Harun Yahya


Kötülerin İttifakının Önderleri



İnkarcıların, yeryüzünde bozgunculuk çıkartanların, insanların iman etmelerini engellemeye çalışanların birtakım önderleri olduğunu Kuran'da Allah bildirir ve bu insanları "kavmin önde gelenleri" olarak tanımlar. Kuran ayetlerine bakıldığında tarih boyunca her toplulukta, iyileri kötüleyerek halkı onlara karşı kışkırtan, mal ve mevkilerinin gücüne dayanarak saldırgan, şımarık ve azgınca davranışlar sergileyen kişiler bulunduğu görülür. Halk ise zengin ve güçlü gördükleri ve bu nedenle korku duydukları bu insanların sözlerine itibar ederek, çoğu zaman kötülerin önde gelenlerinin yanında yer almışlardır. Oysa Kuran'da bildirildiğine göre, bu insanların peşinden giderek onların sözlerini dinlemeleri, her söylediklerine inanmaları ve kendi vicdanlarının sesine kulak vermemeleri, cehennem ateşine sürüklenmelerine neden olacaktır. Allah bu gerçeği ayetlerinde şöyle açıklar:

Andolsun, Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık olan bir delille gönderdik. Firavun'a ve onun önde gelen çevresine. Onlar Firavun'un emrine uymuşlardı. Oysa Firavun'un emri doğruya-götürücü (irşad edici) değildi. (Hud Suresi, 96-97)

Biz, onları ateşe çağıran önderler kıldık; kıyamet günü yardım görmezler. Bu dünya hayatında onların arkasına lanet düşürdük; kıyamet gününde ise, onlar çirkinleştirilmiş olanlardır. (Kasas Suresi, 41-42)

Toplumda bozgunculuk ve huzursuzluk çıkartanların o toplumlardaki bazı varlık ve güç sahibi kişiler olduklarını bildiren bazı ayetler ise şu şekildedir:

Biz, bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' emrederiz, böylelikle onlar onda bozgunculuk çıkarırlar. Artık onun üzerine söz hak olur da, onu kökünden darmadağın ederiz. (İsra Suresi, 16)

Böylece Biz, her ülkenin önde gelenlerini -orada hileli- düzenler kursunlar diye- oranın suçlu-günahkarları kıldık. Oysa onlar, hileli-düzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun şuuruna varmazlar. (En'am Suresi, 123)

Herşeyden önce bir toplumun önde gelenlerinden söz edildiği zaman o kişilerin mal varlıklarının yanı sıra, bu zenginlikleri sayesinde elde ettikleri güç de söz konusu olmaktadır. Toplumun sosyal yapısında söz sahibi olan ve bazı önemli organları da ellerinde bulunduran bu insanlar sahip oldukları fikirleri, istedikleri Kuran ahlakından uzak yaşam tarzını ve hayata bakış açılarını kolaylıkla insanlara empoze edebilirler. Bir başka yöntemleri de yine bu güçlerini kullanarak iyileri tehdit yoluyla yıldırmaya çalışmalarıdır. Allah bir ayetinde inkarcı önde gelenlerin bu özelliklerini şöyle bildirmiştir:

Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı. (Yunus Suresi, 83)

Kötülerin ittifakının baş mimarları ve bu ittifakı yönlendirenler işte bu toplumun sosyal önderleridir. Bu önderler biraraya geldiklerinde iyiler aleyhinde ittifak eder, onları yok etmenin veya etkisiz hale getirmenin planlarını kurar, kendileri ile aynı safta bulunan kimselerden yardım alırlar. Bunun örnekleri yine Kuran'da Hz. Musa (as) ile ilgili bir kıssa anlatılırken bildirilmektedir:

Şehrin öbür yakasından bir adam koşarak gelip dedi ki: "Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek konusunda aralarında görüşmektedirler, artık sen çık git; gerçekten ben sana öğüt verenlerdenim." (Kasas Suresi, 20)

Böylelikle Firavun arkasını dönüp gitti, hileli düzenini (yürütecek büyücüleri) biraraya getirdi, sonra geldi. (Taha Suresi, 60)

Ayetlerde de görüldüğü gibi, kötülerin önderleri toplanarak iyiler aleyhinde kararlar vermekte ve onlara karşı kullanacakları kişileri biraraya getirerek ittifaklarını güçlendirmektedirler. Tarih boyunca kötülerin ittifakına uyanlar da belki korktukları belki de onlardan çekindikleri için, veya onların güçlerinden etkilendikleri için kötülerin önderlerine uymuşlardır. Örneğin Firavun'un peşinden gidenler, Hitler, Mao, Stalin, Pol Pot gibi hastalıklı kişilerin her dediğini uygulayarak milyonlarca masum insanı katledenler veya bir suç örgütüne girerek türlü katliamlar gerçekleştirenler, masum insanları öldürenler, dolandıranlar da belki kendilerine sorulduğunda aynı cevabı verecek ve elebaşlarının zulmünden korktukları veya onların güçlerinden etkilendikleri için onlarla ittifak etmeye mecbur kaldıklarını söyleyeceklerdir. Belki dünya hayatında onların bu samimiyetsiz açıklamalarına kulak verenler olabilir. Ancak ahirette onların bu açıklamaları kabul görmeyecektir. Allah bazı ayetlerinde kötülerin önderleri ile onlara tabi olanların ahirette birbirleriyle nasıl çekişip, lanetleşeceklerini bildirmiştir. Bu, kötülerin önderleri ile onlara uyanların mutlak sonudur:

(Allah) diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin." Her bir ümmet girişinde kardeşini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: "Rabbimiz, işte bunlar   bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmış bir azab ver diyecekler. (Allah da:) "Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek. (Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın." Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, onlar için göğün kapıları açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu-günahkarları işte böyle cezalandırırız. (Araf Suresi, 38-40)

Oysa küfrün önde gelenlerinin sahip oldukları güç ne kendilerine ne de çevrelerindeki insanlara fayda ya da zarar getirebilir. Tüm mülkün ve gücün sahibi, üstün ve güçlü olan Rabbimiz'dir. Rabbimiz dilemedikçe hiç kimse hiç kimseye ne yarar ne de zarar verebilir. Bu gerçeğe iman eden müminler ise tarih boyunca ne Firavun'un ne Nemrut'un ne de bir başka şer önderinin etkisi altında kalmamışlar ve onlara boyun eğmemişlerdir. Onlar her zaman Allah'ın hoşnutluğunu aramışlar ve yalnızca Allah'tan korkup sakınarak, kötülere asla uymamışlardır. Örneğin Kuran'da Allah Hz. Musa (as)'ın kavminin büyük bir bölümünün Firavun'un ve önde gelenlerin eziyetinden korkarak iman etmediklerini, ancak gençlerden az sayıda kişinin Hz. Musa (as) ile ittifak ettiğini bildirmektedir. Aynı şekilde Firavun'un Hz. Musa (as)'ın aleyhinde düzen kurmaları için görevlendirdiği kimseler de gerçekleri görmüşler ve Hz. Musa (as)'ın safına geçmişlerdir. Bu cesur ve yürekli insanlar Firavun'un tehditlerinden asla korkmamış, hiç çekinmeden, iyilerle ittifak etmişlerdir. Allah büyücülerin bu güzel tavrını Kuran'da şöyle bildirir:

Ve sihirbazlar secdeye kapandılar. "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler. "Musa'nın ve Harun'un Rabbine…" Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı burdan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz. Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam edeceğim." (Onlar da:) "Biz de şüphesiz Rabbimize döneceğiz" dediler. Oysa sen, yalnızca, bize geldiğinde Rabbimizin ayetlerine inanmamızdan başka bir nedenle bizden intikam almıyorsun. "Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür." (Araf Suresi, 120-126)

Ayetlerde de görüldüğü gibi, samimi ve vicdanlı insanların iyilerle ittifak etmesini hiçbir koşul, tehdit ya da saldırı engelleyemez. Kötülerin kendilerini kötülüğe, azgınlığa ve nihayetinde cehenneme çağıran önderleri olduğu gibi, iyilerin de onları hidayete çağıran ve Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmalarına vesile olan kişiler vardır. İnsanları iyiliğe ve hayra çağıran bu kişilerden söz edilen ayetlerden bazıları şöyledir:

Ona İshak'ı armağan ettik, üstüne de Yakub'u; her birini salihler kıldık. Ve onları, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi. (Enbiya Suresi, 72-73)

Ve onların içinden, sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola iletip-yönelten önderler kıldık; onlar Bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı. (Secde Suresi, 24)

İşte bu salih insanlar tüm hayatları boyunca insanları hidayete, Allah'ın sevdiği doğru yola çağırmışlardır.

 

Kitap bölümleri

Masaüstü Görünümü