Harun Yahya

Sohbetler (23 Ekim 2017; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ASLI HANTAL: İyi günler sevgili izleyiciler. Hoş Sohbetler programımıza başlıyoruz. Hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Buyurun dinliyorum.

ASLI HANTAL: Van’ın Başkale İlçesi’nde PKK’lı teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada 1 askerimiz şehit oldu, 2 askerimiz yaralandı. Şehidimizin resmini görebiliriz. Kemal Zeren şehidimiz.

ADNAN OKTAR: Kabadayı Kemal. Kemal elinden yüzünden nur akıyor senin çok güzelsin sen. Cenab-ı Allah senin imtihanını bitirmiş ne mutlu sana, Allah bizlere de nasip etsin, sana imrenme üstüne imrenme, ne güzel imtihanını bitirmişsin. Ne güzel bir son, cennetle Allah seni şereflendirmiş. Biz dünyada kaldık sen güzellik yurdundasın. Allah bize de nasip etsin. Tebrik ediyorum şehadetini, Allah mübarek etsin. Anneni babanı da tebrik ediyorum. Allah annene babana uzun ömür, sağlık sıhhat, sabr-ı cemil nasip etsin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Benim isteğim herkesin yaşama sevinci olması. Bu da Cenab-ı Allah’a bağlı. İbadetler, iman. Herkesin yaşama sevinci olmasını istiyorum, herkesin cennete gitmesini istiyorum.

ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun, mesela hiç insanlar ummayabilir, veli bir insan halk arasında geziyor. Hiç belli olmaz işte. Gerçi temiz yüzlü efendi bir insan ama çok koyu dindar olduğu, çok takva temiz muttaki bir Müslüman olduğu açıkça görülüyor. Allah nuruyla sarsın, Allah hidayet versin. Ne güzel. Allah duanı kabul etsin, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hocam Selam. Amasya Merzifon’dan Erdem. Bir gün yayında demiştiniz ki: 11 tane samimi iman eden olduğu zaman Allah’ın İslam’ı dünyaya hakim edeceğini söylemiştiniz. Hz. Mehdi (as)’ın 313 tane talebesi var, bunların arasında 11 tane samimi iman eden yok mu?

ADNAN OKTAR: İşte samimi iman eden olduğu için dünya hakimiyetine doğru gidiyoruz zaten. O yüzden dünyaya hakim olacağız. Dünya hakimi olmak elektrik düğmesine basar gibi olmaz, bir anda ortalık aydınlanmaz. İmanlı insanlar olduğu için şu an oraya doğru gidiyoruz. Ve kısa bir vakit kaldı, normalde 40 yıl. Ama 40 yılın 5 yılı kaldı şu an öyle görünüyor. Sonuç herkesin gözü önünde olacak herkes de görecek.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul’da dün 2023 Gençlik Şurası’nda konuştu. Erdoğan özetle şu mesajları verdi: “Tıpkı bir asır önce olduğu gibi yedi düvele ve onların beslediği terör örgütlerinin üzerimize geldiği bir dönemde tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyoruz. Bu vatanı bölmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Nerede nasıl bir çalkalanma var, nerede bize yönelik taciz varsa bir gece ansızın vurabiliriz. Acaba birileri izin verir mi? Artık yok, geçti o işler.”

ADNAN OKTAR: Helal olsun Tayyip Hocam’a. Hakikaten eskiden Amerika’dan icazet almadan, Avrupa’dan icazet almadan adım atılamıyordu. Şimdi Tayyip Hocam hiçbirini dinlemiyor. Allah’a güveniyor, maşaAllah. Adamların da eli ayağı tutuştu ne yapacaklarını şaşırdılar demediklerini bırakmıyorlar. Onun için işte Tayyip Hoca’ya sahip çıkalım dememin nedeni bu. Gençlik de öyle. Yani tek tek olduklarını düşünerek sahip çıkacaklar. Nasıl olsa arkadaşlarımız var demeyecekler. Bak Tayyip Hoca onu bir konuşma arasında ifade etti ama insanlar ona o kadar dikkat etmemiş olabilirler. Necip Fazıl’lardan değerli insanlardan örnek vererek konuşuyor konuşmalarında. Fakat bu konuşma arasında önemli bir hususa dikkat çekti “Yalnız ben dünyanın her yerinde Müslümanlara yetişmeliyim, yalnızım tek başına Çin’deki, Afganistan’daki her yerdeki Müslümana yetişmeliyim ruhuyla hareket etmesi gerekiyor” dedi “ben her yerde olmalıyım ruhuyla hareket etmesi gerekiyor” dedi. AK Parti gençliği de bu mantıkla Tayyip Hoca’ya sahip çıkması lazım. Nasıl olsa arkadaşlarımız var değil, tek tek. Ayrıca, Milliyetçi Hareket Partisi’ni de yine tebrik ediyorum Tayyip Hoca’ya sahip çıktığı için Büyük Birlik Partisi’nin de bu güzel görevde yer almasını istirham ediyoruz. Çok önemli.

Evet, dinliyorum.

VTR: Camiler neden boş?

ADNAN OKTAR: Semtine göre değişir, duruma göre değişir. Mesela Menzil’deki cami çaka çaka doluyor. Cemaatlerin olduğu yerlerdeki camiler çaka çaka doluyor. Demek ki cemaat önemli. Mesela Nakşibendilerin yoğun olduğu semtlerde camiler çaka çaka doluyor. Kadirilerin olduğu yerlerde, Şazeliler hepsinde çaka çaka doluyor. Nurcuların, Süleymancıların olduğu cemaatler de yerler semtlerde camiler çaka çaka doluyor. Onun için cemaatlerin teşvik edilmesinde fayda var. Camilerin dolması cemaatlerle olur. Zaten camide insan toplandığında cemaat olmuş oluyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bir yemek masasında olmazsa olmaz nedir?

ADNAN OKTAR: Nasıl söyleyelim? Yemek cinsi olarak da olabilir, yemeklere katkı olan malzeme olabilir. Ayrı ayrı söyleyeyim o zaman. Olmazsa olmaz bir kere et mutlaka olması lazım sofrada yiyecek olarak, kebap tarzı ve iyi pişmiş. Biraz da yağlı olması lazım etin şanındandır. Çeşni olarak diyebiliriz. Turşu iyi olur, turşu çok etkileyici bir madde güzel, iştahı açar. Baharat cinsleri olarak pul biber şart, ayran çok iyi olur. Zaten sırf şu saydıklarımızla bile olay biter. Antep pidesi, uzun kebapçı pidesi sofranın değerli süslerindendir. Pek bilinmez ama sofraya bambaşka bir görünüm sunar şekillendirir. Mesela sofra var, francala ekmeği kesmiş dilim dilim koymuşsun ama bir de kebapçı pidesini katlayıp koymuşsun oraya çok vahim bir görüntü. Zaten yemek de çok vahim olacak demektir. Kebapçı pidesi geldiyse olay normal olmaz, şişler, pirzolalar bambaşka olur.

Evet, dinliyorum.

VTR: İyiler her zaman birbirlerini dünyada bulurlar mı?

ADNAN OKTAR: Tabii, o Allah’ın gizlice uyguladığı bir ledüni ilimdir. Allah’ın böyle gizli kanunları vardır insanların gözünden kaçar. Mesela Allah’a inanmayanları gizlice sıkıntıyla ezer, bu bilinmez. Süründürür bu da bilinmez. Müminlere de muazzam bereket ve zenginlik, güzellik verir bu da bilinmez. İyileri mutlaka bir araya getirir bu da bilinmez. Allah’ın sezdirmeden yaptığı kanunları vardır. Mesela Hz. Hızır (as) da Allah’ın sezdirmeden uyguladığı kanunlarından bir kanundur. Mesela melekleri sezdirmeden uyguladığı kanunlardandır. Birçok Allah’ın gizli kanunları vardır, bilinmeyen kanunları. Yahut insanların sezemediği dikkatini çekmeyen kanunları vardır, onlardan biri de budur.

Evet, dinliyorum.

VTR: Özlem duyduğunuz yanınızda olmasını istediğiniz kişiler var mı?

ADNAN OKTAR: Var tabii. Kardashian var, Bambola vardı ama çok yaşlanmış canım benim. Keşke yanımda olsa ben ona çok iyi bakardım aslında, acayip güzel olurdu. Geçen resmini gösterdiler çok fazla çökmüş. Canımın içi çok acıdım. Çok zorlu bir hayat yaşamış demek ki. Çok fazla var say say bitmez. Allah inşaAllah dost olmayı, yakın olmayı nasip eder.

ASLI HANTAL: Cumhurbaşkanı Erdoğan Gençlik Şurası’nda konuşmasının devamında şunları söyledi Adnan Bey: “Biz imanına, inancına, maneviyatına sahip, sanatıyla kültürüyle zirvede bir gençlik istiyoruz. Unutmayınız bizim gençlik konusunda bir Kızıl Elma’mız var. Tüm gençlerimizin en az bir yabancı dil öğrenmelerini bekliyorum. Bundan kastım, sadece İngilizce değildir, mutlaka en az ikinci bir dil öğrenin. Bize, Allah’ın izniyle tuttuğunu koparan bir gençlik lazım.” Cumhurbaşkanı şöyle devam etti: “Allah’a şirk koşma, günah ve yalandan sakın, namazını dosdoğru kıl, tövbeyi geciktirme, selama duaya önem ver. Tebessüm sadakadır, az konuş sözünü dağıtma. İstişare et, doğru arkadaşlar seç, tembel olma, acele etme, şefkatli ol.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah . Bak, bir Cumhurbaşkanı olarak ilk defadır bu da cumhuriyet tarihinde. Gayet güzel nasihat etmiş, emri bir ma’ruf nehyi anil münker yapıyor. Yedi ceddine rahmet olsun, maşaAllah. Çok çok güzel. Bir tek Allah’tan korkuyor. Normalde çok şamata yaparlardı bak kimse gıkını çıkaramıyor. EvvelAllah yanında biz varız. Anlattığı gençlik modeline dikkat ettiniz mi? Sanattan estetikten anlayan, en az iki yabancı dil bilen, aydın, kültürlü, görgülü, kaliteli gençler. “İşte bu bizim Kızıl Elma’mız” diyor yani Mehdiyet gençliğini kastediyor.

Evet.

VTR: Ben Merzifon’dan Sıla. Günlerinizi verimli geçirmek için ne yapıyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Şimdi Sıla, seni çok seveceğimden emin olduğun için seni tebrik ediyorum. Çünkü çok iyi tahmin etmişsin. Bir tatlılık bir şekerlik bir ballık her tarafında var. Süper şeker bir şeysin. Allah senin ömrünü uzun etsin, sana sağlık sıhhat versin. Hem tatlı hem çok güzelsin. Saf şekerden oluştuğun anlaşılıyor. Canımın içi benim. Günü verimli geçirmek için en güzel yol Allah’a kendini sürekli teslim etmektir bırakmaktır. Allah bizi yönlendirir. Mesela Hz. İsa Mesih (as) diyor ki “Benim adımla benim yüzümden benim sebebimle tutuklanacaksınız, hapse atılacaksınız. Ama hakim karşısına çıktığınızda sakın korkmayın sizi Allah konuşturacak” diyor. “Hiç tedirgin olmayın, ifade verirken sizi Allah konuşturacak” diyor. Bakın görüyor muzun her dönemde müminlere bir baskı olmuş. O dönemde Roma dönemi, müminlere muazzam baskı var. Şimdi de Roma İngiltere’de İngiliz derin devleti. Yine müminlere acayip bir baskı yapıyor. Bak Tayyip Hoca’yı şehit edemediler akılları gitti ne yapacaklarını şaşırıyorlar. O da mübarek Mehdiyet ruhunu tırmandırdıkça tırmandırıyor. Bugün anlattığı gençlik Mehdiyet gençliği, üslup Mehdiyet üslubu. Yedi ceddine rahmet olsun. Sen böyle konuştukça Hz. Hızır (as) yanından eksik olmaz. Sen böyle konuştukça melekler seni korumaya devam edecek. Çok büyük bir orduyla korunuyorsun ve korunacaksın. Allah selamet versin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Gündeliğe giden kadınlara yüksek camları sildirmek doğru mu?

ADNAN OKTAR: Şu vicdanın güzelliğine bak, el kadar çocuk dünyalar güzeli çok çok cazibeli ve çok güzel bir kız, çok hoş bir kız. Ama vicdanın yüksekliğini görüyorsunuz. Saçları nasıl güzel canım benim rüzgarda. Pırıl pırıl eli yüzü çok çok güzel. Ama bak dekoltesiyle her şeyiyle gerçek bir Kuran Müslümanı olduğu anlaşılıyor. Çok çok güzel bir kız. Ama benim canımın içinin dikkatini çeken şeye bak, vicdanın yüksekliğine bak. Kim bilir nerede gördü belki bir kadın yüksekte cam siliyordu, vicdanı kanamış o kadar konu varken o dikkatini çekmiş. Kendiyle ilgili bir şey sormuyor söylemiyor dikkat ederseniz. Kendiyle ilgili de söyleyebilir ayrı mesele de normal yani ama bu bir vicdan yüksekliği, merhametinin, şefkatinin ne kadar yüce olduğunu, ahlakının ne kadar temiz olduğunu gösteriyor benim canımın. Doğru tabii ki bir tanem yani öyle bir şey yaptıklarında insanın yüreği esiyor. Ben düşündüğümde şu an bile bir acayip oluyorum. Pencerenin kenarına oturuyor, bina 25 metre falan 30 metre bina inanılır gibi değil. Tek eliyle de tutunuyor, birden elin kayabilir başın dönebilir hiçbir tedbir yok. Hiç olmazsa belinden çok güçlü bir iple bağlasınlar bu tip şeylerde, çok kalın güçlü bir iple. O ip de çok sağlam bir yere bağlansın hiç olmazsa böyle bir tedbir alınsın. Çok tehlikeli öbür türlü.

Evet, dinliyorum.

VTR: Talebelerinize önerdiğiniz uyku saati kaç saattir?

ADNAN OKTAR: 7-8 saat iyi. Ama 8 saati aşmak çok doğru değil. İnsan sersem gibi olur çok bitkinleşir. Bence 7 saat çok ideal, 6 buçuk-7 saat çok ideal, dinç olur insan.

Evet, dinliyorum.

VTR: Neden bu kadar güzel bayan sizin etrafınızda da bizim etrafımızda değil?

ADNAN OKTAR: Benim yakışıklım bir süre sonra inşaAllah Kuran’a daha sıkı sarılırsa, Allah’ı daha çok severse Allah onun etrafında onu çok seven arkadaşlar meydana getirecektir. Kız arkadaşları da olacaktır, o da kız arkadaşlarını hem koruyup kollayacaktır, onların onuruna, haysiyetine, şerefine, namusuna sahip çıkacak, dinine imanına, neşelerine sevinçlerine destek olup sahip çıkacak, inşaAllah. Ama o niyetini biraz daha pekiştirecek, inşaAllah.

Allah’a hamdolsun, yanımda güzel insanlar yaratmasının sebebi Cenab-ı Allah’ın bir nimet sunumudur. Allah yaptığımız hizmetlere karşılık beğenisini, sevgisini bize inşaAllah böyle ifade ediyordur. Çünkü biz Allah yolunda ilerledikçe Allah nimetini kat kat artırdığını görüyoruz. Haset edenlerin de arttığını görüyoruz. Ama zalimlere, münafıklara bakıyoruz katil kılıklı, fahişe kılıklı, azgın, şirret, çirkef insanlar, insan yüzüne bakmak istemiyor. Çok ürkütücü tipler. O da onlara Allah’tan bela. Bir sürü hırsız ve uğursuzu Allah bir araya getiriyor birbirlerine bela ediyor. Müminlerde de nurlu, temiz, efendi, afif, kibar, saygılı, Allah’tan korkan insanları bir araya getiriyor.

Benim kız arkadaşlarımla bahçede yemek yedik, hava güzel diye bahçeye çıkalım dedik. Kardeşim bu sofralar nedir böyle cennet sofrası Allah’a hamdolsun. Sofrayı da hazırlayan Allah, güzelliği de hazırlayan Allah. Benim kız arkadaşlarımı böyle güzel yaratan da Allah. Onlar böyle afif, iffetli, temiz, namuslu, dürüst, dindar, akıllı, görgülü, kültürlü yaratan da Allah. Allah’a hamdolsun. Görelim. Aman Allah’ım aman Allah’ım sanki cennet bahçesi.

DANIELA ZEYNEP BALABAN: Sizin güzelliğiniz göz kamaştırıyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şimdi şöyle yaklaşa yaklaşa bir gel bakalım. Kübra Sultan Kadın Efendi. Gizem Sultan Kadın Efendi. Dilem Sultan Kadın Efendi. Sultanlar Sultanı diyorsun, evet. Vay vay kardeşim, Hollywood filmlerinde ben böyle yakışıklı göremiyorum şuraya bak. Sanki bir film karesi, sanki bir film karesinden çıkmış gibi, maşaAllah.

ASLI HANTAL: Aslı Sultan Kadın Efendi.

ADNAN OKTAR: Aslı Sultan dünyalar güzeli.

ASLI HANTAL: Merve Sultan Kadın Efendi. Gülşah Sultan Kadın Efendi Bademşekeri. Pınar Sultan Kadın Efendi.

ADNAN OKTAR: Aman Allah’ım aman Allah’ım.

ASLI HANTAL: Mehtap Sultan Kadın Efendi. Ayşe Sultan Kadın Efendi. Aylin Sultan Kadın Efendi. Yasemin Sultan Kadın Efendi. Baş Sultan İmparatoriçe Damla Sultan Kadın Efendi. Daniella Sultan Kadın Efendi. Görkem Sultan Kadın Efendi. Nadia Sultan Kadın Efendi. Beril Sultan Kadın Efendi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ben alkışlıyorum bu güzel kızları. Şu sofrayı da bir görelim bakalım neler var.

ASLI HANTAL: Sibel Sultan Kadın Efendi. Saliha Sultan Kadın Efendi. Tuğba Sultan Kadın Efendi. Ve Ebru Sultan Kadın Efendi.

ADNAN OKTAR: Sultan derken yani görüyorsunuz ihtişamı. Evet. Aman Allah’ım şu manzaraya bak. Aa benden sonra neler varmış, maşaAllah maşaAllah. İstirahat vakti, ne güzel, maşaAllah.

GÜLEN BATURALP: Mehtap Sultan Kadın Efendi’yle sizin muhteşem görünümünüz, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Mehtap Sultan Kadın Efendi de, afifliği, temizliği, nezaketi, nuruyla Allah onu çok çok güzel yaratmış. İffet nuru iffet nuru, maşaAllah.

ASLI HANTAL: Pınar Sultan Kadın Efendi’yle Sibel Sultan Kadın Efendi yanınızda.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah.

GÜLEN BATURALP: Ayşe Sultan Kadın Efendi.

ADNAN OKTAR: Tamam yeterli bu kadar. Daha sonra da arz-ı endam buyuracaklar göreceğiz, inşaAllah.

ASLI HANTAL: Sofradan birkaç detay gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bakalım. Vay vay vay. Mangalı da üstat bir hanım kardeşimiz organize etti. Kaburgalar falan erimişti. Ben kaburgaya ağırlık verdim. Şişler muazzamdı. Bak aklıma geldi yutkunmaya başladım. MaşaAllah sanki cennet bahçesi, maşaAllah. MaşaAllah hanım kardeşlerimiz de hep sporcu çok iyi yüzen kızlar. MaşaAllah ne güzel. İşte gelenekçi İslam’da bu yok, Kuran Müslümanlığında bu var. Bu Müslümanlık anlayışına deccal diş geçiremiyor. Dişleri, ağzı, burnu kırılıyor. Deccalın mahvolduğu İslam modeli işte bu. Sanatın, estetiğin, güzelliğin, kalitenin, iffetin, nezaketin, genel kültürün her şeyin en güzelinin temaşa edildiği muhteşem bir hayat modeli. İslam budur, gerçek Müslümanlık budur. Gelenekçi İslam’ın sefaletine bak bazı yerlerde bazı kişilerde, Kuran Müslümanlığının ihtişamına bak. Afif demek iffet sahibi, yüksek iffet sahibi yani namuslu demektir afif hanım afife, afife; namusunun güzelliği üzerinde, iffet nuru üzerinde, onun beyazlığı temizliği nuru ışığı üzerinde görülen kadın. Beyazlık derken nur anlamında diyorum. Yoksa esmer de olur nurlu olur. Mesela zenci olur nurlu olur.

Kübra Kadın Efendi’yi görebiliyor muyum ve Gizem Kadın Efendi’yi?

ASLI HANTAL: Gizem ve Dilem Kadın Efendiler.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, bu hanım kızların güzelliğine ben şaşıyorum. Bunlar kardeşler, maşaAllah. Bak benim canlarım Musevi’ydi. Ve elhamdülillah ne dediler “La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah” dediler, maşaAllah. Daniella Sultan da öyle Ortodoks Hristiyan’dı “La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah” dedi. Ama ne diyor aynı zamanda? “İsa Resulullah” diyor bu çok önemli. Kardeşlerimiz ne diyor aynı zamanda? “Musa Resulullah” diyor. Tabii, Tevrat’ı bırakmıyor, İncil’i bırakmıyor, hakiki İncil’i bırakmaz, hakiki Tevrat’ı bırakmaz. Daniella Hanım efsane, efsane kadın. Aslı Sultan Kadın Efendi’nin resmini görelim. Şu güzelliğe bak şu güzelliğe. Yüzündeki o masumiyet ve iffet nuruna bak. Canımın içi hakikaten kalbi çıkacak gibi böyle göğsü sürekli koluma güm güm çarpıyordu böyle, maşaAllah. Sevgisi çok şiddetli. Ama akıl almaz hızla atıyor kalbi ve çok kuvvetli atıyor. Böyle bir delikanlı bilmiyorum ben, biz eskiden filmlerde falan görürdük. Şu an çok zor, maşaAllah. Şu heybete bak, maşaAllah. Helal olsun delikanlımıza, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Bir kadının kendinize aşık olduğunu nasıl anlarsınız?

ADNAN OKTAR: Aşık olan kadının bakışı Allah tarafından mucize olarak aşık bakışına çevrilir. Bilinmeyen mucizelerden biri de budur. Çünkü göz aynı göz, gözbebeği aynı gözbebeği ama aşık gözünü Allah değiştirir, bakar bakmaz hemen anlaşılır. Mesela bak Anna’nın gözü aşık gözü çok çok güzel. O beni çok seviyor ben de onu çok seviyorum. Benim dünyalar tatlım o.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ben Çorum’dan Emre. Adnan Hocam, kadınlara neden bu kadar ilgi duyuyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Emre, bak sen akıllı güzel bir delikanlısın, yakışıklı bir delikanlısın, benim gibi deli sevgiye yatkın bir insan, ruhunda deli coşku taşıyan bir insan, kedilere bile aşık olan bir insan. Ki bak şu benim Elma kedim ben ona da aşığım dünyalar tatlısı. Bu kadar şiddetli sevgi taşıyan bir insan bu kadar güzel Allah’ın tecellileriyle karşılaşırsa, Allah’a hamd ederek o güzelliği temaşa etmez mi? Onlara hayran olmaz mı, aşık olmaz mı? Yaşam amacımız zaten bu değil mi? Allah bizi aşık olmaya getirdi dünyaya, tutkuyu yaşamaya getirdi, sevgiyi yaşamaya getirdi. En zor şartlarda olsam bile tutkuyu, aşkı her zaman yaşadım her zaman yaşayacağım.

Evet.

VTR: Ben şunu merak ediyorum, erkekler neden bu kadar kaba ve nezaketsiz neden bu kadar duygusuz, düşüncesiz?

ADNAN OKTAR: Canım benim bir tanem güzelim benim. Sen nasıl güzelsin, sana layık değil onlar. Sen dünyalar tatlısısın sen, sen muhteşem güzelsin sen. Allah seni cennet kuzusu yapsın, sen benim canımın içisin sen. Nasıl güzel hayret. Medeni cesareti, sevecenliği, doğallığı çok güzel, gözleri de pırıl pırıl harikulade güzelsin. Kaş, göz, burun, dudaklar, diş, elmacık kemiklerin, çenen, saçların. Ama hakikaten bir tanem sana hiç layık değillerdir onlar yani tanıştıkların. Allah, sana layık olacak, senin değerini bilecek, seni tutkuyla sevecek, seni yüceltecek, senin dinine imanına iffetine namusuna sahip çıkacak, gerekirse canını verecek senin için Allah için. Bir şey olacak mesela Allah vermesin, adam kurşun sıkmaya kalkar geçersin önüne, kabadayılık budur, delikanlılık budur. Kaçarsan aşağılık adamsın demektir, adisin demektir. Yahut gider atlarsın adamın üstüne canın pahasına alırsın altına, elinden alırsın silahını. Bu şartlarla kadın sevilir. Benim güzelimin değerini bilen olmamış benim anladığım. Senin tatlılığını senin bu sevecenliğini anlatmaya kelime bulamıyorum. Harikulade şeker tatlı bir şeysin ve çok çok güzel bir kızsın. Allah seni güzellikle, hayırla, bereketle, nurla sarsın, seni korusun. Cennette seni Allah’tan istiyorum ve inşaAllah dostum arkadaşım olursun cennette. Çok çok şeker bir şeysin.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kızlar erkekleri niçin yanlış anlıyorlar?

ADNAN OKTAR: Çok şeker. Olay çok büyümüş benim gördüğüm. Yakışıklım, bak şöyle yaklaşın; kız dediğinizde o nedir biliyor musunuz? Allah’ın ruhudur, Allah’ın ruhunun bir tecellisi mübarek bir varlıktır. Et-kemik görünümünde gelir ama Allah’ın ruhunun bir tecellisidir. Bak bir daha sayıyorum; onun haysiyetine, şerefine, namusuna, dinine, imanına, mukaddesatına, sağlığına sıhhatine, neşesine sevincine her şeyine sahip çıkmak şartıyla ve o riske girdiğinde ölümü göze almanız şartıyla onlar sizin dostunuzdur, arkadaşınızdır, kardeşinizdir. Koruyup-kollamak zaten bir vecibedir ve onlarla dost olmak da bir vecibedir, yakın olmak bir vecibedir. Ama derin bir şefkat ve derin bir sevgi ve saygıyla olması lazım. Ama ‘kız’ anlayışı, mesela ne diyor adam çok adice bir söz “kız tavlamaya çıkıyorum, kızı tavladım.” Yani çok aşağılayıcı bir ifade. Ne demek tavlamak? Ve amacın ne tavlamaktan? Tek amacı var, iffetini kirletip ona kafa tutmak, arkasından işte tehdit etmek, yok “anana söylerim, babana söylerim” yok resmini çekiyor mesela sarılmışken. Kız çocuğu tabii korkuyor babasından, ağabeyi döver, annesi döver diye “benimle görüşeceksin bir daha.” Kız yeniden gidip görüşüyor bir daha resmini çekiyor bela gittikçe katlamalı artıyor, ne yapsın çocuk? Hayır bir de Allah vermesin şikayetçi oluyor, diyor ki “benden ilişki için para istedi” diyor, “ben de para vermeyince kavga çıktı aramızda” diyor. Yani bu çok çirkin. Kız çocuğuna dişi geçiyor adamın kendince, kızı mahcup ederek kendince etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Mesela gidiyor karakola ifade veriyor diyor ki “bana saldırmaya kalktı” diyor. Genç kız ne saldıracak sana? Genç kız sana nasıl saldırsın, ayı gibi adamsın nasıl saldırsın sana? Daha da olmazsa bu sefer iffetine yönelik. “İlişki teklif etti kabul etmeyince saldırganlaştı” diyor. Genç kızlar da çekiniyor çocuklar böyle pislik yapacaklar diye. Ne anasına söyleyebiliyor, ne babasına söyleyebiliyor, ne polise söyleyebiliyor en sonunda bu alçaklar çekip vuruyorlar kızları veyahut yaralıyorlar yahut yüzüne asit atmaya kalkmalar yani hep hasetlik, kıskançlık, pislik ve ahlaksızlıktan kaynaklanıyor. Ve hep kökeninde dinsizlik var. Böyle pisliğe müsaade etmiyoruz ve etmeyeceğiz bundan sonra. Sıkıysa yapsınlar. Genç kızlar çok cesur olsunlar. Mutlaka polise, savcılığa bildirsinler. Ama rica ediyorum bana da bildirsinler. Ben de hukuku süreci takip edebileyim. Böyle ahlaksızlık yaptırtma. Benim delikanlıma gelince delikanlımı ben bir daha dinleyeyim.

VTR: Kızlar erkekleri için yanlış anlıyorlar?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım anlaşma konunuz bir anayasa, düşünceniz, imanınız olsun yani hepiniz bir Kuran'a bağlanın. Kuran içerisinde anlaşabilirsiniz. Şimdi onun felsefesi ayrı senin felsefen ayrı nasıl anlaşacaksın? Onun ahlak anlayışı ayrı senin ahlak anlayışın ayrı nasıl anlaşacaksın? Kavga olur tabii ki yahut gerilim olur yahut anlaşmazlık olur yahut ayrılık olur. Diyeceksiniz ki bak “Kuran'da ittifak edelim. Kuran hakem olsun” diyeceksiniz arkadaşınıza, dostunuza. Kuran hakem olacak. Kuran’ın hakemliği kalktı mı bela yağmur gibi yağar ve yağıyor. Kuran'ı hakem kılacaksınız. İki taraf da Kuran’a uyacağına Allah’a ahit verdiğine göre Kuran'a uymak şartıyla, Kuran'ın hakemliğinde arkadaş olabilirler, dost olabilirler.

GÜLEN BATURALP: Geçtiğimiz günlerde FETÖ elebaşı Fethullah Gülen “Ayağa kalk Sakarya” ifadelerini kullanmıştı. Galatasaray tribünlerinde Sylvester Stallone’un Rocky koreografisiyle “ayağa kalk” yazılı bir pankart açılmasına dikkat çekildi. Rocky filmi ABD'nin Pensilvanya eyaletinde çekilmişti. Şehrin en ünlü meydanında ise Sylvester Stallone’un Rocky heykeli bulunuyor.

ADNAN OKTAR: Tamam anladım. Peki, bu pankartı yapan kişiler, talimatı veren kişiler polis tarafından tahkik edilsin. Art niyet var mı yoksa öylesine mi yapmışlar hemen anlaşılır. Yani bağlantılarına baksınlar, telefon bağlantılarına bakılsın kimlerle görüşmüş. Çünkü bu küçük bir olay değil. Bu büyük bir olay pankartın yapılması falan rastgele bir şey değil. “Ayağa kalk” yani bilinçli yapılmışa benziyor. Talimatı veren, parayı ödeyen kimse bunlar hakkında bir araştırma yapılsın. Hemen anlaşılır. Ama bu ihmal edilmesin. Çünkü Galatasaray içerisine yuvalanma var mı? FETÖ yuvalanması var mı? Bu da anlaşılmış olur. Hiç vakit kaybetmemek lazım süratle deliller kaybedilmeden bakılsın.

Evet, dinliyorum.

VTR: Sayın Adnan Oktar'ın yaşı bu kadar ilerlemiş olmasına rağmen hala bu enerjiyi nereden buluyor? Bunu merak ediyorum ben.

ADNAN OKTAR: Benim nur yüzlüm, yakışıklım benim, ağabeyinin aslanı. Daha önce polis kokain aldığımdan şüpheleniyordu. Gözaltına alındık saçımdan parça aldılar. Ne kadar acayip bir vicdan. Uzundu saçlarım -bu aslında kanuna uygun mu değil mi o devirde araştıracak bir şey yok- ortada hiçbir şey yokken Adil Serdar saçan dedi ki; “kokain kullanıyor olabilir” dedi “saçı İngiltere'ye gönderilsin” dedi. “Saçında uyuşturucuya bakılsın” dedi. Doktor adama götürdüler. İnanılır gibi değil doktor buna nasıl cesaret etti o da çok acayip. Komiser, polislerle falan götürdüler. Alnımın şu kısmından böyle görülecek şekilde bir perçemi indirdi adam makasla kesti orada bir naylon torbanın içine kondu orada mühürlediler. Oradan İngiltere'ye gitti. Geldi tabii tertemiz hiçbir şey yok. Yıllara yayılarak baktılar yıllara yayılarak. Üç yıl geriye doğru bakıldı. Çok uzundu saçlarım çünkü. Geldi tabii rapor zınk diye oturdular aşağıya. Bak bu üç yıl geriye hiçbir şey yok. Yani hiçbir toksik madde kullanmamışım. Yani öyle uyuşturucu muyuşturucu hepsine baktılar hiçbir şey yok. Güya oradan bir şey çıkaracaktılar. Kardeşim mesela bu o zaman soruşturulmadı ve parasını bana ödettirdiler. “Parasını sen vereceksin” dediler biz de parasını verdik “imza at” dediler “kendim istiyorum muayene edilmesini” de dediler “tamam” dedim “imzalayayım.” O zamanki döneme bak. Diyorlar ki şimdi “Tayyip Hoca gitsin” eski dönemi mi özlediniz? Çünkü bir şey yapamıyorlar ya sıkıldı adamlar. Gitse yeniden İngiliz derin devleti devreye girecek yeniden başlayacaklar oyunlara. Beceremediler yarım kaldı herhalde.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza devam ediyoruz. Biz Hocamız’ın Münafığın Derin Karanlığı kitabından okuyarak devam edeceğiz. Hocamız birazdan bizimle birlikte olacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Selam.

ASLI HANTAL: Aleyküm Selam.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

VTR: Adnan Bey din alimi olduğunuzu söylüyorsunuz ama programdaki bayanlar neden tesettürlü değil?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım, güzel yüzlüm din alimi olmak kim ben kim onu nereden çıkarttınız? Din alimi, alim olmak için ilahiyatta okursun veyahut alim hocalar seni yetiştirirler, fıkıh okursun, kelam okursun, Arapça bilirsin. Ben de öyle bir olay yok. Normal Cebeci Ortaokulu, Ankara Kurtuluş Lisesi, Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi, İstanbul Üniversitesi felsefe. Din eğitimi almadım yani. Dinle ilgili bir titrim yok. Dolayısıyla hocalık, alimlik, hele büyük alimlik, müceddit, müçtehitlik iddiamız olmaz. Ve olamaz, mantığı olmaz. Alim demeyelim de, alemci diyelim alemci de. Alim deme ama “hocam alemcisiniz” desen o doğru, delili var. Çünkü hakikaten alemciyim ama “alim” dersen sorarlar “nereden çıktı bu alimlik?” Alim, hoca falan değilim. Tesettürle ilgili sözün için de o konuda ayet gerekir. Kuran'dan ayet gösterirsen hemen kardeşlerin o ayetin hükmünü yerine getirirler onlar çok dindar insanlar. Herkes Allah'tan korkuyor, Allah'ı çok seviyorlar ama Kuran'da öyle bir hüküm bulamıyoruz yok. “Nur Suresi’nde ayet var” diyor arkadaşlarımız. Evet, var bakıyoruz ayette ne diyor? Kadınların göğsünü ve cinsel organını örtülmesinden bahsediyor. Onun dışında bir örtünmeden bahsetmiyor. Peki o zaman Ahzap Suresi’ne bakıyoruz Ahzap Suresi’nde ne diyor Cenab-ı Allah? “Eğer size bir saldırı varsa, bir kötülük yapılıyorsa, fiili bir saldırı yani bir taciz ve size bu acı veriyorsa, rahatsızlık veriyorsa o zaman baştan sona kadar bütün vücudunuzu örtecek şekilde örtünün ki size bahanesi olmasın müşriklerin veyahut saldırganların.” Peki, böyle bir şey var mı burada? Saldırı var mı mümin kadınlara? Yok. Güven içindeler mi? Evet, güven içindeler. Herhangi bir taciz, saldırı, baskı olmadığına göre kadınlar aynı sahabe dönemindeki gibi dekolte giyebilirler ve giyiyorlar. Ha dışarıya çıktığında ne olur? Dışarıda mümin kadın içtihat edecek diyecek ki “bu risk, tehlikeli çünkü laf atan olur, söz atan olur, taciz eden olabilir. O zaman ne yapacak? Örtünecek. Celabibuhum cilbabını üstüne örtecek, kapanacak duruma göre. Hatta gerekirse yüzünü dahi kapatacak. Dolayısıyla dışarıda hanım kardeşlerimiz kapalılar. Gömlekleri ayak topuklarına kadar giydikleri gömlekler. Giydiği gömlek ayak topuğuna kadar o kadar uzun. Dolayısıyla başlarını da kapatıyorlar ama burada öyle bir hükmün uygulanması için gerekçe yok. O yüzden gönlün rahat olsun Kuran'a uygun olan bir hayat yaşanıyor Kuran'a zıt bir tavır yok. “Var” diyen ayet göstermesi lazım, delil göstermesi lazım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Atatürk bir lider olarak kadınlara çok değer veriyordu ve çok gözetiyordu, şu anda böyle değil. Neden şu an bunu yaşayamıyoruz, bu saygıyı göremiyoruz?

ADNAN OKTAR: Benim canlarımın ikisi de çok güzeller bayağı hoş kızlar Avrupai görünümleri, kaliteli kızlar bir daha dinleyeyim.

VTR: Atatürk bir lider olarak kadınlara çok değer veriyordu ve çok gözetiyordu, şu anda böyle değil. Neden şu an bunu yaşayamıyoruz, bu saygıyı göremiyoruz?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm şimdi Atatürk deccala karşı savaşmış bir nevi Mehdi’dir. İngiliz derin devletine karşı vatanı müdafaa etti ve mucize olarak vatanı kurtardı. İngiliz derin devletinin saldırısından o zayıf devirde vatanı kurtarmak çok çok zor. Yani hemen hemen imkansız gibiydi yedi düvel işgal etmiş facia üstüne facia asker kalmamış, mühimmat yok, erzak yok hiçbir şey yok. Böyle bir ortamda Türk milletinin kurtulmasına vesile oldu Atatürk. Bu bir mucizedir. Hiç açıklaması yok doğrudan bir Mehdiyet hareketidir. Atatürk de bir nevi Mehdi’dir. Dolayısıyla Mehdi devirleri hep böyledir. Kadınlara güzel davranılır, sevgiyle davranılır. İngiliz derin devleti deccaliyet ezilir. Ama şu anda da İngiliz derin devletine karşı hükümet tedbir alıyor. Ama Tayyip Hoca ne yapsın İngiliz derin devleti bir yandan saldırıyor kadın özgürlüğüne ve kadın varlığına karşı. Ayrıca gelenekçi Ortodoks sistem de kadınlara karşı tavır almış vaziyette. Dolayısıyla böyle bir ortamda Tayyip Hoca’ya eğer çok iyi yardım eder destek olursak onun ufku güzel. Üslubu güzel, gençlerin yetişmesini istiyor. Kadınların da özgür olmasını istiyor. Ama şimdi bütün gelenekçileri de karşısına alamaz. Dengeli bir politika izlemesi gerekiyor. Dese ki ‘ben dekolteye karşıyım, kadın özgürlüğüne karşıyım’ tamam gelenekçilerin büyük bir kısmı takdir eder öyle yapmıyor o, çok ılımlı ve dikkatli bir politika izliyor. Ama diyemiyor ki tabii direkt şöyle olsun böyle olsun da diyemez. Tam özgürlük ne zaman olacak? Atatürk’ün başlattığı bu güzellik Mehdiyet devrinde şahika noktasına çıkacak. Mükemmel bir özgürlük, mükemmel bir bağımsızlık, İngiliz derin devletinin mükemmel ezilmesi her şeyin mükemmel ve güzel olması. Benim güzel yüzlülerim bir tek kendi aradığına değil bütün kadınların özgür olması için candan ve yürekten bir tavır almışlar. Sizin karşınızda kim durabilir? Siz biz milletiz. Bizi durduramazlar evvelAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: En çok beğendiğiniz oyun havaları hangi yöreye aittir, onu söyler misiniz?

ADNAN OKTAR: Oyun havasının haline şekline bağlı. Mesela Karadeniz’de bazı oyun havaları vardır çok hareketli bayağı güzel ama sazlar bazen uyumsuz oluyor. O parça için daha renkli, daha bol saz kullanılabilir. Saz eksikliği var bazı oyun havalarında ama ritim mükemmel. Ama yine de oluyor o sazla, o müzikle o dans oluyor. İç Anadolu’da nispeten daha zengindir İç Anadolu’da çünkü klarnet, keman, darbuka, cümbüş devreye girer. Güneydoğu Anadolu’da da öyledir sazlar daha çoktur. Sazların çok olması önemli, figürün çok olması önemli. Ritmin heyecan verici önemli. Dolayısıyla şu bölümü ayıralım dersek sıhhatli bir açıklama yapmış olamayız. Ama ben Ankaralı olduğum için tabii Ankara havalarıyla yetiştik uzmanlığım benim Ankara havalarındadır işin doğrusu bu. Yedi yaşındayken bile hatta ilkokula gitmiyordum düğüne gittiğimde şahane oynardım Ankara havalarını çok iyi hatırlıyorum.

Evet, dinliyorum.

VTR: Şu an vatan için yapılacak en büyük hizmet nedir?

ADNAN OKTAR: En büyük hizmet İngiliz derin devletine tavır almak ve İngiliz derin devletinin en büyük ileri karakolu olan FETÖ’ye tavır almaktır. PKK bile FETÖ’nün kontrolünde. FETÖ de İngiliz derin devletinin kontrolünde. Facia, facia ve adamlar kafayı Tayyip Hoca’ya takmışlar. Milletçe Tayyip Hoca’yı bütün gücümüzle destekleyip İngiliz derin devletine esaslı bir tokat indirelim. Esaslı bir tokat. Milliyetçi Hareket Partisi’ni yine tekrar tebrik ediyorum, Sayın Bahçeli’yi tekrar tebrik ediyorum. Meral Akşener de oynanan oyunu görsün MHP’ye geri dönsün. Bütün istifa edenler de geri dönsünler çok büyük bir oyun oynanıyor. Bak 2021’den sonra ne yapıyorlarsa yapsınlar. Ama şu an oyun çok büyük. Ve bütün güçleriyle Tayyip Hoca’yı desteklesinler. Şahsını partisini değil şahsını desteklesinler. Ve Büyük Birlik Partisi’ne de rica ediyorum bütün güçleriyle Tayyip Hoca’yı desteklesinler. Bir de bu stadyumda açılan pankart meselesi bunu derhal halletsinler. Bu pankartı açanların durumunu, neden yaptıklarını, bunu kim finanse ettiğini. Bunda alenen işaret var çok net. Ne yazıyor orada?

ASLI HANTAL: “Ayağa kalk siz diz çöktüğünüz için onlar büyük görünüyor.”

ADNAN OKTAR: Çok vahim bu sporcuya söylenecek söz değil. Karşı takıma söylenecek bir söz değil. Burada bir karşı takım yok burada direkt sanki ben yanlış görmüyorsam hükümeti esas alan muhatap alan bir açıklama var. Bunu kim finanse etmiş neyin nesidir en fazla yirmi dört saatte bu işi çözsünler. Ve bu eğer kasten yapıldıysa bu ne cesaret? Bu cesareti nereden almışlar? Derhal ilgili alakalı herkese ilgili kanun maddelerine göre tecziye uygulansın eğer suç oluşuyorsa varsa.

Mesela Abdullah Öcalan diyor ki Fethullah Gülen’e “Bütün Ortadoğu’daki demokratik bir siyaset ve barış için birlikte çalışabiliriz.” Kiminle? Fethullah Gülen’le. Kim çalışacakmış? Öcalan. Bak diyor ki “Muhterem Fethullah Gülen’e selamlarımı söyleyin.” Kim diyor bunu? Öcalan söylüyor. On binlerce aslanımızın katline fetva veren teşvik eden, azmettiren, azılı katil.

Evet, dinliyorum.

VTR: Cehennemdeki meleklerin durumu ne olacak?

ADNAN OKTAR: Cehennemde melekler son derece lezaiz içinde, keyif içinde, zevk içinde yaşıyorlar. O bir mucizedir. Cehennemin içinde onlar cenneti yaşarlar. Yani cehennem onlara cennet gibi görünür. Gayet rahatlar sadece Allah’ın emrini hemen yerine getirirler. Güçlü melekler. İzbandut tabir edilen ifade odur. İzbandut yani çok atletik yapılı çok iri melekler. Orada küfür, kafirun, münafıklar zırtapozluk yapıyorlar. Böyle direnme, itlik yapma falan. Orada onlar güç kullanıyorlar. Sürükleyerek götürüyorlar. Mesela yerde yürümesi gerekirken ayağa kalkmaya kalkıyor onlar zorla yerde sürüklüyorlar öyle. Mesela bir yere girmek istemediklerinde izbandut yakalıyor onu zorla oraya götürüyor sürükleyerek götürüyor. Çok fazla zor kullanılıyor münafık ve kafirlere. Çok dik başlı ve inatçı oldukları için, ahlaksız oldukları için orada da o tutuyor enaniyetleri tutuyor. İzbandutlar onları köpek sürükler gibi, ölü köpek sürükler gibi mi diyelim artık- köpekler de çok tatlı varlıklar köpeğe de bir şey diyemeyiz de- yani leş sürükler gibi sürüklüyorlar. Her şeyi zorla yaptırıyorlar izbandutlar. Yapmam dediği her şeyi zorla yaptırıyorlar. Ama kendileri cennet gibi görürler etrafı. Gayet mütelezziz zevk alan hoşnut bir hayat içinde oluyorlar. Bu Allah’ın bir sanatı anlaşılacak gibi değil. Algısı değişiyor onların çünkü algıya göre ya bu izafi biliyorsunuz. Cehennemin görünümü onlara çok hoş görünüyor gözüne. Ama kafire korkunç ızdırap veriyor görüntüsü.

Evet, dinliyorum.

VTR: Atatürk dindarsa neden Said Nursi ile anlaşamadı?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım ta Güneydoğu’dan -ki o devrin şartlarını düşün- Said Nursi’yi rica ederek saygılı bir üslupla ve her türlü imkanı kullanarak İstanbul’da getirtti. Ve ona baş murakıplık, Diyanet baş murakıplığı yani baş vaizlik teklif etti. “Her türlü fikrinden istifade etmek istiyorum” dedi. Ve çok saygılıydı. Bediüzzaman tavır aldı rahmetli. Yoksa ikisi de çok iyi anlaşan insanlar. Bediüzzaman’la Atatürk modern İslam anlayışı açısından ittifak halindedirler. Kuran’ın yeterliliği konusunda da ittifak halindedirler. Ama araya Hızır (as) girince birbirlerine zıt konuma geldiler. Yani zıt olmaları gerektiğine kanaat getirdiler. Atatürk ona zıt olmadı hiç. Bediüzzaman Atatürk’e zıtmış gibi göründü. Bak ‘mış’ gibi göründü diyorum çünkü öyle. Gerçeğinde ne diyor? “Şanlı kahraman” diyor “şanlı kumandan” diyor. Ama o konuyu o kadarla bırakmak lazım. Ama Atatürk Bediüzzaman’ı o devirde en çok sevdiği alim olarak Güneydoğu’dan bin bir zahmetle İstanbul’a getirtmişti. Ama Bediüzzaman tavır alma kararı aldı tavır aldı. Batınında karşı mıydı? Değildi. Zahirinde karşıydı. Batınında Atatürk’ün modern İslam anlayışını bütün gücüyle savundu ve öğrencilerine de öğretti. Bütün öğrencilerinin kravatlarını bizzat kendisi bağlıyordu. O devirde kravatla Müslümanları asmaktan bahsediyorlardı. Sakalını kesmek çok büyük günahtı. Sakalını kesenin öldürülmesine fetva veriyorlardı. Bediüzzaman o dönemde Atatürk gibi o da sakalını kesti. Ve talebeleri de sakallarını kestiler. Tıraş oluyorlardı bildiğin. Takım elbise modern kıyafet Atatürk’ün gençlere tavsiye ettiği kıyafeti Bediüzzaman bütün gençliğe uygulattırdı ve yaşattırdı. Onun batınına girersek olay bambaşka bir şey çıkar. Ama ben bu kadarını diyeyim o delikanlımız da bu kadarını anlasın.

ASLI HANTAL: Bir gipür var Adnan Bey “Said Nursi’nin Atatürk’e seksen sekiz yıllık mektubu” diye. “İslam Kahramanı Paşa Hazretleri’ne. Ey şanlı gazi Zat-ı aliniz muzaffer ordunun ve muazzam Meclis’in şahsiyetini temsil ediyorsunuz.”

ADNAN OKTAR: İşte Bediüzzman’ın Atatürk’le ilgili gerçek görüşü budur. “İslam Kahramanı Paşa Hazretleri.” Böyle niye dedi? Bu ledüni bir bilgidir ben bunu anlatmaya gerek duymuyorum. Ama anlayan anlar. Atatürk’ün modern İslam anlayışında tam müttefikidir Bediüzzaman. O müttefiklik Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’ne de geldi o da kravat, takım elbise, tıraş olmayı talebelerine tavsiye etti ve bütün talebeleri janti giyinirlerdi. Ondan sonra bak olay daha da gelişti Es-Seyid Mekki Üçışık yani Abdülhakim Arvasi’nin halifelerine kadar olay sirayet etti. Abdülhakim Arvasi’nin talebeleri de baktık grand tuvaletler. Onlar da kravat taktılar. Onlar da sakal tıraşı ettiler. Neymiş olay? Bilinmeyen bir uzlaştırıcı, mürşit aralarında gezinmiş ve hepsi aynı konuda ittifak etmişler, aynıdır sitilleri. Ben bunu bu kadarıyla bırakayım.

ASLI HANTAL: Said Nursi’nin 1922’de Atatürk’e yazdığı bir mektup var el yazısı ile. Onun da gipürü var. “Atatürk’e övgüler düzülen ‘Duacınız Said-i Kürdi’ imzalı tarihi mektup” diyor.

ADNAN OKTAR: Duacı, daha nasıl olsun? Bak söyleyeyim, Atatürk’ün yanına gitti Bediüzzaman odada onlar uzun süre konuştular, gizli konuştular, sonra Bediüzzaman yüksek sesle bağırmaya başladı Atatürk’e. Diyor ki; “Hayrettir” diyor “şanlı kumandan” diyor ve “hiddetli bir kumandan” diyor. “Gariptir hem çok gariptir bana” diyor “hiç ses etmedi” diyor. “Gayet saygıyla beni dinledi” diyor. Şimdi biz ben bunları genişletmek istemiyorum ama anlaşılmayacak gibi değil. Bediüzzaman’la Atatürk arasında anlaşmadıkları bir nokta yoktur o kadar diyeyim.

“Şimdi birden hatıra gelen cevabın bir az kısmını beyan etmek lazım geldi” diyor Bediüzzaman. “Evvela: Gizli münafıklar, aleyhimizde büyük makamlarda olanların bir kısmını istimal ederek resmi bir tarzda şiddetli propaganda etmelerinden,” Bediüzzaman aleyhine faaliyet yapıyor münafıklar o devirde, devlete, hükümete vesvese vermeye çalışıyorlar. “Bütün resmi memurlar ürkmeye ve çekinmeye mecbur olmuşlardır.” Yani polisi, içişleri bakanını falan tedirgin ettiler diyor Bediüzzaman. “Onlar içinde dahi enaniyetli ve evhamlı ve bid aları kabul eden hocalar daha ziyade çekinmeye başlamışlar.” İşte o gelenekçi hocalar bize tavır alıyor ya şu an gelenekçi hocalar aynı şekilde Bediüzzaman’a da o zaman tavır almışlar. Aslında Atatürk’le çok paraleldi, Atatürk’le paralel olduğu için hocalar tavır aldılar Bediüzzaman’a. Bediüzzaman’a tavır almalarının nedeni Bediüzzaman’ın Kuran Müslümanı olmasıdır, aydın Müslüman olmasıdır o yüzden tavır almışlardır, yoksa kendi kafalarında görseler niye tavır alsınlar? Bak, “onlar içinde dahi enaniyetli ve evhamlı bid aları kabul eden hocalar” yani gelenekçi Ortodoks düşüncedeki bazı hocalar, “daha ziyade çekinmeye başlamışlar.” Sapkın bir hareket görmeye başlamışlar “ve kendilerine bir özür, bir bahane aramışlardır” diyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Allah Kuran’ın hak olduğunu söylüyor, gelenekçiler neden başka bir kaynak arıyor?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım şimdi şirk düşüncesi tabii öyle bomboş bir mantıkla yaklaşmıyor, şeytan yaklaşırken bomboş bir mantıkla yaklaşmıyor. Kuran’a iyilik kastıyla yapıyorlar gibi yapıyor yani Allah’a yardım etmiş oluyorlar, Kuran’a yardım etmiş oluyorlar. Kuran eksik oluyor kenardan peygamber tamamlıyor, Allah’ın aklına gelmemiş oluyor, peygamber kenardan tamamlıyor. Peygamberlerin tamamlayamadığını, peygamberin farkına varamadıklarını alimler tamamlıyor zaten bak ayet, hadis, icma ve ümmet şimdi yine sorun çıkıyor o zaman icma, icmayla peygamberin yapamadığını icmayla o da yoksa o zaman ümmetteki işte meşhur olan kaviller onlarla. Ya kardeşim niye kargaşaya giriyorsun? Bir avuç haram var bu kadar açık başka da özgürsün ne konuyu uzatıyorsun? Niye bu kadar binlerce, on binlerce kural çıkarıyorsun? Milleti mahvediyorsun. On binlerce kuralla insan nasıl yaşar? Her adımı sorun hale getiriyorsun, kapıdan çıkış bile bir sorun, kapıdan adamın dışarı çıkması bile bir sorun. Yemek yemesi sorun. Her şey sorun böyle yaşanır mı? Bırak adam normal yaşasın, normal Allah’ı düşünsün adamları deliye çeviriyor adeta. Çünkü sünneti yapmamak demek zaten hainlik anlamına geliyor bir anlamda çünkü peygambere hıyanet etmiş oluyorsun. Peygambere hıyanet eden Allah’a hıyanet etmiş oluyor. Aynı küfür, aynı görüntü fark eden hiçbir şey olmuyor. Onun acısıyla birçok Müslüman adeta deliye dönmüş vaziyette. Öyle bir açmaza sokuyor ki, öyle bir kilitliyor ki mahvoluyor. Onun için Kuran’ın yeterliliğini anlatan ayetleri herkesin ezberlemesi lazım. Kuran’ın yeterliliği ile ilgili ayet hangi ayetler biliyorsunuz?

BERİL KONCAGÜL: Peygamberimiz (sav) diyor ki; şeytandan Allah’a sığınırım. “Rabbim benim ümmetim Kuran’ı terk edilmiş olarak bıraktı” diyor.                 

ADNAN OKTAR: Terk edilmiş bıraktı. Tabii.

AYŞE KOÇ: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz bu kitapta her şeyi açıklanmış olarak indirdik.”   

ADNAN OKTAR: “Her şeyi açıklanmış olarak,” peki Allah’a inanmıyor musun? Allah diyor “her şeyi açıkladım.” “Yok” diyor “her şeyi açıklamadı” diyor. Allah Allah. Allah yalan mı söylüyor? Sen Allah’ın yalan söylediğini söylüyorsun. “Her şey açıklanmış” diyor. Yok diyorsun açıklanmamış. Her şey açıklanmış diyorsa tamamdır. Diyor ki, “şu konuyu Kuran’da bulamıyoruz.” Kardeşim adamın ağzını bozdurma bulamıyorsan yoktur, öyle bir konu yoktur. “O zaman” diyor “şu konuyu nerde bulacağız?” Diyor “yok Kuran’da” diyor. İlave etmişsin, uydurmuşsun, yoksa yoktur.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Allah ayette; şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah’ın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram kılandan daha zalim kimdir?” Diyor Allah.

ADNAN OKTAR: Kendi kendine helal, haram çıkaranlar.

MERVE GÜRLEYİK: Allah başka ayette; “Siz Kuran’dan sorulacaksınız” diyor.

ADNAN OKTAR: “Kuran’dan sorulacaksınız” öyle olsa “hadisten sorulacaksınız” derdi Allah. Fıkıh kitaplarından sorulacaksınız derdi. Kuran’dan sorulacaksınız işte daha ne istiyorsun? Konuştuğumuz adamlara soruyoruz “nedir problem?” Diyoruz. “Ya” diyor “mesela şu konuyu Kuran’da bulamıyoruz” diyor. Bulamıyorsan yoktur, ne derdine düşüyorsun? Niye iddia olması gerekiyor? Atasından bir şey uydurmuş “onu bulamıyorum” diyor. Bulamıyorsan yok.

GÜLEN BATURALP: Başka ayette de Allah; şeytandan Allah’a sığınırım. “Öyleyse aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların hevalarına uyma” diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Haktan sapıp derken, Kuran’ın yetersizliğini düşünüp kendiliğinden bir şey çıkartma, onların tavsiyelerine uyma. Müşriklerin yeni çıkarttığı hadis taslaklarına uyma çünkü Peygamberimiz (sav)’e onlar hadis taslağı getiriyorlardı, hüküm yeni hüküm. Mesela “ıstakoz, yengeç haram” diyor. “Biz atalarımızdan böyle bildik. İslam’da da bu haram böyle değil mi?” Diyor Peygamber (sav)’e. Allah diyor ki ayette; “Az da olsa onlara meyledecektin” diyor. Peygamber (sav)’in, haram demesini bekliyorlar. “Sakın!” Diyor. “Allah’a öyle bir şey dersen ölümünde, hayatında acısını sana tattırırım, senin şah damarını koparırım” diyor Allah. “Eğer yardım etmeseydim az da olsa meyledecektin” diyor. Allah Kuran’a ilave kesinlikle istemiyor.

DANIELA ZEYNEP BALAMAN: Bir başka bir ayette de; Allah, “size helal kıldığımız şeyleri haram kılmayın” diye buyuruyor.   

ADNAN OKTAR: “Helal kıldığımız şeyleri haram kılmayın.” Adam göğsünü gere gere helali haram yapıyor.

MERVE GÜRLEYİK: Başka ayette; “Kuran doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır” diyor.

ADNAN OKTAR: “Doğruluk bakımından da adalet bakımından da Kuran tastamam” Allah söylüyor.

BERİL KONCAGÜL: “Diliniz yalana alıştığı için şuna helal, buna haram demeyin” diyor.     

ADNAN OKTAR: “Diliniz yalana alıştığı için şuna helal, buna haram demeyin.” Adam alışmış ağzı yalana.

BERİL KONCAGÜL: O dönemde demiştiniz, Hz. Ali (kv) sözde hadis diye olan bütün kitapları yaktırdı demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Hz. Ali (kv)’nin en titiz olduğu konu bu, Kuran’a ilave kesinlikle kabul etmiyor. Adamlar yeni bir hadis uydurmuşlar, “Hz. Ali (kv) dedi ki” diyor; “Kuran’ın yeterliliğini savunan işte dinden çıkmıştır, Kuran hadisle tamam olur dedi” diyor. Hz. Ali (kv)’yi de tam tersi değerlendirmek istiyor o yüzden zaten şehit ettiler çünkü onların hurafelerini kabul etmedi. Bu zamanın müşriklerinin daha da azgınları o zamanda vardı.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Başka ayette de; şeytandan Allah’a sığınırım. “Sana indirildikten sonra sakın seni Allah’ın ayetlerinden alıkoymasınlar, sen Rabbine çağır ve sakın müşriklerden olma” diye bildiriliyor.  

ADNAN OKTAR: İşte ilave olursa şirk.

AYŞE KOÇ: Şeytandan Allaha sığınırım. “Biz seni kolay olanda başarılı kılacağız.”      

ADNAN OKTAR: “Kolay olanda başarılı kılacağız.”

EBRU ALTAN: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Siz Kuran’dan sorulacaksınız” diye bildiriyor Allah. 

ADNAN OKTAR: Kuran’dan sorulacaksan daha ne istiyorsun? Durup durup “şu var mı Kuran’da?” Diyor. Allah Allah. Yoksa yok. Mesela diyor “midyenin haramlığı var mı?” “O zaman” diyor “nerde bulacağız Kuran’da?” Deli misin sen be adam? Yoksa yok işte helal demektir.

ASLI HANTAL: Araf Suresi 32. Ayette de şu şekilde bildiriyor. “De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır." Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.”

ADNAN OKTAR: Bir daha.

ASLI HANTAL: “De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?”

ADNAN OKTAR: Altın, gümüş her şey, inci, her türlü yiyecek.

ASLI HANTAL: “De ki: "Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır." Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.”

GÜLEN BATURALP: Hz. Ali (kv) de minberden şu hutbeyi veriyordu. “Yanında hadis sayfaları bulunanlar gidip onları yok etsinler. Zira halkı helak eden olay alimlerin naklettikleri hadislere uyarak Kuran’ı terk etmeleridir.”

ADNAN OKTAR: Ta o zaman başlamışlar bak ahlaksızlığa.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Siz anlatmıştınız. Hz. Ayşe’ye Peygamberimiz (sav)’in ahlakını soruyorlar, “Kuran’dı” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, “bize” diyorlar “Peygamber (sav)’in sünnetini anlatsana?” Diyorlar. Hz. Ayşe’ye böyle birde gerine gerine, bağdaş kuruyorlar böyle uzun uzun anlatacak işte şudur, budur Kuran’a muhalif yeni şeyler, tek kelimeyle söylüyor Hz. Ayşe “Kuran’dı” diyor “onun sünneti” diyor bu kadar.   

TUĞBA BOZKURT: Allah, “Kuran’da her örnekten çeşitli açıklamalarda bulundum” diyor. “İnsanlar ise çok tartışmacıdır her şeyden” diyor.     

ADNAN OKTAR: İşte tartışma hadisle tartışıyor adam, bölümlere ayrılıyor, meraklı öyle tartışsın. “Ne ilimler var, ne ilimler” diyor. Bırak şimdi ilim falan uydurma. Ne ilmi? Kuran dışında yok bir şey.

ASLI HANTAL: Hz. Ömer (ra) şöyle der; “Ancak sizden önceki kavimleri hatırladım, onlar da kitaplar yazmışlar ve Allah’ın Kitabı’nı bırakarak onlara sarılmışlardı. Allah’ın Kitabı’na hiçbir şeyi karıştırmam.” Diğer bir rivayette, “Allah’ın Kitabı’nı asla başka bir şeyle değiştirmem.” Başka bir rivayette, “ben yemin ederim ki Allah’ın Kitabı’nı hiçbir şeyle gölgelemem.”

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar.

Evet, sorulara devam edelim.

VTR: Merhaba. Ben programdaki kadınların dekoltesi açısından sormak istiyorum. Neden açıklar? Bu kadar dekolte fazla değil mi? Bu kadar oynama fazla değil mi bir dini programa göre?

ADNAN OKTAR: Dini programa göre, yoksa helal diyor. Dini program olarak alma o zaman benim güzel yüzlüm şöyle düşün, Hocamız dersin alemci, neşeli bir insan, genç kızlarla sohbet ediyor, eğleniyor ama dindar olduğu için dinden de bahsediyor öyle düşün. Bir daha.    

VTR: Merhaba. Ben programdaki kadınların dekoltesi açısından sormak istiyorum. Neden açıklar? Bu kadar dekolte fazla değil mi? Bu kadar oynama fazla değil mi bir dini programa göre?

ADNAN OKTAR: Ama güzel yüzlüm bak şimdi yeni bir dini hüküm çıkartmışsın, dekoltenin azı veya fazlası şimdi sen o zaman peygamber olmuş olursun, yeni bir din getirirsin. Mesela diyorsun ki, dekolte benim kadarı tamam, öbürü de diyor ki, “bu fazla” diyor. Öbürü de diyor ki, biraz daha az olan “bu da fazla” diyor. Öbürü “bu da fazla” diyor. Bunun bir ölçüsü lazım işte bunun ölçüsü Kuran’dır. Kuran’a göre helal mi? Helal. Doğru mu? Doğru. Bitti. Ölçü Kuran olsun. Ama burada sen ne yapıyorsun? Mantık kullanıyorsun ‘benim mantığıma göre’ diyorsun. ‘Kuran’a göre’ desen tamam. Fazla oynama, az oynama, fazla dekolte, az dekolte hangisi nerden bilelim? Bunun ölçüsünü koyan kim? Ama benim güzelimin burada anlatmak istediği bunun ölçüsünü yanlış anlamadıysan “benim mantığım böyle bu şekilde” diyor “ben koyuyorum” diyor. Öbür adama soruyoruz, ona da “bu ölçüyü ben koyuyorum” diyor. O zaman milyonlarca din olur, din bir tane, dinin de bir kitabı var o kitaptakine göre konuşalım. Herkesin mantığına göre olursa olmaz. Mesela benim güzel yüzlüm ne diyor? “Benim inancıma göre benim giyindiğim” diyor kendi giyindiği “dekolte yeterli.” Şimdi adam seni direkt fasıklıkla suçlar bir gelenekçi. Dışarı çıkmışsın oradan gittin, başını açmışsın oradan gittin, göğsünü açmışsın oradan gittin, erkeklerle konuşuyor diyecek oradan gittin. Bakayım ben yine güzelime bakayım. Çok hoş güzel bir yüzün var, hoş bir kızsın ama ölçüyü Kuran’a, Allah’a bırakman lazım, ‘ölçüyü ben koyacağım’ dersen olmaz. ‘Bu kadar oynama fazla değil mi?’ Üç dakikaya kadar normal, dördüncü dakikada fazla. Sen aklı başında kızsın bu komik değil mi benim bir tanem? Dördüncü, beşinci dakika fazla olmuş oluyor, üç dakika oynasak bir şey demeyeceksin. Göğüs dekoltesi mesela senin ayarında olsa kabul edeceksin bak onda da var göğüs dekoltesi evet var ki böyle değildir zaten o plaja da gidiyordur, denize de giriyordur ama plajda helal diyordur o açıklığı. Bak dikkat edersen mantık sürekli oynuyor böyle olmaz. Bir inanç olması lazım o inanç da Kuran. Kuran’a göre helalse bitti, ya helaldir, ya değildir.

SALİHA YAZAROĞLU: Siz makyajın da azı, çoğu olmaz, yakışan kadarı makul demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Evet. Benim güzel yüzlümün kanaati gelmiştir elin, yüzün nur gibi, Allah seni hidayetiyle sarsın, Allah seni cennette kardeş etsin, gözündeki ifade çok güzel, yüzündeki ifade çok güzel. Samimi olarak soruyorsun ama kamuoyunda müşriklerin direnişinden etkileniyorsun, müşrikler şu an can çekişiyorlar dinleri ellerinden gidiyor o şirk dini, o put dini ellerinden gittiği için can çekişiyorlar. O put dinini ortadan kaldıracağız, Peygamber (sav)’in getirdiği din kalacak. Hz. Muhammed (sav)’in getirdiği din kalacak. Putperest dini, put dinini ortadan kaldıracağız inşaAllah. Halis ve hakiki dinden başka bir din kalmayacak. Kuran’ın anlattığı Muhammedi din İslam dini kalacak sadece.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsan öldüğünde beyin hala gördüklerini ve duyduklarını kaydetmeye devam eder mi?

ADNAN OKTAR: Yok, beyin zaten etten oluşan bir yapı, canlılığını da hemen kaybeder, kan beslenmesi kesildiğinde tahmin ediyorum bir buçuk dakika bile sürmez beyin komple ölür, bütün hücreler ölür. Çünkü oksijen gitmiyor kangren olur beyin kangren olur tamamı kangren olur. Kangren olma ne demek? Ölüm. Çünkü kan gitmiyor beyne, neyle beslensin? Hücre hemen ölür çünkü sürekli takviyeye ihtiyacı var, oksijene ihtiyacı var oksijen alamadığında boğulup ölür kangren meydana gelir beyinde. Ama beynin bir fonksiyonu yoktur insanın yaşamasında beynin hiçbir fonksiyonu yoktur asıl ruhtur. Ruhtan beyin oluşur, beyinden ruh oluşmaz, ruh beyni meydana getirir. Bir et parçası görüntüsü meydana getirir ruh. Biz de ona beyin deriz.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Bir son dakika haberi var Adnan Bey. Hakkari’nin Çukurca ilçesinde el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu bir askerimiz şehit oldu. Şehidimiz üsteğmen Ozan Olgu Köreke.

ADNAN OKTAR: Ay benim güzel yüzlüm, ay benim aslanım, güzel gözlüm benim. Allah mübarek etsin. Seni tebrik ediyoruz. Ben göreyim güzel yüzünü yakından bakayım. Allah seni hayrıyla sarmış bak bayağı güzel bir insansın. Sana cenneti layık görmüş çünkü dünya yaşamak için, eğlenmek için hiç müsait bir yer değil. İmtihan için müsaittir. Sen kuzuya benzediğin için Allah imtihanını yeterli görmüş demek ki. Ne mutlu sana. Allah sana verdiği şerefi bize de nasip etsin. İnşaAllah Allah yatak ölümü vermesin. Sana gıpta ettik; güzelliğine, yakışıklılığına, makamına, Allah’ın sana sevgisine. Seni ne kadar seviyormuş ki bu güzel günde seni aldı yanına. Allah hayrıyla sardı seni, uğuruyla sardı, güzelliğiyle sardı. Allah annene, babana uzun ömür versin. Çağıracaksın, çağrılanlar da gelir inşaAllah. Çağrılanlar gelir. “Beklerler” diyor Allah ayette. Ben de sana selam ediyorum. Çağır gelelim, Allah nasip etsin inşaAllah. Allah seni cennette kardeş etsin. Seninle tanışmayı da nasip etsin inşaAllah. Anneni, babanı tekrar tebrik ediyorum. Onlara Allah uzun ömür, sabr-ı cemil nasip etsin. Deccalla karşılaşmışsın. Deccal seni şehit etmiş. Bu muazzam bir olay. Ahir zamanda Allah için, vatan için bayrak için, Allah’ın kelimesini yüceltmek için o mübarek canını siper etmişsin. Helal olsun sana.

Evet, dinliyorum.

VTR: En çok hangi çiçeği seviyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Bir kere senin güzelliğine bir bakalım. Kusursuz güzelsin. Alnın çok güzel. Kaşların, gözün nefis. Burnun çok güzel, dudakların, dişlerin. Elmacık kemiklerinin yüksekliği çok güzel. Saçların çok güzel olmuş. Hafif açmışsın çok yakışmış. Bir de rüzgarda biraz dağılmış, daha da güzelleşmişsin. Ses tonun nefis. Çok güzel bir kızsın. Bir daha duyayım.

VTR: En çok hangi çiçeği seviyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Canımın içi çiçeklerin sultanı güldür ama kokusuz gül benimle hiç konuşmasın. Tamam, severim ama yani çok da yakın gitmem. Kokulu gül olacak, kokulu gül ve özellikle de bordoysa, evin girişinde var bende. Acı acı kokuyor böyle çok güzel. Bordo, nefis gül kokuyor. Güle gül kokusu yakışır adı üstünde. Ormanların kralı aslandır, çiçeklerin kralı da güldür. Kesintisiz, dişi olanı da kraliçesidir öyle diyelim.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Oyun oynayan sevimli bir kedi var.

ADNAN OKTAR: İşte o masumluğa olan hayranlığımıza ve içimizdeki o derin isteği bu güzel hayvanlar gidermiş oluyor. Çünkü yüzleri hepsinin masum, hepsi günahsız olduğu için o günahsızlığın temizliği çok şiddetli oluyor yüzlerinde. Tavşanlar, kuzular, geyikler, buzağılar yani kahredici bir tatlılık, kahredici bir masumluk çok çok güzeller maşaAllah.

Evet dinliyorum.

VTR: Lübnanlı kızlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm, Lübnanlı kızlar çok güzeldir Allah’ın hikmeti böyle beyaz, Avrupai gerçek Arap’tır onlar, saf Arap’tır. Yani İbrani soydan gelirler, İbrani’dir onlar. Hz. İbrahim (as) soyu. Mesela sen çok güzelsin. Lübnanlı olduğun anlaşılıyor. Beyaz, Avrupai ve çok çok güzel bir kızsın. Lübnanlı kızları eskiden beri çok beğenirim. Çok dışa dönük kızlardır, modern. Lübnan zaten Ortadoğu’nun Paris’i gibidir, öyle düşünelim. Fransa’sı gibi yani. Aydın ve kaliteli gençlerin yetiştiği, yaşadığı bir ülke. Allah sana uzun ömür, sağlık sıhhat versin. Bayağı güzelsin. Derin iman nasip etsin Allah sana. Kuran’ı anlamayı nasip etsin, cennetini nasip etsin. Allah’tan cennetini iste inşaAllah. İnşaAllah sana cennet nasip olur. İnşaAllah cennet nasip olursa cennette de arkadaşım olursun inşaAllah.

VTR: Kadınlara daha çok saygı duyulmasını istiyorum.

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm o kadar hak ediyorsunuz ki siz saygıyı, sevgiyi o kadar çok hak ediyorsunuz ki. Deccal büyük bir oyun oynadı size. Hem müşrikleri kullandı, hem gelenekçi Ortodoks Müslümanların şirk inancını kullandı, hem Darwinizm’i kullandı ve büyük bir oyuna getirdiler. Çok acımasız bir oyun oynandı ama o oyunu tepeledik elhamdülillah. Yakın bir gelecekte müthiş bir rahatlığa, güzelliğe ereceksiniz inşaAllah.

Tayyip Hocam kadın milletvekili sayısını artırsın. AK Parti’de kadın yönetici sayısını artıralım ama tabii iyi yetiştirmemiz de gerekiyor gençleri. Ne yapsın Tayyip Hoca? Çıktı mesela şimdi bir tebliğ yaptı ama bu kadar konuşabiliyor. Vakıflar, dernekler, cemaatler çok gayretli olması gerekiyor. Sırf Kuran kursundan adam yetiştirip mezun etmek hiç yeterli olmuyor. Tayyip Hocam diyor ya sanatta kalitede bak, çok güzel aferin. Muhteşem çok güzel. Tam Mehdiyet talebelerinden bahsediyor. “Sırf İngilizceyi kastetmiyorum ben” diyor. “İki yabancı dil” diyor en az. Yani seçkin, kaliteli, klas delikanlılar olsun diyor. Gelenekçi bir kafadan bahsetmiyor orada. Ultra modern çok klas gençlerden bahsediyor yani Mehdiyet gençliğinden bahsediyor. Yalnız Tayyip Hocam’a bir daha söylüyorum ve her gün de söyleyeceğim. Parti meselesi değil bu konu. Bak Sayın Bahçeli çok basiretli bir insan. Konuyu gördü, bütün gücüyle Tayyip Hoca’ya destek oluyor. O da çok efendi davranışı Tayyip Hoca’nın Sayın Bahçeli’ye. Ben Büyük Birlik Partili aslanlara da rica ediyorum bak, 2021’e kadar Tayyip Hoca’ya bütün gücümüzle destek olalım 2021’lere kadar, bütün gücümüzle. İngiliz derin devletini yendik, yenmek üzereyiz. Yendik ama tamamen de yenmek üzereyiz. Biraz daha bastıralım. Aman ayrılıp dağılmayalım. Tek bir koldan hareket edelim. Mümkünse Büyük Birlik Partisi de MHP içerisinde hareket etsin, şimdilik en azından. Ve Meral Akşener grubu da ben rica ediyorum geri dönsünler yuvaya. Hiç olmadı bu, hiç hiç hiç olmadı, çok yanlış oldu. Sayın Bahçeli çok efendi, çok akıllı bir insan görüyoruz. Yok işte “İktidar olamadık.” Kardeşim iktidarı bırak. İktidarsın sen zaten öyle bir şey yok. Ülkücüler her yerde. Mesele iktidar meselesi değil. Vatanın bekası, devletin bekası meselesi. Ferahlığa bak ya. “İktidar olamadık.” diyor. İktidarı kalmış mı meselenin? İktidar meselesi mi konu? Vatanın, milletin bekası mevzubahis. Milli unsurları devletin her yerine yerleştirelim. Milli olmayan unsurların hepsini kazıyıp atalım. Milli bir Türkiye olsun, bu kadar.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Adnan Bey, yine adnanoktardiyorki.org sitesini tanıtmak istiyorum. Bu sitede yayın sırasındaki tüm konuşmalarınız eş zamanlı olarak bu siteye yazılı olarak ekleniyor. Bu sitede ayrıca sizin münafıklar, evrim teorisinin geçersizliği, İslam birliği, İngiliz derin devleti, Mehdiyet, sevgi gibi çeşitli konularda söylediğiniz yaklaşık 18 bin sözünüz bulunuyor. Arama bölümüne istedikleri kelimeyi yazdıkları anda ilgili konudaki sözlerinizin tamamına ulaşabilir izleyenlerimiz. Yine bu siteden kardeşlerimiz yayınınızı hem Türkçe hem İngilizce olarak izleyebilirler. adnanoktardiyorki.org

ADNAN OKTAR: Gayet güzel. Konuşmalarım da hemen oradan yayınlanıyor. Nerede? Göster bakayım.

GÜLEN BATURALP: adnanoktardiyorki.org

ADNAN OKTAR: Şu an mesela burada konuştuğum konuşmalar canlı yayınlanıyor. Nerede yayınlanıyor? Göster bakayım.

FETÖ konusu çok hayati. Deccalın Türkiye’ye böyle sinsice gireceğini kimse tahmin etmedi. Biz deccalı alenen davul çalarak gelecek zannediyorduk böyle alenen. Deccal sessiz sedasız FETÖ kanalıyla Türkiye’ye girmiş, çok eskilerde girmiş. 99’larda falan bize operasyon yapıldığı dönemlerde zaten görevdeymiş FETÖ. Bakın FETÖ’nün bir özelliği PKK ile kardeş. Tam ittifak halinde PKK ile. Hayrettir yani. IŞİD’le kardeş. Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi’yle kardeş. PYD ve YPG ile kardeş. İngiliz derin devletini de üstat, büyük ağabey olarak kabul ediyor yani haşa Allah olarak kabul ediyor. Böyle bir kafadalar. Büyük bir felaket bu. Çok büyük bir tehlike. Tayyip Hoca’yı da hedefledikleri için bütün milli unsurlar Tayyip Hoca’yı desteklesin. Millet olarak da destekleyelim. İngiliz derin devletini de rezil kepaze edelim. Ajanlarını da rezil edelim. Çok fazla kahpe yancısı var İngiliz derin devletinin Türkiye’de, yancıları var. İngiliz derin devletinin yancısı olmayı müebbet hapisle cezalandıralım. Bakın İngiliz derin devletinin yancılarını, hizmet edenlerini organik bağı tespit ettiğimizde vatana ihanetten müebbet hapisle yargılayalım hepsini. Bu entel dantel görünümündeki bu züppeleri hepsini bu şekilde yargılayalım. Çünkü bilerek ve isteyerek İngiliz derin devletine ajanlık yapıyorlar, şuurlular  ve Türk milletinden de nefret ediyorlar. Ta o devirde Türk milletinin imhası kararı alınmıştı. Bu ahmakları kendi milletini imhada cellat olarak kullanmak istiyorlar. Bu kahpeleri gördünüz zaten 15 Temmuz’da kendi milletini imha görevi aldı ve ilk planda 3 milyon insanımızı birbirine kırdıracaklardı. Ve kendi askerimizle kendi milletimizi yok ettireceklerdi. Onu ona kırdırıp, onu ona kırdıracaklardı. Çok büyük bir oyundan kurtulduk elhamdülillah.

Osmanlı döneminde İngilizler İstanbul’u işgal ettiğinde Osmanlı’daki züppeler, kahpeler İngiliz bayrağını eline alıp kutlamaya çıkmışlardı. İstanbul sokaklarında bağrışıp, tepişiyorlardı ellerinde viski şişeleriyle. Acayip sevindiler İngilizler işgal etti diye. Onların pisliği halen devam ediyor. Öyle çok fazla kahpe var. İngiliz derin devletine amade olmuş aşağılık, yancı, kahpeler. Bunlara Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ceza kanununda bir ayarlama yapılsın. İngiliz derin devletine uşaklık yapan her kahpeye müebbet hapis cezası verilsin. Hiç tereddüt edilmesin. Vatana ihanetten.

FETÖ, PKK’ya bizim aslan MİT elemanlarımız sızmışlardı. Bak 30 yıldan beri PKK’nın içindeler görüyor musunuz? 30 yıl, ta başlangıcından itibaren nerdeyse. Bu aşağılık kahpeleri FETÖ’cüleri biz güvendik MİT’te görevlendirdik. Orduda, orada burada görev verdik. Bu aşağılık kahpeler İngiliz derin devletinin talimatıyla bizim aslanlarımızın listesini tam liste olarak ele geçirdiler. Çünkü orada görevli. Dolaptan aldılar dosyayı, olduğu gibi PKK’ya Kandil’e gönderdiler isim isim. Benim aslanlarımı bir gecede hepsini şehit ettiler PKK, çok fazla sayıda MİT elemanı. Bak görüyor musun adamlara güvendik. Böyle bir kahpelik dünya tarihinde yok, böyle bir alçaklık. PKK ile işbirliği yapıp teröristlerin operasyonlardan yıllarca kurtulmasını sağladılar. Yakalanmalarını engellediler. Türkiye-Rusya ilişkilerinin bozulması için Rus uçağını düşürdüler biliyorsunuz. İran’la Türkiye’nin arasını bozmak için ne gerekiyorsa yaptılar. Cübbeli de devreye girdi o arada. Devletin en hassas güvenlik toplantılarını dinleyip basına sızdırdılar. Kardeşim MİT elemanı var. MİT’in Müsteşarı Hakan Fidan, bakan var, en ileri düzeyde devlet bürokratları var. Adam oraya dinleyiciyi koyuyor, dinliyor sonra da onu yayınlıyor. Bunlara güvenmişler bu alçaklara oraya güvenlik için görev vermişler. Bunlar da bu kahpeliği yaptılar. MİT tırlarını durdurdular. MİT personeli MİT kimliğini çıkartıp gösteriyor. “MİT elemanıyım” diyor. “MİT’e ait bunlar” diyor. “Olsun sen aşağı in bakalım” diyorlar. Zorla böyle çeke sündüre. Yere yatırıp kelepçelediler. Basını da çağırıp bu olayı duyurdular. Pimapen borular. Diyorlar “bunları havan topu yapacaklardı” IŞİD’e gönderiyor. Kardeşim atık su boruları, terbiyesizlik yapmayın. Nerenin topu? Pimapen borusundan havan topu oluyorsa o zaman pencere kornişinden de uçak yaparsın sen. Akılsızlığı bırak. Türkiye’nin IŞİD ve El Kaide’ye silah gönderdiği yalanını bütün dünyaya yaydılar. Uludere’de sınır dışı ticareti yapan vatandaşları bombalattılar yanlış bilgi verip. Kürt kardeşlerimizle devletin arasını açmaya çalıştılar. İHH son derece temiz, dürüst bir yardım kuruluşu. İHH’yı herkes tanır. Terör örgütü gibi gösterdiler. Müslümanlara giden yardımları durdurmaya çalıştılar Suriye’de, Irak’ta. Kendileri dışındaki tüm dindar camialara, tarikatlara, cemaatlere karşı sahte ihbarlarla operasyon yaptılar. O arada biliyorsunuz bize de peş peşe operasyon yapılıyordu. Hemen her gün yabancı basında Türkiye aleyhine, Tayyip Hoca’yı diktatör gösteren haberler, yazılar yayınlattılar. Kozmik odaya girip devletin tüm gizli belgelerini İngiliz derin devletine kahpece ve alçakça götürüp teslim ettiler. Manyak bunlar yani, bunlar pislik başka açıklaması yok. Muhsin Yazıcıoğlu ilerde başa geçer, o moruk olamaz da o olur diye korktukları için bizim aslan gibi delikanlımızı karlı dağlarda şehit ettiler alçakça ve kalleşçe. Biz dedik; “Şu an biz kendimiz de gideriz” dedik, “bulunamıyorsa. Biz ararız dağda” dedik. “Yok, sakin olun, öyle bir şey yok. Şu an çok iyi. Sadece kolunda bir kırık var. Şu an şehir merkezine doğru gidiyor” dediler. Saatlerce müdahale etmemizi engellediler. Ta geç vakitlerde dediler; “Hakikaten ulaşamadık.” Çok büyük oyun bu.

Sahte mehdi hareketi olarak ortaya çıkıp, bütün Müslümanları Mehdiyet’ten uzaklaştırmaya çalıştılar. Önce mehdi gibi gösterdi. Sonra şiddetli karşı mehdi hareketi olarak, şiddetli İsa Mesih karşıtı olarak ve deccaliyeti reddeden bir ideoloji olarak ortaya çıktılar. Şimdi onlara benzer çok fazla adam çıktı biliyorsunuz. Aynı kafada, onların yetiştirmesi onlar. Kuran Müslümanlığına, sahabe Müslümanlığına sapıklık deyip, Türkiye’yi İngiliz derin devletinin istediği gibi gelenekçi, Ortodoks ve bağnaz yapmaya çalıştılar. Çünkü çok rahat yıkılıyor o zaman. Mesela Irak, Suriye, Mısır… Tereyağından kıl çeker gibi. Gelenekçi sistem olunca çok kolay oluyor çökertmek. İki darbede çökertiyorsun. Rumiliği bütün Avrupa ve Amerika’da İslam dininin önüne geçirdiler. Allah’tan, Hazreti Peygamber (sav)’den bahsi yasaklayıp, Rumiliği din haline getirdiler. Mevlana Celaleddin’i de Allah gibi görüyorlar -haşa.- İslam birliği olmayacak diyerek insanları atalete ittiler. “Nerenin İslam birliği?” diyor. “Bu fitnedir” diyor, “ne demek İslam birliği?” Avrupa birliği oluyor, Şangay birliği oluyor, NATO oluyor, Avrupa Birliği’nin çeşitli versiyonları oluyor; Akdeniz Ülkeleri Birliği falan. “İslam birliği olmaz” diyor. Niçin olmuyormuş? Bin küsur sene olmuş, 1300 sene olmuş. Şu an niye olmasın? Mesela çözüm sürecinde Fethullah Gülen; “gerekirse kan kusacağız ama kızılcık şerbeti içtik diyeceğiz” dedi. “El de öpülür, etek de öpülür” diyor. Kimin eteğini öpecekse? Yani; “Güneydoğu’yu da veririz gerekirse” diyor, “Türkiye de parçalanır. Yeter ki biz kendi işimize bakalım” diyor. Öcalan da diyor ki; “Bütün Ortadoğu’daki demokratik bir siyaset ve barış için Fethullah Gülen’le birlikte çalışabiliriz. Muhterem Fethullah Gülen’e selamlarımı söyleyin” diyor. Zaten bu olayı aydınlatıyor. Bak, benden bahsederken diyor ki; “Adnan Oktar MİT elemanı” diyor. “Devlete operasyonlarda yol gösteriyor” diyor. “Bunlar filozof din adamları” diyor. “Devlet bunların söylediğine göre şekil alıyor” diyor. “Ona göre devlet operasyonları yönleniyor” diyor.

Mesela bu FETÖ’cüler televizyon, gazete ve dergilerinde tek satır İslam birliğini savunmazken, hemen her gün federasyon, hep onu savundular. Televizyon, gazete, dergilerinde gece gündüz Darwinizm propagandası yaptılar. Önce Darwinizm’e karşıydılar. Sonra Darwinist oldular, Darwinizm’i savunmaya başladılar bütün yayınlarıyla. Eşref Bitlis, rahmetli Gaffar Okkan gibi değerli asker ve polislerin hepsinin suikastlarını organize ettiler. Bütün bu faili meçhullerin tamamını bunlar yaptılar, hepsini. Bediüzzaman Said Nursi’nin adını unutturmaya çalıştılar. Yok edeceklerdi adeta. Ben dedim ki; “Utanmıyor musunuz? Ölüm yıldönümünde iki satır bir şey söyleyin” dedim. Gecenin ikisinde yayın yaptılar. Kısa bir yazı, Bediüzzaman’ın ölüm yıl dönümü diye. Utandıklarından. Ben uyardıktan sonra, gece ikide. O gün gündüz hiç yapmadılar, bekledik. Mesela devletin sivil savunma çalışması vardı, gizli. Türkiye’nin belirli yerlerine cephanelikler oluşturuyor devlet. Elemanlar oluyor. Bunlar fevkalade bir durum olduğunda oradan silahları alıp, devlet millet savunması yapıyorlar. Bütün silah depolarının yerlerini ve ilgili memur olan gizli kahramanların hepsinin isimlerini İngiliz derin devletine teslim ettiler. O yüzden yeniden bütün silah depolarının yerleri değiştirilmesi gerekti. Ve bütün adı geçen kişilerin değiştirilmesi gerekti. Yani yaptıkları pisliğin ucu bucağı yok.

Mesela Fethullah Gülen diyor ki; “Müslümanların arasındaki ihtilafta rahmet var” diyor. “Birliğinde rahmet yok” diyor. “Birbiriyle uğraşırlarsa rahmet var” diyor. Halbuki Müslümanların birbiriyle uğraşması, birbirine ihtilaf yapması zulümattır ve çok büyük günahtır. Büyük bir günah ve haramdır.

Evet, şimdi şu son kafa İngiliz derin devleti kendince bizleri cezalandırmak, bizi hizaya getirmek için garibanca, zavallıca it kopuk takımıyla karşımıza çıkmaya çalışıyorlar. Böyle köprü altı çakalları, homoseksüeller, toplumun dışladığı aşağılık hırsızlar, lümpen takımı, it kopuk, sokak serserileri, adam bıçaklamış; şantajla, gaspla geçinen çakallar bunlardan bir küçük çete oluşturmuşlar. Bunlarla bir şey yapacaklarını zannediyorlar gereğini yapacağız. Kanunla hukukla, ilimle irfanla.

BERİL KONCAGÜL: Önceden de size dava açanları FETÖ’den tutuklandığını, yargılandığını söylediniz.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

Evet, dinliyorum.

VTR: On sekiz, on dokuz yaşındaki kızlar neden bu kadar makyaj yapıyorlar?

ADNAN OKTAR: Benim güzel yüzlüm hakikaten çok güzel. Kaşlar, göz her yeri çok güzel ama niyeyse kızları hizaya getirme görevini üstlenmiş bu sevimli, dünya şekeri. Canımın içi yani bu kanun nereden çıkıyor? On sekiz, on dokuz yaşındaki kızlar makyaj yapamaz bitti. Niye? Nazmi Çalkılıç. “Ben dedim oluyor” diyor. Dünya tatlısı sen niye öyle bir yasak getiriyorsun. On sekiz, on dokuz genç kızın en güzel yılları. Yetmiş yaşında mı yapacak makyajı? Tabii ki on sekiz, on dokuz yaşında yapacak. Bırak yapsınlar, süslü olsunlar, güzel olsunlar. Hayatlarının en enerjik, en güzel, en cazibeli yılları bırak eğlensinler. Sevimliyi görüyor musun bak. Mesela kız kardeşi varsa “vay nasıl böyle makyaj yapıyorsun, bu etek ne böyle?” “Parfüm olmaz, çarşıya çıkamazsın.” E bak sen dünyalar güzelisin sen çıkıyorsun sana serbest. Ama bayağı güzel maşaAllah. Çok temiz yüzü de. Yani özetle yakışıklım anlaşalım seninle kızları serbest bırak sen rahat olsunlar, güzel bakımlı gezsinler, neşeli olsunlar. Onlar dünyanın çiçeği, güzelliği. Her yeri onların şen kahkahaları alsın. Güzel parfüm kokuları alsın. Şık kıyafetlerle, bakımlı olarak, makyajlı olarak gezsinler. Biz de onlarla iftihar edelim.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ağabey bu zamanda evlenip çocuk yapmak mantıklı mı sizce?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım dediğin haklı doğrusun. Çünkü çok yakın bir zamanda kıyamet kopacak. Çocuk, sülale nereye gideceği belli. Ve çok tehlikeli bir çağdayız. İnsanlar kendilerini zor muhafaza ediyorlar. Kendilerini zor koruyorlar çoluğu, çocuğu nasıl koruyacağız diye düşünebilirsin. Ama biz lider bir ülkeyiz yani bizim çok olmamız lazım. Her ne olursa olsun çoğalalım. Ümmetimizin sayısı çok olsun. Resullulah (sav) diyor “Ümmetimin çokluğuyla övüneceğim” diyor. Sayımız çok olursa daha kuvvetli oluruz, daha iyi olur. Genç nüfusumuz artsın zor da olsa bunun olmasında fayda var. Tamam, haklısın ben senin ne demek istediğini anlıyorum. Daha da detaylı anlatabilirim ama bu anlattığımız mantık da ağır basıyor.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Sabah Gazetesi Yazarı Rasım Ozan Kütahyalı bugünkü köşesinde FETÖ’yü ve Fethullah Gülen’i övdü. Kütahyalı şöyle söylüyor; “2007-2013 döneminde eski rejim aktörlerine yönelik tasfiyelerin baş aktörü Fethullah Gülen ve örgütüydü. Gülen’in 1970’lerin sonundan itibaren devletin ve yargının içine ektiği fidanlar ağaç olmasa bu devrim yapılamazdı. Ve askeri vesayet rejimini hiçbir güç yıkamazdı.” Daha önce FETÖ’nün yayın organı olan Taraf Gazetesi’nde yazan Kütahyalı’nın FETÖ’nün kapatılan bankası Bank Asya’dan krediyle yalı almış. Ve bu durum eleştirilere neden olmuştu.

ADNAN OKTAR: Askeri vesayet sistemini yıkan Mehdiyet’tir. Allah yıktı FETÖ yıkmadı. FETÖ Türkiye’ye felaket, bela getirdi. Ama adam yolunu belli etmiş, göstermiş en başından da belliydi. Ne olduğunu anlatmış. Artık herkes ona göre bu adama baksın durumu da değerlendirsin. Buna destek olanlar da ona göre tavrını alır. Askeri vesayet sistemini yıkan Tayyip Hoca’dır, onun cesaretidir. AK Parti’deki nur gibi Müslümanlardır. Ne yıkacak onlar yani? Kendilerine zemin hazırlamak için yaptılar başka bir şey değil. Her türlü güç Allah'a aittir. Sen FETÖ’yü gözünde ne kadar büyütmüşsün.  Fethullah Gülen’in devri bitmiştir. Meydana gelen gelişme tamamen Mehdiyet’in bereketiyle olan gelişmedir. Bütün harikalar Mehdiyet’in bereketiyle meydana geldi. Askeri vesayet sisteminin kalkması da Mehdiyet’in bir güzelliğidir. Bediüzzaman tarafından zaten bu ta yüzyıl öncesinden belirtilmiş. Diyor ki; “İstibdat gücünün yani askeri vesayetin kalkacağına dair emareler açıkça görülüyor” diyor. “Alametler devam ediyor, edecek, etti ve daha da edecektir” diyor. Askeri vesayetin kalkacağını doksan yıl evvel, yüz yıl öncesinden belirtiyor Bediüzzaman. Bize akıl vermesin. Askeri vesayeti ortadan kaldıran Mehdiyet ruhudur. Tayyip Hoca’nın cesaretidir, AK Parti’deki müminlerin gayretidir. Ama biraz daha altına inecek olursan Yeşil Adam’dır asıl bu sistemi yönlendiren kişi.

Evet, dinliyorum.

VTR: Ahmet Kaya şarkılarını sever misiniz?

ADNAN OKTAR: Ben senin bir göreyim güzelliğini önce yaklaştırır mısın? Aa çok güzelsin sen. Nasıl güzelliği?

ASLI HANTAL: Çok güzel maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Canımın içi çok güzel bakıyorsun, bayağı güzelsin. Alın, kaş, göz, burun, dudaklar, dişlerin, çenen, her yerin çok güzel. Saç rengin de çok güzel. Dekolten de çok yakışmış. Bayağı güzel kızsın. Kıyafetin de çok hoş olmuş. Allah seni hidayetiyle sarsın. Nuruyla sarsın, cennette kardeş etsin seni bana? Mutlaka ahirette seni görmem lazım. Allah seni dost etsin. Bir daha dinleyeyim.

VTR: Ahmet Kaya şarkılarını sever misiniz?

ADNAN OKTAR: Ahmet Kaya sesi güzel bir delikanlıydı, bence de mert bir delikanlıydı. Ateist de olabilir, komünist de olabilir ama mert bir delikanlıydı, dürüsttü. Eksiği, yanlışı olabilir ama tartışılabilir kabili hitap bir insandı. Ahmet Kaya’dan sana bir parça dinleteyim. Benim güzel yüzlümün dediğini yaptık. Allah sana uzun ömür versin. Cennet güzelliği nasip etsin.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsanlar arasında neden ayrım yapılıyor anlamıyorum?

ADNAN OKTAR: Bu nedir bu güzellik. Çok güzel canım benim. Nasıl güzel maşaAllah. Bir de çok akıllı bakışları, çok yamanlar. Ne diyor benim güzelim? Bir daha dinliyeyim.

VTR: İnsanlar arasında neden ayrım yapılıyor anlamıyorum?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm haklısın ama çok vicdanlı olduğun anlaşılıyor. Bir Mehdiyet ruhunun bütün gençleri sardığını, Mehdiyet dışı bir ruhun da asla olmadığını görüyoruz. Bak bütün genç kızlarda dekolte var. Hepsi modern, hepsi cesur, hepsi vicdanlı, hepsi egoistliğe, bencilliğe karşı, hepsi diğer insanlar için yaşıyor, hepsi her şeyin güzel olmasını istiyor. Barış istiyor, kardeşlik istiyor, sevgi istiyor, dostluk istiyor, hürriyet istiyor yani Mehdiyet istiyor. Benim dünyalar tatlıma da baktığımızda Mehdiyet ruhu içerisinde olduğunu görüyoruz. Senin dediğin güzellik benim güzel yüzlüm üç-beş yıla kadar inşaAllah olacak yani Mehdiyet.

VTR: Merhaba. Dünyada bu kadar savaş olmasını istemiyorum. Eğer olacaksa da insanların canı yanmasın.

ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun deminki konuşmamım üstüne. Bak “savaş olmasın” tam bir Mehdi üslubu. “Canı yanmasın, kimsenin burnu kanamasın, kan akmasın” hepsi Mehdi talebesi, hepsi Muhammedi, hepsi Kuran talebesi ve hepsi tertemiz, hiçbiri bağnazlığı, şirki kabul etmiyor. Her yer böyle nurlu gençlerle dolmuş. Ve bizim görüşümüzün dışında bir görüş hiçbir yerde göremiyoruz. Bir daha.

VTR: Merhaba. Dünyada bu kadar savaş olmasını istemiyorum. Eğer olacaksa da insanların canı yanmasın.

ADNAN OKTAR: Cennet yüzlüm, cennet huylum Allah seni cennetiyle şereflendirsin. Allah kalbini nasıl temiz yaratmış ki sait karakterlisin, saide karakterlisin. Yani iman ruhun var, vicdan ruhun var. Allah bereketiyle seni sarsın. Cennette kardeş olalım inşaAllah. 

Evet, dinliyorum.

VTR: Dünyada sonsuz hayat yaşanamaz mıydı?

ADNAN OKTAR: İmtihan olmadan? Güzel yüzlüm çok berbat olur olmaz öyle. Önce imtihan olmamız lazım yetişmemiz lazım. İşe bile alırken önce yetiştiriyorlar. Kursa götürüyorlar falan. Mesela bak devlet de işe almadan önce üniversiteye gidiyorsun. İlkokula gidiyorsun, ortaokula gidiyorsun, liseye gidiyorsun, üniversiteye gidiyorsun. Üniversitede mastır yapıyorsun. Laboratuvar dersleri alıyorsun, uygulamalı işler yapıyorsun en sonunda o işi hak ediyorsun, o işe girmeyi hak ediyorsun. Ahiret de öyledir. İlkokulu vardır, ortaokulu vardır, lisesi vardır, üniversitesi vardır. Eğitilirsin mezun olduğunda ruhunu Allah'a teslim eder mezuniyet belgeni alırsın. Mezuniyet belgeni almadan gidersen cennette rahat edemezsin. Yoksa bak Hz. Adem (as)’e Cenab-ı Allah yaptı. Yaşıyordu, bayağı yaşadı. Yüz yıllarca yaşadı ama mutlu değildi. Cennete gitmesi yeterli olmuyor. Vefa gösteremedi orada. 

Yeşil Adam binlerce seneden beri yaşayan boyut değiştiren insan Kuran’da Hızır (as) diye geçer. Vesayet sistemini ortadan kaldıran Hızır (as)’dır. Hepsini kullanır. FETÖ’nün içine de girer. PKK’nın içine de girer. Ordunun içine de girer. MİT’in içine de girer. Kendi adamları da vardır. İnfaz da yapar. Faili meçhul de yapar ama dediğini yapar Allah'ın izniyle, Allah'ın dilemesiyle.

Bir soru daha alalım. Sonra gidelim.

VTR: Gayri ihtiyarı dua nedir?

ADNAN OKTAR: Ay benim nur yüzlüm maşaAllah nasıl güzel, çok çok güzel. Nasıl güzelliği?

ASLI HANTAL: Çok güzel.

ADNAN OKTAR: Benim canımın yaptığı şu ibadetin güzelliğine bak. Cilbabının güzelliğine bak. Allah için örtünmüşsün tebrik ediyorum ben güzel yüzlüm. Çünkü çok güzel demiştir “ben dışarıda başım açık olursam, dekolte olursam fitne olur” laf atan oluyor, söz atan oluyor. Kendini güvende hissetmemiştir içtihadıdır doğru, örtünmüş. Melek yüzlüm benim, nur yüzlüm Allah sana uzun ömür versin, hidayet versin. Cennette seni mutlaka kardeş olarak istiyorum. Allah seni kardeş etsin cennette. Ben senin o güzel yüzünden o sorunu bir daha alayım.

 VTR: Gayri ihtiyarı dua nedir?

ADNAN OKTAR: Çok şeker bayağı güzel. Yani istemsiz dua. Mesela biz yürümek isteriz, Allah onu yaratır. Kolumuzu kaldırmak isteriz, Allah yaratır. Gözümüzü kırpmak isteriz, Allah yaratır. Bunlar gayri ihtiyari dualardır. Yahut mesela birisine cevap vermek isteriz niyet ederiz, niyet ettiğimizde o konuşma Allah tarafından yaratılır. Biz konuşmayız Allah konuşturur. Ama kendimiz konuştuğumuzu zannederiz. O bir duadır. Allah’tan talep ettiğimiz için o konuşmayı Allah süratle yaratır ve mucize olarak meydana gelir. Hiç kimse normalde konuşamaz. Allah'ın yaratmasıyla olur, kaderde olan konuşma olur.

Evet, şimdi bitiriyoruz.

ASLI HANTAL: Yayınımız sona erdi yarın konuşmak üzere inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü