Harun Yahya

Müşriklerin Matem Anlayışı


Ölüm olduğunda günlerce yas tutmak, gülmemek, sevince dair her şeyi hayattan çıkarmak bir cahiliye adetidir. Müslümanlar için ölüm dünyadaki imtihanın sona erişi, gerçek yurt olan ahirete geçiş ve her şeyden önemlisi en sevgili olan Rabbimiz’e kavuşmadır. Bu sebeple Müslümanlar birinin ölümü dolayısıyla matem tutmazlar. Tam tersine, sevdiklerinin Allah’a kavuşmasından dolayı sevinir, “inşaAllah Rabbim kendisinden razı olmuştur” diye dua ederler. Matem, kaderdeki hikmeti kavrayamayan, kadere gönülden teslim olmamış, Allah’ın yaratmasındaki güzellikleri göremeyen, dünyanın geçici olduğunu bilmeyen insanların batıl bir adetidir. 

 

Bu yüzden bir ölüm olayı olduğunda Müslümanlar birbirlerine yas tutmayı tavsiye etmezler. Üzülmeyi tavsiye etmezler. Hüzünlü olmayı tavsiye etmezler. Mutsuz olmayı tavsiye etmezler. Ölüm olduğunda Müslümanlar birbirlerine güzel bir sabrı, Allah’ın kaderde takdir ettiğini sevinçle karşılamayı tavsiye ederler. Çünkü yas tutmak demek, haşa, Allah’ın takdir ettiği kaderden razı olmamak demektir. Yas tutmak demek, haşa, Allah’ın yarattığına isyan etmek demektir. 

 

“Suriye’de, Filistin’de, Mısır’da insanlar ölüyorken siz nasıl eğlenirsiniz?” diye düşüncesini ifade eden bazı insanlar da bu gerçeği unutmaktadır. Suriye’de, Mısır’da, Irak’ta ve dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan kayıplar, acılar karşısında Müslümanların yapması gereken yas tutmak değil, bu acıların son bulması için gayret etmektir. Kaldı ki, bu eleştiriyi ifade eden insanların kendileri de –dünyadaki tüm bu acılara rağmen- düğünlerde eğlenmekte, televizyon sohbetlerini gülerek izlemekte, dizilerle filmlerle iyi vakit geçirmektedirler. 

 

Mümin için ölüm son değildir. Tek gerçek sevgilisi ve dostu olan Allah’a kavuşmadır. Mümin kendisi için ölümü nasıl sevinçle karşılıyorsa, sevdiği bir insanın ölümünü de sevinçle karşılar. Ölümler karşısında üzülmek gerektiği inancı ise cahiliyeye ait bir düşüncedir. Allah’ın gücünü ve kudretini gereği gibi kavrayamayan insanlar ölümdeki hikmetleri de takdir edemezler. Ölümü bir yok oluş sandıklarından üzüntüyle karşılarlar.

 

Bu sebeple cahiliye toplumlarında ve özellikle eski putperest kültürlerinde bir çok batıl matem adeti vardır. 

 

Mesela, eski Mısır’da bir kimse ölünce, ölü evinin kadınları başlarına yüzlerine çamur sürerler, elbiselerini vücutlarına iple sardıktan sonra çıplak göğüslerini döverek dolaşırlar idi. Buna benzeyen âdetler Asurlularda, Perslerde, Greklerde ve Romalılarda da vardı. Yahudilikte de matem âdetleri arasında elbiseyi yırtma, çula sarılma, yere oturma, başa kül serpme, kül üzerinde yatma, bedeni kesme, saçı yolma, ağlayıp dövünme gibi adetler bulunmaktadır. Bazı kültürlerde ise ağlaması için özel insanlar tutulduğu bu insanların günlerce ağladığı bilinmektedir.

 

Mekkeli müşriklerin de ölen bir kişinin ardından benzer şekilde matem tuttuğu bilinmektedir. Peygamberimiz (sav) ise yas tutmayı Müslümanlara yasaklamıştır:

 

Ibnu Abbas radiyallahu anhuma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: YAS TUTMA CAHİLİYE İŞLERİNDEN BİRİDİR...." 

 

Ibnu Omer radiyallahu anhuma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, beraberinde YUKSEK SESLE AGLAYAN BİR KADIN BULUNAN CENAZEYİ TAKİP ETMEYİ YASAKLADI."

 

Cerir Mevla Muaviye anlatıyor: "Hz. Muaviye radiyallahu anh Humus'ta halka hutbe verdi ve hutbesinde Resulullah aleyhissalatu vesselam'in yas tutmayı (nevh) yasakladığını da hatırlattı."

 

Resulullah (sav)’in oğlu İbrahim vefat ettiğinde çok kısa bir an ağlamış olması ise Efendimiz (sav)’in şefkatinin ve merhametinin tecellisidir. Peygamber Efendimiz (sav)’in bu güzel ahlakını yanlış anlayıp, cahilce müşrik adetlerini devam ettirmek isteyenler ise yanlış bir uygulama yapmaktadır. 

 

Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık. (Kamer Suresi, 49)

 

De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır. (Tevbe Suresi, 51)

 

Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (İnsan Suresi, 30)

 

O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (En'am Suresi, 59)

 

Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, herşeyi bilendir." (Teğabün Suresi, 11)

Masaüstü Görünümü

 

 

iddialaracevap.blogspot.com ahirzamanfelaketleri.blogspot.com ingilizderindevleti.net