Harun Yahya

Bahreynli Şiiler Herkes İçin Özgürlük İstemeli




Bugün Arap coğrafyasında yüzünüzü ne yana çevirirseniz çevirin siyasi bir karışıklıkla, çatışmalar ve iç hesaplaşmalarla karşılaşırsınız. Bahreyn de bu ülkelerden biri.

Hatırlanacak olursa Arap Baharı'nın oluşturduğu değişim rüzgarı tüm Ortadoğu ve Kuzey Afrika'yı sarmış, Körfez kıyılarına kadar ulaşarak Bahreyn'i etkisi altına almıştı. İşsizlik, gelir dağılımı adaletsizliği ve siyasi yozlaşma gibi nedenlerle başgösteren halk hareketlerinin yol açtığı geniş çaplı demokratikleşme dalgasıyla birlikte Bahreyn'deki yönetim karşıtı Şiiler de taleplerini daha yüksek sesle ifade etmeye başladılar.

Bahreyn'de nüfusun %70'i Müslüman, %30'u Hıristiyan, Yahudi, Hindu, Sih ve diğer inançlardan. Müslümanlar'ın %80'i Şii, %20'si Sünni. İktidarda bulunan ve yaklaşık 200 yıllık emirlik geçmişi olan El Halife hanedanlığı ülkede azınlık olan Sünni mezhebe mensup ve uzun yıllardır Şiiler'in temel hak ve özgürlük talepleriyle karşı karşıya.

Şubat 2011’de binlerce Şii'nin başkent Manama'daki İnci Meydanı’nda toplanarak başlattığı eylemlerin dozu halkın seçim sandığına gittiği 2014 yılının Kasım ayı itibariyle azaldıysa da Şiiler seçimlerden sonra da umduklarını bulamamaktan ve hala medeni ve eşit haklardan mahrum olmaktan, kendilerine karşı ayrımcılık yapılmasından, üst düzey devlet görevlisi olarak çalışma hakkına sahip olamamaktan ve siyasi platformda istedikleri gibi temsil edilememekten şikayetçi. Bağımsız bir meclis kurulmasını, yasama meclisinin tam yetkili ve bağımsız olmasını, yargı gücünün tarafsız olmasını, anayasal bozuklukların giderilmesini ve bir an önce temel ve dengeli reformların gerçekleştirilmesini istiyorlar. Bu yöndeki taleplerini dile getirmek için zaman zaman gösteriler düzenleyen Şiiler son olarak ülkede kendilerini temsil eden El Vifak Cemiyeti Genel Sekreteri Şeyh Ali Selman'ın tutuklanması üzerine tekrar sokağa döküldüler.

Görülen o ki etnik, mezhebi ya da sınıf temelli ayrımcılık noktalarının kaldırılması Bahreyn'in aciliyetli ihtiyacı. Nitekim bir toplumda ister Sünni ister Şii ister Hıristiyan, Yahudi, hatta komünist, dinsiz, ateist olsun her inançtan, her düşünceden insanın birinci sınıf vatandaş kabul edilmesi şart. Mezhep ve görüş farkı gözetilmeksizin herkes eşit olmalı, gücü elde tutanlar bireysel hak ve özgürlükleri keyfi olarak kısıtlamamalı. Bu bağlamda Şiiler'in ya da diğer inanç veya düşünce gruplarından insanların Bahreyn'de yönetimi ellerinde bulunduranlarla eşit haklara sahip olmayı istemeleri son derece doğal.

Ancak hak ve özgürlüklerini talep etme noktasında meşru bir hassasiyet gösteren Şiiler'in unutmamaları gereken bir husus var ki o da kendileri için istedikleri şeyleri başkaları için de istemeleri gerektiği gerçeği. Hiç kuşku yok kendilerinden olmayanların hak ve özgürlüklerine de aynı oranda değer vermek, farklılıklara ve özel hayatlara saygı ve hoşgörüyle yaklaşmak Şiiler'in önceliği olmalı. Toplumdaki herkesin her türlü düşüncesini ve inancını rahatça ifade ettiği, karşısındakinin hayatına, fikirlerine, yaşantısına saygı duyduğu bir Bahreyn istediklerini ve modern İslam anlayışını savunan, ilerici, çağdaş bir ülke hedeflediklerini dile getirir ve bu konuda güven telkin ederlerse önlerinin süratle açılacağından ve ülkelerinin gelişimine büyük katkı sağlayacaklarından hiç şüphe yok.

Bahsedilen hususta El Halife yönetiminin ülkeye kazandırdığı artılar görmezden gelinemeyecek kadar fazla. Nitekim Bahreyn günümüz modern toplum standartlarında bir ülke. Pek çok İslam ülkesinin aksine sanatı, estetiği, medeniyeti, kadın haklarını savunan tavrıyla dikkat çekiyor. Ülkede kadınlar diledikleri gibi davranabiliyor, başı açık, mini etekli, dekolte bluzlu, şortlu bayanlar sokakta özgürce gezebiliyor, denize girebiliyor, araba kullanabiliyor, tek başlarına seyahat edebiliyor ve istedikleri yerde çalışabiliyorlar. Bunlar Bahreyn'de kadınların ikinci sınıf vatandaş görülmediğini ve din adına baskıya maruz kalmadıklarını ortaya koyan son derece isabetli uygulamalar. Dekolte giymek isteyen kadın dilediği gibi giyinebilirken çarşaf giymek isteyen kadın çarşaf giyebiliyor; bir diğer deyişle ne giyecekleri onlar adına belirlenmiyor. Çalışmak isteyen kadının karşısına din adına engel çıkarılmıyor, siyasette olmak isteyen kadın kısıtlanmıyor, sanatla ilgilenmek isteyenin önü kapatılmıyor. Tüm bunlar Bahreyn'i üstün kılan özellikler ve hiç kuşkusuz bunda El Halife yönetiminin özgürlükçü tavrının rolü büyük.

Gerçek şu ki bir ülkede barıştan, huzurdan ve güvenlikten söz edebilmek için öncelikle o ülkenin kadınlarının özgür olmaları ve hayatın içinde yer almaları gerekmektedir. Bahreyn bunu başarmış bir ülke. Umuyoruz ki bu güzel ülkede en kısa zamanda her kesimden, her düşünceden insanın kendini birinci sınıf vatandaş hissettiği bir düzen yerleşik kılınır, Şiiler modern anlayışı benimseyip hayata geçirebilme konusunda örnek bir davranış sergilerken Sünniler de Şiiler'in hak ve özgürlük taleplerine kulak verir, böylece Bahreyn'in aydınlık geleceği için hep birlikte sağlam ve akılcı adımlar atmış olurlar.

Adnan Oktar'ın Morocco World News'de yayınlanan makalesi:

http://www.moroccoworldnews.com/2015/04/156423/bahraini-shiites-want-freedom-everyone/

Masaüstü Görünümü

 

 

iddialaracevap.blogspot.com ahirzamanfelaketleri.blogspot.com ingilizderindevleti.net