Harun Yahya

İnsan Şeytana Uyduğunda Sorumlu Olur


 Bazı insanların zannettiği gibi şeytan, bir efsane ya da bir masal değil, gerçeğin ta kendisidir... Şeytan insanlık tarihinin her aşamasında var oldu. Yaşamış ve ölmüş milyarlarca insanı ateşin içine çekti ve halen çekiyor. Hiçbir zaman ayırım yapmıyor, genç, yaşlı, kadın, erkek, devlet başkanı veya dilenci fark etmeden her insan bu düşmanın hedefidir. Bu yazıyı okurken de sizi gözlüyor ve planlar yapıyor. Tek arzusu var; olabildiği kadar çok insanı -siz de dahil- kendisiyle beraber cehenneme sürüklemek.

www.seytaninsistemi.imanisiteler.com

Şeytan, her insanın hayatı boyunca binlerce defa karşılaşacağı en büyük düşmanıdır. Düşmandır çünkü, insanın yaratılışında ona secde etmeyerek Allah’a itaat etmediği için Allah Katındaki makamını kaybetmiştir. Yeryüzünde bulunmasının tek nedeni de insanları saptırmak için Allah’tan aldığı izindir. Kıyamete kadar, bu izin doğrultusunda olabildiği kadar çok insanı cehennem ateşine sürükleyecek ve bunu başarmak için de her türlü yolu deneyecektir. Bu amaçla şeytan, insanları her an gözler (Araf Suresi, 27), insana zarar verecek planlar ve oyunlar hazırlar.

Çoğu insan şeytanın ne kadar büyük bir tehlike olduğunun farkında bile değildir. Şeytan bu insanların yanlış mantığına göre, uzak, hatta hayali bir varlıktır. Onlara göre yalnızca çok büyük kötülükleri yapan, vahşi, cani kimseler şeytana uyarlar. Kendilerini ve kendileri gibi insanları, şeytanla hiçbir alakası olmayan, temiz kalpli kişiler olarak görürler. Ancak arada yapılan ufak tefek hatalar için “şeytana uydum” denir.

Oysa bu gaflet, insanın hayatı boyunca yapabileceği en büyük hatalardan biridir. Çünkü şeytan -iman eden küçük bir grup dışında- insanların tamamına yakınını kendi kontrolü altına almıştır. Bu insanlar farkında olmadan en büyük düşmanları olan şeytanın istediği hayatı yaşar ve onun peşinden cehenneme giderler. Oysa insanların yapması gereken, şeytanı çok iyi tanımak ve onu düşman edinmektir. Allah bunu insanlara Fatır Suresi’nde emretmiştir:

Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin... (Fatır Suresi, 6)


Şeytanın Hilesi Zayıftır



Şeytan hakkında unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek vardır. Şeytan Allah’tan müstakil bir güç değildir. Şeytanı Allah yaratmıştır ve O’nun kontrolündedir. Düşmanlığı insana karşıdır. Şeytanın Allah’tan bağımsız bir güç olduğunu düşünenler yanılırlar. Bu kimseler şeytanın Allah’a karşı bir mücadelesi olduğunu zannederler. Oysa şeytanın insanlara Allah’ın dinini yaşatmak istememesinin nedeni, bunun insanları yıkıma uğratmak için tek yol olduğunu bilmesidir. Sonuç olarak şeytan da Allah’ın yarattığı bir varlıktır ve O’nun izniyle faaliyetini sürdürmektedir. Kendisine tanınan süre bittiğinde, cezasını çekmek üzere o da saptırdığı insanlarla beraber cehenneme atılacaktır.

Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım. (Sad Suresi, 85)

Unutulmaması gereken, şeytanın müminler üzerinde bağımsız bir gücünün olmadığıdır. Şeytanın gücü yalnızca Allah’ın tespit ettiği, daha doğrusu cehennem için özel olarak yarattığı insanlar üzerinde geçerlidir. Şeytan Allah’ın mümin olarak yarattığı bir kulu saptıramaz. Sadece, müminin dünya hayatındaki imtihanı gereği bazı küçük hatalar yapmasına vesile olabilir. Şeytanın saptırma etkisi yalnızca kalbinde hastalık bulunan kimseler üzerindedir. Bu gerçek Kuran’da şöyle bildirilir:

Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı-gücü yoktur. Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O’na (Allah’a) ortak koşanlar üzerindedir. (Nahl Suresi, 99-100)

Şeytan ayette bildirildiği üzere, insanın dosdoğru yolunun üzerine oturarak (Araf Suresi, 16) ona çeşitli tuzaklar hazırlar. Ancak Allah’tan gerektiği gibi korkup sakınan müminler şeytanın bu oyununa karşı son derece dikkatlidirler. Çünkü Allah Kendisi’nden korkup sakınana, onu doğru yola ulaştıracak, doğruyu yanlıştan ayırmasını sağlayacak bir anlayış verir: “Ey iman edenler, Allah’tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir.” (Enfal Suresi, 29)

www.Allahakillabilinir.imanisiteler.com


Şeytanın Yaratılmasındaki Hikmetler



Şeytan da yaratılmış bir varlık olduğuna göre, herşeyde olduğu gibi onun yaratılışında da sonsuz hikmet vardır. Örneğin şeytanla beraber büyük bir insan topluluğunun cehenneme sürüklenmesi, kıyamet günü müminlerin Allah’a şükürlerini, cennete karşı duyacakları sevinci artıracak bir unsurdur. Şeytan aynı zamanda mümin topluluğunun içinde gizlenen münafıkların ortaya çıkmasını sağlar. Bu hastalıklı kimseleri etkisi altına alarak, müminler aleyhine faaliyette bulundurur. Böylece münafıklar mümin topluluğu içinde gizlenemeyerek kendi kendilerini deşifre etmiş olurlar. Müminler de içlerinde barınmaya çalışan bu grubu kolaylıkla teşhis ederler. Dahası şeytanın faaliyetlerinin ve münafıklar üzerindeki etkisinin farkına varan müminlerin -Kuran’da geçen bir ayetin tecellisini gördükleri için- imanları ve Allah’a yakınlıkları artar:

Şeytanın (bu tür) katıp bırakmaları, kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri (her türlü) duyarlılıktan yoksun bulunanlara (Allah’ın) bir deneme kılması içindir. Şüphesiz zalimler, (gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler. (Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kuran’ın) hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltir. (Hac Suresi, 53-54)

Bu mümin topluluğun içinde bir tür temizlik anlamına gelir. Allah’ın şeytana süre tanımasının hikmetlerinden biri budur. Allah bu durumu Kuran’da şöyle açıklar:

Andolsun, İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu, böylelikle iman eden bir grup dışında, ona uymuş oldular. Oysa onun, kendilerine karşı hiçbir zorlayıcı-gücü yoktu; ancak Biz ahirete iman edeni, ondan kuşku içinde olandan ayırt etmek için (ona bu imkanı verdik). Senin Rabbin, herşeyin üzerinde gözetici-koruyucudur. (Sebe Suresi, 20-21)

Din ahlakından uzak yaşayan kişiler tarafından bilinmeyen bir başka husus ise şeytanın hiçbir yaptırım gücünün olmadığıdır. O yalnızca insanı davet eder. Eğer bir kişinin kalbinde bir hastalık varsa bu çağrıya uyar. Yoksa şeytanın insanlar üzerinde zor kullanabilecek bir gücü yoktur. Kendisine uyanların hatta tapanların hepsinin aslında ne kadar büyük bir gaflet içinde olduklarını bilir. Şeytanın kıyamet günü kendisine uyanlara yapacağı itiraf ayette şöyle haber verilir:

İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: “Doğrusu, Allah, size gerçek olan vaadi vaadetti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtacak değilim, siz de beni kurtacak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azap vardır.” (İbrahim Suresi, 22)

Şeytanın İnsan İçin Hedeflediği Bir ‘Son’ Vardır

Bu Son, Kişinin ‘Cehenneme Girmesi’dir

Şeytan, cehenneme sürükleyene kadar insanın peşini bırakmaz. Çünkü bu, Allah’ın Kuran’da bildirdiği kesin bir Adetullahtır. Ancak şeytanın samimi müminler üzerinde hiçbir gücü yoktur.

Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır. (Bakara Suresi, 168)

Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmaya çağırır. (Fatır Suresi, 6)

Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah’ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim. Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır. (Nisa Suresi, 119)

Allah Kuran’da, ‘insanı düşman edinen’ şeytana karşılık, insana da ‘şeytanı düşman edinmesini’ bildirmiştir. O halde insanın Allah’ın bu emrine uyarak, -Allah rızası için- şeytanı etkisiz hale getirmeyi kendisi için öncelikli bir hedef haline getirmesi gerekir.

www.Allahinsonsuzgucu.imanisiteler.com


Müminler İmanlarından Gelen Güçle Şeytana Uymazlar



Ahir zamanda bazı insanların etkisinde kaldıkları şeytani telkinleri dağıtmak için samimi Müslümanların akılcı telkinlerine çok büyük ihtiyaç vardır. Şeytanın hile ve oyunlarını ancak şeytanın yaygaralarına, kışkırtmalarına akıl, sükunet ve itidal ile yaklaşan, kargaşa ve fitneye yol vermeyen Müslümanlar bozup ortadan kaldırabilir. Çünkü “Benim kullarım; senin onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücün (hakimiyetin) yoktur.” Vekil olarak Rabbin yeter. (İsra Suresi, 65) ayetinde bildirildiği gibi ihlaslı, samimi Müslümanlar üzerinde şeytanın bir etkisi yoktur. Onlar şeytanın bu yaygaralarına kulak vermezler, hak ve batılı karıştırmazlar.

Bu nedenle tüm Müslümanların ayette tarif edilen Müslümanlardan olmaya niyet ve gayret ederek şeytanın oyunlarına alet olmadan, yaygaralarına kapılmadan, hilelerine bilerek ya da bilmeyerek ön ayak olmadan, doğruyu yanlıştan ayırt eden, sakinleştirici, yatıştırıcı, birleştirici ve uzlaştırıcı bir ahlak göstererek, bu konuda önayak olarak şeytanın telkinlerini dağıtmaları çok önemlidir. Aksi şekilde davranan bir müminse, gaflete düşmüş olur.

Allah Kuran’da insanları güzel söz söylemeye, öfkelerine kapılmamaya davet etmektedir. En güzel, en hayırlı davranış Kuran’da emredilen davranış olduğu için hayırlı olanı geciktirmemek ve hayırlarda yarışmak için Kuran’ın hükümlerini süratle hayata geçirmek önemlidir.

Samimi Müslümanlar sevgi insanlarıdır. Dinin hükümlerine titizdirler. Bu nedenle Müslümanların şeytanın propaganda yöntemlerine yaklaşım şekilleri, karışıklıktan çıkar uman kimselerin sevgisiz ve nefret dolu sözlerine, kışkırtmalarına aldırmadan Kuran’da bildirilen en güzel davranışı sergilemek, kardeşlik ruhunu esas almak ve böylece şeytanın planlarına en büyük darbeyi vurmak olmalıdır.


Sayın Adnan Oktar Şeytanın Bazı Özelliklerini Şöyle Açıklamıştır:



• Allah pek çok detayı hayata renk olsun diye yaratıyor. Örneğin ağaçlar hayata süs olması için yaratılır. Değişik olaylar güzellik ve hareketlilik olsun diye yaratılır. Yine şeytanı yaratan da, ona o gücü veren de Allah’tır. Çünkü zıtlar, dünyada hareketlilik ve renk oluşturur. (A9 TV; 13 Ağustos 2013)

• Bazen şeytan musallat olur mümin muttakiyse, halis Müslümansa. İlla onun kalbine bir kenardan girmek ister, canını yakmaya çalışır. Onun için şeksiz, şüphesiz iman çok makbuldür. Allah’a sığınmak lazım. Çünkü sadece canını yakmak için yapar şeytan, rahatsız etmek için. (A9 TV; 10 Mayıs 2013)

• Şeytan denilen bir negatif güç var ama etkisi zayıf. Asıl olan; biz eğer vicdanımızı kullanırsak, aklımızı kullanırsak Allah bize, sürekli vicdanımıza vahyeder. Mesela biz bir şey yaparken eğer o yanlışsa bize bilgi olarak gelir o. İlham edilir. Kalbimize ilham olur. O bilgiye direnirsek vicdansızlık yapmış oluruz. Eğer direnmez ve gereğini yaparsak vicdanımıza uymuş oluruz. (A9 TV; 14 Aralık 2012)

Masaüstü Görünümü