Harun Yahya

Sohbetler (1 Kasım 2017; 14:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

ASLI HANTAL: İyi günler sevgili seyirciler. Hoş Sohbetler programımıza başlıyoruz. Hoş geldiniz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz. Ne güzel bir aradayız.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Viyana’daki kardeşlerimiz dün Almanca dilindeki 450 adet kitabınız ve 500 adet Fosiller Evrimi Yalanlıyor broşürünü Viyana’da doktorlara ve işyerlerinin postalarına bırakmışlar.

ADNAN OKTAR: 450 bin kişiye bedel. Avrupa’yı aydınlatacak hiçbir güç yok bizim dışımızda hiç, Avrupa terk edilmiş durumda. Deccal orada at oynatıyor. Ama biz Allah’a çok şükür nerede olsa, küçük noktalar şeklinde de olsa deccalı orada yaşamayacak hale getirdik. Fransa kalesiydi darmadağın oldu. Fransa’da çözüldükten sonra her yerde çözülmeye başladı, elhamdülillah. Kim anlatacak onlara İslam’ın gerçeğini? Öyle bir şey yok. Gelenekçi İslam’ın dışında bir İslam anlatışı yok. Olsa da adamı zaten aforoz ederler. Ayakta duramaz öyle bir adam. Nasıl anlatsın Kuran’ın yeterliliğini? Adamı direkt sapık ilan ederler. Yahut derler ki “hani yaşanıyorsa niye göstermiyorsun?” derler. O yüzden bizim varlığımız orada çok büyük bir nimet, çok büyük bir iyilik güzellik.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Resmi ziyaret nedeniyle Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile ortak basın toplantısı düzenledi. Kendisine ve heyetine gösterilen ev sahipliğinden dolayı Aliyev’e teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı bir ülkede değil evlerinde olduklarını söyleyerek konuşmasını “Türkiye-Azerbaycan dayanışması kardeşliği yaşasın” temennisiyle tamamladı.

ADNAN OKTAR: Bak o söz çok önemli “Yabancı bir ülkede değiliz evimizdeyiz” diyor. Bu hakikaten doğru. Bu iltifat olarak söylenmiş bir söz değil. Gerçekten evimiz. Ha Türkiye ha Azerbaycan aynı. Gayet güzel, Tayyip Hocam’ın o atağı çok iyi olmuş.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kuran’da adı geçmeyen peygamberleri ahirette görecek miyiz?

ADNAN OKTAR: Nur yüzlüm güzel yüzlüm ağabeyinin kuzusu, tabii göreceksin, inşaAllah. Bayağı güzel yüzlü tertemizsin. Yüzündeki aydınlık nurun senin temiz iyi bir insan olduğunu gösteriyor. Allah şaşırtmasın, Allah cennetiyle seni şereflendirsin. Bayağı peygamber var ismi geçmeyen. Mesela on kişiye gelmiş, yirmi kişiye gelmiş ama ömürleri boyunca tebliğ yapmışlar, İslam’ı anlatmışlar güzel hoş insanlar, göreceğiz. Veliler var veli insanlar, çok çile çekmiş İslam’a hizmet etmiş. Hayatları çok zengin yüz binlerce insan var. Her biriyle ayrı ayrı orada sohbet etme imkanımız olacak, görüşme imkanımız olacak. Yalnız bu konuları iyi anlamak için ilk temel bir bakış açısının, temel bir yanlışlığın düzeltilmesi gerekiyor. Bir kere insanlar madde var, maddeden ruh meydana gelir inancındalar. Yani beynimiz olmasa işte şöyle olur böyle olur. Bir kere ruhtan madde meydana geliyor bu çok önemli. Çünkü elde somut olan delil ruh. Madde elimizde değil, maddeye ait elimizde delil yok bizim. Ruha ait delil var mesela ruhu görüyoruz. Renklerini görüyoruz, seslerini duyuyoruz, dokunma hissini duyuyoruz bunların hepsini duyuyoruz bunlar somut. Ama madde bizde ne? İnanç, “olabilir” diyoruz, “madde olması gerekir” diyoruz. Olması gerekir neye göre? “Beynimin içinde bir görüntü görüyorum” diyor. Ee? “Bu görüntünün dışarıda olması gerekiyor” diyor “ben buna inanıyorum” diyor. Bak ben sana işin doğrusunu söyleyeyim o zaman; madde diye bir şey yok sadece ruh var. Ruhun meydana getirdiği imaja madde diyoruz. Bu bilimsel bir gerçek, açık seçik ve çok net. Delili olan bu çünkü, öbürünün delili yok, hiçbir delili yok. Bunun net delili var, açık yani çok keskin delilleri. Bunu anladın mı ahireti her şeyi insan anlar. Bir kere burada bilimsel bir yanlışlık var. Bilimsel yanlışlıktan dolayı insanlar takılıp kalıyorlar. Bu bilimsel yanlışlığın kaldırılması lazım. Bilimin bunu samimi olarak açıklaması gerekiyor, bilim bunu açıklamıyor. Samimi değil bu konuda bilim, inanılır gibi değil. Göğsünü gere gere “dışarıda madde var” diyor. Kardeşim, neye göre? Mesela diyor ki” elli metre uzakta” diyor, neye göre? “Beynimin içinde elli metre uzakta görüyorum” diyor. Nasıl emin oluyorsun dışarıda olduğuna? Dışarıda madde gölge varlık olarak var şu gördüğümüz şekliyle gölge varlık olarak var madde olarak yok kesin gayet net.

Evet, dinliyorum.

VTR: Cenneti yeşilliğin dışında nasıl hayal edebiliriz?

ADNAN OKTAR: Senin bu tatlılığını peki biz nasıl hayal edeceğiz bakalım. Şekerliğe bak sen. Çok güzel, maşaAllah. Biraz Hz. İsa Mesih (as)’ın saç stilini andırıyor saçı. Hz. İsa Mesih (as) da böyle ama sarışınlık hakim onda. Ama temelde bu kızılımsı renk var. Yani İrlanda kızılı gibi. Aslında şu filmler var ya fincan konuşuyor, işte kalemi eline alıyor kalem havaya gidiyor falan, adamlar haklı yani işte tam o anlatılan şey o tarzdadır, çok şuurludur cennet. Yalnız şu görüntü alenen şu anda da anlaşılıyor rüya olduğu ama ben anlamazdan geliyorum. Herkes görüyor bunu alenen rüya görüyoruz şu an. Cennette keskinlik çok net, yani “bu rüya mı?” denecek gibi değil en büyük fark o, çok çok keskin, keskinlik çok güçlü. Bir de maddenin akıllı olması bize çok makul gelecek. Şu an makul gelmiyor ama. Çünkü biz hep, işte elektrik şunu yapsın, düğme bunu yapsın buna alıştığımız için, arabanın işte motoru vardır motor şunu yapar araba gider, biz buna alıştığımız için. Orada unların hiçbiri yok. Arabanın motoru olmaz ama istersen olur ama yok. Kendinden gider. Fakat tabii insanlar bundan ziyade benim gördüğüm orada, dünyadaki zorlukların kalkmasından çok mutlu olacaklar sonsuza kadar. Huzurlular, sohbetler çok rahat, yemek yemek çok güzel. Aşk çok zevklidir cennette. Arabayla gezme falan vardır da işte açıkça söyleyeyim bunlar ikinci derecedendir, en şiddetli haz aşktan alınır. Bir de bitip tükenmek bilmeyen bir haz şeklinde olacak, aşktan ve sevgiden çok fazla zevk alacağız, en çok zevk aldığımız o olacak. Ve sohbet ve peygamberlere, iyi insanlara olan sevgi. Yoksa mesela biz kalemi şöyle bir silkeleriz kalem upuzun bir arabaya dönüşür, gayet hoş yakut bir arabaya dönüşür bineriz. Ama ben açık söylüyorum, en çok zevk alacağımız şey sevgidir ve sohbettir. Allah diyor “tahtlara yaslanır karşılıklı sohbet ederler” diyor. Cennette en çok zevk alınacak şey sevişmedir söyleyeyim en yüksek odur, sevgi ve sevişmedir. Ama en yüksek sevgiden lezzet alma da Allah’ı görmektir. Allah biz istediğimizde değil Kendi istediğinde görünecek onu da söyleyeyim. Allah görünmeden önce bütün cennette muazzam bir hareketlenme olacak. Güzel koku yayılması ve yaprakların ve her şeyin her cismin neşelenmesi ve heyecanlanması şeklinde hareketliliği. Sonra Allah bizde bir daha önce olduğu gibi boyut değişikliği yaparak, bir nevi sanki bir rüyaya giriyormuşuz gibi hal alacağız ve Allah’ı göreceğiz. Bir süre Allah ile konuştuktan sonra Allah yine çekiliyor ve devam ediyoruz, hayat devam ediyor, bu şekilde. İlk seferinde -daha önce de söylemiştim- Müslümanlar Allah’ı görünce secde etmeye kalkıyorlar yani hemen, Allah “sakın, secde bitti” diyor “namaz ibadetler bitti hepiniz kalkın” diyor. “Ben sizden razıyım, siz de Ben’den razısınız tamam” diyor “bundan sonra nimetler içinde yaşayacaksınız” diyor. Bıkma falan olmaz, bıkma bize verilen özel bir duygudur. Bıkma için hiçbir neden yok. Bize özel olarak dünyadan bezdirmek için verdiği, Allah’ın verdiği bir duygudur. Sevgi, tutku, aşk, sohbet ve yemek yemek, yemek çok hoşumuza gidecek onu söyleyeyim. En çok zevk aldığımız konulardan birisi yemek olacak, yemek ve içmek. Bir de öyle doyma falan da olmadığı için bir ondan bir ondan bir ondan en çok zevk alınan olaylardan biri budur. İşte “Şanıma uygun yaparım” dediği bu. Adam dünyaya meylediyor. Allah diyor ki bak “dünyada bir şey yok, imtihan için yaptım eksik bir yer ve sizi de eksik yarattım zaten acz içinde yarattım” diyor Allah “sizi acz içinde yarattım ve insan zayıf yaratıldı” diyor. Herkeste bin bir türlü hastalık eklem hastalığı, kafa hastalığı, diş hastalığı, burun. Akşama kadar televizyonlar hangi hastalıktan nasıl kurtulacağını anlatıyor millete. Mesela yemek, biri diyor ki “tereyağı yiyin” öbürü diyor ki “sakın, ölürsünüz” diyor öbürü “zeytinyağını yiyin” diyor “zeytinyağını çok fazla yerseniz trigliserit artar” diyor bir paniktir gidiyor. Dünyada rahat edeceklerini zannediyorlar edemiyorlar. İşte “doğal gıdalar yiyin” diyor “uzun ömürlü olursunuz” böyle bir şey olmuyor. Doğal gıda da yese adam ölüyor, doğal olmayan gıda da yese ölüyor. Mesela “bunu yerseniz kanser olmazsınız” diyor kırmızı yiyecekler falan yeşil, adam oluyor, öyle bir şey olmaz. Allah’ın dilemesiyle olur o. Ayrı ona dikkat edebilir bilimsel delilse ayrı mesele. Mesela Cenab-ı Allah diyor ki “Ben’den ne istiyorsunuz? Ne isterseniz size sunacağım” diyor Cenab-ı Allah. “Ya Rabbi senin cemalini isteriz, yüzünü görmek istiyoruz” diyorlar. Yani “bize şu nimeti ver bu nimeti ver” demiyorlar. “Hz. Allah cemalinin görünmesine engel olan perdeleri kaldırıyor” işte o boyut değişikliği oluyor. “Cennetlikler Allah’ın izniyle Rablerinin cemalini ayın bedir halindeki vaziyeti gibi görür ve bakarlar” diyor. Bu görüş ve bakış herkesin manevi derecesine göre oluyor. Bu da zaten Kuran’da ayetle belirtiliyor yani Allah’ın görüleceği Kuran ayetiyle sabit.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Adnan Bey, siz sanata önem verilmesini özellikle opera, resim sergileri, konserler düzenlenmesini söylemiştiniz. Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün 3. Turizm Şurası’nda yaptığı konuşmada Taksim’de eskiyen Atatürk Kültür Merkezi’nin yerine opera binası inşa edileceğini duyurdu. “Pazartesi günü opera binasının lansmanını yapacağım” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam ne dedik de yapmadı? Bak dedim ki “oraya opera binası yapalım” dedim. Getirin bantlara bakalım. Bir de komünistlere dedim “bina berbat zaten” dedim, binaya benzemiyor onun sanatla estetikle de alakası yok. Tayyip Hocam şanına uygun güzel bir şey yapacak ve “ora yine opera binası olarak kullanılsın” dedim “özellikle opera binası olarak kullanılsın” dedim.

Avrupalılar güzel insanlar, onları deccalın eline bırakmayalım. Çok güzel insanlardır Avrupalılar. Deccalın onları hedeflemesi çok korkunç. Birinci hedefleri orası deccalın. Aslan gibi delikanlıları homoseksüel yaptılar. Güzelim genç kızları lezbiyen yaptılar. Sanatı öldürdüler, insanların şevkini heyecanını öldürdüler. Uyuşturucu müptelası, alkolik bir kitle oluşturmaya çalışıyorlar. Bu oyunu bozacağız. Avrupa’ya ve Amerika’ya sahip çıkacağız, hepsini çok seviyoruz hepsini. Yanlış insanlar ayrı onları tabii ki ilimle irfanla, kanunla hukukla düzeltmeye gayret edeceğiz.

Evet, dinliyorum.

VTR: Başkasının kazandığı günahı başka biri üstlenebilir mi?

ADNAN OKTAR: Benim aslanlarım öyle aydınlandılar ki, böyle gelenekçi zırvalarının yanlış olduğunu çok iyi biliyorlar. Soruyu sorarken zaten öğretmek kastıyla soruyor benim yakışıklım, yüzünden belli aydın aklı başında bir delikanlı. Tabii ki başka birisi üstlenemez başkasının kazandığı günahı. Ama Allah’a şükür ki sizi hiçbir şekilde olumsuz etkileyemediler. Pırıl pırıl beyninizle, pırıl pırıl kişiliğinizle aslan gibi ortada geziyorsunuz.

Dinliyorum.

VTR: Selam Hocam, ben Trabzon’dan Hanife. Beyyine Suresi’nde ayet-i kerimede şöyle buyuruluyor: “Allah onlardan razıdır onlar da Allah’tan razıdır” ayetini bize açıklayabilir misiniz? Allah’tan nasıl razı olunur?

ADNAN OKTAR: Allah’tan nasıl razı oluyor mümin? Allah bütün vaatlerini yerine getiriyor. Mümin de “Ya Rabbi, vaat ettiğin her türlü vaadini yerine getirdin, Sen’den zaten razıydım ama vaatlerini yerine getirdin artık hakku’l yakin iman etmişken şu an hakku’l yakin bunu gördüm” diyor. Yani hakku’l yakinde oluşuyor. Mesela cennet vaat etmiş doğru, cennet meyveleri doğru, küfrü cehenneme koymuş doğru, ne dediyse doğru. O zaman Allah sözünde durmuş oluyor. Biz de ondan razı olmuş oluyoruz.

VTR: Merhaba. Sizce magazin programlarının amacı nedir?

ADNAN OKTAR: Bayağı güzel kadınsın, saç modelin çok güzel olmuş. Yüzün bayağı güzel, gözlük de çok yakışmış, dekolten çok şık durmuş. Takıların her şeyin çok güzel. Aslında kötü niyetle yapmıyorlar ama tabii iyi niyet olması için İslam’ın ruhunu almaları gerekiyor. İslam’ın ruhunu bilmedikleri için sadece insanları boş şeylerle avutmak, dikkatlerini dağıtmak, sıkıntılarını dağıtmak istiyorlar ama sıkıntıları daha beter olur. Çünkü ölümü bilerek adam orada eğlenemez. İşte şu şuna ne dedi, bu buna ne dedi geriliyorlar daha sıkıntı oluyor. Dedikodular, bayanların hakkında abuk-sabuk laflar, gençlerle ilgili abuk-sabuk laflar bir kısmı öyle. Dolayısıyla sadece gerilim, sıkıntı ve huzursuzluk; başka bir şey getirmez.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: ABD’de New York’un Manhattan semtinde bir araç yayaların arasına daldı. Tribeca bölgesindeyse halkın üzerine ateş açıldı. ABD medyası en az 8 kişi hayatını kaybettiğini, 15 kişinin yaralandığını duyurdu. 29 yaşındaki saldırganın Özbek asıllı Sayfullo Habibullaeviç Saipov olduğu ve Özbekistan’dan 2010 yılında ABD’ye geldiği söylendi. Haberlerde olay yerinde kamyonette saldırının terör örgütü DEAŞ adına yapıldığını gösteren İngilizce bir not bulunduğundan bahsedildi.

ADNAN OKTAR: İşte İngiliz derin devleti nerede avanak varsa onları kullanıyor. Bu mazlum insanlara dünyayı cehenneme çevirme yönünde bir politika izliyorlar. Buna müsaade etmeyeceğiz. İslam’ı dehşet, vahşet, kan dini olarak göstermeye çalışıyor deccal, oyun oynuyor. Bunu anlatabilmek için de ahmaklar da buluyor. Bu ahmakların yaptığı oyunu tersyüz ediyoruz etmeye devam edeceğiz. Hiçbir yerde bunlara nefes aldırmayız.

Evet.

ASLI HANTAL: ABD Başkanı Donald Trump New York’taki düzenlenen terör saldırısıyla ilgili açıklama yaptı, şöyle söyledi: “Kurbanların ailelerine başsağlığı diliyorum. DEAŞ’ın ülkemize girmesine izin vermemeliyiz. Saldırgan hasta ve meczup biri.”

ADNAN OKTAR: Gelenekçi Ortodoks kafada adam zaten hasta ve meczup oluyor bir kısmı. Onda kafa fikir kalır mı? “Sakalını keseni öldür” diyor “sağa bakanı öldür sola bakanı öldür” diyor. Zaten adın ne? “Öldür” Soyadın ne? “Kan” dehşet vahşet dini haline getirmişler. Adam kanın vahşetin dışında bir şey bilmiyor zaten. Ölmek ve öldürmek iki şey öğretiliyor. Dolayısıyla zaten meczup oluyor o kafadaki adam, kafa gidiyor. Deccal insanları delirtiyor, aklını alıyor. Bu yaptığı kepazeliği burnundan getireceğiz ve bu oyuna müsaade etmeyeceğiz ve etmiyoruz.

Şarap çok pis bir şey yani bayağı tiksindirici onu nasıl içiyorlar ben anlamıyorum. Haram zaten haram olduğu için zaten içilmez de ama bayağı berbat bir şey. Kokusu her şeyi kötü. Bir de nefesteki kokusu çok tiksindirici. Şarap içmiş bir insan çok ayıp yani içmiş olarak bir yere gitmesi insanları rahatsız etmesi çok ayıp. Nefesi felaket kokuyor yani çok çok rahatsız edici. Kibar nezaketli bir insan bunu yapmaz. Ama haramlığı zaten haram, inanmıyorsa diye söylüyorum.

Deccaliyet Avrupa’yı tam anlamıyla pençesine almıştı. Hiç ummadıkları ani bir atakla vurduk deccal darmaduman oldu mahvoldu. Şu Yaratılış Atlası, bir de çok fazla kitap, şu an Fransa’da, Avrupa’da bütün profesörlerde var Yaratılış Atlası hepsinde var.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba, ben Hüseyin. Peygamberimiz (sav) neden Türkleri övmüştür?

ADNAN OKTAR: Türkler kabadayıdır da onun için, delikanlıdır. İslam’ı güzel savunacaklarını Allah ona vahiyle bildirdi o da haklı olarak övdü. Ve Hz. Mehdi (as) da Türklerin içinden çıkıyor. İşte Türklerin mübarekliğini buradan da anlayalım.

Evet, dinliyorum.

VTR: Her yerde polis olsa daha güvenli olmaz mı?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım doğru söylüyorsun ama polis sayısı az. Şu öğretmenler “iş bulamıyoruz” diyor o çocuklar onlar mesela üç-dört aylık eğitim alsalar polisin yazılı görevlerini onlar yapabilirler. Polis olarak alınabilirler. Karakol polisleri de dışarı çıkabilirler. Böyle bir kolaylık yapsın hükümet. Bütün öğretmenleri iş bulamayan öğretmenlerin hepsini polis yapalım. Dört ay eğitim verip polis olarak alalım. Aslan gibi kızlar, aslan gibi delikanlılar gayet yerinde güzel olur. Tayyip Hocam’a onu da yazılı olarak sunalım.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsanları neden Kuran’dan uzaklaştırdılar?

ADNAN OKTAR: Benim aslanım süper yakışıklı maşaAllah. Saçlar, tip her şey çok güzel gözlük de çok iyi olmuş. Mükemmel görünümün maşaAllah, Allah nuruyla sarsın sana cennet nasip etsin. Ömrünü uzun etsin Allah. Şimdi şeytanın, deccalın zaten görevi o olduğuna göre Kuran’dan uzaklaştırma çok yaygın. Ama gelenekçi sistemle de ayrıca bir taktik uyguladılar. “Kuran’a gerek yok fıkıh kitapları okuyun, Kuran’a gerek yok hadis kitapları okuyun, Kuran okursanız da anlayamazsınız” diye o da ayrı bir kurnazlıktır. Şeytanın ayrı bir kurnazlığı Müslümanları böyle yanlış yönde kandırdılar. Bir kısmını yanlış yollara çektiler bilerek veya bilmeyerek. Deccaliyet de doğrudan inkar etti Kuran’ı. Çift taraftan Kuran saldırıya uğradı ama “Kuran’ın zırh gibi icazı kendini koruyacak” diyor Bediüzzaman. Hiçbir şey yapamıyorlar. Şu an Kuran atakta elhamdülillah Mehdiyet vesilesiyle. Ve bütün dünyaya makul, dengeli, iyi, güzel insanları hakim edecek Cenab-ı Allah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Göktaşlarını melekler mi dünyaya fırlatıyor?

ADNAN OKTAR: Yok güzel yüzlüm öyle bir şey yok. Normal göktaşları var. “Şeytanlar atağa geçtiğinde onları yakıcı bir alev izler” diyor Allah. Biz onu göremiyor olabiliriz bildiğimiz alev olmayabilir o. Bir elektrik akımıyla Allah onları yaktığını yani ona benzer bir şeyle yaktığını söylüyor. Ve etkisiz hale getirdiğini. İtaatten çıkan şeytanlar, Allah’a isyan eden şeytanlar delilik yapmaya kalktıklarında Allah onları imha ettiğini söylüyor. Nasıl küfrü imha ediyor, nasıl zalimleri imha ediyor, nasıl insanların gerektiğinde canını alıyorsa şeytanlar da bir oyun oynadıklarında bir pislik yaptıklarında onları imha ediyorum diyor Allah. “Yakıcı bir alev onları izler” diyor. Ama biz bunları illa görmek durunda değiliz. Göktaşı ayrı bir şeydir göktaşları var. Gökten gelir işte ışık saçarak yanar ve buharlaşır o ayrı bir konudur. Ama Allah isterse onunla da yakabilir tabii şeytanları, o da mümkün yapabilir.

Evet, dinliyorum.

VTR: Cennet nerede?

ADNAN OKTAR: Nasıl güzel maşaAllah. Kardashian’a benziyor değil mi? Çok güzel bir kız. Bakım yapsa çok çok daha güzel olur çok çok güzel olur. Cennetle biz iç içeyiz güzel yüzlüm. Boyut olmadığı için, zaman olmadığı için, mekan olmadığı için cennet bize sonsuz yakın iç içeyiz cennetle fakat göremiyoruz şu an. Cehennem de öyledir sonsuz yakındır insana. Mekan olmayınca yakın olmuş oluyor.

İlk başta yalnız cennet cehennemden önce kardeşlerimiz madde yok bu fiziki bir gerçek. Bilim adamları bunu niye anlatmıyor ben anlamıyorum bunu? Çok samimiyetsiz bir durum. Kardeşim algıyı sen madde olarak değerlendiriyorsun ve bu bir inanç. “Maddenin olduğuna inanıyorum” de. “Madde var” deme, “madde olması gerekir” demen lazım. “Madde olması gerekir herhalde” diyeceksin. Nerede gördün de maddenin var olduğunu söylüyorsun? Sadece görüntü görüyorsun neye göre söylüyorsun? Onun düzeltilmesi lazım çok vahim bir hata bu. Bütün bilim dünyasında vahim bir hata. Bunu biliyor modern fizikçiler hepsi biliyor anlatmıyorlar. Mesela bu Einstein’ın kitaplarında eserlerinde anlatılıyor “bilim adamları bunun büyük bir korkuyla farkına vardılar bu gerçeğin” diyor. Korksan da anlat kardeşim ne çekiniyorsun?

ASLI HANTAL: Suriye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Beşar Caferi Türkiye’nin İdlib’deki askeri varlığını ‘saldırganlık ve işgal’ olarak yorumladı. Türkiye’nin garantör ülkeler arasındaki anlaşmaya uymadığını savunan Caferi bu konuyu Rusya ve İran’la Astana’daki görüşmelerde gündeme getirdiklerini belirterek “Rusya ve İran tüm garantör ülkelerin yükümlülüklerine uyması gerektiğini teyit ettiler” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Adam müthiş münasebetsiz. Türkiye’nin ne çıkarı var? Sizi beladan kurtarmaya çalıyor Türkiye canını ortaya koyuyor. Densize bak, sen zaten bir şey yapamıyorsun gücün yetmiyor ciyak ciyak ötüyorsun. Memleketi mahvetmişsin Türkiye orada dengeyi sağlamaya çalışıyor, garibanlara, mazlumlara yiyecek içecek gelsin diye, orada özgür rahat bir ortam oluşsun diye emek veriyor adamın konuşmasına bak. Densizliğine bak. Öyle gıcık bir konuşma ki ben buna ne cevap vereyim ben bu adama? Bunlara yazılı açıklama yapalım yazılı açıklama gönderelim teknik.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba Adnan Bey sizi çok seviyorum. Belgesellerinizi izledim, kitaplarınızı okudum. Ailecek de sizi takip ediyoruz. Ailem de sizi çok seviyor.

ADNAN OKTAR: Canımın içi Allah nurunu artırsın. Allah seni cennet kuzusu yapsın. Çok yakışıklı ve bayağı güzelsin. Tertemiz elin yüzün Allah cennette kardeş etsin. Teşekkür ediyorum sevgin, saygın, güzelliğin, nezaketin her şeyin çok güzel.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hz. Adem (as)’den önce yaşayan insanlar var mıydı?

ADNAN OKTAR: Hz. Adem (as)’den önce yaşayan insanlar Hz. Adem (as)’di zaten. Yaşayan insan vardı zer aleminde yaşıyorlardı insanlar. Oradan dünyaya sunuluyorlar yavaş yavaş. Halen sunulma devam ediyor zer aleminden. Her doğan çocuk zer aleminden gelir. Mevcut alemden getiriliyor. Hz. Adem (as) de şu an duruyor zer aleminde. Aynısı, Kuran’da da buna işaret ediliyor. Aynı paralel bir evren vardır oradan buraya gelir buradan da ahirete giderler.

Evet, dinliyorum.

VTR: Allah cehenneme bir Müslümanı atabilir mi?

ADNAN OKTAR: Tipi çok şeker bayağı tatlı bir şey, bayağı sevimli. Hem çok güzel hem çok yakışıklısın. Cehennem Müslümanlara haram kılınmıştır Allah tarafından ebedi olarak. Hiçbir zaman için Müslüman cehenneme gitmez. Samimi olan ruh sahibi bir varlık asla, Allah’ın inkarı anlamına gelir o. Mümkün değil öyle bir şey olmaz. Samimi bir Müslüman, ruh sahibi bir Müslüman asla ve kesinlikle cehenneme gitmez. Ebedi olarak.

Evet, dinliyorum.

VTR: Neden bu dış ülkeler hep Türkiye ile uğraşıyor?

ADNAN OKTAR: Deccaliyeti halk tam anlamadı onu biraz bir kısmı metafizik bir şey olduğu için kavramakta zorlanıyorlar. Halbuki deccaliyet elden ele geçen bir sistemdir. Cengizhan, Hülagü dönemi mesela Hülagü bir deccaldı. Mısır’da Firavun deccaldı. Ve bunlar hep masonik yapılanma içerisinde görev alırlar. En son emanet İngiliz derin devletine verildi. Anglosakson ırkının öncülüğünde onlara devredildi. Son üç yüz, beş yüz yıldan beri deccaliyet onların kontrolünde. Ama şu an deccaliyet gittikçe şahika noktasına doğru çıkıyor. En yüksek noktasına çıktığında Mehdi (as) tarafından Allah’ın izniyle yerle bir edilecek. Şu a Mehdi (as)’yle deccaliyetin bir çatışması var dünyada. İnsanlar bunu göremiyor perde arkasında bir çatışma devam ediyor şu an. Muazzam bir çatışma. İngiliz derin devleti de kendi münafıklarıyla, şeytanlarıyla, iblisleriyle, cinleriyle karşı atakta. Mehdiyet de bütün gücüyle bastırıyor hem Avrupa’yı kurtarmayı hem Amerika’yı hem Türkiye’yi kurtarmak için atakta ama Türkiye mahfuz bir bölgedir. Allah tarafından özel korumaya alınmış bir bölgedir. Hiçbir şey yapamazlar Türkiye’de.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kendinizi en değerli hissettiğiniz zaman hangisi?

ADNAN OKTAR: Canımın içi güzel yüzlüm benim. Şimdi herhalde genç kızlarda bir kendini en değerli hissettiği zaman oluyor yahut bazı gençlerde de öyle oluyor olabilir. Mümin, Allah’a inanan bir insan Allah’ın ruhunu taşıdığı için o ruhtan dolayı, Allah’ın ruhundan dolayı kendini hep değerli hisseder. Hep neşeli hisseder, hep güçlü hisseder çünkü kendisi yok Allah’ın ruhu var. Ve müthiş bir şey bu. Muazzam bir şey. Dolayısıyla kendini sonsuz kadar değerli görür Müslüman. Genç kızlar hep modern çok kaliteliler. Mesela mimikleri tavrı gelenekçi Ortodoks sistemde böyle bir şey olmaz. Kuran Müslümanlığında bu berrak insani güzel mimikler, dolu dolu coşkulu mimikler olur. Dikkat ederseniz çok tatlı mimikleri o kafasının özgür olmasından kaynaklanıyor. Ama insanın kendini en değerli hissettiği an hep Allah’ın ruhunu taşıdığını bildiği andır. Ama bunu unutursa tabii anormal konuma gelebilir. Unutmaması önemli.

Evet, dinliyorum.

VTR: Hayırlarda nasıl yarışırız?

ADNAN OKTAR: Hayırlarda nasıl yarışırız? Benim yakışıklımın kalbine Allah ilham eder Kuran’daki güzellikleri görür, Kuran’daki iyilikleri görür sürekli gece gündüz Kuran’ın ruhuyla hareket eder. Herkese iyilik yapar, sabırlı olur, sevecen davranır. Nezih davranır, kızmaz, kızdıysa affeder ve böylece güzel bir ruh halini sürekli yansıtarak insanlara adeta cennet nimetleri sunar.

Evet, dinliyorum.

VTR: Çizgi film izler misiniz?

ADNAN OKTAR: O burnunu senin ısırırım ben kırt diye. Tatlılığa bak. Evet hep beraber izleyeceğiz. Çizgi filmlere bunlar bayılıyor ciyak ciyak bazen evlerden sesler geliyor ben geçiyorum evlerin önünden bazen. Acayip bağırtılar çizgi filmde cinnet geçiriyorlar çok hoşlarına gidiyor. Onların sevdiği tipler var böyle arkadaş oldukları tipler var. Rüyalarında da onları görüyorlar. Haydi bilmem ne onlarla konuşuyorlar. Dünyalar tatlım benim Allah sana cennet nasip etsin inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

VTR: Said Nursi’nin kitaplarını neden öneriyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm öyle alışılmış bir insan değil. Siz de okursanız dikkatlice bakarsanız onu anlarsınız. Çok yanlış bir şey olarak gelenekçilere teslim etmişler Bediüzzaman’ı. Adamlar ne anlar Bediüzzaman’dan. Bediüzzaman’dan anlayacak asıl gençlik farkında değil Bediüzzaman’ın. Anlamı çok derindir Risale-i Nur’un. Bediüzzaman’ın üslubu da çok nefistir. Ve kişiliği de metafiziktir. Metafizik bir insan çok şaşırtıcı bu alışılmamış bir şey. Kendini büyüten yücelten birisi değil. “Ey nefsim” diyor kendine. İşte cahil olduğunu bahil olduğunu “hiç ender hiçim” diyor. “Zavallı bir biçareyim” diyor. Kendini büyütmüyor. Ve hiçbir harikayı da üstlenmiyor. Bu benim kerametimdir benim harikamdır demiyor. Hiçbirine. Benim gördüğüm Hızır (as)’ın ekibinden bir insan, madde olmaktan çıkabilen bir insan. Birçok sırra vakıf bir insan. Teşkilat-ı Mahsusa’ya niye alsınlar? Teşkilat-ı Mahsusa çok önemli bir kurum. Teşkilat-ı Mahsusa’nın sırlarını bilen bir insan. Cumhurbaşkanı Atatürk rahmetli Güneydoğu’dan özel olarak çağırtıyor tek başına görüşüyor tek. Teke tek. Yanına girerken silahla giriyor, belinde silahla. Bediüzzaman hep yanında silah taşıyor. Beylik kendi silahı da var. Emekli milis albayı olduğu için beylik silah her zaman bulundu yanında. Biliyor musunuz? Bilmiyorsunuzdur. Bildiğim kadarıyla herhalde bir nagant silahı var. Beylik silahı hep yanında bulundurmuş. Talebeleri ondan bahsetmiyor nereye giderse yanında götürüyor silahı. İyi de yapmış. Kendinde bulundurma yani üzerinde taşıma ruhsatı var kanuni hakkı kendi hakkı. İngiliz derin devletine meydan okuyan bir insan tek başına. Hızır (as)’la kardeşim açıkça bağlantısı var daha Türkçesi bunu söyleyeyim net emin biliyorum. Hızır (as)’la net bağlantısı olan bir kişi ertesi gün olacak olaylar da ona rüyada gösteriliyor böyle bir insan çok net. Ve anlatımı mükemmel. Çok mükemmel. Ama kusur gözüyle bakılırsa olmaz. Aralardan bulacaksın o sırları aralardan.

Evet, dinliyorum.

ASLI HANTAL: Adnan Bey “Allah’ı çok seviyorum” etiketi uzun süredir Twitter’da ikinci sırada.

ADNAN OKTAR: Kim yapmışsa Allah razı olsun. Herhalde bir Mehdi meşrep gençler yapmıştır. Çünkü genellikle birçok kişinin umurunda değil. Allah’a, dine, mukaddesata laf söylüyorlar adamlar ağzı açık seyrediyorlar. Hepsini mahkemeye veriyoruz hepsini. Ve sadece biz bu konuyla ilgileniyoruz, hiç kimse ilgilenmiyor.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Irak parlamentosu Haşdi Şabi yapılanması altında bulunan bütün silahlı milis güçlerin Kerkük ve Irak Kürt bölgesel yönetiminin altında bulunan tüm anlaşmazlık bölgelerinde yasaklanmasını kabul etti. Ayrıca Barzani’nin istifası sonrası Irak ordusunun tüm bölgelerde kontrolü sağladığı duyuruldu.

ADNAN OKTAR: Kardeşim özetle Türkiye bu konuda yardımcı olmasa bayağı başları belaya girerdi. Irak da bir ara kafa tuttu bak şu an Türkiye’ye teslim oldu. Suriye’de de adam oturmuş artistik konuşmalar yapıyor. Uçuyor, dünyadan bir haber. Mahvoluyordunuz mahvoluyordunuz. Türkiye olmasa mahvoluyordunuz.

VTR: İnsan dünyayı neden gözünde büyütür?

ADNAN OKTAR: Gözlüğün çok yakışmış ve güzel kızsın. Güzel yüzlüm onu ayette Allah belirtiyor. Diyor ki “mala, mülke, çocuklara, aileye” işte “salma atlara” yani araba, ev şu bu her şeye “karşı sizin içinize bir tutkulu istek koydum” diyor. “Ama bunu imtihan olarak verdim” diyor Allah. “Sakın burada hata yapmayın” diyor. Bunu nedenleri ile hikmetleri ile kökeni ile zaten Allah açık diyor. Ama adam kaptırıyor Allah’ı unutunca. Darwinist eğitirsen, gelenekçi Ortodoks sistem anlayışı ile eğitirsen adamın aklı gidiyor bazılarının, kavrayamıyor.

Evet dinliyorum.

VTR: Her şey görüntüden ibaretse biz neredeyiz?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm canımın içi işin çok acayip bir yanı mekan yok yani açıklanacak gibi bir şey değil bu yani. Çok heyecan verici bir şey. Mekan diye bir şey yok yani. Mekan yok, neredeyiz demek için yine mekan gerekiyor. Şuradayız dememiz için mekan gerekiyor. Mekan yok zaman da yok. Bize göre var. Allah bir sonsuz akıl olarak var elhamdülillah da var olmuş. Geri dönüşü de zaten mümkün değil. Çünkü akıl sonsuz akıl var olduktan sonra sonsuz yokluk oluşması mümkün değil. Mümkün değil imkansız. Dolayısıyla Allah var ve sonsuz akla sahip, merhameti, şefkati, akılı yaratan da o ve sevgiyi yaratan da o. Neredeyiz bence hiç kafanı yorma keyfine bak. Sonunda hepimiz cennete gideceğiz Allah’ın izni ile. Mümin, temiz olan, samimi olan, Allah’ın ruhunu taşıyan herkes cennete gidecek. Sonsuza kadar keyif, zevk, rahatlık içinde yaşayacağız. Yer belirlemeye kalkarsan hiç netice alamazsın. Mekan yok çünkü. Hadi dense ki falanca yerin falanca köşesindesin dese bu inandırıcı olmaz. Çünkü mekan olmadığında yer tarifi de anlamsız olur. Ama ince bir perde görünüyor öyle diyelim. Görülmez bir perde var.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Terör uzmanı Doktor İmbat Muğlu bugünkü köşesinde “İngiliz derin devleti yeryüzünün en sinsi ekibidir” bir başlıklı yazdı. Şunları söylüyor yazısında “İngiliz derin devleti Ortadoğu’da asırlardır oluşturmak istediği haritaya ülkemiz topraklarını da dahil etmek istiyor. Bunun için ajanları yüz yıllardır çalışmakta. Yandaş olarak yetiştirdikleri ya da satın aldıkları bazı vatan haini yerli ajanları ve bunların oluşturdukları örgütleri vasıtası ile ülkemizde önce etnik ve sonrasında da mezhep temelinde bir iç savaş çıkartmanın hesabı içerisindeler. Bu sapık kan ile beslenen vampir yapıyı sürekli deşifre ederek toplumları bilgilendirmeli ve bu yapıya karşı nefret uyandırmalıyız.”

ADNAN OKTAR: Helal olsun kabadayıya, helal olsun yiğide. Bu yazı çok önemli. Çok çok önemli gayet güzel. Çok akıllıca yazmış.

Dinliyorum sizi.

ASLI HANTAL: Reuters’in haberine Rusya, Astana görüşmelerine PYD’yi de davet etti. Reuters’e konuşan PYD’ye danışmanlık yapan Badran Jia Kurdu isimli “Bu konu hakkında çalışma yürütüyorum. Ve şu ana kadar pozitif bir duruşumuz oldu” dedi. Türkiye Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada ise “PYD’nin Astana’ya davet edilmesini kabul etmemiz asla mümkün değildir” denildi.

ADNAN OKTAR: Tabii çok ayıp yaparlar. Çok büyük saygısızlık olur. Yani PKK’yı zorla kabul ettirmek oluyor. Öyle gürültüye getirme olmaz. Yani bir toplantıya homoseksüel getirmek veyahut PKK’lı getirmek, hırsız getirmek değil mi? Bu olmaz. Homoseksüelse adam o toplantıya gelmesin. Yani adam istemiyor çünkü zorla olmaz. PKK’lı ise gelmesin. Değil mi? Bu yakışık alan bir şey değil.

Evet dinliyorum.

VTR: Şeytan kimlere musallat olmaz?

ADNAN OKTAR: Hay benim aslanım hay maşaAllah. Tam böyle koçyiğit. Kara yağız koç delikanlı. Şeytan kimlere musallat olmaz? Musallat olur da etkisi olmaz. Müslümanların hepsine musallat olur. Ama iman ehline Allah’tan korkana etkisi olmuyor. Zayıf çünkü etkisi. Yani vicdan direnecek bir vicdan ise vicdan zaten hep sürekli olumlu hareket ediyor. O vicdana etki etmeye çalışır. Mantık ile yaklaşmaya çalışır. Münafıklar ahmakça mantığa çok düşerler. O yüzden de şeytanın etkisine çok çabuk kapılırlar. Oyunları da çok aptalca olur münafıkların dikkat ederseniz. Çok aciz ve ahmakçadır sözleri, konuşmaları falan çok beyinsizdirler yani. O iradelerinin zayıflığından kaynaklanır. Ve vicdanlarını kontrol edememelerinden kaynaklanır. Vicdanlarına hep teslim olurlar müminler ama onlar vicdanlarına karşı çıkarlar mücadele ederler.

Evet dinliyorum.

VTR: Mehdi (as), Said Nursi’yi görmüş müdür?

ADNAN OKTAR: Said Nursi’nin Mehdi (as)’yi gördüğü kesin. O açık anlaşılıyor. Çünkü Sungur Ağabey’e ismini bile söylemiş anladığım kadarıyla. Vaktini zamanını her şeyini bildiğine göre o onu görmüş. Mehdi (as) onu nasıl görmüştür? Manevi alemde görebilir ancak. Yani nasıl olur? Yekaza halinde görebilir, rüyada görebilir. Ama Bediüzzaman’ın onu bir şekilde gördüğü anlaşılıyor Mehdi (as)’ı. Cismani halinde gördüğü, hatta faaliyetlerini gördüğü ne yaptığından ne ettiğinden de haberi olduğu anlaşılıyor. Bu nasıl bir ilimdir bilmiyorum ama üslubu onu gösteriyor. Gayet emin konuşuyor çünkü. Nerede çıkacak, ne yapacak, adı, yeri hepsini anlatmış.

Evet dinliyorum.

VTR: İslam dünyaya ne zaman tam hakim olacak?

ADNAN OKTAR: Güzle yüzlüm ben buradayım sizler de buradasınız; 17, 18, 19. 19 çok hareketli 20, 21, 22’dir asıl rahatlığın başladığı yıl. 22, iki iki. Ondan sonrası ferahlık. Bence 2021’lere kadar çok gergin olur diye düşünüyorum. Birçok zorluk olacak diye düşünüyorum. Ama 22’den sonra ferah inşaAllah. İkiler önemlidir. Kuran’da çok dikkat çekilmiştir. Üst üste gelen ikiler. 2022 çok manidar bir tarih. 2.2.2022 belki saat 02:00 çok acayip bir sıralama olmuş olacak.

Evet dinliyorum.

VTR: Ben Samsun’dan Senem Tufan. Ben çocuk kaçırılma olayları hakkında çok üzgünüm. Bütün her yere, mümkünse ara sokak demeden bütün Samsun’da veya bütün Türkiye’ de kamera yerleştirilmesini talep ediyorum. Kapımızın önünde çocuklarımız ne oynayabiliyorlar, ne kapının önüne gönderebiliyoruz.

ADNAN OKTAR: Bu çocuk kaçırma işleri devam ediyor mu daha hala? Oluyor yani? Onu adli olarak soralım öğrenelim. Çocuk kaçırılması en vahim konudur. Kamera şöyle olur kameranın bir engelleyiciliği olmaz ama suçluyu yakalamada, o doğru söylüyor hanımefendi. Ama işte nerelere, o kadar kamera da çok zor. Çünkü adam ana caddeden alıyor ara sokağa gidiyor. Oradan başka bir yere alıp götürüyor. Yahut oradan arabaya bindirip alıp götürüyor. Hiç ummadık bir yere götürebiliyor. Bir kere çocuk kaçırma olayında o mahallede, o bölgede olağanüstü hal ilan edilmesi lazım. Hiç kimsenin uyumaması lazım. Çocuk bulununcaya kadar üç-beş saat uykunun dışında yemeğini bile ayakta yemesi lazım insanların. Çok tehlikeli bir şey. Doğru söylüyor hanımefendi mümkün mertebe çok kamera olmasında fayda var.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Havva Nur. Sizce bakımı en zor hayvan hangisidir?

ADNAN OKTAR: Havva Nur bayağı güzel kız, çok kibar yüzü. Gözleri de renkli anladığım kadarıyla. Havva Nur bakımı en zor hayvan dana bence söyleyeyim. Adamlar eşek gibi baş etmek çok zor. Güç kuvvet de yetmiyor. Vardı burada dana bir de beslenmesi akıl almaz zor. Günde adam on sekiz litre süt içiyor. Böyle cork şeklinde sesler çıkıyor. Bir de çok süratli büyüyor. En iyisi annesine teslim etmek. Danayı annesinden ayırmak çok riskli.

Evet dinliyorum.

VTR: Allah sevgiyi sevilene de hissettirir mi?

ADNAN OKTAR: Tabii, bir de çok uzak mesafelerden sevgi hissedilir. Mucize olarak. Kilometrelerce öteden hissedilir seven bir insanın sevgisi. Allah onun kalbine ilham eder onu.

Evet dinliyorum.

VTR: Ankara deyince aklınıza ne geliyor?

ADNAN OKTAR: Ankara deyince, delikanlı kabadayılar. Ankara’nın kabadayıları ünlüdür. Atatürk de iyi kabadayıydı. MaşaAllah, Seymenleri, efeleri Ankara’nın en ünlü olayı odur. Dürüst yiğit kabadayıları ile ünlüdür Ankara. Atatürk’ün de maneviyatının olduğu bir şehir. Ama ben Ankara’yı pek beğenmem. Çukur bir şehir. Akşam çıktığında o duman her yere çöker bir bulut gibi. Evlerden çıkan dumanlar çöker. Pek hareketlilik de olmuyor. Yani havasızdır Ankara biraz. Özel bir sistem kurulması lazım Ankara’nın havalandırılması için. Şehrin özel planlanması lazım hava akışını sağlayacak bir sistem.

Evet dinliyorum.

VTR: Kız arkadaşlarınız nasıl ibadet ediyor?

ADNAN OKTAR: Ah severim ben senin tatlılığını. Sen nasıl güzelsin böyle bakayım maşaAllah. Dünyalar güzelim benim. Aferin tesettürün çok yakışmış. Çok güzel bir ibadet. İçtihadın olarak onu çarşaf niyetine örtmüşsün. Çok güzel olmuş. Her şeyin güzel her şeyin. Özellikle burnun çok şeker. Bayağı güzel kızsın. Kız arkadaşlarım çok koyu dindardır benim. Yani Katolik dindardır. Çok koyu dindarlardır. Dinden asla taviz vermezler. Beş vakit ibadet, namaz en titiz oldukları konu. Hem saat kuruyorlar, hem telefonları bağırıyor. İşte on beş dakika kaldı. Ezan okunacak ezan okundu. Sürekli uyarı halinde. Hele hele harama çok dikkat edeler. Her türlü yiyecekte, içecekte her şeyde. Çok efendi mesela öyle pavyona gazinoya falan gitmezler. Gideni ben suçlamıyorum da ama disko misko sokak öyle bir şey bilmezler. Gece bir tanesi bile sokağa çıkmaz. Hiç, illa çıkacaksa ta topuğuna kadar uzun gömlek veyahut pardösü, baş kapalı makyajsız öyle çıkarlar. Çok titizler. Hiçbir erkek ile muhatap olmazlar. Suret-i katiyete. Hiçbir erkeğin gözüne bakarak konuşmazlar. Yüzüne bakarak konuşmazlar. İşte koyu dindar oldukları için çok titizler. Haram olduğundan değil de titiz oldukları için çok titizler. Temizlikleri, temizliğe çok özenliler. Fevkalade temizler. Her gün Kuran okurlar. Kuran ezberi hemen hemen hepsinin vardır. Bin, iki bin, üç bin ayet ezberi hemen hemen tamamında vardır. Ama çok güzel kız maşaAllah. Bayağı tatlı, çok şeker. Dünyalar tatlısı. Hoşuna da gidiyor demek ki öğrenmek istiyor. Siz dekolte giyindiğiniz için ibadet acaba nasıl yapıyorlar diye merak etti o Allahualem. Çok şeker. Allah sana uzun ömür versin, hidayet versin, cennet nasip etsin. Cennete de bana kardeş etsin seni Allah. Çok severim cennette arkadaş olursak.

Evet dinliyorum.

VTR: Doğuştan engelli insanların bir suçu var mı ki öyle yaratıldılar?

ADNAN OKTAR: Benim güzelimi bir yaklaştır göreyim. Bayağı anlamlı ve çok güzel bakıyor. Bayağı güzel kızsın. Çok hoşsun maşaAllah. Güzel yüzlüm imtihan olacağına göre mesela sen şu an sıhhatlisin ama Allah seni bir anda engelli yapabilir. Mesela ayağın düşer kırılırsa, ayağın kırılır engelli hale gelirsin aynı. Kolun kırılır engelli hale gelirsin. Veyahut bir trafik kazı olur felç oluyor. Engelli hale gelir. Veyahut pıhtı beynine tıkar pıhtı felç geçirir bir tarafı tutmuyor. Nüzul tabir edilen olay olur. Ki çoğu insanda oluyor nüzul. Engelli hale gelir. İmtihan için o şart. Zorluklar, acılar, hastalıklar, dertler olmadan bizim imtihan olmamız, eğitilmemiz imkansız. İkinci bir ihtimal yok. Mutlaka bu şekilde olması lazım. Ayrıca Allah başka tür zorluklar da verir. Sosyal zorluklar, ekonomik zorluklar, savaşlar mesela Suriye’de de insanlar imtihan oluyor savaşlarla. Irak’ta insanlar savaş oluyor. Amerika’da mesela araba ile adam dalıyor. Orada ölenler yaralananlar oluyor. Bunların hepsi bir imtihandır. İmtihanın hareketli olması ve çeşitliliğin çok olması imtihanın mecburi olmazsa olmasıdır. Başka bir eğitim mümkün değil. Tek bu şekilde eğitilebiliriz. Mesela dünyada her on dakikada bir, bir insana inme iniyor. Felç oluyor. Her on dakikada bir. Başladık ya programa şu ana kadar en az elli kişi falan olmuştur. Hep inme iner. Çok doğuştan olmasının farkı yok. Doğuştan sonradan aynı.

VTR: Sizi çok özleyen sevenleriniz nasıl dayanıyor?

ADNAN OKTAR: Bayağı yakışıklı, çok Avrupai. Sen ne güzel insansın sen böyle. Ne sevgi dolu insansın. Hakikaten çok zor oluyor. Ben mesela kız arkadaşlarımı çok fazla seviyorum. Doyamıyorum da tabii bakmaya doyamıyorum, sevmeye doyamıyorum. O özlem güzel bir şey. Zaten doyuma ulaşmış bir sevgi iyi değil. Doyumsuzluk güzeldir. Sürekli sevgiye aç olmak, sevgiye doyamamak. Ne yaparsa yapsın doyamamak. Ne bileyim mesela kediyi alıyorsun ben seviyorum, bağrıma basıyorum, okşuyorum, feci şekilde okşuyorum artık bastıra bastıra seviyorum. Ama beni hiç doyurmuyor. Kucağımdan indiğinde hiç doymamış oluyorum. Sevgiye insan doyamaz. Uzaktan da olsa, yakından da olsa o özlem hep devam edecektir. Cennette de insan doymaz. Cennette de sevgiye doyum olmaz. Sürekli o açlığı yaşayacağız. Ve güzel bir açlık bu. Bak beni seven hanım arkadaşlarımız oluyor yurt dışından geliyorlar falan. Ben bayılmasınlar diye oturtuyorum çok kısa durup yanlarından çıkıyorum. Kalpleri yüz atmış-yüz yetmiş falan atıyor. Çok riskli gördüğüm için pek yanaşmıyorum. Yani öyle sarılsam falan demek ki Allah vermesin.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Ataşehir'de yolda yürüyen başörtülü kadına yumruk atarak darp eden saldırgan beş buçuk ay hapis cezasına çarptırıldı. Saldırgan kararla birlikte tahliye edildi. Hakan adlı saldırganı tahliye eden mahkeme hükmün açıklanmasını da beş yıl süreyle erteledi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim işte mahkemenin yapabileceği bu. Elinden geleni yapmış mahkeme yani mahkemeyi eleştirir gibi bir üsluba gerek yok. Mahkeme olabilecek en iyisini yapmış mevcut kanunlar içerisinde. Ama sen kanun çıkarırsan böyle bir şey yapana beş yıl dersen. Tak beş yılı da verir mahkeme. Sen ne diyorsan kanunda mahkeme ona uyuyor ve en iyisini yaptı mahkeme. En titiz dava takibi yaptı. Sürat açısından da mükemmel, sonuç açısından da mükemmel. Ellerine sağlık güzel.

GÜLEN BATURALP: Darp videosu da var zanlının.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Tabii İslam'da İslam şeri şerifinde misilleme vardır. Adam mesela kadının ağzını burnunu kırdıysa o adamın da ağzı burnu kırılır. Kana kan, göze göz, dişe diştir Tevrat'ta da bu böyledir. Ama medeni hukukta hapis cezası vardır. Her hukuka saygımız var. Dolayısıyla yanlış olan bir şey yok.

Evet, dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Selinay. Bize samimiyeti anlatır mısınız?

ADNAN OKTAR: Ah benim canımın içi, melek yüzlüm benim, dünyalar tatlım, güzel yüzlüm. Nasıl güzel insansın sen? Nasıl güzelsin sen canımın içi maşaAllah. Bir daha dinleyeyim.

VTR: Merhaba ben Selinay. Bize samimiyeti anlatır mısınız?

ADNAN OKTAR: Nasıl temiz, çok güzel. Allah sana uzun ömür versin. Sağlık, sıhhat, hidayet versin. Cennette de kardeş etsin, cennette dost olalım inşaAllah. Samimiyet akıllı Müslümanın içinde sürekli bir içgüdü olarak mümine sunulan bir güzelliktir zaten. Mümin samimi olmadığında sıkılır, daralır. Samimi olduğunda rahatlayacak gibi yaratılmıştır. Samimiyeti elde edecek şekildedir bünyesi. Samimi müminin zaten ruh salgısıdır samimiyet. Ruhunda sürekli neşet eder o gelişir. Mümin onun için bir emek vermez. Sadece kendini rahat bırakması, kasmaması, kalbini çok temiz tutması yeterlidir. O zaman samimiyet sürekli kendinden gelişir, doğal olarak gelişir. Mesela Peygamberimiz (sav) çok samimiydi. Bütün peygamberler çok samimidir. Hz. Musa (as)'nın samimi olduğu bütün üslubundan anlaşılıyor, konuşma üslubundan hemen anlaşılır.

Evet, dinliyorum.

VTR: Kadınlar erkeklerin kılık kıyafetine karışmazken erkekler neden kadınların kılık kıyafetine karışıyor?

ADNAN OKTAR: O hayret edecek bir cesaret tabii şaşırıyoruz, onu anlayamıyoruz. Ufacık veletler bile bazen mesela on yaşında ablasına yumruk atıyor falan. “Bu nasıl kıyafet?” bilmem ne. Kendi istediği gibi giyiyor kendisine ses yok. Mesela plaja Tarzan gibi gidiyor. Ablasına nefes aldırmıyor. Eniştesi, dayısı falan hepsi kendini birinci derece görevli görüyorlar. Bu bir gelenek olarak oturmuş idi. Bundan sonra bu rezalete dur diyeceğiz tabii ki. Şiddete dayalı müdahaleye son veriyoruz inşaAllah. Bak hükümet de nefes aldırmıyor tak tak tak tak seri cezaları alıyorlar. Bundan sonra da bu devam edecektir. Ama tabii kadınların kıyafetine karışılmaması Mehdi (as) devrindedir tam anlamıyla özgür olmaları. Çok tatlı varlıklardır. Kadınlar rahat bırakılsalar acayip güzel giyinirler, süslü olmayı çok iyi bilir kadınlar. Etrafı da çok güzel yaparlar. Şehirleri, mahalleleri, evleri çok güzel yaparlar. Kadınları rahat bırakmıyor sistem. Kadını sen rahat bıraksan mesela bir mahalleyi cennete çevirir onlar. Her yeri çiçeklendirirler, tertemiz yaparlar. Kendileri de yani nefis güzel olurlar. Ama çocukları eziyorlar “erkekleşeceksiniz” diyorlar “erkek gibi olun, itici olun çekici olmayın” diyorlar. Erkeklere de “homoseksüel olun, kadın gibi olun, kadın gibi giyinin” diyorlar bazı tipler, bazı mantıklar. Bu kepazeliğe biz son verdik elhamdülillah. Yani bundan sonra bu önümüzdeki beş yıl, yedi yıl artık aydınlanma, ferahlama, kurtuluş yılları inşaAllah.

VTR: Merhabalar ben Almanya'dan Mustafa. Türk İslam Birliği nasıl kurulabilir?

ADNAN OKTAR: Mustafa senin gibi serdengeçtiler, aslanlar, kabadayılar olduktan sonra konu bitmiştir. Bütün gençlerimiz maşaAllah bakıyorum Türk İslam Birliği denince kalpleri büyük bir coşkuyla harekete geçiyor. Türk İslam Birliği her Türk evladının ruhunda heyecan uyandıran büyük bir ülküdür. Polisi olsun, askeri olsun, öğrencisi olsun herkesin gönlünde vardır. Büyük bir rüyadır o, güzel bir rüyadır oraya doğru gidiyoruz. Ama tabii bu ancak Mehdiyet’le mümkün olduğunu Peygamberimiz (sav) söylüyor. Kuran da buna işaret ediyor. Mehdiyet’in dışında bir yol olmadığı aşikar görülüyor.

Evet, dinliyorum.

VTR: Yüz yıl sonra dünya nasıl bir yer olacak?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım bilim adamlarının dediği “İnsanların üçte biri ısının yüksekliğine dayanamayıp ölecekler” diyor. Mesela on milyarsa dünya nüfusu yahut dokuz milyarsa “üç milyarı ölecek” diyor. “En az” diyor. Geriye altı milyar insan kalacak. Sırf sıcaktan ondan gerisini siz düşünün. Yüz yıl sonra fazla değil. Allah'a şükür ki Allah çabuk kıyameti koparacak 2120 gibi de kıyamet kopacak inşaAllah. Yani bir yere yazsınlar, kayaya yazsınlar. “2120’de gerçekten kıyamet kopacak mı?” diye yazsınlar. Net zaten alametlerden göreceksiniz. Şimdi İslam hakim olacak dediğimizin doğru olduğunu oradan da anlayacaklar. Şu ana kadar ki gelişmeler de hepsi dediğimiz gibi oldu. Yani yüze yakın alametin hepsi çıktı tek tek.

Evet, dinliyorum.

VTR: 33 derecenin üzerindeki masonlar imanlı ise niye hayırlı iş yapmıyorlar?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım masonlar olmasa kan gövdeyi götürür dünyada sana bir sır olarak vereyim. Yani akıl olmaz kan gövdeyi götürür ve nükleer savaş anında olur. Dünyayı birbirine katarlar. Sana o kadar söyleyeyim de sen artık ne anlıyorsan anla.

Evet, dinliyorum.

VTR: Herkes farklı bir İslam anlatıyor bana, gerçeği nedir?

ADNAN OKTAR: Gerçeğini söyleyeceğim ama önce seni yakından bir göreyim ben. Nasıl güzelliği? Bayağı güzel, her yeri çok güzel maşaAllah. Allah seni cennetiyle, hidayetiyle, nuruyla sarsın. Bayağı güzel kızsın ama daha bakımlı olsan herhalde biraz çekiniyorsun çevrenden tahmin ediyorum. Muhteşem üstü muhteşem kız olursun sen. Doğal halinde bırakmışsın kendini. Bence biraz makyaj ve bakım seni çok çok güzel hale getirir. Çok çok daha hoş olursun. Gerçeği Kuran, Kuran'ın anlattığı İslam’dır. Kuran'ın anlattığı İslam'ın dışındaki İslam yalandır doğru değildir. Yalan demeyelim de doğru olmayan İslam’dır, geçerli olmayan İslam'dır. Şirk olan düşüncenin etkilediği İslam'dır. Kuran'ın dışında, Kuran'da anlatılan ayetin dışında hiçbir hüküm yoktur, hiçbir helal, hiçbir haram, hiçbir ibadet yoktur. Adam diyor ki; “göremiyorum Kuran'da” diyor. Allah Allah göremiyorsan yok. “Olur mu öyle?” diyor. Olur, Kuran'da yoksa helaldir o bitti. Dolayısıyla bizim anlattığımız İslam doğru. Bak vicdanlı olarak, akılcı olarak baktığında bunu görürsün. Çünkü Allah Kuran'da, Kuran'ın yeterli olduğunu söylüyor. Kuran'ın yeterli olduğunu söylememesi lazım karşımızdaki insanların. Ama söylüyorlar.

Evet, dinliyorum.

VTR: İdeolojiniz farklı olduğu halde takip ettiğiniz köşe yazarı var mı?

ADNAN OKTAR: Benim canım da çok güzel, bakışları çok tatlı. Güzel yüzlüm çok insancılsın, yüzündeki ifade nefis, çok çok güzel. Allah seni de cennet kuzusu yapsın, cennette bana kardeş etsin, cennette dostum olmanı çok isterim. Yani arada sırada baktıklarım oluyor. Bir sivrilik yaptıklarında bakıyorum genelde. Yani çok özür dilerim de beğendiğimiz yazarlar var onları tenzih ediyorum da fakat böyle ilginç tipler var. Onlar münasebetsizlik yaptıklarında ben haber alıyorum. Ben ona göre o zaman yazıyı baştan sonra kontrol ediyorum.

VTR: Adnan Hoca’ya şu sorum olacak. Aileniz dindar mı?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım benim dedem zamanında biraz dindar oldu son zamanlara doğru. Ama gençliğinde Halep, Şam falan geziyormuş. Anlattığı kadarıyla pek namazla niyazla da alakası yokmuş. Ama yaşlılığında namaz kılıyordu. Ben görüyordum abdest alıyordu, beş vakit namazını kılıyordu. Babam cuma namazlarını kılıyordu. Annem namaz kılmıyordu ama son yıllarda başladı o yaşlanınca namazlarına başladı. Anneannem yaşlanınca namazlarına başlamıştı. Yani klasik herhalde Türk aile yapısının genel özelliklerini gösterdiler anladığım kadarıyla. Bu tarz ortalama budur Türkiye'de.

Evet, dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk; “Bana göre Mustafa Kemal 15 Temmuz’un arkasındaki akıl tarafından, FETÖ'nün arkasındaki güç tarafından zehirlenerek öldürüldü. Mustafa Kemal'in Kuva-yi Milliye çizgisi ciddi anlamda 15 Temmuz’un arkasındaki aklı, küresel güç merkezini rahatsız ediyordu. Ve Mustafa Kemal’den kurtulmak istiyorlardı.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim Atatürk'e oyun oynamak çok kolay olmuş onlar için. Bir kere alkole teşvik etmişler. İç Paşam, iç Paşam diye hiç çaktırmadan bu bir vuruş. Buyurun Efendim diye hemen sigara paketini açıyorlar. Nereye gitse sigara sunuyorlardı nereye gitse Abdülhamit stili yani. Nereye gitse de içki sunuyorlardı. Elli yedi yaşında bir insan o hale gelir mi o kadar çöker mi? Alkolle çok zor duruma soktular? Sonra alerjik reaksiyona karşı oturdular kinin verdiler kilo hesabıyla. Karaciğerini mahvettiler kininle kimse de hesap sormadı. Yani şimdiki şartlarda olsa bu ağır cezalık bir suçtu. Ve hemen müdahale edilirdi. Kinin kutularını daha yeni buldular biliyorsunuz kilo hesabıyla. Bir tane, iki tane, on tane değil. O kadar kinin verilir mi bir insana? Ve o soğuk Dolmabahçe'de Atatürk'ün ne işi var? Denize açık, rüzgara açık yere niye o insanı götürür korsunuz? Başka yer bulamıyor musunuz? Sağlığı için son derece tehlikeli bir yer? Acayip rüzgar alan bir yer ve çok nemli. Baştan sona hata. Bir de yalnız da bırakmışlar, kimse de yanına gelmiyor; yatakta yalnız, sokakta yalnız, bahçede yalnız, her yerde yalnız. Halbuki orada korumaları falan olması lazım sürekli yanında. İnsan olarak şefkate, sevgiye ihtiyacı olan bir insan. Oturup seyrediyorlar Paşam aşağı Paşam yukarı. Nasıl yapsın, sizi, hepinizi nasıl kurtarsın yani? Bizim bazı insanlarımızın böyle bir kafası var. Birisi lider oldu mu her şeyi onun üzerine bırakıyorlar. Ya dersin ki; “Paşam sen bizim canımızsın, biz sana içki vermeyeceğiz.” Bu kadar. “Bizden ne istiyorsan iste, sen bizim çok sevdiğimiz bir insansın sana içki vermeyeceğiz. Sigara ve içki vermiyoruz” dersin bu kadar basit. Kinin, kinin ne işi var? Kininle tedavi mi olur? Nerede görülmüş kinin? Karaciğerini mahvettiler kininle. Tabii ki İngiliz derin devletinin bunda parmağı var. Çok açık defalarca suikast yaptılar beceremediler.

Rahmetli Atatürk’te kırk üç şişe, koca şişe kinin kullanılmış sıtmaya karşı. Ne sıtması kardeşim ya nerenin sıtması? İstanbul'da sıtma ne arar? Rahatsızlığından dolayı titreme oluyor. Oturmuşlar sıtma teşhisi koymuşlar. Yani söyleyecek laf bulamıyorum ben.

Evet, dinliyorum.

VTR: Siz kediciklere para veriyor musunuz yayınlara çıkması için?

ADNAN OKTAR: Yakışıklım benim kız arkadaşlarımın hepsi seçkin ailelere mensup, zengin ailelerin kızlarıdır. Hepsi üniversite mezunudur, hepsinin işi gücü var, paraya hiç ihtiyacı olan insanlar değil. Ayrıca öyle bir şeyden de haya ederler. Asla İslam, Kuran'da, Allah'a hizmette para olmaz. Hiçbir şekilde hiçbir Müslüman böyle bir şeyi kabul etmez. Ama model arkadaşlar harçlık olarak belki onlara sunuyor olabiliriz. Onun dışında yok.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnanan cinler inanmayan cinlere tebliğ yapar mı?

ADNAN OKTAR: Onlarda sistem pek öyle değil gibi görünüyor, çok azgınlar cinlerin dinsizleri çok çirkef ve saldırganlar. Onlar ancak kendilerini koruyabiliyorlar. Daha efendi ve terbiyeli oluyorlar. İnanan cin sayısı biraz az özel bir eğitim yapılması gerekiyor köklü bir eğitim yapılması lazım.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba benim adım Damla. Sorum; şizofren insanları nasıl anlarız?

ADNAN OKTAR: Damla’nın güzelliğine ne diyorsunuz?

EBRU ALTAN: Çok güzel.

ADNAN OKTAR: Damla film artisti gibisin çok güzelsin canımın içi Allah güzelliğini kat kat artırsın bir de tarzın çok şahane olmuş. Saçın da çok güzel, kıyafetin de güzel, yüzün zaten süper güzel Allah seni cennet kızı yapsın. Cennette de seni bana dost etsin bir daha dinliyeyim seni.

VTR: Merhaba benim adım Damla. Sorum; şizofren insanları nasıl anlarız?

ADNAN OKTAR: Şizofren Allah vermesin tabii çok ciddi bir hastalık, canımın içi şizofrenin gözünden belli oluyor. Yazık o canlarım da boşluğa bakıyorlar yani çok gariptir bakışları böyle derinlere doğru ve bomboş, çok şaşırtıcıdır Allah’ın mucizesi bu. Ruhları olmadığı için gözü mikadan gibi böyle boşluğa açılır gözü çok gariptir. Konuşmada seri cevap vermezler geç intikal vardır şizofrende şahsa bir şey söylediğinde sinir iletisi normal insan gibi değildir geç iletilir onun için mesela “nasılsın?” dediğinde çok geç cevap verir. Ama genellikle de cevap alakasız olur “nasılsın?” dediğinde “ben bahçede geziyorum” der farz edelim alakası yoktur cevapların bağlantı kuramazsın. Ama daha ağır vakalarda tabii daha vahim oluyor ama hafif tedavi edilmiş vakalarda fark etmek çok güçtür fark edilmesi çok güç oluyor. Birçok şizofren oluyor toplumda fark edemiyorlar ama özenli dikkatli bir bakışta anlaşılır bir doktor da anlar bilgili bir insanda anlayabilir. Diğer insanlardan farklıdır oturması, konuşması, cevap şekilleri, ses tonu, ilgi alaka şekilleri. Genellikle içine kapalıdır şizoid bünye denir, asosyaldir yalnız kalmak ister genellikle, kalabalıktan hoşlanmaz. Verdiği cevapların geç olmasından daha çok anlayabilirsiniz belki. Onlar bir başka boyutta yaşıyorlar bizim bildiğimiz insan boyutunda değil ölüdürler onlar boyut olarak da tıpta öyle açıklanıyor bir daire içinde düşünürsek onları insanlık onların üzerindeki bir daire oluyor. Onlar o dairenin kenarlarına kadar geliyorlar ama o daireyi aşıp geçemiyorlar öbür insan boyutuna geçemiyorlar o boyutun içinde hareket edebiliyorlar. Ama merkeze doğru giderse cinayet işler yahut kendini öldürür o çok tehlikeli, o tarz konuşmalar yaptığında mutlaka hastaneye kaldırmak lazım ki zaten müşahede altında tutulması gerekiyor. Ama işte ona sesler geldiği, görüntü gördüğünü söylemeye başlarsa  özellikle emir aldığını çok çok tehlikeli olabilir çünkü genellikle ölüm emri alıyorlar şeytan öyle bir söz söylüyor onlara “git” diyor mesela “babanı öldür” diyor şeytan onu hemen gidip yapıyor. Gidip öldürüyor “bana öyle dediler” diyor “ben de gittim, öldürdüm” diyor onun için çok özenli olmak lazım. Kişisel temizliğine dikkat etmez bir de şizofren pistir. Bakımsız olur oradan da anlayabilirsiniz. Tırnakları, eli yüzü, özen göstermez kendisine dağılmış bir insandır. Çok bitaptır, yaşamla bağlantısı kesilmiştir oradan da anlayabilirsiniz. Ama çok çok tehlikelidir şizofren hastası olan ailelere Allah yardım etsin. Çok tetikte ve çok dikkatli olmak lazım. Kesici alet bırakmamak lazım ortada, odasını mümkünse kapalı tutmak lazım uyurken halk bir kişinin ayakta durması faydalı olabilir gözlemlenmesi lazım. Özetle zor bir imtihandır Allah yardımcıları olsun ailelerine.

Evet dinliyorum.

VTR: Peygamberler geleceği bilirler mi?

ADNAN OKTAR: Peygamber Allah bildirdiğinde bileceğini Allah Kuran’da söylüyor. Gayb bilinmez “Ben kimseye açmam” diyor “ancak seçtiğim, sevdiğim, güvendiğim peygamberlere gaybı bildiririm, bildirdiğimde de o size bildirir” diyor Allah. Zaten ayet Kuran’da da çok fazla gayb haberi var “sana bu gayb bilgisidir” diyor Allah açıklıyor önceden mesela “sen bunu bilmezdin” diyor “bu gayb haberlerindendir” diyor ve gayb haberi olarak bildiriyor “Allah gaybı bildirmez” diyor. Kardeşim diyor ya ayet işte “bu gayb haberi ve sana bildiriyorum” diyor nasıl bildirilmez?

Evet dinliyorum.

GÜLEN BATURALP: Star’ın haberine göre İngiltere ve Birleşik Arap Emirlikleri ortaklığı Somali’de insani yardım konusunda ağırlığını koyan Türkiye’ye yönelik bir operasyon yürütüyor. Bu sebeple terör örgütlerini harekete geçirdiler. Somali istihbaratına göre Mogadişu’da üç yüz elli sekiz kişinin öldüğü saldırı Türkiye’yi hedef alan büyük operasyonun bir parçası. Gölge CIA olarak bilinen ve 15 Temmuz darbe girişiminde parmak izleri ortaya çıkan düşünce kuruluşu Stratfor ağustos ayında Mogadişu’da açılan Türk askeri üssü nedeniyle Arap Emirlikleri’nin rahatsızlığını yazmıştı.

ADNAN OKTAR: O tip terör örgütlerine hiç tavsiye etmem Türkiye’ye pek yakın olmasınlar yaptıklarına yapacaklarına bin kere pişman olurlar. Biz başka ülkelere benzemeyiz buruşturulmuş hamam tasına dönerler akıllarını başlarına alsınlar. Densizlik istemiyoruz Mogadişu hiçbir şey kalmaz dümdüz olur ortalık densizlik etmesinler. Türk askerine densizlik istemiyoruz.

Evet dinliyorum.

VTR: Merhaba ben Derin. Suriyeliler ne zaman ülkemizi terk edecek çok merak ediyorum?

ADNAN OKTAR: Dünyalar tatlısı Derin sen çok merhametli kızsın, şefkatli bir kızsın canım içi  bak orada senin gibi güzel hanım kızları buraya gönderdiler ama neden geldiklerini sen düşündüğünde hak vereceksin. Bak devlet bir yandan saldırıyor, teröristler bir yandan saldırıyor, IŞİD bir yandan saldırıyor dehşetin içinde kalmışlar. Ya ölüm ya yaşamak. Sen olsan neyi seçerdin? Ölümü mü, yaşamayı mı seçerdin? Yaşayabilmek için de Türkiye’ye gelmişler. Sen olsan ne yapardın? Sen bana söyle desen ki; mesela sen Suriye’desin ve seni öldürmek istiyor adamlar da Türkiye’ye kaçsan kurtulacaksın ne yapardın? Canımın içi sen onu diyen adamların etkisinde kalma merhametli kızsın sen, şefkatle bak akılcı güzel bir netice ortaya koyacaksın. Asla dersin ki ben tabii ki Türkiye’ye gelirdim, tabii ki Türkiye’ye sığınırdım diyeceksin. İşte onlar da onu yapıyorlar. Ama şikayetçi olduğun bir husus varsa, onlardan rahatsız olduğun bir şey varsa söyle hemen gereğini yapalım. Mesela dediler ki; “Gelip plajlarda bizi rahatsız ediyorlar” söyleyin nerede, hangi plajda? Resmini gönderin söz bir Allah bir ben o adamı bulup getireceğim kanunla hukukla bulup getireceğim nerede rahatsız ediyorsa sizi. Olmayan bir şeyi yapmayın. Benim güzelime de bu yakışmaz ben zannediyorum yanlış anlamıştır o, yanlış yorumlamıştır ve düzeltecektir diye düşünüyorum.

Evet dinliyorum.

VTR: Evlenmeyen peygamber var mı?

ADNAN OKTAR: Evlenmeyen Peygamber İsa Mesih var derler ama bence İsa Mesih etrafında çok fazla güzel kızlar vardı, helaliyle evlenmiş olabilir Kuran’da o illa geçecek diye bir şey yok. Onu seven çok güzel genç kızlar vardı çevresinde. Geçer de İncil’de de geçiyor isimleri. Bence evlidir çocuğu olmamıştır ayrı mesele ama evlidir.

Evet dinliyorum.

VTR: Sercan Aksu. Adnan Oktar’a Adnan Beye şu soruyu sormak istiyorum hani dinimizle ilgili konuşmalar yapması güzel bir şey aslında da şimdi hani söylediğim yanlış anlaşılmasın ama o açık kadınların dinimizle nasıl bir alakası var onu anlamış değiliz.

ADNAN OKTAR: Yakışıklı Sercan bir kere plajlara gidiyorsun mayoyla yüzüyorsun hanımların içerisinde gayet açık seçik bilinen bir şey bu helal olsun yüz tabii ki yüzeceksin de. Kadınların dekolte giyinmesinin dinimize uygun olmadığını nereden çıkardın? Aklı başında bir delikanlısın dinimizi de genel olarak biliyorsundur. Bir ayet bir sure ile söyleyebilirsin mesela dersin ki; “Kuran’da böyle bir ayet var” da desen yine olurdu ama Kuran’da böyle bir hüküm yok iken Allah’ın böyle bir hükmü yok iken kulak dolgunluğu duyduğun bilgi ile bunun yanlış olduğunu söylüyorsun. Bak ben de seni aydınlatıyorum. Kuran’da kadınların dekolte olması serbest, kadınlar dekolteydi o yüzden zaten çarşaf ayeti geldi. Dekolte kadınlar yani kadınlar rahatsız edildiğinde çarşafla örtünecekler rahatsız edilmediğinde kadın dekolte zaten niye örtünsün kadın? Bir de yakışıklı sen niye örtünmüyorsun? Ben şimdi sana tabii senin gibi kabadayıya da böyle bir üslup olmaz ama plajda mesela niye mayo ile geziyorsun? “Bana serbest” diyor. Neye göre? “Dinimize göre” diyor. Hanımlara da serbest dinimize göre bak kendinle ilgili kısmı çıkartmışsın ayetten. Çok kibar çok efendi bir delikanlı hakikaten yiğit kabadayı da olduğu anlaşılıyor. Ama bak delilsiz konuşursan olmaz. Şimdi Sercan’a da yanlış yapmak çok büyük hata olur böyle üslubundan anlaşılıyor Sercan’a tahayyül dahi edemeyiz yanlış yapamayız. Sercan kafa delikanlı aslan o ağabeyinin aslanı yiğit yani belli ama Sercan gönlün rahat olsun kadınların dekoltesi İslam ahlakında helal. Öyle bir şey yok. Ama diyebilirsin ki hani “Niye benim kız arkadaşım yok?” diyebilirsin Sercan o da kızların hatasıdır, ne diyeyim? Aslan gibi delikanlısın Sercan’ın yangınlığı o, aslanım benim Sercan hep yanındayım ağabeyin senin yanında seni sevdik, sen güzel insansın, iyi niyetlisin, dürüstsün belli yüzünden. Ama bak sana müjde veriyorum Kuran’da kadınların kapanması yok. Ancak tehdit ve tehlike varsa çarşafla kapanmaları var. İstediği gibi giyinirler hiçbir şey yok, o tamamen hurafe ilavelerden oluşan bir izah öyle bir şey yok. Nur Suresi kadın hürriyeti ile ilgilidir Nur Suresi. Ama dışarıda tehlike varsa bütün vücudunu kapatacak. Ya dışarı çıkmayacak ya bütün vücudunu kapatacak bunun dışında Kuran’da bir hüküm yok. Burada güven var mı? Bitti istediği gibi giyinir. Cinsel organını açamaz, göğsünü açamaz o kadar. İstediği gibi her yer için bu geçerlidir. Eğer benim delikanlım bir müjde istiyorsa ben ona müjde veriyorum açık Kuran’da böyledir. Ama ona hayırlısı ile bir gelin adayı bulacağız inşaAllah evlendireceğiz memlekette. Sercan Trabzon’dan of of of kabadayının, delikanlının kaynadığı yerler maşaAllah. Sercan Baba’ya buradan selamlar, hürmetler. Benim kanaatim bölge de Sercan’dan soruluyordur inşaAllah oranın ağabeyi olduğu, dayısı olduğu aslanı olduğu belli. Senin gibi aslanlar Türkiye için bir güzelliktir takdir ediyoruz seviyoruz seni.

Evet dinliyorum.

VTR: Huyu güzel kadınlar sizi etkiler mi?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm kadın eğer akıllı ise huyu güzelse gerçekten akıl almaz bir gücü oluyor. Hayret edecek bir gücü oluyor, muazzam bir tutku gücü ve muazzam bir etkileme gücü ama tarif etmek çok güç nasıl tarif edeyim? Adeta insanı büyülüyor muazzam bir güç haline geliyor. Ama akılsızsa çok yazık o güzelliğe, çok çok yazık yani eğer güzel konuşuyorsa, güzel bakıyorsa, güzel düşünüyorsa üzerine yok. Dünyanın en mükemmel varlığı demektir. Benim canım da çok güzel bir kız Allah nurunu artırsın samimi olduğu belli. Allah hem huyunu hem yüzünü her şeyini güzelleştirsin, cennette sana güzel bir köşk versin Allah ve seni bana dost etsin inşaAllah.

VTR: Allah’ı nasıl tanırız?

ADNAN OKTAR: Yanlış mı, görüyorum? Çok güzel bu Allah Allah hayret edilecek şekilde güzel maşaAllah. Çok yakışıklı çok güzel Allah nuruyla sarsın, cenneti ile şereflendirsin. Benim kuzumu bir daha bana dinlet.

VTR: Allah’ı nasıl tanırız?

ADNAN OKTAR: Allah zaten sana Kendini tanıtmış olarak yaratır. Her mümin Kuran’la birlikte yaratılır. Kuran’ı kitap olarak yanında olur Müslümanın öyle yaratılır. Allah’ı tanımış Allah’ı sevmiş olarak yaratılır Müslüman yani onun için bir emek sarf etmesine gerek olmaz. Onlar seçilmiş olarak yaratılır. Allah’ inanmayan da ayrıca onlar da seçilmiş olarak yaratılırlar. Ruhu olmayan makine olarak yaratılır. Onlar tabii insanlar çok çırpınıyorlar gereksiz halbuki telaş etmesine gerek yok. Diyor ki; “çok fazla dinsiz var” sakin ol otuz dinsiz var iki tane de inanan var işte tamam Allah’ın kanunudur o öyle oluyor. Seçkin yaratılır onlar haşa benzetmek gibi olmasın da ormanda hayvan sayısı çok fazla ama insan kaç tane oluyor? Üç beş tane oluyor. Dinsiz de, ölü de çok yaratılır Allah’a isyan edenler çok yaratılır bak -haşa benzetmek gibi olmasın ben tenzih ediyorum dinsiz insanları da- dindar insan az yaratılır bu özelliğidir dünyanın bir özelliğidir şaşıracak bir şey yok. Bir tek Hz. Mehdi (as)’ın yüzü suyu hürmetine son kere Cenab-ı Allah İsa Mesih’in yüzü suyu hürmetine son kere İslam ahlakını hakim ediyor Cenab-ı Allah inşaAllah.

Evet dinliyorum.

VTR: Bir insan neden ülkesine ihanet eder ki?

ADNAN OKTAR: Aferin benim canıma, aferin benim güzel kuzuma, bak yaşı küçük olduğu halde Allah’ın emrini yerine getirmişsin çarşafa girmişsin çünkü içtihadı öyle diyor ki; “ben dışarıda rahatsız edilirim” bitti çarşaf farz olur ve bu tarz bir kıyafeti çarşaf hükmünde kabul etmiş, olur. Allah kabul etsin ibadetini, her an namaz hükmünde oluyor. Güzel yüzlüm şimdi bak şöyle bu FETÖ’cü alçaklara diyorlar ki; “Türk milleti” diyorlar “Yecüc ve Mecüc” yani deccal ordusu “siz Amerikalısınız, İngiliz’siniz senin anavatanın İngiltere” diyor “orası yabancı bir ülke” diyor “ve onlar da Yecüc ve Mecüc yeryüzünden silinmesi gereken insanlar. Oranın milli istihbaratına girin orada ne duyarsanız alın getirin, kozmik odaya girin bilgileri toplayın getirin, Milli İstihbarat’ın PKK içindeki o elemanlarını ihbar edin asıl ibadet bu” diyor deccal ahmakları böyle kandırıyor. Bu ahmaklar da şeytana uyup kendi vatanına alçakça, kahpece ve şerefsizce düşman oldular olay bu ve beyinsiz ahmaklardan oluşuyor bu yapı.

Evet dinliyorum.

VTR: Din ile bilim bir bütün müdür, yoksa ayrı mıdır?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm tabii ki bir bütündür. Din ile bilim iç içedir. Din insanı normal insan haline getirir, normal insan da bilimi en güzel şekilde araştırır, inceler ve Allah’ın sanatını bulur. Bilim Allah’ın sanatını öğrenme sanatıdır. Bilim Allah’ın sanatını öğrenme sanatıdır. Bilim hep Allah’ın sanatını anlatır. Kanunlarını, kainatı nasıl mükemmel yarattığını gösterir bilimle bunu anlamış oluruz. Din de sosyal düzeni, akıl düzenimizi, ruh düzenimizi, güzel yaşamımızı bize sağlar ve ahiretinin tabii inanan için de mükemmel olmasını sağlar.

Evet dinliyorum.

VTR: İslam Birliği  olduğunda Müslümanların ortak bir para birimi olacak mı?

ADNAN OKTAR: Tabii ki olur. Dolar bağımlılığından kurtuluruz tabii ve dolayısı ile doların yükselmesi olayının tamamı biter enflasyon da sıfır olur Mehdi devrinde, sıfır enflasyon hiçbir şekilde olmaz enflasyon. Çünkü sürekli para döneceği için para biriktirilmeyeceği için bir kolaps koma hali olmuyor. Ekonomi çok canlı ve zinde olur.

Evet dinliyorum.

ASLI HANTAL: Donald Trump’ın transseksüellerin Amerikan ordusuna girmesini engelleyen kararı federal hakim tarafından iptal edildi.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar İngiliz derin devleti her yeri kontrol altına aldığı için hükümet şu an yok hükmünde neredeyse ne karar alırsa alsın geçerli olmuyor.

Evet dinliyorum.

VTR: En sevdiğiniz sanat dalı hangisidir?   

ADNAN OKTAR: En sevdiğim sanat dalı resimdir tabii, resmin üstüne yoktur. En mükemmel klasik odur sonra heykel gelir ama heykel de çok mükemmel bir sanat dalı. Ama dinozor heykeli, sarımsak heykeli falan değil inşaAllah.

Münafığın iyi özelliği çöp kamyonu gibidir. Nerede pislik varsa toplar götürür arkasından. Böyle pislik böceği gibidir pislikleri toplar. Akşama kadar onunla uğraşır Müslümanla uğraşmasına gerek kalmaz. Münafık kendisi pislikleri bulur tek tek alır götürür o kendi pislik torbasının içine atar. Onun için Müslümanların temizlenmesinde, içinde mikrop barınmamasında bu mahlukatın büyük faydası vardır. Mısır kabartmalarında vardır pislik böceği; bu münafıklar da öyle pislik böceğidir. O münafıkları toparlar toparlar böyle alır alır yuvalarına götürürler. Biz de o pislikten öylece kurtulmuş oluruz. Emek vermesine Müslümanın gerek kalmaz.

Hz. İsa Mesih’in Magdalalı Meryem diye bir hanımla beraber mücadelesi vardı. Çünkü İsa Mesih biliyorsunuz Musevi’ydi, Yahudi’ydi. Yahudilerin sosyal kültürü yetişkin bir erkeğin bekar kalmasını yasaklıyor zaten, yasak onlarda. Var ya bizim gelenekçilerde illa evlen diye tuttururlar orada da öyle bekar yaşaması mümkün değil. Bir de evli olmasaydı İncil’de de o konu geçerdi yani vurgulanırdı. Kuran’da da geçebilirdi. Evli olması çok makul ama çocuğu olmamış olabilir ayrı ama. O Musevi’ydi biliyorsunuz sonra Musevilikten Hristiyanlığa bir kalb oldu. Şimdi de Hristiyanlıktan Müslümanlığa bak bir tek ona mahsus.

Evet, dinliyorum.

VTR: Paralel evrende melekler yaşıyor mu?

ADNAN OKTAR: Çok güzel olmuş canımın içi, şapkanla kıyafetin çok güzel uymuş. Yüzün de çok güzel bayağı kibar, temiz bir yüzün var. Paralel evrende tabii melekler Allah’ın varlığının ne diyoruz, diyoruz ki “Allah sonsuz önce de vardı” melekler de sonsuz öncede var olmuş oluyor. Dolayısıyla her zaman vardı melekler. Allah’ın yalnız olduğu bir an yok. O gelenekçi sistemin yanlış bir ifadesi. “Allah yalnızdı” diyor “çok zamanlar geçti” diyor “sonra yalnızlık böyle olmayacak diye düşündü Allah” diyor “sonra insanları yarattı” diyor. Kardeşim Allah zamansız olduğuna göre bir an varsa nasıl önce sonra oluyor? Bu kadar mı düşünemiyorsunuz, bu kadar mı düşünemiyorsunuz? İnsan acısın mı bunlara ne desin?

Evet, dinliyorum.

VTR: Kızlar niye bu kadar acımasız?

ADNAN OKTAR: Canımın içi, yakışıklım, aslanım benim, nur yüzlüm. Benim güzel delikanlıma, benim aslanıma kızlar bir daha sakın böyle acımasız şeyler yapmasınlar, onu üzmesinler. O dünyalar güzeli maşaAllah. Yakışıklım bir yanlışlık olmuştur sen çok güzel delikanlısın, güzel insansın. Bundan sonra olmaz zannetmiyorum inşaAllah. Ama çok dindar ol, Allah’ı çok sev, Allah’tan çok kork. Allah sana öyle acımasızları göndermez o zaman.

Evet, dinliyorum.

VTR: Başka yaratıcıların olmadığına nasıl emin olabiliriz?

ADNAN OKTAR: Sen ne kadar güzelsin böyle canımın içi, olağanüstü güzelsin. MaşaAllah tam tipik sarışın çok çok güzel. Uzaylılar falan gibi mi demek istiyor? Canımın içi onu da bir Yaratan vardır o zaman o zincirleme gider onun bir mantığı olmaz. Uzaylıların yaratıcı olduğunu düşünüyor olabilirsin belki ama onu kim yaratmış? Onu yaratan o zaman onu da o yaratmış oluyor zaten ona gerek kalmıyor o zaman. Çünkü yaratılmışsa zaten acz içinde. O zaman yaratılmışın nasıl bir şeyi yaratması mümkün olsun ki? Çünkü yaratan hepsine hakim olmuş oluyor. Bütün gücü her şeyi ona ait. Ondaki irade de ona ait olmuş oluyor. Mesela yarattı dediğinde Allah yaratmış olur onun iradesini, gücünü veren o. Dolayısıyla zincirleme bir mantık bozukluğu olacağı için bu mümkün değil. Zaten herhalde anlamışsındır. Çok kolay bir mantıkla bunu görebilirsin.

Evet, dinliyorum.

VTR: İnsanlar neden tevazuyu unuttu?

ADNAN OKTAR: Güzel yüzlüm işte bir manevi deprem oluştu. 150 yıldan beri deccal dünyayı mahvetmek istedi. Bu özel yaratıldı. Mehdi (as)’nin çıkışı için bu yapıldı. Eğer kökenine gidersen tabii ledüni bir bilgi çıkar burada. Eğer deccal olmasa da Mehdi olmamış oluyor, İsa Mesih olmamış oluyor. İsa Mesih’in çıkması için deccalın çıkması gerekiyor. Deccalı da yaratan nihayetinde Allah’tır. Dolayısıyla bu tahribatın meydana gelmesini de sağlayan yine Allah’tır. Ama insanlar tabii istese direnebilirlerdi Darwinizm’e, materyalizme, şirk İslam anlayışına direnebilirlerdi direnemediler. Şimdi görev Mehdi (as)’de. 3-5-7 yıl içerisinde olacak olayları hep beraber seyredeceğiz, göreceğiz inşaAllah.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

ASLI HANTAL: Yayınımıza videolarla devam ediyoruz.

Masaüstü Görünümü