Harun Yahya

Sohbetler (27 Ağustos 2017; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Hoş Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan hem İngiliz derin devletine hem de Mehdiyet’e işaret eden bir konuşma yaptı. “Tıpkı 2023 gibi, tıpkı 2053 gibi 2071’i de kendimize bir ufuk çizgisi, bir kızıl elma olarak belirledik. Sultan Alpaslan Malazgirt’te kimlerle mücadele etmişse, Gazi Mustafa Kemal kimlerle mücadele ettiyse biz de bugün onlarla mücadele ediyoruz. Oyun aynı sadece figüranlar farklı.”

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam güzel konuşuyor. Milletin tam ihtiyacı olan şeyleri söylüyor. Milletin böyle bir ufka, böyle bir güzel ideale çok büyük ihtiyacı vardı. Hiçbir siyasetçi bunu kullanmadı. Sırf şu sözünden dolayı bile o insan desteklenir. Ve züppeliğe kapıyı kapattı. Züppe İngiliz derin devleti kafasına, mantığına devletin kapısını tamamen kapattı. Bundan sonra devletin içine çakal sızamayacak.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız şöyle devam etti: “Bölgemizin yaşadığı karakışı umut dolu bir bahara hep beraber çevirelim. Oyun aynı, hedef aynı sadece FETÖ bir piyon, PKK-YPG -PYD bir piyondur, DEAŞ piyondur. Diğer terör örgütleri hepsi de gözünü vatanımıza dikmiş olan güçlerin kullandığı birer araçtır” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. İngiliz derin devletinin adamı hepsi. DAEŞ da, FETÖ de, hepsi yani.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Nazım Korkmaz. Biz Müslümanlar olarak bu bayram birlik beraberlik içinde olmamız lazım, bölünmememiz lazım, tek yürek olmamız lazım. Teşekkürler.

ADNAN OKTAR: Tek yürek olmak yani Mehdiyet yani İttihad-ı İslam. Bak, milletin ta kromozomlarına işlemiş bu, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Mert. Dünyada akan Müslüman kanı ne zaman duracak?

ADNAN OKTAR: Yakışıklı Mert, güzel Mert, deccaliyet ölmeden kan durmaz. Deccaliyetin ölmesi için de Hz. Mehdi (as)’ın zahir olması, Hz. İsa Mesih (as)’ın zahir olması lazım. Yoksa deccal o görevini sürekli yerine getirir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Hüseyin. İnsanlar neden Allah rızasını değil de parayı seçiyorlar ben onu anlamıyorum.

ADNAN OKTAR: Hay benim nurlum, hay benim aslanım, hay benim güzel yüzlüm helal olsun sana. Bak, bu karmakarışık dünyada, kirlenmiş dünyada ışık gibi parlıyorsun nurlu insan tebrik ederim seni, maşaAllah elhamdülillah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Hüseyin. Kadın-erkek ilişkileri neden çıkar üstüne kurulmuştur?

ADNAN OKTAR: Ama normal, kadın çünkü zaten işyerine almıyorlar, aldığında ezmeye kalkıyorlar, bazı yerlerde sarkıntılık yapıyorlar. Kadın ekonomik yönden kendini güvende hissetmemesi zaten bir dayatma şeklinde ortaya çıkıyor. Onun için işte zengin birisi olsun diye düşünüyor. Onun güvencesinde yaşamak istiyor. Bazen de kahrını çekiyor. Sistemin değişmesi gerekiyor yani kadınların ekonomik yönden çok rahat edecekleri, güvence altına alınacakları bir sistem. Yoksa bu belaların içine girmez bu kadınlar. Bu kadar da kendilerini ezdirmezler. Saf sevgiye dayalı huzur içinde yaşarlar. Yazık benim canlarıma, olmadık eziyet. Daha 17 yaşına geliyor “git kendine koca bul” diye annesi babası dayatıyor bazı vakalarda. İşyerine gidiyor adam sarkıntılık ediyor yani her yerde bir bela. Sokağa çıkıyor sokakta sarkıntılık ediyorlar ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Dolmuşa biniyor, adam bacaklarını ayırıyor yani huzur vermiyorlar benim canlarıma. Bu belayı ortadan kaldıracağız. Bu fitneyi, bu pisliği ortadan kaldıracağız. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı zaten insan yerine koymuyor. Darwinizm de insan yerine koymuyor, her ikisi de “insan değil” diyorlar “hayvanla insan karışımı” diyor. Benim gariplerim, benim canlarım ne yapsın? Tabii ki hayatını garanti altına almak istiyor, bir şeyler yapmak istiyor. O sistemin, toplumun genel bir hatası, bunun düzeltilmesi için çok acele hareket etmemiz gerekiyor ve ediyoruz ve edeceğiz.  

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Afganistan’ın başkenti Kabil’de dün Şii camisinde iki terörist kendini patlattı Adnan Bey. Hayatını kaybedenlerin sayısı 38 kişiye ulaştı.

ADNAN OKTAR: Ne kadar akılsızca ve aptalca bir şey. Şii’yi şehit ediyor ahmağa bak, kendi de cehenneme gidiyor. Yani tam bir ahmaklık. Şii camiye gelmiş daha ne istiyorsun? Ehli Beyt’i seven, Hz. Ali (kv)’yi seven, Hz. Mehdi (as)’ı seven canlar camiye gelmiş namaz kılıyor. Be ahlaksız onu sen şehit edince ne olacağını zannediyorsun? Cehennemin dibine gideceksin. Güya iş yapıyor. Allah gani gani rahmet etsin şehitlere. Allah bunlara hidayet versin, hidayet vermiyorsa Allah helak etsin. Bu IŞİD midir nedir bu kafasız adamlar.

İran İslam Cumhuriyeti Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney Hazretleri’nin -çünkü çok değerli bir insan, çok sevdiğimiz bir insan- İmam Mehdi (as)’la ilgili bir duası var. Onu görebiliyor muyuz?

VTR- AYETULLAH ALİ HAMANEY: “Son olarak birkaç cümle arz etmek istiyorum; zamanın İmamı Mehdi (as)’a ruhlarımız Allah rızası için Ona feda olsun. Allah’ım, Muhammed ve Ehli Beyt’ine Salat Selam eyle. Ve Mehdi’nin zuhurunu yakınlaştır bizlere. Bu ilahi yolda Allah rızası için canım sana feda olsun Ey İmam-ı Zaman Mehdi!”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bak İran’da yer-gök inliyor Mehdi diye. Şiiler dünya tatlısı, dünya güzelidir çok mübarek insanlar. İblis şeytan onlara şeytanı musallat etti. Alçak adamlar o mübarekleri orada burada şehit ediyorlar. Hz. Ali (kv) aşıklarını, Ehli Beyt aşıklarını şehit ediyorlar. İngiliz derin devletinin kışkırtmasıyla oluyor bu. Alçakça deccal Müslümanlara şu an saldırıyor.

Şii kardeşlerimizin Hz. Mehdi (as) özlemini gösteren bir video vardı onu da görelim.

İngiliz derin devletinin kini neden? Çünkü İmam Mehdi (as)’a aşıklar Şiiler. Kahpece, alçakça şeytani ordularını Şii kardeşlerimizin üzerine saldılar. Allah bu adamlara hidayet versin, hidayet vermiyorsa Allah helak etsin. Şii kardeşlerimizi şehit edenler için bunu söylüyorum.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Eda Mine, bir sorum olacaktı. Konya’da aşırı derecede dış görünüşe, konuşmaya, kıyafete tepki oluyor. Bunu nasıl düzeltebiliriz? Bunun hakkında ne yapmamız gerekiyor? Dışarıda yürürken aşırı derecede rahatsız ediliyorum. “Bu tiple dışarıya mı çıkılır? Ailenden utan” tarzında laflar duyuluyor. Ben artık ciddi anlamda bıktım ve birinin yardımcı olmasını istiyorum. Bu konuda ne yapmamız gerekiyor?

ADNAN OKTAR: Benim nur yüzlüm dünyalar güzelim. Allah senin güzelliğini kat kat artırsın. Sana onu söyleyen adamlar iktidarsız, çoğu da homoseksüel olan, senin güzelliğine haset eden, seni ele geçiremeyeceğini bildiği için öfkelenen kinlenen, güzelliğini de kıskanan ve senin güzelliğinden dolayı da öfke duyan bazı ahmaklar. İnadına inadına istediğiniz gibi yaşayın, dekolteyle de gezin, mini şortla da gezin. Dünya bizim, dünya sizin. Böyle bir oyuna asla gelmeyin. Bunlar 5-10 bin kişilik bir it-kopuk ordusu. Bunların hepsini İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirin. Nasıl yaparsınız bilmiyorum, resmini çekip gönderin istiyorsanız. Mesela sana çirkin laf söyleyenin bir şekilde ismini öğrenmeye çalış. Ama öğrenemiyorsan resmini çek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönder. Bunlar bir çete, her yerde var bunlar. Erzurum’da da var, Konya’da da var, Kayseri’de de var, Ankara ve İstanbul’da da var. İt-kopuk takımı bunlar kendi aralarında organize. Bunlara gereğini kanunla hukukla yapacağız. Bu iğdiş olmuş, içi kararmış ahlaksız adamlara, size haset eden bu homoseksüel takımına gereken karşılığı kanunla hukukla vereceğiz. Sizi aslında çok beğeniyor ama ele geçiremeyeceğini biliyor, o zaman kinleniyor, olay bu.

Bu çocuklara bak görüyor musunuz, it-kopuk takımı Türkiye çapında saldırıyorlar. Bir de bunlar çok müthiş bir azınlık. Aydın gençler Türkiye’nin ezici çoğunluğudur. Yani yüzde 95 aydın, aklı başında genç kızlar. Kapalı hanımlar da öyle, o çocukları da çok rahatsız ediyorlar. “Böyle başörtüsü mü olur, niye sokağa çıktın, niye etrafa bakarak yürüyorsun?” Veyahut işte “niye bu renkte başörtüsü seçtin?” Olmadık ahlaksızlık yapıyor. Yahut “niye başını örttün?” diye itlik yapıyorlar. Hepsini şikayet olarak değil bilgilendirme olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirelim. Bu köpekleri kazıyacağız kanunla hukukla.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bazı hayvan severler bu bayramda hayvanların kesilmesi ile ilgili çok sıcak bakmıyorlar. Siz ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, dövmen çok güzel olmuş, kendin de çok çok güzelsin. Gözlüğün yakışmış, genel yüzünün konumu çok hoş, saçların da hoş olmuş. Boynunun uzunluğu güzel genel olarak çok güzel bir kızsın. Allah sana uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin. O canlarım tabii merhametli şefkatli oldukları için onu çok korkunç görüyorlar, hayvanın kesilmesini falan. Hiçbir hayvanın ruhu yoktur, şuuru tamamen kapalıdır, kendine ne yapıldığını hiçbir şekilde bilmez. Yani plastikten olduğunu düşünsün onun, onun gibidir hiçbir şekilde bilmez. Acı çekiyor görünümünü yanlış anlamasınlar, sadece vücudunun o fizik tepkisidir. Yani bilinci olmaz, bilinci tamamen kapalıdır hayvanların. Dolayısıyla Allah onları nimet olarak vermiştir. Öyle üzülecekleri bir şey yok, gönülleri çok rahat olsun. Bilimsel olarak kendileri de bakıp araştırabilirler, şuuru tamamen kapalıdır. Acı hissini hisseden bir ruhları yoktur. Bedenleri teknik karşılık verir, yani tekniktir onların gösterdikleri reaksiyon. Yoksa bizim bildiğimiz anlamda acı çekmezler. Şuur olması lazım acı çekmeleri için. Ama nimet olarak da çok güzel tabii. Şimdi iri bir koç aldırıyorum Allah’ın izniyle, yaklaşık yapabilirsek 150 kiloluk falan hatta 200 kiloluk varsa dev bir koç Allah’ın izniyle keseceğiz. Yağlı falan, onun yağı zehrini alır. Kesildikten bir saat sonra kebap Allah’ın izniyle.

Şii kardeşlerimizin bekledikleri 12. İmam Muhammed Mehdi (as), babası 11. İmam Ebu Muhammed El Hüseyin Binali (ra). Samara’nın Askar Kasabası’nda sürgün edildiği için İmam El-Askari olarak bilinir. Niye böyle diyor Şii kardeşlerimiz; Hz. Ali (kv)’nin tavsiyesi üzerine. Çünkü böyle söylendiğinde Hz. Mehdi (as)’ın perdesi tamam olmuş oluyor. Bu bir takiyyedir, Şii kardeşlerimizin bir takiyyesidir. Doğru bir takiyyedir, Hz. Mehdi (as)’ı gizlemek için yaptıkları bir yöntemdir. “Nerede Mehdi?” diyoruz. “Bu kuyunun içinde” diyorlar gösteriyorlar “burada” diyorlar. O zaman deccal Hz. Mehdi (as)’a saldıracak konumda olamıyor, Hz. Mehdi (as)’ı tespit etmesi mümkün değil. Onu gizlemek için yaptıkları bir güzel takiyyedir. Yoksa onlar da bilirler kuyunun içinde Mehdi olmadığını. Deccalla adeta alay etmiş oluyorlar bir anlamda oyuna getiriyorlar.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Ayetullah Hamaney’in İngiliz Şiiliğine ve İngiliz derin devletine dikkat çektiği bir video var.

VTR- AYETULLAH ALİ HAMANEY: “Müslümanlar ve İran halkı arasında nifak yaratıp İslam Birliği’nin bozmaya çalışanların kimler olduğuna bir bakınız. Bilin ki bu kişiler düşmanın görevlileridir. Ya kendileri direkt düşmandan bilerek emir alıyorlar ya da bilmeyerek onların kuklaları olmuşlar. Başka açıklaması olamaz. Çoğu kişi İslam düşmanlarına çalışıyor ama kendileri bunun farkında bile değiller. Her şeyden bihaberler. Birçok Vahabi ve Selefi’nin kendileri bile İslam düşmanlarına çalıştıklarından haberdar değiller. Ehli Sünnet kutsallarına küfür edip hakaret eden Şii biri de düşman hizmetkarıdır. Büyük bir gaflet içindedir. Ne yaptığının farkında olmasa da durum değişmiyor. Müslümanların düşmanlarına çalışıyor sonuçta. İster Sünni ister Şii olsunlar, bu tip kişiler ne yaptıklarının farkında değiller gerçekten. Gafletteler. Anlamıyorlar. Düşmana çalıştıklarının farkına varmıyorlar. Biz İslam’a uygun bir şekilde yaklaşıyoruz. Bu yaklaşım Müslümanlar arasında ittihat, kardeşlik, birlik ve samimiyettir. Bu yaklaşıma karşı çıkar ve başka bir yol izlerse, İslam hükümlerine ve şeriata karşı davranışta bulunmuş demektir. Müslümanların milli ittihadını mezhep bahanesiyle; yok efendim bu Sünni bu Şii diyerek bozmaya çalışan birilerini görürseniz; Şii ve Sünni Müslümanlar arasında nifak, bölünme ve ayrım yaratmaya çalışanlar ister Şii olsun ister Sünni, bilin ki bu kişiler İslam düşmanlarına hizmet ediyorlar. Bilerek veya bilmeyerek… Fark etmez. Neden bu lanetli düşüncelerle Müslüman kardeşlerimiz arasında ayrım ve nifak yaratmaya çalışılıyor hiç düşündünüz mü? Şiiler arasında birçok kişi var, bunların sonu sadece cehalet değildir. Ancak bunlar Müslümanlar arasında nifak ve düşmanlık yaratma maksadıyla Ehli Sünnet kutsallarına küfür ve hakaret etmek için görevlendirilmişler. Her iki tarafın da bu tarz yaklaşımları İslam hükümlerine göre (şeriata göre) haramdır. Nifak yaratanlar büyük bir günah işlemişlerdir.”  

ADNAN OKTAR: İmam Ali (kv) diyor ki, Kitab-ul Cifr’de sayfa 221’de bak net açık, 1400 yıllık kitap net tarih veriyor bak “2000 yılı tamamlanınca” diyor. 1900 demiyor bak “2000 yılı tamamlanınca Hüseyin evladı Mehdi zuhur eder” diyor net, alın size tarih.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bayanlara bronz ten mi yoksa açık teni mi daha çok yakıştırıyorsunuz? Teşekkürler.

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm sana beyaz. Ama bazı hanımlarda bronz güzel oluyor. Onun kişiliğine göre değişebilir.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hamaney’in bir konuşması vardı.

VTR: İslam Devriminin lideri Müslüman dünyasındaki belaların giderilmesi için Müslümanlara birlik çağrısı yaptı. Ayetullah Seyyid Hamaney, bir grup İran resmi yetkilisi ve Tahran’daki İslam Birliği Konferansı’na katılanlar ile düzenlenen toplantıda Müslümanların birlik olması gerektiğini ifade etti. Ayetullah Hamaney bölgede iki gücün çarpıştığına dikkat çekti. Bunlardan birinin Müslümanları birleştirmeye çalıştığını, diğerinin Müslümanları bölmek istediğini belirtti. Müslümanların birlik oldukları takdirde şu anki durumun değişeceğini ve Müslümanların saygınlığa kavuşacaklarını söyledi. Müslümanların bugün her yerde, Myanmar’dan Afrika’ya kadar Budistler ya da Boko Haram teröristleri adı altında öldürüldüklerine dikkat çekti. Ayetullah Hamaney, Müslümanları birbirine düşürmek için İngiliz Şiiliği ve ABD Sünniliği gibi grupların kullanıldığını açıkladı. Görüşlerinin devamında İngiltere’ye sert bir üslupla çıkışarak, bu ülkenin bölgede İran’ı tehdit unsuru gibi gösterdiğini, fakat aslında Ortadoğu devletleri için her zaman kötülüğün ve ızdırabın kaynağının İngiltere olduğunu söyledi.

ADNAN OKTAR: Bu ne zaman oluyor biliyor musun? Ben İngiliz derin devletini açıkladıktan sonra birkaç ay sonra İran’da İngiliz derin devletine karşı muazzam bir tavır gelişti. İngiliz derin devletini ben açıkladıktan sonra, daha önce hiç böyle bir konuşma yoktu, böyle bir olay da yoktu.

İran mübarek bir devlettir, mübarek bir millettir, dostuz kardeşiz. Aleyhinde konuşanlar şeytana hizmet etmiş olur başka bir şey olmaz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey, ben Merve İzmir’den size ulaştım. Sormak istediğim bir soru var. Cennette zaman var mıdır? Bunu çok merak ediyorum, cevabınızı bekliyorum. Teşekkürler.

ADNAN OKTAR: Canım benim, ne güzel senin neşen, samimiyetin ne güzel, heyecanın ne güzel. Yüzün çok çok güzel bayağı güzel kızsın. Allah sana hidayetli uzun ömür versin ki senin o güzelliğini bol bol görebilelim. Zaman bizim için bir nimettir, biz insanız. Bize zaman her yerde var ve sürekli zamana tabi olacağız. Zaman dışına zaten çıkmayız bir garip bir şey olur zamanın dışına çıkarsak. Zaman bize güzellikleri gösteren, sırayla gösteren bir nimet ve bir Allah’ın sanatıdır. Zamana her zaman tabi olacağız.

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey sizinle tanışmak isteyenler, tanismakistiyorum@a9.com.tr adresine ve 0530 255 92 39 nolu WhatsApp numarasına mesaj gönderebilirler.

ADNAN OKTAR: Evet, yolda da çok fazla insanla karşılaşıyorum beraber resim çektirmek istiyorlar. Belki onlara da öyle bir imkan sunulabilir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Depresif halimizi nasıl bastırılabiliriz, nasıl neşeli olabiliriz?

ADNAN OKTAR: Canım, bu güzellikle sen nasıl sıkıntıda olabilirsin, nasıl depresif olabilirsin? Kaşlar çok güzel, alnın çok güzel, gözlerin, burnun, dudakların çok çok güzel, çenen ve çok cazibeli bir kızsın. İnsaf insaf benim bir tanem. Sende sadece neşe olması lazım, sevinç olması lazım. Bak ben seni bir kere en başta çok beğenip seviyorum. Kadından çok iyi anlayan bir insanım, sevgiden çok iyi anlayan bir insanım ben seni sevdim, seni çok fazla seven olur. Çok sevilecek bir kızsın o sevgi seni neşelendirsin mutlu ol. Her şeyin güzel. Ama şöyle oluyordur; herhalde seni kıskananlar çok oluyordur it-kopuk takımından yani kötülük yapmak isteyenler oluyordur, ondan gerilime düşüyorsundur. İnsanlarla seçerek konuş. Yani seçkin insanlarla konuş herkesle muhatap olma. Çünkü seni kıskanan çok olur çok güzelsin cazibeli kızsın. Erkeklerden de seni kıskanan olur. Adam iktidarsız, hasta oluyor ruhu, kafası hasta oluyor yahut homoseksüel oluyor sana karşı öfke duyabilir ve seni sinsice ezmeye kalkabilir, seni oyuna getirmeye kalkabilir. O da seni tabii haklı olarak gerer ve çok rahatsız eder. Onun için çok güveneceğin insanlarla muhatap olursan çok rahat edersin psikolojik olarak daha huzurlu yaşarsın. Onun dışında mecburen gerilirsin, çünkü o ahlaksızlar seni sürekli kızdırmaya çalışacaklardır tek nedeni o. Seçkinci politikan yeterli olur.

Evet.

VTR: Merhabalar. Sizce Müslüman ülkede doğmak bir ayrıcalık mıdır veya benim için bir şans mıdır?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, tabii ki bir kolaylık ama hiç fark etmez. Hristiyan bir ülkede de olsa insan Kuran’a ulaşması çok kolaydır. Bakar mesela, Hz. İsa (as) dua ettiği halde, yemek yediği halde, uyuduğu halde adam ona “Allah” diyor. Şimdi Allah uyumaz, Allah yemek yemez, bu olmuyor, bunu zorlama bu hale getirmenin bir alemi yok. Ama “Allah’ın tecellisi” de “Allah onda tecelli ediyor” de, ama “Allah” dediğinde insaf et yani yemek yiyor, uyuyor ve Allah’a dua ediyor sen de ona “Allah” diyorsun. Şimdi bu oluyor mu? Çok zorlama bu, çok acı bir durum. İnsanlar bunalır böyle bir şeyden. Yazık bak, büyük bir Hristiyan gençliği gereksiz yere imanını kaybediyor sırf bu yüzden. Ne olur “Allah onda tecelli ediyor” desen, ne fark eder? Neden ona “Allah” diyorsun? Allah deyince adam mantıksız görüyor ve iman etmiyor. İmanını kaybettiriyorsun yazık-günah. Yoksa Hristiyanlık dini güzel bir dindir. Yani yanlış eksik yönleri tabii ki var ama bunları düzeltmek çok kolay. La İlahe İllaAllah İsa Resulullah bu kadar. Ama Peygamber Hz. Muhammed (sav)’e de yalancı dersen durduk yere tanımadığın görmediğin halde bu dünyanın en güzel insanına bu da büyük bir zulüm bu olmaz. Eğer yalancıdır demiyorsan Peygamber (sav)’e bitti, zaten Müslümansın.

Evet.

VTR: Hocam, cinler neden musallat olur?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, öyle bir şey yok atıyorlar Allah aşkına ne musallat olacak. Sinirleri zayıf oluyor çok vesveseli oluyor, o bazen halüsinasyon görüyor uykusuz da oluyorlar bazen sesle duyuyor cin geldi falan diyor öyle bir şey olmaz. Cin gelen bana söylesin ben kovalayayım hem de odunla kovalarız evvelAllah. Öyle bir şey olmaz.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Okullarda din kültürü eğitiminin bilimsel kanıtlarla anlatılması gerektiğini düşünüyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Bak benim kanaatim sen çok güzel oluğunun farkındasın, seni çok seveceğimden de eminsin yüzünden bunu anladım. Hakikaten çok sevilecek bir kızsın harikulade güzelsin. Bütün yüz hatların mükemmel, çok çok güzelsin. Anlattığın konu da çok hayati. Din kültürü eğitimi tabii ki hurafe tarzında Cübbeli’nin mantığına yakın bir üslupla anlatılırsa gençler dinden kitlevi olarak dinden uzaklaşıyorlar. İmam Hatip öğrencilerinin çoğu dinsiz oluyor Allah esirgesin. Ben burada konuştum, diyor “İmam Hatip’e gittim ondan sonra dinimi imanımı kaybettim” diyor. Bilimsel, akılcı ve mantıklı olarak anlatılması lazım. Kuran’a dayalı anlatılması lazım, hurafe tarzında olmaz. Her yer için değil, her İmam Hatip için değil ama bazı okullarda öğrenciler dinini imanını kaybediyor hakikaten.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Selin. Dünyada bir eşitsizlik olduğuna inanıyorum, bu eşitsizliğin bitmesini istiyorum. Biz bu kadar rahat yaşıyorken, suyumuz, her türlü imkanımız varken, bazı ülkelerdeki insanlar sadece çok az bir suyla tüm hayatlarını idare ettirmeye çalışıyorlar. Buldukları çoğu suyun bile hastalıklı olduğu için insanlar can veriyorlar. Ben bu problemin çözülmesine yardım etmek istiyorum. Herkesin bu konuya duyarlı olmasını istiyorum. Tam herkesin eşit olduğu bir dünya mevcut olacak mı? Bir gün o gün gelecek mi onu çok merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Benim güzel yüzlüm, benim melek huylum benim Allah sana uzun ömür versin. Mehdiyet’i ne kadar güzel özetliyorsun ve Mehdiyet nasıl ruhuna oturmuş. Anlattığın tamamen Mehdiyet ve tam bir Mehdi talebesi tam bir Mehdi aşığı gibi konuşuyorsun. Allah sana uzun ömür hidayet versin. Tabii ki o günler yakın. 3-5 yıl içerisinde Türkiye esaslı bir atağa geçecek ve artık yavaş yavaş Hz. Mehdi (as)’ı göremediğimiz perdeler aralanmaya başlayacak ve hissetmeye başlayacağız. Ve o güzel günleri Allah senin kalbine nasıl bir güçlü istek şeklinde koyuyor işte sana Allah o Mehdiyet’i tanıtacak, o güzel günleri de gösterecek. Kalbindeki o iştiyak ve isteği niçin yaratıyor Allah? O günleri göreceğin için yaratıyor. Durduk yere yaratılmaz o.

Evet.

VTR: Adım Yunus Arafat, Iraklıyım. Şunu merak ediyorum, İslam milleti ne zaman birleşecek? Irak da, Afganistan da, Suriye de bölünmüş durumda. İnşaAllah bir gün gelecek İslam bir olacak. Türkiye’ye gelirken çok rahat hissediyoruz, çünkü bizim ikinci memleketimiz sayıyoruz Türkiye’yi. Zaten biz de Osmanlı’yız, ben Türkmen’im. Farkımız yok inşaAllah. İnşaAllah bir gün Irak Türkiye gibi olur.

ADNAN OKTAR: Aslanım benim, nur yüzlüm benim, yiğidim benim Allah ömrüne bereket versin, Allah ömrünü uzun etsin, maşaAllah. Bak o da Mehdiyet özlemi içerisinde, herkes kiminle konuşsak Mehdiyet’in bir ruhunu görüyoruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Adnan Hoca’ya bir şeyler sormak istiyorum. Kendisiyle ilgili büyük iddialar var, bu iddialara nasıl cevap verecek diye merak ediyorum. Kendisinin misyoner olduğunu iddia ediyorlar buna nasıl cevap verecek? Ve gerçekten İslam’ı insanlara yansıttığına kendisi inanıyor mu? Kendisi doğruları söylediğine gerçekten inanıyor mu?

ADNAN OKTAR: Benim yakışıklım bayağı samimi. Misyoner demek misyon sahibi. Misyon sahibi olmayan Müslüman zaten olmaz. Tabii ki bir misyon sahibi olacak ve o misyonu anlatacak yayacak. Yani ‘emri bil maruf nehyi anil münker’ olarak geçiyor Kuran’da. Bunu yapmayan toplumları Allah helak ediyor. Her Müslümanın İslam’ı anlatması, yayması, yanlış olanlardan da insanları sakındırması gerekiyor bu bir ibadet. Büyük iddialardan biri bu diyorsun, bu güzel bir iddia, kim iddia ettiyse teşekkür ediyorum Allah razı olsun. İnşaAllah daha iyi gayretler içerisinde oluruz, daha büyük misyoner gayretler içerisinde oluruz.

VTR: …Ve gerçekten İslam’ı insanlara yansıttığını kendisi inanıyor mu? Kendisi doğruları söylediğine gerçekten inanıyor mu?”

ADNAN OKTAR: Kuran’ı anlattığıma göre, Kuran da doğru olduğuna göre tabii ki doğruyu anlattığıma inanıyorum. Kuran’ın dışında bir şey anlatmadığıma göre, her şeyi Kuran’a göre yorumladığıma göre, ek, ilave ve çıkartmaya da müsaade etmediğime göre dediklerime inanmam Kuran’a göre zaten gerekiyor. Ve dolayısıyla doğru yolda olduğum kanaatindeyim. Ama yanlış yolda olduğum kanaatinde olan bana Kuran’la uyarı yapması lazım. Şu ana kadar bana Kuran’la uyarı yapan kimseyi görmedim. Sadece mantıkla, yani yeni bir din çıkartmış o dinle anlatıyor. Beni Kuran’la uyaran ibadet yapmış olur. Ama Kuran’la uyarmıyor, çünkü Kuran’la uyaracak bir konu bulamıyor, Kuran’a göre doğru yolda olduğumdan emin. O yüzden bir delil bulamıyor, o yüzden de eleştiri getiremiyor. Nasıl yapıyor? Hurafeyle eleştiri yapıyor. Ben hurafeyi kabul edersem o başka din olur, ben onu kabul etmem.

Evet.

VTR: En çok ne hakkında düşünürsünüz?

ADNAN OKTAR: Bak, Allah sende ne güzel tecelli etmiş, nasıl güzel kızsın, Allah seni ne kadar hoş yaratmış. Allah sana sağlık sıhhat, uzun ömür, hidayet nasip etsin. Gece-gündüz aklımda benim Allah vardır. Sabah kalktım mı Allah, öğle Allah, akşam Allah, yatsıda Allah, rüyamda Allah. En çok düşündüğüm tabii ki Allah’tır. Başka türlü olmaz, olması da hiçbir şekilde mantıklı olmaz. Her şeyi yaratan Sevgili’yi her an aklımda tutmam gayet makul, mantıklı, normal hayatın bir gereği.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Roman şarkılarının yazarı ve söyleyeni sanatçı Rumeli Orhan’ın asistanı Melisa Hanım’ın size bir mesajı var. Şu an Kapalıçarşı’da hep beraber bir ekip sizi izliyorlarmış. “Bir selam gönderirse sevinirim” diyor.

VTR: Ben Orhan Kemal’in asistanı Melisa. Adnan Oktar Hocam’a selamlar, saygılar.

ADNAN OKTAR: Canımın içi güzeller güzelim çok yakışmış kıyafetin, takıların. Muhteşem olmuşsun. Allah güzelliğini arttırsın, sana uzun ömür versin. Nefis güzelsin, muhteşemsin.

Bu tarikatlara kafayı takan adamlara bir hükümet dikkatlice bir inceleme yapsın. Bunlar bir ekip. İngiltere tarafından yönlendiriliyorlar. Adam Nakşibendilere kafayı takmış. Bütün Osmanlı sultanlarının hemen tamamı Nakşibendi’ydi. Sen aslını mı inkar ediyorsun, neyi inkar ediyorsun? Cumhurbaşkanı Nakşibendi, bütün cumhurbaşkanları Nakşibendi geriye doğru gittiğimizde, hep Nakşibendi’dir. Başbakanlar Nakşibendi. Sen kimle uğraşmaya kalkıyorsun, neyle uğraşıyorsun? Dünyanın en büyük tarikatıyla uğraşıyorsun. Bahauddin Nakşibendi Hazretleri’nin kurduğu tarikat. Her yerde kardeşliği, sevgiyi, barışı, mazlumluğu, nezaketi, kibarlığı öğreten bir efendilik okuludur Nakşibendilik. Sen boyundan büyük işlere giriyorsun. Sen kimsin Nakşibendiliği kontrol altına alacaksın? Abdülkadir Geylani, Seyit Abdülkadir Geylani’nin kurduğu Kadiri tarikatı. Birçok büyüğümüz Kadiri’dir. Milletvekillerinin içinde de birçok Kadiri var. Sen neyle uğraşıyorsun? Meclisin nerdeyse yarısı Nakşibendi, şu anda da meclisin nerdeyse yarısı Nakşibendi. Sen kimle uğraşıyorsun, neyle uğraşıyorsun, ne konuşuyorsun? Bütün ecdadımız hep Nakşibendi’dir çoğu. Onun için pek hadlerini bilmiyor adamlar, uçuyorlar adeta. Burada bir gariplik var bunu bir incelesin hükümet. Yani burada bir talimatla hareket etme olduğu anlaşılıyor. Cemaatler vesilesiyle bin yıldır biz bu topraklardayız. İstanbul’u fethedenlerin büyük bölümü Nakşibendi’ydi. Sen neye göre konuşuyorsun?

Evet dinliyorum.

VTR: Adnan Bey, ben komünist bir bireyim. Televizyon kanalınızda sürekli komünizme karşı kara propaganda yayınları görüyorum. Bunun sebebi nedir, bunu bir açıklar mısınız bizim için? Komünistler Türkiye için ne gibi kötülükler yapmıştır? Bu zamana kadar Türkiye siyasi tarihinden beri her zaman ülkenin başına sağ kesim gelmiştir, sağcılar gelmiştir. Bu zamana kadar söyler misiniz hangi solcunun bu ülkeye zarar verdiğini?

ADNAN OKTAR: Daha ne yapayım? Niye komünistlere karşısın diyor daha ne yapabilirim? Demokratik komünistleri destekliyorum tabii ki. Benim başımın üstünde yeri var, hepsini çok seviyorum, hepsine çok saygı duyuyorum. Demokratik komünist yani şiddet kullanmayan, ayaklanmayı, dehşeti ve terörü savunmayan komünistler benim baş tacım ve dostumdur. Ama şiddeti, Stalinist şiddeti, terörist komünizmi savunanlar benim hasmımdır söyleyeyim. Ve Türk devletinin hasmı olan herkes benim hasmımdır. O anlamda söylüyorum. Tabii ki barışçıl komünistlere benim ne sözüm olur? Mesela arkadaşımız benim gördüğüm barışçıl bir komünist. Mesele Türkiye İşçi Partisi barışçıl komünisttir yani demokratik yoldan iktidara gelmeye çalışır; saygım çok büyük, hürmetim çok büyük. Onlara benim hiçbir sözüm yok. Ama PKK, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi bunlar şiddet kullanarak iktidara gelmeyi düşünüyorlar. Tabii ki karşıyım bunlara.

Mesela PKK komünizmi, görüyorsunuz bunu biz nasıl normal karşılayalım?  Demokratik bir komünist anlayış değil. Dehşeti ve şiddeti savunan bir komünist anlayış. “Ne zarar gördünüz?” tarzında sormuş benim arkadaşım. Kardeşim 12 Eylül öncesi komünist örgütlerin ne yaptığını hepimiz biliyoruz. Halihazırda PKK’nın ne yaptığını görüyoruz. Herhalde şu anlamda dedi; “Demokratik komünistlerden ne zarar gördünüz?” Benim onlara bir sözüm yok, benim onlara saygım büyük. Öyle bir iddiam olmadı, olmaz da.

Ali Alkan Karabıyık, “Komünist mi? Hocam olmadı bu” diyor. Yok, demokratik komünistler arkadaşımız, dostumuz o. Konuşuruz, sohbet ederiz, tartışırız. Adam fikir olarak söylüyor, söyler ne var? Ateist de olabilir bir mahsuru yok. Arkadaş oluruz, dost oluruz, görüşürüz yani öyle bir konu yok. Ama eline alır silahı gelirse üstümüze bu olmaz, o zaman anlaşamayız.

Evet dinliyorum.

VTR: Çocuklar neden bu şekilde tatlı ve sevimli?

ADNAN OKTAR: Tam ısırmalık. Burun özellikle çok iyi ısırılır, kulağı ısırılır. Babası yiyordur bunu, annesi de. Allah onların korunması için onlara çok muazzam bir şefkati tahrik etme gücü veriyor. Yani insanın ne yapacağı belli olmuyor. Vahşi hayvan bile -hayvan normal bilmez- o bile şefkat duyuyor. Mesela yalıyor gidip, korumaya çalışıyor tatlılığın şiddetinden.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Recep. İnsanlar sorunlarını neden hoşgörüyle değil de kaba kuvvetle çözüyor?

ADNAN OKTAR: İşte o sevgisizlik, her şey sevgisizlik. Dünyanın en büyük ve tek sorunu sevgi zaten. Bütün savaşlar, kavgalar, ekonomik krizler hepsi sevgisizlikten kaynaklanıyor. Halbuki Allah’ın bizden istediği şey sevgi dünyanın en zevkli şeyidir. En zevkli nimet sevgidir. Sevgiden uzak oldukları için kavgaya, dövüşe, asmaya kesmeye çok meraklılar. Mesela baksana buraya yazı yazmışlar, adamlar. Hepsinde bir gariplik dikkat çekiyor yani. Üç kişi yazmış yani ilginç tipler. Tabii binlerce kişi yazıyor da üç tanesini orijinal buldum. Onları sonra yayınlayacağım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Hüseyin. Sağlıklı ve uzun ilişkiler için nelere dikkat etmeliyiz?

ADNAN OKTAR: Sevgiye, saygıya, hürmete, nezakete, sabra, vefaya önem vermemiz lazım. Bunun için ne gerekir? Allah’a inanmamız gerekir. Allah’ı sevmemiz gerekir. Her şey Kuran’da ve Allah’ta kilitleniyor, her şey. Yoksa hayat olmuyor. Yani bütün dünyadaki belaların sebebi insanların Kuran’a uymaması olduğu anlaşılıyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar, ben Osman Hakan. Akrabalık ilişkileri niye yok olmuştur?

ADNAN OKTAR: O da sevgisizlikten. O da deccalin oyunu işte. Darwinist kafa, gelenekçi Ortodoks kafa arasında kalan insanlık mahvoldu. Müslüman alemi mahvoldu. Şu an Mehdiyet bu belayı temizlemekle meşgul. Ama çok ileri bir atak oluştu ki bütün Müslümanların dilinde Mehdiyet’in üslubunu görüyoruz. Herkes sevgisizlikten şikayetçi demek ki sevgi kapıda. Çünkü sevgisizlikten şikayetçi olmasalardı hastalık oturdu demektir yani çözüm kalmadı demektir. Ama şikayetçiyse çözüm an meselesidir.

Evet.

VTR: Adım Fırat. Biz Türk gençleri olarak bu vatana canımızı vermeye hazırız. Bunu İngiliz derin devleti duysun.

ADNAN OKTAR: Aslan kabadayım benim. Aslan yiğidim. Allah ömrünü uzun etsin. Allah sana sağlık, sıhhat versin. Helal olsun sana.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hatalarımızı neden kendimizde değil de başkasında ararız?

ADNAN OKTAR: İşte insan ruhunda egoistlik var, kendini beğenme var, büyüklük hissi var ve eleştiriye kapalı olma var. O da yine Kuran ile hareket etmemesinden kaynaklanıyor. Halbuki Kuran’a sıkı sıkıya sarılsa gayet güzel kendini disipline edebilir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Benim ismim Rukiye Şen. Çocuk oyunları ne kadar sağlıklı? Çocukların internette oynadıkları oyunlar ne kadar sağlıklı çocuklar için?

ADNAN OKTAR: Rukiye anne, Allah senin nurunu arttırsın. Faydası vardır tabii oyun her halükarda zihinlerini geliştirir, zekalarını geliştirir. Ama hareketsiz kalıyor çocuklar o yönden çok riskli. Yani açık havaya çıkıp güneş görerek, adalelerini çalıştırmaları, koşuşturacak, hoplayacak, zıplayacak kemikleri direnç kazanacak. Kasları direnç kazanacak ve güçlenecek. Bu şart. Yani bunu kanuni şart haline getirmek lazım. Öbür türlü Allah esirgesin bir nesil gittikçe çöker ve mahvolurlar. Allah muhafaza.

Evet.

VTR: Merhabalar ben Serkan. İnsan sinirlendiği zaman öfkesini nasıl kontrol altına alabilir?

ADNAN OKTAR: Yakışıklı Serkan, demek ki vicdan sahibisin ki bunun önemini kabul ediyorsun ve çözüm arıyorsun. Sinirlenen insan o sinirlendiği yerden hemen çıkması lazım. Yani mesela bir odadaysa odadan mutlaka dışarı çıkmak. Hatta açık havaya caddeye falan da çıkabilir. Bir yerde hemen elini yüzünü yıkaması çok iyi olur. Mesela ensesine su sürüp yüzünü yıkaması ve bambaşka bir konuya geçmesi lazım. O konuyu düşünmemesi lazım. Yani düşünmesi çok tehlikeli olur başka konuya verecek. O konuyu ne zaman? 10 gün sonra falan düşünsün. 10 gün sonra hiç önem vermez zaten. Konu tamamen biter. Sakın o anda düşünmeye kalkmasın. Çünkü düşündüğünde aynı etki yeniden gelişir. Kendine hakim olup aklına getirmeyip ilgilenmemesi lazım ve kızmasına kızması lazım. Kendi kızmasına kendisine kızacak. Böyle ilkel bir hale düştüğü için, böyle zavallı bir hale düştüğü için ve acze düştüğü için kendini kınaması gerekir. Çünkü her şey Allah’tan olduğu belli kaderinde olan bir şeyi yaşıyor. Ama o kızıp köpürüyor. Bir görüntüye aldanıyor. Allah onu görüntüyle imtihan ediyor. Görüntünün içinde o çöküyor. Bu olmaz. Bu onu küçük düşürür ve hakikaten komik hale gelmesine sebep olur. Kendine yakışmayan bu durumu şiddetle ortadan kaldırması için bu hususlara dikkat etmesi lazım.

Evet.

VTR: Hayalinizdeki yatı tarif eder misiniz?

ADNAN OKTAR: Benim canımın içi, güzel yüzlüm. Bir yat ne kadar büyükse o kadar iyidir. Sürati çok yüksek olacak. Beyaz olması lazım ve mavi, lacivert renkler. Beyaz ve lacivert renkler kullanılması lazım ve ışık halesi lacivert, koyu mavi yahut güçlü bir mavi ışıkla bütün çepeçevre denizin aydınlanması lazım dipten o giderken ve akıl almaz bir süratle gitmesi lazım. Üç katlı yahut dört katlı olması lazım. Alt katında da çok mükemmel bir yatak odası olması lazım. Mutfak, banyo falan her şeyin mükemmel olması lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar ben Ankara’dan Mustafa Coşkun. Milli Takımımıza başarılar dilerim. Aynı zamanda yabancıların antrenörlük yapmamasını istiyorum. Türk teknik direktör olsun. Teşekkürler.

ADNAN OKTAR: Yakışıklım dediklerini biz de iletmiş olduk. Ama yabancı olduğunda da herhalde biraz teknik daha mı ilerliyor bazen?

BÜLENT SEZGİN: Bazen.

ADNAN OKTAR: Evet, herkesten istifade etmek lazım. Ama dediklerinde de tabii sen de haklısın.

Evet, dinliyorum.

VTR: Afrika’daki açlığa nasıl çözüm bulabiliriz?

ADNAN OKTAR: Afrika’da, Asya’da, Avrupa’da, Amerika’da her yerde açlığa çözüm bulmamız gerekiyor. Nasıl olur? Mehdiyet ile olur. Nasıl olur? Velayet sistemiyle olur. Bütün millet, insanlar birbirini kardeşi olarak, annesi olarak, babası olarak koruyup kollaması lazım. O zaman velayet sistemiyle tam bir eşitlik ve koruma oluşmuş olur ve dünyanın en mükemmel sistemidir Kuran’ın anlattığı velayet sistemidir. Velayet sisteminde sokaktaki herhangi bir insan senin annen, baban hükmünde oluyor ve çocuğun hükmünde oluyor. Ona bakmakla mükellefsin. Yedirmek, içirmek, giydirmek, hastaysa tedavi ettirmek mecburiyetindesin. İslam uygulandığında sistem bu.

Evet.

VTR: Bayramda küsler barışır. Sizin bu bayram barışmak istediğiniz birisi var mı?

ADNAN OKTAR: Severim ben senin güzelliğini, nurunu. İki arkadaş ikiniz de çok güzel ve çok samimisiniz. Görünüşünüz öyle. Küs olduğum kimse yok. Ama PKK’ya küs değil de kin duyuyorum. Onun dışında benim alıp veremediğim kimse olmaz yani. Öfke duyduğum kimse olmaz. Herkesi severim, herkese saygı duyarım. Ama mücadele edilmesi gerekenlerle mücadele ederim tabii ki.

VTR: Merhaba bu bayramda sokak hayvanlarını beslemek ister misiniz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi tabii herkesin içini yakan bir konu. Sokak hayvanlarının rahat etmesini hepimiz istiyoruz. Sokak Hayvanları Bayramı olması lazım. Sokak Hayvanları Günü olması lazım. Sokak Hayvanlarını Sevenler Derneği olması lazım Türkiye çapında büyük ve onları her yerde koruyup kollamamız lazım. Su kapları, yem kapları, onlara ev çok hayati.

Evet.

VTR: Merhaba, yanlarına bayan oturduğu halde ya da karşılarında bayan olduğu halde bacaklarını açarak oturan ya da kenara çekilmeyen yer vermeyen erkeklere sesleniyorum. Bu konuda muzdaribiz.    Gerçekten çok rahatsız bir görüntü oluyor ve çekilmeleri için baktığımız zaman da suçlu biz oluyoruz. Hatta daha önce izlediğim haberlerde bundan dolayı bir bayan dayak yemişti. Bu gerçekten büyük bir sorun biz bayanlar için.

ADNAN OKTAR: Canımın içi tesettürün için tebrik ediyorum seni çok yakışmış. Allah nurunu artırsın. İbadetini de Allah kabul etsin. Bu bir nevi ahlaksızlık. Bir nevi değil de yani ahlaksızlık kadınları rahatsız etmek bacağını ayırarak kasten onları huzursuz etmek vicdansızlık ve merhametsizlik. Kendi kız kardeşi olsa yapmaz. Kendi annesi olsa yapmaz. Kendi annesine yapılmasını istemez. Kendi kız kardeşine, kendi karısına yapılmasını istemez. Ama bir başkasının evladına yapmakta hiçbir mahsur görmüyor bu ahlaksızlar. Bu neden? Çünkü Allah korkusu yok. Allah sevgisi yok. Neden oldu peki bu? Darwinist eğitim ve gelenekçi Ortodoks sistemin açmaza sokması. Yani iki taraftan insanlardan sevgiyi aldılar. Bu belayı şu an Türk Milleti bütün gücüyle temizliyor. Bak herkes anormalliğe karşı akılcı bir isyan içerisinde ve bunun sonucunda da çok mükemmel gelişmeler olacağı açık. Otobüslerde bütün halk tavır alsın bacağını ayıranlara. Yani mesela otobüslerde “Bacağınızı Ayırarak Oturmayın” diye levha olması lazım. O levhaya bir bakarlar bir de adamın yüzüne bakarlar eğer hayvan değilse anlar. Yani mutlaka onun adabının ve edebinin otobüslerde okunaklı şekilde konulması gerekiyor. “Mümkün mertebe hanımlara yer verin ve hanımlar oturduğunda bacaklarınızı ayırarak oturmayın. Bu Türk örfüne, Müslüman ahlakına yakışmaz” diye bir yazı, bu şart. Bir de oradaki erkeklerin ve hanımların hanımları desteklemesi lazım. “Arkadaş oturuşunu biraz düzelt” dese birisi adam düzeltir. Öbürleri de “evet haklısın, doğru söylüyorsun” dese düzeltir. Çirkefleşemez o kadar insana karşı. Ama tek bir hanım söyledi mi çirkefleşebiliyor. Herkes desteklerse söyleyemez. Bir de böyle şeylerde eğer çirkeflik yaparsa otobüsü doğrudan karakolun önüne çekip yaptığına yapacağına bin kere pişman etmek lazım, kanunla hukukla.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Ergün Yıldırım, engelli vatandaşlarımızın vergi ödemeden lüks araç sahibi olmalarının adalete uygun olmadığını, onların da vergi ödemelerini istediğini açıkladı.

ADNAN OKTAR: Orada olan şey yani engelli olmasından dolayı devletin ona desteği ve sevgisi o. Yani biz engelliyi her yerde korumakla kollamakla mükellefiz. Zaten zengin olan engelliler için herhalde bunu söylüyor. Çok nadirdir zengin olan engelli. Zaten devlete vergisini de ödüyor onlar ayrıca. Kazanç vergisi ödüyor. Orada devletin ona bir jesti. Gereksiz bu sözü. Yani bunun anlamı yakışık almayacak boyutlara varabilir. Devlet orada bir nezaket, bir şefkat göstermiş onu çok görmesi yakışık almaz. Onun bereketi olur. Almamanın bereketi olur.

 Evet.

VTR: Hacı Bayram Veli hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Hacı Bayram Veli adı üstünde bayram insanıdır. Gerçekten veli tiynetli bir insandır. Ankara’nın süsüdür. İç Anadolu’nun güzelliğidir. Güzel ahlakıyla, vicdanıyla, samimiyetiyle çok güzel örnek olmuş bir veli-i Alim’dir.

Evet.

VTR: Ülkemizde vücut geliştirme neden okullarda zorunlu kılınmıyor?

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyorsun. Çok faydalı ve gayet güzel olur okullarda. Body salonu olması lazım her okulda. Aslan gibi gençlerimiz gelişir, süper olur. Hep pehlivan yapılı aslanlar olur. Öyle mecbur tutacaksın. Günde 2 saat spor. İş yerlerinde de öyle çok sağlıklı bir nesil oluşur kısa sürede. Birkaç yılın içerisinde pehlivan gibi delikanlılar oluşur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Yankı. Hızır (as) talebelerini neye göre seçer?

ADNAN OKTAR: Hızır (as)’ın talebelerini, Hızır (as) aldığı vahye göre, Allah’ın onun kalbine bildirdiği bilgiye göre seçer. Onlar anlarlar kimin nerde olduğunu bilirler. Yani üsluplarından, kişiliklerinden açıkça alenen belli olur öyle insanlar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kadınların argo konuşması hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yani “Ağabeyli” falan konuşması çok kötü görünüyor. Yani ne bileyim başka “sıkıntı yok.” Mesela bir kadının “sıkıntı yok” demesi çok ürkütücü. “Ağabey şu söyle mi? Ağabey bu böyle mi?” yani bayağı kötü. Zaten öyle tiplerin felsefesi kökten çok kötü oluyor. Hiç yakışmaz kibar bir kadına, güzel bir kadına. Derhal terk etmeleri gerekir, derhal. En kısa zamanda kadına yakışacak kibarlığa, nezakete dönmeleri gerekir.

ADNAN OKTAR: Bazen liseli kızlar falan başkaları da öyle, öyle kızlardan korkuyorlar, onlar da onlara benzemeye çalışıyorlar. Onların bazıları da şirret oluyor hakikaten onlardan çekindikleri için korunma amaçlı onlar gibi bir üslup kullanıyorlar. Bu hiç olmaz. Biz şeytanla şeytana benzeyerek mücadele edemeyiz.

Evet, dinliyorum. 

VTR: Merhaba, ben kadınların ve erkeklerin küçük yaştan başlayarak eşit şartlarda yetiştirilmesini istiyorum. Şu anda toplum olarak biz bunun zorluklarını çok fazla yaşıyoruz. Erkeklerin daha baskın olduğu bir ülkede yaşadığımız için sürekli eziliyoruz. Kıyafetlerimize dikkat ediyoruz, yeri geliyor dışarı çıkma saatlerimize dikkat ediyoruz. Sadece bunları kadın olduğumuz için yaşıyoruz. Bundan dolayı büyük bir üzüntü yaşıyoruz toplum olarak. 

ADNAN OKTAR: Benim canım, benim güzelim, dünyanın üstüne çökmüş bir kabus bu. Çok haklısın. Kadınlara çok büyük bir oyun oynanmış ve kadınlar sahipsiz kalmışlar. Mazlum oldukları için, şefkatli kibar ve tahammüllü oldukları için, özellikle sabırlı olmalarından dolayı onları ezim ezim ezmişler. Adamlar mevzi tuttukça bir adım daha ileri, bir adım daha ileri ve ilerleye ilerleye kadınları köşeye sıkıştırmışlar. Bu oyunu kökten dipten bütün rezilliklerini ortadan kaldırarak bozacağız ve bozuyoruz. Bozmakta da kararlıyız. Böyle kepazelik olmaz.  Kadınlar, bilakis erkeklere verilen özgürlükten çok daha fazlasını hak ediyorlar. Alabildiğine özgür, alabildiğine huzurlu alabildiğine rahat olmaları lazım ki toplumun kalitesi gerçek düzeye ulaşsın. Kadınların baskı altında olduğu hiçbir toplum ayakta kalmaz. Hepsi yıkılır, Allah esirgesin.

Evet. 

VTR: Önyargılı ve okumayan bir toplum ne kadar ilerleyebilir? 

ADNAN OKTAR: Canımın içi, işte o önyargılı olmak da yine Allah korkusunun olmamasından, Allah sevgisinin olmamasından oluyor. Şefkatli bir insan, bir insanı peşin olarak önyargıyla değerlendiremez. Bu çok ilkel, vahşice bir hareket. Önyargıyı bildikleri için bunu geniş çapta basın kullanıyor, kanallar kullanıyor, insanlar kullanıyor ve önyargı oluşturmaya çalışıyorlar insanlarla ilgili. Ve bazı aptallar da bu oyuna geliyorlar. Mesela genç kızlarla ilgili önyargı lisede meydana getiriyor, adam önyargılı oluyor. Veyahut okulda bir adamla ilgili, bir kişiyle ilgili önyargı meydana getiriyorlar, hemen oturuyor o. Ve bazı ahmaklar adeta sürükleniyorlar bu konuda. Bu onun basitliğini ve sıradanlığını gösterir. Kaliteli bir insan önyargıyla hareket etmez.

Hanımlara karşı terbiyesizlik yapıldığında açıkça alenen; "Bu otobüste kadınlara karşı saygısızlık istemiyoruz." dese ortalığa söylese, adam; "Kime söylüyorsun?" diyemez. Hiçbir şey olmaz. "Bu otobüste kadınlara saygısızlıktan rahatsız oluyorum." derse bir adam, adam derhal toparlanır. Adam; "Bana mı dedin?" derse zaten "Evet, sana dedim." de denir yani gerekirse. Ama diyemez. Hemen terbiyesizliğini bırakacaktır. "Bu otobüste kadınlara karşı saygısızlık, terbiyesizlik çok çirkin görünüyor." derse bitti. Cesur olsun delikanlılar. Hiçbir şey olmaz. Bütün herkes de desteklesin öyle insanları, yalnız bırakmasınlar. Eğer densizlik de yaparsa hiç arabanın kapılarını açmadan direkt karakolun önüne götürsünler. Herkes de şahit olsun, vakit de ayırın. Mutlaka bunların kafası kanunla hukukla ezilsin bu çakalların. Bunlar toplam beş-on bin kişilik bir it kopuk ordusu. Bunları mutlaka hizaya getireceğiz kanunla hukukla.

Evet. 

VTR: Selam Hocam, ben Azerbaycan'dan Kamran, sorum şöyle; Hz. Mehdi (as)'nin ikinci gaybet dönemi hadislerde geçen Melhame-i Kübra olayından sonra mı olacaktır? Teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: Melhame-i Kübra şu an yavaşlatılmış ve geniş zeminde devam ediyor. İngiliz derin devletinin öncülüğünde, deccaliyetin öncülüğünde devam ediyor. Belki oluyor, biz farkında değiliz. Onu Melhame-i Kübra olarak almıyor da olabiliriz. Bir de belki hakikaten şiddetlenecek olabilir. Biraz beklemek lazım. 2021'lerde buradayız zaten. 2023'lerde de buradayız.

Evet, dinliyorum. 

VTR: Öncelikle ismim Hüseyin. Biz Türk gençliği olarak birlik ve beraberliğe inanıyoruz. İnşaAllah ülkemizin sırtını hiçbir şekilde yere getiremeyecekler, ülkecek buna sığınıyoruz. İnşaAllah sonsuza dek ülkemizin birlik beraberliği sürer. Milletçe A9 TV'yi izliyoruz. 

ADNAN OKTAR: İşte bunlar sessiz kahramanlar. Bunlar milletin gerçek kabadayıları. Bunlar aslanlar. Bu alçakların 15 Temmuz'daki ayaklanmasında bu yiğitler ortalardaydı. Yeni nesil kabadayı MaşaAllah. Şehadet özlemiyle içleri dopdolu. Hepsi aslan. Tebrik ediyorum, güzel.

Evet, dinliyorum. 

BÜLENT SEZGİN: İki sevimli arkadaş var. 

ADNAN OKTAR: Tek olmamaları çok önemli aslında. Kedi oldu mu mutlaka çift almak lazım, mutlaka çift. Tek zor, zorlanıyorlar tek olduklarında.

Evet, dinliyorum. 

VTR: Şunu merak ediyorum, Hollanda niye özgürlükler ülkesi olmasına rağmen vize istiyor?

ADNAN OKTAR: Benim güzel yüzlüm, nur yüzlüm, şimdi özgürlük ama oraya giden adam özgürlükten yana değil. Adam müziğe karşı, dekolteye karşı. Hristiyan gördü mü kafir diyor adam, nefret ediyor, Yahudi’nin kesilmesi gerektiğine inanıyor. "Taşlar, ağaçlar bize söyleyecek, 'onları öldür' diyecek, biz de öldüreceğiz." diyor. Kadının yarım bir varlık olduğuna inanıyor ve kadın dövmenin insanı deşarj ettiğini söylüyor. Hatta eğer yakalarsa da, kendi kafasına göre yakaladığını düşünürse de taşlayarak öldürülmesi gerektiğine inanıyor. Ekmek bıçağını alıyor, kadınları gidip bıçaklıyor. Mesela Hollanda'da kadın garson çok samimi davranıyor adama geldiğinde, yemek istiyor bir şey, o da sevgi gösteriyor. Onun artık kendisine ait olduğuna inanıyor o, kadın bir başkasına iyi davrandığında gidip ekmek bıçağıyla onu bıçaklıyor. Tabii bu biraz süreç alıyor, bu kadar kısa değil, ben özetle anlatıyorum. Psikopat adam gelmesin diye dikkatli olmalarından doğal bir şey olmaz.

Evet. 

VTR: İsmim Hasan. Sizi en çok güldüren şey hangisidir? 

ADNAN OKTAR: Beni güldüren çok şey oldu da şimdi şahıs ismi verirsek olmaz. Ama kriz şeklinde, Allah esirgesin hatta korktum kontrol edemiyorum kendimi. Alenen gözlerimden yaş geliyor. Dedim, Allah esirgesin, tövbe istiğfar ettim, gittim elimi yüzümü falan yıkadım. Yeniden aklıma geliyor, yeniden kriz şeklinde. Tehlike. Öyle oluyor, sabahtan akşama kadar güldüğüm olaylar var ama söyleyemem.

Evet, dinliyorum. 

VTR: Merhaba Adnan Ağabey, ben Azerbaycan'dan Emine, size bir sorum olacak. Tomasin mi çok tatlı yoksa ben mi? Sizi çok seviyorum. 

ADNAN OKTAR: Canımın içi çok çok çok güzelsin. Allah sana uzun ömür versin. Ama hakikaten çok nurlu ve muhteşem güzelsin. Hayret bu kadar güzel olman. Allah seni esenlik içinde yaşatsın. Şimdi ama Tomasin de duyarsa, şöyle diyelim bak, Tomasin de çok güzel sen de çok çok güzelsin. Tomasin'e bu konuyu açıklayamayız. Tomasin'in bir ters oturduğunu düşün, hiç konuşmadığını düşün. Tehlikeli olur. Böyle şeylerde ortalı olmak daha iyidir. Sen zaten muhteşem güzelsin ama Tomasin de hakikaten çok şeker. Birden ortaya çıktı Tomasin, ne yapacağız? Yanına şimdi bunun arkadaş gelecek, bir ay sonra falan. O zaman daha açılır. Söylemiştim, kız arkadaşım var buna bakan, onu annesi biliyor. Mutlaka omzuna çıkıyor, sırtına, omzuna, kafasını onun boynuna yaslıyor orada hırıldamaya başlıyor, mutluluk mırıltıları.

Evet, dinliyorum.

VTR: Şimdiye kadar gittiğiniz en kötü yer? 

ADNAN OKTAR: Canımın içi ben hayret ediyorum sizin güzelliğinize. MaşaAllah. Allah her birinizi birbirinizden güzel yaratıyor. Allah'ın muhteşem tecellilerisiniz. Hakikaten çok güzel kızsın, şaşırıyor insan MaşaAllah. En kötü yer, yıkık binalar falan olabilir kötü. Tarlabaşı'nın oralarda bir yerler herhalde. Oralardan geçtik, arabayla geçtik. Hakikaten mezbelelik gibi bazı yerler çok kirli, bayağı kötü. Böyle yıkık dökük semtlerden geçiyoruz bazen mecbur oluyoruz. Tabii ürkütücü ama tabii hiç kimse istemez orada yaşamayı. Allah kolaylık versin.

Evet, dinliyorum. 

VTR: Hayatınızda aldığınız en güzel karar neydi? 

ADNAN OKTAR: Hayatımda aldığım en güzel karar işte lise sondayken İslam’ı bütün dünyada yaymaya karar almıştım Türkiye'de de her yerde ve Darwinizm’in sonunu getirmeye karar almıştım lisede, lise sonda. Allah'a çok şükür şu an neticeyi almış durumdayız.

Evet. 

VTR: Merhaba Hocam, ben Azerbaycan'dan, sizi canımdan da çok seviyorum öncelikle onu belirteyim. İnsanın ruhunun varlığının delilleri nelerdir? Bir insan üç boyutlu görüyorsa ve duyuyorsa bu onun ruhunun varlığının net delili  midir? 

ADNAN OKTAR: Canımın içi bak sen bayağı net konuyu kavramışsın. Anlattığın da tam doğru. Ama ben bu konuya fazla girmiyorum yazdığım için, daha önce tarif ettiğim için. Ekranın karşısında gördüğün zaten görüntü.

Evet, dinliyorum. 

VTR: Selam Adnan Bey. Hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın bir gecede ıslah olacağı bildiriliyor. Hz. Mehdi (as)'ı bir gecede ıslah eden şey nedir? 

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, o hadislere ben baktım. Hakikaten çok hadis var öyle. “Allah bir gecede” diyor, “durumunu ıslah eder” diyor. Yani “zemini ıslah eder” diyor. Mehdi'nin bulunduğu zemini ıslah eder. Yani “bütün insanlığı, çevreyi ıslah eder bir gecede” diyor. Bilmiyorum ki, herhalde 15 Temmuz tarzı bir şey olabilir. Öyle gibi görünüyor. Çünkü bir gecede ıslah meydana geldi hakikaten. Diğer hadisler de bunu teyit ediyor.

Evet, dinliyorum. 

VTR: Manna suyu zeka artırır mı? 

ADNAN OKTAR: Bir kere çok güzelsin. Allah güzelliğini artırsın. Çok oranlı güzelliğin, göze çok hoş geliyor. Manna duruyor bende şişeyle ama hiç içmeye niyetim yok. Çünkü bilmediğim bir şey. Fakat altından yapılan manna insanda tabii metafizik güçlerini geliştirdiği söyleniyor. Ben Hazreti Musa (as)'nın sandığa koyduğu mannayı eğer içebilirsem onu içmek istiyorum. Çünkü "Ahir zaman için Moşiyah için saklayın." diyor, sandıkta altın içerisinde. İleride o ileriki nesil geldiğinde, sandık bulunduğunda onun, o mannanın kullanılacağını söylüyor Hazreti Musa (as). Mehdi (as)'den rica ederim, bana da bir parça o mannadan verir. Asıl Moşiyah için ayrılmıştır o manna. Onun içmesi, kullanması içindir. Altın kutu içerisinde manna, dört bin yıllık manna, bozulmadan kalmış.

Evet. 

VTR: Türkiye'nin Almanya'ya karşı tutumunun nasıl olması gerekiyor? 

ADNAN OKTAR: Bence hiç kaale almaması lazım. Yok hükmünde görmesi lazım. Çünkü İngiliz derin devletinin etkisi altında Almanya. Hiç kaale almadı mı, yok hükmünde gördü mü mesele biter. Bence hiç konuşmaya dahi gerek yok. Türkiye doğru bildiğini yapsın sadece, o bayağı hizaya getirir, çok etkiler.

Evet, dinliyorum. 

VTR: Bu ülkede suçlu olan insanlar, diğer ülkede neden suçlu olmuyor? 

ADNAN OKTAR: İdeolojik farklılıklar var. İngiliz derin devleti, adam kendine sadık bir casusa sen suçlusun der mi? Tabii ki onu kahraman gibi görüyor. Katil bile olsa onu kahraman olarak görür.

Cem Karaca müthiş bir sanatçı maşaAllah.

Eskiden mahallelerde çakallar olurdu böyle, bilmiyorum şu an var mı? Köşe başlarında falan dururlardı. İtlik yaparlar, hiçbir işe yaramazlar, baş belası yani böyle. Nereden geldiği de belli olmaz onların, ne yiyip içtiği. Akşama kadar oralarda dikilirlerdi. Bazen çakallar ıslıkla çok şahane parçalar çalarlardı. Aklıma geldi. Bayağı öyle bir sanatçı yönleri de oluyordu bazen. Ama genellikle belalı işlere girerlerdi, kavga falan ederlerdi. Var mı hala mahallelerde çakal. Kalmamıştır, eskiden çoktu. 

Evet, dinliyorum.

VTR: Adil yargılanma hakkını nasıl sağlayabiliriz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi o çok yaygın kullanılıyor ama yani böyle somut deliller, mesela dediler ki “çocuklar hapishanede” tamam bu somut bir delil. Bu olur. Ama onun dışında somut delil göremiyorum. Somut delil söyleyin, o delilleri savunalım. Mesela annesi suç işlemiş, çocuk da hapse girmiş. Tamam, çocuğa çok mükemmel hapishanede özel imkan sağlayalım. Çok güzel kreşler yapalım, güzel oyuncaklar alalım. Dışarı da çıksın çocuklar yani en güzel şekilde bakarız, çünkü çocuğun hiçbir suçu yok. Bu adil devlet anlayışının bir gereğidir. Ama diğerleri nedir onları anlayamadım.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Amerika’nın Teksas Eyaletinde günlerdir beklenen Mavi Harvey Kasırgası yüz altmış beş kilometre hızla kıyıyı vurdu Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bayağı hiç öyle dayanabilecekleri gibi bir şey değilmiş demek, çok güçlü bir kasırga olmuş. Ahir zamanda bu tip olayların yoğunlaşacağını Peygamberimiz (sav) söylüyor. Hakikaten çok yoğunlaştı.

Evet, dinliyorum.

VTR: Neden LGBTİ+ bireylere diğerleriymiş gibi davranılıyor?

ADNAN OKTAR: Sen çok çok güzel bir kızsın, çok kadınsısın ve çok cazibelisin. Muhteşem görünüşün, yani çok beğendim seni, çok güzelsin. Ters mi davranılıyor, o anlamda mı diyor? Kardeşim şimdi adam LGBT mi GBT mi nedir, ne olursa olsun yani homoseksüel de olsa başka sapıklar da olsa adamları tabii dövmek, sövmek, öldürmeye kalkmak, yaralamaya kalkmak bunlar ahlaksızlık. Bu olmaz. Ama homoseksüelliğin Kuran’a göre hükmünü açıklamamız şart. Allah Kuran’da homoseksüelliğin ahlaksızlık olduğunu söylüyor. Yani bir ahlak çöküntüsü olduğunu söylüyor ve iğrenç bir davranış olduğunu söylüyor. Bunu söylemekle mükellefiz ama adamlara biz küfredemeyiz. Öldüremeyiz, dövemeyiz, yaralayamayız, bunlar çok çirkin. Kimse bunu yapmayacak, bu doğru ama iğrenç bir fiil olduğunu, tiksindirici bir fiil olduğunu, tehlikeli bir fiil olduğunu, toplum için çok tehlikeli olduğunu söylemekle mükellefiz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Sizin bu LGBT’ye karşı duruşunuzu çok duyarlı ve tutumlu buluyoruz. Devamını diliyoruz başarılarınızın.

ADNAN OKTAR: E tabii ki, yani fıtratı bozuyorsun. Kadını erkekleştiriyorsun, erkeği kadınlaştırıyorsun. Mahvediyorlar nesli yani çok anormal bir durum oluyor. Muazzam bir kadın düşmanlığı geliştirdiler. Hem kadınları erkekleştiriyorlar, hem çirkinleştirmeye çalışıyorlar, hem ezmeye çalışıyorlar. Buna müsaade etmeyiz. Erkekleri de kadınlaştırıyorlar. Aslan gibi delikanlılar homoseksüel oluyor, buna asla müsaade etmeyiz. Neslin bozulmasına müsaade etmeyiz. Bu harama hiç kimse göz yumamaz. Allah’ın haram kıldığı, iğrenç dediği bir fiili hiç kimse savunamaz, savunmaması lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Toplumda şöyle bir algı var, herkes belirli renklerde ruj veya makyaj yapmak zorunda. Hani bu artık bizi sıkmaya başladı gençler olarak, aileler olarak. Benim annem de böyle farklı tarzlarda şeyler sürmeyi, giymeyi sever. Yani neden yapamıyoruz? Neden sokakta böyle giyinince, bu tarz şeyler sürününce, makyajı farklı yapınca neden toplum sürekli bizi “ya bu kötü bir insan” ya da dışa dönük farklılaştırıyor. Neden yani, neden bunu yapıyoruz?

ADNAN OKTAR: İşte görgüsüzlük, sevgisizlik, kalitesizlik, halbuki rengarenk olsa kadınlar, makyajı değişik, saçı değişik çok çok güzel oluyor, çok etkileyici oluyor. Mesela hiç ummadığımız bir makyaj yapıyor, hiç ummadığımız bir kıyafet giyiyor ve bu muazzam bir renk meydana getiriyor, monotonluğu kırıyor. Yani o fantezi görüntü çok büyük bir ihtiyaçtır, büyük bir güzelliktir. Ama adamın sanattan haberi yok, güzellikten haberi yok, estetikten haberi yok, her yeniliğe karşı. Kadın güzelliğine zaten karşı o yüzden boğmaya çalışıyor. Siz hiç aldırış etmeyin. Her yeri güzelleştirin. İstediğiniz gibi giyinin, istediğiniz gibi gezin. Sizin güzelliğinizle bu dünya güzel oluyor. Yani dünyanın en güzel süsü kadındır. Özgürlüğünüzü günbegün artırın. Hiç kimse karşınızda duramaz evvelAllah. Hükümet de sizden yana.

Evet, dinliyorum.

VTR: Adım Naz. Sorum şu: bir kadının giydiği şey onun namusu hakkında neden ve nasıl bir şey söyleyebilir? Ve namus diye bir şey var mıdır?

ADNAN OKTAR: Din namustur, din, dinin kendisi tamamı namustur. Kadının kıyafeti de onun namusu hakkında bilgi vermez. Çok mantıksız, münasebetsiz bir şey bu. Kadın istediği gibi dekolte giyinir ama çok haysiyetli ve namuslu, şerefli yaşar. Kadın kapalıdır ama fahişelik de yapıyor olabilir. Her iki taraf da iyi de olabilir, kötü de olabilir. Kıyafetle uzaktan yakından alakası yok. Dekoltenin de, kapalı olmanın da namus garantisi yoktur veyahut namussuzluk alameti de değildir. Yani kıyafetin bu işle, bu eylemlerle uzaktan, yakından alakası yoktur. İstediği gibi kadınlar dekolte de giyinebilir, çarşafla veyahut başörtüsüyle istediği gibi gezebilir. Hepsi onlara yakışıyor. Namus vicdanlarda olan bir şeydir. Allah ile kendi arasında olan bir şeydir.

Evet.

VTR: Merhaba benim adım İlayda. İbrahim Tatlıses deyince aklınıza ilk ne geliyor?

ADNAN OKTAR: İbrahim Tatlıses deyince aklıma İbrahim Tatlıses’in güzel parçaları geliyor. Mavi Mavi mesela meşhur parçası ve diğer güzel parçaları geliyor. Değerli bir sanatçıydı. Sanat yönünü çok takdir ediyorum. Ben kişiliğini, ahlakını bilmem ama sanatçılığı mükemmel. Çok ayıp yaptılar, çok çirkin bir hareket oldu. Böyle değerli bir sanatçıyı sanattan soğuttular ve insanların arasından, bu güzelliklerin arasından onu soyutladılar. Bu çok iğrenç bir davranış oldu. Yapanlar büyük bir vicdansızlık içinde olduklarını unutmasınlar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Eralp. Dünyadaki gündemi kim belirliyor?

ADNAN OKTAR: Dünyadaki gündemi belirleyen tabii en üstte Allah’tır ama İngiliz derin devleti tabii dünyadaki olayları organize eden sistemdir, yani son beş yüz yıldan beri özellikle deccaliyeti teslim almıştır ve deccaliyetin organizasyonu görevi onlardadır.

Evet.

VTR: Genelde gençler WhatsApp veya herhangi bir konuşma yerinden çok fazla argo kullanıyorlar. Argo kullanırken de kendilerini ayrıca bir havalı falan zannettikleri de oluyor. Onlara da ayrıca sinir oluyorum. WhatsApp ya da kısa mesajla ya da durumlarında İngilizce ya da yabancı şeyler de konuşmayı da havalı buluyorlar. Neden böyle şeyler yaptıklarını onlara da soralım bence.

ADNAN OKTAR: Canımın içi sen nasıl güzelsin, nasıl kibarsın, nasıl yüzün nurlu. İnsanın içi açılıyor yüzüne baktığında. Allah ömrünü uzun etsin, sana sağlık sıhhat versin. Hidayetle yaşatsın. Bak, insanların bir kısmı küçük insanlardır, bir kısmı da büyük insanlardır. Kaliteli bir insan öyle bir şeye asla tenezzül etmez, kendini aşağılamaz. Onu yapan adam kendini aşağılamış oluyor, küçük düşürüyor ve küçük olduğunu söylüyor zaten. “Ben sıradan bir insanım” yani basitliğinin derecesine göre oradaki üslubundan çıkarabilirsin onu. Yani ne kadar basitse o kadar basit kelimeler kullanır, o kadar basit bir üslup kullanır. Basitliğini anlamamız açısından da iyi bir nimet o. Bilmesek ona saygı duyacağız. Bakarız, “demek ki basit bir insan” deriz, ona göre tedbirli oluruz ve uzak dururuz. Öyle insanlar zaten küçük olduğunu kabul etmiş oluyor ve biz de onları zaten kaale almıyoruz. Sen de kaale almazsın. Sen iyi insanlara layıksın, iyi insanlar senin kıymetini bilir ve seninle de nasıl konuşacaklarını takdir edecekleri için gönlün çok rahat olsun.

Evet, dinliyorum.

VTR: Neden çoğu erkeğin aklı cinsellikte?

ADNAN OKTAR: Canımın içi bu normal, Allah öyle yaratmış zaten yani onu neden garipsiyorsun. Yani insanların üremesinde Allah onu vesile ediyor ve özel olarak cinsel organ yaratılıyor. Cinsel organlara Allah fonksiyon veriyor ve kadın ve erkeğin arasında özel bir çekim meydana getiriyor. Böceklerde, hayvanlarda, bitkilerde hepsinde olan bir şey bu yani bunun gayrimeşru olması çirkin. Bunun olmasını neden mantıksız gördü, anlamadım. Ben yanlış mı anlıyorum? Ama şöyle diyor olabilirsin. Yani hani tanıştığında sevgiye, saygıya, hürmete önem vermeden, herhalde onu demek istiyor. Dostluğa, onun korunup kollanmasına, onun dinine, imanına, sağlığına, sıhhatine, neşesine mutluluğuna önem vermeden bir an önce onun ırzına geçmek istiyor, onu kirletmek istiyor. Neden bu diyorsun? Bu doğru. Ona da yanaşmayacaksın yani adama bakarsın. Allah’a inanıyor mu, Allah’tan korkuyor mu, Allah’ı seviyor mu, sana saygı gösteriyor mu, değer veriyor mu, kendini Allah’a adamış mı, egoistlikten, bencillikten kurtulmuş mu? Nezaketi var mı? Senin sağlığını, sıhhatini, mutluluğunu, sevincini, dinini, imanını, namusunu, haysiyetini, şerefini, onurunu korumaya azimli mi? Değilse zaten muhatap olmazsın. Baktın ki öyle bir şey var. Seçici oluyorsun, zaten hemen bağlantını kesersin. Yani bu o adamın basitliğini gösterdiği için seçici olmanı sağlayan bir imkan zaten. Baktın, adam daha selam vermeden böyle bir şeye giriyor. Tamam, hemen alakanı kesersin. Zaten alakanı kesmen için Allah onu sana gösteriyor. Yani “bu tehlikeli” diyor. “Bu bozuk, bu sevgisiz, bu ilkel, hayvan gibi yani içgüdüsüyle hareket eden bir mahluk. Sana saygısı yok. Ona göre dikkatli ol” diyor. Sen de dikkatli oluyorsun. O anlamda haklı tabii ki.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: 1880’lerde Taksim’den bir görüntü.

ADNAN OKTAR: 1880, Taksim, çok şahane demek ki şimdiki köpekler bunların nesli. Dedeleri bayağı yakışıklıymış.

Evet, dinliyorum.

VTR: Liseden üniversiteye geçen kızlar veya ortaokulda olan kızlar çoğunlukla topuklu ayakkabı giyiyorlar. Topuklu ayaklara zarar veriyor, spor ayakkabı her şeydir. Spor ayakkabı giyin, boyunuz kimseyi ilgilendirmiyor.

ADNAN OKTAR: Ah severim ben senin tatlılığını, severim senin güzelliğini, çok güzelsin sen. Bir daha.

VTR: Liseden üniversiteye geçen kızlar veya ortaokulda olan kızlar çoğunlukla topuklu ayakkabı giyiyorlar. Topuklu ayaklara zarar veriyor, spor ayakkabı her şeydir. Spor ayakkabı giyin, boyunuz kimseyi ilgilendirmiyor.

ADNAN OKTAR: Dünyalar tatlısı, dünya tatlısı, herhalde benim canımın yanına geldiler. Topuklu ayakkabıyla uzun boylu falan takılmışlardır, ona biraz tepeden baktılar herhalde. Hani “biz uzun boyluyuz, sen de orta boylusun” falan diye. Sen de lafı tam gediğine oturtturdun, bir daha da o münasebetsizliği senin yanında yapamazlar diyecektim ama şöyle düşünelim. Canımın içi bak, sen de yüksek topuklu giysen, sen de onlarla aynı boy olursun. Bir şey yok. Onlar da ayakkabıyı çıkarttıklarında seninle aynı boya geleceklerdir. Bence topuklu ayakkabı istiyorsa giysin, biz hiç karışmayalım ayakkabılarına. Çünkü ayakkabısına karışan bu sefer kıyafetine de karışıyor, dekoltesine de karışıyor. Hanımların hiçbir kıyafetine, hiçbir şeyine karışmayalım. Özgür, rahat yaşasınlar. Spor isteyen spor giyinsin, topuklu isteyen topuklu giyinsin. Ama “benim boyum uzun, benim boyum kısa” diye kompleks yapmalarına da gerek yok. Çünkü minyon kadınlar bakın bir tüyo vereyim çok etkileyici oluyorlar çok, çok hoş oluyorlar. Bu çok yanlış biliniyor, boş yere kendilerini üzüyorlar. Süper çekiciler minyon hanımlar bak, söyleyeyim. Hiç kendilerini üzmesinler, öyle bir şey yok. Uzun boylu hanımlar da tabii çok güzel, çok etkileyici. Yani kadınlarda uzun boylu, kısa boylu hiçbir farkı yoktur. Kendilerini bu konuda boş yere üzmesinler.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sadece hocalardan, alimlerden değil, sadece kendi iç seslerini dinlesinler ve Kuran’a yönelsinler. Ben de arkadaşın dediği gibi aynı şeyleri düşünüyorum. Sadece vicdanlarını dinlesinler. Kuran’ı Kerim okusunlar ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetini öğrensinler. Hiçbir alime, hocaya gerek yok diye düşünüyorum.

VTR: Canımın içi maşaAllah. Ama dünyalar tatlılarım bakın, şimdi siz konuştuğunuzda siz de hoca olmuş oluyorsunuz. Bizim de size ihtiyacımız olmuş oluyor. Yani şimdi sen bunu söylemekle zaten hocalık yapmış oluyorsun. Yani her konuştuğunuzda hocalık yapmış olursunuz ve sizin hocalığınızdan insanlar istifade ediyor. Yani emr-i bil maruf ve nehy-i anil münkere mecburuz, bu Allah’ın emri. Sizin şu an yaptığınız da emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker, doğru bir ibadet. Aksi haramdır zaten, yapmamanız yanlış olur. Adama biz Kuran’ı vereceğiz ama susacağız yani işaret edeceğiz sadece kitabı. Adam anlamaz ki. Hadi Kuran’ı götürdük verdik adamın eline, bakıyoruz yüzüne. Adam “ne demek istiyorsun?” diyor, bende cevap yok. Adam “benden ne istiyorsun?” diyor. O da cevap yok. “Niye bunu getirdin?” diyor. Ona da cevap yok. Biz sadece ona elimizle işaret ediyoruz, adam korkar kaçar bizden. Öyle olmaz. Diyeceğiz yani hocalık yapacaksın. Diyeceksin, “bu Kuran’ı oku bu kitap, bunu okuyup anladığında hidayet bulursun. İçin ferahlar, rahatlarsın, kurtuluşa erersin. Tekrar tekrar okuman lazım” diyeceksin. Bunda bir şey yok, bu Allah’ın emri, Kuran’ın emri zaten. Yani Kuran’ın emrettiğini söylüyorsun sen zaten. Bunu söylediğinde Kuran’ın hükmü yerine geldiği için, Kuran okuyan da bunu yapacaktır zaten. Bir daha göreyim bu güzel hanımları.

VTR: Sadece hocalardan, alimlerden değil, sadece kendi iç seslerini dinlesinler ve Kuran’a yönelsinler. Ben de arkadaşın dediği gibi aynı şeyleri düşünüyorum. Sadece vicdanlarını dinlesinler. Kuran’ı Kerim okusunlar ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetini öğrensinler. Hiçbir alime, hocaya gerek yok diye düşünüyorum.

ADNAN OKTAR: Canımın içi bak, arkadaşın dedi ki “Kuran’a yönelsinler” dedi. O tamam. Ama sen şimdi sünneti ilave ettin. Sünnetten kastettiğin ne? Yani Kuran’ı yetersiz mi görüyorsun? O zaman adama Kuran’ı vermene gerek yok. Yani yetersiz bir kitabı niye veriyorsun? “Arkadaş, bu kitap yetersiz” diyorsun. O zaman sünneti kimden öğrenecek? O zaman yine hocaya ihtiyaç var. O zaman de ki bak, “Kuran yeterlidir” de, sadece onunla bitir. Sünnet dediğinde eğer sünneti açıklamazsan olmaz. “Sünnet de Kuran’ın bütün hükümlerine denir” dersen olur. Ama “sünnet Kuran’dan ayrı bir yoldur” dersen, “Kuran’ın eksikliklerini giderir” dersen, “Kuran eksik bir kitaptır” diyorsan “adama kitabı niye verdin?” diye sorarlar o zaman. Eksik bir kitap vermiş oluyorsun yani hükmü olmayan bir kitap, yarım bir kitap vermiş oluyorsun. Olmaz. “Kuran yeterlidir” demesi arkadaşının doğru olan. Allah’ın dediği de odur. Kuran yeterlidir.

Toplumda yamuk yumuk, abuk sabuk adamlar olabilir. Bunlara hiç önem vermemek lazım. Bir de yeni bir münafık türü daha türedi. Bu ilk defa görüyorum böyle bir münafık türünü. Müslümanlar içinde münafık tespit eden münafıklar. Yeni bir tür daha çıktı. Akşama kadar İslam’a, Kuran’a hizmet eden, Allah için İslam’a faydalı olmaya çalışan insanları işte “şu da münafık, bu da münafık” diye Müslümanların içinde tespit ediyor. Ne faaliyet yaptılar diye baktığımızda bomboş adamlar, sadece Müslümanlara iftira atıp, fitne çıkararak, kargaşa yaparak kendi aralarında işte birini İsa olarak görüyorlar, birini Mehdi olarak görüyorlar, garip bir yapılanma gördüm. Yeni üç-dört kişilik bir yapılanma gördüm, bu da bir münafık türü. Bunu da kitapta değerlendirmeyi düşünüyorum, yani ilk defa görüyorum, yani Müslümanlara münafıklık iddiasında bulunan münafık grubu. Böyle bir stili ilk defa görüyorum. “Şu da münafık, bu da münafık” yani en iyi İslam’a hizmet eden insanları şeytan bir avuç münafığa tespit ettiriyor. En iyi hizmetli, en güzel insanlar, en sevilen insanları Müslümanları münafık olarak tanıtmak istiyorlar. Tabii hiç kimsenin kaale aldığı yok da o şeytani kafalarıyla kendilerini tatmin ettiklerini zannediyorlar. O iblis ruhlarıyla tatmin olacaklar, içlerindeki kini ve nefreti böylece doyuracaklarını zannediyorlar. Ama yeni bir münafık hareketi olduğu, yeni bir stil olduğunu da görmüş olduk. Allah bize yeni yeni münafık türleri tanıtıyor, bu da bir tür.

Evet, dinliyorum.

VTR: Başörtüsü kesinlikle gelenek için yapılması gereken bir şey değil. Bence başörtüsü Allah inancı olan insanın yapması gereken bir şey, yani Allah’tan korkun olduğu için yapman gereken bir şey. Yani mesela ben kesinlikle annemler, akrabalarım kapalı olduğu için örtünmedim. Ben kendim düşündüm ve dedim ki “içimde Allah inancı var, korkum da var. O zaman benim yapmam gereken sorumluluklar var. Namazlarımı kılmalıyım, ibadetlerimi yapmalıyım. Başımı da örtmeliyim.” Yani kesinlikle gelenek için yapılmaması gereken bir şey bu. İman için yapılması gereken bir şey.

ADNAN OKTAR: Aferin benim nurluma, aferin benim canıma, Allah senin nurunu artırsın. Elinden yüzünden nur akıyor, maşaAllah sana. Çok güzel mesela bu tebliğin, bu üslubun, bir de halinle de tebliğ yapıyorsun. Başörtüsü, yani cilbap Ahzab Suresi’nin hükmünü kendi içtihadın olarak uyguluyorsun. İçtihadını zaten Allah kabul eder. Çünkü kendini güvende hissetmiyorsan yani kötü bir tavırla karşılaşacağını zannederek tedbir alıp cilbabını örtüyorsan bu kesin ibadettir. Namaz gibi, oruç gibi bir ibadettir. Doğru yoldasın. Allah nurunu artırsın. Yaptığın tebliğini de Allah kabul etsin. Aferin sana canımın içi. Çok seviniyorum sizi gördükçe, iftihar ediyorum, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bazı insanlar neden duygusuz?

ADNAN OKTAR: Çünkü onların ruhu yok. Siz onların ruhu var zannediyorsunuz. Halbuki onlar ölü, yani bildiğin klasik ölü, yani zombi filmlerinde falan görüyorsunuz ya ölü, o tarz bir ölüdür. Siz onu canlı zannettiğiniz için şaşırıyorsunuz, ruhu var zannediyorsunuz. Her yönden o duygusuzluğunu gösteriyor. Onlar da hakikaten üzülüyorlar. Ya kardeşim ölü zaten ölü gibi hareket eder. Onda şaşacak ne var? Ölünün hissi olmaz. Bildiğin klasik ölü. Allah “Gözleri görmez” diyor teknik anlamda doğru. Teknik anlamda görmez diyor. “Kulakları işitmez, kalp gözleri kördür. Onlar ölüdürler siz onları diri zannediyorsunuz. Halbuki onlar meyyittirler” diyor Allah. Ölü. Onun için orada hiç şaşırmamak lazım.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: 1920’lerde Bebek.

ADNAN OKTAR: Olay buymuş, çok güzelmiş. Bir kere şu arabaların halen ortalarda gezinmesi lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Moda çıktığı anda ona her zaman uyacağımız anlamına gelmiyor. Mesela bol pantolonu genelde erkekler giyerken bakıyoruz şimdi genç kızlar da giyiyor. Buradan sesleniyorum gençlere, neden bu kadar çok modaya uyuyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, aslanım benim, dünyalar güzelim, aferin sana. Çok yakışmış tesettürün. Benim şanlı yiğidim benim aslanım benim. Bir daha göreyim ben güzeller güzelimi.

VTR: Moda çıktığı anda ona her zaman uyacağımız anlamına gelmiyor. Mesela bol pantolonu genelde erkekler giyerken bakıyoruz şimdi genç kızlar da giyiyor. Buradan sesleniyorum gençlere, neden bu kadar çok modaya uyuyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Dünyalar tatlısı, dünyalar güzeli, canımın içi, nurlum benim, Allah sana uzun ömür, hidayet versin. Benim balım bak eğer orada özgürlüğü kısıtlarsak, o başörtüsüne de gelir, mini eteğe de gelir, çarşafa da gelir, her şeye gelir. Kot pantolon giymelerine de gelir. Hiçbirini ellemeyelim. Hanımlar istediği gibi giyinsinler. Moda olarak ne hoşlarına gidiyorsa yapsınlar. Bol pantolon istiyorsa bol pantolon, dar istiyorsa dar giyinsin. Mini etek isteyen mini etek, mini şort isteyen mini şort. Karışmayalım ki özgür olsunlar. Özgürlük güzel bir şey. Sakın karışmayalım. Yani bir başlatırsak, bu gelenekçi Ortodoks sistemin içerisine biz de girmiş oluruz, Allah esirgesin. Ve kadın karşıtlığının içine farkına varmadan girmiş olursunuz. Kadınlara alabildiğine özgürlük verelim. İstedikleri gibi giyinsinler. Erkekler karışmasın. Onlar en güzelini bilirler. İsteyen de modaya istediği gibi uysun. Sen benim canımsın. Benim sözümü dinleyeceğini düşünüyorum. Sakın kız kardeşlerine dokunma. İstedikleri gibi güzelliği, sanatı icra etsinler. Mesela bak senin başörtün de çok şık. Ama birçok bağnaz senin o başörtüne olmadık laf ederler. Mesela gözlüğün çok güzel ama rengini beğenmezler. Halbuki çok güzel, bir kadına yakışacak şekilde yapmışsın. Ve çok tatlısın. Medeni cesaretin güzel, dindarlığın çok güzel. Aferin bak bu yaşta tesettüre girmişsin. Yani şöyle tesettüre girmişsin derken; evinde dekolte oluyorsundur o ayrı. Ama dışarıda kendini güvende hissetmemişsindir. O zaman farz olur çarşafla kapanman. Doğru yapıyorsun. İbadeti yerine getiriyorsun. Tebrik ediyorum. Namazdan çok daha fazla sevap kazanırsın. Ama özgürlüğü sakın kısıtlamayalım. Rengarenk giyinsinler. Rengarenk istedikleri gibi kıyafetleri giysinler. Bak senin gözlüğünün rengine karışırlar yoksa başörtüne karışırlar. Hiç ellemeyelim. Bilakis teşvik edelim, herkes özgür olsun.

Evet, dinliyorum.

VTR: Herkes Adnan Bey’e Mehdi diyor, ben de Adnan Bey’e şunu sormak istiyorum; Sizin Mehdi olarak gördüğünüz bir insan var mı?

ADNAN OKTAR: Mehdi gibi gördüğüm, Mehdi misal diyeyim mesela Tayyip Hocam bence bir siyaset Mehdisidir. Çünkü İngiliz derin devleti ve deccaliyetle göğüs göğse mücadele yapıyor. Ve deccaliyetin bir numaralı hedefi şu an. Deccalin bir numaralı hedefi dünya çapında. Bir nevi siyaset Mehdisidir. Maneviyat anlamında Mehdiler kimler olabilir? Bence Şeyh Nazım Hocamdı maneviyat Mehdisi. O bir nevi maneviyat Mehdisiydi. Yine vardır, baksak çok vardır. Her yerde görebilirsin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: 1958 Aksaray.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

VTR: Bir şey sormak istiyorum, cennette ilk bin yıl ne yapmak istersiniz?

ADNAN OKTAR: Öyle de biliyorsun ki. İlla beni konuşturacak. Adnan Hocam deyince akla ilk gelen neyse o tabii ki.

Evet, dinliyorum.

VTR: Selam Adnan Hocam, ben Azerbaycan’dan Sertev. Sizlere bir sorum olacak inşaAllah. Hz. Mehdi ve Hz. İsa Mesih zahir olduktan sonra iki mübarek kardeş ve talebeleriyle birlikte dünya seyahatine çıkacak mı, inşaAllah? Allah sizlerden razı olsun.

ADNAN OKTAR: Mehdi (as)’nin var, dünyayı gezeceği var. İsa Mesih’in de gezeceği var. İşte Mesih lakabının gelmesinin sebebi de -geçen söylemiştim- dünyayı gezmesi hasebiyle. Bir sebebi de odur. Seyyidina İsa Mesih İbni Meryem. Ama yakışıklı bir delikanlı, jön gibi yakışıklı. Öyle göreceksiniz. Mütevazi, herkesle konuşur. Yani öyle havaya falan girmez. Öyle bir hani ben Mesih’im, şöyle böyle… Öyle değil yani. Mütevazi, mazlumdur. İnsanların hatta özel olarak ayaklarını falan yıkıyor İsa Mesih kendi talebelerinin. O kadar mütevazidir. Çok şeker, tatlı bir insan.

Funda Arar, canım benim Allah ömrünü uzun etsin çok tatlı bir sanatçı.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bence Türk medyasında öncelikle RTÜK olmak üzere çok fazla medyaya müdahale ediliyor ve çok fazla sıkılıyor. Ben bunu yanlış buluyorum. Ve herkesin haber alma özgürlüğünün olduğunu düşünüyorum bu ülkede ve bunların engellenmemesi gerektiğini düşünüyorum.

ADNAN OKTAR: Nasıl güzel, nasıl yakışıklısın sen. MaşaAllah, Allah uzun ömür versin sana. Çok nurlu yüzün, maşaAllah. Doğru söylüyorsun, özgürlük en doğru olanı. Zaten anormal bir şey varsa mahkemeler gerekli kararı verir. Türk mahkemeleri var. RTÜK’ün ayrıca devreye girmesine gerek yok. Müzik yok, dekolte yok, konuşmak yok, eğlenmek yok. Böyle olmaz. Böyle olunca biz de böyle tedbir almak durumunda kalıyoruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Selam Adnan Baba, ben Azerbaycan’dan Samira. Çocuklara neden dünyada sevgi yok?

ADNAN OKTAR: Kurban olurum ben seni Yaratan’a, tatlılığına, şekerliğine, ballığına, kaymaklığına. Sen saf baldan oluşuyorsun galiba. Dünyalar tatlım biz seni delicesine seviyoruz delicesine. Sen bizim balımızsın, şekerimizsin. Bizim sevgimiz sana yeter sadece. Herkes seviyor mu bunu? Hepimiz seviyoruz. Sen bizim kuzumuzsun, minik kuzu. Senin gönlün çok rahat olsun. 3-5 yıla kadar hem imam Mehdi (as)’yi göreceksin hem Seyyidina İsa Mesih’i. Onu da on yıl içerisinde görürsün inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Öncelikle merhabalar. Az önce 330 tane kitap yazdığınızı ve içinde biyolojiyle de alakalı şeyler olduğunu öğrendim. Ben de bir biyoloji öğrencisi olarak size sormak istediğim birazcık cesur bir sorum var aslında. Bugüne kadar bununla alakalı hiçbir bilgim yoktu. Fakat bu kitabı görünce aklımda sadece bir soru uyandı. Bu kadar dolu bir adam olup neden o televizyon programını yaptığınız konusunda bir cevap istiyorum aslında sizden. Beni cevapsız bırakmazsanız çok sevinirim. Teşekkürler.

ADNAN OKTAR: Canımın içi, güzel yüzlüm benim, nurlum. İstiyor ki ben böyle gözlükle çıkayım. Böyle ip gibi bir kravat. Yabancı kelimeler, öhöm diye başlayayım. Gençler falan böyle konuşayım. Efendime söyleyeyim falan diye konuşacağım. Çok fazla isim sayacağım; Fransızca isimler, Latince isimler falan. Böyle havalarda olacağız. Ben çok şey biliyor havası vereceğim. Benim güzelim, benim dünyalar tatlım, öyle bir hayat olmaz. Yani sizin görüşünüzü bozdular. Bilim adamı deyince böyle insanlıktan çıkmış bazı insanlar meydana getirdiler. Bazı yerlerde, bazı kişiler için söylüyorum. Adamda sevgi yok, neşe yok, sevinç yok, muhabbet yok, tutku yok, aşk yok, hiçbir şey yok. Mekanik olmuş, elektronik beyin gibi. Öyle bilim adamı olmaz. Bilim adamı aynı zamanda sanatçıdır. Sevgi doludur, tutku doludur. İnsancıl yönü çok zengindir. Dolayısıyla çok mütevazidir. Kendini halden hale, şekilden şekle sokmaz. Çok bilen adam havasına da girmez. Çokbilmiş havasına da girmez. Millete tepeden bakmaz. Her şeyi bilen, herkesten üstün insan görünümünden de şiddetle kaçınır. Dolayısıyla benim güzel yüzlüm de benim kanaatim bu görüştedir diye düşünüyorum.

Evet, dinliyorum.

VTR: Selam Hocam ben Azerbaycan’dan Rauf. Sorum şöyle; Hz. Mehdi (as)’nin talebelerinin isimleri Hz. Mehdi (as)’ye belli midir? Bir de farklı ülkelerde Hz. Mehdi (as)’nin talebeleri var mıdır? Varsa Hz. Mehdi (as)’nin talebeleri Hz. Mehdi (as)’ye nasıl kavuşacaklar?

ADNAN OKTAR: Hadislerden anladığım kadarıyla “talebeleri gökte olurlar” diyor. “Süratle giderler” diyor. “Avuçlarının içine bakarlar, Mehdi’yi görürler” diyor. “Mehdi de avucunun içine bakar, onları görür” diyor. Yani cep telefonlarına dikkat çekilmiş. Telefonlarla birbirleriyle bağlantı kurarlar. Gökte gitmeler, süratli olmaları da öbür ülkelere gideceklerini zaten gösteriyor. Ama talebelerinin isimlerini ben tabii ne bileyim ben. Hadislerde de geçmiyor, bilmiyorum. Ama gördüğümüzde, tanıdığımızda, zahir olduğunda anlarız inşaAllah.

Evet.

VTR: Merhaba Emre ben. Benim sorum; niye kızlar bu kadar acımasız?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, nurlum benim. Seni kim kızdırdı böyle? Ben o kızları gidip uyarayım, ‘niye benim canımı bu kadar üzdünüz?’ diye. Kim bilir çocuğa ne terslik yaptılar. Bazen öyle onları üzüyorlar. Halbuki şefkatle, merhametle yaklaşmaları lazım. Yani onun mahzun ve masum bir insan olduğunu gördüğünüze göre kalbini kırmaya, onu korkutmaya yahut onu üzmeye ne gerek var? Merhametle yaklaşıp, dostça, arkadaşça tavır göstermeleri lazım. Belli ki kötü sözler, kötü davranışlarla karşılaşmış. Sevgisine karşı çirkin bir tavırla karşılaşmış gibi görünüyor. Ama Allah sana mutlaka iyi, dost olan insanlar çıkarır. Güzel hanımlar çıkartır böyle dost hanımlar çıkartır. Ama sen imanını geliştir, Allah’a sevgini arttır, Allah’tan korkunu arttır. Allah seni sevdirecektir. Gönlün rahat olsun.

VTR: Merhaba ben Dilara. Bazı erkekler neden kızlar gibi trip atıyor?

ADNAN OKTAR: Canımın içi bir kere çok güzelsin, çok çok hoş kızsın. Çok hoş görünüşün. Erkekleri kadınlaştırdılar, kadınları da erkekleştirdiler. Kadınlar böyle ağabeyli falan erkek gibi konuşuyorlar, erkek gibi sert bir ruh haline girdiler. Erkekleri de kadınlaştırdılar. El kol hareketleri, yürüyüşleri, giyindikleri kıyafetler, seçtikleri renkler ve özellikle konuşma üsluplarıyla kadına benzediler. Bu çok korkunç ve çok çirkin. Ve fıtratı bozma bu. Ama bu felaketi deccaliyet tertip ediyor. Bunu ortadan kaldıracağız inşaAllah. Mehdiyet devrinde herkes fıtratına göre hareket edecekler. Erkekler erkek gibi olacak, kadınlar kadın gibi olacak. Mesela bak benim arkadaş çevremde kadınlar tam kadın gibi, erkekler de erkek gibi. Zaten ona bozuluyorlar. “Niye kadına benziyor?” diyorlar. Rahatsız oldukları konu o. Erkek gibi olsalar bitecek konu. Ama kadın gibi olmaları, cazibeli olmaları adamlara ağır geliyor. Çünkü alışmış homoseksüelliğe, alışmış transseksüellerle beraber yaşamaya. Kadın gördü mü adamın nevri dönüyor, kadına benzeyen kadın görünce.

Evet, dinliyorum.

VTR: İşsizlik insanı sıkıntıya düşürür mü?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm çok yakışmış tesettürün. Yüzündeki ifade de çok güzel. Nurlu, hanım bir kızsın. Tesettüründen dolayı da seni tebrik ediyorum. Boş adam çok tehlikelidir tabii. Yani Allah esirgesin hep intiharlar falan hep o yüzden oluyor birçoğu. Cinayetler falan da adam işsiz, güçsüz. Daralıyor, konu arıyor, sataşacak adam arar. Mutlaka insanın bir ideali, ülküsü, hedefi, güzel çalışmaları, güzel gayretleri olması lazım. Boş adam tehlikelidir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Selam Hocam ben Azerbaycan’dan Orhan. Azerbaycan’da büyük bir Mehdi sevgisi var. Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as) Azerbaycan’a gelecek mi?

ADNAN OKTAR: Aşıklarının yanına gelecek tabii ki tek tek gezecek. Yani onu en çok sevenler neredeyse o da orada olacaktır. Ama daha önceden sevenler. Son anında seven zaten sever de ama başından beri sevenler en çok neredeyse oraya gidecektir. Peygamberimiz (sav) Mehdi (as)’ye olan coşkuyu anlatıyor hadiste. Ben onu anlatmayacağım. Yani çok muhteşem bir coşku olacağını söylüyor. Yani delicesine bir coşkudan bahsediyor. Fakat o üslup olarak benim anlatmam olmaz. Şu anlamda, şu aşamada olmaz.

Evet.

VTR: Merhaba ben Aleyna. Düşüncesiz insanlara karşı nasıl bir tavır sergilememiz gerekiyor?

ADNAN OKTAR: Aleyna, canımın içi, senin gibi güzel bir varlığa çok kaliteli, akıllı insanlar layık olur. Basit insanlarla hiç muhatap olma. Düşüncesiz olduğunu anladığında, kalitesiz, adi olduğunu anladığında hiç kalplerini kırmadan, sessizce onlardan uzaklaş. Ve hiçbir şekilde de muhatap olma. Öbür türlü seni üzerler. Sana da layık olan insanlar senin zaten değerini bilirler. Onlar sana yeter.

VTR: Sizce çocuklar şımartılmalı mı?

ADNAN OKTAR: Çocuğa saygı gösterilmesi lazım. Çocuğa saygı gösterilmezse çocuk şımarır. Yani adam yerine konmazsa, aklından şüphe ettiğini hissettirirsen, akılsız olduğunu hissettirirsen şımarır ve anormalleşir, dengesizleşir. Çocuğun şımarmasının nedeni, onun akılsız olduğunun ona vurgulanmasıdır bir şekilde. Ona saygı duyar, değer verirse bir insan, aklına önem verdiğini gösterirse çocuk çok akıllı olur ve çok güzel tavırlar gösterir.

Kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Evet, kısa videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü