Harun Yahya

Müminler cennette Rabbimiz'ın cemalinin tecellisini göreceklerdir


“Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır. Rablerine bakacaklardır (O’nu göreceklerdir).”

(Kıyamet Suresi, 22-23)

(Onlar [kâfirler] o gün Rablerini [cemal sıfatı ile] görmekten mahrumdur.)

[Mutaffifin Suresi, 15]



PEYGAMBERİMİZ (SAV) MİRAÇ’TA RABBİMİZİN TECELLİSİNİ GÖRDÜĞÜNÜ SÖYLEMİŞTİR

Cabir bin Abdullah, Peygamber Efendimiz’in, Necm Suresi’nin “Andolsun, onu bir de diğer inişte görmüştü. Sidretü'l Münteha'nın yanında.” mealindeki 13 ve 14. âyet-i kerimeleri üzerine;

“Elbette Rabbimi gördüm, Ben Sidretü’l-Münteha’da Rabbimi gördüm. Öyle ki, ilahi vechinin nuru, benim için zahir oldu.” buyurduğunu bildirmiştir.

Diğer hadisler:

Ezeldeki ahdine sâdık kalanlar cennete, kalmayanlar ise cehenneme gireceklerdir. (Ahmed Bican'ın "MÜNTEHA" isimli Fusus Tercümesı Işığında Tasavvuf Düşüncesi, Ayşe Beyazit, s. 89)

Bunların nasıl olduklarını Allah bilir, demeli. Anlamadıkları için, (Aklım ermiyor) demeli. Kendi aklına güvenip, anlamadığına inanmamak, çok yanlıştır. (3/44)

Allahü teâlâyı Cennette görmeye inanmak şerefinden mahrum olanlar, bu saadete kavuşmakla nasıl şereflenebilir? (İnkâr eden, mahrum kalır) buyurulmuştur.

(3/44 ve 90)

İmam-ı A’zam hazretleri buyuruyor ki:

Allahü Teâlâ ahirette görülecektir. (Fıkh-ı Ekber)

(Onlar [kâfirler] o gün Rablerini [cemal sıfatı ile] görmekten mahrumdur.) [Mutaffifin Suresi, 15]

İmam-ı Şafii, İmam-ı Malik hazretleri gibi mezhep sahibi büyük âlimler, (Bu âyet-i kerime, müminlerin Allahü Teâlâyı cemal sıfatı ile göreceklerine bir delildir. Çünkü öyle olmasaydı, Kâfirler göremeyecek buyurulmazdı) demişlerdir. Hiç kimse denmiyor, kâfirler göremeyecek buyuruluyor. (Hazin)

(Nuhbet-ül-Leali)

. (Berika)

İmam-ı Nevevi Hazretleri, "rüyet haktır" buyuruyor.

(Rüyet, baş gözü ile görme demektir)

, Cennette mümin kullarına (Kullarım, Benden daha ne istersiniz ki vereyim) buyuracak, Cennette, mekândan münezzeh olduğu halde cemalini gösterecektir. (Miftah-ül Cenne)



(Müslim, İman: 27; İbn Mâce, Mukadime: 17)

[Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 415/10130]

"Ey Allah'ın Resulü! Rabbimiz'i görecek miyiz?"
"Bulutsuz berrak bir mehtap gecesinde Dolunay'ı görmek için itişip kakışır mısınız?"
"Hayır."
"Bulutsuz bir günde Güneş'i görmek için birbirinizi itip kakarak birbirinize zahmet verir misiniz?"
"Hayır."
"İşte Rabbinizi de öyle zahmetsiz ve sıkıntısız, apaçık göreceksiniz. [(Buhari, Müslim, Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 416/10133]

Cennet ehli cennete girdiklerinde amellerinin derecelerine göre oraya yerleşecekler. Sonra onlara dünya günlerinden Cuma günü kadar bir süre Rablerini ziyaret etmelerine izin verilecek. Onlara Allah'ın Arş'ı gösterilecek. Onlara cennet bahçelerinden bir bahçede gözükecektir. Onlara, nur minberleri, inci minberleri, yakut minberleri, zeberced (zümrüt cinsinden parlak, yeşil, kıymetli bir taş) minberleri, altın minberleri ve gümüş minberleri kurulacak. En aşağı dereceli kişileri bile -ki içlerinde aşağı dereceli kimse yoktur- misk yığını üzerinde oturacak. Kürsi sahiplerinin onlardan daha üstün meclisleri bulunduğunu görmezler... O mecliste Allah'ın yanında bulunup, O'na muhatap olmayacak hiç kimse olmayacaktır… [(Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 409-410/10100]

… Adn Cenneti'nde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah'ın vechindeki (yüzündeki) rıdâu'l-kibriyadan (büyüklük perdesinden) başka bir şey yoktur. [(Buhari, Müslim, Tirmizi), Cennet 3, 2530]

Cennet ehli Allah'ın huzuruna iki defa girer... Onlardan her biri o mecliste, amellerine göre, inci, yakut, zümrüt, altın ve gümüşten minberler üzerinde otururlar. Gözleri hiçbir zaman bu kadar aydın olmamıştır. Bunun tekrarına kavuşmak ümidi ile ertesi günü bekler halde yerlerine dönerler. [Ramuz el-Ehadis-1, s. 120/3]

Enes (r.a.) Hz.den rivayet ediliyor:  Allah (c. c. ) buyurur ki:

"Ey kullarım isteyin Benden, istediğinizi vereyim."

Kullar,

"Senin cemalini isteriz" derler.

Bunun üzerine, Hz. Allah cemalinin görülmesine engel olan perdeleri kaldırır ve cennetlikler Allah’ın izni ile Rablerinin cemalini Ayın bedir halindeki vaziyeti gibi görür ve bakarlar. Bu görüş ve bakış, herkesin manevi derecesine göre olur.

İLAHİ CEMALİ GÖRÜNCE hemen secdeye kapanırlar. Allahü Teala der ki:

"Ey kullarım! Kaldırın kafalarınızı. ŞU AN secde ve rüku zamanı değil, CELAL SAHİBİ OLAN ALLAH'IN CEMALİNİ SEYRETME ZAMANIDIR." (Hammami Tercümesi)

Hz. Cabir'den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) haber vermiştir ki,

"Cennetlikler cennette nimetlere dalmış ve zevk içindeyken, bir ara bir nur parlar. Başlarını kaldırdıklarında, Hz. Allah'ın cemalinin tecelli etmiş olduğunu görürler. Allah (c.c.), "Selamün Aleyküm ey cennet ehli" diye selam verir. Ayetin manası işte budur.

, cennet nimetlerinden hiçbirine ilgi duymazlar. Çünkü, Allah'ın cemalini seyretmenin zevk ve lezzetiyle, cennet nimetlerini unuturlar. Hz. Allah’ın cemali gözlerinden kaybolana kadar bu vaziyette kalırlar. Sonra Allah'ın Cemali kaybolursa da nuru ve bereketi, ikinci, üçüncü.. seyredişe kadar cennetliklerin üzerinde devam eder." (Hammami Tercümesi)

"Ey Rabbimiz! Dünyadayken, bize cennette cemalini göstereceğini va'detmiştin. Sen sözünden dönmezsin.”

Bu sırada, önlerinde, içinde nurlar bulunan bulut gibi bir şey bulunmaktayken, perdeler kaldırılır ve Allah'ın cemalinin nurları bedir halindeki ay gibi apaçık tecelli eder. Mü'minler, anlatılması mümkün olmayan bir şekilde, cihetten münezzeh olarak Allah'ın cemalini görünce, hayran kalıp iltica eder ve öyle bir sayha (haykırış, şiddetli ses) atarlar ki, sesleri taa arşa ulaşır.

Sonra, önce kendilerine sunulan temiz cennet şarabından içerler. İçince akılları başlarına gelir; ayılırlar." (Hammami Tercümesi)

Cennette Allahu Tealâ’nın cemalini seyretme cuma günleri olacaktır. O gün cennet ehlinin bayramıdır. (Ebu Ya’la Heysemî)

Vallahi Allah onlara cemaline bakmaktan daha güzel ve gözü aydınlık edecek bir nimet vermemiştir.” (Müslim Tirmizî Nesaî)

ve Sana kavuşmanın şevkini isteriz.”



 

Masaüstü Görünümü