Harun Yahya

Sohbetler (28 Eylül 2017; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz Hoş Sohbetler’e başlıyoruz, inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Hepimiz hoş bulduk.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Altuğ kardeşimiz Mehmet Talu Hocamız’ı ziyaret etti. Mehmet Talu Hoca Efendi’nin bir konuşması var.

VTR: Sayın Mehmet Talu Hoca Efendi

ADNAN OKTAR: Mehmet Talu Hocam çok aklı başında bir insandır, dürüst bir insandır, sevilen bir insandır. Milletsever, devletsever güvenilir bir insandır. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız’ın Mamut Hoca Efendi’yle fotoğrafları vardı ziyaretinden.

ADNAN OKTAR: Bu mübarek topluluklara kafayı taktı adamlar şeffaflaştıracağız diye. Özellikle Nakşibendilerin üzerinde çok duruyorlar. Buna müsaade etmeyeceğiz. Şeffaflaştıracaksa adamlar kendileri şeffaf olabilirler. Müslümanın şeffaflığı diye bir konu olmaz. Dürüst ve güvenilir insanlar. Kimseye de şeffaflığını ispat etme konumunda değiller. Ama sen Müslümanın tavrından hoşnut değilsen o kendi seçimin. Ama seni şeffaflaştıracağım diye ortaya çıkarsan biz de deriz ki; seni önce şeffaflaştıralım. Müslümanın şeffaflaşacak bir yönü yok. Bu tarikatlara da kafa takma işinden de vazgeçsinler. Gerek Mahmut Hocamız’ın cemaatine yönelik gerekse Menzil Cemaati’ne yönelik çirkin sözleri, çirkin konuşmaları beğenmiyoruz, hoşnut değiliz ve rahatsız oluyoruz. Hukuksuz kanunsuz herhangi bir atılım yapmaya kalkan olursa da açıkça söylüyorum gök kubbeyi tepesine geçiririz hukukla kanunla. Sakın densizlik yapmaya kalkmasınlar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Müslümanlar gözlerinin önünde olan katliamlara rağmen neden bu kadar güçsüz?

ADNAN OKTAR: İşte o deccal bir büyü yaptı, Müslümanların hamiyeti İslamiyesi kırıldı, iradesi kırıldı, azmi kırıldı, bitkinlik geldi dikkat veremiyorlar, azim gösteremiyorlar, heyecan gösteremiyorlar. Ancak yaşamaya çalışan, işte evlenmek, çoluk-çocuk okul, yemek telaşı bu gibi şeylerle uğraşıyorlar. Gözünün önünde insan öldürülse bile birçok insan alakasız ve lakayt halde. Bu deccalın bir oyunu, insanların ruhunu çaldı deccal, ruhlarını boşalttı. Mana alemlerini yıktı. Darwinist-materyalist eğitimle elde etti bunu. Darwinist-materyalist eğitimle ve gelenekçi Ortodoks İslam anlayışıyla iki yandan çapraza alarak adeta boğdu insanları. Şimdi bu belayı biz süratle temizledik ve temizliyoruz. Kısa bir süre sonra bu bela Allah’ın izniyle kalmayacak.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde polis akademisi mezuniyet töreninde konuştu. “Yeni Lawrence’lar bu defa başarılı olamayacaklardır, bunu bilmenizi istiyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Şahane bir laf etmiş. İngiliz derin devletine bir yumruk daha Tayyip Hocam’dan. Çok güzel olmuş.

Evet.

VTR: Dünyayı büyük felaketler bekliyor mu?

ADNAN OKTAR: Dünyayı tabii, büyük felaketlerle insanlar uyanıyorlar genellikle her zaman öyle olmuştur. Her zaman büyük neticeler o zaman alınmıştır. Çok büyük olaylar olacağını Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as) devri için de, Hz. İsa Mesih (as) devri için de söylüyor. Zaten ana özelliği bu devrin çok büyük olaylar olması. Oluyor, olacak ve daha da şiddetlileri olacak ve hep beraber göreceğiz. Sonunda da İslam dünyaya hakim olacak.

Evet, dinliyorum.

VTR: Seyidov İsmayıl Azerbaycan’dan. Kainat ne zaman yaratıldı?

ADNAN OKTAR: En az bir 15 milyar yıl vardır 15 milyar. Ama bir başka varlığa göre 15 saniye. Bir başka varlığa göre 15 salise. Bir başka varlığa göre 15 saat. Bir başka varlığa göre 15 dakika.

Evet, dinliyorum.

VTR: Yanlış yaptığı için insan üzülmeli mi?

ADNAN OKTAR: Üzülmek haramdır, yanlış yaptığın için pişman olursun o kadar. Gayet şevkin, neşen yerinde olur, bir daha yapmamaya gayret edersin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Devlet Bahçeli 5 bin ülkücünün Kuzey Irak’a gitmek için hazır beklediğini söyledi Adnan Bey. “Türkmen soydaşlarımız namusumuza emanettir. Can, mal ve vatan güvenliklerine destek vermek boynumuzun borcudur. Bu kapsamda en az 5 bin ülkücü gönüllü. Başta Kerkük olmak üzere Türkmenlerin yaşadığı Türk kentlerinde varlık birlik ve dirlik mücadelesine katılmak üzere hazır beklemektedir. Türkmenler sahipsiz ve yalnız değildir.”

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Bahçeli konuşmasına şöyle devam etti: “Türklüğün bekasının güvenceye alınması için her mihneti her meşakkati her çileyi göze aldığımız bilinmeli herkes hesabını buna göre yapmalıdır. Tarihin uyanışıyla uluslararası anlaşmalardan doğan haklarımız doğrultusunda gerçek hayat alanımız olan Misak-ı Milli derin uykusundan kalkacak, zincirlerinden kurtulacak, kadim emanet Türk milletine inşaAllah geçecektir” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

VTR: İslam’ı anlatmak her insanın sorumluluğu mudur?

ADNAN OKTAR: Tabii ki, Kuran’da emri bil maruf nehyi anil münker bütün müminlere farz kılınmıştır. Ama bazen nöbetleşe anlatır. Bir kısmı, fiili cihat varsa bir savaşta cephedeyse tabii ki yapamaz o tebliği, arkada kalan geride kalanlar bunlar devam edecekler. Ama fiili cihattan geri dönen hemen yine o da aynı görevi yapmakla mükelleftir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hz. Hızır (as) neden insanları öldürür?

ADNAN OKTAR: Yani muzır görüyor muzır, muzır. Hz. Hızır (as) muzır gördü mü öldürür. Ve arkada delil bırakmaz. Hz. Hızır (as)’ın öldürdüğü bir kimseyi polis farz edelim bulsa onu katledeni bulmak mümkün değildir imkansızdır yani mutlaka faili meçhuldür. Hiçbir şekilde bulamaz. Hz. Hızır (as)’ın öldürdüğü insanların konumunu incelediğinde ilgili görevliler verdikleri karar faili meçhul kararıdır hiçbir şekilde bulunamaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Star Yazarı Nuh Albayrak, referandum olayını planlayan ülkenin İngiltere olduğuna dair bir yazı yazdı. “Bütün dünya karşı çıktığı halde Barzani referandum için inat etti. Hiç inandırıcı değil İngilizlerin sessizliği. Bu bölgede karışan bir yerde mutlaka İngiliz parmağı vardır. Ama şeffaftır, asla göremezsiniz. İngiltere 2. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra bugünleri ilmek ilmek işlemiştir. Anlayacağınız Barzani kendisine verilen sufle doğrultusunda hareket eden bir kukladır” dedi.

ADNAN OKTAR: Kukla demeyelim ama sufle doğru, verilen talimatı yerine getirdi. İngiliz derin devleti konusu da doğru, aylardan beri söylüyoruz haftalardan beri söylüyoruz. Yani herkesin bildiği bir gerçek bu.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hz. Mehdi (as) zuhur ettiğinde ülkelerin orduları olacak mı?

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (as) zuhur ettiğinde İslam aleminin bütün orduları tek bir komutanlık altında birleşecek, NATO gibi yani. “Dünyanın en büyük en muktedir ordusudur” diyor Bediüzzaman Said Nursi. NATO’dan daha büyük olacak. Dünyada böyle bir ordu yok, onun üstüne ordu yok. Birleşik ordu olarak da yok, tek ordu olarak da yok dünyanın en büyük ordusu. “Bu orduyu dize getirebilecek hiçbir güç yoktur” diyor Bediüzzaman, muktedir ordu. “Başkumandanları olan Mehdi’yi Allah bu birliğin başına getirecek” diyor. Ama tabii silah kullanılmayacak yani bir savaş olmayacak, caydırıcı yönüyle başarılı olacak. Caydırıcı gücü olmuş olacak.

Evet.

VTR: İnsan neden aciz yaratıldı?

ADNAN OKTAR: İmtihanın gereği. Böcekler mesela aciz değildir, çok sıhhatlidir böcekler bayağı sağlıklıdır kanser, ülser hiçbir şey olmaz. Çok soğukta çok sıcakta yaşar. Akrepler falan zımba gibidirler. Gayet kalın kitin tabaka kaplı üstleri, onlarda herhangi bir hastalık, şu bu mantar, bakteriyel enfeksiyon falan bir şey olmaz. En pis şeyleri bile yeseler hiçbir şey olmaz gayet de uzun yaşarlar. Tam ömrü kadar yaşar. Ne diş yıkama dertleri vardır, ne banyo yapma dertleri vardır, ne ilaç alma konuları vardır, ne üşütürler, ne grip ne nezle olurlar, ne verem olur ne şu ne bu hiçbir şey olmaz. Sadece insan garibandır yani aciz yaratılmıştır. O da büyüklük göstermesin, müstekbir olmasın, enaniyet yapmasın, haddini bilsin diyedir. İmtihanın şartlarından bir güzellik, insana sunulmuş bir güzellik.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Azerbaycan’dan Bıçaqov Üzeyir. Herkes diyor ki; Müslümanlar cennete gidecek Hristiyanlar, Yahudiler veya başka dinin mensupları, Budistler cehenneme gidecek. Mesela diyelim Hristiyan olan bir insan günahı yok herkese yardım ediyor, fakirlere yardım ediyor. O da mı cehenneme gidecek?

ADNAN OKTAR: Ne kadar güzel lisanları Azerileri kardeşlerimizin. Hayır. Hristiyanlardan herhangi bir insan “Hz. Muhammed (sav) yalan söylemiyor, yalancı olduğuna inanmıyorum, yalan söylediğine inanmıyorum” derse Müslümandır. Ancak haşa neuzü billah “o kişi yalan söylüyor ben onun yalancı olduğuna inanıyorum” derse çok büyük bir zulüm olduğu için, bu kadar güzel bir insanı böyle ağır ve çirkin bir ithamla yakışıksız sözlerle sevgisizce ve merhametsizce değerlendirdiği için karşılığı tabii ki cehennem olur. Ama diyorsa ki Hristiyan ama “ben Hz. Muhammed (sav)’in yalan söyleyeceğine inanmıyorum” bitti, o kişi Müslümandır. Musevi’yse de mesela Musevi şeriatına inanıyor ama diyor ki “Hz. Muhammed (sav) yalan söyleyen bir insana benzemiyor yalan söylediğine inanmıyorum.” Müslümandır o da yani mümindir cennet umulur. Zaten her Müslüman cennete gidecek diye bir şey yok. Her Hristiyan cennete gidecek diye bir şey yok ama bu şartlara haizse Musevi, Hristiyan, Müslüman rahatça cennete gidebilir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Manisa’dan Furkan. Allah’ın bizim ibadetimize ihtiyacı yokken neden bizi yaratıp bizlerin ibadetiyle imtihan etme gereği duyuyor Hocam?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, ibadete tabii ki Allah’ın ihtiyacı yok ama senin o ibadet yaptığını görüp Allah’a sevgi gösterdiğini hissetmen lazım ki, Allah’a sadık olduğunu görmen gerekir ki Allah seni sevsin sen de Allah’ı sevdiğine şahit ol. Çünkü Allah’ı sevdiğine ve Allah için fedakarlık yapacağına bizzat senin şahit olman gerekiyor. Yani kendini sevmen gerekiyor ve Allah’ı sevmen gerekiyor. Kendini sevmen ve Allah’ı sevmen için bu ihtiyaç ve önemli bir unsur. Allah sana bunu icra ettirerek seni Allah’ı seven insan konumuna getiriyor. Sen de ahirete gittiğinde Allah’ı sevdiğini bildiğin için vicdanen rahat ediyorsun. Ve huzur içinde yaşıyorsun.

Yayına devam ediyoruz. Edelim.

VTR: Şeytani merhamet olur mu?

ADNAN OKTAR: Şeytani merhamet olur tabii. Adam zalimdir mesela PKK’lı askeri şehit ediyor adam, 3-5 asker şehit etmiş, “ağabey ne olur beni bırakın gideyim” diyor. Adam güvenlik görevlisi yalvarıyor. Şimdi öyle bir merhamet olmaz. Orada ne yapacaksın? Eşek gibi sürükleyerek onu götürüp adliyeye teslim edeceksin. Yalvarma falan dinlenmez. Zalim çünkü. Merhamet ediyor, nerenin merhameti? Şeytani merhamet o işte. Olmaz öyle şey. Ama gariban biri vardır mazlumdur falan tamam acırsın merhamet edersin o olur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Anneler babalar niçin çocuklarına ceza veriyorlar?

ADNAN OKTAR: Sen benin balımsın, dünyalar tatlımsın, kuzumsun ve şekersin sen, saf şekerden oluşan bir balsın. Canımın içi, ceza tabii ki kötü bir yöntem. Sevgiyle halletmeleri lazım şefkatle ve saygıyla halletmeleri lazım. Ceza ne yapıyor, dövme-sövme falan mı nedir?

KARTAL GÖKTAN: Odasından çıkmama, dışarı çıkmama. Telefon kullanmama, arkadaşına gidemiyor.

ADNAN OKTAR: Yazık-günah çocuk bir kere soğur sevgisi azalır. İçinde bilinçaltında bir nefret oluşur. Ne gerek var? Aklı başında konuşmak varken gönül alarak saygıyla ikna ederek. “Oğlum” dersin mesela, “bunun riski bu, sen aklı başında bir insansın bizim menfaatimizde görüyorsun, sen de biz de zarara gireceğiz, en akılcı nasıl yapalım sence, senin takdirin ne” falan diye, değil mi? Çocuğu o fikirde rey sahibi yapmak lazım, birey.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsan öldürmüş ama çok pişman olmuş birini Allah affeder mi?

ADNAN OKTAR: Tabii ki affedebilir. Affedilmeyen bir günah yok. Ama tabii çok korkunç bir suç. Allah vermesin, öyle bir insanla beraber olmak aynı ortamda olmak herkesi ürkütür. Dehşet verici bir şey. Ama Allah affeder yani affetmez diye bir konu yok. Hatta Allah ayette “katili siz de affederseniz sizin için de hayırlıdır” diyor Allah. “Ceza verebilirsiniz ama affederseniz daha hayırlıdır” diyor. Affa layık olması için işte çok pişman olması, İslam’a Kuran’a çok yoğun hizmet eden insan olması durumunda belki aileler öyle bir karar verebilirler. Ama Allah vermesin tabii çok korkunç bir durum.

Evet, dinliyorum.

VTR: Azerbaycan’dan Kasım Şutiyev. Sorum kıyametle ilgili. Bazı insanlar kıyametin gerçekleşeceğine inanmıyor, yanlış bir bilgi olduğunu söylüyorlar. Birçok insanda kıyametin nasıl gerçekleşeceğine dair soru işaretleri var. Beni de düşündürüyor. Nasıl olacak kıyamet?

ADNAN OKTAR: Ne güzel konuşuyor Azerbaycanlılar çok şekerler. Kıyamet zaten bilimsel olarak da bir gerçek. Şu an atmosferin üstü milyonlarca göktaşıyla doldu dünya atmosferi yani gökyüzü. Yani ani bir reaksiyonda hepsi yağmur gibi yağar. Bu esaslı bir kıyamet nedeni. Ama asıl bir göktaşı 2120 gibi dünyaya çarpması bekleniyor. Bu net açık bir kıyamet demektir. Ayrıca, bilim adamları bak 100 yıl içerisinde ısının dünyada çok yükseleceği, ısı yükselmesine bağlı olarak da insanların en az üçte birinin öleceğini hesap ettiler. En az insanların yüzde 30’nun öleceği sıcaklığa dayanamayarak yüzde 30. Yüzde 60’ı-70’i kalıyor geriye, hepsi ölecek diyor 100 yıl içerinde. Bir 100 yıl daha geçmiş olsa hiç kalmıyor o zaman. Isı o zaman iki misli yükselmiş oluyor zaten hiç kimse kalmamış oluyor. Bilimsel olarak zaten konu kilitlenmiş durumda. O yüzden inanıyorum inanmıyorum diye bir şey yok. Şu an mesela gökyüzündeki alametleri görüyorsunuz, yağmurun yağma şekilleri, doluların yağma şekli, kasırgaların şekli. Yani yüz yıllardan beri hiç olmayan bir şekle girdi. Bu da dünyanın komaya girdiğini gösteriyor. Artık can çekişiyor yaşlı olan dünya ölüm döşeğinde şu an komada. Ölmeden önce son bir kere bir dirilecek şöyle bir toparlanacak Hz. Mehdi (as) vesilesiyle, sonra koma ve ölüm. Komaya girecek dünya. Canlıdır, dünya da canlıdır.

Evet. 

BÜLENT SEZGİN: Türk Musevi Cemaat Başkanı İshak İbrahimzade -görebiliriz- Twitter hesabından İstanbul Beşiktaş’ta bir altgeçide asılan ve üzerinde büyük harflerle “Yahudi asıllı Barzani, biz senin kim olduğunu ve amacının Kürdistan değil büyük İsrail olduğunu biliyoruz. Bir gece ansızın geleceğiz” sözlerinin yazılı olduğu pankartın fotoğrafını paylaştı. İbrahimzade tepkisini, “Adamın Yahudilikle alakası yok ama maksat Yahudiliği kullanarak nefrete haklılık kazandırma arayışı. Üstü kapalı bize tehdit” sözleriyle gösterdi.

ADNAN OKTAR: Tabii ki o anlama geliyor, çok kötü. Museviler peygamber soyudur. Şeytan musallat oluyor bu peygamber soyuna. Yeryüzünden kazımak istiyorlar. Peygamberimiz (sav)’in de soyunu kazımak istediler dikkat ederseniz şeytanın ifasıyla. Bütün Ehlibeyti şehit ettiler Kerbela’da biliyorsunuz. Bu da başka bir metotla yine peygamber neslini yok etme sistemidir şeytanın ifasıyla. Kerbela’daki neyse bu da bir başka türü. Hitler bunu yapmaya çalıştı, başkaları yapmaya çalıştılar. Bu, şeytana uymak olur. Museviler, tek Allah’a inanan, Allah’a iman eden mümin muttaki temiz insanlar. İçlerinde zalimi ayrı, zalimini ayırırsın onlara ilgili kanun maddelerine göre tecziye gerekir. Neyse cezasını verirsin kanuna hukuka göre. Ama masum Musevilere kin duymak ahlaksızlıktır, haysiyetsizliktir, şerefsizliktir, namussuzluktur, dinsizliktir, imansızlıktır, vicdansızlıktır, pisliktir başka bir şey değil yani.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsan nasıl Allah’a karşı düşman olur?

ADNAN OKTAR: Özel yaratılınca, robotlar var ya filmlerde falan da görüyorsunuz insanlara saldırıyor robot. Her gördüğünü boğmaya, öldürmeye çalışıyor. İşte Allah’ın yarattığı bu robotlar da Allah’a düşman yaratılmıştır. Allah’a düşman yaratıldığı için Allah’a karşı Allah’ın kontrolünde, Allah’ın bilgisi dahilinde, Allah’ın istediği kadar Allah’a düşmanlık yapar. Allah’a karşı Allah’ın kontrolünde, Allah’ın bilgisi dahilinde, Allah’ın istediği kadar Allah’a düşmanlık yaparlar. Görevi nedir? Müminlerin imanını artırmak, hamiyeti İslamiyesini artırmaktır. Yoksa bir gücü olduğundan değil. Her münafık her kafir kontrollüdür. Yani tam anlamıyla kontrol altındadır. İlk nefesinden son nefesine kadar, ilk kelimesinden son kelimesine kadar ne konuşacağı ne yapacağı hepsi bellidir kaderinde, onun dışına çıkamaz.

Evet dinliyorum.

VTR: Zengin arkadaş mı sadık arkadaş mı?

ADNAN OKTAR: Zengin arkadaş eğer sadık değilse başını belaya sokar. Çok tehlikeli olur. Zengin olduğu içi imkanları da daha yüksektir, belası daha çetin olabilir, daha şedit olabilir. Ama sadık arkadaş fakir de olsa güzeldir huzur verir, iyilik yapar, iyidir, kalbe ferahlık, ruha esinlik, akla açıklık, vicdana inşirah verir. Dolayısıyla vefalı, sadık bir arkadaş Allah’tan bir nimettir, Allah’ın yaratmasıyla oluşur.

Evet.

VTR: Merhabalar. Bir erkeğin bizi sevip-sevmediğini nasıl anlarız?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm bayağı güzelsin sen, çok sevilecek insansın. Allah sana hayır, bereket, güzellik getirsin. Cennette kardeş olalım, inşaAllah. Dişleri, yüzü falan çok güzel, gözleri maşaAllah. Canımın içi, bir kere senin onuruna, haysiyetine, şerefine, namusuna, dinine, imanına önem veriyor mu önem vermiyor mu ona bakacaksın buradan anlaşılır. Eğer senin dinine, imanına, haysiyetine, şerefine, namusuna, huzuruna, neşene, sevincine, sağlığına sıhhatine önem veriyorsa seviyordur. O zaten yüzüne de yansır, vicdanına da yansır, konuşmasına da yansır. Mesela insanın kedisi oluyor ne yapıyor? Veterinere götürüyor, en güzel yiyecekleri alıyor, aman üşümesin diyor sıcak tutuyor. Durduğu yerde kediyi sevmiyor. Aman ne şeker kediymiş demiyor, değil mi? Onun tüylerini kısalttırıyor, evinin ısısına bakıyor, suyu yoksa suyunu veriyor bütün sosyal ihtiyaçlarını karşılıyor, ona oyuncak alıyor sıkılmasın diye. Niye? İşte sevgi alameti bunlar. Onun iyi yaşamasını temin ederse sevgi oluşur. Bir genç kızın da ruhen ve bedenen iyi yaşamasını bir insan sağlamaya çalışıyorsa seviyor demektir. Ama onu ilgilendirmeyip sadece onu kullanmak istiyorsa bu, onun aşağılık, basit, karaktersiz bir sırtlan olduğunu gösterir başka bir şey değil.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: Başta Taha Akyol olmak üzere Hürriyet yazarları Kuzey Irak’ta bağımsız Kürdistan ilan edilse bile Türkiye’nin askeri seçeneği asla düşünmemesi gerektiğini yazıyorlar. Sedat Ergin de yazısında emekli büyükelçilerin fikirlerinden alıntı yaparak, Türkiye askeri seçeneği aklından bile geçirmemesi gerektiğini, zaten karşılıksız tehditlerle yeterince itibar kaybına uğradığını söyledi. “Başka ülkelere ait siyasi sorunlara silahla müdahale etmeye kalkmak, komşu ülkeye girmek Türkiye’de büyük bir sosyal çalkantı meydana getirir. Ve ülkemizin bir batağa saplanmasından başka sonuç vermez” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok canım ne münasebet olur mu öyle şey? Biz Irak’la komşuyuz, adamların başı belaya girdiğinde ‘komşu komşunun külüne muhtaç’ derler, komşu komşunun askerine de yiğidine de delikanlısına da muhtaçtır. Olur mu? Türkiye’ye bir şey olsa Irak yardıma gelecek, İran yardıma gelecek. İran’a bir şey olsa Irak’a bir şey olsa Türkiye yardıma gidecek. Komşuluk böyle olur. Zor günde sen ona yardım etmiyorsan komşu değilsin demektir. Sen adamın topraklarını zorla gasp etmeye kalkarsan bu hırsızlıktır. Gasp hırsızlıktan beter, daha beter bir hırsızlık türü. Yani topraklarını hırsızlama almaya kalkıyorsun. Gasipsin yani gasp edeceksin. Gasp etmeye kalkarsan o devletin kendini koruma hakkı vardır. Kendini korurken gücü yetmiyor olabilir, o zaman komşularına der “burada adam hırsızlık yapıyor gasp yapıyor bana yardım edin” der. Sen de mahallenin kabadayısı, delikanlısı olarak olaya müdahil olursun gereğini yaparsın. Adaleti sağlar geri çekilirsin. Irak ordusuna niye yardımcı olmayalım? Suriye ordusuna da yardım ederiz gerekirse Hak yoldaysa, doğru yoldaysa. Irak ordusu da Hak yolda doğru yoldaysa yardım ederiz. İran için de bu değişmez, Lübnan için de değişmez hepsi için değişmez. Yunanistan’a da bir saldırı olsa kabadayılığın, delikanlılığın gereğini yaparız. Biz kabadayı bir ülkeyiz, kabadayı bir milletiz. Biz kendimiz için yaşamayız, sevdiklerimiz için, adalet için, güzellik için yaşarız ve gözümüzü dahi kırpmayız bu işte. Diyor işte “çok kötü olur” olursa olsun nedir yani, en fazla şehit oluruz. Öyle olay olmaz. Sen adamın ülkesini gasp ettirirsen yarın bir gün sıra sana gelir, olmaz öyle şey.

Tayyip Hocam bugün çok güzel konuştu “Lawrence’lara yeni atak yaptırmayacağız” dedi “kapısı kapandı” dedi, helal olsun. Tayyip Hocam’ı desteklemek farz-ı ayın, farz-ı ayındır. Tayyip Hocam, İslam ümmeti için hayrı bereketi için gayret eden mümin muttaki, temiz bir delikanlı, yiğit bir delikanlı, kabadayı bir delikanlı. Baş eğmiyor efe, o yönüyle mübarek ve muhterem. Seviyorum sevmiyorum yok. Bıraksınlar bunu, sevmeyle alakası yok. Allah sevilir, vatan sevilir, bayrak sevilir, millet sevilir, devlet sevilir. Allah için, Kitap için, vatan için, bayrak için, devlet için Tayyip Hoca’ya destek bütün gençlerimizden bekliyoruz. Hiç lamı cimi yok şahsına. Ama AK Parti beni ilgilendirmez, AK Parti’yle benim alıp-veremediğim yok. Şahsının desteklenmesi farzdır, ulul emr hükmündedir yani Müslüman aleminin ve Türkiye’nin işte dindar dinsiz kim olursa olsun, ateist, Hristiyan hepsinin ulul emri hükmünde şu an. Ulul emre itaat farzdır. Farz olduğu için o farzın yerine gelmesi lazım. Sevgiye dayalı değildir. Allah, seviyorsun sevmiyorsuna göre demiyor. Ulul emre itaat farz bu kadar.

Mesela Fırat Kalkanı’nda da 67 kabadayı şehit oldu. PKK’nın Akdeniz’e inen yolunu kestik. Arkadaş dedik biz adalet için geldik bu kadar. Altmış yedi isterse altmış yedi bin olsun kabadayılıkta böyle şeyin hesabı olmaz, böyle şey düşünülmez. Yiğitliğin hesabı olmaz. Çanakkale’ye geldi adamlar “gasp edeceğiz alacağız” dediler dedik “hayır” dediler  “o zaman biz savaşacağız” “buyurun” dedik iki yüz binin üzerinde kabadayı orada canını Allah’a teslim etti şehit oldu, ne oldu? Adamlar ayakkabılarını toparlayamadan kaçtılar. Kabadayılık böyledir, yiğitlik böyledir. Çok asil ve soylu hareket yaptılar. Ne olurdu, yaşasalar ölmeyecekler miydi? Öleceklerdi, şehitlikle gittiler Allah’ın huzuruna. Ne mutlu onlara ne güzel Allah bize de nasip etsin.

Evet dinliyorum.

VTR: Selam Adnan Bey, sizi çok seviyorum. Ben Manisa’dan Filiz, size şöyle bir sorum olacaktı. Mümin bir bayan, müşrik bir erkekten nasıl kurtulabilir? Veya mümin bir bayanın müşrik bir erkekle yaşaması doğru mudur? Teşekkür ediyorum, sevgilerimi sunuyorum.

ADNAN OKTAR: Canımın içi tabii ki boşanmayı öyle bir felaket gibi görmemek lazım boşanma da bir ibadettir Kuran’da var. Boşanma ferahlık getirecekse, iyilik güzellik getirecekse ite-kaka devam ettirmenin bir alemi yok, bıraksın boşansın. Adam müşrik sen Müslümansın haram olduğu belli. Müşrikle Müslüman evlenemez. Olur mu öyle şey? Allah ‘müşrikin ve müşrikat birbiriyle evlensin’ diyor. ‘Müminin ve müminat birbiriyle evlensin. Kafirun ve kafirat birbiriyle evlensin fakat sakın’ diyor Allah ‘mümin ile kafir müşrik evlenmesin’ diyor. Onlar hiç evlenmesin demiyor Allah. Müşrik müşrikin erkekler müşrikatla kadınlarla, müşrik kadınlarla evlenecek. Mümin kadınla niye evleniyorsun, niye onu cehenneme çekiyorsun? Olur mu, öyle şey? Olmaz.

Evet dinliyorum.

VTR: Selam ben Azerbaycan’dan Palastinli Elburus. Bakü’de yaşıyorum. Beni düşündüren soru: İnsanların yaratılma sebebi nedir?

ADNAN OKTAR: Siz ne sevimli ne şeker şeylersiniz siz Azerbaycanlılar. Hem ahlakları çok güzel hem kişilikleri güzel hem temiz kalpliler, kuzu gibiler acayip dürüst bir millet Azeriler çok dürüst. Hep böyle mert öyle üçkağıtçı dolandırıcı hiç ben görmedim. Hep yaman, dürüst, haysiyetli insanlar. Bu yakışıklıyı bir daha.

VTR: Selam ben Azerbaycan’dan Palastinli Elburus. Bakü’de yaşıyorum. Beni düşündüren soru: İnsanların yaratılma sebebi nedir?

ADNAN OKTAR: Elburus her halde orada dağlık bir bölge oradan geliyor olabilir soyadı. İnsanların yaratılma sebebi; insanların yaratılması ne zaman yaratıldı? Yüz bin yıl önce değil mi? Değil, zer aleminde yaratıldı. Ne kadar önce? Bak ne kadar önceyi ben açıklayayım; sonsuz öncede zer alemi vardı. Sonsuz öncede ne demek? Sonsuz sonrada da var yani Allah görüyor. Zer alemini sonsuz öncede bilmiyor muydu? Biliyordu. Sonsuz sonrayı da bilmiyor mu? Biliyor. Cenneti sonsuz öncede bilmiyor muydu? Biliyordu. Sonsuz sonrada biliyor mu? Biliyor, o zaman Allah hiçbir zaman için yalnız değil yani Kendini sevenlerle var her zaman için Kendini sevenlerle var. Ama Kendini sevenlere niye sevdiklerini öğretiyor dünyada, Allah’ı neden sevdiklerini öğretiyor. Biz burada Allah’ı neden sevdiğimizi öğreniriz sebebi budur başka hiçbir sebebi yok buranın. Son derece kıytırık bir yerdir dünya, her şeyi yarım yamalaktır, kasten Allah tarafından yapılmıştır. Adamın ayağı ağrır, dizi ağrır, kulağı ağrır, burnu ağrır, saçı dökülür, kirpiği dökülür. El mafsalları ağrır. Beli ağrır, kemikleri kayar belinin, omurga kayar, boynun omurgaları kayar. Karaciğeri hastalanır, midesi hastalanır hastalanmadık hiçbir yeri kalmaz bak söyleyeyim. Her yeri insanın hastadır her yeri. Burnu sinüzit olur bilmem ne hastalıklar bin bir türlü, bademcik olur. Kan hastalıkları olur. Niye? Dünyaya bağlanmasınlar ahireti istesinler diye çünkü öbür türlü Allah esirgesin çok korkunç olur. Allah’ı unutuyor ahireti de istemiyor sadece dünyayı istiyor, onu soğutmak için Allah olağanüstü tedbirler almış. Hayatı kısa tutmuş, hastalıkları çok fazla yaratmış ancak ucu ucuna insanlardaki o hırs kırılıyor ucu ucuna yüzde beş-on falan kırılıyor. Bakın Allah’ın aldığı bunca tedbire rağmen. İnsanın durumunu anla.

Evet dinliyorum.

VTR: İslam Birliği kurulduğunda Mehdi (as)’nin bir üniversitesi veya bir kürsüsü olacak mı?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım siz Mehdi (as)’yi hep böyle bir makam sahibi görmek istiyorsunuz. Mehdi (as)’nin hiçbir makamı yoktur. Cumhurbaşkanı değildir, başbakan da değildir, milletvekili de değildir, profesör de değildir. Alimlik iddiası da yoktur, profesörlük, hocalık iddiası da yoktur Mehdi (as)’nin. Mehdi (as) ben alelade bir insanım diye gelecek alelade bir insanım diye gidecek. Öyle bir durumu olmaz Mehdi (as)’nin kendi evinde duruyor zaten ama bütün dünyanın sevdiği bir insan olacak. Bütün dünyaya nur, bereket, hayır getirecek, vesile olacak. Kavgayı, kanı, fitneyi her şeyi ortadan kaldıracak Allah onu vesile edecek. Yoksa dünya onun zaten ama o dünyayı istemez, dünyayı istemez. Cenneti istiyor o. Dünyayı ne yapsın? Dünyanın her tarafı çürük çarık. Ayakta duramıyor dünya zaten komaya girmiş ne yapsın dünyayı?

Evet.

VTR: Çocukları seviyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Şimdi benim elime geçirsem ben ne yaparım bunu? O burun bir kere gider herhalde şekerliğe bak, tatlılığa bak. Seni kim sevmez dünyalar tatlısı. Ağız, burun, kaş, göz bir de bayağı ciddi saçlarının süsü. Allah sana uzun ömür versin dünya tatlısı, cennet kuzusu. Belli ki cennetten gelmişsin sen. Allah seni hidayetle uzun ömürle yaşatsın. Cennette de hep yanımda olmanı nasip etsin ki ben seni rahat rahat sevebileyim bu şekerliğini.

Evet dinliyorum.

VTR: Hata yapmaktan korkmak iyi bir şey mi?

ADNAN OKTAR: Benim güzelimi bana yaklaştırsana biraz daha net görebileyim, ışık açılarını tam ayarlayamıyorlar ben de göremiyorum ama çok güzel bir kız. Tabii, insan mükemmelleşir çok daha iyi olur.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Nasıl bu kadar şık olabiliyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Severim ben senin tatlılığını acayip sevimli. Senin bakışın güzel, sen nurla, ışıkla bakıyorsun. İblise bir sor bakayım şeytana bir sor bakayım o beni nasıl görüyor, değil mi? Şeytana bir sor. Sen nurla, hidayetle bakıyorsun Allah sana güzel gösteriyor. Ama iblis şeytani baktığı için sadece onun gözünde karanlık görünür. Sen nurla bakarsan nur görürsün. Zulümat gözüyle bakan sadece zulümat görür kafasında, nuru zulümat gibi görür. Zulümatı da nur gibi görür bu münafıkların özelliğidir. Mesela münafık dünyayı kendine put edinir. Müminleri dost edineceğine, müminlere, İslam’a kalbini bağlayacağına dünyaya kalbini bağlar, dünyaya büyük bir put gözüyle bakar. O puta hizmet eder. Onun şirki dünyadır ve insanların ne dediğidir ona göre hareket eder münafık. Ve onun dini sürekli şekil alır zaten münafığın dini, her gün her olayda her konuda şekil alır. Mesela Peygamberimiz (sav)’i o devirde münafıklar kinle değerlendiriyorlardı. Kin gözüyle bakıyorlardı. Müminlerin Peygamber (sav)’e şirk koştuğuna inanıyorlardı. Yani onu ilahlaştırdıklarına inanıyorlardı. Halbuki Peygamber o. Ulul emr olan bir insan aynı zamanda. Ama kendileri karılarını, ağabeylerini, babalarını, ailelerini, dünyayı put ediniyorlardı. Fakat o ahmak kafalarıyla tam tersini Kuran'ın yorumlayarak müminlerin Peygamber (sav)’i put edindiği iddiasındaydılar. Hatta diyorlar ki “Peygamberiniz bana namaz kıl dedi kıldım” diyor. Benden zekat istediniz “onu da verdim” diyor. “Allah istedi” demiyor. “Peygamberiniz istedi” diyor. “Zekat ver dedi onu da verdim” diyor. “Hacca git dedi Peygamberiniz onu da yaptım. Ne istiyorsunuz benden?” diyor. Putlaştırdığı için kafasında, ahmak kafası işte münafık kafası çok ahmaktır. Ama mesela annesi, babası, ailesi, çevresi, arkadaşları onun için kutsal. Münafık için onun için Allah ayette diyor ki “aileleriniz, eşleriniz, çocuklarınız, akim kalmasından korktuğunuz ticaret, arkadaş çevreniz, aşiretiniz size Allah'tan, Allah'ın elçisinden yani müminlerin liderinden ve Allah yolunda mücadele etmekten daha hayırlıysa Allah belanızı verinceye kadar bekleyin” diyor. Bu kükürt kokulu bu pis cesetler, bu iğrenç mahluklar ancak ölünce ne hale geldiklerini anlarlar.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı AK Parti'nin Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal oldu Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Hayırlı uğurlu olsun. Allah hayırlı bereketli etsin. Mümin bilinen, muttaki bilinen bir insan. Tayyip Hocam’ın da olurunu aldığına göre hayırla, bereketle, uğurla güzel hizmetler yapar. Seçimde de Hoca’yı seçeriz. Adaylığını koysun seçelim. Çünkü bu ara öğrenecek zaten bütün incelikleri, detayları. Güvenilir bir insan temiz bir insan benden evet.

Evet, dinliyorum.

VTR: En sevdiğiniz ders neydi?

ADNAN OKTAR: En sevdiğim ders resim dersi tabii ki. Resim dersi şahane oluyordu. Bir resim hocamız vardı. Hakikaten o ustaydı hakikaten teknik öğretiyordu ondan geri hocalar “kağıtları çıkartın hadi resim yapalım” derlerdi. Ya tamam yapalım da neye göre yapalım? Öğretsene tekniği var, yöntemi var. Hiçbir şey öğretmezlerdi. Bir tek bir öğretmen işte o da uzman bir insanmış demek ki resim tekniklerini bayağı anlatmıştı. Mesela karakalem tekniğini. Sulu boya, yağlı boya tekniğini anlatmadı ama karakalemi anlatmıştı. Çizgi kullanmadan gölge nasıl yapılır falan feşmekan. Zevkli güzel oluyordu. Akademideyken de resim çizmek hakikaten zevkli, çok süratli çiziyordum. Halen de o özelliğimi devam ettiriyorum. Şimdi bir tablo daha yaptım, adı? Merak edeceksiniz. Tabloyu on beş günden beri yapıyorum. Bugün bitirdim. Ben iki-üç tabloyu anda devam ettiriyorum. Biraz onu düzeltiyorum, biraz onu düzeltiyorum. Tablom önce bir gelsin ama şahane üstü şahane. On beş günden beri yapıyorum bugün sabah bitirdim. Bir-iki saat çalıştım bitirdim. Adı ne bilin bakalım? “Rüyadaki Kontes” tablomun ismi “Rüyadaki Kontes.” Rüyamdaki demedim ki yarın bir gün a falan deyip olay çıkarmasınlar diye “Rüyadaki Kontes” dedim. Yani ortalı olsun gibisinden.

DAMLA PAMİR: Muhteşem çok güzel maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şahane değil mi? “Rüyadaki Kontes” özenli bir çalışma yaptık. Son tablolarımı biraz göreyim.

KARTAL GÖKTAN: Bulutlardan Gelen Kadın, Güneşlenen Kadın, Tutku.

ADNAN OKTAR: Sürrealist bir resim o tabii. Bunlar da sürrealist resim.

KARTAL GÖKTAN: Sahildeki Kadın, Çiçekler İçindeki Kadın. Suluboya çalışmalarınızdan Ağaçların Sevgisi ve Ashabı Kehf Mağarası.

EBRU ALTAN: Çok harika maşaAllah bir de sulu boya ile yapılabilecek gibi değil yani olağanüstü bir teknik kullanmışsınız.

ADNAN OKTAR: Tabii.

KARTAL GÖKTAN: Rüya Gören Ağaçlar, Sonbaharda Söğüt Ağaçları.

ADNAN OKTAR: Ve bak ağaçların içinde saklanan kuşlar var dikkatlice bakınca görülür.

KARTAL GÖKTAN: Sazlıktaki Balık, Devekuşlarının Dansı. Bayramda Balonlar, Akvaryum, Çiçeklerin Dansı, Birinci.

ADNAN OKTAR: Derinlik nasıl?

DAMLA PAMİR: Çok güzel. Hepsi birbirinden güzel.

Evet, dinliyorum.

VTR: Babanızı kaybettiğinizde kaç yaşındaydınız?

ADNAN OKTAR: 17 yaşında aklı başında bir delikanlıydım. 17 yaşındayken de dindardım maşaAllah. Evet, öyle her şeye akılcı bakan makul birisiydim elhamdülillah.

VTR: Karaman halkını nasıl bulursunuz?

ADNAN OKTAR: Karaman halkı çok hoş, yiyecekleriyle de ünlü, güzel bir beldemiz. Ama halkı tabii içlerinde Çerkezler var, Türkler var her çeşit insan var. Ama hepsi Anadolu halkı. Anadolu halkı zaten güzeldir, sıcaktır, sevecendir, mütevazi, mazlumdur, komşuluk ilişkilerinden hoşlanır, dostluktan hoşlanır, misafirlikten hoşlanır, hal hatırdan, selamdan hoşlanır. Karaman da tabii bir güzellik yurdudur Türkiye'nin diğer şehirleri gibi, diğer beldeleri gibi. Karaman’da halis Türk de çoktur, Orta Asya Türkü. Ama sağlam milliyetçidir hepsi maşaAllah. Ülkücüdür yani Karaman.

Evet, dinliyorum.

VTR: Zenginlik için çok dua ettiniz mi?

ADNAN OKTAR: Zenginlik için ben her zaman dua ederim Allah'a. Ama Allah yolunda kullanmak için, Allah yolunda harcamak için yoksa ben ne yapacağım zenginliği? Biriktir biriktir yığ yığ çok anormal nihayetinde bir tabak yemek yiyorsun. Ne yapılır para? Neye yarar? Tabii ki harcamak içindir para, sevdiklerine, dostlarına, mutluluk vermesi amacıyla, ibadet amacıyla harcayacaksın, kullanacaksın biriktirmeyeceksin parayı.

Evet dinliyorum.

VTR: Ülkücü hareketi nasıl buluyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Ülkücü hareket, Türk milletinin en sağlam güvencelerindendir. Devlet terbiyesinin, asaletin, kabadayılığın, yiğitliğin okuludur. Dürüst, efendi, kendini Allah'a teslim etmiş alperenlerden, Koçyiğitlerden, aslanlardan oluşan bir iman, irfan, kültür ordusudur. Hepsi dürüst ve güvenilir gençlerdir. Allah hepsine selamet versin. Hepsini çok seviyoruz.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Öncelikle sizi sosyal medyadan ya da birçok yerden takip ediyoruz. Şunu sormak istiyorum. Dine nasıl yeni bir şekilde misyon kazandırmaya çalışıyorsunuz ve kitaplarınızda dünyaya vermek istediğiniz mesaj, bize anlatmak istediğiniz nelerdir? Ben bunu merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm bir kere o ışıkların içerisinde çok çok güzel görünüyorsun. Hakikaten güzel bir kızsın. Allah sana sağlık, selamet, hayır, bereket versin. Hoş güzel kızsın. Etkileyici kızsın. Güzel yüzlüm yeni bir misyon kazandırmak diye bir şey yok. Hazreti Süleyman (as) dedem ne dediyse, Hazreti Davut (as) dedem ne dediyse, Hazreti Resulullah (sav) dedem ne dediyse onların dediğinin aynısını diyoruz. Zamanla bu unutulmuş. İslam dini dehşet, vahşet ve korku dini gibi bize gösterilmiş. Azap dini gibi. Sanatın, estetiğin, güzelliğin, iyiliğin, bereketin olmadığı bir çöküntü sistemi, bir kabus sistemi gibi bize göstermişler. Biz de bu yalanı, bu uydurmayı, bu hurafeler sistemini, bu şirk sistemini ortadan kaldıracak şekilde ilmi, akılcı, Kuran'a dayalı anlatım yapıyoruz ki dedelerimizin dini yeniden ortaya çıksın. Hazreti İbrahim (as)'in, İshak (as)’ın, Yakup (as)’un, İsmail (as)'in dini, Resulullah (sav)'ın dini aynı temizliği, aynı arılığıyla, aynı cennet vasfıyla, aynı mutluluk verici, huzur verici, neşe sevinç verici, bereketli, güzellik yurdu olan yapısıyla ortaya çıksın. Dolayısıyla bizim yaptığımız bir ilave yok. Çıkartma da yok.

Peygamber (sav)’e dedem diyorum, çünkü niye? Seyidim. Seyit olunca tabii ki dedem oluyor. Onun için “Dedem” diyorum. Dünyalar güzeli dedem. O da Hazreti İbrahim (as)'in soyundan. İbrahim (as) dedemin soyu. Hazreti İbrahim (as)'in kalp hizasında düğme kadar şu kadar ben vardı. Hayrettir. Bak o bak silsile geldi geldi geldi Resulullah (sav)’a. Geldi geldi geldi geldi Mehdi (as)’ye. Genetik kod hayret edecek şey bu. Bu bir mucize yani. Hiç değişmiyor yani.

Yunan şarkılarını dinledikçe, bizden Yunanistan'ına ayrılmasını o kadar öfkeleniyorum ki. Bu güzel insanları bizden niye ayırdılar? Ben bunu daha hala anlayabilmiş değilim. Derhal Yunanistan'la Türkiye birleşmesi lazım. Dünya tatlısı insanlar. Bunlar nasıl ayrı bizden olur bu insanlar? Bu nasıl bir mantıktır, nasıl bir düşüncedir anlayamıyorum. Çok acı bir olay. Hepsinin evi barkı burada, köyleri burada. Bizim evlerimiz köylerimiz orada. Bu nedir, bu nedir bu böyle yani?

Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Yabancı basında yeni yayınlanan makaleleriniz şunlar Adnan Bey. Londra'dan yayın yapan en tanınmış liberal haber sitelerinden Huffington Post’un Arapça yayınında “Rohingya halkı Müslümanların yardımını bekliyor” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda; Çevrelerindeki insanlardan kötülük dışında bir şey görmemiş Rohingyalılar’a sahip çıkıp, onların acılarına son vermenin Müslümanların sorumluluğunda olduğunu anlatıyorsunuz. Uluslararası toplum sessiz kalmış olsa da, Müslümanların sessiz kalmaması gerektiğini ve kalmayacağını vurguluyorsunuz.

Ortadoğu'nun en büyük üçüncü haber sitesi olan The Peninsula Katar'da “Türk-Katar dostluğunun güçlü tarihi kökeni” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda; Şer gibi görünen her olayda Müslümanlar için bir hayır olduğunu, dolayısıyla Katar krizinin de bu ülkenin Türkiye ile daha yakınlaşmasına, daha güçlü ilişkiler kurmasına vesile olduğunu anlatıyorsunuz.

Malezya'nın Ulusal Haber Ajansı Bernama’da “Felaketler bazen öğretici olabilirler” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda tüm yıkıcılıklarına rağmen doğal afetlerin rengi, dili, dini ne olursa olsun insanların insani değerlerini ve her şartta birlik olabileceklerini hatırlattığını belirtiyorsunuz. Geçmişten beri dayanışma ruhuyla örnek olan Amerikan halkının bugün provokatörlerin ara bozmaya yönelik spekülasyonlarına prim vermemesi ve birlik ruhunun daima güç getireceğini unutmamaları gerektiğini anlatıyorsunuz.

Suudi Arabistan'ın önde gelen İngilizce haber Sitesi Riyadh Vision’da “Hindistan-Pakistan ilişkilerinde barışa giden yol” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda; Başta Keşmir olmak üzere bölgeye barış getirecek olanın alışagelmiş menfaatler üzerine dayalı siyaset anlayışı yerine akılcı, itidalli ve tüm halkların birinci sınıf insan muamelesi göreceği kültürün inşa edilmesi olduğunu anlatıyorsunuz.

Bosna Merkezi haber sitesi Cazinnet’te ise, Boşnakça olarak “Teröre karşı yanlış mücadele” başlıklı makaleniz yayınlandı. Yazınızda; Bazı kesimlerin radikalizmle mücadele adı altında şiddet ortamı körükleyerek, Müslüman alemini birbirine kırdırıp yok etme amacının başarısız bir plan olacağını anlatıyorsunuz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam uyanık, yaman. İngiliz derin devletinin kafasına balyoz gibi inecek Allah'ın izniyle. Tayyip Hocam’ı herkes desteklesin. Herkes desteklesin. İngiliz derin devletine karşı olanlar, Türk İslam birliğini isteyenler, İttihad-ı İslam'ı isteyenler, vatanın milletin hayrını, selametini isteyenler Tayyip Hocam’ı desteklesinler. AK Partili olsunlar demiyorum bak. Tayyip Hoca'nın şahsını desteklesinler ama samimi olarak, kararlı olarak.

Çocuğun eline silah verilir mi kardeşim? Kuş avlıyorum der bilmem ne. Yanlışlıkla tetiğine basar falan. Her yerde Allah koruyor. Ne kadar tehlikeli bir şey. Tabii, onun için silah çok sakat iştir. Aman aman aman uzak durmak lazım. Yetkili ayrı. Polis jandarma tamam da yani öyle çoluk çocuğun önüne silah bırakmak falan böyle oynamak, kurcalamak, merak ediyorum falan facia. Çok fazla telefat oluyor o yüzden. Çok tehlikeli. Yorgun mermi düşer bilmem ne falan çok sakat. Bir de şu açıdan ateş ediyorlar. Şimdi tamam buradan ateş ettin, böyle mermi gider. Karşı tarafta ne olacak? Orada hayvan olabilir, insan olabilir, çok tehlikeli. Onun için düğünlerde mutlaka mermisiz eğlenmek lazım. Çekirdeği çıkartılmış kurusıkı mermi olması lazım. Fişek kurusıkı olması gerekiyor. Ses istiyorsan aynısı çıkıyor. Ne gerek var, kurşuna ne gerek var?

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Abdullah Gül’ün eski danışmanı Ahmet Takan, Abdullah Gül’ün iki seçenekli bir yol haritası izlemeye karar verdiğini söyledi. “Birincisi Sayın Erdoğan’ı çekilmeye ikna etmesi ve yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Ali Babacan’ın aday gösterilmesi. Böylece partinin bölünmesinin engellenmesi. İkincisi ise eğer Sayın Erdoğan çekilmeyi kabul etmezse yeni parti kurularak Ali Babacan’ın direkt olarak cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilmesi. CHP’nin de cumhurbaşkanı adayı olarak Ali Babacan’a destek vereceği kesin gözüküyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok, öyle bir şeyde CHP oyları da düşer, AK Partililer de oy vermez. Ben açıkça söyleyeyim, 2019’da biz Tayyip Hocamız’ı başa getireceğiz. Sağlam delikanlı. Hiç, unutsunlar, öyle bir şey olmaz. Ali Babacan’la falan olacak bir şey yok. Misyonu yok ki Ali Babacan’ın. O şevki, dirayeti, iradesi yok. Kendi halinde, içine kapalı bir delikanlı, terbiyeli, saygılı ama güçsüz. Tayyip Hocam yaman, kabadayı yani. İttihad-ı İslam dedin mi gözü hiçbir şey görmüyor. Öyle olacak. Öyle adam olmadıktan sonra olmaz. Ne Meral Hanım’la olur ne onunla olur. Olmaz. Böyle biri çıkmaz mı? Çıkabilir. Bekliyoruz. Varsa çıksın. Olabilir ama mevcutların hiçbiri olmaz. Ayrıca 2019’lar falan zaten Mehdiyet zamanı. Unutsunlar artık bundan sonra. Tayyip Hocam’ı başa getireceğiz biz 2019’da. 2023’te de orada olur. 2029’da da orada olur. 2041’ler falan yani unutsunlar. Bu iş tamamdır yani. Tayyip Hocam’la bu iş kapanacak. Tayyip Hocam’la tamam. Tayyip Hocam’dan sonra Mehdiyet işte. Artık unutsunlar siyaset falan öyle bir şey olmaz. Demokrasi olur, siyaset olur da o dedikleri anlamda olmaz. Bundan sonra Mehdiyet. Tayyip Hocam bu konuyu götürür yani sonuna kadar götürür. Tecrübeli de, yetenekli de. Baksana bütün millet sürünüyor, Türkiye yüzde beş büyüme hızı. Almanya’nın yüzde iki büyüme hızı, Türkiye’nin yüzde beş. Bütün dünyanın saldırmasına rağmen. Bak üç milyon insan besliyoruz, her yere yardım yapıyoruz. Ama Allah oluk oluk bereket meydana getiriyor, elhamdülillah. Özetle, Tayyip Hocam’dan şaşmak yok. Tayyip Hocam doğru, dürüst delikanlı. Fakat yardımcısı çok olsun. Gençler falan özellikle böyle şevkli. Üniversite mezunu gençler diyor ki, ne yapacağız? İşte destek olun hükümete. Allah için, vatan için çalışın. Böyle şevkli olun, gayretli olun. Sonuna kadar yanındayız Tayyip Hocam’ın. Menzil Cemaati de, Tayyip Hocam’ı seviyorlar hepsi. Sağlam yani. Süleymancılar da seviyorlar. Hiçbir yerden bir şey çıkmaz. Ters bir şey çıkmaz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Dünyada israf edilen yemekler nasıl değerlendirilir?

ADNAN OKTAR: En başta fakir fukara zaten alır. Tertemiz yemek. Ama kullanılmış yemekler var. Onlar da kediler, köpekler acayip dalarlar yani Allah’ın izniyle. Martılar, martılar zaten doymuyor. Var benim başımın tatlı belaları, adam kuzu gibi. Ben böyle iri bir kuş görmedim yani. Bir de garip sesler de çıkarıyor. Cesaret bin beş yüz. Yani hiç pervasız yanıma geliyor, avucumdan yiyor falan süper rahat.  

EBRU ALTAN: Camı çalışıyor duymazsak daha şiddetli.

ADNAN OKTAR: Tak tak tak cama vuruyor yani vereceksin yemeği bu kadar basit yani.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İki arkadaş var.

ADNAN OKTAR: İşte ailenin de temizliği bu. Yani ailede huzur görmese hayvanlar böyle bu kadar ahbap olmazlar. Yani yüzlerinde huzur var hayvanların. Güzel besliyorlar aileler, tebrik ediyorum. Kediler falan hayvanlar böyle ailelerde çok güzelleşiyorlar.

Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız kısa videolarla devam ediyor. 

Masaüstü Görünümü