Harun Yahya

Sohbetler (3 Eylül 2017; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Hoş Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk Bülent Bey. Ne var ne yok?

KARTAL GÖKTAN: Sosyal medyada konuşulan bir fotoğraf var Adnan Bey günlerdir. Menzil tarikat şeyhinin torununun altın yaldızlarla donatılmış tahta otururken çekilmiş bir resmi var. Menzil tarikatı Şeyhi Abdülbaki Erol’un torunu Seyit Abdülbasit El-Hüseyni, Nisan ayındaki nişanında tahta oturmuştu. Düğünde de havai fişek gösterisi yapılmıştı. Çiçeklerle donatılmış lüks düğün aracı dikkat çekmişti. ODA TV bu konuyla ilgili haber yapmış, şöyle diyorlar: “İslam dini lüks ve israfa karşı çıkarken bir lokma bir hırka felsefesiyle Müslümanları öğütlüyor. Bununla ilgili Kuran-ı Kerim’de de ayetler bulunuyor. Buna karşın Menzil tarikat şeyhinin torunlarının lüks yaşamları dikkat çekiyor. Menzil şeyhinin torunlarının nişan ve düğünlerinde lüks tahtlarda oturması, son model araçlarla çekilmiş fotoğrafları var” deniyor.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, ayda yılda adamlar kendilerince bir güzellik olsun diye bir şey yapmışlar. Onu bile onlara çok görmeleri işte genel mantığı gösteriyor. Çünkü Müslüman dediğin sürünecek, tek yapacağı, bir de ayetle ispat diyor görüyor musun? “Ayette Allah sürünmenizi emretti” diyor “siz niye sürünmüyorsunuz?” Müzik olmayacak, resim olmayacak, heykel olmayacak, eğlence olmayacak, güzel kıyafet giymeyecek, güzel kadınlar olmayacak, dekolte olmayacak, sanat olmayacak ölüm olacak, sürüneceksin veyahut kalitesiz yaşayacaksın veyahut sıradan bir görünüm olacak. Müslümana bunu bir türlü yakıştıramıyorlar. Ayrıca gariplerim ne yapmış yani çok ucuza mal olan bir taht, yaldızlamışlar boyamışlar süslemişler. Toplam 2-3 bin lira bile etmez, uzatacak ne var bunda? Yazık garibanlara bu kadar ayıp yani. En fazla birkaç yüz liradır oraya konan çiçek, arabayı kendilerince süslemişler niye burunlarından getiriyorsunuz, niye çok görüyorsunuz adamlara? Bu nasıl kafadır ben anlamıyorum.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği bir hafta içinde 60 bin Arakanlı Müslümanın yasadışı yollarla Bangladeş’e geçtiğini bildirdi. Ayrıca Birleşmiş Milletler tarafından yapılan açıklamada 20 bin kişinin Rohingya sınır bölgesinde mahsur kaldığı, Bangladeş’e deniz yoluyla ulaşmak isteyen 11’i çocuk 15 Arakanlı’nın boğularak hayatını kaybettiğini bildirdi.

ADNAN OKTAR: Bu Myanmar Müslümanlarını, bu Rohingyalı kardeşlerimizi Irak’tan, Suriye’den ayırt etmemiz mümkün değil. Filistin’den ayırt etmemiz mümkün değil, Afganistan’dan, diğer ülkelerden ayırt etmemiz mümkün değil. Bir genel felaket var, bunun nedeni Müslümanlar şirke düştü, Kuran’dan ayrıldılar. Onun için semavi felaket yağıyor olay bu. Kuran’a döndüğümüzde Allah bu belayı üzerimizden alacak. Yoksa bu bela devam edecek ben söyleyeyim, eder yani. Tabii orada vefat edenler şehit olur, yaralananlar gazi hükmünde olur ama bu Allah’tan bir uyarı.

Evet, dinliyorum.

VTR: Gerçekten derin bir devlet var mı? Peki bu devleti kim yönetiyor?

ADNAN OKTAR: Kimin yönettiğini o kadarına giremem. Ama İngiliz derin devleti var ve dünyadaki bütün derin devletlerin başı o. Ta en başından beri öyle. Zamanında Firavun’a o görev verilmiş, sonra Nemrut’a geçmiş yani silsile yoluyla elden ele geçen bir derin devlet yapılanması. Bir de Mehdiyet yapılanması oluyor daima. Yani derin bir Mehdiyet yapılanması olur bir de derin devlet yapılanması olur. Ama derin Mehdiyet alenidir açıktır, yani milletin gönlünü, güzel insanların ruhunu temsil eder, iyilikleri temsil eder, merhameti temsil eder. Deccaliyet de kötülükleri, acımasızlıkları, sevgisizliği, merhametsizliği temsil eder. Bu ikisinin hep mücadelesi olur. Allah iki tarafa da imkan verir. Ama şimdi sırrını açıklasak olmaz. Ama İngiliz derin devletinin başında da birileri her zaman olur, insan olarak birileri oluyor. Şu anda da var, yaşlı bir adam, gözünden rahatsız bir adam var başında. Rezil-kepaze edeceğim gün de yaklaşıyor resimleriyle fotoğraflarıyla.

Evet. 

VTR: Merhaba, ben Manisa’dan Sudem. Bana aşkı anlatır mısınız?

ADNAN OKTAR: Sude ne kadar güzelsin sen, Allah senin güzelliğini kat kat artırsın. MaşaAllah, Allah cennette kardeş olmamızı nasip etsin. Allah sana hidayet versin, sağlık sıhhat, uzun ömür versin. Allah’ın ruhunu taşıyan bir insan olduğun hissediliyor. Aşk, bütün kainatı kaplayan ruh. O ruhun Allah esirgesin tam tersi olabilecekken Allah tam tersini yapmış, sadece saf sevgiyi hakim kılmış. Allah’ın aklı saf sevgi üstünedir. Her yerde saf sevgi hakimiyeti vardır. Atomdan tut hücrelerden çık hepsinde sevgi vardır, tutku vardır. Zaten birbirilerine de bağlılar biliyorsunuz hiç birbirlerinden ayrılmazlar. Ama sevgiyi bir de insan hisseder, yani dünyanın en büyük zevki. Ama Allah olmadan olmaz yani Allah olmadan Allahsız aşk olmaz. Allah’la beraber olur. İnsanların hatası, Allah’tan ayrı yapmaya kalkıyorlar aşkı, o zaman o kötü bir heves girişimi olur o kadar. Aşk, Allah tarafından insanlara verilen, imanla birlikte sunulan derin bir haz, derin bir zevk, derin bir güzellik. Zaman zaman değineceğim, çünkü bir kelimede anlatmak aşka yakışmaz.

Aşk için kabadayı olmak lazım, kabadayı olmayan aşkı yaşayamaz. Kendi için yaşayan bir insan aşkı asla yaşayamaz. Mahvolur kendi için yaşayan bir insan. Egoist olmak süper tehlikelidir, kendini öldürür dünyada, mahveder ruhunu. Allah için yaşanır, her şeyden geçilir. İşte onun için velayet sistemi var. Adam her şeyini malını mülkünü dağıtır İslam’da, öyle şey yoktur kendi için yaşamaz. Hz. Ebu Bekir (ra) çok iyi anladı onu velayet sistemini, en iyi uygulayan oydu. Aslında çok kolay en doğru yol, ama insanlar bunu uygulamada zorlanıyorlar. Allah’ın verdiğini Allah’a verecek o kadar, Allah’ın verdiğini Allah’a verecek.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Danimarka’daki kardeşlerimizin bir faaliyeti var. Kopenhag’da ünlü metal grubu Metallica’nın konser bölgesinde fosil sergisi düzenledi kardeşlerimiz. Çok büyük bir ilgi olmuş sergiye, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok güzel olmuş şahane. Görgülü aklı başında insanlar olduğu için ve fikre açık oldukları için muannit olmadıkları için çok büyük faydası olur.

Bu, ağaçlara çivi çakan adamlar var ilan falan çakıyorlar. Ben onu aylar yıllardan beri söylüyorum daha yeni belediye atağa geçmiş. Ama bir belediyede, böyle şey olmaz. Türkiye çapında kanun çıksın ağaca çivi çakmak para cezasıyla cezalandıracak şekilde ayarlansın. Mesela bin lira alsınlar ağaca çivi çakandan yahut taksit taksit ödesin burnundan getirsinler. Önüne gelen yağlıboyayla yazı yazıyor 150 yıllık ağaç yol boyunca baktım. Üç yıldan beri söylüyorum daha yeni belediye karar almış, üç yıldan beri. Vatandaşlar fotoğrafını çeksin telefonla belediyeye şikayet olarak göndersin her belediyeye. Adresini versin, “falanca yerdeki ağaç, adam bu ilanı yapmış” zaten adres-telefonu da var. Hemen sökülsün, belediye fotoğrafını çeksin söksün ve cezayı kessin. Bunu dilekçeyle de bildirelim, İçişleri Bakanlığı’na da bildirelim, ilgili birimler kimse onların hepsine bildirelim. Böyle şey olmaz.

Yeni bir tanıtım var, yazarlar falan kendini tanıtırken İngiliz yanlısı yazarlar, “Bağımsız Müslüman, cemaatsiz, mürşitsiz, lidersiz, halifesiz” yeni tanıtım bu. Katolik’e soruyoruz “Papa var” diyor, Ortodoks’a soruyoruz başında lider var, masona soruyoruz başında lider var, Budist’e soruyoruz başında lider var; Müslümanda istemiyorlar. “Aman aman aman felaket” diyorlar. Sonra da teker teker hepsini eziyorlar, bu bir oyun Müslümanlar bu oyuna gelmesin. Müslümanların mutlaka başı olması gerekir. Kuran ayetiyle açıkça farz, oyuna gerek yok. Bütün İslam aleminin bir lideri olması lazım. Lidersizlikten bu bela geliyor başımıza, aynı zamanda yani.

Dinliyorum.

VTR: Neden her yerde rahat giyinemiyoruz?

ADNAN OKTAR: Bak felaketi görüyor musun? Bunların hepsini bir araya getirelim. Müthiş bir rezalet bu. Türkiye tamam, Mısır’da da giyinemiyorlar, İran’da da, hiçbir yerde giyinemiyor hanımlar. Erkeklere serbest, kadınlara yasak ve büyük bir felakete uğramış kadınlar büyük bir oyuna getirilmişler. Hangisi olsa rahat giyinememekten bahsediyor. Kadın dekolte niye giyinemesin kardeşim? Niye süslenemesin, niye istediği kıyafeti giyinemesin? Niye makyaj yapamasın? Bu oyuna son verecek çalışma hanım kardeşlerimizin bir arada ittifakla hareket etmesiyle çok kolaylaşır. Ne yapacaklar? Kim müdahale ediyorsa İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet etmeden bilgilendirme olarak göndersinler. Bu belayı savuşturacağız. Böyle oyun olmaz. Bütün olaylar kadının aleyhine her şey. En az 200-300 madde sayarım kadınların aleyhine hazırlanmış. Bu çok korkunç. Kadın, haşa adam nasıl görüyor, hayvanla insan arası görüyor gelenekçi Ortodoks sistemde. Darwinizm’de yine aynı şekilde “Hayvanla insan arası bir mahluk” diyor haşa. Bu kepazeliğin çapı çok büyük. Kadını dünyanın her yerinde eziyorlar, buna müsaade etmeyeceğiz. Sırf Türkiye’de değil hiçbir yerde müsaade etmeyeceğiz. Bu bela en fazla 3-5 yıl içinde tamamen kazınacak. Sıkıysa yapsınlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Katolik Kilisesi Lideri Papa Franciscus yıllar önce, bazı şeyleri netleştirme ihtiyacı duyarak psikanaliste gittiğini açıklarken, Kuran üzerine eleştirel bir çalışma yapılması gerektiğini iddia etti. “İslam’la diyaloğumuz iyi gidiyor. Bizim kutsal metinlerimiz için yaptığımız gibi onların da Kuran üzerine eleştirel bir çalışma yapmaları onlar için iyi olur diye düşünüyorum. Tarihsel eleştirel bir yorumlama yöntemi gelişmelerini sağlayacaktır” yorumunu yaptı.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, sen açık açık ben Allah’a dine inanmıyorum desene. Niye gidip oradan maaş alıyorsun milletin parasını yiyorsun? Ateistim de bitsin ne uzatıyorsun? Oturmuş bir de Müslümanlara kafayı takmış Kuran’ı eleştirecekmiş. İncil’i eleştiren adam Hristiyan olamaz, Kuran’ı eleştiren insan da Müslüman olamaz. Yani dinle imanla alakası kalmaz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bu saç modeli bana yakışmış mı?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, güzel yüzlüm olmuş ama renk olmamış. Platin yaparsan olur. Platin sarışın yaparsan çok çok yakışır ama güzel olmuş çok hoş. Çünkü yüzün güzel, burnun, kaşın, ağzın her yerin fakat saçının rengini bayağı açman gerekiyor o zaman çok çok güzel olursun. Tabii ona göre de makyaj ayarlayacaksın çok güzel olursun. Allah güzelliğini artırsın. Allah sana hidayet uzun ömür versin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hürriyet Gazetesi Yazarı Melis Alphan, Türkiye’de ensest vakalarının yüzde 40’ı bulduğunu iddia etti. Yazısında, “Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 56 ilde yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıklayamadı bile. Ama tek bir rakam verdi ve tabloyu görmemiz açısından yeterliydi aslında. Türkiye’de ensest oranı yüzde 40 yani her 10 kişiden 4’ünde ensest var” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Yani her 10 aileden 4 ailede ensest var. Yani annesiyle yahut kız kardeşiyle ilişkiye girenler oluyor bu anlamda, evet. İşte Darwinist eğitirsen, materyalist eğitirsen. Daha hala 2019’da kaldıracağız diyorlar. Kaldırın bitsin bekletmeyin bak 2019’a kadar, Allah uğursuzluk verir yapmayın. Nerenin 2019’u? Niye bekliyorsunuz 2019’a kadar? Allah’a meydan okunuyor orada, kaldırın onu. Hemen kalkması lazım Darwinist-materyalist sistemin. 2019’a kadar kim bilir neler olacak Türkiye’de. Niye tutuyorsunuz 2019’a kadar? 2019’da ortaokullarda kalkacak diyor. Şu an tamim yayınlayın kanun hükmünde kararname, kaldırın. Facia facia, alenen Allah inkar ediliyor, tesadüfen yaratıldığı söyleniyor kainatın. Bak Papa da adam yol bulmuş ne diyor “ben İncil’i eleştiriyorum, siz de Kuran’ı eleştirin. Ne bekliyorsunuz?” diyor. Yani İncil de yok Kuran da. Bunun bir özelliği daha var şimdi Papa’nın bunun, onu da açıklayacağım yakında. Daha önceki papanın özelliği var onda yani aynılar yani. Bilmem anlatabildim mi? İkisi de aynı. Bunlar Rumi, Darwinist, İngiliz yanlısı ve homoseksüel destekçisi. Hepsi, yani bu yapının içerisinde böyle bir yapı oluşturmuşlar.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: 25 yıldır hizmet yapan İHH bu Kurban Bayramında da 5 kıtada 106 ülkede faaliyetlerini gerçekleştirdi. 2 milyona yakın ihtiyaç sahibine kurban eti ulaştırdı. 23 bin 440 yetim çocuğa bayramlık sevinci yaşattı.

ADNAN OKTAR: İHH’ya helal olsun. İHH bayağı dürüst, ben sevdiklerime dostlarıma güvence veriyorum İHH’yla ilgili. Çok dürüst çocuklar. Allah için, ne yapıyorlarsa Allah için hiçbir çıkarları yok. Hepsi fakir çocukların hepsi, hizmet edenlerin hepsi fakir-fukara çocuklar. Beş kuruş çıkarları yok sırf Allah için yapıyorlar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Seksi kadın mı güzel kadın mı?

ADNAN OKTAR: Öyle bir soru sordun ki yakışıklım. Tabii ki seksi kadın, kayıtsız şartsız seksi kadın. Yani güzel olan kadın zaten seksi olan kadındır. Bunun hiç tartışılır yönü olmaz. Yani ne demek; kadın güzel bebek gibi ama seksi değil nasıl oluyor o? Demek ki aklını kullanmıyor, ruhunu kullanmıyor, derinliğini kullanmıyor, zekasını kullanmıyor, ruhundaki o müthiş ateşi kullanmıyor, biblo. Bana şöyle sor, biblo mu seksi kadın mı diyeceksin. Çünkü akıllı kadın mutlaka seksidir. Her akıllı kadın istisnasız mutlaka seksidir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Mehdiyet faaliyet halindeyse Mehdi ve talebelerini neden göremiyoruz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım bak, bana diyorlar ki işte “Mehdi ve talebeleri” mesela Hz. Mehdi (as)’a benziyorsun sen. Bakayım o güzel yüzlüme ben. Hakikaten benziyor tam tipik bir Mehdi görünümü, maşaAllah. Allah nurunu artırsın. Sen de bir nevi Mehdi’sin sana söyleyeyim. Ha başı kim olur? Onu Allah bilir. Daha 2019’lar, 2021’lerde belli olacak. Hiç ummadığımız birisi de çıkabilir. Ama bak açıkça söylüyorum 2021’lerde ben burada olacağım Allah’ın izniyle, bana bir daha soracaksınız, diyeceksiniz ki “sormaya gerek yok” diyeceksiniz sonra. O arkadaş diyecek ki “sormayacağım” diyecek. Çünkü belli olur. Mızrak çuvala sığmaz, ok sadakta durmaz illaki belli olur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sizce ben sevimli miyim?

ADNAN OKTAR: Sen benim kraliçemsin, canımın içisin ve çok çok güzelsin. Kaşların çok güzel, gözlerin güzel, burnun güzel her yerin çok güzel ve çok tatlısın. Tacın da müthiş yakışmış. Sen büyüdükçe daha da güzelleşeceksin ayrıca onu da söyleyeyim. Bak sen 19 yaşına geldiğinde beni yine arayacaksın “güzel miyim?” diyeceksin, zaten sorarken öylesine soracaksın laf olsun diye soracaksın, olağanüstü güzel olacaksın, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Her bayram mutlaka bayramlaştığınız bir büyüğünüz var mı?

ADNAN OKTAR: Tabii, en başta annem 91 yaşında, maşaAllah tam Çerkez böyle. Önce anne ondan sonra diğerleri.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bir kadında mavi gözü mü yeşil gözü mü tercih edersiniz?

ADNAN OKTAR: Şimdi böyle konular çok riskli yakışıklım. Sen benim başımı derde sokmak istiyorsun gibi anlarım ben. Ne kadar tehlikeli, şimdi desem ki mesela şu göz rengini ben daha tercih ederim. O diğer göz renginde olan hanımlarla benim diplomatik bağımı bir düşün, sosyal bağımı bir düşün, kalbi bağımı, sevgi bağımı bir düşün ne kadar riskli bir soru. Sakın sakın sakın bak sen de sorma, sen de böyle bir şeyin içine girme ben de bu soruyu duymamış olayım sen de söylememiş ol. Her göz güzeldir, tutku varsa her göz güzeldir. Tutku, tutku çok önemlidir. Gözden akan akıl, gözden akan derinlik, gözden akan o deli elektrik, deli ruh o çok etkileyicidir. Yoksa ondan gerisi hikaye.

Evet.

VTR: Şu anda ölen Hristiyanlar cennete gidiyor mu?

ADNAN OKTAR: Hem yakışıklı hem de çok güzelsin. Allah sana uzun ömür versin. Hristiyan eğer Peygamberimiz (sav)’e yalancı demiyorsa, İncil’i samimi olarak değerlendiriyorsa cennete gider. Hz. Peygamber (sav)’e yalancı demeyecek. Mesela ne diyor İncil’de: “Ben Allah’a dua ediyorum” diyor Hz. İsa Mesih (as), değil mi? “Yemek yiyorum” diyor “ben insanım” diyor. Peygamber olduğunu ve insan olduğunu oradan anlıyoruz samimi incelendiğinde. Allah yemek yemez, Allah uyumaz. Uyuduğunu söylüyor. Allah dua ediyor güya onların inancına göre, bu yanlış. Allah kendi kendine dua etmez. “Allah’ım beni kurtar bana iyilik ver” diyor, Allah’a dua ediyor. Dolayısıyla akılcı bakan her Hristiyan tevhid inancını İncil’in içinde görür. İncil’in içindeki namazı da görür, zekatı da görür ve Peygamberimiz (sav)’in yalancı olmayacağını da bilir vicdanıyla. Bu tarz düşünen herkes cennete gider.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, arkadaşlarımız Altuğ Berker, Seral Köprülü, Sedat Altan sizi temsilen Mehmet Şevket Eygi Hocamız’ı ziyaret ettiler. Kendisine İngiliz Derin Devleti eserinizi hediye ettiler. Size selamlarını iletti. “Camialar arasında Hocanız’ın kitapları gibi kitap yazabilen kişi yok” dedi Mehmet Şevket Eygi Hocamız. Gönderdiğiniz hediye vardı onu çok beğendi. “Bir parça sanat olan her şey beni çok mutlu eden şeydir” diye söyledi. En büyük hayalinin Türkiye’de çok kaliteli kolej ve üniversiteler açılması olduğunu söyledi. İngiltere’deki kaliteli okullarda frak giydiğini anlattı. Evrim teorisi için “evrimcilerin coelacanth ve Piltdown adamı sahtekarlıkları her okulda okutulsa evrim kalmaz” dedi. “Bu konuyu siz bitirdiniz” dedi. “Müslümanlar birlik değil, birlik olmazsak Türkiye de Suriye gibi olur” dedi. “Birlik olursa Müslümanlar başarılı olur” dedi. Ayrıca 23 Eylül 2017’de de büyük gök olayları olabileceğini söyledi Mehmet Şevket Eygi Hocamız. “Çok büyük savaşlar olacak, Ortadoğu kan gölüne dönecek” şeklinde ifadeleri oldu.

ADNAN OKTAR: Mehmet Şevket Eygi Hocamız’ı yakından göstersene bana. O kadar muhterem bir insan ki, o kadar asil bir insan ki tarif edemem. Şu an Türkiye’de İslam aleminde bence en kaliteli Müslüman, üstüne yok. Biliyorsunuz Galatasaray Lisesi mezunudur Hocamız, Fransızca bilir. Çok çok kültürlü çok görgülü bir insan, çok nezaketli, çok efendidir. Çok şefkatli çok merhametli hayvanları sever, bitkileri sever, Allah’ı sever, kimseyi incitmez, nezihtir. Kaliteden, güzellikten, estetikten çok zevk alır, çok muhterem mübarek bir insan. İnşaAllah değeri bilinir. Allah ömrünü uzun etsin, sağlık sıhhat versin iyi gördüm Hocamız’ı sevindim, maşaAllah elhamdülillah. Ellerinden öpüyorum. Daima emrindeyiz, gece-gündüz, gecenin üçünde dahi de olsa telefon açtığında derhal emrinde neyse yerine getiririz.

KARTAL GÖKTAN: Arkadaşlarımız birkaç gün önce de Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ı Mersin Erdemli’deki dergahında ziyaret ettiler. Kendisine sizin selam ve sevgilerinizi ilettiler. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız ayağa kalktı “Aleyküm Selam” dedi, selam ve sevgilerini iletti o da size. Sizin gönderdiğiniz hediyeyi arkadaşlarımız kendisine takdim ettiler. Çok beğendi hediyenizi. Yaklaşık bir saatlik bir sohbet yaptılar.

ADNAN OKTAR: Hem seyit hem de şeriftir biliyorsunuz Şeyhimiz. Gerçek icazetli Şeyhtir. Yani silsile yoluyla icazetli gerçek Şeyhtir. Allah nurunu artırsın. Tevazusu, yüksek ahlakı, nezaketi, efendiliği, şefkati, sadakati, vefasıyla Şeyhimiz’in sanki ruhaniyetini temsil ediyor. Allah uzun ömürle onu mükafatlandırsın, hidayetiyle sarsın, nuruyla sarsın, Allah başımızdan eksik etmesin, maşaAllah diyoruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Size Manisa’dan sevgilerimizi saygılarımızı gönderiyoruz.

ADNAN OKTAR: Severim ben onların güzelliğini, tatlığını, ballığını. Cennet kızları gibiler onlar, maşaAllah, cennet kuzusu gibi hepsi. Allah hepsine hidayet, nur, sağlık sıhhat ve uzun ömür nasip etsin. Allah sizlere saygıyı, sevgiyi hiç eksik etmesin. Ben de size selamlar gönderiyorum. Cennette de selamlaşırız, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: IŞİD tehlikesi sizce ortadan kaldırıldı mı?

ADNAN OKTAR: Şimdi böyle sorularda önce güzellik. Çok çok güzelsin, alın, kaş, göz her şey çok güzel. Allah sana uzun ömür versin, hidayet versin. Bir de yüzün çok nurlu, ışıklı, aydınlık ve sevgi dolu olduğun anlaşılıyor. IŞİD tehlikesinden bahseden insan Kuran Müslümanıdır, yani Mehdiyet Müslümanı. IŞİD tehlikesi kalkar mı? Yok, katlanarak artar. Oradaki zafer görüntüsü var ya Irak’ta, öyle bir olay olmaz. Bu geçici. Şimdi oraya yerleşirler silahlanırlar otururlar, şehir haline gelirler. IŞİD yeniden gelir yeniden alır yani lastik gibi süner. Şimdi IŞİD aç kaldı oraların dolmasını bekliyor, dolunca çöker oraya. Silah, mühimmat, yiyecek ne varsa hepsini alır ellerinden, benim kanaatim bu. Böyle olmaz. Kuran’ın yeterliliğinin anlatılması, ilimle irfanla mücadele edilmesi gerekiyor.

Evet dinliyorum.

VTR: Sizce denildiği gibi, her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var mıdır?

ADNAN OKTAR: Her başarılı erkeğin arkasında, eğer dünya çapında bir başarıdan bahsediyorsak İngiliz derin devleti vardır. Ama tabii fonda bir kadını kullanabilirler ayrı. Yani belki bir ajan kullanılır ama yüksek derecede görevliyse zaten sistem odur. Bir kadını ona musallat ediyorlar. Kadın ajan kanalıyla İngiliz derin devleti o kişiyi tavana kadar çıkarttırıyor. Adamların bakıyoruz yüzünde kaz gibi ifade var. Yani tamamen sığır ama sığırı oynatıyorlar kukla gibi. Ama normal hayatta eğer anlıyorsak her başarılı erkeğin; bazen bazı erkekler akılsız olur. Yani nereye çeksen oraya gider. Zeki bir kadın onu yönlendirir bazen. Yani haşa huzurdan avanaktır. Her denilene inanır. O kadın da der ki, bak seni burada kandırıyorlar. Aman aklını başına al. Şurada yanlışlık yapma, burada yanlışlık yapma. O idare eder. Yani bir bilgisayarı idare ediyor gibi. Dolayısıyla bu erkeğin durumunun vahametini gösterir. Üçüncü anlamı, tutku doludur bir erkek. Mesela güzel bir kadın vardır. Sevgi doludur. Onun aşkı onun sevgisi onu açar, canlandırır. Daha aktif hale getirir. Bu anlamda da yorumlamak mümkün olur. Hangi yorum hangi insana ihtiyaç varsa ona göre dağıtılabilir tabii.

Dinliyorum.

VTR: İçten pazarlıklı insanlara karşı nasıl davranmalıyız?

ADNAN OKTAR: Canımın içi o hakikaten sayısı biraz fazla öyle insanların sayısı. Yani hayatı savaş gibi görüyor. Strateji ve taktikler, oyunlar komplolarla yaşıyor. Bu korkunç tabii. Yani bir insanın gerçek yüzünü görememek, sürekli taktik yapan bir adamla satranç maçı oynar gibi oynamak çok acı. Halbuki insanların çok dürüst olması lazım. Gelir gelmez neyse o olması lazım. Arkadaşsa dostsa açık açık belirtmesi lazım. Binde bir, çok nadir dürüst insan, samimi insan. Bilmiyorum ben mi rastlamıyorum. Yani dışarıda bazı insanları görüyorum, nadir oluyor. Ama bazı insanlar çok dışa dönük samimidir. İçi dışı birdir. Makbul olan budur. Benim kardeşlerimin canının yanması makul çünkü insanların gerçek yüzünü görmek istiyorlar. Gerçek yüzü olmaması korkunç. Cennette herkesin kendi yüzüdür, kendi kişiliğidir. Ama bu dünyada bir yüzü çözmek, bir ruhu çözmek, bir insanı çözmek çok karmaşık bir matematik problemi gibi. Bayağı emek vermesi gerekiyor şahsın ve ayağını kaydırmadan bunu yapabilmesi çok güç oluyor. Çok zeki ve olağanüstü akıllı olması gerekiyor. O yüzden insanlar birbirlerine selam vermiyor. Konuşmuyor. Bir şey ikram etse almıyor. İltifat etse iltifatını kabul etmiyor. Selam verse selamını almıyor. Yani deccalın bir oyunu bu. Deccal insanlığı bozdu, sevgiyi bozdu. Bunu bütün gücümüzle tamire çalışıyoruz şu an. Kardeşlerimiz de bize yardımcı olsunlar. Bu pisliği üç-beş yıla kadar temizleriz Allah'ın izniyle.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Terör örgütü PKK, YPG saflarında çatışırken Rakka’da öldürülen İngiliz terörist Luke Rutter için İngiltere’nin Manchester kentinde tören yapıldı. Tören PKK'nın gövde gösterisine dönüşürken polis örgüt üyelerine koruma sağladı.

ADNAN OKTAR: Onlar kaderinde olanı yapıyor. Bir süre sonra onları tarih kitaplarında okuyacağız.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Selim Aksever. Askerim. İkimiz de askeriz. Askerdeki bu hijyenin olmasının sebebi nedir? Bunu merak ediyoruz. Hijyen eksikliği evet.

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, Allah mübarek etsin askerliğini. Allah seni kutsasın. Askerde evet zordur hayat. Yani koğuşlar havasız olur. Hijyen pek olmaz. Yani banyolar şu bu eskiden beri meşhur bilinir. Keşke kasten yapıyor olsalar yani direnç gelişmesi için falan yapıyor olsalar. Maalesef imkansızlıklardan oluyor. Çok acı bir şey. Halbuki çok geniş rahat ferah yatakhaneler olması lazım. Avrupa'da falan öyle. Herkes hijyen bir ortamda yaşıyor. Banyolar şunlar bunlar falan çok çok temiz oluyor. İnşaAllah Allah devletimize kuvvet versin. Milletimize güç kuvvet versin. Zenginleşelim. İşte bu Mehdiyet’in dışında da olacak gibi görünmüyor. Çünkü yüz elli yıldan beri olmadıysa, olmuyor demektir. İnşaAllah Mehdiyet döneminde olacak, Allah'ın izniyle.

Evet.

VTR: Merhaba ben Tuana. Teknolojide neden gerideyiz?

ADNAN OKTAR: Tuana çok güzel. Canım benim. Allah sana hidayet, sağlık, sıhhat, uzun ömür versin. Hep bu güzelliğin kalsın. Cennette de bu güzelliğinle görüşelim. Teknolojide niye geriyiz? Bizim Sünni inancımızda, gelenekçi Ortodoks İslam anlayışında sanat yoktur. Ebru sanatı vardır. Çinicilik vardır. Müzik yoktur. Resim yoktur. Minyatür yapılabilir en fazla o da taviz vermişler. Minyatür yapanları bile adamlar kâfirlik ile itham ediyor. Minyatürü de kabul etmiyorlar. Müzik yok. Sanat yok. Heykel yok. Hiçbir şey yok. Bilim yok. İlim var, bilim yok. Bilim diye bir şey yok. Bilim adamlarına da ters gözle bakıyorlar. Nedir zorunuz falan gibisinden. Yani hasta kabul ediyorlar bilim adamlarını. Bakın eserlere görürsünüz. Bilimden bahseden bir kitap pek rastlayamazsınız. Bakın Ortodoks gelenekçi eserlere, böyle bir konu yok. Kaliteli bir hayat savunulmaz. Kaliteli bir hayat cehennem alameti olarak görülür. Kaliteli bir ev, kaliteli bir yaşam asla istenmez. Kırk lokma bir hırka o kadar. O kafayla işte Myanmar da böyle oluyor. Pakistan da böyle oluyor. Türkiye de bu şekilde oluyor. Ve bütün dünya İslam alemine cephe almış vaziyette. Kuran Müslümanlığına döndüğümüz an cennet dünyaya geldi demektir adeta. Adeta cennete dönecek. Üç-beş yıl içerisinde bu beladan kurtulacağız. Şu an bu bela durduruldu. Ama geri püskürtülemedi daha. Şu an onu yapacağız. Geriye püskürteceğiz. Yani bu belayı şu an durdurduk. Geriye püskürtmesi kaldı. Kadınların bu kadar ezilmesinin nedeni de bu sistem. Darwinizm ve gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı. Gelenekçi Şia anlayışında da bu var. Onlarda da aynı şey var. Sanat, bilim gelişemiyor. Çok korkunç. Çok büyük bir hata yapılmış. Ve Tevrat ve İncil’e de önem vermiyorlar. Halbuki Tevrat ve İncil ile Kuran gönderme yapıyor. Kuran’a uyan kısımlarında, Tevrat’ı ve İncil'i Müslümanın okuması ve hayata geçirmesi gerekiyor. Ondan da uzak oldukları için, Kuran'a da uymadıkları için, Kuran'ı da yeterli görmedikleri için, felaketin boyutu arta arta arta neredeyse İslam aleminin tamamını yutacak hale geldi. Bundan sonradır atsak. Yani deccaliyetin yıkılması, İslam’ın hakim olması bu önümüzdeki yıllardadır. Gerçek İslam'ın yani neşe, sevinç, kalite, güzellik, iyilik, saadet, mutluluk, dostluk, iyi niyet, herkesin birbirine merhaba dediği, herkesin birbirine sevgi gösterdiği sistem. Yani velayet sistemi. Biraz beklerseler kardeşlerimiz görecekler.

Evet.

VTR: Merhaba ben Emin. Neden bu kadar binaların etrafında Suriye tabelası var?

ADNAN OKTAR: Suriye tabelası derken Arapça mı kastediyor?

BÜLENT SEZGİN: Evet Allahualem.

ADNAN OKTAR: Ama Arap çok fazla ziyaretçimiz var. Çok fazla turist geliyor. Ben dün büyük bir çarşıya girdim. Baktım her yer Arap. Yani neredeyse yarı yarıya. Onların okuyabilmesi için tabelanın Arapça olması makul. Yani Almanya'da da Türklerin oturduğu bölgelerde her yerde Türkçe yazılar. Yani ticari yönden düşündüklerine göre, ticari yönden haklılar. Rahatsız edecek bir şey de yok. Niye Arap harflerinden rahatsız oluyorlar? İngilizceden rahatsız olmuyoruz. Arapçadan rahatsız oluyoruz. İngilizceyi bütün okullarda devlet okutuyor. Bundan rahatsız olmuyorsun. Ondan niye rahatsız oluyorsun? Devlet eliyle sana İngilizce okutuluyor. İngilizce öğreniyorsun cayır cayır. Ve kendin kursa gidiyorsun, dünyanın parasını veriyorsun. İngilizce öğreniyorsun. Arapça iki-üç tane tabela varmış. Olsun. O kadar Arap turist geliyor. Misafir var. Anlamaları için olacaktır. Onda anormal bir şey yok. Yakışıklım iyi niyetle söylüyor ama derin düşünürse doğrusu bu.

Evet.

VTR: Merhabalar bayanlar hak ettiği değeri ne zaman alacaklar?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, güzel yüzlüm onun mücadelesini veriyoruz. Kadınlara büyük bir oyun oynanmış. Büyük bir kalleşlik yapılmış. Dünya çapında büyük bir skandal. Büyük bir felaket olmuş. Bu belayı kökünden kazıyacağız. Bundan sonra bu pisliğe asla müsaade etmeyiz. Kadınlara hakaretin kapısı kapandı. Ne saldırttırırız. Ne bu rezilliğe müsaade ederiz. Devlet de kararlı. Biz de kararlıyız. biraz beklerseniz göreceksiniz inşaAllah.

Evet dinliyorum.

VTR: Sayın Adnan Oktar romantik bir insan mısınız?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım romantik olursak, akılcı olamayız. Romantik olmak sevdiğine zarar getirir. Kendine de zarar getirirsin. Topluma da zarar getirirsin. Akılcı düşünemezsin. Romantik mecburen egoist olur. Halbuki Müslüman kendi için yaşamaz, sevdikleri için yaşar. O zaman nasıl romantik olsun? Yani namı diğer kabadayıdır.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Amerika'nın PYD’ye silah desteği vermesine tepki gösterdi ve “Amerika PKK'ya yardım ediyor” diyen Soylu “Bu sabah bize gelen istihbaratlarda çok da hoş şeyler yok” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Şimdi işin doğrusu Amerika “Ben yardım ediyorum var mı diyeceğin?” diyor. Yani lafı uzatmanın bir alemi yok. Yani gücün yetiyorsa gelen geldi diyor. Bu kadar basit. Yapacağım diyor. Yani çözüm İslam aleminin birleşmesidir. Durup durup PYD’ye, YPG’ye Amerika yardım ediyor demenin bir alemi yok. Adamlar zaten alenen ve açıkça havaalanları kurmuşlar. Göz göre göre de getirip PYD’ye yani PKK'ya silah yardımı yapıyorlar. Sorulduğunda da “evet getirdik dağıtıyoruz” diyor adam zaten yani. Uzatmaya gerek yok. İslam alemi birleşmediği müddetçe, gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı da sürekli körüklediği müddetçe, felakete doğru gideriz Allah esirgesin. Türkiye'yi, Irak ve Suriye felsefesine doğru çekmeye çalışıyorlar. Yani klasik. İşte İsrail düşmanı. Sanat karşıtı. Bilim karşıtı. Kadın karşıtı. Dekolte karşıtı. Modernlik karşıtı. Yani Suriye'nin Irak’ın küçük bir modeli haline getirmeye çalışıyorlar. Adım adım bunu ilerletmek istiyorlar. Biz de bu oyunu bozuyoruz Türkiye'de. Hükümet de bunun farkında. Onlar da tedbir almaya çalışıyorlar. Bu oyunu durduracağız. Buna müsaade etmeyeceğiz.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Alanya'dan Aslı. Bana bazı insanların ruhlarının olmadığı söylenildi. Yani sadece bana imtihan olsun diye gönderilmiş. Gerçek mi böyle bir şey?

ADNAN OKTAR: Evet birçok insan ölüdür. Özel yaratılır. İmtihan için. Mesela bu YPG, PYD, PKK bunlar ölü ordusudur. Yani hepsi ölü. Hortlamış ölüler düşünün. Bildiğin ölü. Hepsi ölüdür. Özel olarak Allah tarafından yaratılıyor, imtihan için. Şu anda da PKK var hepsi ölüdür bu insanların. Dağlara çıkıyorlar. Adam şaşırıyor. Dağların içinde nasıl yapıyor bunu? Adam ölü. Robot. Yani makine gibi bir şey o. Dağda yatıyor taşların üstünde. Allah'a karşı, dine karşı. Hiçbir şey de bilmiyor ama ölü. Robot yani. Allah tarafından bir gerekçeyle, bir sebeple yaratılıyor.

Evet.

VTR: Selam ben Rümeysa. Ben de çok fazla kin tutuyorum buna nasıl engel olabilirim?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, seni çok kızdırıyorlardır. Üzüyorlardır. Sen şeker güzel bir kızsın. Ona bakıyorsun sevgisiz. Buna bakıyorsun sevgisiz. O sende sinir yapıyordur. Sevgisizlik bir insanı çok bunaltır, çok sıkar. Yani ilaç falan kullanmalarının nedeni o insanların. Deccal bunu bu hale getirdi deccaliyet. Şeytanın oyunuyla bunu bu hale getirdiler. Sen de kinleniyorsundur yani. Çünkü sürekli sevgisizlik gördüğün öfkeleniyorsundur. Öyle yapma. Allah'a sığın. Allah'a kendini bırak. Seni kinlendiren kişilerden de uzak dur. İki arkadaşın olabilir. Üç arkadaşın olabilir. Ama kinlenmeye müsaade etme. Çünkü kin seni yıpratır ve doğru bir şey değil.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Amerika'da günlerdir etkili olan Harvey kasırgasının Teksas’ı vurması nedeniyle Trump, canlı yayında başında duranlar ile birlikte dua etti Adnan Bey. Video vardı.

ADNAN OKTAR: Göster.

VTR: Duanın her şeyi değiştirebileceğini biliyoruz. Dua milletleri bir araya getirir. Ülkemizi bir araya getirdiğiniz ve bizleri dua etmek için çağırdığınız için teşekkür ederiz. “Allah’ım Sen diyorsun: Adımla çağrılan halkım alçakgönüllü olur. Bana yönelip dua eder. Kötü yollardan dönerse, gökten onları duyacağım. Günahlarını bağışlayıp ülkelerini sağlığa kavuşturacağım. (İncil, 2.Tarihler 7:14) Allah’ım sana şükürler olsun. Duanın gücüne inanan bir Başkanımız var. Başkan Donald Trump. Allah’ım ülkemizin iyileşmesi için dua ediyoruz. Harvey kasırgasındaki yıkımdan zarar görenlerin iyiliği için dua ediyoruz. Allah’ım onlarla beraber ol. Onların ihtiyaçlarını gider. Allah’ım bize hediye olarak Donald Trump’ı gönderdin. Ülkemizi “Senin olmamızı istediğin üşke” haline getirmeleri için Trump’a ve Yardımcısı Pence’e bu hikmeti vermen için dua ediyoruz.”

ADNAN OKTAR: Doğru. Yani her şeyin farkına varmışlar. Kasırganın niye olduğunu, olayların, kimin niçin geldiğini, kimi niçin kimin gönderdiğini anlamışlar. Zaten anlamaları için yapılıyor. Anladıktan sonra mesele yok. Ama anlamadıklarında devam edecek. Yani birçok yerde birçok şey devam edecek. Mesela bu da çok büyük bir olaydı, anlamazdan geldiler. O dolu çok büyük bir olaydı, anlamazdan geldiler. Ama anlayan anlıyor. Ama öyle bir dereceye gelecek ki anlamayan da, ‘evet Allah’ım anladım’ diyecek. Bakın bunu seyredin, görün. “Evet Allah’ım anladım” diyecekler.

Evet, dinliyorum.

VTR: Adnan Bey size bir sorum olacak. İsmim Bahaeddin Serin, sporcuyum, halterciyim. Futbola gösterilen ilgi niye diğer branşlardaki sporlara gösterilmiyor?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım haklısın. Aslında en iyi sporu yapıyorsun, halter. Müsabaka olmamak şartıyla Türk gençliği için en mükemmel spor halterdir. Hanımlara olmaz ama. Hanımlara yer jimnastiği, aletli jimnastik falan olabilir. Bale, şu bu falan yani hafif sporlar olabilir. Ama delikanlı için halter mükemmel. Ama bilimsel çalışılması lazım. Ama sakın sakın müsabaka olmaz, sakın. Rekor denemeleri, kardeşim rekor denemesi ne demek? Yani vücudun sakatlanıp sakatlanmamasına karar vermek. Süper tehlikeli.

Evet.

VTR: Kola kilo aldırır mı?

ADNAN OKTAR: Şimdi onun konusu olmuştu, demin bir kız arkadaşım gelmişti. Biraz kiloluydu. İki-üç kilo ver dedim. Çok kola içiyorum dedi. Hatta zero içiyorum dedi. Olabilir. Şöyle olabilir; vücut onu şeker anlıyor, koladaki o maddeyi. Tam şeker tadında olduğu için. Şeker zannettiği için ona göre tepki veriyor. Ve yağın depolanmasını sağlıyor vücutta. Onun için koladan kaçınmak gerekiyor diye düşünüyorum. Eğer bilimsel olarak bu doğruysa. Ben duyduğum kadarıyla aktarıyorum. Ama ben de kola içiyorum. Fakat o denilenin doğru olması ihtimali çok yüksek. Asidi de tehlikeli gibi görünüyor. Niye faydalı bir içki yapmazlar ben bunu anlamıyorum.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhabalar Adnan Bey. Tablolarınızda neden kadın figürleri var?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, dünyadaki en güzel varlık kadın. En güzel varlık kadın olunca ben de onların resmini yapıyorum tabii ki. En güzelin resmini yapıyorum. Tablolarıma bir daha bakalım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Dua için özel zaman ayırmak gerekir mi?

ADNAN OKTAR: Sen nasıl güzelsin sen, maşaAllah. Alnın, kaşın, burnun, dudakların, dişlerin, kulakların, her yerin çok güzel. Gözlük de yakışmış sana canımın içi. Allah sana hidayetli, sağlıklı, huzurlu, güzel, uzun ömür versin. Bütün İslam’ın hakimiyetini gör. İsa Mesih’i gör. O güzel günlerde Allah seni yaşatsın. Yalnız Mehdiyet doğru, söyleyeyim. Allahualem doğru. Mehdiyet doğru olunca İsa Mesih de doğru olmuş oluyor. Hayrettir yani ben de şaşırıyorum ama doğru. Hakikaten göreceğiz. Ama tabii çok sabırlı, kararlı devam etmek lazım. Duayı böyle sıkıcı bir şey gibi görmek doğru olmaz. Kuran’da duaları hep görüyoruz, kısa. Ne diyor mesela Hz. Musa? “Ya Rabbi vereceğin her hayra muhtacım.” Bu kadar. Mesela dersin; Ya Rabbi bana her türlü güzelliği nasip et, her türlü hayrı nasip et. Bazen görüyorum bir buçuk saat dua ediyor. Bu nefsi zorlamak olur. Böyle dua olmaz. Olur ama yani stil olarak doğru değil. Kuran’da gördüğümüz dualar hep kısa. Güne yaymak lazım. Günün bir saatinde bir saat dua değil de mesela ben buradan yukarı çıkarken, inerken, banyo yaparken, yolda yürürken; Ya Rabbi bana iyilik ver, Ya Rabbi bana güzellik ver, bana hidayet ver, bana akıl ver, bana sağlık-sıhhat ver. Ne istiyorsa bunları söyleyebilir. Ama önce Arapça sonra Türkçe, tören tarzında bu bidat olur.

Evet.

VTR: Merhabalar. Ben Yasemin Şener Ayşe Damla. İnsanlar çok fazla gereksiz konuşmaktan nasıl kurtulabilir?

ADNAN OKTAR: Bu güzellik normal mi bu? Bir yaklaştır bakayım yüzünü. Allah Allah. Canım sen ne kadar güzelsin sen. MaşaAllah sana. Allah sana uzun ömür versin, sağlık versin, hidayet versin. Nasıl şeker, hayret şu güzelliği, maşaAllah. Bir de asmanın altında daha da şeker olmuş. Gelenekçi Ortodoks Müslümanlarda bu çok oluyor. Bazen ziyaretlerine gidiyorum, bazen onlar benim ziyaretime geliyor. Beni bir esir almaları var. Selamun aleyküm diyorum o kadar. Aleyküm selamdan sonra bağlantı kopuyor. Bir ara araya girmeye çalışıyorum. Az müsaade et diyor. Allah’ım Ya Rabbim, bir buçuk iki saat böyle kesintisiz. Tenvir ediyor Allah razı olsun aydınlatıyor da yani bu kadar da olmaz. Bir sus bir on dakika, beş dakika. Bir müsaade et. Gevezelikleri ünlü oluyor. Hepsini tenzih ederim. Çok seviyorum gelenekçi Ortodoks Müslümanları. Hepsi kardeşim de, Allah aşkına şu gevezeliği bıraksınlar. Gelir gelmez susamış oluyorlar. Mutlaka aç olmuş olurlar. Mutlaka uykusu gelir, uyuması gerekir. Ya karnı ağrır. Yani normal bir yaşamak olmuyor. Nasıl oluyor ben anlamıyorum? Ama gevezelikte üstlerine yok bazı kardeşlerimizin. Bir de Arapça’yı da böyle ayn’ı garip sesle, ben Arapça bilmiyorum. Bana niye böyle? Benimle normal konuş. Benim öyle bir iddiam da yok. Senle yarışmak niyetinde de değilim. Öyle bir şey de söylemedim. Kendi halinde bir insanım. Bana ne gerek var poz yapıyorsun? Hayır, zaten ilmini takdir ediyorum. Bir şey dediğim yok.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bebek orkide mantisi var.

ADNAN OKTAR: Yerim ben senin tatlılığını, şekerliğini. O patilerini de yerim ben senin. Gayrete bak sen.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Suriyeliyim ama Suriye’de çok savaş var. Türkiye, Türk milleti çok güzel. İnşaAllah savaş bitince gideceğim Suriye’ye. İyi bayramlar. Türk milleti sağ olsun, Türkiye sağ olsun.

ADNAN OKTAR: Bu güzel insanlara böyle hakaret eden adamların artık yani ağzını kapatmalarını rica ediyorum. Ağızlarının kokusundan rahatsız oluyoruz bu adamların. Çok çok bizi rahatsız ettiler. Yani sanki onun misafiri. Bizim misafirimiz kardeşim seni ne ilgilendiriyor? Canın istemiyorsa git, nereye gidiyorsan git. Biz bakacağız o insanlara ve seviyoruz. Senden öğrenecek halimiz yok. Onlar da senden soracak halleri yok. Ne kadar büyük saygısızlık, gelen misafire ‘hadi git’ demek. Nerede görülmüş bu?

Evet, dinliyorum.

VTR: Türkiye’nin Güneydoğu sınırındaki teröristler Türkiye’ye saldırabilir mi?

ADNAN OKTAR: Tabii saldırabilir. Eğer İngiliz derin devleti talimat verirse saldırın diye saldırırlar. Ona göre Türkiye’nin hazırlıklı olması gerekir. Bir kere obüs sayısının en az 200 bin adet olması lazım. Çok az elimizdeki obüs sayısı. Ki kolay bir silah. Tanksavar, en az 150-200 bin tanksavarımız olması lazım. Çünkü atarsın bazen boşa gider, bilmem ne olur falan. Yahut birkaç tane atılması gerekebilir. Uçaksavar roketler her yerde olacağı için en az 100 bin adet olması lazım en az. Ve Türkiye’nin 30-40 adet atom bombası olması lazım. Hidrojen bombası da olması lazım. Onu atabilecek, kıtalararası roketi de olması lazım. Yani on bin kilometre menzilli, yedi bin kilometre menzilli roketler de olması lazım. Yapılamayacak şeyler değil. Bunlar kullanılmak için değil de caydırıcı olması açısından önemlidir. Mesela Pakistan’ın atom bombası var. Caydırıcı oluyor, önemli. Ama Türkiye’nin yok. Olmaz. Var ama NATO’ya ait, bize ait değil.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kuzey Kore’nin denemesini yaptığı ve depreme neden olan hidrojen bombası.

ADNAN OKTAR: O dombili de orada olay yerinde. Bunu patlattılar ve deneme oldu. Ve yer yerinden oynadı, deprem meydana geldi. Yani 150 gram falan uranyum kullanılıyor 100 gram. Yeri yerinden oynatıyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Şeyda. Neden seviyoruz, neden sevmiyoruz?

ADNAN OKTAR: Şeyda şimdi bak herkes burada hipnoz oldu güzelliğinden. Yani böyle bir olay yok. Çok çok güzelsin. Allah güzelliğini kat kat arttırsın. Sharon Stone’un daha güzeli. Bir daha, bir daha, bir daha.

VTR: Merhaba ben Şeyda. Neden seviyoruz, neden sevmiyoruz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi neden seviyoruz? Allah kalbimize vahyediyor, Allah sevdiriyor. Neden sevmiyoruz? Allah kalbimize vahyediyor ve sevmiyoruz. Yani sevgiyi yöneten Allah’tır. İnsanlar sevgiyi yönetemezler. Allah sevilince kulunun kalbini genişletiyor, çok fazla sevdirir. Sevilmeyecekleri de sevdirmez. Bütün kalpleri Allah yönetir. Sevginin yönetimi Allah’ın elindedir. Hiçbir insan kendi sevgisini yönetemez. İstediği kadar uğraşsın, yapamaz. Yani sevmek için uğraştığında sevemez. Sevmemek için uğraştığında da sevmemeyi yapamaz. Gücü yetmez. Bak sevmek istemez, bütün gücüyle direnir. Ama gücü yetmez. Sevmek ister, bütün gücüyle uğraşır ama sevemez. Çünkü Allah yönetir sevgiyi.

Evet.

VTR: Avrupa Birliği’ne neden giremiyoruz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım adam niye seni soksun? Sen derken yani o kafadaki adamları kastediyorum. Adam ne diyor? “Heykel gördüm mü tüküreceğim” diyor. Avrupa’nın her yeri heykel. Adam heykellerine niye tükürttürsün? Binlerce adam, yüz binlerce adam gelecek. Tek tek tükürecekler. “Tablo gördüm mü tabloya da tükürürüm” diyor. Yani mesela ünlü, gayet güzel tablolar var. Adam gelecek tabloya, milyarlık tablo karşısına gelenekçiler dizilecekler teker teker tükürük yağdıracaklar tabloya. Adam bunu istemez. Bundan doğal ne olabilir yani? Adam diyor ki; “Ben mini etekliden nefret ediyorum” diyor, “dekolteden.” O zaman bütün Avrupa dekolte. Adam senin nefret etmeni istemiyor. Senin nefretinle yaşamak istemiyor. “Dekolte istemiyorum” diyor. “Müzikten de nefret ediyorum” diyor. Adam müzik çalıyor. O zaman niye gidiyorsun? Heykel? “Heykelden de nefret ediyorum” diyor. “Sanat istemiyorum” diyor. Adam bilime de karşı. Temizliğe de karşı. Adam geliyor, bayağı lüks ve güzel, yeşillikler içinde olan bir çarşı. Onun kapısına geliyor. Sucuğu alıyor, cart diye önce zarını soyuyor sucuğun. Sonra şişlere geçiriyor, mangal yapıyor. Adamlar dehşet içinde seyrediyorlar. Atletle, donla geleni geçeni seyrediyor adamlar tebessüm ederek. Karısı da domuşmuş şekilde yanında oturuyor. Fotoğrafları var, her yerde var. Ekmek arasına koyuyor onu. Parmağıyla da dişini karıştırarak yiyor. Adam, böyle manzara görmek istemiyorum diyor. Bundan doğal ne olabilir? Ama kaliteli insan olsa, Kuran Müslümanlığı olursa yani Hz. Süleyman (as) devri gibi olursa, Mehdiyet olursa Avrupa zaten hayranlıkla, iştiyakla ister. Niye istemesin? Kendi de gelir, bizim de gelmemizi ister. Önce gelenekçi Ortodoks İslam anlayışının tahribatının durdurulması gerekiyor. Kadına sen yarım varlık dersen, kadını dövdüğünde ‘deşarz’ olacağını söylüyorsa adam -kendi diliyle- kadının her dediğinin tersinin yapılması gerekir diyorsa adam, adam seni niye alsın?

Şu S400 hava sistemi var ya Rusya’dan alacağımız, onu uzatmadan bir hemen halletsinler. Tayyip Hocam biraz hızlandırsın. Yani hafta geçirmeye bile gerek yok. Parasını verelim, ne gerekiyorsa hemen yapılsın. İsrail’le anlaşalım. Bir de sınıra -şu İsrail karşıtlığını bıraksınlar. İsrail öfkesini de bıraksınlar. Bu çok yanlış- bu demir kubbe sistemini kurduralım İsrail’e Türkiye’ye. Onlar istiyor. “Biz kuralım” dediler “demir kubbe sistemi kuralım.” Yani havada roket, uçak ne varsa vuruyor. Giremiyor. Demir kubbe sistemi bunu yaptıralım. Yok Siyonizm; kardeşim Siyonizm Mehdiyet’tir. Mehdi (as)’nin dünya hakimiyetinin adıdır Siyonizm. Siyonizm diye bir şey yok. Bir şeyi kafaya taktı mı öyle dümdüz gidiyorlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hakkari’nin Çukurca ilçesinde PKK’lıların düzenlediği roketli saldırıda bir askerimiz şehit oldu Adnan Bey. Şu an resmi yoktu şehidimizin.

ADNAN OKTAR: Boşa uğraşıyorlar PKK, hiç. Kabadayının sonu zaten şehit. Biz öyle şeylerle yılacak adam değiliz çırpınmaları boşuna. Bir de hepsini kazıyacağız. Bak bu dediğimin altını çizsinler. Böyle hamur tahtasından kazır gibi kazıyacağız hepsini. Ama önce fikri kazıma önemli. Darwinizm’i, materyalizmi bitirmemiz lazım. Bak 2019’a bırakıyor, olmaz. Bu bereketsizlik, uğursuzluk getirir. Hemen hükümet karar alsın. 2019’a bırakmadan Darwinist sistem kaldırılsın. Yani bana göndersinler eğer aklı yatmayan olursa.

Bir de İsrail’le uğraşmak doğru değil. İsrail’le uğraşan devletlerin hepsi yıkıldı tarih içinde. Yani 4 bin yıllık tarihe baksınlar. İsrail’le uğraşan her devlet yıkılmıştır. Uğursuzluk getirir. Mazlumla uğraşılmaz. O zamanlar Babil İsrail’le uğraştı, yerle bir oldu. Diğer devletler uğraştı, yerle bir oldu. Firavun uğraştı, yerle bir oldu. Garibanla, mazlumla uğraşılmaz. İsrail’le bilakis dost olalım. Yok, neymiş? Siyonizm dünyaya hakim olacakmış. Kardeşim 3 milyon Yahudi var. Her yere hakimiyet olsa ne olur? Siz de hesap yok mu, kafa yok mu, mantık yok mu? Nasıl insansınız siz? Bazı tipler için söylüyorum. 3 milyon Musevi dünyanın neresine hakim olacak? Her yere hakim olacak diyor. On kilometrekareye bile bir Musevi koysan yine yetmiyor. Ne yapsın gariplerim boş arazide, tarlada? Böyle bir şey yok. Siyonizm demek Mehdi (as)’nin, Moşiyah’ın dünya hakimiyetidir. Tevrat’ta geçen o hakimiyet, müminlerin hakimiyetinden bahsediyor. Mesih’in yani Mehdi (as)’nin çıkışından bahsediyor. Musevilerin öyle bir derdi yok. Mesela Roma İsrail’le uğraştı. Koskoca Roma İmparatorluğu yerle bir oldu. Babil uğraştı, tepmez devrilmez görünüyordu, yerle bir oldu. Bak Hitler uğraştı, Allah paramparça etti. Mahvetti adamı yani. Mesela Rusya da öyle. Musevileri sürgün etti Çar, Musevileri Rusya’dan sürgün etti. Ailesiyle beraber imha edildiler. Ve Rusya paramparça oldu. Çarlık yıkıldı. Yazık, günah. Mazlum diye bir avuç insanla uğraşılmaz. Bilakis destekleyip, koruyup kollamamız lazım. Ecdadımız ne yaptı? Musevileri koruyup kolladı. Ta İspanya’dan aldık biz, buraya getirdik. En güzel yerlerde yerleştirdik. Bu zulme rıza göstermeyelim. Musevilere zulüm yapılıyor. Zalimini Allah kahretsin. Musevi’yim deyip zalim olanı Allah kahretsin. Benim ona bir şey dediğim yok. Allah hidayet versin, hidayet vermiyorsa Allah kahr-u perişan etsin. Biz onlara daima duamız budur. Allah hidayet versin, hidayet vermiyorsa Allah kahr-u perişan etsin. Musevi’nin de zalimine, Ermeni’nin de zalimine. Ermenistan da mesela toptan Ermeni’ye düşman oluyor. Kardeşim zalimine karşı ol. Allah zalimine hidayet versin, hidayet vermiyorsa Allah kahr-u perişan etsin. Mesela Azeri kardeşlerimiz, onlar bizim başımızın tacı, nurumuz. Ama hata yapıyorlar. Şimdi Ermenistan’ı sen ezersen, ezmeye kalkarsan Rusya’yı ezmeye kalkmış olursun. Amerika’yı ezmeye kalkmış olursun. Avrupa’yı ezmeye kalkmış olursun. O zaman seni ezerler. Öyle yapma. Ermenilerle dost ol. Zalimlerinden intikam alalım. Nasıl alırız? Hukuken alırız. Katilleri yargılarız. Alınan toprakları geri iade edeceğiz. Azerbaycan’dan alınan toprakları geri Azerbaycan’a Allah’ın izniyle iade edeceğiz. Ve zalimlerden de hukukla intikam alacağız. Ama bunun dışında Azerbaycan Ermenilere dost olması lazım. Turanın yolu Ermenistan’dan geçer. Ermenistan’la dost olunmadıktan sonra turan diye bir şey olmaz. Bunu unutsunlar. Turanın geçiş yolu Ermenistan’dır. Ermenistan’ı turanın içine almadıktan sonra turan diye bir şey olmaz. Bak bunu rahmetli Başbuğ da bu şekilde değerlendiriyordu. Akıllı olan bunu bu şekilde değerlendirir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hocam benim sorum Mehdiyet’le ilgili. Mehdi (as) tam olarak hangi yılda zuhur edecek?

ADNAN OKTAR: Zuhur edecek derken yani Taksim’e çıkıp, ‘Selamun aleyküm ben geldim’ falan değil. O icraatlardan halk, insanlar vicdanen tam kanaat getirirler. 2019-2021 arasında kanaati gelir insanların. Yoksa Topkapı’da surların üstüne çıkıp, elinde sancakla; “İşte bekliyordunuz, geldim” falan böyle bir şey yok. Mehdi (as) gizleyebildiği kadar kendini gizler. Kaçabildiği kadar halktan kaçar. Hadislerde öyle geçiyor. Gizlenebildiği kadar gizleniyor, kaçabildiği kadar kaçıyor. O kendini örter. Yani ledüni bir sistemle kendini perdeler. O yüzden göremiyoruz.

BÜLENT SEZGİN: “Zorla getirmek isterler” diyor.

ADNAN OKTAR: “Zor kullanılır” diyor. “Zorla kabul eder” diyor. Mehdi (as)’nin en kaçındığı şeydir. Yani Mehdilik iddiası ve başa getirilmek, Mehdi (as)’nin en çok kabul etmediği konudur. O konuda şiddetle direndiği hadislerde geçiyor. “Hatta ölümle tehdit edilir” diyor. Ve beddua ediyorlar yani kötü dua ediyorlar ona kötülük yönünde. Diyorlar; “Bütün Müslümanların kanı boynuna olsun. Bütün Müslümanların laneti üzerine olsun eğer kabul etmezsen” diyorlar. Mecbur olduğu için kabul ediyor. “Bütün bu kanlardan sen sorumlusun” diyorlar. “Bütün alametler sende olduğunu gördüğün halde kabul etmiyorsun” diyorlar. “Yeteneğin olduğu halde, biz de seni seçtiğimiz halde, bunu istediğimiz halde kabul etmiyorsun.” O zaman mecbur olduğu için kabul ediyor. Yoksa etmez. Ne zoru, niye kabul etsin?

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey, size bir sorum olacak. Mehdi (as) çıktıysa faaliyetlerini neden göremiyoruz hala?

ADNAN OKTAR: Mehdi (as) çıktığında zaten Allah’ın biz mucizesi, harikası, faaliyetlerini göremeyeceğiz. Ve göremeyeceksiniz. Yani olayın harikalığı budur. Bütün dünyanın, cümle alemin gözü önünde faaliyet yaptığı halde, adım adım küfrü ve deccaliyeti yok ettiği halde insanların gözünde perdelenecek. Mehdi (as)’nin en büyük alametlerinden biri de budur. Yaptığı faaliyetlerin insanlar tarafından görülememesi. Mehdi (as)’nin en büyük ve en şaşırtıcı, akıl durduran özelliklerinden biri de budur. Ben de göremiyorum, sen de göremiyorsun. Sen de görüyorsun, ben de görüyorum. Seç birini.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hz. Hızır (as)’la görüşseydiniz ona ne sorardınız?

ADNAN OKTAR: Yani o kadar çok soracak şey var ki. “Mehdi kim?” diye sorardım. “Tanıyor musun?” derdim. “İsa Mesih nerede?” derdim. “Bizim faaliyetler doğru mu, iyi yapıyor muyuz, eksik bir şey var mı?” derdim. Deccalin gözünün neden kör olduğunu sorardım. “Tek gözünün rahatsızlığını neden tedavi ettirmiyor?” derdim. “Niye yer altında saklanıyor?” derdim. “Başka resimler var mı?” derdim. Ona benzer yani.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Minik, sevimli bir kedi var.

ADNAN OKTAR: Her seferinde zor oluyor hakikaten. Şimdi bu herifi alacaksın, şapur şupur öpeceksin. Göbeğini falan da ısıracaksın. Buna sarılıp yatmak lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Temizliğin psikolojiye etkisi nedir?

ADNAN OKTAR: Bir kere çok güzelsin, onu bir söyleyeyim. Önemli bir konu o. Saçların kızıl çok çok yakışmış. Yüzün de şahane güzel. Çok güzel kızsın, maşaAllah. Allah hidayet, nur, sağlık-sıhhatle seni uzun yaşatsın. Cennette de kardeş etsin Allah. Temizlik kalitenin birinci şartıdır. Müminin alametidir, Müslümanın ilk alametlerinden biri de temiz olmasıdır. Tahir; tahirun ve tahirat. Kadınlar tahirattır, temizdirler. Tahirun erkekler de tahirdirler. Cennet temizdir. Cennette iğne ucu kadar toz bulamazsın. Toz dünyanın mucizesidir, harikasıdır. Havada uçar, gezer onlar gemi gibi. Toz ehli vardır, onun üstüne biner, gezer. Zepline binmiş gibi yavaş yavaş etrafı gezer.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey 2015 yılında Edirne’de yıkılmış olan sinagog tekrar restore edilip ibadete açıldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü İmar tarafından. Avrupa’nın ikinci büyük sinagogu burası. Ve sinagogun açılışında Sayın Erdoğan’a dua edildi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam Musevi kardeşlerimizi daima sever. TRT Tayyip Hoca’yı Musevi karşıtı tanıtıyor. Burada bir acayiplik var. Bunu gerekirse adli konuda değerlendirmek üzere araştırılmasını isteyebiliriz. Burada bir taktik var gibi görünüyor. Burnuma kötü kokular geliyor.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan’ın kızı da yine bu Musevi cemaat lideriyle beraber bir fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Tabii. Musevi karşıtı olan bir insan bunu yapmaz. Tayyip Hocam Musevileri daima sevmiştir. Her zaman da koruyup, kollamıştır. TRT’nin yaptığı yöntemlerin önü sonu yok. Tayyip Hoca konuşurken altına yakışıksız, çirkin yazılar koymalar. Bilmem ne, bilmem ne, önü sonu arkası gelmiyor. Demirel’in zamanında da öyleydi TRT. Demirel’e tavır almıştı çaktırmadan.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 10 dakika kaldı.

ADNAN OKTAR: O zaman ezandan sonra devam edelim. Namazı eda edelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü