıracak bir şeyin olması mümkün değil. İnsanlar zannediyor ki cildi mesela bütün böyle sivilceli falan bozuk hasta, elini bir sürüyor kaymak gibi cilt oluyor bir anda, böyle bir şey yok. Bu aklın ihtiyarını kaldırır öyle bir şey olmaz, hiçbir zaman için olmaz. Hiçbir zaman için aklın ihtiyarı kalkmayacaktır. Kalktığında ne olur biliyor musun? Bütün bu emek zayi olur, bütün bu kainatta binlerce seneden beri verilen emek zayi olur. Bütün imtihan zayi olur. Bir kişide bile olsa zayi olur. Onun için Allah katiyetle ve kesinlikle aklın ihtiyarını kaldıracak bir şey meydana getirmez. Özel Allah’ın bir sanatıdır o. İstese derhal iman ettirir çok kolay.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, İstanbul Beykoz’da sıra dışı hava koşulları etkili oluyor. Hortum gözlendi, İstanbul’da yağış başladı. Videosu var.

VTR: Peygamberlerin metafizik özellikleri var mıydı?

ADNAN OKTAR: Evet anlattığımız konu. Peygamberlerin metafizik özelliği aklın ihtiyarını kaldıracak şeklide olmaz ama oluyor tabii ki metafizik olaylar. Bir kere nur kesiliyor bu çok garip bir durum, çok acayip bir durum. Aklın ihtiyarı kalkar mı? Yok. Çünkü yarı baygın vaziyette oluyor, o zaman fark etmez. Çünkü uyku gibi, onun aklının ihtiyarı kalkıyor mu? Kalkmaz. Peygamberin akının ihtiyarı da kalkmaz. Peygamberlerin aklının ihtiyarının kalkmadığını Kuran’daki çok fazla ayette görüyoruz. Hz. Musa (as)’a hitapta görüyoruz, Hz. Muhammed (sav)’e hitapta görüyoruz hepsinde görüyoruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Allah Kuran’da neden matematiksel mucizeler vermiştir?

ADNAN OKTAR: Aferin benim aslanıma. Kanaatimizi daha pekiştirmek için. Vesvese etmeyelim, inancımız daha güçlü olsun diye vermiştir. Hayret edecek şekilde sayılar oranlı. 7 ve 7’nin katları var, 19 ve 19’un katlarıyla ilgili kodlamalar var ama uçsuz bucaksız. Kelime tekrarlarında uyum var.

Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alametlerinin tamamı Hz. İsa Mesih (as)’ın çıkış alametidir aynı zamanda. Hz. Mehdi (as)’a ait bütün alametler aynı zamanda Hz. İsa Mesih (as)’ın çıkış alametleridir. Çünkü ikisi birlikte çıkacağı için. Dolayısıyla Hz. Mehdi (as)’ın alametlerinin tamamı çıktığı için Hz. İsa Mesih (as)’ın çıktığına kanaatimiz de tam olmuş oluyor. Ama tabii Bediüzzaman “Hz. Mehdi (as) siyasete girmez, siyaseti Hz. İsa Mesih (as)’a bırakır” diyor. Anlaşılıyor ki Hz. İsa Mesih (as) tebliğle, işte dinin yayılması konusuyla ağırlıklı ilgilenecek konumda değil. Ama siyasetle nasıl ilgileniyor; herhalde bir kısım siyasetçileri dindarlığa çekerek ve onları yönlendirerek elinden geldiği kadar İngiliz derin devletine karşı mücadele vermeye çalışıyor. Mesela Trump’ın ben Hz. İsa Mesih (as)’ın talebelerinin yönlendirmesiyle iktidara geldiğini düşünüyorum. Yoksa normalde gelemez. İngiliz derin devletine rağmen iktidara gelemez. Ama şu an bak yıkmak üzereler adamı, bütün gücüyle Türkiye’nin desteklemesi gerekiyor. Ve Çin’in, Rusya’nın, Türklük aleminin Trump’ı desteklemesi gerekiyor. Çok zor durumda o adam yani o insan. Siyasetle ilgilenmez Hz. Mehdi (as), Bediüzzaman onu çok açık belirtiyor. O Bediüzzaman’ın yayınlanmayan mektubunu bana gönderirseniz Hz. İsa Mesih (as)’ın siyasetle ilgileneceğine dair mektubunu, oradan da anlatabilirim.

Evet, dinliyorum.

VTR: Peygamberlerimiz savaş eğitimi alıyor muydu?

ADNAN OKTAR: Peygamberlerimiz, gençliğinde Peygamberimiz (sav) pehlivandı yani güreşçiydi. Yani bayağı namlı pehlivandı, yenemiyorlardı. Acı kuvveti vardı. Hz. Musa (as) da dövüş sporlarını bildiği ve sporcu olduğu anlaşılıyor Kuran’ın üslubundan ve hayat şeklinden, yetiştirilme şeklinden anlaşılıyor. Ama bu her peygamber için böyle midir? Zannetmiyorum. Hz. Musa (as) ve Resulullah (sav)’da görüyoruz bunu, bu alametleri görüyoruz. Ama Hz. İsrail (as)’ın da öyle güçlü bir pehlivan olduğu yine Tevrat’taki hükümlerden anlaşılıyor, Tevrat’ın anlatımından anlaşılıyor, Hz. Yakup (as)’ın. Ama genellikle kuvvetli oluyorlar, bedenen kuvvetli oluyorlar peygamberler.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ağır işlerde robotlar çalışsa insanlar daha fazla yorulmasa olmaz mı?

ADNAN OKTAR: Zaten oraya doğru gidiyoruz.

Evet.

VTR: Adnan Bey, insanlar acı çekerken, işkence görürken Allah neden kayıtsız kalıyor? Bunun bir açıklamasını yapar mısınız?

ADNAN OKTAR: Eğer acılar olmazsa, ızdırap olmazsa, kavgalar olmazsa, savaşlar olmazsa imtihan olmaz. O zaman her şey ortadan kalkar, aşk da, sevgi de, güzelliğin de anlamı kalmaz, hayatın da anlamı kalmaz. Biz acılarla, çilelerle, zorluklarla imtihan oluruz. Kolaylıkla imtihan olmaz insan. Kolaylıkla imtihana imtihan denmez, imtihanın yok olması demektir o. Keyifle zevkle imtihan olmaz. Acılarla ızdıraplarla sabrederek imtihan olunur, onun sonucunda aşk ve tutku ortaya çıkar, onun sonucunda kainatın anlamı ortaya çıkar. Onun sonucunda Allah’ın istediği aşk ve tutku tecelli eder. Her yerde bu bilinir herkesin bildiği bir gerçektir. Mecnun-Leyla olayında da görürsünüz, değil mi? Mecnun çilesinden dolayı Leyla’ya sevgisini ifade edebiliyor. Leyla nereden anlıyor onun sevgisini? Onun çektiği çileden anlıyor, onun gibi. Biz burada Mecnun konumundayız dünyada. Aşık, deli aşık konumundayız. Çile çekeceğiz ki aşkımız ortaya çıksın, yoksa hiçbir şekilde anlaşılmaz, sonsuz hayatımızın da anlamı kalmaz. Sonsuz cennetteki hayatımızın hiçbir anlamı kalmaz, ırmak kenarında oturursun akşama kadar. Yahut cennet köşkünün içinde oturursun hiçbir anlamı kalmaz. Çileyle Allah senin sevgini sana gösterir.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Bugünkü güneş tutulmasının aynısı tarihte çok önemli olayların gerçekleştiği günlerde görülmüş Adnan Bey. Bunlardan biri 19 Mart 33, Hz. İsa (as)’ı yakalama girişimi olduğu gün. Yine bugün gerçekleşen tutulmanın aynısı yaşanmış. 24 Kasım 569 Hz. Muhammed (sav)’in doğumunun olduğu gün, modern bilim 569’da gerçekleşen tutulmanın 3 dakika 17 saniye sürdüğünü tespit etti. 632’de Peygamber Efendimiz (sav)’in oğlu vefat ettiğinde bir tutulma daha olmuş.

ADNAN OKTAR: Güneş tutulması. Bu konuyu bir daha anlat.

BÜLENT SEZGİN: Bugünkü güneş tutulması aynısı tarihte çok önemli olayların gerçekleştiği günlerde görülmüş. Bunlardan biri 19 Mart 33, Hz. İsa (as)’ı yakalama girişimi olduğu gün. Yine bugün gerçekleşen tutulmanın aynısı yaşanmış o gün.

ADNAN OKTAR: 19 Mart 33. O gün…

BÜLENT SEZGİN: O gün, Hz. İsa (as)’ı yakalama girişimi olduğu gün.

ADNAN OKTAR: Yani göğe alınması aynı zamanda. Evet. 33, evet.

BÜLENT SEZGİN: 24 Kasım 569 Hz. Muhammed (sav)’in doğumunun olduğu gün. Yine 632’de Peygamber Efendimiz (sav)’in oğlu vefat ettiğinde bir tutulma daha olmuş.

ADNAN OKTAR: 19 Mart bak 19 Mart, 19 sayısı var. Ve miladi 33 tarihinde Hz. İsa Mesih (as) göğe alınıyor. Ha bugün ne olacak? Bugün de demek ki önemli bir olay olacak ama biz göremeyeceğiz belki. Belki göreceğiz belki göremeyeceğiz ama önemli bir olay olacak.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey 1927’de Londra Bilim Müzesi tarafından hazırlanmış bir harita var, Saros Döngüsü Haritası ismi veriliyor bu haritaya. Ay ve güneş tutulmalarına dair bir harita bu. Ve bu haritada bugünkü güneş tutulmasına kadar haritada verilen tüm tarihler ay ve yıl olarak doğru çıkmış. Daha önceden meydana gelmiş olan 1927’de, 1981’de, 1945’te, 1963’te meydana gelen ay ve güneş tutulmalarının ay ve yıl olarak tarihleri, gün olarak tarihleri hep doğru çıkmış. Bugün Amerika’da meydana gelecek güneş tutulmasıyla 11 Ağustos 1999’da Türkiye’den izlenen tutulma aynı serinin yani bu Saros Döngüsünün ortaya çıkardığı gök olayları biliniyor.

ADNAN OKTAR: 1999, Mehdiyet’e saldırının başladığı tarih aynı zamanda. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Ay ve güneş tutulmaları için kullanılan bu terim 18 yıl, 11 gün, 8 saatlik bir zaman dilimine denk düşüyor. NASA’nın açıklamasına göre Amerika’da bu döngüde meydana gelecek tam güneş tutulmalarının tarihleriyse sırasıyla şöyle; 2 Eylül 2035, 12 Eylül 2053, 23 Eylül 2071.

BÜLENT SEZGİN: Bu tarihleri dün siz bahsetmiştiniz. AK Parti toplantısında da 2053 ve 2071 tarihleri burada, bahsetmiştiniz siz Mehdiyet’in tarihleri olarak.

ADNAN OKTAR: İyice insanlar ezberlesin diye özellikle söylüyorum.

BÜLENT SEZGİN: Aynı tarihleri veriyor.

ADNAN OKTAR: Evet. Bunu üç-beş kere daha sonra yine tekrarlayalım, çünkü çok mühim bir konu bu mühim bir anlatım. Risale-i Nur’da da dikkat çekilen bir konu, hadislere de uygun. Harikalığı insanlar her yönüyle görmeleri lazım. Mehdiyet’in bu muhteşem atak tarihlerini insanların bilmesi gerekiyor.

Peygamberimiz (sav)’in doğum tarihi 22 Nisan 571. 2-2 22, 571, 5-7-1. 57 var orada, 2-2 57, 571. Yani burada bir şey var dikkatlice bakılırsa görülür. Bu rakamlarla ilgili bir kitap da hazırlamak lazım aslında. Onu da bir hazırlayalım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Adnan Bey, ben Alanya’dan Yunus Sağlak. Neden turizm 12 ay olmuyor?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, aslında istense olur olmayacak bir şey yok. Bodrum kışın da, Kuşadası kışın da çok güzel değerlendirilebilir. Kış şartlarına göre tesisler yapılabilir. Ama kışın orada ne olabilir? Lokantaları çok sükseli olabilir, kapalı alanlarında çok güzel şeyler olabilir, eğlendirici şeyler olabilir. Onun için daha yüksek masraf gerekiyor. Ama yazın çok ucuza mal olan eğlence sağlanabiliyor. Herhalde daha çok yazı tercih ederler gibi geliyor bana.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhabalar Hocam, ben Ankara’dan Ayşenur. Hocam, kaygı ve güven problemini nasıl yenebiliriz?

ADNAN OKTAR: Canım benim tesettürün ne kadar yakışmış sana, ne kadar güzel ibadet ediyorsun, Allah ibadetini kabul etsin. Kaygı; şimdi sen bir şeye kaygılanıyorsun on yıl sonra o kaygıyı hatırlayamıyorsun hiçbirini hatırlayamazsın. Bütün kaygılarını on yıl sonra hatırlayamıyorsun. Ne yap biliyor musun? On yıl ertele, on yıl sonra zaten hatırlayamazsın bütün kaygılarını ertele. “On yıl sonra düşüneceğim” dersin bir kenara atarsın. Güveni de Allah’a güvenerek elde edeceksin tabii, kaygıyı da Allah’a güvenerek def edeceksin. Allah’ı çok severek, Allah’ı sürekli aklında tutarak bunu elde edebilirsin. Bir an bile Allah’ı bırakma, bir an bile Allah’ı unutma sürekli Allah aklında olsun. O zaman ne kaygı olur ne de güven sorunu olur. Ama çok keskin bir dikkatle Allah’la bağlantı kur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Azerbaycan’dan Abdülkerim. Size bir sorum olacaktı inşaAllah. Çocuklar Allah’ı kaç yaşında tanıyabilir?

ADNAN OKTAR: Sen nurlu ve bayağı güzelsin, Allah nurunu artırsın. Bak bu yaşında Allah’ı biliyorsun. Demek ki en az bu yaşta biliniyor demektir. Hz. Yahya (as) çocuk yaşta. Hz. İsa Mesih (as) çocuk yaşta, Peygamberimiz (sav) de daha çocuk yaştayken Allah’ı biliyordu ve Allah’ı seviyordu. Daha küçük çocuktu Rahip Bahira görmüştü Peygamberimiz (sav)’i. Gözündeki olağanüstülükten, konuşmasındaki olağanüstülükten, Allah’a inancından onun ileride peygamber olacağını söylemişti.

Evet.

VTR: Merhaba, ben Gaziantep’ten Mehmet. Sokak sanatçılığıyla ilgileniyorum. Fakat zabıtalar buna karşı geliyor. Biz bu işi severek yapıyoruz. İnsan az çok içindeki huzursuzluğu boşaltıyor. Kimse bundan rahatsız değil. Sadece bu şehirde zabıtalar karşı geliyor. Bu soruna bir çözüm istiyoruz.

ADNAN OKTAR: Ama orada bir fasıl gerekirdi. Orada bir hata olmuş. Sokak sanatçıları denen değerli sanatçıları hükümetin desteklemesi lazım. Zabıtanın zaten hayli hayli desteklemesi lazım. Onu tekrar tekrar gündeme getireceğiz bunu halledeceğiz, inşaAllah.

VTR: Merhaba, ben Alanya’dan Umut Sağlak. Mezhep ayrılığı neden oluyor?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, çok yakışıklısın bir kere söyleyeyim, maşaAllah. Hadislere göre din olduğunda mezhep ayrılığı olur. Kuran’a göre din olduğunda mezhep ayrılığı olmaz. O zaman tek din olur tek bir din. Ama hadise göre din olduğunda bak şu an İslam aleminde yüzlerce mezhep var. Hanefilik, Hanbelilik, Malikilik, Şafilik, Şia, Vahabilik, onlar da kendi içlerinde ayrılıyor dallara ayrılıyor, yan mezhep gruplarına ayrılıyor. Dolayısıyla ümmette bir birlik beraberlik oluşmuyor. Uydurma hadislere göre din olmaz. Kuran’a göre, Kuran’a güvenerek din olduğunda Peygamber Efendimiz (sav)’in zamanındaki gibi din mükemmel oluyor.

Kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz programımıza.

VTR: Kuran’a Göre bir Kadının Zina Suçu ile Suçlanabilmesi için, Onu Tam Olarak Zina Anında Gören Dört Kişinin Varlığı Şarttır

BÜLENT SEZGİN: Evet, yayınımıza devam ediyoruz. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Evet, dinliyorum.

VTR: Hocam, bazı ülkeler mesela PKK, Irak, Suriye, İsrail neden bizim askerlerimizi öldürüyorlar? Neden böyle yapıyorlar? Ve bunların içinde Amerika’da var. Neden böyle bir hırs, neden böyle bir öldürme duygusu var bu insanlarda? Bunun cevabını alabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Hayret, ne kadar güzel, maşaAllah. Ekranda büyütsene yüzünü. Canım benim nasıl nurlu. Çok çok güzel. Yeni nesil çok güzel. Allah müthiş nurlandırdı yeni nesli. Hepsi birbirinden güzeller, maşaAllah. Allah ömürlerini uzun etsin. Sağlık, sıhhat, hidayet versin. MaşaAllah. Canımın içi deccal şu an saldırıyor. Deccalın saldırısı var. O yüzden mutlu değilsiniz. O yüzden insanlar birbirini sevmiyor. Merhabalaşmamalarının nedeni o. Bu saldırıların sebebi de o. Mehdiyet’le bu bitecek inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hocam biz öleceksek Allah bizi niye yarattı ki? Ben onu hiç anlamıyorum.

ADNAN OKTAR: Canımın içi, dünyalar güzelim, tatlı kuzum benim. Kurban olurum ben seni Yaratan’a. Ne kadar güzel, çok şeker. Balım benim, seni Cenab-ı Allah şimdi yaratıyor, eğitiyor. Cennete uygun hale getiriyor. Ve ondan sonra cennete koyuyor. Eğer bu şekilde yarattığı gibi doğrudan cennete koyarsa cennette rahat edemezsin. Cennetten zevk alamazsın. Yani ne oradaki havuzlar ne nehirler ne hayvanlar ne evler ne oradaki araçlar ne oradaki güzellikler hiçbir şey seni açmaz. Çünkü kendini sevemezsin. Kendini sevmen için burada imtihan olman gerekiyor. Çileyle, acıyla, zorlukla imtihan olman lazım. Yüksek bir ruha ulaşıyorsun. Aşk insanı oluyorsun. Aşkın derinliklerini açıyorsun. Tutkuyu öğreniyorsun. Ondan sonra Allah seni sonsuza kadar o zevki alacak şekilde yaşatıyor. Öbür türlü Allah’ın sanatından hiç anlayamazsın. O yüzden kısa bir kurstan sonra ahirete gidiyorsun. Ve sonsuza kadar yaşıyorsun. Zaten şu andan itibaren ölme diye bir şey olmuyor. Sadece görüntü değişikliği oluyor, o kadar. Ona biz ölme diyoruz ama kesintisizdir. Yani birden bir netliğe kavuşma. Mesela uyuduğumuzda da biz ölüyoruz ona kalırsa. Uyandığımızda yeniden diriliyoruz. Yine ölüyoruz, yine diriliyoruz. Ama ahirete geçişte birden bir keskin, açık, net görüntüyle geçiş sağlıyoruz. Yani yürüyüp gitmiş oluyoruz, bu. Yine yürüme var. Onda da yürüme var. Uçuş da var, uçma da var ayetteki ifadeyle. Gayet makul gelecek bize ama yürüme de var. Birçok bölümden oluşuyor ahiretin aşamaları. Her aşamada bir uyuma ve uyanma olduğu anlaşılıyor ayetin ifadesinden. Yani kısa uyumalar, kısa uyanmalar, o şekilde devam ediyor.

Evet.

VTR: Akdeniz’deki petrol aramalarında sonuç alabilecek miyiz?

ADNAN OKTAR: Olur sonuç tabii çıkar da çok pahalıya mal olur. Yani çıkaracak olsalar çoktan çıkarırlardı ayrıca. Öyle bir şey çıkmaz. Karada arama daha kolay. Türkiye’nin Güneydoğu’sunda biraz var petrol. Onu da bir hikmetle çıkarttırmıyorlar yani bazı İngiliz şirketler. Çıkarttıklarını da kapatıyorlar yani geçersiz görüyorlar. Onun da sırrını öğrenmiş olacağız. Yani deccal tepelendiğinde Türkiye’deki petrolün neden çıkarılmadığının sırrını da öğrenmiş olacağız.

Evet.

VTR: Amerika neden eyaletlere ayrılmıştır?

ADNAN OKTAR: Zaten eyaletlere ayrılmıştı fakat sonra onları bir başkanlık etrafında topladılar. İngiliz derin devleti tarafından kurulmuştur Amerika. Eyaletler şeklinde kurulmuştur. İlk başlangıç kuruluşunu da onlar sağlamıştır. Dilinin de İngilizce olmasını İngilizler kendileri planlamış ve uygulatmıştır. Ve şu anda da yine İngiliz derin devletinin kontrolündedir Amerika. Onların dediğinin dışında pek bir şey olmaz.

VTR: Başarınızın anahtarı nedir?

ADNAN OKTAR: Tabii ki Allah’a sığınmak, Allah’a güvenmek, Allah’ı sevmek, Allah’a teslim olmak. Bunun dışında her insan tehlikededir. Yani Allah’a sığınmayan her insan çok ciddi tehlike altındadır. Bir tek o tarzda insan kurtulabilir. Yani onun dışında Allah esirgesin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Türkiye’de başbakanlık yapmış şahıslardan en çok hangisini desteklediniz?

ADNAN OKTAR: En çok Tayyip Hoca’yı destekledik. En candan davranan o görüyorum. En samimi olan, İslam’a, Kuran’a hizmette en kararlı olan, en cesur olan, taviz vermeyen, kabadayı olan, delikanlı olan onu görüyorum.

Dinliyorum.

VTR: Sürekli pozitif düşünmek saflık mıdır?

ADNAN OKTAR: Akıllılıktır. Akıl sürekli pozitif düşünmeyi gerektirir. Pozitif düşünüyorum derken, şüphelenecek şeyi yakaladığında bu da pozitif düşünmedir. Bir yanlışlığı yakalamak, bu da pozitif düşünmektir. Mesela adamlar bizi kafalamaya çalışıyor. Yakalıyoruz. Bu nedir? Pozitif düşünmedir. Darwinizm’i anlatıyorlar, yakalıyoruz. Pozitif düşünmedir. Akılcı yaklaşıyoruz yani.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Gaziantep’ten katılıyorum. Ülkemizde basketbolun gelişmesi için neler yapılabilir?

ADNAN OKTAR: Kardeşim nereye gitsek sporcu nereye gitsek sporcular aferin benim canıma. Şimdi sen aslan gibi delikanlı olacaksın spor yaptığın için. En az 1.85 olursun boyun. Bakayım sana bir. Yaklaştır benim yakışıklımı ben bir göreyim. Tip şahane, saç tıraşı da çok iyi olmuş spora devam güneşlik alanlarda devam. Bol bol da süt ve yoğurt, ayran efendim peynir ne buluyorsan ye aslan gibi olacaksın. Ama Kuran’ı mutlaka oku, Kuran’a mutlaka tabi ol.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba efendim benim adım Rahmi. Türkiye’nin kalkınması için ilk başta, Türkiye’nin içindeki terörün bitmesi gerekir onu bitirmedikten sonra Türkiye’nin kalkınması biraz zor olur.

ADNAN OKTAR: Terörün bitmesi Mehdiyet’le olur onun dışında mümkün değil. Bunu bir yere yazsınlar. Mehdi (as)’nin dışında terörü durdurabilecek kimse yok sevgiyle, ilimle, akılla. Resulullah (sav)’ın dediğini söylüyorum ben, kendi kafamdan söylemiyorum.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İspanya’da terör saldırılarının olduğu Barcelona’nın Baş Hahamı Meir Bar-Hen Yahudi JTA haber ajansına yaptığı açıklamada Yahudilerin eninde sonunda İsrail’e döneceğini söyledi. “Cemaatimdekilere şunu söylemek istiyorum, burada sonsuza kadar kalacağımızı düşünmeyin. Onlara İsrail’den kendilerine mülk almalarını tavsiye ediyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel, normal tabii ki öyle olacak. Kuran’da da vatanlarının İsrail’de olduğu söyleniyor.

Evet.

VTR: Merhaba Adnan Bey, kediciklerle olan samimiyetinizi görüyoruz, izliyoruz. Peki bu samimiyet derecesi, dinimizce bu kadar samimi olunması gerektiğinde evli olunması gerekiyor. Ancak eşlerin bu derece samimi olduğunu biliyoruz dinimiz gereği. Peki bu kadar samimiyetinizin derecesi nedir kediciklerinize, bunu öğrenmek istiyorum ve çok merak ediyorum sizin hakkınızda.

ADNAN OKTAR: “Evli olanlar böyle bir sevgi gösteriyorlar” diyorsun. Evli olanları biz görüyoruz “Gulüm nasılsın?” diyor “yapma len” falan diyor o da “şimdi sümsuğu yersin ha” cilveleşiyorlar bir kısmı doğru, görüyoruz. Sonra da kadının kafasını, gözünü yarıyor o da adamın yüzünü falan yırtmaya çalışıyor bayağı samimi oluyorlar bir kısmı için söylüyorum. Buradaki sevgi kalitesi öyle pek rastlanan bir sevgi kalitesi değil. Dolayısıyla hangi eşin arasında olmuş, kimler arasında olmuş nadirdir. Hanım kardeşimiz güzel bir söz söyledi ama nadirdir. Böyle bir sevgi için şart yok yani nikah şartı olmaz. Allah aşkının şartı olmaz. Nikah değil onun şartı imandır. Allah korkusu, Allah sevgisi olduğunda coşkuyla, tutkuyla müminler birbirini severler. Bunun için nikaha gerek yok. Cinsel ilişki için nikah gerekir cinsel ilişki. Sevgi için, tutku için nikah gerekmez. Bu gördüğün kadarı çok çok güzel, çok çok kaliteli muhteşem sevgi bir anlayışı. Ama çok güzel bir hanım onu söyleyeyim. Tesettürlü olması da çok güzel çok da yakışmış. Samimi sorusu da ama gönlü rahat olsun ben harama girmem, kız arkadaşlarımız da harama girmez. Mutlaka helaliyle olan bir bağlantı oluyor. Bu tabii çok çok coşkulu, çok çok derin böyle bir sevgi için nikah gerekmediğini ben açıkça söylüyorum, Kuran’da da böyle bir hüküm bulamazsınız. “Müminlerin birbirini sevmesi için nikah gerekir, kadınlara karşı sevgi göstermesi için nikah gerekir” diye bir hüküm yok. Ancak cinsel ilişki için nikah gerekir. Onun dışında tutkuyu, aşkı Kuran, İslam zaten teşvik eder, hayatın gayesidir o zaten, İslam’ın gayesidir. İslam’ın gayesini en güzel şekilde icra ettiğimize göre bundan mutluluk duyman lazım. Ama hakikaten kibar, kaliteli, güzel bir hanımsın. Allah ömrünü uzun etsin, Allah cennette kardeş etsin.

VTR: Ankara’da sokak müziği neden geri kaldı?

ADNAN OKTAR: Delikanlım işte sizler yavaş yavaş ortaya çıkıyorsunuz her yerde bunu geliştirin. Ankara’da müzik yoksa Ankara’da zaten hiçbir şey kalmıyor geriye. Çoraktır Ankara, kıraç bir yerdir karasal iklim. Dolayısıyla orada müzik yoksa Ankara da kalmaz, sanatla Ankara güzel olur. Her yerde sokak müzisyenleri olsun. Sokak müzisyenleri o şehrin güzelliğidir. O şehrin ihtişamıdır. Mutlaka teşvik edilmeli, takdir edilmeli ve korunmalılar.

Evet.

VTR: Merhaba ben Ayşe Şeyma. Türkiye’de ne zaman uzayla ilgili eğitim verilecek?

ADNAN OKTAR: Canımın içi uzayla ilgili herhalde astronomi ile ilgili bir çalışma yapılması gerekiyor. Nasıl bilgi verilebilir? Kısmi bilgi veriliyor ama herhalde daha kapsamlı bilgi istiyorsun sen. Onu artık özel araştıracaksın. Milli Eğitim o konuya özel eğileceğini zannetmiyorum kısmen bilgi verirler. Geniş kapsamlı bir bilgi için özel çalışma gerekir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey, ben Azerbaycanlıyım. Size bir sorum olacak: Neden Azerbaycan ile Türkiye birleşmiyor?

ADNAN OKTAR: Canımın içi o Mehdiyet devrinde, izin Allah’tan biliyorsun, Allah’tan izin gelmezse olmaz. Onun izninin vesilesi Mehdi (as)’dir. Mehdi (as)’nin dışında böyle bir şey olmaz. Yani izin verilmez ona Mehdi (as)’nin dışında izin alınamaz. Bu işler izinle oluyor biliyorsunuz.

BÜLENT SEZGİN: Dans eden papağan var.

ADNAN OKTAR: Bayağı belalı bir şey bu. Ama hanım kızın ona sevgisi de çok güzel bayağı iyi koruyup kolladığı anlaşılıyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Adnan Bey merhaba, bugün Kordon’da otururken bir beyefendi geldi ve kitaplarınız hakkında bilgilendirildim. Gerçekten merak etmiş durumdayım çünkü 85 yılından beri yaptığınız pek çok çalışmadan haberdarım şu an ve bir kitabınızı okuyup bilgi edinmeyi daha da çok isterim. Size bundan sonra dönüş yapmak için çok hevesliyim açıkçası. Teşekkür ederim bilgilendirme yapan arkadaşa da.

ADNAN OKTAR: Canımın içi nasıl güzel yüzlüsün sen, nasıl temiz yüzün? Bakışların, vicdanın ne kadar güzel. Allah nurunu artırsın, Allah cennette kardeş etsin. Muhteşem değil mi yüzü çok güzel maşaAllah bayağı güzel maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Müslüm Gürses’in ezan okumasını nasıl buluyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Şahane. Müslüm Baba veli bir insandır, sevgi insanıdır ezanı da muhteşem çok güzel okuyor maşaAllah. Allah gani gani rahmet etsin.

Evet.

VTR: Merhaba Adnan Bey, neden kedicikler veyahut da başka bir şey değil?

ADNAN OKTAR: Şimdi yakışıklım, neden kedicik ismi mi demek istiyor? Ben kedileri çok seviyorum. Daha önce de kız arkadaşlarıma “senin kedi canını” diye sevmiştim herhalde birkaç kere. Herhalde değil hatırlıyorum. Ondan sonra o yayınlandı. Sonra her yerde yayıldı o. Sonra kedicik olarak kaldı. Normal, güzel, hoş bir isim. Sevgiyi güzel ifade eden bir şey. Zaten ondan sonra kedilere sevgi de çok arttı. Hatta bütün dünya çapında kedilere sevgi arttı. Uğursuz bir varlık olarak biliniyordu. Muhteşem bir varlık olarak, güzel bir varlık olarak dünyada en çok sevilen varlığa dönüştü.

Evet.

VTR: Merhaba Adnan Bey, programınız çok dikkat çekici. Amacınıza ulaştığınızı düşünüyor musunuz bu konuda?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, senin de fark ettiğin gibi tabii ki. Ve adım adım daha da artıyor bu. Gelecek sene daha da artar, öbür sene daha da artar. Daha seneler içerisinde daha da artacaktır Allah’ın izniyle. Ve çok güzel günler göreceğiz, çok güzel şeyler olacak. Amacımıza her yönden ulaşıyoruz. Darwinizm konusunda ulaştık, Darwinizm’i yerle bir ettik. Rumilik safsata olarak sunuluyordu, onu da ortadan kaldırdık. İngiliz derin devletini rezil kepaze ettik. Komünizmi, PKK’yı yerle bir ettik fikir olarak. Gayet güzel adım adım ilerliyoruz. İlimle, irfanla ve sevgiyle.

Evet.

VTR: İyi günler, bankadan alınan faizler haram mıdır, bunu sormak istiyorum?

ADNAN OKTAR: Bankadan alınan faizler tabii ki haram olur. Faiz haramdır diyor Allah ayette. Net yani muhkem hüküm. Tevil edilecek gibi bir şey değil. Şarap haram, tevil edilmez. Namaz kılmamak haramdır, tevil edilmez. Çok açık.

Evet.

VTR: Bir insanı güzel yapacak nedir?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm fizik anlamda mı, ruh anlamında mı? Fizik anlamında demiyordur herhalde. Ruh anlamında diyordur. Tabii ki imanı insanı güzel yapar. Ne kadar imanı güçlüyse o kadar güzeldir o insan. Ama çok güzel bir kız. Bir daha göreyim.

VTR: Bir insanı güzel yapacak nedir?

ADNAN OKTAR: Allah’a candan, tutkuyla olan sevgisi ve imanı.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hiç stadyuma gidip maç izlediniz mi?

ADNAN OKTAR: Stadyuma gidip maç izlemedim. Bazen yalnız stadyumun yanından geçiyorum. Çok coşkulular, heyecanlılar. İyi oluyor, gençleri bayağı açar. Adrenalin açısından faydalı. Yani en bitkin olan bile orada çok canlanıyor. Ve akşama kadar o enerji devam ediyor. Hafta içinde de enerjisi devam ediyor. Faydalı gençlere, çok iyi olur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar seviyorsunuz ve ne kadar biliyorsunuz? Teşekkürler.

ADNAN OKTAR: Mustafa Kemal Atatürk’e karşı son zamanlarda bir atak var. Oyun yani hükümeti zor durumda bırakma oyunu var. 28 Şubat dönemi oyunlarına benziyor. Atatürk’ü ilk defa derli toplu gençliğe anlatan benim. Atatürk’le ilgili kitap yoktu piyasada. Üçüncü hamur, Atatürk’ü anlatmaktan uzak kitaplardan sonra benim kitaplarım ortalığı nur gibi aydınlattı. Peş peşe, peş peşe birinci hamur kağıda Atatürk’le ilgili kitaplarımı çıkarttım. Ve Atatürk’ü bütün Türkiye’de muhaliflerine de sevdirdim. Atatürk dindar, milliyetçi, aklı başında, aydın, kültürlü, görgülü, kaliteli, nezih, dürüst, samimi, aslan gibi bir Osmanlı delikanlısıdır. Aslan gibi bir Cumhuriyet çocuğudur. Ve Türk milletinin özüdür. Ve dolayısıyla Atatürk’ü takdir etmeyen, sevmeyen hiç kimse yoktur Türkiye’de, gerçek anlamda. Ama bazı insanlar grup taassubuyla çirkin sözler ediyorlar. Yapılan saldırılar da bir oyundur. Bunlara da hiç itibar edilmemesi lazım.

BÜLENT SEZGİN: Milli Savunma Bakanlığı’nın Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yaptığı atamalarla ilgili Gelibolu’da 2. Kolordu Komutanlığı’na atanan 15 Temmuz kahramanı Korgeneral Sezai Aksakallı’nın yeni görevinden hoşnutsuz olduğu ve istifasını hazırladığı ileri sürüldü. Aksakallı’yla birlikte on generalin daha istifaya hazırlandığı Ankara kulislerinde konuşuluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Aksakallı’yla ilgili; “Nerede görev verilirse asker gider görevini orada yapar” dedi.

ADNAN OKTAR: Paşamızın rahatsız olması için bir neden yok. Terfi ederek gitmedi mi? Terfi etmedi mi?

KARTAL GÖKTAN: Daha düşük bir rütbe galiba.

BÜLENT SEZGİN: Çok düşük bir rütbe değil ama beklenen değil.

KARTAL GÖKTAN: Beklediği rütbe o değilmiş.

ADNAN OKTAR: Neydi ne oldu, onu söyleyin?

BÜLENT SEZGİN: Özel Harekat Komutanlığı’ndaydı daha önce şimdi 2. Kolordu Komutanı oldu.

ADNAN OKTAR: Beklesin yine hayırlar olur, beklesin öyle ani kararlar vermesin. Öyle bir şey olduğunu da zannetmiyorum. Yani kıskananlar öyle söylüyorlardır. Aksakallı Hoca yiğit, delikanlıdır. Muhtemelen bazı dedikodular falan dönüyordur. Bir şey olmaz o görevinde başarıyla devam ederse o kimsenin gözünden kaçmaz. Daha güzel, daha iyi mevkilere gelir. Aceleci olmasın. Böyle şeylerde telaş etmek doğru değil. Çünkü Türkiye bir darbeden geçti. Çok makul. Bir de şimdi liyakat esasından ziyade sadakat esası gündemde olacaktır. Şu an hükümet kimin ne olduğunu da bilemiyor. İngiliz derin devleti sinsi bir çalışma yaptığı için hükümetin güçlü bir savunma refleksi var şu an. Devleti savunma refleksi var. Burada biraz fedakar olmak lazım. Makam, mevki falan hiç düşünülecek gibi değil. Yine Hoca’ya verilen yer güzel. Ve daha da iyisi olur. Fakat onun adına oyun çıkarıyor olabilirler. Yani bir kargaşa meydana getirmeye kalkıyor olabilirler. FETÖ’cülerin yaptığı bir oyun olabilir. Hoca sakın bu oyuna gelmesin. Çünkü dindar, aklı başında bir insan, sağlam bir delikanlı, sağlam bir insan. Biraz makul bakarsa, biraz sabırlı olursa her şey yerli yerine oturur. Acele etmesin. O on general istifa edecek bilmem ne yirmi general istifa edecek falan onlar da hikaye. Öyle bir laf da yok. İstifa edecek adam şu ana kadar niye beklesin? Ve ayrıca ederse de etsin yani hiçbir şey olmaz. Paşadan bol bir şey yok. Öyle bir şey olmaz. Asker her zaman olur. Liyakatin asıl gerekçesi sadakattir. Sadakat varsa tamamdır. Yalnız Aksakallı Hoca’yı geçici olarak daha pasif bir göreve vermişler ama ondan alınması bir sene sonra bambaşka bir şey olur. Yani orada bir amaç iyi bir hayır vardır. Hakkında hayırlı olduğunu düşünsün. Çünkü çok göz önünde olan bir insan. Riskli olabilir. Bak öyle söyleyeyim de ne anlıyorsa anlasın artık. Bir yıl beklesin, hayrına olacak. Bir yıl beklerse hayrına olacak. Aksakallı Hoca’yı koruma amaçlı olabilir, bir şey amaçlı olabilir. Yahut rütbesini daha rahat yükseltebilme amaçlı olabilir. Çünkü orada rütbesi çok rahat yükselecek bir yere gelmiş. Biraz sabırlı olması lazım. Sadakatini göstersin, bir yıl sabretsin, bir dahaki ağustosa bak ne oluyor. Sakın istifa falan etmesin. Bak seviyoruz onu, çok da değer veriyoruz. Mühim olan vatan, millet menfaati. Düşmanı sevindirecek haberleri derhal yalanlasın. Yani alçak adamları sevindirecek haberleri derhal yalanlasın. Sevilen bir insan, değerli gördüğümüz bir insan, milletçe de seviyoruz. İlerisi için çok güzel şeyler düşünülüyor olduğunu düşünsün. Yani bir bildiğim olmasa söylemem. Gönlü rahat olsun. Bir anormallik olsa biz zaten burada yeri göğü yıkarız, kanunla-hukukla. Acayip olan bir şey yok. Yani bilinen bir şey var, hayrına olan bir şey var. Biraz sabretsin. Geldiği yer yükselebileceği bir yer. Acele etmesin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kuzey Kore ile Amerika savaşır mı?

ADNAN OKTAR: Yok, savaşmazlar. Savaş emrini İngiliz derin devleti veriyor. Yani durduk yere kendi kurduğu bir devleti yıktırtmaz. Ayrıca Kore gözü çok kara bir yapı, onu söyleyeyim. Amerika’nın hiç gözünün yaşına bakmaz. Şehirlerine rahatça atom bombası atabilir. Yani üç-beş atom bombası atar. Ve çok büyük bir felaket, faciayla sonuçlanır. Çekinmezler onu söyleyeyim yani. Otuzun üstünde atom bombasına sahipler. Hidrojen bombası da var. Ve bunu çok başlı olarak da gönderebiliyorlar. Ayrı ayrı da gönderebilirler. Roket güçleri de, roket menzilleri de çok ileri. Dolayısıyla Kızıl Çin’in de desteklediği bir yapı. İngiliz derin devleti böyle bir oyunun içine girmez. Sadece Trump’ı devirmek için bir dehşet havası meydana getiriyorlar, o kadar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Neden insanlar feminizmi yanlış anlamaya meyilli?

ADNAN OKTAR: Canımın içi feminizm denmesine gerek yoktu aslında. Kadınlara dünya çapında büyük bir oyun oynanmış. Ama facia bir oyun. Ve yüzyıllardan beri bu oyun pekiştirilerek geliştirilmiş. Biz bu oyunu bu yüzyılda fark ettik. Bunu başlarına geçireceğiz. Müthiş bir kadın düşmanlığı, müthiş bir kadın nefreti alçak bir yapı tarafından çok çirkin oyunlarla adeta her yere raptedilmiş. Buna müsaade etmeyeceğiz. Bir kere çift koldan açmaza sokulmuşlar. Bir, Darwinist kafayla. Darwin ne diyor? Köpekten daha iyi diyor. Ve yarım insandır diyor kadın. Gelişmemiş diyor. Bir mahluk diyor yani. Haşa. Gelenekçiler ne diyor? Onlar da aynı. Ortodoks gelenekçi inançta ne deniyor? Yarım diyor, yarım insan. Yani insanla hayvan arası bir şey diyor. Aynı kafadalar, ittifak halindeler. Bunun sonucunda da gelenekçi Ortodoks sistem de akıl almaz şekilde kadınları ezmiş. Gülmeyeceksin, konuşmayacaksın… 10 yaşında erkek çocuğunu bile tembihlemişler, o bile ablasına saldırıyor. Öyle bir anormallik var. Babası ağzını, burnunu kırıyor. Annesi tokatlıyor, annesi kezzap atmakla tehdit ediyor. Dayısı bıçaklamakla tehdit ediyor. Akıl almaz bir kepazelik ve rezillik dünyayı kaplamış durumda, birçok yerde. Her yerde olmasa da birçok yerde bu var. Nefes aldırmayacağız. Şimdi mesela bu kadınları rahatsız eden çakalların adresleri İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gidiyor şu an. Hangisi olursa. Bayağı onların dosyaları gelişiyor. Geniş bir isim listesi. Yaklaşık 5 ila 10 bin arasında bunların sayısı. Tayyip Hocam dedi ya; “Benim adıma racon kesmesinler. Ve bana da haber versinler böyle bir şey yapan olursa.” Ayrıca Cumhurbaşkanlığı’na da bildirebilirsiniz. Tayyip Hoca’ya da bildirin. Ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na da bildirin. Bu ahlaksızları rezil, kepaze edeceğiz. Kadınlarla uğraşmayı bırakacaklar. Sana ne? Kadınlara nizam vermeye kalkıyor. Sana ne? Kadınlar seninle ilgili tek kelime söyledi mi şu ana kadar?

Zekai Aksakallı Paşam, sen kabadayı ve yiğit bir Paşasın. 2. Kolordu Komutanlığı’na getirildin. Yani kolordudan bir adım sonra orgenerallik, bir adım. Bak yerin iyi, iyi yere geldin. Amaç seni orada orgeneral yapmak. Yapma, etme, sakın. Paralelcilerin oyununa gelme. Sakın FETÖ’cülerin oyununa gelme. Geleceğini de zannetmiyorum, nefret edersin sen onlardan. Ve çok akıllı, kahraman bir Paşasın. Aman, ellerinden öpüyorum. Çok sevdiğimiz bir insansın. Yiğitsin, kabadayısın. Bu memlekete büyük hizmetin var. Seni değerli biliyoruz. Seni daha güzel bir mevkiye getirmek istiyoruz milletçe, öyle diyeyim de anla. Ne diyeyim yani sana daha? Bu gerekiyor. Sen oraya gel, gerisine karışma sen. 2. Kolordu Paşasısın. Bir hamle sonra orgeneralsin, bir dahaki sene. Bekle. Sakın, sakın, sakın, Paşamıza yakışmaz. Paşamız şöyle aslan gibi bir cevap versin. Yeri göğü bir titretsin. Aleyhte konuşmaları darmadağın etsin. Güzel bir konuşma bekliyoruz ondan. Kısa ve özlü. Aslan gibi görevinin başında olduğunu söylesin. Ve esaslı bir tokat yesin muhalifler.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ana muhalefet partisi ülkenin iyiliğini ne zaman istemeyi düşünüyor acaba, onu merak ediyorum?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, yiğidim eskiden beri CHP hakikaten yani CHP içindeki bir kısım unsurlar, hep sevgisizliği, merhametsizliği, insanlara tepeden bakmayı, entel dantel karakterini hep savunagelmişlerdir. İçlerinde komünistler falan da olmuştur. Ama Sayın Kılıçdaroğlu’yla daha nezih, daha sevecen, daha dindar bir çizgiye doğru gittiler. CHP’yi dindarlığa doğru teşvik etmesi lazım milletin, insanların. Yani ezerek bir yere varamayız. Kötüleyerek bir yere varamayız. Bak teşvik edildiklerinde çok iyi oldular. İyiye doğru gidiyorlardı. Hızlarını kesmeyelim. Ümitsizliğe de kaptırmayalım. Dindar çizgide ilerlemeleri için teşvik edelim, sahip çıkalım. Cemaatler sahip çıksın, tarikatlar sahip çıksın. Yani iyisin dersen iyi olması umulur. Sert karşılık vermek iyi bir şey değil. O insanlar içinde çok değerli, büyük bir kitle var, çok seçkin bir kitle var. Hepsini kazanalım.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: İngiliz Konsolosluğu homoseksüelliğe destek için, Homoseksüellik Kısa Film Yarışması düzenliyor Adnan Bey. Richard Moore ve konsolosluk hesabından sıklıkla duyuru yapılıyor.

ADNAN OKTAR: Yani olayın, felaketin büyüklüğünü buradan anlayın. Adamların kafayı taktığı konuya bak. Kadın haklarıyla ilgili tek kelime yok bunlarda, kadınların özgürlüğü ile ilgili. Bunlar gelenekçi Ortodoks İslam anlayışını savunuyor İngilizlerin devleti, bak gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı. Gelenekçi Şiileri savunuyorlar, gelenekçi Sünnileri savunuyorlar. Başörtüsünü şiddetle savunuyorlar, oyun oynamak kasti ile yaptıkları için söylüyorum. Yoksa gelenekçi Müslümanların bir suçu olduğundan değil oyun oynamak için. Çünkü orada ezmek daha kolay, Müslümanları ezmeyi daha kolay buluyorlar. Kuran Müslümanlığını ezemez bunlar. Bak bizim yanımıza bile yaklaşamıyorlar, it gibi eziliyorlar yanımıza geldiklerinde ama gelenekçi Ortodoks Müslümanlara bak nasıl kafa tutuyorlar? Tarikatlara, cemaatlere nasıl kafa tutuyorlar? Gıkları çıkmıyor cemaatlerin dikkat ederseniz. “Hepinizi şeffaflaştıracağız” diyorlar,  “Potansiyel tehlikesiniz, siz her an devletin başına bela olabilirsiniz, hiçbir yere girmeyeceksiniz, siyasete girmeyeceksiniz, sanayiye girmeyeceksiniz ancak bulunduğunuz yerde olacaksınız. İsimlerinizi de vereceksiniz, adınızı, soyadınızı, kazandığınız paraları hepsini bize bildireceksiniz” diyorlar gıkları çıkmıyor. Çünkü ezmek için çok müsait bir kitle onlar açısından. Kuran Müslümanlarının yanına bile yanaşamıyorlar.

Evet dinliyorum.

VTR: Çocukların bu kadar teknolojiye bağımlı olmaları doğru mu?

ADNAN OKTAR: Çocukların teknolojiye bağımlı olmaları hem doğru  hem yanlış. Kısmen bağlansınlar ama sokak onların yeri. Tırmanacaklar, ağaçlar olacak, koşuşturacaklar, çim alanların olması lazım, güneşlenecekler, kovalamaca oynayacak, çok önemli.

Evet.

VTR: Cömert bir insan mısınız?

ADNAN OKTAR: Bayağı cömerdim çünkü kazandığımı anında harcadığıma göre bayağı cömerdim. 

VTR: Gazlı içecekler zararsız hale getirilebilir mi?

ADNAN OKTAR: Tabii rahatça yapılabilir, neden yapmadıklarını da anlamıyorum. Mesela kalsiyum, magnezyum,  fosfor koyabilirler içine, protein de konabilir. Protein herhangi bir yani doğal bir protein konabilir.  Vitaminlerin hepsi, doğal vitamin olarak da konabilir, sentetik vitamin olarak da konabilir. Asitsiz, karbondioksitsiz çok güzel hazırlanabilir. Yani bunu biraz devlet politikası olarak yapmak gerekiyor.

Evet.

VTR: Gelecekte uzayda yaşamak mümkün mü?

ADNAN OKTAR: Gelecekte uzayda yaşamak mümkün olacak ama cennette. Dünya, ay, güneş birleşecek, yine uzayda olacaksınız. Dümdüz tepsi gibi olacak, yine uzayda yaşayacaksınız kıyametten sonra. Ama böyle yeni uzay buna benzemeyecek onu söyleyeyim. Yani baktıklarında bu uzayı görmezler başka bir uzay görecekler.

Evet.

VTR: Günde kaç saat uyuyorsunuz, uykusuzluk çeken insanlara ne önerirsiniz?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm saçların çok güzel olmuş, bayağı hoş olmuşsun ve güzel kızsın. Bana dört saat, beş saat falan yetiyor, çakı gibi oluyorum.  İstesem de uyuyamıyorum zaten dört-beş saatten sonra. Efendim, uykusuzluk çekeni, sevgi insanı iyi uyutur ve spor. Sevgisiz insan stres içinde olur, uyuyamaz, acayip gerilir ama seven çok huzurlu olur, tevekkül eden çok huzurlu uyur. Allah'ı sevmek uyumayı kolaylaştırır. Çok kolay uyur Allah’ı çok seven, kuzu gibi uyur yattı mı hemen. Allah hemen ruhunu alır. Yoğurt iyi gelir yatmadan önce yoğurt, ayran.  Laktik asit var yorgunluk verir, onunla uyurlar.

Evet.

VTR: Acaba günümüzde geleceği görebilen insan var mıdır?

ADNAN OKTAR: Yani kehanette bulunan demek istiyor değil mi? Allah’ın bildirmesiyle olabilir ama zor yani herkeste olacak bir şey değil. Bazı velilerde oluyor,  geleceği söyler Allahualem diye söyler. Olay oluştuğunda da dediğinin doğru olduğunu anlamış oluruz.

BÜLENT SEZGİN: AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakçı Akşam Gazetesi okurları için özel açıklamalarda bulundu. Kavakçı "Kimse kadınların kıyafeti üzerinde baskı kurmasın,  ilk savaşan ben olurum.” diyerek kendi yaşam tarzından olmayan kadınlara da sahip çıktı. 

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Demek ki bak atağımız büyük etki yaptı. Tayyip Hocam ne diyor; “ Bana bildirin” diyor.  “Racon kesen, çakallık yapanları” diyor. Ravza Kavakçı ne diyor;  “Yanındayım.” diyor. Dekolte hanımların istediği gibi giyinebileceğinin açık mesajı bunlar.

Evet dinliyorum.

VTR: İngilizceyi daha kolay nasıl öğrenilebilir?

ADNAN OKTAR: Yani İngiliz bir arkadaş olması lazım yanında, soracaksın sürekli bu nedir, şu nedir o şekilde çok kolay olur. “What is this?” dersin,  mesela “A pencil” “What is this?” efendim “Door” değil mi? En kolayı odur. Zaten Tarzancadan olaya gireceksin.  En kolay Tarzanca anlaşılır. Yani dilbilgisiyle konuştuğunda anlaşma olmuyor,  Tarzancada; “ I love you, soo much” diyorsun tamamdır.

Evet dinliyorum.

VTR: İntihar oranları neden arttı?

ADNAN OKTAR: Çünkü Allah'a inanç insanlarda zayıflatıldı, Darwinist düşünceyle. “Senin atan maymun.” diyor. “Sen mikroptan geliyorsun, senin atan solucan” diyor. Adam solucana bakıyor, “Madem atam bu” diyor, “solucan nasıl ölüyorsa, ben de öleyim” diyor. “Atam mikrop” diyor. Mikrop tentürdiyotla öldürülüyor. Adam; “Ben de kendimi öldüreyim” diyor. “Madem atam ölmüş diyor, mikrop olan atam ben de öyleyim bari ” diyor. Adama bu şekilde eğitim verirsen böyle olur ve derslerde Allah'ın varlığı, birliği anlatılmıyor, iman hakikatleri  anlatılmıyor, Kuran mucizeleri anlatılmıyor yasak, yasak
hiçbir yerde anlatılamıyor. Deccalin dünya hâkimiyetinden kaynaklanıyor bu. Deccal nefes aldırmıyor. Mesela hükümet istemez mi iman hakikatleri, Kuran mucizeleri anlatılmasını? İster. Anlattırabilir mi? Anlattıramaz. Yer yerinden oynar, yasak.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Kılıçdaroğlu'nun; “Tutuklanmaya hazırım” sözlerine şöyle bir karşılık verdi; “Bunları değerlendirmeye değer görmüyorum. Kılıçdaroğlu,  doğmamış çocuğa don biçiyor. Kendini gündemde tutabilmek için böyle şeyler üretiyor. Benim gündemimde böyle bir şey yok.” karşılığını verdi.

ADNAN OKTAR:  Ya Tayyip Hoca muhabbet arasında bir tek söyledi yani onun gerçekten bu işin içinde olup olmadığını öğrenmek için. Aslında o dedikoduyu önlemek için de söylemiş oldu. Çünkü o dedikodu ayyuka çıkacaktı. O direkt sorup konuyu kapattı. İyilik yaptı, kötülük yapmadı. “Senin bu işlerle alakan var mı” dedi, o da;  “Yok” dedi bitti. Yani Tayyip Hoca’nın gizli iyiliğidir bu aslında Sayın Kılıçdaroğlu’na gizli bir güzellik yapmıştır.

Evet dinliyorum.

VTR: İslam adına savaşırken mi şehit olunur yoksa ülke adına savaşılırken mi?

ADNAN OKTAR: Kabadayım her ikisi de aynı zaten.  Ülke adına olan Allah adınadır, Allah adına olan yine ülke adınadır. Birbirinden ayrılmaz şeylerdir bunlar, bayrak, vatan, millet, din, iman hepsi aynı şeydir. Vatan, imandan kaynaklanır vatan sevgisi. İmanı olmayanın niye vatan sevgisi olsun ki? Ne ilgilendirir vatan, adam imanı yoksa Allah’ı sevmiyorsa. Olabilir de yani nadir.

Evet dinliyorum.

VTR: Sigarayı nasıl bırakabilirim?

ADNAN OKTAR: Ya canımın içi aslan gibi delikanlısın. Paketi al ayağının altında bir güzel pestil gibi ez. “İçmiyorum seni.” dersin, bitti. Bu kadar basit hiçbir şey olmaz. Aklına geldiğinde sigara içmek falan,
fındık, fıstık falan yersin olur biter. Yani niçin ihtiyaç olsun, öyle bir şey yok ki. Hayır, Allah vermesin eroinman olsa falan aklım alır. O zaman hakikaten kriz tutuyor ama sigara içmeden hiçbir şey olmaz, öyle bir olay yok.  Benim arkadaşlarım sigara içiyorlardı daha önce. Bir tatil köyüne gittik, baktım hepsi orada sigara içiyorlar. “Arkadaşlar” dedim  “Sigarayı hepimiz bırakalım” dedim, yani “Bırakın hepiniz” dedim.  Küt, o anda herkes bıraktı. Beş yıldan beri içenler vardı, üç yıldan beri  içenler var böyle tiryaki olmuş, hepsi bıraktı hiçbir şey de olmadı. İman ve irade işidir bu, başka bir şey yok.

Evet dinliyorum.

VTR: Siyasette neden sürekli tartışma var?

ADNAN OKTAR:  Siyaset diyorsun, siyaset zaten tartışmadır. Klasik siyasette kıran kırana mücadele vardır. Yani kapitalist siyaset yahut klasik siyaset derken hepsi içine giriyor. Çatışma olmadan olmuyor, şiddetli tartışmalar, şiddetli atışmalar olur. Bir tek cinayet yoktur, yaralama yoktur ama hepsi vardır. Bazen o bile oluyor, Allah esirgesin. Mehdiyet devrinde bu olmaz, sevgide olmaz, derin sevgi, tutkuda muhabbette bu olmaz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kemal Kılıçdaroğlu MİT tırları davası ile ilgili polemiklere değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleri ile ilgili; “Gayriciddî bir söz olarak bunu görmek doğru, değil her şeye hazırlıklıyım.” dedi. Kılıçdaroğlu, tutuklanma gibi bir durum olursa bu durumun CHP’nin muhalefet gücünü azaltmayacağını, aksine arttıracağını savundu. “Tam tersine daha güçlü hale getirecektir. Biz sıradan bir parti değiliz, dünyanın en eski dört partisinden biriyiz.” Dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii ki canım liderle ne alakası var. Lider biri gelir biri gider. CHP tabii ki klasik olarak devam eder, öyle bir şey olmaz ama tutuklama olması için bir neden yok. Çünkü gerekçe ortadan kalktı yani iddia ortadan kalktı, tutuklama da olmaz. O konu kapandı artık onu artık irdelemeye gerek yok. 

VTR: Benim dört tane kedim var. Kedileri neden çok sevdiğinizi merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Kedi neden sevilir? Göstersene  şu benim ufaklığı. Yakından resimleri var mı?

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Şimdi bu soruya ne cevap vereyim ben yahut cevap vermeme gerek kaldı mı? Yani bu ne, yenir bu başka ne yapılır? Şu adamın tipe bak şu şekerliğe, dile bak sen.  Normal mi tatlılık? MaşaAllah.

Evet dinliyorum.

VTR:  Selim. Alanya’da yaşıyorum neden milletin balık tutacağı yerleri yasaklıyorlar çok merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Yakışıklım bilmiyorum ki o nedir, neden yaparlar öyle bir şey? Buralarda tutuyor herkes balık değil mi? Yasakladıkları yer neden yasaklanabilir? Bir sebebi vardır yani mantıklı bir sebebi vardır zannediyorum. Yani Alanya boydan boya yasak demiyorlardır değil mi? Onu bir  araştırmak lazım, ben ne olduğunu bilmediğim için bir şey diyemeyeceğim. 

Evet dinliyorum.

VTR:  Vejetaryen olmak sizce doğru bir şey mi?

ADNAN OKTAR: Yani tehlikeli bir şey vejetaryen. Çünkü kas ve kemik gelişimi ve beyin gelişimi çok tehlikeli derecede örselenebilir.  Çünkü insanın yüksek oranda fosfora ihtiyacı var, proteine ihtiyacı var.  Hayvansal gıdalarda bu çok yüksek olarak var. Bitkisel gıdalardaki proteinde eksiklikler var aminoasit eksiklikleri var, vücut o aminoasidi bulamaz. Dolayısıyla kas erimesi olur, tehlikeli olur bence. Yani hiç tavsiye edilecek bir şey değil, çok riskli. Yani ciddi şekilde vücut zaaf gösterir, bünye ciddi şekilde zayıflar.

Evet dinliyorum.

VTR: İnsanlar birbirine kem gözle bakmamalı, kardeşçe bakmalı, hep kardeşçe yaşamalıyız. Bizi birbirimizden ayıranlara yazıklar olsun. Biz kardeşiz etle tırnağı birbirinden ayıramazlar. Saygılar.

ADNAN OKTAR: Bak benim insanım böyle bu kadar güzel bu kadar nezih bu kadar yiğit. Anadolu'da bu asil ahlak asla kaybolmaz ve kaybolmayacak. Bu güzel insanlar işte dünya öğretmeni, sevgi öğretmeni. Adam beğenmiyor bu kardeşimizin oyunu diyor ki “Dağdaki çobanla benim oyum bir mi?” Sen onun tırnağı edemezsin tırnağı, tırnağı etmezsin sen.

Evet dinliyorum. Bir soru gelsin bana.

VTR: Adnan Hocam merhaba. Programınızı severek izliyoruz. Teşekkür ederiz.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Ne güzel. Üç yiğit delikanlının güzel konuşmaları güzel sözleri içimizi açtı teşekkür ediyoruz.

VTR: Selam Adnan Bey ben Hüseyin Uçak. Boşanan çiftler ile ilgili bir sorum olacaktı. Boşanan çiftlerde velayeti alan taraf çocuğu diğer tarafa göstermek istemiyor. Mahkeme kararı olmasına rağmen çocuğu görmek annenin veya babanın hakkı olmasına rağmen velayeti almayan taraf çocuğu göremiyor. Bununla ilgili icra yoluna gitmek zorunda kalıyor fakat icra yoluyla da çocuğu görme imkanı olmuyor. Bununla ilgili nasıl bir çözüm önerisi sunabilirsiniz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım kanun değişsin. Olur mu öyle şey? Mesela bir ay babada bir ay annede, bir ay babada bir ay annede kalsın mahkeme kararıyla, günü geldiğinde çocuğu alsın götürsün babası. Olmaz öyle şey adamın gönlüne bırakılır mı? Kanunda değişiklik yapılması lazım. Onu Ankara'ya dilekçe ile bildirelim.

Evet dinliyorum.

VTR: Parayı bulan erkek neden eşini boşar?

ADNAN OKTAR: Parayı bulan erkek neden eşini boşar? Para için eşini boşuyorsa ahlaksızdır basittir zaten kadın ondan kurtulsun daha iyi. Öyle haysiyetsiz bir köpekle evli olacağına, öyle namussuzla evleneceğine, o kadar sevgisiz para için kendini satan bir alçakla evleneceğine hemen kurtulsun. Ne güzel Allah kurtarmış oluyor işte pislikten daha ne? Allah hayra götürür onu, boşanırsa Allah ona da hayırlı bir hayat nasip eder.

Çok vahim bir şey var Türkiye'de bir daha böyle sanatçı yok, gelmiyor. Hiç sanatçı kalmadı dehşet verici. Bunu bir düşünmeleri lazım yani niye toplum bu hale geldi diye düşünmeleri lazım. Hiç sanatçı kalmadı. Hep eski sanatçılar, onlar da son demlerindeler. Sanatçı yok. Çok korkunç bir şey bu. Müzik yok, resim yok, heykel yok dünyada da bu böyle. Deccal dünyayı mahvetti. Bu kepazeliğin, bu talanın, bu zulmün karşısına Mehdiyet dikilecek inşaAllah ve dikildi de benim kanaatim. Kısa bir süre sonra çok güzel netice alacağız inşaAllah. Ferdi Tayfur gibi bir adam mümkün değil yok. Orhan Gencebay yok. Müslüm Baba yok yani bitti.

Evet sorular gelebilir.

VTR: Onur. Çocukken en çok sevdiğiniz yiyecek neydi?

ADNAN OKTAR: Tabii ki her çocuk gibi dondurma. Aile bahçesine giderdik acı acı tost kokusu gelirdi. Arasına da peyniri de az koyarlardı iki lokma da bitiyordu mübarek, bir daha almak gerekiyor. Tabii ayıp da oluyor insanların önünde peş peşe peş peşe. Maraş dondurmacısı vardı o zaman ünlü, böyle kilolu bir muhterem vardı çok çok kilolu o da karıştırırdı falan. Yazık o garibimi seyretmeye giderlerdi. Bence çok ayıp bu, çok çirkin. Yani kısa boylu insanı seyretmeye gitmek, çok iri kilolu bir insanı seyretmeye gitmek bence çok çok çirkin ve çok itici bir hareket. Yani aklı başında kaliteli bir insanın yapacağı bir şey değil. Allah seni de öyle hale getirebilir seyredilmesi mi gerekiyor öyle bir şeyin? İnsanı görmezden gel. Ne kadar ayıp. Ne kadar çirkin ve ne kadar büyük görgüsüzlük döne döne bakıyor adam. Yazık günah değil mi o insana? Çikolata hiç unutmam bak hatırlıyorum pastaneye gitmiştik. “Ne istersin?” dediler Ben “çikolata” dedim gösterdim simsiyah kalıp bir çikolata kocaman bıçakla küt diye kestiler kalıp. Felaket bir şey böyle ye ye bitmez yani çikolata dediğin öyle olacak var mı şimdi bilmiyorum pastanelerde görmüyorum.

BÜLENT SEZGİN: Var evet.

ADNAN OKTAR: Şahane bir şey ama dondurmanın üstüne yoktur bence. Eskidendi, keşkül de eskidendi, döner de eskidendi. Hakiki Ankara Döneri nerede şu an? Çok zor. Beyoğlu'nda satılıyormuş öyle çikolata. Olabilir doğrudur.

Evet dinliyorum.

VTR: Kötü niyetli birini nasıl tanırsınız?

ADNAN OKTAR: Gözünden akar melanet dikkatli bir insan hemen anlar, konuşmasından, ses tonundan, negatif elektriğinden.

Evet.

VTR: Merhaba ben Ecem. Yapmayı en çok sevmediğiniz iş nedir?

ADNAN OKTAR: Yapmayı en çok sevmediğiniz iş nedir? Konuşmamak hiç hoşuma gitmez.

Evet.

VTR: Felsefeyi sever misiniz?

ADNAN OKTAR: Zaten felsefede okudum İstanbul Üniversitesi felsefede. Felsefeyi zamanında çok inceleyip çok okudum. Marksist felsefeden tut egzistansiyalizmden çık ne var ne yoksa hepsini gözden geçirdik baktık bomboş hepsi. İncir çekirdeğini doldurmaz.

Bir evvelki genç kıza gelebilir miyiz?

VTR: Merhaba ben Ecem. Yapmayı en çok sevmediğiniz iş nedir?

ADNAN OKTAR: Güzel Ecem sana iltifat etmedim içime uhde oldu. Çok güzel kızsın ve gözlüğün de sana yakışmış onu söylemek istedim.

Evet.

VTR: Merhaba ben Berke. Türkiye'de yetişen başarılı öğrenciler neden Türkiye'de okumuyor da yurtdışında okuyor?

ADNAN OKTAR: Çünkü orada müzik var, resim var, heykel var, eğlence var, güler yüz var, kaliteli kadınlar var, dekolte hanımlar var, gençler özgür baskı görmüyorlar, kadına hakaret edilmiyor, heykel gördü mü adam tükürmüyor. Yani gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı yok. Dolayısıyla sanat, kültür, bilim alabildiğine özgür. Türkiye'de de bunu yapacağız, bu oyunu yıkacağız. İslam aleminin yıkmak için İngiliz derin devleti gelenekçi Ortodoks İslam anlayışını destekliyor bak kurnazlığa bak adamlardaki. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışını destekliyor ki İslam'ı yıkabilirsin. Pakistan'da, Türkiye’de her yerde bunu destekliyorlar.

Şimdi kısa bir ara vereceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyor programımız.

Masaüstü Görünümü