Harun Yahya

KURAN, EVRENDEKİ 4 KUVVETE DİKKAT ÇEKİYOR

Günümüz
bilimi Rabbimizin, evreni 13,8 milyar yıl önce Büyük Patlama Big
Bang

olarak adlandırılan bir süreçle yarattığını göstermektedir.
Büyük Patlama’dan önce sıfır hacim ve sonsuz yoğunluğa
sahip, fizik yasalarının geçerli olmadığı, “tekillik”
singularity
denilen bir durum vardır. Bu ilk andaki enerji düzeyi ve evrenin
günümüze kadar geçirdiği tüm aşamalar çok hassas bir denge
üzerine varolmuştur. Büyük Patlama’dan sonra evren hızla
genişlemeye ve soğumaya devam ederken, kuark gibi temel parçacıklar
ve onların birbirleri arasındaki etkileşimlerini belirleyen temel
kuvvetler yaratılmıştır. 4 temel kuvvet olarak adlandırdığımız
(1) Güçlü Çekirdek Kuvveti, (2) Zayıf Çekirdek Kuvveti, (3)
Elektromanyetik Kuvvet, (4) Kütleçekim Kuvveti’nin herbiri,
evrenin ve dolayısıyla insan hayatının varolabilmesi için çok
kritik değerlere sahiptir.

“Güçlü
Çekirdek Kuvveti”, protonları ve nötronları oluşturan
kuarkları birarada tutar. Yani atom çekirdeğinin varolmasını
sağlar. Bu o kadar güçlü bir kuvvettir ki, iki kuarkı ayırmaya
çalışsanız başaramazsınız. Çünkü birbirinden uzaklaştırmaya
çalıştıkca çekim kuvvetleri artar ve bu zorlama sonunda o kadar
büyük bir enerji ortaya çıkar ki, ayrılan kuarklarınıza
yapışmış yeni kuarklar bulursunuz. Bu durum, iki uca sahip olan
lastiğin çekildikçe uzaması ve sonra koptuğunda, geride aynı
şekilde ikişer ucu olan iki lastiğinizin kalması gibidir! Güçlü
Çekirdek Kuvveti %1 veya %2 daha güçlü olsaydı, Güneş gibi
yıldızlarda, proton protonla çarpıştığından iki protonlu bir
çekirdek oluşurdu. Yani hidrojenden helyuma giden çekirdek
dönüşümü başlamadan biter ve Güneş’teki enerji kaynağı
oluşmazdı. Şu anki hassas değere sahip olduğu için, iki
protondan biri nötrona dönüşüyor ve protonla nötron
birbirlerine tutunabiliyor. Dolayısıyla hidrojenden, daha ağır
elementlerin oluşumuna giden süreç devam edebiliyor. Güçlü
Çekirdek Kuvveti daha zayıf olsaydı, başka bir sorun ortaya
çıkacak, tek bir protonu olan hidrojen çekirdeğine başka proton
katılamayacak ve yine hidrojenden başka element oluşmayacaktı.
“Zayıf
Çekirdek Kuvveti”, protonun nötrona veya nötronun protona
dönüşmesi gibi bazı “bozunum”ları sağladığı için,
değerindeki en ufak değişiklikler, çekirdek sentezini olumsuz
etkileyecek, evrende ve yıldızlarda hidrojenden ağır elementlerin
oluşumunu engelleyecekti.
“Elektromanyetik
Kuvvet” farklı yükteki parçacıkların birbirini çekmesini,
aynı yükteki parçacıkların ise birbirini itmesini sağlayan,
elektrik yüklerinin ortaya çıkardığı bir kuvvettir. Bilindiği
gibi elektronlar eksi yüklü, protonlar ise artı yüklüdür. Bu
iki atomaltı parçacığın elektrik yüklerinin oluşturduğu
kuvvet, atomun parçacıklara dağılmasını önler ve bütünlüğünü
korur. Elektronların çekirdeğe olan mesafeleri, yörünge
yerleşimleri hep Elektromanyetik Kuvvet’in sonucudur.
Elektromanyetik Kuvvet daha güçlü olsa, elektronlar atom
çekirdeğine yapışacak veya çok yaklaşacaklardı. Daha zayıf
olsaydı, elektronlar atom çekirdeği etrafındaki yörüngelerinde
kalamayacak ve dağılacaklardı. Her iki durumda da atom yapısını
koruyamayacağı için bildiğimiz mânâda madde hiçbir zaman
oluşmayacaktı.
“Kütleçekim
Kuvveti” etkisini en çok hissettiğimiz kuvvettir. Galaksilerin ve
yıldız sistemlerinin düzenini sağlar. Ay’ın Dünya çevresinde,
Dünya’nın da Güneş çevresinde dönmesini yani birarada
durmalarını sağlar. Büyük veya küçük, ağır veya hafif
herhangi iki kütle arasında mutlaka kütleçekim vardır. Ancak bu
kuvvet, kütleler arttıkça daha çok hissedilir. İki kütle
arasındaki mesafe arttığında ise kütleçekim zayıflar. Dünya,
Güneş’in kütleçekimini, Merkür’den daha az hisseder. Ay’ın
kütlesi Dünya’dan daha az olduğu için, merkezindeki kütleçekim
daha zayıftır. Yani çoğumuzun bildiği gibi, eğer Ay’da
olsaydık kendimizi daha hafif hissedecektik. Kütleçekim Kuvveti
daha güçlü olsaydı, Dünya, Güneş Sistemi ve tüm galaksiler şu
anki düzenlerinde olamayacaklardı. Dünya ya hiç var olamayacaktı
ya da Güneş’e daha yakın, tıpkı Merkür veya Venüs gibi
yaşamın olamayacağı kadar sıcak olacaktı. Kütleçekim Kuvveti
daha zayıf olsaydı, yıldız sistemleri ve galaksiler günümüzdeki
gibi asla birleşmeyeceklerdi. Dünya ya hiç var olmayacaktı ya da
Güneş’e daha uzak bir konumda, yaşamın olmayacağı kadar soğuk
olacaktı.
Evrenin,
Dünya’nın, yaşamın ve insanın varlığı için, tüm fizik
yasalarıyla beraber, Güçlü Çekirdek Kuvveti’nin, Zayıf
Çekirdek Kuvveti’nin, Elektromanyetik Kuvvet’in, Kütleçekim
Kuvveti’nin yani evrendeki 4 temel kuvvetin “belirlenmiş bir
ölçüde” hassas bir dengeyle yaratıldıklarını görüyoruz.
Evreni belli bir ölçüyle yoktan yaratan Rabbimiz, 1400 yıl önce
vahyettiği Kuran-ı Kerim’de bu gerçeğe şöyle dikkat
çekmektedir:
Göğe
gelince, onu yükseltti ve
ölçüyü
koydu. (Rahman suresi, 7)

Ayette
ölçü anlamındaki kelime “mizan”dır. Bu ayetten hemen sonraki
8. ve 9. ayetlerde Rabbimiz bizlere hakkaniyetli ve ölçülü olmayı
emrederken, “mizan” ve aynı Arapça kökten gelen “vezin”
kelimeleriyle, evrendeki 4 temel kuvvete işaret ediyor olabilir.

Ta
ki
ölçüde
haddi aşmayın! Ve
tartmayı
adaletle dosdoğru yapın, hem
ölçüde
eksiklik etmeyin” (Rahman suresi, 8-9)

Rahman
Suresi’nin 7., 8., 9. ayetlerinde toplam 4 kere geçen “mizan”
ve “vezin” kelimelerinin ayrı ayrı anlamlara işaret ettiğini
Bediüzzaman Said Nursi şöyle ifade etmektedir:

Sure-i
Rahman’da 7, 8 ve 9. ayetindeki dört mertebeye, dört nevi mizana
işaret eden dört defa “mizan” zikretmesi, kâinatta mizanın
derece-i azametini ve fevkalade pek büyük ehemmiyetini gösteriyor”
(Lem’alar,
30. Lem’a, 368)

Ayrıca
Elmalı Hamdi Yazır da tefsirinde bu ayetlerle ilgili şu yorumu
yapmaktadır:


...
Aynı manada bir tekrardan ibaret olmasının uygun düşmeyeceği
cihetle biz bunlardan her birinin ayrı bir manaya işaret ettiğine
inanıyoruz.”

Bilimin
gelişmesiyle tespit edilen, hassas ölçüyle belirlenmiş bu 4
temel kuvvete, 1400 yıl önce vahyedilen Kuran-ı Kerim’de işaret
ediliyor olması, evreni yoktan yaratanın, fizik yasalarını bir
ölçü ile belirleyenin, Kuran-ı Kerim’i vahyeden Yüce Rabbimiz
Allah olduğunun bir delilidir. En doğrusunu Allah bilir.
Sen
Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok.
Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.”
(Bakara Suresi, 32)


Masaüstü Görünümü