Harun Yahya

Gerçek Dostlar Zor Zamanlarda Belli Olur



15 Temmuz 2016 günü Türk millet için sakin bir Cuma olarak başlamışken, Türk Silahlı Kuvvetlerinin içine sızmış olan azınlık bir grubun Türk Hükümetine yönelik kalkıştığı başarısız darbe girişimiyle acı yüklü bir geceye dönüştü. Açıkça söylemem gerekirse Türkiye’nin bu karanlık gecesi cesur Türk halkının vesilesiyle son derece aydınlık, pırıl pırıl güneşli bir sabaha uyandı. Türk halkı o gece asla olabileceğine ihtimal dahi vermedikleri bir gaddarlıkla karşılaştı. Kendi tankları sivil halkı ezdi, kendi helikopterler insanların üzerine ateş açtılar, Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı, yaralıları kurtarmaya çalışanlar kurşunlandılar. Gerçek Türk askerlerinin asla böyle vahşi bir eylem içinde olamayacağını biliyoruz, bunu yapanlar Türk Ordusu içine sızmış bir grup vatan haininden başkası değildi.

Tarihte yaşanan darbeler ülkemizi her zaman felç etmiştir

Türk vatandaşları olarak pek çok darbe, muhtıra ve post – modern darbe tecrübesi yaşamış bulunuyoruz ve bu tür eylemlerin mutlaka başarısızlığa mahkum olduklarını çok iyi biliyoruz. Ayrıca geçmişte yaşanan tüm bu girişimlerde yabancı güçlerin parmağı olduğunu da belirtmekte fayda var.

Örneğin İngiliz Derin Devleti her zaman dünyayı yönetme çabası içinde olmuştur ve sadece  22 ülke dışında kalan tüm ülkelerin yönetimlerini tarih boyunca ele geçirmeyi başarmıştır. Stratejik açıdan önem arz eden, petrol rezervlerine sahip veya ticari yönden karlı olan toprakların kontrolünü ellerinde tutmayı hedefleyen İngiliz Derin Devleti bunu yapmayı başaramadıkları ülkelerde B planını devreye sokmuştur. Diğer bir deyişle bu ülkelerde karışıklık çıkarmış ve o bölgeyi istikrarsız hale getirmiştir.

İşte bu politikanın sonucunda bir bölgede karmaşa hakim olduğunda derin devletler hemen kontrolü ellerinde tutmak adına yerel orduyu desteklemek için önlem alırlar. Türkiye’nin yaşadığı bu başarısız darbe girişiminde de olduğu gibi İngiliz Derin Devleti tarih boyunca Türkiye’de yaşanan darbelerde etkili olmuştur. Bunlara otuz altı Osmanlı Padişahından on ikisinin tahtan indirilmesine sebep olan Osmanlı döneminde yaşanan darbeler de dahildir. Sonuç olarak bizler kirli oyunlarla ülkemizi kontrol altına almaya kalkışanlara asla müsaade etmeyeceğiz.

Başarısız darbe girişiminin yaşandığı gece Türk halkı tek vücut oldu

O gece Türk halkı hep birlikte, yekpare bir duruşla başarısız darbe girişiminin karşısına dikildi ve 7 Ağustos’a kadar her gece sokakta nöbet tuttu. 7 Ağustos’ta gerçekleştirilen Demokrasi ve Şehitler Mitinginde yalnızca İstanbul’da beş milyondan fazla insan tek ruh, tek vücut olarak yerini almıştı. Türkiye’deki üç büyük siyasi parti lideri ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetler Komutanı da mitinge katıldı. Mitingde, Kuran tilavetinin ardından başarısız darbe girişiminde şehit düşen 240 kişi için saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal marşı okundu ve dua edildi. Alanda parti bayrakları veya siyasi sloganlar atılmadı, yalnızca sevgi ve kardeşliğin hakim olduğu bir toplantı oldu.

Türkiye’deki başarısız darbe girişimini kimler lanetledi?

Gerçek şu ki; Türkiye güya kendisine yakın müttefik olduklarını ilan eden ülkelerden, özellikle de Batı’dan, hiç de tatmin edici bir destek görmedi. Ancak Rusya Devlet Başkanı Putin ile İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı telefonla arayarak bu darbe girişimini kınadıklarını ve Türk hükümetine destek verdiklerini bildirdiler. Türkiye için yakın dost ve komşularından bu olumlu mesajları duymak oldukça teşvik ediciydi. Zor zamanlarda gerçek dostlar kendini göstermişti. Bu destek asla unutulmayacak türdendi. İran Dış işleri Bakanı Cevad Zarif, Türk mevkidaşı Mevlut Çavuşoğlu’nu darbe kalkışmasının yaşandığı gece defalarca aradı. Zarif o gece Türk halkıyla beraber ayaktaydı ve desteğini esirgemedi. Başarısız darbe girişimin bu kadar hızlı bir reaksiyonla kınanması gerçek dostların gerçek kardeşlerin birbirlerine göstereceği önemli bir destekti ve Türkiye bu güzel tavır karşısında her zaman müteşekkir kalacaktır. 

Türkiye, İran ve Rusya ile yoğun toplantılar gerçekleştirdi

Başarısız darbe girişiminden sonra  Rusya Federasyonu ve İran’la yeni ilişkiler kurmak için yoğun toplantılar düzenlendi. Öncelikle Gürcistan Başbakanı ve sonra da Kazakistan Devlet Başkanı Türkiye’ye geldiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan, St. Petersburg’a giderek geçen sene yaşanan uçak krizinden sonra ilk defa Putin ile görüştü. Bu görüşmeden önce de Putin, Bakü’de Ruhani ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile bir araya geldi.

İran Dış İşleri Bakanı Cevad Zarif başarısız darbe girişiminin ardından İran’dan Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan ilk politikacı oldu. Bu ziyaretin zamanlaması oldukça önemliydi. İran bu hareketiyle zor günler geçirmekte olan Türkiye’ye olan desteğini açıkça göstermiş oldu. Türkiye’nin Rusya ve İran’la gerçekleştirdiği toplantıları inceleyen Batılı gazeteciler ve uzmanlar Batı’dan yetersiz destek gören Türkiye’nin dış politikasında önemli bir değişiklik kaydedileceğini bildirdiler. Yapılan bu toplantılar sadece bunlarla da sınırlı kalmadı. Türk Dış İşleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu sadece bir hafta sonra İran’a sürpriz bir ziyarette bulundu. Sonrasında ise Putin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan 5 Eylül’de G20 Zirvesi esnasında Çin’de bir araya geldiler. Tüm bu resmi toplantıların pozitif sonuçlarını da oldukça hızlı bir biçimde almaya başladık.

Türkiye, Rusya ve İran’ın işbirliği bölgeyi büyük ölçüde etkileyecektir

Özellikle başarısız darbe girişiminden sonra Türkiye’nin İran ve Rusya ile yakınlaşması yalnızca bu ülkeler açısından faydalı olmakla kalmayacak tüm bölgeyi olumlu yönde etkileyecektir. Türkiye, Rusya ve İran geçmişte olduğu gibi gelecekte de müttefik olmaya devam edeceklerdir. Yakın bir zamanda Bakü’de yapılacak bir toplantı da bu müttefikliğin tüm taraflarca onaylandığının bir göstergesi olacaktır.

Orta Doğu veya Kuzey Afrika’dan ziyade Hazar Denizi bölgesi Müslümanların çoğunluğu için vatan toprağıdır. Buranın Batı ve Doğu için tampon bölge olduğu düşünülür. Rusya ve Azerbaycan’ın da bu bölgede istikrarı sağlamak açısından güçlü müttefikler olduğu bilinir. Yıllar içinde Orta Doğu’da da kendine köklü bir yer edinmiş olan Rusya, Irak ile Suriye’nin bütünlüğünü sağlamak için gayret göstermektedir. 

Birlik olmak demek güç ve kardeşlik demektir

Rusya ile Türkiye’nin gelecekte değerlendirecekleri çeşitli ekonomik işbirliği ve enerji projeleri de olacaktır. Bunları bir başka makalemde ele almayı düşünüyorum. Ancak hepsinin ötesinde iki ulusun arasındaki birlik çok önemlidir. İhtiyaç içinde kaldıklarında birbirlerinin yanında olduklarını göstermeleri sadakatlerinin en önemli göstergesidir. Türkiye’de yaşanan başarısız darbe girişimi her ne kadar acı bir bilançonun ortaya çıkmasına sebep olmuşsa da bu iki ülkenin birlikteliğine sebep olması açısından önemli bir dönüm noktası da olduğu aşikardır.

Adnan Oktar'ın Pravda.ru'da yayınlanan makalesi:

http://www.pravdareport.com/opinion/columnists/09-09-2016/135580-turkey_friends-0/

Masaüstü Görünümü

 

 

iddialaracevap.blogspot.com ahirzamanfelaketleri.blogspot.com ingilizderindevleti.net