Harun Yahya

Ukrayna’nın bölünmesi iç savaşla sonuçlanır




Ukrayna ve Rusya arasında gerilime neden olan Kırım Özerk bölgesinin bölge ve dünya barışı açısından ne kadar önemli olduğunu anlamak için biraz tarihe göz atmamız gerekiyor. Kırım, stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca çeşitli devletlerin egemen olduğu ve birçok savaşa şahit bir coğrafyadır. Osmanlı İmparatorluğunun egemen olduğu uzun yıllar bu bölge Kırım Hanlığı olarak kaldı. Osmanlı İmparatorluğunun gerileme dönemlerinde ise Rusya Kırım Hanlığına olan ilgisini artırdı.  93 Osmanlı-Rus harbinde Osmanlı’nın yenilmesi sonucu imzalanan anlaşmada Kırım hanlığının özerkliği iki devlet tarafından da kabul ediliyordu. Fakat bu dönemden itibaren Rusya'ya çok yakın olan bölgede yaşayan Müslüman Tatar halkı için sıkıntılı bir dönem de başladı. 

 

İlk olarak Osmanlı devletinin yerini doldurmaya çalışan Rus Devletinin egemenliğinden korkan Müslüman halk Anadolu topraklarına göç etmek zorunda kaldı. Kırım Tatarlarının Stalin tarafından 1944 yılında Özbekistan'a sürgün edilmesi bu zulmün üst noktasıydı. Zürgün sırasında Kırım Tatarlarının nüfusunun yarıya yakını hastalık ve açlıktan dolayı hayatını yitirdi. Komünist Rus yönetimi Tatar Müslümanlarını zalimce anavatanlarından sürerken, yerine Ukrayna ve Rus etnisiteye ait nüfusu bölgeye getirdi. Kendisi de Ukraynalı olan Kruşçev'in etkisiyle ve SSCB parlamentosunun kararıyla Ukrayna'ya bağlanan Kırım'da artık popülasyon tamamen değişmişti. Rusların genel nüfustaki oranı %60’a varırken, Ukraynalılar %24 ve Tatarların oranı ise artık yalnızca %14 civarındadır.

 

SSCB'nin çözülmesiyle Ukrayna'ya bağlı özerk bir cumhuriyet haline gelen Kırım, Ukrayna'da son günlerde yaşanan olaylardan sonra ilgi odağı haline geldi. Ukrayna'da Rus yanlısı Viktor Yanukovic iktidarının düşmesi ve Avrupa ekseninde bir geleceğe doğru yol alınması, ülkenin doğusunda yaşayan Rus kökenli halk arasında ve özellikle Kırım'da gerginliğe neden oldu. Kırım’da Rus egemen nüfusun Ukrayna'dan ayrılma talebi, Rus hükümeti tarafından el altından körükleniyor. Ancak bu talep Kırım Türkleri için yaşamsal bir öneme sahip. Azınlık haline getirilen Kırım Türkleri, Ukrayna'dan ayrılıp Rusya'ya bağlanma durumunda, zaten kısıtlı olan demokrasi ve insan haklarının çok daha kötü bir hal alacağı ve yok olacakları kaygısını taşıyorlar. Şu günlerde Rus çoğunluğa sahip Kırım Özerk Cumhuriyeti Meclisinde, olabilecek Ukrayna'dan ayrılma kararını önlemeye çalışan Müslümanlar, çeşitli protesto gösterileri düzenliyorlar. (Kırım bölgesi Karadeniz'deki donanmalarının merkez üssünün olması sebebiyle Ruslar açısından büyük önemi bulunuyor. Rus yanlısı devrik hükümet zamanında 49 yıllığına kiralanan Sivastopol şehrindeki deniz üssü ise Karadeniz'in en stratejik yeri.)

 

Ukrayna'da yaşanan sorunların temelinde Doğu ve Batı Ukrayna arasındaki keskin farklılık yatıyor: Batı Ukrayna Katolik ve AB’ye yakın, Doğu Ukrayna ise Ortodoks ve Rusya’ya yakın. Kırım ise göç yoluyla değiştirilen mevcut demografik yapısı itibariyle neredeyse tamamen Rus egemenliği altında. Yani istenmeyen bir bölünme durumunda bundan en kazançlı olabilecek ülke Rusya, ama en fazla kaybeden halk, nüfusunu ve kendi ülkesinde etkisini kaybetmiş Kırım Tatar Müslümanları olacaktır. Batı yanlısı olan muhalif grupların Doğu Ukrayna’nın taleplerini yok sayması, ya da Rusya etkisindeki hükümet yanlılarının Batı Ukrayna’nın taleplerini görmezden gelmesi ülkeye zarardan başka bir şey getirmiyor. Ukrayna’da farklılıkları bölünme değil, zenginlik olarak gören, aynı zamanda hem AB-ABD ile hem de Rusya ile ekonomik, kültürel birlikteliği sağlayabilecek bir model oluşturulmalıdır. 

 

Tarihi anlamda bölge ile ilgisi ve sorumluluğu olan Türkiye’nin de savunduğu budur. Türkiye hükümeti, öncelikle bölgenin Ukrayna'dan ayrılmaması ve ülkenin bütünlüğünü koruması gerektiğini savunmakta ve ilgili ülkeler arasında diyaloğa dayalı bir politika izlenmesini arzu etmektedir. Karadeniz'in en önemli iki ülkesi olan Rusya ve Türkiye arasında son yıllarda ekonomik ilişkiler çok büyük bir gelişim göstermiştir. Bu ilişkilerde Ukrayna birçok açıdan kilit rol oynamaktadır. Bu nedenle Rusya'yı kesinlikle dışlamaya çalışmadan sorunun önünü açacak yollar denenmelidir. Ukrayna, Avrupa ve Rusya arasındaki rekabetin mağduru olmamalıdır. Aynı durum Kırım için de geçerlidir ve Kırım Parlamentosunun bölünme ile ilgili kararı oldu bittiye getirilirse, durum çok daha karışık hale gelecek, Rusya’nın askeri müdahalesi ise bölgeyi çok büyük bir çatışma ortamı haline getirecektir. 

 

Çözüm ne Rusya’yı ne de AB’ni dışlamayan, sevgi ve barışa dayalı bir uzlaşı formülü olmalıdır. Ortadoğu, Kafkasya, Avrupa’nın doğusu, yakın tarihte hep savaşlarla yaşadı. Huzur ortamının tesis edilmesi için bu saydığımız coğrafyanın merkezindeki ülke olan Türkiye’nin manevi önderliğinde bir  birlik hemen tesis edilmeli, bu birliğe bölünmemiş haliyle Ukrayna ve Rusya da dahil edilmelidir. Rusya Federasyonu bu birlikte çok aktif görev almalı, etrafında SSCB döneminde kendisinden ayrılmış ülkelere öncülük ederek Türkiye ile koordineli hareket etmelidir. Çünkü bu birlik, düşüncesi ne olursa olsun bütün halkları kendi evladı gibi gören, onlara sahip çıkan şefkat gösteren, barışı ve refahı hedefleyen bir sistem olacaktır.

 

Tüm bölge ülkelerini kucaklayan bir birlikle bu bölgede de gerçek sevgi ve huzur ortamı tesisi mümkündür. Böyle bir birlik, bölge devletleri için yaşanan sorunlara ve dökülen kanlara tek gerçekçi çözümdür.  

 

Sayın Adnan Oktar'ın Harakah Daily'de yayınlanan makalesi:

 

http://en.harakahdaily.net/index.php/articles/analysis-a-opinion/8584-the-division-of-ukraine-would-lead-to-a-civil-war-.html

 

Masaüstü Görünümü

 

 

iddialaracevap.blogspot.com ahirzamanfelaketleri.blogspot.com ingilizderindevleti.net