Harun Yahya

Sohbetler (26 Ağustos 2017; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Hoş Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Türklerin Anadolu’daki kesin olarak hakimiyet sağladığı Malazgirt Zaferi yıldönümü. Bu sene zaferimiz ilk kez devlet töreniyle anılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım savaşın kazanıldığı Malazgirt Ovası’nda konuşma yapacaklar. Cumhurbaşkanı Erdoğan kıldan örülme han çadırında ağırlanacak, okçu birliği gösteriler düzenleyecek. Cumhurbaşkanı okçular ve atlı birlikler tarafından karşılanacak. Malazgirt Zaferi’nin anısına 1071 tane de fidan dikildi.

ADNAN OKTAR: Güzel, iyi gelişmeler.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, sizin güreşe önem verilmesi çağrılarınızın ardından hemen hemen her gün güreşçilerimizin başarı haberleri geliyor, maşaAllah. Dün de mili güreşçimiz Taha Akgül Gürcü rakibi Geno Petriashvili'ye mağlup olarak dünya ikincisi oldu.

ADNAN OKTAR: Puanla kazanmak çok acı bir olay böyle olay. Hakikaten seyretmek dahi istemem ben öyle güreşi. Öyle güreş mi olur? O onu itiyor, o onu itiyor, yok iki puan, yok bir puan. Kardeşim, kırbaç gibi vuracak rakibini kaldırdı mı böyle savuracak. Öyle şey olur mu? Adam kaçmaya çalışacak ayağından tutup sürükleyerek çekeceksin merkeze doğru, olay budur. Kündeyi bastı mı böyle kırbaç gibi yapıştıracaksın. İnsanın içi esiyor, böyle bir olay yok. Bu nasıl bir olaydır? Pehlivan dediğin kuvvetli olur. Bir kere künde pozisyonu aldın mı ikinci bir kurtuluş olmaz. Kündeyi mutlaka basacak. Künde atamıyorsa bir delikanlı bir pehlivan, pehlivan değildir. Gücü yetmiyor kaldıramıyor bu nasıl iştir? Acı bir olay, böyle olaylar oluyor.

Şimdi pehlivanın haberini bir daha oku bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Sizin güreşe önem verilmesi çağrılarınızdan bu yana hemen hemen her gün güreşçilerimizin başarı haberleri geliyor. Dün de mili güreşçimiz Taha dünya ikincisi oldu.

ADNAN OKTAR: Taha’yı göremiyor muyuz? Taha, tebrik ediyorum seni aslanım, ama bir dahaki sefere kündeli tuşlu mükemmel bir güreş çıkaracaksın ve birinci olacaksın. Bu sefer tebrik ediyorum helal olsun, ikincilik de önemli. Ama senin şanına yakışan havaya kaldırıp çırpındırarak alıp kaldırıp atacaksınız kardeşim. Ben inanamıyorum bu olaya. Bir insan kaç kilodur? Rakibin hadi 90 kilo, sen 110-120 kiloyu kaldıracak güçte olacağına göre dalıp kaldırıp atacaksın bu kadar basit. Bir daha böyle sakin güreş olmasın lütfen.

Evet, dinliyorum.

VTR: Gerçekten dünyada derin bir devlet var mı? Bunların amacı nedir?

ADNAN OKTAR: Bir tane devlet var işte İngiliz derin devleti var. Asıl bütün derin devletler oraya bağlıdır. Zamanında adamlar bu sistemi kurmuş, çok eski 400-500 yıldan daha eski. Neden var? Aslında derin devlet hep olmuş. Hülagü zamanında da var, Firavun zamanında da var yani başıboş bir sistem değil aslında derin devlet. O da metafizik bir kökene dayanıyor, metafizik bir yapıya dayanıyor. Türkiye’de de derin devlet yapılanması vardı. Adamlara sorduğunda “Bizi yeraltı dünyasında yaşayan varlıklar idare ediyor” dediler. Yani “yeraltı mağaralarında yaşayan varlıklar idare ediyor” dediler. İlk başlangıcı öyle başlıyor zaten. Yani “görünmez varlıkların görünür hale gelmesi sonucu o kişilerden biz emir alıyoruz” dediler. Ama tabii biraz daha kökenine gittiğimizde Hz. Hızır (as)’la karşılaşırız.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dün yayınlanan 694 sayılı OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesi muhalefetten ve farklı kesimlerden çok fazla eleştiri aldı. Muhalefet Kasım 2019’da yürürlüğe girmesi öngörülen anayasa değişikliklerinin şimdiden yürürlüğe sokulduğunu ve devlet yapısının değiştirilmeye başlandığını iddia ediyor.

ADNAN OKTAR: Ne var mesela değişen devlet yapısında?

KARTAL GÖKTAN: MİT tamamen Cumhurbaşkanlığı’na bağlandı.

ADNAN OKTAR: Bu gayet normal, Başkomutan olduğuna göre MİT’in Başkomutana bağlanmasından normal ne olabilir? Bunda anormal olan ne var? Başkomutan değil mi? Tamam Başkomutan olduğuna göre MİT tabii ki ona bağlanacak. Ne olup bittiğini bilmesi lazım. MİT müsteşarını çağıracak “anlat bana kardeşim” diyecek anlatacak. Bunda şaşacak bir şey yok anormal olan. Devletin yapısı niye değişsin? Devletin yapısında düzenlemeler olur. Mesela ordu içerisinde MİT faaliyet yapamıyor inanılır gibi değil. Ben aylar önce söyledim, “bu tam bir skandal” dedim. Çok acayip bir şey. Nasıl ordu içinde faaliyet yapamaz MİT? İnanılır gibi değil. Her yerde yapar, Büyük Millet Meclisi’ne de girer, ordunun içine de girer, bakanlılara da girer, tarikatlara, cemaatlere de girer MİT her yere girmesi gerekir her yere. Bütün tarikat ve cemaatlerin içinde MİT elemanı bulunması lazım bütün tarikatlarda ve cemaatlerde, istisnasız hepsinde. Böyle şey olur mu? Orduya giremez, ne demek giremez? Girecek tabii ki. Orgeneral seviyesinden başçavuş seviyesine kadar her yerde MİT elemanı olacak. Olmazsa devleti neyin üstüne oturtmuş oluyorsun o zaman, devletin güvenliği ne olmuş oluyor, olur mu böyle şey?

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar, ben Talha. Hocam, siz neden İsrail’i bu kadar çok seviyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım aslanım benim. Ben her garibanı her mazlumu korurum. 3 milyon insana 300 milyon, 1 milyar insan düşman kesildiyse ben o 1 milyar insana karşı o 3 milyonu korurum. Hitler kafayı takmış “hepinizi yok edeceğiz” diyor. Neo Naziler “ne kadar Musevi varsa yok edeceğiz” diyor. Dünyadaki ne kadar faşist varsa “Musevileri yok edeceğiz” diyor. Filistin, Mısır, Pakistan, gelenekçi Ortodoks Müslüman kesimin büyük bir ekseriyeti “İsrail’i haritadan sileceğiz” diyor. Ne oluyorsunuz, ne oluyorsunuz? Bu nedir bu azgınlık? Bu kin, bu nefret nedir ne oluyorsunuz? “Tanıyor musun adamı?” diyorum “tanımıyorum” diyor. Bak “çocuk da olsa, kadın da olsa, genç kız da olsa, 3 yaşında çocuk da olsa, 2 yaşında da olsa” diyor “hepsini katletmek gerekiyor” diyor. Kardeşim bak, tek kelimeyle bu ahlaksızlık, haysiyetsizlik, şerefsizlik ve namussuzluk. Bu kadar terbiyesizlik, bu kadar iğrençlik, bu kadar alçaklık olmaz. 2 yaşında çocuktan ne istiyorsun? Gözün mü döndü senin manyak mısın sen? Ben bunu seyir mi edeceğim? Tabii ki olmaz. Ben de söyledim “eğer İsrail’e herhangi bir müdahale etmeye kalkarsanız gök kubbeyi tepenize geçiririz” dedim. Ne demek istediğimi de anladılar ondan sonra da bayağı iyi ayar oldular.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsan başkalarını mutlu edince daha çok mutlu olur mu?

ADNAN OKTAR: Sen çok çok güzelsin, bayağı güzelsin. Zaten hayatta insanın en çok hoşuna giden şey kabadayılıktır, başkaları için yaşamak o çok zevklidir. Kendi için yaşamak çok aşağılayıcı, çok küçük düşürücü yani çok kirli, çok pis. Başkası için yaşamak çok güzel, başkaları için, sevdikleri için yaşanır. Allah için, Allah için de müminleri korumak için, onları kollamak için yaşanır kendi için yaşanmaz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben istiyorum ki Müslüman ülkelerde her ne olursa olsun doğru olsunlar, dürüst olsunlar, millet birbirine kızmasın sevsin, birbirine güveni artsın, ben bunu istiyorum.

ADNAN OKTAR: Canımın içi, Anadolu’nun güzel insanı, Türkiye’nin güzel insanı. Bak bu insanların oyuna önem vermiyor adamlar. Görüyor musun veli insanı, görüyor musun güzel insanı, maşaAllah. O dediklerinin en alasıyla olacak gönlün çok rahat olsun.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ülkenin bu durumundan memnun musunuz?

ADNAN OKTAR: Tabii ki memnun değilim. Memnun olsam niye Hz. Mehdi (as)’ı bekleyeyim? Zaten hallolmuştur. Hz. Mehdi (as)’ı beklememizin nedeni memnun olmayışımızdır. Kim gelirse gelsin memnun olacağımız bir durum olmaz kim olursa olsun. İmam Mehdi (as) ve Seyyidina İsa Mesih İbni Meryem (as), bu güzeller buraya gelmeden dünyada rahatlık yok, hiçbir şekilde yaşayamayız. Hiç kimse huzurlu değil, dünyanın hiçbir yerinde hiç kimse huzurlu değil. Evinden çıkıp gidip kırda kimse oturamıyor yani hayat can güvenliği yok, bir şey yok hiçbir şey yok. Hiçbir yerde huzur yok. Amerika’da yok, Almanya’da yok, Türkiye’de yok hiçbir yerde yok ve buna hiç kimsenin gücü yetmez. Tayyip Hoca tabii elinden geldiği kadar bütün gücüyle gayret ediyor ama ne yapsın nereye kadar götürebilir? Belli bir derecede yapabiliyor. İmam Mehdi (as) devri gibi yapamaz. Hz. İsa Mesih (as) gibi yapamaz, istese de olmaz.

Tayyip Hoca çok iyi yaptı, bak bu FETÖ’cülerin iflahını kesti, sonuna kadar yanında olmak lazım. Bu alçaklar İngiliz derin devletine kendilerini sattı süper ahlaksız herifler bunlar. Karaktersiz, gelenekçi, üçkağıtçı adamlar bunlar, bunlar her şeyi yapar anasını bile satar birçoğu. Haysiyetsiz adamlar bunlar. Satmaya kalkabilir, tabii annelerin bir suçu yok da yani bu kadar gözü dönmüş adamlar. Her türlü ahlaksızlığı yapacak tipler. Dini imanı da yok bu ahlaksızların, çoğu da homoseksüel. Yani yüksek bir imana sahip değil bu adamlar. Namaz yok, oruç yok, zekat yok hiçbir şey yok bunlarda. Darwinist ve materyalistler bunlar. Direkt solcu ve komünist adamlar. Bunların inanç durumuyla ilgili şimdi kitap hazırlıyorum orada göreceksiniz, çok detaylı hepsini belgelendireceğim “FETÖ’nün İnancı” diye. Risale-i Nur’la alakaları yok, dinle de alakaları yok, klasik solcu komünist bildiğin. Allahsız Kitapsız adamlar öyle bir şey yok. Neden böyle manyak yapılanmaya gerek duydular; bu sırf menfaat, çıkar ilişkisine dayalı. Nurcuları niye alet ediyorsunuz? Söyleyin, komünist olduğunuzu söyleyin bitsin. Ahlaksız herifler. Büyük çoğunluğu böyle büyük çoğunluğu. Altta bilmeyen garibanlar var, onları da işte soyup soğana çeviriyorlar.

Mesela bu, Ergenekon iddianamesinde diyor ki sanıklar: “Atatürk Ergenekon’un metafizik yönünü çok iyi biliyordu” diyorlar. “Yeraltı uygarlığını biliyordu” diyorlar ve “oradan gelenler bizi idare ediyor” diyor adam. Bir acayiplik var.

Mesela Kartal Demirağ diyor ki ifadesinde: “Perde kalkarsa ne sen kalırsın ne de ben. Perde kalkarsa kıyamet kopar. Allah’ın huzuruna çıkmadan perde kalkmaz. Bu sırları ailemle bile paylaşmadım” diyor yani artık oradan anlayın. “Kongre salonunda da ben yalnız değildim ama söylemeyeceğim kimler olduğunu” diyor.

Evet, dinliyorum, inşaAllah.

VTR: İsmim Ramazan Kılıç, Şanlıurfalıyım. Size bir sorum var. Müslümanız elhamdülillah. Türkiye’nin yüzde 98’i Müslüman deniliyor. Bununla beraber batıya çok özeniliyor, batılca bir inanış var batıya. Batılıya niye imreniliyor? Halbuki bizim önderimiz, örneğimiz Resulullah (sav) ve sahabeleri olması lazım. Bunu ben merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Nur yüzlü muhterem canım kardeşim, batının sanatına özeniyor insanlar, temizliğine, kalitesine, nezaketine, saygısına, mimarisine, yeşilliğine, insanların birbirine güzel hitabına özeniyorlar. Allah’ın Resulü (sav) de zaten o ahlaktaydı, o güzellikteydi ama bunu Müslüman ülkelerinde bulamadıkları için, gelenekçi Ortodoks İslam yaşandığı için ne yaptılar? Onlar da, Avrupa’da bunu aramaya başladılar. Mesela Amerika’da dostluk ve kardeşliği arıyorlar, hürriyeti arıyorlar. Aslında İslam ülkelerinde olması gerekiyor. Bu ne zaman mümkün? Hz. Mehdi (as) döneminde mümkün. İblisin ordusu gelenekçi Ortodoks sistemle ve Darwinizm’le Ortadoğu insanlarını mahvetti perişan etti büyük bölümünü. Bu belayı bütün gücümüzle temizlemeye çalışıyoruz. Bayağı bir yol aldık ve devam edeceğiz, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Sosyal medyada bir fenomenin Galatasaraylı futbolcu Gomis’i kastederek “maymun” ifadesini kullanması üzerine Sivasspor karşılaşmasında Galatasaraylı taraftarlar ırkçı saldırıya maruz kalan Fransız golcü Gomis’e Peygamber Efendimiz (sav)’in sözleriyle destekte bulundu Adnan Bey. Pankartta Peygamber Efendimiz (sav)’ın “Beyazın siyaha, siyahın beyaza üstünlüğü yoktur” Hadis-i Şerif’i yer aldı.

ADNAN OKTAR: Güzel, çok güzel olmuş.

BÜLENT SEZGİN: “Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, psikolojik bir hastalıktır” yazıyor aynı zamanda.

ADNAN OKTAR: Çok güzel, Galatasaraylı kardeşlerimizi tebrik ediyorum. Nezaket göstermişler, güzel ahlak göstermişler, saygı göstermişler, sevgi göstermişler, hürmet göstermişler, incelik güzellik bütün ihtişamıyla orada tezahür etmiş Allah razı olsun. Tebrik ediyorum.

Evet, dinliyorum.

VTR: Atatürk’ün hayatının 19’la kodlanmasının bir anlamı var mı?

ADNAN OKTAR: Var tabii. Atatürk Hz. Mehdi (as) öncüsüdür, bir nevi Mehdi’dir. Ona deccal diyenlerin kendileri deccal onu söyleyeyim. Atatürk’e deccal diyenler kendisi deccal ve tam bir deccal. Atatürk’ün hayatı 19’la kodlanmıştır çünkü Hz. Mehdi (as) öncüsüdür. Mükemmel bir Mehdiyet hareketi başlatmıştır. Mümin ve muttaki bir insandır, camide hutbe okumuştur, Kuran’ı Arapçadan çok güzel okuyan bir insandır. Atatürk’ün çok güzel kıraati var Kuran’ı çok şahane okuyan bir insandır bu pek bilinmez. Anadolu’da on binlerde Kuran dağıttı on binlerce. Abdülhamit Darwinist kitap dağıttı, o da on binlerce Kuran dağıttı. Abdülhamit’in tam zıddı. İmam Hatip okullarını kurdu, ilahiyat fakültelerini kurdu. İlahiyat fakültesi çok önemli. Başka? Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurdu. Ve milletin Kuran’a dayalı İslam anlayışına dönmesi için elinden geleni yaptı. Putperest gelenekçi Ortodoks İslam anlayışını yerle bir etmek için bütün gayretini gösterdi. Yakışıklılığıyla, temizliğiyle, kalitesiyle, delikanlılığıyla örnek bir Müslümanın nasıl olacağını gösterdi. İçki içiyordu doğru Allah günahını affetsin, o onun bir hatasıydı yanlışıydı ama bunun dışında nur gibi Müslümandı. Yine hataları da olmuştur insandır ama genel hatlarıyla delikanlıydı, yiğitti ve kabadayıydı yani dürüst insandı, bir tek Allah’tan korkuyordu kimseden korkmuyordu onun dışında.

Evet.

VTR: Jeep tarzı araçları seviyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, bir kere tesettürün çok yakışmış yüzün de çok güzel, çok kibar bir kızsın. Hep sizi gördüğümde iftihar ediyorum sizlerle. Çünkü bu sıcak havada nefse bu çok zor gelir, değil mi siyah örtüyle? Sırf Allah’ı sevdiğin için Allah rızası içi kapanmışsın tekrar tebrik ediyorum. Namaz sevabından daha çok sevap alıyorsun. Çünkü nefsini ezerek hareket ediyorsun ve nur gibi de yüzün var, maşaAllah. Benim arabalarım genellikle Jeep’tir zaten Range, Range’den şaşma.

VTR: Ben piercing kullanıyorum. Piercingi bayanlara yakıştırıyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Benim güzelim, bir tanem, canımın içi bir kere çok güzel yüzlüsün. Dekolten de çok yakışmış. Piercing hanımlara çok yakışıyor, süper çekici oluyorlar. Dövme ve piercing bambaşka oluyorsunuz, çok çok güzel oluyorsunuz. İstediğiniz gibi yaşayın Türkiye sizin. Sizinle uğraşanların ciğerini sökeceğiz kanunla hukukla. En ufak bir densizlik yapanı hemen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirin. Ama şikayet etmeyin “böyle bir durum var, bilgilendiriyoruz” deyin gerisine karışmayın, gerisini bana bırakın.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Güzel kız çocukları var.

ADNAN OKTAR: Ne kadar güzeller. İşte cennetin ne kadar olacağını düşünün, en az bu güzellikte oluyorlar yani en az değil de bundan çok çok daha güzel oluyorlar. Çok büyük nimet.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Can. Size bir sorum olacak. İnsanlar neden duygusal, sizce bu doğru bir şey mi?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım aslanım, duygusallık akıllı olmayı ortadan kaldırıyor bayağı tehlikeli bir şey. Makul konuşamazsın duygusallık içine giren bir adamla. Allah vermesin bak, cinayetlerin nedeni duygusallıktır, cinayetlerin hemen hemen tamamının nedeni duygusallıktır. İntiharların hemen hemen tamamına yakını duygusallıktır. Mutsuzluğun, neşesizliğin, üzüntünün ana nedeni duygusallıktır şeytanın bir oyunu aman aman aman, sakın sakın sakın. Kuran’a sıkı sıkıya sarılıp çok akıllı olmak lazım. Kuran’ın dışında bir yola gittiğimizde sürüklenir gideriz Allah vermesin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Ümit. Adnan Hoca’nın ilk kitapları Harun Yahya ismiyle masonluğu eleştirdiği kitaplar. Ve daha sonrasında Adnan Hoca’nın 33. derece mason olmasıyla ilgili sormak istiyorum. Acaba bu durumu nasıl açıklarsınız?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, ben yine aynı kitapları basıyorum, aynı kitaplar piyasada var, aynı fikirdeyim. Ateist masonluğa karşıyım, Darwinist masonluğa karşıyım, deccaliyetle işbirliği yapan masonluğa karşıyım. Ben Mehdiyet’i destekleyen masonluğu destekliyorum. Hz. İsa Mesih (as)’ı destekleyen masonluğu destekliyorum değişen bir şey yok. Ama masonlar dürüst, efendi insanlar genellikle aklı başında insanlar. 7 ayrı ülkeden 7 ayrı masonluk diplomam var iftihar ediyorum. Benim rahatsız olduğum bir şey yok. Ama sahtekar masonlar var mesela sahte localar var, üçkağıtçıları var, dinsizliği savunan Obama’nın yağcılığını yapan sahtekarlar var onlar ayrı, onlarla mücadele veriyorum.

Evet.

VTR: Alışveriş merkezine gittiğiniz zaman ilk girdiğiniz mağaza neresidir?

ADNAN OKTAR: Son zamanlar için söylüyorum; ilk gittiğim mağaza böyle güzel porselen eşyalar satan, böyle güzel süs eşyaları satan bir mağaza var tabii ismini söylemem olmaz, ilk oraya gidiyorum. Çok nefis parçalar var bayağı güzel parçalar var. Genellikle hoş sanat eseri satan mağazalara girerim ben. Hep gösterişli, hoş göze hoş gelen cam yahut porselen ahşap ne olursa.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Karadeniz’in meşhur yaylalarından bazı görüntüler göstermek istiyorum. Sadece Karadeniz’de Gümüşhane bölgesinde 383 yayla var, maşaAllah. Siz daha önce Ayder Yaylası’ndaki Uzungöl beldesinin betonlaştırılmasıyla ilgili Cumhurbaşkanımız’dan rica etmiştiniz konuyla ilgilenmesini, kendisi de sizin ricanızdan sonra bir açıklama yaparak bu hatanın düzeltileceğini bildirmişti.

ADNAN OKTAR: Karadeniz çok güzel, bayağı güzel. Tokat da Karadeniz’in havasını yansıtan bir yer. Zaten Karadeniz sahası içerisinde kalıyor yaklaşık. Orada Batmantaş Köyü falan da çok güzel. Köy çok önemli bir şey. Aslında bir köycülük programı uygulaması lazım devletin. Yani halk tatilde köylere gidebilmesi lazım. Yeni yeni köyler de oluşabilir. Hep deniz kenarı, hep deniz kenarı değil de köylere gidilmesi gerekir aslında, müstakil köyler olması lazım. Turistik köyler değil gerçek köy. Turistik köy benim için köy olmaktan çıkar.

Dinliyorum.

VTR: Ben Emced Yunus, Iraklıyım. İsteriz ki Müslümanların hepsi bir el olsunlar, bir olsunlar. Müslüman Müslümandır, Türkmen olsun, Arap olsun kim olursa olsun.

ADNAN OKTAR: Aslanım benim nurlum canımın içi. Allah ömrüne bereket versin nur yüzlü yiğidim benim. Allah duanı kabul etsin, inşaAllah. Ve edecek göreceksin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Adım Ayşe. 3 senedir Türkiye’deyim. Hayat çok pahalı mı yoksa yaşamak mı çok zor oldu bilemiyorum. Kadın olarak tek başına yaşamak çok zor. Türkiye’de mi zor bütün dünyada mı zor? Ben artık tahammül edemiyorum. Herkes sahip çıksın artık kadınına, çoluk-çocuğuna. Böyle hayatta zor durumda kalmasınlar.

ADNAN OKTAR: Ay benim canımın içi. Aslında mesela böyle değerli hanımlara, temiz insanlara ne olur mesela mahallesinde herkes yüzer lira verse 10 kişi bile bin lira onu ihya eder. Yüz lira hiçbir şey olmaz. Ama ona sezdirmeden bunu yapmak lazım hiç mahcup etmeden, parayı toplayıp evinin kapısının altından zarfla koymak lazım “Allah kabul etsin” yazıp o kadar. İnsan halden anlaması lazım. Bu tertemiz bir insan nedir yani ne kaybedilir ki? Birleşerek yardım çok önemli. Mahallede mesela bir kişi varsa ellişer lira, yüz lira katıştırıp ayda bir kere vermek ihya eder onu, tabii her şeyini karşılar. Zaten o paydan dolayı sıkıntısı oluyor. Mesela bin lira falan eksik oluyor en fazla, beş yüz lira, bin lira falan. O insanlara zaten biraz ekmek, biraz peynir olsa yeter, lüks hayat istediği zaten yok onun, hiçbir şey istediği yok. Bu yapılabilir her yerde yapmak lazım. Bereket getirir, zevklidir, insanı açar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Yaptığınız resimlerin ilham kaynağı nedir?

ADNAN OKTAR: Tabii ki Allah’ı sevdiğim için ve Allah’ın yarattıklarını sevdiğim için içimde bir ilham oluyor. Resimlerimi bir göstersene.

Evet, dinliyorum.

VTR: Benim adım Ömer Faruk. Ben çok oyun oynuyorum. Oyunlar zararlı mı?

ADNAN OKTAR: Tam mahallenin uyanığı acayip şeker. Böyle mahallenin minik cinleri çok tatlı oluyor. Oyundan kastı ne?

BÜLENT SEZGİN: Bilgisayar olabilir.

ADNAN OKTAR: Yok canım, bilakis zekanızı geliştirir daha iyi olur. Ama hareketsizlik tehlikeli olur, kas-kemik erimesi yapar. Mutlaka hareket etmek lazım. İşte köy ortamı olsa çok şahane. Hatta İstanbul’a yakın büyük illere her yere yakın çok fazla köy oluşturmak lazım. Tabii, 10 kilometre, 15 kilometre. ötede olur yani. Köy hayatı çok hayati çok güzel.

Evet, dinliyorum.

VTR: Gençler neden kitap okumayı sevmiyor?

ADNAN OKTAR: Kitaplar sıkıcı, var, ben gidiyorum kitapevlerine kitap alıyorum, adam kendi kafasından kendi mantığını uzun uzun yazmış, orada adamın istifade edecek hiçbir şeyi yok okuyanın. O kendi hayat felsefesini yazmış, dinle de alakası yok, mantıkla da alakası yok hiçbir şeyle alakası yok. Roman yazmış adam mesela çok sıkıcı bir konu bomboş hiçbir anlamı da yok. Faydalı olması lazım. Faydalı olduğunu hissederse insan o kitabı okumak ister. Yoksa sıkılır hafakan basar. Faydalı kitap olup da okumayan olur mu? Acayip sürükler onu müthiş heyecanlanır. O kitabı eline aldı mı bırakmak istemez. Kaliteli güzel kitaplar olması lazım. On binlerce kitap var, kafa ütülüyor kafa açıyor yani dır dır dır.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerikan haber dergisi Newsweek Trump’ın her an istifa edebileceği iddiasında bulundu. Newsweek’in haberine göre eski MSNBC sunucusu olan Olbermann, “Kısa bir süre içerisinde Trump’ın başkanlığının sona ereceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Aman ne büyük marifet. Adaleti ortadan kaldırıyorsun sen, demokrasiyi ortadan kaldırıyorsun. Seçilmiş başkanı görevinden alıyorsun, onu da göğsünü gere gere anlatıyorsun bu marifet mi? Küçük düşürücü bir şey bu.

Dinliyorum.

VTR: Hemşirelik çok zor bir meslek, onlara daha nasıl yardımcı olabiliriz?

ADNAN OKTAR: Bu kapalı kızları maşaAllah çocukları çok takdir ediyorum. Çünkü hakikaten zor bir şey. Onlar da normalde rahat gezmek isterler ama dindarlıklarının ciddi bir alameti olmuş oluyor, hoşuma gidiyor aferin. Bir daha.

VTR: Hemşirelik çok zor bir meslek, onlara daha nasıl yardımcı olabiliriz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi onların en çok sevgiye, saygıya ihtiyaçları var. Bir de devlet her şeyi yapamaz, her hastanenin vakfı olması lazım, vakıf. Gelen, vakıf kutusuna mesela on lira koyar, beş lira koyar. Sonra onlara dağıtılır o, yani onla her iş yapılabilir. Çünkü kimseye zarar vermez. Mesela ben on lira versem ne olur, yani yirmi lira, yüz lira versem ne olur? Vatandaş bunu çok rahat yapar. Her yere vakıf kurmak lazım, çok fazla vakıf olması lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Herkesin hoşuna gidebilecek üç şey nedir?

ADNAN OKTAR: Herkesin hoşuna gidebilecek üç şey nedir? Yani bizi en mutlu edecek şey tabii derin bir iman, imanla sevdiğimiz sevdiklerimiz ve zenginlik. Çünkü zenginlikte sevdiğine her türlü güzelliği yapabiliyorsun. Fakirlikte çok zor. Ne hediye edebilirsin, ne yapabilirsin, yani hiçbir şey yapılamaz. İman, sevdiklerin ve zenginlik.

VTR: Kalp sağlığı için neler yapmalıyız?

ADNAN OKTAR: Canımın içi o Türkiye’de büyük bir sorun. Bir kere kolesterol yüksekliği Türkiye’de çok büyük boyutlarda yani bizde genetik olarak öyle. O kötü kolesterol de çok yüksek, yani genelinde bu hastane kayıtlarında öyle görünüyor. Hareketsizlik sırf kalp için değil de, eklem için, kaslar için çok hayati. Yani eklem çok büyük bir sorundur, eklem konusu. İnsanda eklem mesela bilek eklemi, boyun, bel eklemleri, bacak eklemleri çok hayati. Yürüyemez hale gelir Allah esirgesin yani çok korkunç bir şey. Elini, kolunu bükemez hale gelir, parmaklarını açıp kapayamaz hale gelir. Spor bunun ortadan kalkmasını sağlıyor. Sağlama almış oluyorsun ama ta çocukluktan başlaması lazım. Yani devlet bu işe el atsın kardeşim. Günde iki saat mecbur olsun, iki saat öğrencilere, yani çok zinde bir nesil olur, çok iyi olur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Orman yangınlarını nasıl azaltırız?

ADNAN OKTAR: Orman otuz kere söyledim bak, dünyayı akıl almaz ısıtıyorlar, her yer yanıyor. Bin kere söyledim. Ya diyor; “bilmem kaç bin hektar orman yandı, kaç yüz hektar…” Ya kardeşim, zor mu? Yüz metrelik şeritler çekeceksin ormana. Mesela her üç kilometrede bir yahut her iki kilometrede bir veyahut duruma göre her bir kilometrede bir yüz metrelik şerit boşluk. Yanıyorsa yansın, hiçbir şey olmaz, orada kalır yangın ve müdahale son derece kolay olur. Yangına müdahale çift taraftan mümkün, anında söndürebilirsin. Öbür türlü ormana giremiyorlar da. Ya kardeşim ne mahsuru var? Aç, yüz metrelik aç. Tarla olarak kullanırsın, her şey için kullanırsın ve orman yangınları diye bir konu olmaz, kökünden hallolur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Efe Uysal. Hocam yaşadığımız bu sevgisizlik nereye kadar gidiyor?

ADNAN OKTAR: Canımın içi hepiniz bundan yangınsınız, hepimiz bundan yangınız, bu çok korkunç bir şey. Dünyada en çok ihtiyacımız olan, havadan, sudan da önemli olan bizim için adeta sevgiyi elimizden aldılar, bu çok korkunç. Bunu söke söke geri alacağız deccaldan. Ve büyük bir savaş var şu an, işte Armageddon bu, deccalla yapılan savaş. Aynı zamanda manevi bir savaş bu ve bu alçakları mutlaka yeneceğiz. Herkes sevgi içinde olacak, herkes barış ve kardeşlik içinde olacaklar. Birbirimize selam veremiyoruz, kimse kimseyi tanıyamıyor, sevmeye insanlar korkuyor. Dünya tatlısı insanlar ya. Nasıl sevemeyiz birbirimizi? İnanılır gibi değil. Müthiş bir kepazelik. Hiç kimse kimseyi sevemiyor korkudan, bunu yıkacağız kaldıracağız inşaAllah, ilimle, irfanla, kanunla, hukukla ne gerekiyorsa.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sosyal medya hesabı Twitter’dan torunu Ömer Tayyip ile birlikte geçirdiği anları paylaştı Adnan Bey. Paylaşımında “Bugünkü mesai arkadaşım torunum Ömer Tayyip” ifadesini kullandı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın keyfi yerinde ama Ömer Tayyip de artist gibi kardeşim. Bu nedir böyle, maşaAllah. Müthiş yakışıklı ama yani normalin çok üstünde yakışıklı. Allah uzun ömür versin, hidayet versin, sağlık sıhhat versin. Tayyip Hocam’a da inşaAllah, Cenab-ı Allah’tan niyazımız bütün milletimize hayır, bereket vermesi.

Evet, dinliyorum.

VTR: Engelli yollarına araçların park etmesi, ağaçların dikilmesi gibi durumlar var. Bunlara çözüm bulunmasını isterim.

ADNAN OKTAR: Kardeşim engelliye bir adamın saygısı yoksa bayağı ahlaksız, delidir zaten, yani karaktersizdir. Artık insaf yani engelliye bile bir zulüm yapıyorsa bir adam yapacak ne var? Demek ki bir ahlak bozukluğu, vicdan bozukluğu var. O zaman dünya çapında, Türkiye çapında herkesi ayaklandıralım. Herkesin sevginin peşinde olmasını sağlayalım. Kuran bize yetsin, Kuran’ın sadeliği bize yetsin. Kuran’ı rehber edinelim. Öbür türlü insan gayri ihtiyarı duygusallığın, şeytanın eline düşer Allah esirgesin ve dengesiz olur. Kuran’la hareket ettiğimizde sevgimiz sağlam olur. Dürüstlüğümüz, samimiyetimiz sağlam olur ve çok dengeli oluruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar Adnan Bey. Size sormak istediğim soru şu: hayatınızda hiç pişman olduğunuz herhangi bir şey var mı? Teşekkürler.

ADNAN OKTAR: Canımın içi pişmanlık her gün devam eder, her gün, her saat. İnsan ömrü boyunca pişman olur zaten. Öyle yetişiyoruz biz, öyle mükemmelleşiyoruz. Yani mesela biraz geç kaldım, pişman oldum buna. Mesela tatlı yersin, pişman olursun, “niye yedim? Yemeseydim” falan dersin. Veyahut bir söz söylersin, “keşke demeseydim” dersin. Pişmanlık her yerde vardır. O bizim mükemmel olmamamızı sağlar.

Evet.

VTR: Merhaba ben Nihat. İslam alemi kan ağlarken insanların eğlence yapması normal mi sizce?

ADNAN OKTAR: Canım benim, eğer eğlence yapmazlarsa kan ağlarlarken o insanları da kaybederiz. Bu sefer onların akıl ve ruh sağlığını da kaybederiz. Onu bedenen kaybedersin, onu da aklen kaybedersin. Eğlence yapacak, neşeli olacak, sevinçli olacak ki küfürle mücadeleye kuvvet bulsun, münafıklarla mücadeleye kuvvet bulsun. Yiyecek, içecek, eğlenecek, Allah’ın dinini yaymaya kuvvet bulacak. Yoksa insan zayıftır. Allah “…insan zayıf olarak yaratılmıştır.” (Nisa Suresi, 28) diyor. Artık ne hafızası, ne beyni, ne muhakemesi, ne yargısı çalışamaz hale gelir. Gece gündüz ağlayan, gece gündüz üzülen, ümitsizliğe kapılan bir insanın bedeni de, beyni de çöker.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba buradan A9 televizyonuna selamlarımı söylüyorum. Bugün Taksim Gezi Parkı’ndayız. Sabah geldiğim Taksim Gezi Meydanı’nda bir hırsızlık vakasına şahit oldum, telefonum çalındı. Burada konuştuğum kişilerin çoğu belki bir on beş kişiyle konuştum. On beş kişinin tamamı da “burada çok hırsızlık oluyor. Kendinize dikkat edin” dedi. Buradan ne mana çıkıyor acaba?

ADNAN OKTAR: Canımın içi işte ahlakın nasıl çöktüğünü, vicdanların nasıl çöktüğünü, merhametin nasıl çöktüğünü burada görüyoruz. Telefonunu çalıyor seni müthiş üzmüş oluyor. Ahlaksız köpek onu götürecek birkaç yüz liraya satacak en fazla çünkü çalıntı olduğu için. Onunla mutlu oluyor o kahpe. Ve seni üzmesi onun için önemli olmuyor. Seni yorması önemli olmuyor. O pis vicdanında senin hiçbir önemin yok. Allah esirgesin ölsen bile önemin olmaz. Yaralansan da onu ilgilendirmez. İşte vicdansızlık, sevgisizlik, deccaliyet insanları bu hale getirdi. Onun için hemen atak yapmamız lazım. Çok acele davranmamız lazım. Kuran’la hareket ederek sadece Kuran’la hareket ederek modern, aydın, aklı başında, sevgi dolu, merhametli bir dünya anlayışını her yere yaymalıyız ve çok acele etmemiz gerekiyor.

Evet.

VTR: Merhaba. Hayvanları ve çocukları arabada unutuyorlar. Bu konu hakkında nasıl bir çözüm bulabiliriz?

ADNAN OKTAR: Çok şeker maşaAllah, bayağı güzel. Çocuğu arabada unutmak yani insanların ruhunun, vicdanın ne hale geldiğini düşünün. Bir insan çocuğu nasıl unutur arabada? Şu olacak iş mi? Çocuk unutmak ne demek arabada, yani parası olsa unutmuyor, cüzdanını unutmuyor, ceketini unutmuyor. Çocuğu unutuyor. Bu, Allah bunları ne hale getirmiş bunu gösteriyor. Vicdan, merhamet, sevgi çökünce olacağı bu. Çocuk insanın kendi canında önemlidir yani nasıl unutursun? Şu olacak iş mi? Hiçbir mantıkla açıklanamaz. Kuran ahlakıyla eğitilmedikten sonra bunlar olur ve olacaktır.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey, benim sormak istediğim bir soru var. Şu ki siz birçok konuda kitaplar yazmışsınız ve kitaplarınız dünyayı geziyormuş, öyle duyduk. Benim sormak istediğim şey hani dünyadaki sistemle ilgili, neden para her şeyi yönetiyor ya da neden sınırlar var? Ülkeler olmasa sınırlar kalksa daha güzel olmaz mı, dünya sadece insanlar için var olsa? Buna bir yanıt arıyorum ben. Bence böyle bir dünyada yaşamayı hak ediyor insanlar. Teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: Aslanım, canımın içi, güzeller güzelim tabii ki, en güzel hayat şekli odur, yani pasaport, vize diye bir şey olmayacak. İstediğin gibi gezeceksin. Ne sınırı? Mayın tarlası, dikenli teller, bilmem ne, ne oluyor yani? Dikenli tele falan gerek yok. Hayvan saldırısı yok, bir şey yok. Tamam, senin ülken, senin toprağın, tamam ama dikenli tele ne gerek var? Mayın tarlasına ne gerek var? Pasaporta ne gerek var, vizeye ne gerek var? Herkes gezsin istediği gibi. Aferin benim canıma, doğru söylüyor.

Evet.

VTR: Merhaba ben Enes. İnsanlar neden hatalarında ısrar eder?

ADNAN OKTAR: İşte vicdan gelişmeyince, merhamet gelişmeyince, saygı gelişmeyince insanlara adam değer vermeyince, kendine değer vermeyince yani daha doğrusu Allah korkusu, Allah sevgisi olmayınca her şey oluyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba biz Azerbaycan’dan geliyoruz. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri ve Azerbaycan-Türkiye kardeşliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Türkiye-Azerbaycan herkes bilir yani Azerbaycan ile Türkiye tek olarak kabul edilir, yani sunidir, tamamen suni. İki devlet var da tamam ama bir tane millet var. Yani bir bütündür aslında o sınır tamamen usulen yani ben söyleyeyim. Azerbaycan ile Türkiye kardeş, bütün yani bizim kendi parçamız, kendi canımız. Azerbaycan için de Türkiye öyledir. Türkiye Azerbaycan’ın canıdır, parçasıdır. Tamamen gereksiz şu ayrılmalar, tamamen. Bunların hepsi düzelecek ama kısa işte, kaç yıl? Yedi veya dokuz sene.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hocam merhaba. Benim sorum olacaktı ben Bursa’dan Candar Okan. Çoğu sosyal medyada hesaplarda “depremler zina bölgesinde oluyor” yazıyor. Bunu açıklar mısınız neden böyle yazıyorlar?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, aslanım benim, memleketin densizi, dangalağı tükenmez yani çok münasebetsiz bir izah. Zina için bir kere dört şahit gerekir, onu yazan kendisi günahkar oluyor zaten. İspat edemediği bir şeyi söylediği için seksen sopa gerekiyor İslam’a göre. Orada da en az üç yüz- dört yüz bin kişiyi suçladığına göre dört yüz bin kere seksen sopa yemesi gerekiyor yani Kuran’a göre öyle. Artık öyle bir adam o düşünün ve yalancı, iftiracı olmuş oluyor. Yalancı ve iftiracının sözüne hiç itibar edilmez. Kuran’a göre o yalancı, iftiracı. Hüsnü zan etmesi gerekirken çok çirkin bir ifadede bulunuyor. Ahirette nasıl hesabını verecek bakacağız, inşaAllah.

VTR: Bebekler neden güzel kokuyor?

ADNAN OKTAR: İşte Allah onları ısırmamız için yaratıyor? Güzel kokacak ki ısıracağız kollarını falan bacaklarını, patilerini. Ayakları çok iyi ısırılır onların topuklar falan pembe ve mis gibi kokuyor maşaAllah.

Evet.

VTR: Selam Adnan Bey, iyi günler diliyorum. Benim sorum şu şekilde: vakit zamanları dışında eğer ki çalışıyorsak, Allah’ı yerimizde zikretsek yeterli olur mu?

ADNAN OKTAR: Vakit, yani ne demek istiyor?

BÜLENT SEZGİN: Namazın dışında Allah’ı zikredebilir miyiz oturduğumuz yerde, Allahualem?

ADNAN OKTAR: Ama namazı kılacak.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Zaten oturduğu yerde zikredilir, uzanmışken, otururken, uyurken Allah’ı zikredecek.

Evet, dinliyorum.

VTR: Muhterem kardeşlerim, bugünlerde her zamankinden daha çok birlik ve beraberliğe muhtacız, İslam alemi olarak. Cenab-ı Hak bütün Müslümanlara şuur ve basiretler ihsan eylesin. Birlik beraberliğimizin tesisini müyesser eylesin inşaAllah Allah-u Teala.

ADNAN OKTAR: Sen ne güzel insansın, ne güzel insansın cennet kuzusu, maşaAllah. Allah sana uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin. Ne güzel konuşuyorsun, ne güzel dua ediyorsun. İşte Müslüman deyince böyle olacak, maşaAllah.

Evet.

VTR: Satranç oynamak haram mı?

ADNAN OKTAR: Satranç oynamak kafayı çalıştırır, iyi olur. Beyni geliştirir. Niye haram olsun? Beyin jimnastiği olur.

Evet, dinliyorum.

VTR: İçyüzünü anlayamadığınız bir konuya nasıl sabredersiniz?

ADNAN OKTAR: Başka bir şey yok yani sabredilecek. Bir de yani bir insana zararı yoksa sabretmesi gerekir. Zararı varsa söyleyecek yani engel olması lazım. Yani adam dişçiye gidiyor, canı yanar ama tedavi olur. Kolu kırılanın kolunu yerine yerleştirir doktor, canı yanar ama iyi olur. Ama adama açıklamak lazım, yani “kolun iyi olacak, onun için yapıyorum” demek lazım. Yoksa işkence yaptığını düşünür. Karşılıklı insanların anlayışlı olması gerekiyor.

Evet.

VTR: İnternetten alışveriş yapar mısınız?

ADNAN OKTAR: İnternetten tabii şahane parçalar geliyor, bayağı iyi o, kolay da, iyi bir yöntem.

VTR: Ödül-ceza sistemi olmadan ahlaklı olunamaz mı?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım zaten asıl istenen odur. Müslümanların tek amacı Allah’ın rızasıdır. Allah’ın rızasında zaten ödül amacı olmuyor yani bak sadece Allah’ın rızasını istiyor sadece. Ayette bu açık açık belirtiliyor. Sadece Allah’ın rızası, yani Allah’ı sevmesini istiyor, o kadar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Osmanlı mimarisini sizce nasıl kaybettik?

ADNAN OKTAR: Osmanlı mimarisini İngiliz derin devleti Osmanlı’yı yıkınca, Osmanlı’nın ruhunu yıkınca, Darwinist, materyalist sistemi oturtunca, gelenekçi Ortodoks sistemle milletin manevi değerlerini, sanat anlayışını, estetik anlayışını yok edince bomboş bir çöl meydana geldi ama o çölü yeniden yeşerteceğiz. Bunun kurtuluşu İngiliz derin devletinin ilimle, irfanla, kanunla, hukukla yerle bir edilmesidir.

Evet.

VTR: Her insan üniversite bitirmek zorunda mı?

ADNAN OKTAR: Yahu bu yakışıklılık nedir böyle? Bence senin gibi bir yakışıklının bitirme zorunluluğu yok ama üniversite mezunu olmuş gibi genel kültürü olursa mesele olmaz. Tabii ki bir zorunluluk değil ama müthiş bir genel kültür olması lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Suriyeliler üniversiteye neden ücretsiz gidiyor bunu merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, adamların her şeyi orada yanmış, bitmiş, kül olmuş. Adam ceketini bile alamamış. Gömlekle, yalın ayak buraya gelmiş. Adamdan biz ne isteyelim, yani nasıl yapalım? Hayır, çok zengin gelse aklım alır ama adam her şeyini kaybetmiş olarak geliyor. Ne isteyeceksin ondan? Sen şefkatli, merhametli bir delikanlısın. Anlayışlısın yani senin vicdanına bırakıyorum artık.

VTR: İsmim Arda Can. Adnan Bey size bir sorum var; dürüstlük hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Dürüstlük ruhun gıdasıdır, dürüst olmayan insan çok sıkılır ve çok azap çeker, mutlu olamaz. İnsan dürüst olarak neşeli ve sağlıklı olabilir. Dürüst, samimi olmadan bir insanın sağlıklı olması mümkün değildir. Hem akıl sağlığı hem beden sağlığı bozulur insanın. İnsan mecburdur dürüst, samimi olmaya.

Dinliyorum. 

VTR: Merhaba, adım Ahmet Solak. Konya'da kadınlara fazla önem verilmiyor; otobüslerde, dolmuşlarda veya başka yerlerde. Bunun için ne yapabiliriz acaba, Adnan Hocam?

ADNAN OKTAR: Vicdanlı yakışıklım benim, aslanım, güzel huylum. Allah ömrünü uzun etsin. Kadınlara önem vermeyen adam ahlaksız, vicdansızdır. Kadına değer vermeyen insan, insan değildir zaten. Allah'tan korkan, Allah'ı seven kadını yüce bir varlık olarak görür, Allah’ın verdiği büyük bir nimet olarak görür. Kadına değer vermiyorsa aklında, vicdanında büyük bir boşluk, hastalık var demektir. Sayısı çoksa da azsa da rezalet, çok kötü. Deccaliyetin bir oyunu, İngiliz derin devleti Darwinist ve gelenekçi Ortodoks sistem arasındaki halkı ezim ezim ezdi. Gelenekçi Ortodoks sistem ne diyor; “Kadın yarım bir mahlûktur, insanla hayvan arası” haşa. Darwin ne diyor; “Kadın yarım bir mahluktur, insanla hayvan arası.” İki taraftan kıskaca alındı kadın, ezim ezim eziyorlardı, şimdi ezebilirlerse bir göreyim. Bundan sonra onların saltanatına son verdik o çirkin saltanatlarına. Bundan sonra kadın baş tacı Allah'ın izni ile.  

Evet dinliyorum.

VTR: İsmim Aslı Eda. Kişiliğimizi geliştirebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Aslı Eda sen güzel bir kızsın ve akıllı bir kızsın. Kişilik tabii gelişir ama Kuran ile geliştirmek lazım yani Kuran'ın dışında o dengeyi, o aklı mümkün değil tutturamayız. Yani boş yere uğraşırlar savruluruz. Mutlaka Kuran’la düzeltmemiz gerekiyor. 

VTR: Adım Gökhan, soyadım Suda. Bir sorum olacak. Hz. İsa (as) yeryüzüne indiğinde, onunla görüşüp konuşma imkânımız olacak mı?

ADNAN OKTAR: Görüşüp konuşma imkânımız tabii ki olacak ama yormayız tabii bir nezaket gösteririz. Makul bir şeyde olur yani herkesin ısrar etmesi olmaz.  Onun gezmesi, Ona bırakırız. O kendisi gezerken uygun gördükleri ile konuşur. Yani biz ısrar edersek ayıp olur, çok yormuş oluruz, yakışık kalmaz. O zaten bütün dünyayı gezecek, bütün dünyayı ama her yeri gezecek, her ülkeyi gezecek. İsa Mesih’e Mesih denmesinin nedenlerinden biri de budur. Bak çeşitli nedenlerle; bir ince belli olduğun için Mesih deniyor,  ince belli. Başına sürekli yağ sürdüğü için, zeytinyağı, kokulu  zeytinyağı güzel kokulu yani böyle gül kokulu veyahut menekşe kokulu zeytinyağı sürdüğü için oradan da Mesih deniyor. Bir de sevdiklerini sürekli mesh ettiği için yüzünü yani insanlarla konuşurken yüzlerini mesh diyor eliyle oradan da ismi Mesih. Şifa özelliği vardır Mesih’in, elini sürdüğünde şifa özeliği vardır. Bilmiyorum Cenab-ı Allah onu öyle bir mucize olarak yaratmış ama her yeri gezecek. Gezerken birçok yere uğrar selam verir, konuşur onunla iktifa etmek lazım üstüne gitmek yakışık almaz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Atatürk'ün vefatına yakın bir süre önce yaptığı bir konuşma var Müslümanlara önemli bir vasiyet niteliğinde. Şöyle söylüyor; “Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son Peygamberi Hazreti Muhammed (sav)'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hazreti Muhammed (sav)'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli. İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler” diyor Atatürk.

ADNAN OKTAR: Eğer Atatürk'ü bir insan kendine mürşit kabul ediyorsa Atatürk'ün bu konuşmasını dikkatlice bir daha dinlesin.

BÜLENT SEZGİN: Atatürk şöyle söylüyor; “Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son Peygamberi Hazreti Muhammed (sav)'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hazreti Muhammed (sav)'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli. İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.”

ADNAN OKTAR: Canım benim, bu vefatından 15 gün önce söylediği sözü, yaklaşık 15 gün önce vefatından. Yani bu insanın yüceliğini, güzelliğini oradan anlayın.

Evet dinliyorum. 

VTR: Adım Enver Yanar. Allah’ı çok seviyorum, bol dua ediyorum ama hiç aklımdan çıkmasını istemiyorum. Ne yapmam gerek?

ADNAN OKTAR: Canımın içi aferin sana güzelim, benim yakışıklım. Canımın içi canımın içi sonsuza kadar zaten Allah ile beraber olacaksın inşaAllah. Böyle bir aşkın sevgin varsa tamamdır o. Evet inşaAllah.

Evet.

VTR: Benim adım Ekrem, Diyarbakırlıyım. Merak ettiğim bir soru var, size sormak istiyorum. Dinimize göre kurban kesmek farz ama kurbanı kestikten sonra dipfrize atmak farz mıdır, değil midir?

ADNAN OKTAR: Kurbanı kesersin kardeşim, kestin değil mi yüzdün. İç organlarını ayırdın, karaciğeri, dalağı, kalbi falan feşmekan on beş dakika sonra budunu doğrayacaksın. Derhal. Taze taze uzatmaya gerek yok. Laf o. Yok bir hafta sonra. Şimdi bir şey söyleyeceğim. Ne alaka? Hemen karaciğerini, akciğerini taze taze kalbini de doğrayacaksın. Kuyruk yağı da varsa mübareğin ondan da doğrayacaksın. But kısımları ve sırt kısımları özellikle bolca doğrayacaksın. Geniş sac böyle büyük. Fazla büyük değil böyle kuşbaşı, baş parmak kadar. Fazla büyük değil. O hafif kendi suyunu bırakacak tuz atacaksın hafif kendi suyunu bırakacak. Tam suyunu çekerken salçayı karıştıracaksın. Ve indireceksin, bol zeytinyağlı olacak ama. Zeytinyağını bol koyacaksın ki ekmeği rahatlatır zeytinyağı. Çünkü o zaman bir sorun çıkar yani bir garip olur. Ekmeğin hakkı zeytin yağdır, zeytinyağın hakkı ekmektir. Et her ikisi ile geçimlidir. Bakın ilim istiyorsanız alın ilim size. Kırmızı pul biber eğer midesinde rahatsızlık yoksa bolca üzerine serpeceksin. Domates, biber, yeşil biber biraz, domates ama ılık olacak bunlar. Bak soğuk da olmayacak sıcak da olmayacak ılık. Kesip doğrayacaksın. Arasına üstüne karıştıracaksın. Tercihen yarım ekmek. Francala, yarım francalanın içine karıştıracaksın. İçini çıkaracaksın eti dolduracaksın. Görünüş biraz kaba görüneceği için özel yenmesi lazım. Herkes bir köşeye çekilip yiyebilir. Kimse kimseyi yerken seyretmesi yakışık kalmaz. Çünkü vahşi bir görünüm verebilir bazı vakalar. Bazen de daha nezaketli yiyebilir. Ama böyle coşku ile yiyeni de ayıplamamak lazım. Özetle böyle yenir kardeşim. Bekletme diye bir şey olmaz. Diyebilir ki kurban taze olduğu için sertleşebilir falan. Bir tatlı kaşığı karbonatı üzerine şöyle bir serpersin bitti. O et neye döner biliyor musunuz? Tereyağına döner. Tereyağına, tereyağına. Kasılması masılması hiçbir şeyi kalmaz. Ayrıca karbonat da faydalı, kalsiyum karbonat kemiklere geçer. Mükemmel bir şey. Tavsiye ederim. Usul budur. Bekleme olmaz. Derhal sabahına, sabah keseceksin sabah namazından sonra. Mesela sabah yedide kestin yahut sekizde kestin değil mi? Dokuzda yiyeceksin. Olmaz öbür türlü mantığı yok. O zaman kurban bayramı nedir yani? Kurban bayramı geçecek hadi getir etleri yiyelim. Mantığı var mı şunun. Derhal. Kafa ise kafayı fırına göndereceksin güzel kelle kebabı olacak. Mesela üç-beş tane kurban kesen üç-beş kafayı birden fırına gönderecek. Cayır cayır. Paçalarından paça çorbası yapacaksın. Zayi etmeyeceksin. Güzel üstat birisi olacak.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhabalar, adım Beyza Palaz. Bir soru sormak istiyorum. Neden camilerde bile kadınlar ikinci planda? Şadırvanlar kadınlara göre yapılmıyor. Hayatın her alanında kadınlara öncelik tanınmıyor. Bence bunun düzeltilmesi gerek.

ADNAN OKTAR: Nur yüzlüm, canımın içi Allah sana uzun ömür versin. Dünyalar güzelim. Kadınlara büyük bir oyun oynanmış. Büyük bir oyun çok büyük bir oyun oynanmış. Büyük bir zulüm yapılmış bunu mutlaka çözeceğiz. Yani utanç verici ve dehşet verici bir oyun oynanmış. Her yerde bu. Ve bunu utanmadan yapmışlar. Hiç utanmadan. Diri diri de suratımıza bakıyorlar. Şadırvan asıl kadına yap. Camide erkekler bölümü var, asıl kadınlara yap. Erkekler bölümü diye ayrı bir yer aç. Niye kadınlar önde değil? Bu nasıl bir kafa? Düşün kadınlar bölümü diyor. Girdiğinde adam kendi gitsin erkekler bölümü dersin oraya çıksın kendi. O çözüm budur. Cami kadının olacak olur mu öyle şey? En az yarısı onun olacak. En az yarısı. Her yerde bu dehşet verici görünümü rahatsızlıkla ve hatta öfke ile izliyoruz. Derhal düzelmesi lazım. Düzelmesi için her koldan gayret ediyoruz şu an. Her yerden deccaliyetin boynunu yıkacağız.

Evet.

VTR: Evinizde bahçe var mı, varsa nasıl değerlendiriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Ben bir karış bile toprak olsa iyi değerlendiririm. Geçen gün arabadan indim baktım köşeler boş. Derhal olarak çiçek ekin dedim köşelere. Ben hakikaten bir karış var ya bir karışı bile değerlendirdim. Toprak çok şahane bir şeydir. Yazık, her yeri değerlendirmek lazım her yeri. Köyde çok şahane oluyordu. Bizim bahçe dehşetti. Çam ağacının dibinde orada gidip uyurdum ben bazen. Öğle uykusuna yatardım. Çimlerin dibinde. Erik ağacı vardı. Hem de kara erik vardı iri. Köyde pek meyve ağacı yoktu bizim bahçede vardı maşaAllah. Dehşetli bir elma ağacı vardı kocaman. Bir kiraz ağacı varmış dedem kesmiş. Gıcık oldum kocaman ağaç. Kesilen kısmı kalmış ta şu kadar. İnsan buna nasıl kıyar? Kiraz ağacı yazık yani. Neymiş? Çocuklar gelip… Çıksın ne yapıyorsa yapsın. Allah aşkına. Ağaç kesilir mi? Rahmetli dedemin çok büyük hatasıdır bu. Çocuklar ağaca tırmanıyor. Tırmanıyorsa tırmansın. Yani hiçbir şey de olmuyordu. Gayet dikkatli oluyorlardı.

Evet dinliyorum.

VTR: Savaş filmlerini sever misiniz?

ADNAN OKTAR: Savaş filmlerini, gerçi sadistçe ama bilmiyorum da hava bombardımanını seyretmek çok hoşuma gidiyor. Tabii altında bir insan olmaması şartı ile. Bombardıman sahnesi müthiş hoşuma gidiyor ama hani böyle asma kesme süngüleme falan değil. Düz arazinin bombalanması. Şu B52’ler var ya o kapaklarını açıyor bombalar çok düzgün düşüyor. Aşağıya doğru. Yani bayağı eğlenceli geliyor bana o toprak kitlelerinin havaya kalkması. Bir de şu katyuşa roketleri şu Brejnev'in orgları var ya şu sistem onunla yapılan bombardıman. Ama karşıda canlı manlı bir şey olmayacak. Görünüşü şahane. Makineli tüfek atışı da çok hoşuma gidiyor seyretmek. Cam çerçeve öyle şeyler olacak. Ama insan ölümü çok dehşet verici yaralanma sahneleri falan. Çok korkunç ondan hoşlanmak da çok korkunç.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bombardıman görüntüsü var.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şu olayın güzelliğine bak. Ama yerde hiçbir canlı falan olmayacak. O zaman çok güzel görünüşü. Topçu ateşi de çok hoşuma gidiyor. Ama namlu çapı çok büyük olması şartı ile. Yani boş arazi. O zaman güzel.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Emine, sürekli hata yapıyorum. Tövbe ediyorum. Tövbe ettikten sonra bu hatayı tekrarlıyorum. Şu an kesin bir karara varamadım. Ne yapmam gerekiyor?

ADNAN OKTAR: Canımın içi Kuran’ı tekrar tekrar oku. Hayatına geçirmeye çalış Kuran’ı. Zaten tövbe ettiğine göre müminsin demek ki yani Allah’tan korkuyorsun. Bir şey olmaz düzelirsin. Yani ümitsizliğe kapılacağın veyahut çaresiz gibi göreceğin bir durum yok.

Evet dinliyorum.

VTR: Eski Güreşçi Hilmi Yılmaz (Dünya Şampiyonu güreşçimiz Mahmut Atalay’ın iş ortağı) Görmüş olduğunuz resimdekilerin hepsi eski güreşçi. Satılmış Sarıbacak, Tevfik Kış, Hilmi Yılmaz (benim). Ahmet Ayık, Mahmut Atalay rahmetli, şu ikisi yaşamıyor şuanda vefat etti. Mahmut Atalay çok güçlü bir yapıya sahip. En büyük yaptığı oyunlardan birisi göğüs çaprazıdır. Göğüs çaprazına aldıktan sonra rakibinin kurtulma imkanı yoktur. En büyük oyunlarından bir tanesi göğüs çaprazıdır. Unutamayacağımız bir sporcudur. Kişiliğiyle, güreşiyle, sporuyla herkese örnek olmuştur.

ADNAN OKTAR: Hilmi Baba’ya gitmekle çok iyi yapmışsınız. Çok muhteşem olmuş. Hilmi Baba’nın da güreş muhabbeti çok şahane. Devam devam. Çok değerli insan. Ben eski sporcularımızın, sanatçılarımızın unutulmasını utanç verici buluyorum. Ve çok korkunç buluyorum. Ve vicdansızca görüyorum.

Evet.

VTR: Merhaba ben Rukiye. Size bir sorum olacak. Benim sevdiğim kişi neden beni sevmez?

ADNAN OKTAR: Ruhum, canımın içi seni niye sevmesin? Seni sever ama seni sevecek değerde mi ona bakmamış olabilirsin. Biraz herhalde yüzeysel baktın. Ruhunu anlamaya çalış. Yani Allah’tan korkuyor mu, Allah’ı seviyor mu? Derin düşünüyor mu? Merhametli, şefkatli mi? Temiz bir insan mı? Vefalı mı? Merhamet çok önemli. Samimi mi? Bunları görmeden sevmiş olabilirsin. O zaman tabii üzülürsün. Ona çok dikkat et.

Evet.

VTR: Selam Hocam. Ben Azerbaycan’dan Orhan. Size bir sorum olacak. Kuran ahlakını tam anlamıyla nasıl yaşayabiliriz?

ADNAN OKTAR: Kuran çok sade kolay bir kitaptır. Karmaşık bir şey yok ki. Bol tekrar vardır Kuran’da. Kuran’ın tamamı şu kadar falandır. Çok çok azdır. Yani asıl özü çok azdır. Çok fazla tekrar olduğu için kalın olmuştur. O tekrarlarda telkin amaçlıdır. Yani helaller sonsuz, haramlar parmak ile sayılı çok az haram vardır. Dolayısıyla Kuran’ı baştan sona kadar okuyup titizlikle hayata geçirmek lazım. Mesela Museviler Tevrat’ı su gibi bilirler. Ve çok titizdiler Tevrat’a. O yüzden çok zeki ve akıllı olurlar. Başarılı oluyorlar. Dünya hakimi oluyorlar. Biz de Kuran’a çok sıkı sarılırsak dünya hakimi oluruz inşaAllah.

VTR: İsmim Birsen Solak, size bir sorum olacak. Rumilik yeni bir din anlayışı mıdır?

ADNAN OKTAR: Bir Anadolu Rumiliği var. Beş vakit namazında insanların anlayışı. Kuran’a, İslam’a tam titizdir. Ama Mevlana törenleri olur gider onları seyrederler. Mevlana’nın mezarını ziyaret ederler. Ama İslam’a, Kuran’a çok titizdir. Bir de İngiliz Rumiliği var. Bunda Allah inkar ediliyor. Din de inkar ediliyor. Homoseksüellik serbest, kadın aşağılanıyor. Yani alenen bir dinsizlik hareketi şeklinde ve bütün Avrupa’yı şu an Rumilik kasıp kavuruyor. İngiliz derin devletin resmi dini oldu. İngiliz derin devletinin resmi dini Rumilik. Ve Türkiye için çok büyük bir tehlike İngiliz Rumiliği.

Evet.

VTR: Merhaba benim adım Ebrar. Allah bizim ettiğimiz dualara karşılık verir mi?

ADNAN OKTAR: Ebrar bu tatlılık ne, bu süs ne? Tabii ki canımın içi o duayı sana Allah yaptırıyor zaten. O duayı size yaptıran Allah. O duayı senin işittiğin gibi Allah da aynı anda işitir. Ve tabii ki duan ibadet olarak kabul olur her duan. Senin için hayırlı ise Allah onu yerine getirir. Mutlaka hayırlı ise mutlaka yerine getirir.

BÜLENT SEZGİN: Dünya olimpiyat şampiyonu güreşçimiz Mahmut Atalay’ın meşhur göğüs çaprazı tekniği.

ADNAN OKTAR: Vay be olay bu. Bundan kurtuluş yokmuş. Göğüs çaprazı. Koltuk altından tutuyor herhalde, oradan çekiyorsa acı kuvvet de varsa bitti. Pehlivan dediğin böyle olacak kardeşim.

Evet dinliyorum.

VTR: Arap ülkeleri nasıl bu kadar zengin oldu?

ADNAN OKTAR: Arap ülkelerinin zengin olmasının nedeni yakışıklım; petrol. Allah yerin altını onlar için önceden süslemiş, hazırlamış. Zengin olmasalardı yoksa sürünür, mahvolurlardı. Oralarda hiç insan olmazdı olsa da çok perişan ve fakir olurlardı. Allah Mekke ve Medine’nin refah içinde zengin olmasını istediği için Arap ülkelerinin yahut oraya gelenlerin huzur içine olması için yerin altını zenginlikle, para ile doldurmuş Allah. Zamanı gelince insanlar o zenginliği, o parayı bulmuş oldular. Ve Mekke ve Medine’nin bakımında kullanılıyor şu an.

Evet.

VTR: Fakir olmak Allah Katında değerimizi arttırır mı?

ADNAN OKTAR: Fakir olmak tabii ki daha avantajlı yönleri var. Mesela fakir daha fazla mütevazidir. Daha mazlumdur. Daha insan canlısıdır. Enaniyetten uzaktır. Gurur, kibirden uzaktır. Ağır yiyecekler yemediği için daha sağlıklıdır. Zengin çünkü havyar yer, yumurta yer, yağ yer, bal yer, et yer bol bol ve onun sonucunda damarları tıkanır. Fakirlerin damarları tertemiz olur. Çünkü hiçbir şey bulamaz. Ekmek yer, sebze yer. Çok az kıyma yiyebilir. Kolesterol oranı çok düşük olur fakirlerde o yüzden uzun ömürlü oluyorlar. Daha zayıf olurlar. Zenginler daha kilolu olur genelde.

Evet.

VTR: İsmim Nazife. Adnan Bey size bir soru sormak istiyorum. Türkiye’de komünizm neden yayıldı?

ADNAN OKTAR: Nazife çok güzelsin. Canımın içi. Arkadaşın da çok çok güzel. İkisi kardeş gibi görünüyorlar. Bayağı güzeller ikisi de. Allah ikinize uzun ömür versin hidayetli. Türkiye’de komünizm niye yayıldı? Çünkü Darwinist eğitim vardı. Darwinist eğitime göre bir insanın komünist olmaması mucizedir. Darwinizm’in tek açıldığı kapı komünizmdir zaten. Darwinizm’i öğrendiyse adamın komünist olmaması adeta imkansızdır. Çok nadir insan komünist olmaz. Darwinizm’e inanan bir adam yani ikinci bir yola girmesi çok zordur.

Evet.

VTR: Evinizde çiçek yetiştiriyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Çiçek hem nasıl, hem nasıl. Meyve ağaçları, çiçekler, köpekler, kediler, tavşanlar hepsi.

VTR: Ben Merve. İnsanlar neden kitap okumayı sevmiyor, bilmiyorum. Sizce?

ADNAN OKTAR: Canımın içi ne kadar insancıl senin yüzün, ne kadar tatlı, ne kadar sevgi dolusun sen.  Kitabınla güzel bir yere gitmişsin, ağacın dibinde kitap okuyorsun. Canımın içi okuduğun kitap güzel, iç açıcıdır da, kitapların çoğu sıkıcı, kafa ütülüyor, kafa açıyor. Dır dır dır konuşuyor adam. Mesela homoseksüel kendine göre kitap yazmış, kendince milleti yönlendirmeye çalışıyor. Yahut biri egzansiyalist veyahut bomboş bir kafası var. Bilmiş bilmiş yazmış, laf cambazlığı yapıyor. Adam daralır tabii ki. Faydalı bir şey varsa insan etkilenir.  Yahut Darwinist kitaplar veyahut materyalist. Akılcı, doğru yazılmış eserler insanda olumlu etkiler yapar ve sıkıcı olmaması lazım, dürüst olması lazım.

Evet dinliyorum.

VTR: Aylık ne kadar para kazanıyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yani en az bir on trilyon kazanıyorumdur. Geçinecek kadar kazanıyorum. Aslında iyi kazanıyorum elhamdülillah da, hakikaten en fazla bir hafta gidiyor söyleyeyim. En fazla bir hafta. Normalde o gün veyahut ertesi gün harcıyorum, bitiyor. Üstümde cüzdan yok bak, al.

Evet dinliyorum.

VTR: Adolf Hitler gerçekten intihar etti mi?

ADNAN OKTAR: Yok yok. Adam niye intihar etsin? Adam ajandı zaten, büyük bir ihtimalle Arjantin’e götürdüler, orada da yaşadı adam. Öldü diye koydukları kömür yığını, herhangi bir Alman askerine ait. Onunla alakası yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Endonezya’nın en popüler haber sitelerinden Detiknews’de, Rakhmad Hidayatulloh Permana isimli yazar, sizinle ilgili bir yazı yayınladı. Şöyle diyor yazısında; “Okulda hocamız evrim teorisini anlattıktan hemen sonra bize evrim teorisinin çöküşü başlıklı bir video serisi izlettirdi. Bu videolar müstear ismi Harun Yahya’yla daha çok tanınan Türk sanatkâr Adnan Oktar’ın çalışmalarıdır. Harun Yahya’nın çalışmaları evrim teorisinin zayıflıklarına vuruş yaptığı için İslami bilim adamı olarak da anılır. Yaratılışçılık konusundaki çalışmalarıyla öncüdür. Hakikaten Harun Yahya’nın çalışmalarından dolayı kendisine müthiş bir hayranlık duyuyorum. Çocukluğumuz boyunca evrim teorisinin geçerli, yaratılışçılığın doğru olmadığı yönünde bilgilerle büyüdük. Bilim adamları için yaratılışçı düşünce her zaman bilime ters düşmüştür. Ayrıca onlara göre yaratılışçılık gözlemlere dayanan deneylerle tespit edilemezdi. Onların tüm bu izahlarına rağmen evrim teorisinin bir yalan olduğuna dair kanaatim net. Ve bunun da üzerinde Harun Yahya’nın mükemmel bir bilim adamı olduğuna inanıyorum” diye yazmış.

ADNAN OKTAR: Başlangıç kısmını bir daha okusana.

KARTAL GÖKTAN: Rakhmad Hidayatulloh Permana, Detiknews’teki yazısında sizinle ilgili şunu söylüyor.

ADNAN OKTAR: Kim bu?

KARTAL GÖKTAN: Resmi şu an yok yazarın. Endonezya’nın en popüler haber sitelerinden Detiknews’de yazıyor.

ADNAN OKTAR: Orada benim Darwinizm’i hoşafa çevirmemin mükemmel bir şey olduğunu söylüyor. Darwinizm’i hoşafa çevirmek için bilime de gerek yok. Adam “tesadüf” diyor çünkü. Sen de diyorsun ki “tesadüfe benzemiyor bu” diyorsun. “Belli ki bir Yaratan var” diyorsun. O “Hayır, yüzlerce binlerce tesadüften oluştu” diyor, biz de diyoruz ki “her yerde Allah müdahale etti” fark bu. “Binlerce, milyonlarca tesadüf sonucu oldu bütün bu kâinat”  diyor adamlar. Yani “milyarlarca tesadüf sonucu oldu, hepsi tesadüf” diyor. Biz de “hepsi şuurlu, hepsini Allah yaptı” diyoruz. Bu kadar, tartışma bu. Çünkü o bir pagan dini, tesadüfle yaratılma iddiası.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Beyza. Sizce, Mevlana İslam’a karşı mıdır?

ADNAN OKTAR: Beyza, canımın içi çok nurlusun sen. Allah senin ömrünü uzun etsin. İbadetin için de seni tebrik ediyorum, tesettürün için tebrik ediyorum. Çok yakışmış sana. Mevlana, canımın içi bak ne diyor kitabında; “Bizim yolumuzda Müslümanlık diye bir şey yok” diyor. Çok net. Açık konuşmuş adam. “Bizim yolumuzda Müslümanlık diye bir şey yok. Kim olursa olsun gelsin” diyor.  Yani “homoseksüel de gelsin, dinsiz de gelsin kim varsa gelsin” diyor. İnkar ediyorsun sen zaten, gelir adam. Niye gelmesin? “Yolumuzda Müslümanlık” yok diyorsun. Adam diyor ki, bir şey konuşuyor “İnşaAllah yaparız Sultanım” diyor. Adama hakaret ediyor Mevlana, diyor ki “niye inşaAllah diyorsun, ben söylüyorum ben, karşındayım. Bana niye inşaAllah diyorsun?” diyor. “Allah benim” diyor “bana inşaAllah diyorsun. Ben konuştum duymuyor musun?” diyor. Dehşet verici bir durum var. “Kadın yarımdır” diyor. Yani insan ile hayvan arası bir şeydir diyor. Homoseksüellik ile ilgili konuları ballandıra, ballandıra anlatıyor. Böyle porno film anlatır gibi anlatıyor. Biz böyle bir adama uyamayız haram olur. Dinden çıkar adam. Anadolu’daki anlatılan Mevlana Celalettin onlar diyor ki “Beş vakit namazında Müslüman bir adamdı” eyvAllah ona bir sözümüz yok ama kitapta okuduğumuz yani onun yazdığını iddia ettikleri iki yüz-üç yüz yıllık kitaplarda orijinal eser el yazmalarında bu ifadeleri görüyoruz. Bilmiyorum Hülagü mü yazdı o mu yazdı, oyun mu oynandı ama İslam’a, Kuran’a savaş açan bir kitap. Yani biz bunu kabul edemeyiz. Mesnevi diyor. Kardeşim nereye baksak inkar, nereye baksak küfür. Allah esirgesin.

Evet dinliyorum.

VTR: Allah Peygamberleri nasıl seçer?

ADNAN OKTAR: O Allah’ın bir sırrı. Mesela Peygamberimiz (sav) çocukken çok tatlı bayağı güzel simsiyah gözlü şeker bir varlık. Pis laflara hiç karışmıyor. Küfrediyor çocuklar öyle oyunlara girmiyor. Müstakil, eli yüzü bembeyaz çok temiz. Kirpikleri uzun şeker bir çocuk. Çok nurlu yüzü ve çok efendi. Mesela o Hristiyan Rahip Bahira yolda onu görüyor. “Bu çocukta bir şey var” diyor. “Bunu bana getirin şimdi çocuğu getirin yanıma” diyor.  “Aç yavrum sırtını” diyor. Sırtını açıyor o peygamberlik mührünü görüyor Bahira. “Bu peygamber olacak” diyor. Yani ta çocuktan o mükemmellik oluyor. Allah’ın bir sırrı.

Evet dinliyorum.

VTR: Çin’de sokak ortasında bir vatandaş yerde yatarken kimse ilgilenmemiş. Bu yüzden insanlığın bittiğine inanıyorum ben.

ADNAN OKTAR: Ama Çin’de komünizm var, Darwinizm var. Komünizmin, Darwinizm’in olduğu yerde bu olur adam hayvan diye görüyor zaten. Ha hayvan ölmüş, ha köpek ölmüş, ha insan ölmüş adam için fark etmez. Bu deccaliyetin azgınlığına, oyununa, acımasızlığına karşı esaslı bir atak var şu an. Mehdiyet atağı ve asla yenemeyecekleri bir atak. Üç-beş yıl içerisinde hepsi savrulup gidecek. Bütün gücünle destek ol, yardımcı ol gerisine karışma.

BÜLENT SEZGİN: Peygamberimiz (sav)’in on iki yaşında Şam ziyaretinde üç gün misafir olduğu Rahip Bahira’nın manastırından bugüne kalan kısmı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Üç gün misafir olmuş. Çok iyi korunması gerekir o.

VTR: Hz. Ali (kv)’nin kılıcı neden iki uçludur?

ADNAN OKTAR: Herhalde iyi kessin diyedir. Amacı o başka ne olur? Çünkü iki ucunun da işlevsel olması için yapılmış. Bir tarafı körleşirse diğer tarafıyla devam edilmesi için gibi görünüyor. Gerçi manen bir ucunun adaleti, bir ucunun ilmi temsil ettiği söylenir ama pratikte tabii bu kesim aleti. Ve görünüşü ile yani yırtıcı olması ordaki amaç. Silahın vuruş gücünün yükseltilmesi amacı ile olduğu belli. Peygamberimiz (sav)’i korurken Hz. Ali (kv) savaş alanında kılıcı kırıldı. Kendi demir kılıcı kırıldı. Peygamberimiz (sav)’in yanındaydı o Zülfikar. Peygamberimiz (sav) Hz. Ali (kv)’ye onu verdi savaşa devam etmesi için. Aslında Peygamberimiz (sav)’e ait kılıçtır o. İki uçlu. Tabii. Peygamberimiz (sav) savaş alanında hediye etmiştir Hz. Ali (kv)’ye. Sonra Hz. Ali (kv) savaşı onunla devam ettirmiştir. Çok ağır bir kılıçtır aslında. Bir insanın kaldırabileceği gibi değil. Hz. Ali (kv)’nin kuvvetinin ne kadar dehşetli bir kuvveti olduğunu düşünün. Bir delikanlı iki eliyle kaldıramaz. Bak iki eli ile kaldıramaz o kılıcı bir delikanlı. Akşama kadar kılıç sallıyor Hz. Ali (kv) onunla. Artık kuvveti onun babayiğitliğini, kabadayılığını düşünün.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Dilan, size bir sorum olacak. Sizce bayramlar ne zaman mutluluk kaynağı olacak?

ADNAN OKTAR: Güzel Dilan haklısın canımın içi. Sevgi olmayan yerde bayram olmaz. Biz çocukken komşu, komşu gezerdik. Ben sabahleyin hemen böyle güzel bir süveterim vardı onu giyiyordum bayramlık pantolon, küçük minik bir pantolonum vardı ütülü o. Ayakkabıyı bizzat kendim boyuyordum böyle. Kırmızı falan bir ayakkabım vardı onu çok önemli görüyordum. Bordo renkli. Ondan sonra sabahleyin hemen saçı falan tarardık zaten bayram tıraşı olurdu bayramdan önce. Berbere giderdik, berberde bizi bir tahtanın üzerine oturturlardı, berber koltuğunun kol konan yerleri var oraya tahta koyuyorlardı biz çünkü koltuğun içerisinde kayboluyorduk oturduğumuzda. Enseye falan ulaşılması mümkün olmuyordu o yüzden tahta koyuyorlardı biz tahtanın üzerine otuyorduk. Ensemizi de iyice eğdiriyorlardı berber o zaman otomatik makine yoktu. Elle makine ile tıraş ediyorlardı. Bayram tıraşı olduktan sonra güzel ala da süsleniyorduk. Babam falan hiç kravat takmaz, kravat takıyordu. Annem süsleniyordu. Bir kolonyacı vardı ünlü oraya gidiyorduk kolonyalar alınıyordu elle pompalı dolduruyorlardı limonata gibi duruyordu kolonyalar da. İnsanın iştahı açılıyordu gördüğünde. Kolonya şişeleri dolardı sonra şekerciye giderdik. Çikolatalar çok pahalıydı onun için fazla alamazdık en fazla bir kilo falan. Lokum alınırdı. Ve şekerliğin içini o ucuz olan şekerlerle doldurulur en üstüne de lokum konurdu iki üç tane, iki üç tane de çikolata konurdu. Misafirin çikolata alması densizlik olarak görülürdü. Ancak münasebetsizlikle açıklanabilirdi. Nezaketen hiçbir misafir çikolataya dokunmazdı pahalı olduğu için. Türkiye ne alemlerden geçti. Ama biz çocukken tabii bir sonumuz yoktu. Şak diye önce lokum sonra çikolata. Teyzemlere giderdik Bahçelievler’e dayımlara. Onlar sosyetikti likör falan sunarlardı bize, ultra modern bir ortam oluyordu yani. Kahve likörü sunardılar. Tabii zararlı bir şey kahve, kahve ayrı zararlı likör alkol, içinde etil alkol var. Said dedem hemen sorardı cephane var mı diye. Ben zaten tabancamla gidiyordum. Mantar tabancam. Mika saplı tabancamı gösteriyordum. Hemen cephane almak için gönderirdi beni. O zaman da iyi para veriyordu. Beş lira veriyordu hatırladığım kadarıyla. Beş lira o zaman çok büyük paraydı. Beş liraya epey bir şey alınabiliyordu. Muazzam cephane alıyorduk. Mantar -çocuk aklı- torpil alıyorduk bayağı da tehlikeli o. Şöyle küçük baş parmak uzunluğunda ucu fitilli bir şey onu yakıp atıyorduk. Bütün mahalle ayağa kalkıyordu acayip patlama. O küçük roketler vardı beyaz, kırmızı böyle dibinde bir pamuk oluyordu fitil olarak onu yakıyorduk, onu atıyorduk gidip evin çatısına falan çıkıyordu evleri falan da yakabilir çok tehlikeli. Ama bayağı eğlenceli oluyordu. Böyle sehpalı roketler vardı üç ayaklı plastik roketler. Ciyak ciyak ötüyor, acayip ötüyorlardı onlardan vardı. Üç patlarlı olanlar vardı torpillerden güm güm güm diye. Zaten bayramın tadı onlarla çıkıyordu çok önemliydi onlar. Maytaplar vardı, telli maytaplar onu yakardık. Çıtır pıtır vardı betona sürerdik çatır çutur, atardık. Kokusu falan da hoştu yani bize hoş geliyordu. Çıtır pıtırlı tabancalar vardı, çok gıcıktı gerçi onun mekanizması falan. Yani özetle hoş oluyordu bayağı şeker oluyordu. Kurban Bayramı’nda etin beklemesinin bir şeyi yoktu, direkt keserdik hemen yenirdi et. Etler havalarda uçuşurdu Kurban Bayramı’nda maşaAllah. Ama şu an öyle bir şey kalmadı tabii. Hemen tatile çıkmaya kalkıyorlar. Halbuki komşu gezmesine çıkmak lazım. Komşuları tek tek gezmek gerekiyor.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

VTR: Adnan Bey size bir sorum olacak. Sporcuyum, adım Alparslan, halter sporcusuyum. Gençler neden spora teşvik edilmiyor. Bununla ilgili çalışma neden yapılmıyor?

ADNAN OKTAR: Aslanım benim çok güzel bir spor dalı halter. Doğru yapmışsın küçük yaşta başlanırsa çok çok mükemmel bir spor dalı halter. Ama müsabakaya girmemek lazım. Müsabaka tehlikeli olur ve çok iddialı olmamak lazım. Müsabaka kesinlikle olmaz. Ama halter sporu çok faydalı. Benim vardı halterim, benim normal bir vücudum vardı çocukken, çocuk görünümündeydim. Haltere başladım evin bahçesinde yapıyordum bir gün bir baktım güreşçi gibi olmuşum. Acayip hoşuma gitti. Evin penceresine baktım alenen güreşçi gibi. Kanatlar çıkmış, pazılar olmuş, karnım böyle izler olmuş müthiş hoşuma gitmişti. Bayağı alenen pazılar olmuştu. Onun için halteri bütün gençlere tavsiye ederim. En mükemmel onunla olur halter. Ama bele çok dikkat etmek lazım. Ve küçük yaşta başlanması lazım ve yavaş yavaş artırarak başlanması lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Halime. İnsanlar neden kalabalıkta yürürken sigara içerler?

ADNAN OKTAR: Canımın için tabii o çok münasebetsizlik zorla o sigara dumanını bize de mecbur ediyorlar ve rahatsız oluyoruz. Mesela bir büyük çarşı var onun bir geniş alanı var oradan geçerken acayip bir sigara dumanının içinden geçiyoruz. İstemiyorum bayağı kötü insanın başı ağrıyor. Çok rahatsız edici. O kalabalıkta da sigara içerek yolda yürünmez ona da bir çözüm bulunması lazım. Doğru söylüyorsun. Halime haklı o konuda.

Evet, dinliyorum.

VTR: Adnan Bey, lise müfredatından evrimin kaldırılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Evrimi niye kaldırıyorlar? Bilakis tarih dersinde evrimi uzunca koysunlar ve daha önceki putperest dinlerdeki evrim teorilerini de koysunlar. Daha önceki putperest dinlerde Akatlarda, Hititlerde, Asurlarda da aynı inanç var. Aynı putperest inanç var. Ve Miskeveyh de aynı putperest inancı savunmuş. Hepsini topluca gençlere geniş geniş anlatmak lazım. Ama tarih dersinde. Putperest inançlar bölümünde anlatılması lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: İsmim Naim Dilek. Size sormak istediğim; millet neden doyumsuz, neden kanaatkar değil. Eskilerdeki kanaat yok şimdikilerde. Gençlik hep doyumsuz. Daha iyisini, daha güzelini alacağım diye kanaat olmadığından bereketsizlik var. Eskilerden yedikleri içtikleri kazandıkları helal idi. Şimdi pek helal haram bilinmediği için toplumda bir huzursuzluk var. Size bunu sormak istiyorum.

ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun dünya güzelini? Görüyor musun güzel insanı? Anadolu insanını bozamadılar ne Darwinizm’le bozabildiler ne deccaliyet bozabildi. Şu ahlakın güzelliğine bak, şu insanın evinin bereketini bir düşünün. Bu insanın evine gitse bir insan nasıl huzur bulur. Ne kadar güzel insan. Allah ömrünü uzun etsin güzel konuşuyorsun ve ahlakın da çok çok güzel. Allah cennette kardeş etsin.

Evet, dinliyorum.

VTR: İsmim Aslı. Konya’da neden bu kadar az çöp kutusu var?

ADNAN OKTAR: Güzel Aslı her yerde bu bela var benim anladığım, siz temizliğe düşkünsünüz, temizliği seviyorsunuz. Cennet ahlakındasınız. Canımın içi demek ki temizlikten hoşlanmayan adamlar da var. Çöp kutusu medeniyettir her yerde olması lazım. Olmaması rezalet başka bir açıklaması yok. Konya Belediyesi’ne rica edelim derhal yapsınlar. Nedir nihayet bir çelik kutu yahut plastik bir kutu zor bir şey değil. Dilekçeyle başvuralım.

Evet, dinliyorum.

VTR: İsmim Aleyna. Konya’da çok yobaz olduğu için neden şort giyemiyoruz?

ADNAN OKTAR: Aleyna, güzel Aleyna yine de yobaz demeyelim de onlara tutucu diyelim, gelenekçi Ortodoks diyelim yahut anlayışsız insanlar diyelim. Canımın içi inadına giy bence arkadaşlarınla anlaşın mesela beş-on kişi yapsanız hiçbir şey olmaz. On kişi yapsa yirmişer otuzar metre arayla gitseniz konu biter. Yılmayın çekinmeyin onlar sizi yendiğini zannederse yeni hamleler yaparlar. Hiç bir şekilde çekinmeyin. Adam din çıkarıyor kendi kafasından. Helal olan açıkça belirtilmiş. Kendileri istediği gibi giyiniyor. Göbeklerini kaşıyarak denize de giriyorlar. Ama size dünyayı dar ediyorlar. Onunla da bırakmıyor adam seni yarım görüyor yarım insan olarak görüyor. Sana saygısı yok senin dediğinin tersinin yapılması gerektiğine inanıyor. İnsan yerine dahi koymuyor. Bunu kabul etmeyin. İstediğiniz gibi şortla da gezersiniz dekolte de gezersiniz kimse size bir şey diyemez. Ama çekinmemeniz gerekiyor. Konya’da öyle bir şey yapsınlar dünyayı başlarına yıkarız size bir zarar verirlerse. Kanunla hukukla. Burası dağ başı değil.

Evet.

VTR: Ben İsmail. Neden insanlar trafikte kırmızı ışıklara uymuyor, yaya geçitlerine saygı göstermiyorlar?

ADNAN OKTAR: Bizim insanımız ne kadar akıllı ne temiz insanlar hepsi çok makul. Bunların oyları anamızın ak sütü gibi helal. İnsanların anasının ak sütü gibi helaldir. Tertemiz insanlar ve hepsi iyilik güzellik peşinde. Bak bir tane egoist bir açıklama görmedim. Hep insanların iyiliği için hep aydın hep aklı başında ve hepsi Kuran Müslümanı dikkat ederseniz. Hepsi de bağnazlıktan sıkılmış insanlar.

Evet.

VTR: Merhaba Adnan Bey, adım Hatice. Fikirlerinizin dünya çapında yayılacağını daha önce hissetmiş miydiniz?

ADNAN OKTAR: Hatice bak çok güzel olduğunu biliyorsun. Seni çok seveceğimi de tahmin ediyorsun. Bakışların çok güzel, yüzün çok güzel. Dünyalar tatlısısın ve çok nurlusun. Tevazu etmeyeceğim, hissettim. Akademiyken hissetmiştim söylüyordum zaten çocuklara “her yere fikrimiz yayılacak” diyordum. Hepsine bugünlerin hepsini anlatmıştım 1979 yılında. Camide anlatmıştım. Hepsi şahittir. Bütün bu olacak gelişmelerin hepsini anlatmıştım. Allah’ın dilemesiyle aynısı oldu.

Evet.

VTR: Adnan Bey merhaba benim ismim Mustafa, size bir sorum olacak. Dünya çapında ünlü olmak nasıl bir duygu, nasıl bir hisler içindesiniz, bu kadar ünlü olduktan sonra ne hissediyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım şimdi benim çok ünlü biri olarak alengirli bir cevap vermem gerekiyor. Çok süslü bir şeyle. Hoşuma gidiyor tabii güzel. O da bir nimet.

Evet.

VTR: İsmim Süleyman. Gerçek aşk nedir? Teşekkürler.

ADNAN OKTAR: Süleyman gerçek aşk; Allah’ı çok seversin, her şeyi Allah’ın görüntüsü olarak alırsın tecellisi olarak alırsın. O zaman o sonsuzluğa açıldığı için ne bıkarsın ne yorulursun ne de kalitesinde güzelliğinde bir eksilme olur. Allah yardım ettiği için o sevgi ayyuka çıkar aşk şekline gelir.

Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü