Harun Yahya

Sohbetler (16 Ekim 2017; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Hoş Sohbetler’e başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Ne güzel ne güzel ne güzel. Hepimiz hoş bulduk.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Irak güvenlik güçleri Kerkük’teki askeri üs ve petrol kuyularını almak için operasyon başlattı. Fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Yani ayıp yapıyor Barzani. Böyle ben yaptım olduyla olmaz. Orası bir hukuk devleti. Her isteyen istediği yere çökerse olmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İran Tasnim Haber Ajansı’nın aktardığına göre İran, Kuzey Irak ile sınır kapılarını kapattı.

ADNAN OKTAR: Olacağı o. Sen orada ayrı bir devlet kuracaksın, belli ki kurda-kuşa yem olacaksın ne gerek var? İran da, Türkiye de iyiliklerini istiyorlar. Bütünleşelim, birleşelim. Niye parçalanıyorsunuz? Parçalanmak bölünmeyi getirir ve yutulmayı. Yutulmayı ve yok olmayı.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ahirette hüsrana uğrayacak olanlar dünyada neden refah içerisinde yaşıyorlar?

ADNAN OKTAR: Yok, illaki öyle olacak diye bir şey yok. Dünyada da Allah bela içinde yaşatır ahirette de mahveder. Dünyada illa rahat edecekler diye bir şey yok. Firavun süründü, Nemrut da süründü nerede rahatlık? Her gün korku içinde yaşadı. Maddi rahatlık olabilir adamın işte, yiyecek içecekle bir şey olmaz, yiyecek içecek de insana zarar verebilir. Adam yiyecek yiyor kalbi tıkanır ölür, kolesterolü çıkar ölür. Dünyanın refahından ne olur yani? Allah diyor ki “asıl yurt bilselerdi, ahiret” diyor. Dünyada hadi refah oldu, en fazla ne olur? Mesela bir sarayda yaşadığını düşün adamın, saray bin odalı olduğunu düşün bir odasında oturabilir. Sarayda bin tabak yemek çıktığını düşün, o bir tabak yiyebilir. Bin penceresi olsa bir pencereden bakabilir. Dünyada özenilecek bir şey yok.

Hayatında Kuran okumayan münafıklar, sonra bakıyoruz Balzac’dan tut Che’den şundan bundan, arada da Kuran’dan ama sırf kendi çıkarları için. Sen mantıksızlığa bak adamlardaki. Eğer sen İslam’a sadıksan bir kere Müslümanların içinde kalıp ‘Müslümanlık öyle değil böyle yayılır’ diye yayman lazım, anlatman lazım. Sen kulağını savurarak sokaklarda geziyorsun İslam’ı yaymıyorsun. Gidiyorsun daha da beter oluyorsun, içki içiyorsun, namaz kılmıyorsun, daha beter şeyler yapıyorsun, sapıklık da yapıyorsun. Ee, sonra da Kuran’dan örnekler vererek akıl vermeye kalkıyorsun. Onun usulü öyle olmaz. ‘Kuran öyle yaşanmaz böyle yaşanır’ dersin örnek olursun. İslam’ı yayarsın, Darwinizm’e karşı mücadele veririsin. Komünizme, PKK’ya karşı mücadele verirsin, ateizme, deizme karşı mücadele verirsin. İman hakikatleri anlatırsın, Kuran mucizeleri anlatırsın, yüzlerce kitap bastırırsın, yüz binlerce kitap dağıttırırsın, milyonlarca kitap dağıttırırsın, değil mi? Konferanslar verirsin, CD’ler çıkarırsın. Rumiliğin, İngiliz derin devletinin yanlış yönlerini insanlara anlatırsın. Darwinizm’in hurafelerini konferanslarla, kitaplarla her yolla insanlara anlatırsın. Kuran’ın yeterliliğini anlatırsın. O zaman deriz ki, ‘Adam maşaAllah bayağı güzel İslam’ı anlatıyor bu adam doğru yolda. Biz bu insanın peşinden gidelim’ deriz. O yok bu yok şu yok. Müslümanların içindeyken İslam’a hizmet yok, akşama kadar çakallık, tırtıkçılık, hırsızlık, dolandırıcılık, Müslümanları kandırmaya çalışmak, Müslümanın malını çalmaya çalışmak, Müslümanı dolandırmak için bin bir türlü ahlaksızlığın içine girmek. Ve sonra da ayrılınca da burada sahtekarca samimiyetsizce kıldığı namazı terk etmek, içkiye, uyuşturucuya başlamak ve İslam aleyhtarı faaliyet yapanlarla iç içe birlikte mücadele etmek, ondan sonra da internetten Kuran’la, hadisle dini anlatıyor görünümünde kendi ahmak ruhunu kendince tatmin edeceğini zannetmek. Kuran’la sen dalalete düşüyorsun, Kuran’a karşı mücadele veriyorsun zaten. Kuran’a hizmet etsen dediklerimi yaparsın. Yapmadığına göre Allah senin gösteriyor zaten ne olduğunu, anlatmaya da gerek yok bomboş adamsın. Üstelik muzırra olmuşsun muzırra, muzır insan olmuşsun bela olmuşsun etrafa pislik saçıyorsun, fitne çıkarıyorsun, münafıklarla ittifak ediyorsun.                                                          

Münafıkların bir münasebetsizliği de “Hocaya, alime veyahut bir öncüye, bir lidere veyahut Müslümanlara yol gösteren adama ne gerek var?” diyor. Tamam seni dinleyelim. Kimden dinleyeceğiz? “Benden dinleyin ben anlatayım size” diyor. Ne diyorsun sen? Sen diyorsun ki hocaya mürşide gerek yok. Delik-dürsük kafanla ne diyorsun? “Ben hoca oldum” diyorsun “gelin bana uyun” diyorsun “ben doğru yolu biliyorum” diyorsun. Şu öbür hocalarda da var “Sakın, mürşide gerek yok” diyor. Yüz kişiyi doldurmuş salona. O zaman niye geliyorsun oraya? Bunu anlayamayacak derecede olmaları inanılır gibi değil. O bulutlara bakarak konuşan var ya o da öyle, “hocaya alime gerek yok” diyor ruh gibi. Bin kişiyi oraya dolmuşsun. Gerek yoksa gelme. Demek ki gerek varmış.

Bu münafık kafasında böyle sahtekar üçkağıtçı tüccarlar olur, esnaf olur sahtekar, herkesi dolandırmaya alışmıştır. Üçkağıtçı sahtekar esnaf kafası var yani kafalamacı. İslam öyle anlatılır zannediyor. Bre ahmak, eğer bir aklın olsaydı hayatta bir başarın olurdu, elle tutulur bir başarın olurdu. ‘Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’ derler. Sen ne züppelik yapıyorsun? Bir icraat yap görelim. İslam’ı, Kuran’ı dünyaya hakim etmek için muazzam bir atağa geç, yüz binlerce milyonlarca kitap dağıttırırsın, kitaplar basarsın, konferanslar yaparsın, İslam’ı, Kuran’ı cayır cayır anlatırsın tamam. Müslümanların içindeyken üçkağıtçı sahtekar kafanla Müslümanları dolandırmaya çalışıyorsun. Gidince de esrara başlıyorsun, sapıklığa başlıyorsun, namazı niyazı bırakıyorsun. Bu sefer de internetten mürşitliğe başlıyor “mürşide gerek yok” diyor “yeni mürşit benim” diyor. Bu kadar ahmaklık olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Allah ayette şöyle buyuruyor, “Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de.” (Nisa Suresi, 59)

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

SEMİH MERİÇ: Siz bahsetmiştiniz Hocam, Allah Talut’u melik olarak gönderiyordu, Müslümanların duasına icabet ediyor.

ADNAN OKTAR: Zaten ahmağa ne anlatacaksın da? Ama aptallıklarının derecesini göstermek açısından Allah ibretlik olarak yaratıyor. Çünkü bu kadar aptallık olmaz.

Münafık lider kabul etmez. Münafık Allah’ı kabul etmiyor ki lideri kabul etsin. Münafık bir üst güç kabul etmez, söz dinleyen olmak istemez. Baksana Allah’a diyorlar ki, şeytandan Allah’a sığınırım: “Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın,” bak Allah’a böyle diyor akıl veriyor. “Bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?” (Nisa Suresi, 77) Bak Allah’tan daha akıllı olduğu kanaatinde. “Yanlış zamanda bizi gönderdin” diyor “Allah’ım” diyor bir de “Allah’ım” diyor ”Rabbimiz” diyor akıl veriyor. Münafık da böyle sahtekardır. Allah’a akıl vermeye kalkan ne yapmaz?

Evet, dinliyorum.

VTR: Yanınızdan giden arkadaşlarınızın ortak özelliği nedir?

ADNAN OKTAR: Sen bir kere çok çok tatlısın, çok güzelsin. Allah senin nurunu artırsın. Elinden yüzünden nur akıyor senin, çok hoş, temiz, dürüst, samimi bir kıza benziyorsun. Ortak özelliği, imanları zayıf oluyor tabii. Çünkü gittiklerinde İslam’ı, Kuran’ı burada görüldüğü şekilde yaşamıyorlar. Kendi aleminde mesela gidiyor farz edelim Kuşadası’nda orada eğleniyor, kimi işte diskoda gidip eğleniyor, kimi kendi işinde gücünde oluyor, birçoğu namazı bırakıyor, birçoğu orucu bırakıyor. Yani burada görülen bu heyecan, şevk, İslam’ı yayma hırsı olmuyor. Zaten olsa duyarız görürüz, siz de görürsünüz herkes görür. Yani aşağı yukarı sıfıra gidiyor bu azim, bu kararlılık, bu güç sıfıra gidiyor. Artık kendine, kendi nefsine ağırlık veriyor. Hepsi için demesek de hemen hemen tamamına yakını böyle oluyor. Bu da bizim şevkimizin daha da artmasına vesile olan, kıymetimizin daha artmasına vesile olan, ahiretimizin aydınlanmasına vesile olan mühim bir durum oluyor. Çünkü kıyas meydana geliyor. Mesela orada İslam’a hizmeti, Kuran’a hizmeti bırakmış kendi alemindeyken bizim geceli gündüzlü İslam’ı, Kuran’ı anlatıyor olmamız değer artışı meydana getirir. Çünkü kıyas meydana gelmiş oluyor. O yüzden Allah’a hamd ediyoruz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Modernlik ne zaman yaşam biçimimiz olacak?

ADNAN OKTAR: Mehdiyet, Hz. İsa Mesih (as) dönemi, Moşiyah dönemi. 3500 yıl önce Tevrat bunu söylüyor, Tevrat’ta Cenab-ı Allah bildiriyor Moşiyah’ın çıkacağını. Bak Museviler 3500 yıldan beri sabah, öğle, akşam Moşiyah-Mehdi (as)’ın gelişi için Allah’a dua ederler. Sürekli Allah’tan Mesih’i beklerler. “Gecikse de bekliyoruz Ya Rabbi” diyorlar. Devamlı beklerler. Müslümanlar 1400 yıldan beri bekliyor. Hristiyanlar 2000 yıldan beri Hz. Mesih (as)’ı bekliyor. Artık kıyametin vakti geldi son andayız. Modernliği de, kaliteyi de, sanatı da, güzelliği de en büyük ihtişamıyla yaşayıp göreceğiz inşaAllah. Ne zaman? Hz. Mehdi (as) devrinde, Hz. İsa Mesih (as) devrinde. Hz. İsa Mesih (as)’ın da, Hz. Mehdi (as)’ın da hayatta olduğuna inanıyoruz. Zaten Allah sürekli Hz. Mehdi (as)’dan bahsettiriyor dikkat ederseniz, Hz. Mesih (as)’dan bahsettiriyor. Adam Anadolu’da camiye gidiyor diyor ki hoca “Mehdi gelmeyecek” “efendim” diyor adam, “Mehdi kim?” diyor “ahir zamanda Müslümanların kurtuluşuna vesile olacak kişi” diyor “Peygamberin soyundan gelecek kişi” diyor. Bu “gelmeyecek” diyor “demek ki gelecek” diyor adam. Gelmeyecek demek ne demektir? Gelecek o anlamda. “Bu adam tedirgin olduğuna göre” diyor “demek ki gelecek” diyor. Durduk yere adam niye camilerde hutbe versin? Yüz bin camide birden niye hutbe verilsin?

Evet, dinliyorum.

VTR: Müslümanlar bu kadar çokken neden zulüm görüyor?

ADNAN OKTAR: Benim yakışıklım aslan aslan, Allah nurunu artırsın senin. Şirk olduğu için güzel yüzlüm şirk. Kuran’ın yeterliliğini kabul etmiyorlar. Allah’ın sözüne güvenmiyor Müslümanların birçoğu. Allah “Kuran yeterli” diyor, adam “yok yeterli değil” diyor. Allah diyor ki “her türlü detayı açıkladım örnekler de verdim” diyor “anlaşılması da kolay ve muhkem bir kitaptır, hükümler muhkemdir” diyor “yok, Kuran yetersizdir” diyor. Allah “eğer şirk koşarsanız helak ederim sizi” diyor “olsun” diyor. O zaman helak eder Allah. Allah esirgesin. Masumlar da o arada şehit olmuş oluyor, şirk koşanlar da zor durumda kalmış oluyor.

BÜLENT SEZGİN: Evet, kısa videolarla devam ediyoruz, birazdan birlikteyiz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, izleyeceğimiz videoların arasında şu videolar var onları izleyicilerimize söylemek istiyoruz: Araştırmacı Yazar Sayın Kürşad Berkkan’ın sizin eserleriniz, İngiliz derin devleti ve Hz. Mehdi (as)’ın zuhuruyla ilgili bir konuşması var. Ayrıca Yayıncı Yazar ve Tarihçi Sayın Yavuz Selim Pınarbaşı’nın da sizin eserleriniz hakkında bir konuşması var. Bu videoları şimdi izleyebiliriz.

ADNAN OKTAR: Kürşad, bak şimdi izlediğinizde de göreceksiniz çok aklı başında, çok okuyan, bayağı samimi, çok dürüst, Allah’tan korkan naif bir Müslümandır. Çok çok iyi niyetlidir. Çok güvenilir bir insan. Allah hidayetiyle sarsın, Allah kalbine inşirah ferahlık versin, Allah sayılarını artırsın. Mükemmel bir insan, mükemmel bir delikanlı.

KARTAL GÖKTAN: Kürşad Berkkan’ın resmini gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Evet, Kürşad aslan o. Allah nurunu artırsın.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca Yayıncı Yazar ve Tarihçi Sayın Yavuz Selim Pınarbaşı da sizin ve eserleriniz hakkında bir konuşma yaptı.

ADNAN OKTAR: Yavuz Selim Pınarbaşı da o da son derece aklı başında, dürüst, çok tutarlı mükemmel bir delikanlı, tam bir dava adamı. Her şeyi Allah için konuşan Allah için düşünen, kendini Allah’a adamış muttaki bir mümin, temiz bir mümin Allah yolunu açık etsin. Allah her ikisine de hidayet, sağlık sıhhat versin.

BÜLENT SEZGİN: Yavuz Selim Pınarbaşı’nı görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Evet. Yavuz Selim de öyle çok has temiz gerçek bir Anadolu delikanlısı, halisane bir insan, muhlis bir insan, samimi bir insan Allah yolunu açık etsin. Dinleyelim kardeşlerimizi.

BÜLENT SEZGİN: Evet, videolardan sonra programımız devam edecek.

VTR: Araştırmacı Yazar Sayın Kürşad Berkan, Yayıncı Yazar ve Tarihçi Sayın Yavuz Selim Pınarbaşı’nın Konuşmaları

ASLI HANTAL: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum. Soru sorabilirsiniz.

VTR: Hz. Mehdi (as)’ın memleketi neresi?

ADNAN OKTAR: Hadislerde Hz. Mehdi (as)’ın doğudan bir yerden geleceği ve denizi geçeceği söyleniyor, bu İstanbul olduğu anlaşılıyor. Yani “İstanbul’a göre doğu olan bir taraftan gelecek” diyor. Ve bir şehirde olacağı söyleniyor büyük bir şehir. Onunla ilgili hadis nasıldı? Kara köyünden çıkacağını söylüyor Peygamberimiz (sav) Kara, Kara denen bir köy. O zamanki ismi olabilir belki Kara. Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, sayfa 69’da geçiyor. Doğudan bir yerden geleceği, denizi geçeceği “denizin kenarında sancağı diker” diyor. Denizin kenarında bir yerde oturacağı anlaşılıyor. Zaten İstanbul’da olduğu açıkça geçiyor “Kara köyü” diyor. Belki o zaman köy olan bir yerdir. Şu an, sonradan büyük şehir olmuş olabilir. Ama o zaman için köy olarak geçiyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Cennet halkı dünyadaki yaşamlarını izleyebilecekler mi?

ADNAN OKTAR: Evet, zaten dünyanın özelliği o, ama üzücü olaylar değil. Yani böyle yiğitliği, sabrı, iradesi, yaptığı başarılar, biz o üstünlüklerini gördüğümüz için o kişiyi daha çok seveceğiz. Mesela Peygamberimiz (sav) mağaraya saklanırken adamlar geliyorlar Peygamberimiz (sav)’i bulmaya çalışıyorlar, bunların hepsini göreceğiz. Hz. Musa (as) mesela Firavun’un şiddetinden kaçıyor biliyorsunuz, sonra yanan bir çalıyla karşılaşıyor, bunların hepsini göreceğiz. Ama yanlış olan, kötü olan yani bizi mahcup edecek bir şeyi göremeyiz. Mesela şu an zer alemini hatırlayamadığımız gibi, bak hiç hiç hatırlayamıyoruz. Halbuki alenen toplantı yaptığımız halde orada bulunduğumuz halde hiç aklımıza gelmiyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Oğuz. Pizza mı, lahmacun mu tercih edilir? Onu merak ediyorum.

ADNAN OKTAR: Pizza yeni çıkmış bir şey yani lahmacunun torunu sayılır pizza. Asıl burada baba olan lahmacundur. Çok ince olmak şartıyla. Ve arasına da salatası bol olacak. Acısı bol olması şartıyla lahmacundur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bayanlara hangi işi yapmasını tavsiye edersiniz?

ADNAN OKTAR: Benim güzel yüzlüm, benim canımın içi. Güzel yüzlüm, bak sen nur gibisin çok tatlı bir kızsın görülüyor. Ben seni zor bir işte çalışırken görsem tabii azap duyarım bu beni çok yorar. Ama mesela iç mimarlık kadın için olur, mimarlık da olur. Yöneticilik olabilir ama daha ziyade sanat, kadınlara sanat, tekstil ve ona benzer güzel sanatlarla ilgili iş kolları olabilir. Yıpratıcı ve yorucu olmaması lazım. O çok önemli.

Evet, dinliyorum.

VTR: Acun Ilıcalı’nın yaptığı programları nasıl buluyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Acun Ilıcalı’nın programını dinleyen bir insan ‘vatan sevgisi, millet sevgisi, Allah sevgisi, Kuran sevgisi, PKK belasına karşı neler yapılabilir, Türkiye'nin bölünmesi tehlikesine karşı neler yapılır?’ Bunları düşünecek konumda olmuyor. Tamamen kendinden geçip her şeyi unutup, boş şeylerle eğlenceye yönelik, beyni adeta uyuşturan bir sisteme giriyor izleyenlerde, orada bulunanlarda. Ben öyle gördüm. Eğer yanlış görmediysem onu gördüm, bambaşka bir alem. Ne adamın Allah aklına geliyor, ne ölüm aklına geliyor, ne ahiret aklına geliyor, ne Türkiye’nin bölünmemesi gerektiği, ne insanların iman hakikatleriyle yetiştirilmesi fikri bunların hiçbiri insanın aklına gelmiyor orada, bu iyi değil.

Evet, dinliyorum.

VTR: Neden kız arkadaşlarınızın çoğu sarışın?

ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (sav) de beğeniyor sarışın renk. Peygamberimiz (sav)’e kızıl gösteriyorlar “güzel” diyor siyah “güzel” ama sarışın gösterince “bu hepsinden güzel” diyor. Yani sarı boya, sarı saç boyası için “hepsinden güzel” diyor. Ben bunu söylediğimde önce feryat figan ettiler sonra baktılar hadis var sonra tabii balon gibi söndüler. Bilgisizlik facia yani onu apayrı bir alem olarak görüyorlar. Ama esmer de kadınlara çok yakışır. Benim kız arkadaşlarımın çoğu da esmer görüyorsunuz. Bayağı hoş oluyor ama sarışın daha mı ağırlıklı? Öyle görünüyor. Fakat esmerlerin de nasıl güzel olduğunu hep beraber görüyoruz. Ben güzel yüzünü bir daha göreyim.

VTR: Neden kız arkadaşlarınızın çoğu sarışın?

ADNAN OKTAR: Sen niye bu kadar tatlı ve güzel huylusun? İyi niyetli temiz olduğun, dürüst olduğun her halinden belli oluyor. Bir de gözlerin şahane güzel.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Dilge. Sizce hayvanlar aşık olabilir mi?

ADNAN OKTAR: Ay severim ben senin tatlılığını, güzelliğini. Bayağı güzel yüzlüsün sen. Gençliğin hepsi nurlu, hepsi tertemiz. Bu çok büyük bir mucize, bu çok şaşırtıcı. Baksana elinden yüzünden nur akıyor, tertemiz maşaAllah. Hayvanlar aşık olabilir mi? Hayvanlar sever ama tabii bir makine gibi. Ölüdür hayvanlar aslında ben bunu söylemek istemezdim ama ölüdür bütün hayvanlar şuuru kapalıdır yani tamamen kapalıdır. Bilincinin farkında değildir. Dolayısıyla sevebilir ama o sevme bizim bildiğimiz sevme olmaz. Hoşlandığı şeyleri yapar ama bir makine gibi.

Peşmerge, Irak ordusu gelince Kerkük’ten geri çekilmiş. Doğrusu bu tabii yani otuz kere söyledik. Yapamayacağınız bir şeye niye girersiniz? Ne kadar gereksiz hareketler. Deneme yapıyor çocuk musun? Koskoca insansın sen. Yani niye deniyorsun?

Evet, dinliyorum.

VTR: Ölmeden önce mezar satın almak akılcı bir davranış mıdır?

ADNAN OKTAR: Bence vahim bir şey, çok acı bir şey. Geçenlerde baktım üç milli güreşçiye Belediye Başkanı mezar hediye etmiş. Onlar da gitmiş mezarın başında resim çektiriyorlar bayağı mutlular seviniyorlar “mezarımız da belli falan” diye. Ben böyle iş görmedim.

EBRU ALTAN: Deniz manzaralı olması daha cazip geliyor.

ADNAN OKTAR: Tabii manzaralı olmazsa çok üzülüyorlar. “Basık burası burada olur mu ya?” diyor. “Şöyle yüksek tepenin üstünde denizi görsün” diyor. “Çoluk çocuk falan ne yapacağız?” diyor. “Sıkılırız” diyor. İnanılır gibi değil yani mucize.

Evet.

VTR: Merhaba ben İrem. Alışmak mı daha kolay yoksa unutmak mı?

ADNAN OKTAR: İrem öyle bir konuşma yaptın ki bunun üstüne kitap yazılır. Çok çok güzel kızsın çok hoş. Alnın, kaşların, burnun, dudakların, yüzün, gözlük de çok yakışmış. Seni bir daha dinleyeyim ben.

VTR: Merhaba ben İrem. Alışmak mı daha kolay yoksa unutmak mı?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm eğer karşındaki insan vahşi, insani yönleri olmayan bir mahlukatsa niye alışasın? Tabii ki unut gitsin. Niye uğraşacaksın? Niye tahammül edeceksin? Eğitirsin anlatırsın sevgiyi, şefkati, merhameti, Allah korkusunu, Allah sevgisini ama ölüyse ölüye niye alışacaksın? Kalbini kırmazsın, üzmezsin, nezaketiyle halk arasındaki tabirle medeni bir şekilde ayrılırsın. Olmaz öyle şey ama düzeliyorsa mesele yok. Ama düzelmemede kararlıysa yapacak bir şey olmaz.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: “İngiltere'nin AB’den ayrılması kapsamında Kıbrıs'taki İngiliz askeri üslerin statüsüyle ilgili müzakerenin sadece Birleşik Krallık ve Kıbrıs Cumhuriyeti arasında yapılacağı öne sürüldü. İngiliz yüksek komiseri Matthew Kidd “Kıbrıslı Türkler müzakerenin tarafı değil” dedi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim yani ne yapıyorsanız yapın da Kıbrıs Türk kesimine müdahale etmeyin de ister Avrupa Birliği'ne girin, ister havaya çıkın, ister denizde yüzün bizi ilgilendirmez. Bizim bulunduğumuz bölgede böyle bir şeyi kabul etmeyiz.

VTR: Adnan Hocam merhabalar. Programınızı takip ediyoruz çok seviyoruz ve rahatlatıyorsunuz bizi. Türkiye'de bir devrime ihtiyaç var mı?

ADNAN OKTAR: Devrim Mehdiyet devrimidir. Sevgi devrimi olacak; şefkat, merhamet, dostluk devrimi olacak. Yardımlaşma, cömertlik devrimi olacak. Kalite, sanat devrimi olacak. Muhabbet devrimi olacak. Tayyip Hocam’ın da öncülüğünde Allah’ın izniyle bu güzelliği yerine getireceğiz inşaAllah. Tayyip Hocam siyasetten çok iyi anlıyor. Mehdi (as) siyaseti bilmez. Mehdi (as) siyasete girmeyecek. Ama Tayyip Hocam’ın siyasetine çok büyük ihtiyaç var. Mehdi (as) devrinde siyasetin yönlendiricisi Tayyip Hocam olacaktır ve çok büyük faydası olacak göreceksiniz. Mehdi (as) da sevgiyi, dostluğu ve kardeşliği teşvik edecek ve bizlere öğretecek inşaAllah.

Bakın şimdi İngiliz derin devletinin elemanları dikkatlice baksın. Mümin kardeşlerimiz de baksın. Şimdi görüyor musunuz? Bu kitap ikinci cilt ve tuğla kalınlığında. Hani İngiliz derin devleti yoktu. Bak bu ikinci cilt. Daha hala bitmiyor belgeleri yayınlanmamız. Beş ciltte bitecek İngiliz derin devleti. Deccaliyetin ne kadar amansız ve muazzam genişlikte bir yapı olduğunu bu kitap açık açık ispat ediyor. Birinci cilt zaten çok kapsamlıydı. İkinci cilt de çok kapsamlı. Üçüncü, dördüncü ve beşinci ciltler de çok kapsamlı olacak. İngiliz derin devletinin içyüzünü kardeşlerimiz internetten ücretsiz olarak indirip izleyebilirler. Ama bence kitap olarak bulundurmak çok hayati. Çünkü deccal bu kitabı gördüğünde adeta felç geçiriyor ben söyleyeyim çok ızdırap duyuyor.

VTR: Erkeklere tanınan haklar neden kadınlara tanınmıyor?

ADNAN OKTAR: Canımın içi sen nasıl tatlısın sen. Nasıl güzelsin sen, esmer güzelisin sen. Benim güzel kuzum senin vaktin çok güzel olacak inşaAllah. Size yapılan dünya çapındaki zulmü Allah'ın izniyle kökünden kazıyacağız. Bütün gücümüzle gayret ediyoruz hükümet de çok titiz. Fakat şu genç kızın vurulması olayı beni çok kızdırdı bak. Ama o nur yüzlüme, şehidime de ben dargınım. Güzel yüzlüm niye internete yazıp bırakıyorsun? Ne olur polise söylesen? Karakola internetten yaz. Bize yaz, bana yaz, savcılığa internetten yaz ne olur beş dakikanı almaz. Beni ölümle tehdit eden var. “Adım şu, soyadım şu bu kadar. Adamın adı da bu” dersin. Bak “şu adam beni ölümle tehdit ediyor.” Savcılığa bildir, karakola bildir gerisine karışma. Mesela desen ki “Adnan Bey bana da yardımcı olun böyle birisi var. Ben sabahtan akşama kadar adliyede senin işini takip ederim, yardımcı olurum. O adam da sana hiçbir şey yapamazdı. Yanına, yörene yanaşamazdı yani. Polisi alırdık yanımıza jandarmayı gerekirse alırdık tedbir alırdık. Bak dünya güzelisin çok büyük hata yapmışsın. Neyse artık kaderin böyleymiş Allah seni şehit yazmış. İnşaAllah şehitlerden olursun çünkü tertemiz bir kızsın. Ama sana darıldım söylemediğin için.

Evet, dinliyorum.

VTR: Dünya hayatının bir rüya olduğunu nasıl hissedebiliriz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım biraz düşünürsen açıkça belli oluyor rüya olduğu. Biraz heyecan verici ama alenen belli yani öyle düşünülecek gibi değil çok net. Sadece berrak bir rüya çok aşikar. Sadece ölüm anında uykudan uyandığımızı o kadar net hissedeceğiz ki anlatamam. Yani bu net alenen rüya şeklinde olacak bak göreceksiniz çok keskin bir şekilde aa falan birdenbire bu şekilde ve bu hayatı da çok kısa görüyor insan uyandığında çok çok kısa görüyor. Ama bu mümin içindir tabii. Mümin bunun şuurunda oluyor şuuru açıksa. Şuuru açık bir insan asla cehenneme gitmez. Allah'ın ruhunu taşıyor demektir. Allah'ın ruhunu taşıyan bir varlık cehenneme asla gitmez. Allah'ın ruhunu taşıyan yani kutsal ruhla bezenmiş bir insan asla, samimi bir Müslüman asla cehenneme gitmez. Tahayyül dahi edilemez böyle bir şey olmaz. Yani artık o sonsuzluğa girmiştir. Kutsal ruh bir insanın üstüne geldiyse bitti, o artık ebedi olarak ölmez o, hiçbir şey olmaz.

Evet dinliyorum.

VTR: Arabanızı kameraya gösterir misiniz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım bak hem çok güzelsin hem çok yakışıklısın. Allah seni bayağı güzel yaratmış. Allah sana uzun ömür versin. Allah nuruyla sarsın seni. Yani yakışıklı kelimesi bile yeterli değil. Allah seni cennetiyle şereflendirsin. Arabam nasıl göstereceğiz şu an sana arabayı? Yani herhalde markasını soruyor. Kendisi genç arabam Range.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Başbakan Binali Yıldırım Pendik'te silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden lise öğrencisi Helin Palandöken'in ailesine başsağlığı ziyaretinde bulundu. Yıldırım ağlayarak kendisine sarılan baba Nihat Palandöken'in teselli ederken gözyaşlarını tutamadı. Taziyede Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da Kuran okudu.

ADNAN OKTAR: Ya mübarek baba nasıl haberin olmadı senin ben hayret ediyorum. Gerçi tabii artık kaderdeymiş bir şey diyemiyorum da. Mübarek insan yani nasıl bilinmez böyle bir çakal çocuğa musallat olmuş? Hiç mi bilmedi bilmiyorum ki nasıl oldu yani. Bak serseri herif bileğini kesiyor kan görmüş korkmuş canı da tatlı. Sen aslan gibi genç kızı tüfekle vuruyorsun. Çocuk yüzünü kapatmış falan orada kardeşim hiç mi insan yok ben hayret ediyorum. Bu nasıl oluyor böyle şeyler? Adam vuruyorsa seni vursun ne olur ya ne olur? Şehit olursun. Yani git üstüne çök al elinden. Ben anlayamıyorum. “Çok korktum” diyor. Ne korkacaksın? Allah'tan kork. Ne korkacaksın o korkmuyor da sen mi korkuyorsun? Allah gani gani rahmet etsin. Ama böyle şeylerde bilmiyorum babalar bazen muhteremi kastetmiyorum o temiz bir insan belli. Belli ki haberi yoktu. Ama bazen babalar anlamazdan geliyorlar korktukları için. Ya kardeşim savcıya bildir, polise bildir, Başbakanlığa birdir, Cumhurbaşkanına bildir internetten beş dakika bildir. “Bu” dersin “adam şu isimli adam şurada da adresi bu, benim çocuğumu öldürmek istiyor şikayetçiyim” iki satır “adım da şu adres” bu kadar yani bu zor mu bu kadar? Çekiniyorlar ben anlamıyorum. Aklıma dahi getirmek istemiyorum beni müthiş kızdırdı bu olay çok çok kızdırdı yani. O kadar adam var orada burası başı değil ki kardeşim. O güzel kız da adamı kalabalık yere çağırsana madem illa görüşeceksin. Kalabalık bir yere çağır. Yani orada daha imkan daha çok olabilir. Bir de birçok insanın silahı oluyor kardeşim bakıyor seyrediyor yahut gücü kuvveti yerinde. Tut al indir aşağıya. Yahut vur eline silahı bir şeyle vur düşür elinden silahı düşündükçe insan daha da sinirleniyor. Onun için bir şey diyemiyorum yani.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hastalıkların sebebi imansızlık mıdır?

ADNAN OKTAR: Ya bu delikanlılarımız bizim ne kadar yakışıklı. Bu da çok güzel, bu da çok yakışıklı. Avrupa'da artist falan diyorlar ben görüyorum hiçbir şey alakası yok. Bizim çocuklar kat kat yakışıklı güzeller. Hastalıkların sebebi imansızlık mıdır? Psikolojik hastalıkların nedeni imansızlıktır. Çoğu o yüzden oluyor. Mesela diyor ki “panik atağınız var beyefendi” diyor “tedavisi de bunun pek yok” diyor “size ilaç yazacağım eve gidin” diyor. Ne panik atağı kardeşim ne panik atağı? Oturuyorsun panik atak diye ortaya çıkıyorsun. Bak sana panik atağın ilacını göstereyim ben. Ne panik atağı?

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Yargıtay hemen her kadın cinayetinden sonra öldürülen kadını suçlu gösterecek biçimde kullanılan son olarak okul önünde öldürülen Helin Palandöken için de tekrarlanan yargılama sırasında ceza indirimine yol açan sevgi, kıskançlık, öfke patlaması, tutkulu sevgi, tahrik olma gibi ifadelerle ilgili olarak tarihi bir karar verecek. Yargıtay başsavcılığı evlenme teklifini reddeden Hatice Kaçmaz’ı öldüren Orhan Munis’in de yargılandığı davada büyük önem taşıyan bir tebliğnameye imza attı. Munis’in eylemini tasarlayarak öldürme sayılmamasına yönelik kararın bozulmasını istedi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim klasik nefret cinayeti bunlar, kin cinayeti. Yani genç kız bu adamları itici görüyor, gıcık oluyor, bunlar da çekip vuruyor. Bu kadar basit, olay bu. Kin ve nefret cinayetidir bunlar. Aşk cinayeti demek suç olsun. Cinayeti teşvik kapsamına girilsin bu konuda. Basının böyle şeyleri aşk cinayeti diye sunması yasak olsun, suç unsuru olsun bu. Nerenin aşk cinayeti? Nefret, kinden kaynaklanıyor. Başka bir nedeni yok. İşte internette genç kızlara, dekolteli kızlara küfreden tipler hep bu tipler. Mesela bu genç kız da çok çok güzel. Önce küfrediyorlar, hakaret ediyorlar sonra arkadaşlık teklif ediyor. Kabul etmeyince çekip vuruyor. Haset ve kin, nefret cinayeti.

Bak Abdülkadir Geylani diyor ki; “Ne sağ var ne sol ne de geri” diyor. “Sadece arkası olmayan ön var” diyor. “Sadece şu ekran var” diyor. Görüyor musun? Bak diyor ki; “Ne sağ var ne sol ne de geri. Sadece arkası olmayan ön var” diyor.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Eski CHP Genel Başkanı, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Ankara üniversitesi rektörü olan Profesör Doktor Erkan İbiş şu açıklamayı yaptı, “Sayın Baykal’ın beynine giden bir damarda tıkanma söz konusuydu. Derhal ekipler müdahale ettiler. Pıhtıyı çıkardılar ve oraya bir stent uyguladılar. Kan azalan bölgeye kan gitmeye başladı. Şu anda damar açık, kan akışı normal. İlaç tedavisi uygulanıyor. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Kendisini gördüm, konuştuk. Sağlık durumu iyi ama önümüzdeki süreç kritik.” dedi.

ADNAN OKTAR: Pıhtıyı çıkartmışlar ama. Yeniden pıhtı atmasından mı çekiniyorlar? Onu mu demek istiyor?

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey. Din devrime karşı mı?

ADNAN OKTAR: Komünist devrimi mi kastediyor yoksa herhangi bir devrimi mi? İki türlü anlayalım. Komünist devrime tabii ki karşı. Çünkü sahte bir din yani İslam dininin sosyal adalet yönünü almış ama mana yönünü boşaltmış bir sahte dindir komünizm. Dolayısıyla tabii ki İslam ona karşıdır. Çünkü İslam’dan hırsızlık yaparak bir fikri almış ve onu da evirmiş, çevirmiş ve kirletmiş. Öyle olmaz tabii ki din ona karşı olur ama İslam devrimci bir dindir yani sürekli ilerleme, sürekli gelişmeyi isteyen, hedefleyen bir dindir. Mesela Mehdiyet bir devrimdir. AK Parti, Tayyip Hoca geldi. Tayyip Hoca da bir devrimcidir. Esaslı devrimler yaptı, çok değişti Türkiye.

Evet, dinliyorum.

VTR: Adnan Bey, dünyanın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Dünyanın geleceği güzel olacak yani son kere güzel olacak ama bu nesil açısından güzel, yeni doğanlar açısından güzel. Ondan sonra felaket. Son kere bir İslam’ın hakimiyeti var. Onu göreceğiz zaten şuan oraya doğru süratle gidiyoruz. Ama bütün olaylar tam tarif edildiği gibi oluyor, her şey. Şimdi ben özellikle anlatmıyorum. Son Türkiye’nin yaptığı operasyonlar falan da aynı hadislerdeki gibi oluyor. Hiç değişik bir şey olmuyor. Tamamen tahakkuk etmesini beklediğim için anlatmıyorum şu an. Yani yerler falan tam, hepsi tam. Bugün Yemen’le ilgili hadisi gösterdim. Yemen’in işgal olacağı ile ilgili hadis. Sabah altını çizip gösterdim. “Mehdi devrinde Yemen de işgal olur.” diyor. “Oraya binlerce asker gönderilir.” diyor hadiste. Hepsi aynısıyla çıkıyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Gözleriniz neden bu kadar etkileyici?

ADNAN OKTAR: Severim ben senin güzelliğini, canımın içi samimisin sen, dürüstsün ve çok çok güzelsin. Yaklaştır benim güzelimin yüzünü. Ama bak senin gözlerin çok etkileyici. Sen çok güzel kızsın. Ruhunda müthiş bir sevgi gücü ve tutku gücü olduğu anlaşılıyor. Allah seni uzun ömürlü, sağlıklı, imanlı, hidayetli yaşatsın. Cennette de seni bana kardeş etsin. Çok çok beğendim seni, çok çok güzel kızsın. Müthiş bir gücün var, müthiş bir elektriğin var. Bu açıkça görülüyor. Bu Allah’ın sana lütfu. Senin akıllı olduğunu gösteriyor bu, çok zeki bir kız olduğunu gösteriyor ve güzel bir bakıştan, güzel akıldan, tutkudan da haz aldığını gösteriyor. Demek ki çok değerli, kaliteli bir kızsın.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hata yapan biri suçluluk psikolojisine girmeli midir?

ADNAN OKTAR: Yok. Hata yaptıysa tövbe eder. “Ya Rabbi beni affet.” der. “Bir daha yapmayacağım, titiz davranacağım. Hamd olsun sana Ya Rabbi bana bunu öğrettin.” der. O çok şirk olur, çok anormal bir hareket. Üzülmek şirk olur. Yani ben yaptım diyor hatayı. Allah sana yarattı, kaderinde vardı. Sana ders olsun diye meydana geldi. Sen tamam sorumlusun ama sana ders olsun diye Allah onu yarattı. Dolayısıyla üzülmen diye bir şey olmaz. Sadece pişman olman ama üzüntü dolu pişmanlık değil, bir daha tekrar etmeyecek bir pişmanlık.

Şimdi bu genç kızlara musallat olan çakallarda genç kızlar ailelerinden çok korkuyorlar. Babalarından, annelerinden, ağabeylerinden falan olay çıkarır diye. Çünkü adam diyor mesela geliyor adam kıza arkadaşlık teklif ediyor. Çocuk da diyor ki “düşüneyim” diyor farz edelim. Bela olmasın gibisinden. Sonra adam yine arıyor. Çocuk da üç gün önce aradığı için babasına söylese “niye üç günden beri söylemiyorsun?” diyecek. Söyleyemiyor çocuklar, korkuyorlar. Genç kızlar korkmasınlar söylesinler. Çekinecek bir şey yok bunda. Adam tehdit ettiğinde çocuğu alıp karakola götürmesinler, muhatap etmesinler. Kanun değişsin yani genç kızı tehdit eden adamla genç kızı yüz yüze getirmesinler, yüzleştirmesinler. Muhatap olmasın, çocuk çekinir. Elin çakalıyla niye uğraşsın? Karakola da götürmesinler çocukları, genç kızları. Karakoldan korkar genç kızlar. Hiç hayatında gitmemiş. Oraya suçlular getiriliyor, polis telsizleri falan. Çocuk ürkebilir yani korkar. O yüzden söylemek istemiyorlar böyle bir şey olduğunda. Kendiliğinden kapanır zannediyor, kapanmaz. Kapanmıyor nitekim görüyorsunuz. Ölüm tehdidi varsa büyük bir ihtimalle cinayet işlerler bu adamlar. Bunlar manyak adamlar. Dolayısıyla böyle bir şey olduğunda okullarda, devlet dairelerinde memure polis hanımlar olsun. Genç kızlar bu kişilere gidip şikayet edebilsinler ve bu adamlarla hiçbir şekilde yüzleşme olmasın. Bir de eğer tehdit varsa onu telefonla banda alsın genç kızlar yani ispat edebilmeleri için. Mesela adam telefonda konuşuyor zaten tehdit ediyor. Al, konuşmayı al, kayda al. Hatta konuştursun onu, konuştursun. Tehdit ettiğini iyice tespit ettirsin. Sonra onu karakola bir kopyasını teslim etsin. Ondan sonrasını polis çok rahat götürsün. Çocukla hiç muhatap etmesinler genç kızı. Bir kere gözaltına alınsın. Mesela savcılık uzun süre gözaltı süresi versin. 15 gün gözaltı süresi versin ölüm tehditlerinde. 15 gün her gün polis sorgulasın. “Niye bunu yaptın, nereden geldin, niye yaptın?” Mesela alıp götürsünler kendi evine onunla birlikte arama yapılsın kendi evinde. Muhtemel gittiği yerler varsa başka oralarda da arama yapılsın. İşin doğrusu fitil fitil burnundan getirilsin kanunla, hukukla. Yapamaz o zaman. Polis de garanti versin. Eğer desin, “sen bu çocuğa bir şey yaparsan, yapmaya kalkarsan karşında bizi bulursun.” Bir de mahallenin delikanlıları, kabadayıları kardeşim nasıl yediriyorsunuz kendinize? Mahallenin bir genç kızına adam ölüm tehdidinde bulunduğunda senin anana, bacına bütün mahalleye ölüm tehdidinde bulunuyor demektir. Ölüm tehdidi ne demek ya? Bunu nasıl hazmediyorsunuz? Nasıl kabul ediyorsunuz? Bir genç kıza ölüm tehdidinde bulunması bir adamın nasıl oluyor ve sen bunu nasıl makul görüyorsun ve mahallede nasıl yaşıyorsun ondan sonra? Bin bir türlü yardım etmenin yolu var kanuna, hukuka uygun olarak. Bunu tek tek ben mi anlatayım yani?

Mesela daha önce kendisine tecavüz eden bir adamla yüzleştirmek için genç kızı getiriyorlar. Genç kız 10 yaşında çocuk kalp krizi geçirdi öldü, şehit oldu korkudan, utançtan. 10 yaşında çocuk yüzleştirilir mi kardeşim? Eli ayağı boşalmış belli işte çocuk kendini kaybetmiş yani. Niye yalan söylesin? Var. Neyiyle yüzleştiriyorsun? Ne fark edecek yüzleşince? Yalancı mı çıkacak o yani? İfadesinden anlaşılıyor işte samimi ifadesi. Ayrıca adamın onu yapıp yapmadığını söyletmek o kadar mı zor? Yani polis eğer işi sıkı tutarsa gayet rahat bunu anlatır o adam. Anlaşılmayacak bir şey yok.

Yani özetle genç kızlar bak ben arkadaşlarıma söylüyorum. Hem polise hem savcıya bildirsinler. Allah rızası için bana da söylesinler. Bak A9’a yazsınlar. Ben adamı burada yayınlarım da. Yani elini yüzünü görüntüsünü de veririm. Yani hukukla kanunla son damlasına kadar bu olayın uğraşırım. O uğraşmasın ben uğraşacağım söz veriyorum. Ama bana sadece söylesin. Yani hukuki kısmıyla ben uğraşacağım. Ama bunu yapmasınlar. Adam öldürünceye kadar bekliyorlar. Sahipsiz zannettikleri için oluyor bu. Sahipsiz zannettikleri için. Böyle bir şey olmaz. Mahallenin delikanlıları sahip çıksa o genç kıza adım atamazlar oraya. Bak bir genç kız için en tehlikeli şey sahipsiz görünmesidir. Sahipsiz gösterttirmeyin kendinizi, söyleyin. Ben sahip çıkacağım. Allah adına yemin ediyorum. Söz veriyorum, sahip çıkacağım. Kardeşlerimize sahip çıkacağım. Hukukla kanunla ne gerekiyorsa yaparız. Ama bunu gizlemeyin. Gizlemeyin.

Ölüm tehdidinde yüzde 99’dur ölüm. Adam diyor ki mesela “seni de öldüreceğim anneni de babanı da” adam bunu durduk yere demez. Adamın gözü mözü kaymış. Eli yüzü gitmiş. Eli ayağı titriyor. Yapacak belli. Yapar yani. “Ya yapmazsa?” kardeşim neyini bekliyorsun yapıyor işte sonunda. Her gün haber çıkıyor. Ne olur polise söyleseniz? Polis de çok anlayışlı davransın. Genç kızlara kaba davranmak, bazen polisler tersliyorlar. İşte “adamı demek ki sen ayarttın” veyahut “nereden biliyorsun sen bu adamı?” kaba kaba yani bir genç kızı mahcup edecek bir şekilde. Karakola gitmiş yani çocuk zaten çok tedirgin hayatta karakol görmemiş bir kıza genç kıza öyle konuşulmaz. Polisin büyük bir bölümü çok efendidir. Ama bazıları da münasebetsiz oluyor. Buna da tedbir almak lazım. Yani çok kaba oluyor. Adam zaten kaba, polise gidiyor orada da kabalık görüyor. Olur mu öyle şey? Mesela genç kızın mini eteği var. “Sen böyle mini etekli olursan adam seni döver tabii” diyor. Veyahut “laf da atar sana, sarkıntılık da eder” diyor. Böyle şeylerde ağır ceza versinler böyle polislere. Yani çok ağır ceza verilsin. Özel kanun çıkarılsın. Böyle laf olur mu? Daha önce de çarşaf giyiyorsun diye saldırıyorlardı. Başörtüsü giyiyorsun diye saldırıyorlardı. Olur mu böyle pislik yani?

Silah temin etmeleri; bunlar yani öldürmeyi göze alan bir adam silah temin eder. Yani av tüfeği şart değil adam bıçak da temin eder. Sopayla da öldürmeye kalkar. Yani mühim olan bu adamlar önceden bunu söylüyor. Direkt gelmiyorlar yani. Söylediği an üstüne çökmek lazım. Bak tekrar ediyorum. Ölüm tehdidi çok ciddi bir olaydır genç kızlar için söylüyorum. Böyle çakallar, it kopuk takımı bunlar pervasız, adam öldürmek için aranıyor zaten. İntihar etmek istiyor bunlar. Bunlar manyak. Mesela genç kızlar çok güzel oluyor. Çok temiz, bakımlı, afif, kaliteli, klas. Onlara ulaşamayınca bu köpekler kendini ve onu öldürme hissi geliyor üstüne. Normalde kendini de vururdu da korkak. Yani tabii kendini vursun demiyorum da ama bak bileğini kesiyor. Ondan bile korkmuş. Kan görünce dayanamadığını söylemiş. Yani mutlaka, mutlaka bak babasına, annesine de söylesin. Bir şey olmaz. Ama bak savcılığa, polise, İçişleri Bakanlığı’na ve Cumhurbaşkanlığı’na bildirsinler internetten hiçbir şey olmaz. İki satır bak adamın adını yazacak “bu beni tehdit ediyor” o kadar. Hiç detaya girmelerine de gerek yok. “Adım şu, soyadım şu, adamın adı da şu, adresi de bu” bu kadar. Korkmasınlar hiçbir şey olmaz ve lütfen bana da söylesinler. Ben de hukuken takip edeyim. Hukuki yönden. Yani sonuna kadar ve sahipsiz olmadığını da görür. Öyle bir şey olmaz. Bak mahallenin delikanlıları sahip çıkması lazım. Çok ayıp, çok çirkin. Onlara ben delikanlı demem. O genç kıza sahip çıkmayanlara. Sen nasıl delikanlısın? Mahallenin kızına sahip çıkmıyorsun sen. Gelip sana orada elin çakalı kafa tutuyor mahallenin genç kızına ve sen gıkını çıkarmıyorsun. Kanun var hukuk var. Sen onlardan yana olduğunu göstersene. Mesela yanında üç-beş delikanlı olsa onun, vuramaz hiçbir şey yapamazdı. Az olduğu için sayıları tenha bir yere gitmiş benim anladığım. Olayı tam bilmiyorum ben. Kapsamını da bilmiyorum.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ruh gücümüzü derinleştirmek için neler yapabiliriz?

ADNAN OKTAR: Çok samimi olman lazım güzel yüzlüm. Çok temiz yüzün. Çok samimi, iyi niyetli olduğun da anlaşılıyor. Alabildiğine samimi olsan sırf o yeterli aslında. Sırf samimi olmak. Çünkü samimi olunca Allah seni hemen doğru yola götürür. Çünkü Allah, Gafur ve Rahim’dir. Kullarını sever Allah. Sadece bizim samimi olmamızı istiyor Allah. Samimi olmamamızı hiç istemez. Samimi olduğumuzda hemen biter.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Adnan Bey, yeni sitenizi tekrar tanıtmak itiyorum. adnanoktardiyorki.org bu sitede kardeşlerimiz sizin sohbetlerinizde değindiğiniz yüzlerce konudaki binlerce hikmetli sözünüzü bulabilirler. Sitenin arama yerine istedikleri konuyu yazdıklarında tüm sözlerinize ulaşacaklar. Ayrıca canlı yayın sırasında yayınınızla eş zamanlı olarak sizin anlatımlarınızı yine bu siteden takip edebilirler. adnanoktardiyorki.org

ADNAN OKTAR: Evet bunu sık sık hatırlatalım.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsanlar ekmek alırken eldiven kullanmıyorlar. Bu sorun için hangi çözüm yolları bulunabilir?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım hakikaten bizim çocukluğumuzda öyleydi. Bakkala giderdik biz herkes ekmekleri mıncıklardı böyle her gelen. Hatta fırından aldığımızda ekmeği çatır çutur yiyerek yolda falan giderdik yani. Milletin avuçlaması, dokunması öyle bir konu yoktu. Allah korudu bizi. Yani çok tehlikeli adam sarılık mesela hepatit-A-B rahatça geçer. Her gelen ekmekleri yokluyor zaten. Bir bir şu, bir, iki, üç falan. Yani el yordamıyla anlıyorlar hangisinin iyi olduğunu. Zeytin de öyle açıkta dururdu. Zeytine adam elini sokardı. Alıyor, yiyor “iyiymiş” diyor “tartsana şundan bir kilo” diyor. Peynirde de öyle. Yani ben inanamıyorum. Bunların hiç olmaması lazım. Kapalı satılması gerekiyor.

Dinliyorum.

ASLI HANTAL: Adnan Bey, eserlerinizden ve anlatımlarınızdan faydalanılarak yeni bir belgesel daha hazırlandı. İsmi, İslam’da Kalite ve Sanat. Bu belgeselde İslam aleminde bazı kesimlerde yaşanan kalite eksikliği ve bunun sebepleri anlatılıyor. İslamiyet’i doğru olmayan kaynaklardan öğrenmelerinden dolayı yanlış bir anlayışla yaşayan bazı Müslümanlar, İslam’ın yanlış da tanınmasına sebep oluyor. Gerçek İslam’ın sevgi, şefkat, temizlik, neşe, güzellik, kalite dini olduğu ve İslam dininde kadınlara ve sanata verilen değer dile getiriliyor. Kardeşlerimiz İslam’da Kalite ve Sanat belgeselini bu akşam saat 21:00’de A9 TV ekranlarında izleyebilirler.

ADNAN OKTAR: Güzel, güzel.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kuran okumak aklı açar mı?

ADNAN OKTAR: Kuran okumak eğer anlıyorsa aklı açar ama Kuran okumayla akıl açılmaz tabii. Kuran’ı okuyup, düşünüp, derin tefekkür edip onu ruhuna işlerse, nakşederse, hayatına geçirirse tabii ki aklı geniş çapta açar. Mesela Museviler Tevrat’ı sürekli okurlar ve hayata geçirirler, çok zeki olurlar mesela Museviler o yüzden çok akıllıdırlar yani dünyanın yönetiminde de bayağı söz sahibiler. Allah’ın kitabını okursa bir insan tabii ki çok akıllı olur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Allah’ı tesbih ederken başka bir şey aklımıza gelirse doğru olur mu?

ADNAN OKTAR: Mümkün mertebe özen göstermek lazım ama oluyorsa da olur yani o kadar kafa takacağınız bir şey değil. Çünkü insan aklı, insan kafası yüz kapılı han gibidir her yerden bilgi girer, her yerden bilgi çıkar dolayısıyla onu kontrol etmek o anlamda çok zordur ama sen sadece Allah’a teksif ol, ona niyet et ondan gerisini de artık vesvese haline getirmeye gerek yok.

VTR: Müminler ölürken acı çekerler mi?

ADNAN OKTAR: Müminler eğer mesela bir hastalıkla karşılaştıklarında zahiren acı çekerler ama ölümden sonra, öldükten sonra acı çekebilirler, acı çekiyor gibi görünebilirler mesela bir canlı herhangi bir canlıyı düşünün acı çekiyor ama şuurunda değil. Ölen bir insan da acı çektiğinin şuurunda olmaz yani acıya ait alametler oluşur fakat şuurunda olmaz. Ama ölüm kesinse ama ölüm kesin değilse imtihan olarak insan acı çekebilir mesela ayağına kurşun gelir acı çeker, göğsüne kurşun gelir acı çeker, başı ağrır onlar olur. Ama ölüm kesinse artık acının bir anlamı kalmadığı için yani imtihanın bir anlamı kalmadığı için, imtihan bittiği için canı alınır canı alınınca şuur tamamen kapanır yani bedene ait şuur tamamen kapandığı için bedenin artık sadece nefsin kontrolüne girmesi mevzubahis olur yani mekanik sisteme tabii olur vücut. Mesela hastanede narkoz alıyor hasta, ayağına iğne batırınca çekiyor ayağını ama şuurunda mı? Değil. Onun gibidir. Şuurunda olmaz eğer ölürse hiçbir acıyı fark edemez mümkün değil, hiçbirini çünkü başka boyuta geçmiş ve ruh gitmiş sadece beden kalmış, bedende de nefis kalmış. Acıyı çeken ruh olduğu için, ruh gittiği için acı çekmez beden. Ama nefis acıyı mekanik olarak alır onun bir anlamı yok.

Evet, dinliyorum.

VTR: Çocukları severken neden hijyen kurallarına dikkat edilmiyor?

ADNAN OKTAR: Aferin benim güzel yüzlüme, aferin benim canımın içine, tesettürün için seni tebrik ediyorum bir de çok güzel olmuş, gözlük de sana yakışmış, bayağı güzel kızsın, kaş yüksekliğin, elin, yüzün falan bayağı güzel. Mesela babası kahvehaneden geliyor herkesle kucaklaşıyor, herkesi öpüyor geliyor çocuğu şapur şupur ağzından, burnundan her yerinden öpüyor. Umurunda bile değil çocuk mikrop mu kapar, hastalanır mı? Çocukta birçok alerji oluşuyor boynunda, elinde, yüzünde umurunda değil. Bir de böyle vakumlayarak çocuğu mahvediyor, havaya atıyor, o kirli elleriyle tutuyor olur mu öyle şey? Sen elini, yüzünü, bir kere yıkanacaksın, komple yıkanması lazım dışarıdan gelen insanın çocukla muhatap olması için. Eli de tertemiz olacak ve nezaketli bir tarzda farz edelim öpse bile hafifçe onun yüzünü silmesi lazım ıslak bir pamukla, alerji yapar incecik onun derisi zar gibi, çok nazik bir varlık. Çocuk kıpkırmızı oluyor her yeri, o yakışıksız tavırlar, yakışıksız hareketler, yakışıksız sevme sistemi çocuğu çok hırpalar çok dikkatli olmak lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bütün kaymakamlar İngiltere’ye gitmeden kaymakam olamıyor mu?

ADNAN OKTAR: Maalesef öyle bir adet var. Her kaymakamı dokuz aylığına Londra’ya gönderiyorlar, İngiltere’ye orada alacağını alıyor ondan sonra geliyor. Çok eski yani cumhuriyetin çok eski bir kanunu, kuralı. Ta Abdülhamit devrinden başlayan bir kural ve İngilizlere karşı bir kısım siyasetçilerimiz, bir kısım bürokratlarımız hep kendini ezik hissetmişler. Onların kaliteyi, gerçek kaliteyi temsil ettiğini ve onlardan birçok şey öğreneceklerini yani onların onları adam ettiğini daha doğrusu düşünmüşler bazı büyüklerimiz çok büyük hata yapmışlar. Mesela onlar homoseksüelliği savunuyor onlar da savunuyor. Onlar homoseksüel renkleriyle etrafı kirletiyor onlar da homoseksüel renkleriyle kirletiyor. Onlar Rumilik propagandası yapıyor Allah’ı inkar eden onlar da Rumilik propagandası yapıyor. Onlar Darwinist oluyor onlar da Darwinist oluyor facia ama bundan sonra bunun olacağını zannetmiyorum, bunlar hep rayına oturacaktır. Londra’da kaymakam eğitme konusu bitsin artık. Londra’da neden eğitilsin? Kendi memleketinde eğitilemiyor da Londra’da neyi eğitiyorsun sen? Ne öğrenecek? Nasıl bir kafa? Neden Londra ayrıca? Bunun durdurulması gerekiyor.

Halk şu an Kerkük’ü terk etmeye başlamışlar. Tam İngiliz siyaseti yani İngiliz derin devletinin siyaseti. Kürt kardeşlerimiz, Türkmenler, Araplar hepsi terk ediyorlarmış, olan hep sivil halka oluyor. Tam İngiliz derin devletinin hesapladığı gibi bak görüyor musun yollar falan her yer dolmuş. Şimdi Kerkük’ü çatışma alanı haline getirecekler sırf İngiliz petrol şirketlerinin oraya el koyabilmesi için İngiliz derin devletinin bir oyunu yani göz göre göre bütün milletin önünde rezalet çıkıyor. Bunun tek sebebi Mehdi (as)’a biat edilmemesi, İttihad-ı İslam’ın olmaması, İslam birliğinin sağlanmaması. İslam alemi param parça olduğu için, küçük küçük parçalara bölündüğü için İslam alemiyle adeta çocukla oynar gibi oynuyor adamlar oradan oraya oyuncak gibi görüyorlar yani çok kolay oluyor onlar için.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Irak ordusu ile çatışabilecek gücünün bulunmadığını açıklayan peşmergeler Kerkük’ten geri çekiliyor, bu nedenle bölgede savunma birliği neredeyse kalmayan Barzani PKK’lıları devreye soktu ve PKK’lı teröristlere silah dağıtmaya başladı. Peşmergeden silah alan PKK’lı teröristler ellerindeki silahlar ile kent merkezindeki bazı cadde ve sokak başlarını tutmaya başladı.          

ADNAN OKTAR: Rezalet. Barzani bu duruma düşeceğini bildiği halde bu kötü planı uygulamaya koydu, yazıklar olsun. PKK’ya teslim olmuş ve Kerkük’ü ve bütün bölgeyi PKK’ya teslim etmeye karar vermiş. İnsan canı pahasına bunu kabul etmez. Ne kadar canın tatlıymış, nasıl bir insanmışsın sen? Sana yazıklar olsun. Bak o canın için, o canın için binlerce, milyonlarca canı hiç yerine koyuyorsun. İnsan ölümü göze alır, böyle küçülmeyi göze almaz. Ben zamanla PKK’ya devredeceğini düşünüyordum, adam en baştan PKK’ya devretmiş. Derhal gereği yapılsın her yerden kazısınlar bu çakalları. 

Evet.

ASLI HANTAL: Değerli sinema, dizi oyuncusu ve şair Sayın Hamit Kaya’nın Ankara’da gerçekleşen kitap ve albümünün tanıtım gecesinde arkadaşlarımız fosil sergisi yaptılar. Edebiyat ve bilimin iç içe olduğu bu güzel etkinliğe katılan misafirler Hamit Bey’in kitap ve albümünün yanında iki nokta dört milyar yıllık siyanobakteri fosili ve elli adet çeşitli hayvan ve bitki fosillerinden oluşan sergimizi gezdiler. Arkadaşlarımız da misafirlere fosiller hakkında bilgi verdiler.

ADNAN OKTAR: Güzel çok iyi olmuş.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. Hukuku seçmemdeki neden, kadın haklarının ihlal edilmesiydi. Mezun olduktan sonra bu konuda çalışmalar yapmak istiyorum. Bana önerileriniz var mı?

ADNAN OKTAR: Canımın içi güzel yüzlüm, nurlum çok çok güzelsin, idealist bir kızsın, yüksek ahlaklısın, kendini yüksek ahlaka adamışsın, nur gibi tertemiz bir Müslümansın seni tebrik ediyorum. Allah cennette seni bana kardeş etsin, dost etsin, Allah hidayetiyle sarsın seni. Bir daha ben seni dinleyeyim.  

VTR: Merhaba ben Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. Hukuku seçmemdeki neden, kadın haklarının ihlal edilmesiydi. Mezun olduktan sonra bu konuda çalışmalar yapmak istiyorum. Bana önerileriniz var mı?

ADNAN OKTAR: Canımın içi bir kere büyük bir güce ihtiyaç var. Şimdi mesela sen çok candan, tatlı bir kızsın, güzel bir insan, hakikaten çok güzelsin. Çıkarsın dersin ki işte ‘ben kadın haklarını savunacağım’ ‘tamam’ der adam mesela kadını tehdit ediyor ve çekip vuruyor, en fazla adamın mahkemesine gidip ceza almasının sağlanmasını daha da artırılmasını belki sağlayabilirsin. Ama sen diyorsun ki ben ‘karınca kararınca da olsa hizmet edeceğim’ diyorsun zaten bu büyük bir nimet ve güzellik ama böyle olmaz. Karşında dev bir yapı oluşmuş, kadın karşıtı bir yapı oluşmuş. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışının desteklediği ve komünist zihniyetin desteklediği, Darwinist zihniyetin desteklediği kadınları yarım varlık görme kafası. Çünkü Darwinizm’e göre kadın yarım, gelenekçi sisteme göre de yarım, yarım olunca adam ezmek istiyor. Şimdi böyle bir durumda bir kere bu zihniyeti kökünden ortadan kaldırmak lazım, bu inanca karşı mücadele edilmesi gerekiyor. İkincisi bütün kuvvetin tek noktada birleşmesi gerekiyor. Bütün İslam aleminin tek noktada birleşmesi gerekiyor bu Mehdiyet’tir. Bunun dışında parçalanmış bir Müslümanlığın mahvolmanın dışında bir yolu olmuyor. Bak Kerkük Müslümanlarını adamlar bak darmadağın ediyorlar şu an, herkes yollara dizilmiş çünkü bir merkezi otorite yok çünkü Mehdiyet yok. Mehdi (as) şu an görevde olmuş olsa Müslümanlara der “siz oradan çıkmayın niye çıkıyorsunuz? Kendi yeriniz yurdunuz.” PKK’ya da der ki, “sen oradan da çık, bütün bölgeden de çık, belirli bir toplantı yerine geçin dolayısıyla hepiniz hakkında bir tutuklama kararı var” der. “Bunu hemen uygulayın” der. Mesela on iki saat falan süre verir ve derhal uygulanır bu, derhal. Adam kahredici güce karşı niye mücadele etmeyi seçsin? İntihar olur bu. Onu o denileni yapmanın dışında bir yol yok derhal yapar çünkü çok makul. Sen cinayet işlemeye gelmişsin “git oradan” diyor bu kadar. “Ama seni de yok etmeyeceğim ben” diyor ama “tutukluyorum hepinizi, geçin tutuklama yeriniz şurası” dersin konu biter. Kadınlara, dersin ki, kadınlara tehdit eden yahut rahatsızlık veren kişiler televizyonda teşhir edilecek ve bu kişiler ömür boyu güvenilmez insan ilan edilecek, ikincisi bu kişiler tutuklanacak dersin bu kadar. Adam bunu nasıl yapsın? Hiç kimsenin böyle bir cesareti olmaz, yapamazlar konu kökünden biter. Adam vurma, asma, kesme öyle bir konu mümkün değil. Kadınlar da dışarıda rahat gezecek dersin, kadınlara sarkıntılık yapmak, onları üzmek, rahatsız etmek yok, istedikleri gibi dekolte de giyerler, makyajlı, bakımlı da olurlar, istedikleri yere, istedikleri saatte istedikleri gibi giderler. Eğer sözlü veya fiili müdahale eden olursa bunları da tanıtacağız televizyondan ve bunlara ömür boyu güvenmeyeceğiz ve ayrıca da ceza alacaklar dersin. Aslında bunları demeye bile gerek yok da ben nezaketen söylüyorum, adam yapmaz zaten. Böyle bir kahredici bir güç olacak da adam efelenecek öyle bir şey olmaz hiç açıklanmasına bile gerek yok olmaz zaten. Mehdiyet’in dışında bir çözüm yok yoksa bu facia bütün şiddetiyle devam eder. Mesela bak hükümet Tayyip Hoca bayağı samimi, dürüst insanlar ama önlem alamıyor şakır şakır kadınlar vuruluyor ve katlamalı arttı ve sürekli katlamalar artıyor. Hangi hükümet gelirse gelsin durduramaz. Mehdiyet’in dışında, sevginin, şefkatin, barışın, kardeşliğin dışında, muhabbetin dışında mümkünü yok. Allah korkusu, Allah sevgisinin dışında mümkünü yok. Benim canım çok iyi niyetli, çok tatlı ama harikulade güzel bir kız hakikaten çok çok güzel bir kızsın ve hakikaten vicdanlı bir kızsın Allah ömrünü uzun etsin, hidayet versin sana ama senin yapacağın faaliyet dünyadan bir çay kaşığı kadar toprağa ileriye atmak kadar olur, hiçbir netice alamazsın. O yüzden Allah’a sığınsın insanlar, Allah’tan Mehdi (as)’ın zahir olmasını isteyelim, İsa Mesih’in zahir olmasını isteyelim, İslam aleminin birleşmesini isteyelim. Mehdiyet’ten kasıt şahıs değil şahsa kafayı takmasınlar yani Müslüman aleminin birleşmesi ama Kuran Müslümanlığı yani gelenekçi Ortodoks Müslümanlık olursa dünyanın cehenneme döndüğünün açıklamasıdır bu, bütün dünyanın mahvolduğu anlamına gelir. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı dünyaya hakim olursa kadınların bir kere mahvolduğunun resmidir. Kadınların cehennemi olur, gençlerin de cehennemi olur, dünya da cehenneme döner ve mahvolur İslam, dünya alemi bunu mümin Allah’tan dua ile isteyecek. “Ya Rabbi bizi şirkten koru, şirk sisteminden koru, Kuran Müslümanlığının dışında bize bir Müslümanlık nasip etme” diyecek bunun dışında olmaz.                            

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Çukurca ilçesinin Irak sınırında askeri aracın geçişi sırasında el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu iki askerimiz şehit oldu. Henüz isimleri ve resimleri açıklanmadı.

ADNAN OKTAR: Allah gani gani rahmet etsin. Ama buna bir teknik çözüm bulunabilir. İsrail’de bu yapıyı çözecek sistemler var. Yani röntgen aleti gibi toprağın altındaki yabancı maddeyi tespit ediyor. Bu yöntemi kullanabilirler ama herhalde iki-üç sene daha söylemem gerekiyor. Hemen yapılabilir.

Evet dinliyorum.

VTR: Ben Zeid, Iraklıyım. Türkiye ve Irak ne zaman bir millet olacak?

ADNAN OKTAR: Aferin benim canıma, aferin benim aslanıma. Baksana tam Müslüman kafası. Irak Türkiye birleşmesi nedir? Mehdiyet. Herkesin gönlünde Mehdiyet var herkesin. Kimi görsek aynı kafada. Bunun bir mecburiyet ve zaruret olduğu görüldüğü halde daha hala inat ediyorlar. Daha hala diretiyorlar. Bak önümüzdeki yıl daha da büyük olaylar olacak. Daha da yine hala diretmeye devam edecekler. 2019’lardan itibaren artık dayanılmayacak hale gelince Mehdiyet’i kabul edecekler. Ama gönül ister ki bunu daha önce fark etsinler ve anlasınlar. Birçok insan için bunu söylüyorum.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Dilhan. Sizce hırs insana zarar verir mi?

ADNAN OKTAR: Senin tatlılığın, senin şekerliğin, senin ballığın o kadar fazla ki, o kadar tatlısın ki tarif edemiyorum. Hırs insana tabii zarar verir çok tehlikeli. Bir kere tıbbı açıdan diyorsan enfarktüse sebep olur. Yani adam sinirlendiğinde tansiyonu yirmi yediye, yirmi sekize kadar çıkabilir. Beyin kanaması olabilir. İç kanama olabilir. Aort yırtılması olabilir. Ve kalp enfarktüsü rahatça kalp enfarktüsü gelişir. Çünkü bir anda sinirlendiğinde kolesterol acayip yükseliyor kanda, pıhtı atar. Kalbi tıkanır ölür. Damar tıkanır ölür. Hatta Allah ayette diyor “öfkenizle ölün” diyor ayette ona işaret ediyor.  Öfke öldürücüdür. Aman aman, Kuran’da da haram kılınmıştır. Akılla, irfanla, sevgi ile halledilmesi lazım.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Mehmet Barlas dünkü yazısında ABD yönetimin Trump’ın değil derin devletin kontrolünde olduğu yazdı. Şöyle söylüyor; “Örneğin PKK-PYD oluşumunun silahlandırılması kararı Trump başkan seçilmeden önce alınmıştı. Bunun gibi FETÖ’ye verilen destek de. Kısacası ülkesinin yönetimine hakim olamayan ama sahip olduğu yetkilerle Amerika’yı dünyadan dışlayan bir başkan var. Sonunda Trump’a karşı bir darbe de planlanıyor olabilir.”

ADNAN OKTAR: Bak İngiliz derin devletini o da anlamış. Kardeşim açık açık söylesene ne korkuyorsun? Ben bağıra bağıra anlatıyorum kitap çıkartıyorum. Korkma bir şey olmaz. Ödleri korkuyor. Hoca için demiyorum da birçoğu korkuyor. Alenen söyleyin; İngiliz derin devleti. Dünya ile oynuyor. Şu an bak Güneydoğu’da olan olayların organizasyonunu doğrudan o yapıyor. Adamı çağırdılar korkuttular. Şimdi bak PKK’lıları doldurdular oraya, Barzani’n gözleri dehşet içindeydi. Bilmiyorum gördünüz mü? Böyle bakıyor. Hiç görülmemiş şekilde bakıyor. Sanki böyle uyuşmuş gibi. Harita üstünde gösterdiler “sen burayı boşalt PKK’yı buraya koyacağız.” Bak tak uygulama oluyor. Ve ülkeler seyrediyor. Türkiye gereğini yapsın doğrudan oradan o PKK’yı söküp atsın. Türkmenlerin de oradan göçmesine gerek yok bence dursunlar. PKK’yı kazısın, Türk askeri. Çünkü Irak devleti buna müsaade ediyor. Hukuki yönden zemin sağlam. Değilse de bunu hukuki yönden sağlam hale getirsinler. Anlaşma yapılsın gereği yapılsın.

Evet dinliyorum.

VTR: Daha özgür ve daha sevgi dolu bir Türkiye görebilecek miyiz?

ADNAN OKTAR: Bak çocukların herkesin görüşü sevgi, özgürlük, barış, kardeşlik, kalite, klaslık, muhabbet ama özellikle özgürlük ve sevgi. Bu ancak Mehdiyet ile mümkün. Bunun dışında bir yol yok. Ben bunu söylüyorum 2018’de de söyleyeceğim. 2019’da da söyleyeceğim. Olaylar akıl almaz büyüyecek bak söyleyeyim. Tahammül edilmeyecek dereceye gelecek. Keşke daha önce fark edebilseler de Mehdiyet devre girse. İttihat-ı İslam olsa. Ama insanoğlu işte zor kavrıyor zor. Zaman alacak bu. Kader böyle ama sonunda Mehdiyet gürül gürül ortaya çıkacak.

Evet dinliyorum.

VTR: Peki Hz. Mehdi (as)’ye inanmak farz değilse neden anlatıyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım ben konuyu anlatırken defalarca söyledim ama onu anlayamıyorlar. Orda bir şahsa kafa takılıyor. Yani haşa Allah gibi görüyor Mehdi’yi öyle bir şey yok Mehdi (as) zavallı bir insandır. Allah’ın gariban bir kulu. Mehdiyet demek İslam aleminin birleşmesinin özet ifadesi. Onun sembolik ismidir. İttihat-ı İslam’ın sembolik ismi. İttihat-ı İslam deyince anlamıyor adam. Mehdi deyince anlaşılıyor. Müslüman alemini birleştirip başına bir kişinin geçmesine Mehdiyet denir. Ali, Veli, Mehmet fark etmez. Onu kafaya takmayın. Geçtiğinde de o haşa Allah gibi olmaz. İslam’ı birleştiren Allah’tır. Mehdi birleştirmez. Mehdi’yi Allah vesile eder o kadar.  Durup durup Mehdi işte şöyle. Mehdi’nin bir şey yaptığı yok. Bir insan diyorum. Allah’ın zavallı bir kulu. Zavallıdır Mehdi. Neden? Çünkü “Allah onu bir gecede ıslah eder” diyor. Bütün gücü veren Allah. Mehdi ile yapılacak bir şey yok. Ama İslam aleminin bir merkezde birleşmesini en iyi ifade eden Mehdiyet olduğu için Mehdi diyoruz. Yoksa İslam alemi birleşecek zaten başına bir insan geçecek biz zaten buna Mehdi de demeyeceğiz. Yani nasıl anlatalım? Başka türlü anlamazsınız. Bu şekilde anlaşılacağı için söylüyoruz. Yoksa Mehdi olan kişi bana Mehdi deyin demez, diyene de müsaade etmez. Hiç kimse de Mehdi falan diyemez onu da söyleyeyim. Ama Sahib-i Zaman nezaketen diyebilirler. İşte çeşitli lakapları var onları belki diyebilirler. İşte hüznü zan edeceğiz biz. Bilmiyoruz. İsa Mesih içinde öyle İsa Mesih mesela Mehdi’yi görür görmez tanıyor. Hüznü zan ettiği için Allah’a güvenerek.

Evet dinliyorum.

VTR: Bir kadına ölürcesine aşık olmak doğru mudur?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım bir kadın nedir? Etten kemikten Allah’ın zavallı bir kulu. Ölüp gidiyor. Tabii ki biz Allah’a aşık oluruz. Kadında Allah tecelli eder. Allah’a aşık olduğumuz için ona aşık olduk deriz. Yoksa kadın yiyen içen, uyuyan, zavallı bir varlık. Erkek de öyledir. Allah etten kemikten yaratmıştır insanı. Allah’ın ruhunu taşıdığı için o kutsaldır. Kutsanmıştır. O yüzden biz ona hayran oluruz. Allah’ın ruhuna duyduğumuz sevgiden kaynaklanır o yüksek heyecan. Yani o tutku derinliği Allah’a olan sevgiden kaynaklanıyor. Ete kemiğe değildir. Et kemiği Allah vesile eder.

Kardeşim fark etmez İran-Türkiye hep beraber kazıyıp alsınlar PKK’yı oradan. Kimin hallettiği meselesi değil orada. Oradan PKK kazınması önemli. Kim kazırsa kazısın.

Bediüzzaman diyor ki “Böyle bir cemaati azime içindeki mukaddes kuvveti tehyiç edecek” coşturacak ve uyandıracak “hadisatı azime vücuda geliyor” yani büyük olaylar hadisatı, bak hadiselerin büyük hadiseler. Hadisat demek hadiseler. Ama ne diyor bak hadisatı azime; büyük olaylar. Yani toplumu sarsacak çok büyük olaylar vücuda geliyor. “Elbette o kuvveti azimedeki hamiyeti aliye feveran edecek.” Ulan yeter artık falan diyor. Mahvettiniz Müslümanları diyor. Ve Hz. Mehdi başına geçip tariki hak ve hakikate sevk edecek” insanları hak ve hakikate sevk edecek. “Böyle olmak ve böyle olmasını bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi adetullahtan ve Rahmet-i İlahiye’den bekleriz ve beklemekte haklıyız” diyor Bedüzzaman. Bak diyor “Hadis olmasa dahi Mehdi ile ilgili böyle olması lazım gelir. Olmasa dahi” diyor, “ki var” diyor. “Olmasa bile ayete göre zaten olması gerekiyor” diyor.

Mesela Mehdinin başka isimleri de vardır. El Hadi, El Kaim, El Hüccet, El Muntazar, El Mehdiyyil Muntazar, Sahib-ül Emir, Mansur, Halefi Salih, Veli Asr, Mehdi-yi Mevud, İmamı Asr, Sahib-ü Darr, Bakiyetullah, Kaim Ali Muhammet, El Hatim, Nihayet-ül Mukaddese. Anlamlarını söyleyebilirim. El Hadi; hidayete sevk eden. Kuran’da hep Hadi diye geçer. Onun için Mehdi ile Hadi’yi ayrı ayrı zannederler. Halbuki Hadi ile Mehdi aynı kelimeler. El Kaim; hak içinde kıyam eden. Ayakta duran, kaim kıyamdan geliyor. Ayakta duran, devrilmeyen, yıkılmayan. El Hüccet; reddi mümkün olmayan kesin delil. Mehdi o kadar kesindir ki delilleri reddi mümkün değil. El Hüccet onun için ona da deniliyor. El Muntazar; herkes tarafından beklenen anlamında. Muntazırız, muntar yani onu bekliyoruz. Hadi-yi Muntazar; beklenen Mehdi. Mehdiyyil Muntazar; beklenen Mehdi. İmamı Muntazar; beklenen imam. Halefi Salihi; Allah evliyalarının liyakatlı halifesi. Mansur; Allah tarafından yardım edilen. Sahib-ül Emir; ilahi adaleti uygulamakta sorumlu olan. Sahib-üz Zaman; zamanın sahibi. Veli Asr; asrın velisi, zamanın tek hakimi, zamanın tek rehberi. Mehdi-yi Mevud; vaat edilmiş Mehdi. İmamı Asr; asrın imamı. Sahib-ü Darr; yurdun sahibi. Bakiyetullah; Allah’ın yeryüzünde geriye tek kalan hücceti ve son ilahi manevi lideri. Tek delil. Yani geriye kalan tek delil. Allah’ın yeryüzünde geriye kalan tek hücceti. Kaim Ali Muhammet; Peygamberimiz (sav’)in soyundan gelen kıyam edecek Mehdi. El Hatim; hatmeden sona erdiren. Mesela El Hatim, ismidir Mehdi (as)’nin. Nahiyet-ül Mukaddese; kutlanmış yön, en yüce ve kutsi yön. Çok fazla Mehdi’nin alametleri. “Mehdi zamanında Kenan diye biri de çıkacak” diyor. Kenan Evren’in açıkça isim veriyor. Mehdi (as)’nin amcasının ismi bile var. Hepsi var yani. Abdullah Öcalan’ın ismi açıkça Abdullah diye geçiyor. Beşar Esad açıkça ismi ile geçiyor Beşar diye.

Evet dinliyorum.

VTR: Siz mi kedicikleri buluyorsunuz, kedicikler mi sizi buluyor?

ADNAN OKTAR: Ah severim ben senin güzelliğini. Ne kedicikler beni buluyor, ne ben kedicikleri buluyorum. Allah bizi birbirimizle buluşturuyor. Mucize olarak, harika olarak Allah tarafından yaratılıyor. Allah her yerde mucizelerini yaratır. Bu da Allah’tan bir harikadır. Ben onları aradığımdan değil, onlar da beni arayıp bulmalarından değil. Allah bizi birbirimiz ile buluşturuyor. Bak diyor ki ayette Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım “Dünyanın neresinde olursanız olun, sizi getirip birleştiririm bir araya getirim” diyor Allah. Görüyor musun ayeti? “Dünyanın neresinde olursanız olun sizi bulup bir araya getiririm” diyor Allah. Şu an bu ayet oluşuyor.

Evet dinliyorum.

VTR: Bir bayana en çok hangi araba modeli yakışıyor?

ADNAN OKTAR: Benim güzelime ne yakışır? Çok güzel yüzlü çok nurlu. Dürüst bir yüzün var çok samimi bir yüzün var. Benim dünyalar tatlım ben bir daha dinleyeyim. Ne kadar temiz yüzlü. Hayret maşaAllah. Jaguar, bir de Porsche araba ama bence ne güzeli beyaz üstü açık jaguar. Mercedes biraz resmi duruyor bence. BMW diyeyim. Onun da her modeli değil de bazı modelleri güzel ama hepsi son model olması çok önemli. Gıcır gıcır bir arabayı en fazla bir sene kullanacaksın. En fazla bir senedir. Hanımlar için. İkinci sene yeniden değiştirmek lazım. Özellikle genç kızlarda şart. Böyle cayır cayır yanacak. Yeni olduğu belli olacak. Elbisenin yenisi, arabanın yenisi, ayakkabın yenisi hanımlarda daima yeni olması lazım. Her şeyin yenisi olması lazım. Yani imkan varsa bu şart.

Evet dinliyorum.

VTR: Kadınlar seksi olmaktan neden korkuyor?

ADNAN OKTAR: Canımın içi o büyük bir bela. Sen çok güzelsin bir kere onu söyleyeyim. Çok cazibeli hoş bir kızsın. Bir de medeni cesaretin çok güzel. Allah seni çok güzel yaratmış. Allah sana uzun ömür, hidayet ve sağlık nasip etsin. Bir kere cinsellik eşittir ahlak bozukluğu olarak almış adamlar. Cinselliği korkunç göstermişler, çocuklar için korkunç, kadınlar için korkunç, delikanlılar için korkunç. Yani bir tabu olmuş. Ödleri kopuyor. Öyle olunca tabii kadınlar da frijit gelişiyor. Erkeklerde de soğukluk oluşuyor. Zaten evlendiklerinde zifafta falan felaketleri biliyorsunuz. Doktorla gitmeler bilmem neler mahvoluyorlar. Cinsellik eşittir bela olarak oluşturuluyor. Öyle bir zihniyet var. Öyle bir eğitim politikası var. Kadının çekici olması çok büyük bir suç oluyor. Mesela erkek de yakışıklı olması, çekici olması o da büyük bir suç olmuş oluyor. Adamların ne istediği belli değil. Çok kötü bir akıl, yanlış bir akıl dünyaya yön vermiş. Bu hem gelenekçi Ortodoks İslam anlayışına da hakim olmuş hem de solcu anlayışının içine de girmiş. Solcuları da mahvetmişler. Darwinist, materyalist, dünyaya küsmüş içine kapanmış, soğuk sevgisiz bir dünyayı onları sunmuşlar. Romantiklik adı altında onları da çökertmişler. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı içerisinde de Müslümanları çökertmişler. Baksana geçenlerde dede açık açık ‘çıplak sevişilmez’ diyor. Ee nasıl olacak? “Battaniye olması lazım” diyor. “Şeytanlar seyreder sizi” diyor. Ellerini kollarını bağlayıp şeytanlar böyle seyrediyorlarmış topluca.  Yani ben bu adamlara ne diyeyim?

Evet kısa bir ara verelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza kısa videolarla devam ediyoruz. 

Masaüstü Görünümü